logo
24 EYLÜL 2026

Şanlıurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem

Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesinde, saat 10.40'da 5,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

24.09.2026 11:27:00 / Güncelleme: 24.09.2026 11:36:15
AA
 
Şanlıurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem
Şanlıurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Karaköprü olan 5,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin, yerin 7,39 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.

Şanlıurfa merkezli deprem, kent merkezinin yanı sıra Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Batman, Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa ve Malatya'da da hissedildi.

Depremin ardından vatandaşlar, cadde, sokak ve parklara çıkarak beklemeye başladı.

Vali Şıldak'tan ilk açıklama

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, herkese geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Sahada yapılan ilk incelemede, şu an için herhangi bir can kaybı ve yıkım söz konusu değil. Herkese geçmiş olsun. Sahadaki tarama çalışmalarımız sürüyor." diye konuştu. 

Rize'de şiddetli yağış ve heyelanın bilançosu netleşiyor

Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, meydana gelen heyelan ve su baskınlarında şu ana kadar tespit edilen zararın yaklaşık 1 milyar 42 milyon lira olduğunu belirterek, "Çalışmalar devam ediyor" dedi

24.09.2026 12:18:00 / Güncelleme: 24.09.2026 12:20:53
İHA
 
Rize'de şiddetli yağış ve heyelanın bilançosu netleşiyor
Rize'de şiddetli yağış ve heyelanın bilançosu netleşiyor
Rize'de 19 Eylül Cumartesi akşamı başlayan ve metrekareye yer yer 200 kilograma kadar düşen şiddetli sağanak, cadde ve sokaklarda su baskınlarına, kırsal ve eğimli kesimlerde ise zemin kaymaları ile heyelanlara yol açtı. İlçe merkezleri ile köy yollarında çökmeler meydana gelirken, birçok konut, iş yeri ve tarım arazisinde hasar oluştu.

Afetin hemen ardından AFAD koordinasyonunda Karayolları, Devlet Su İşleri (DSİ), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, Defterdarlık, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile İl Özel İdaresi ekipleri sahada kapsamlı inceleme başlattı. İyidere, Pazar ve Derepazarı ilçelerinde meydana gelen heyelan ve su baskınlarının ardından başlatılan hasar tespit çalışmalarında ilk etap tamamlandı. Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, şu ana kadar tespit edilen toplam hasar ve zararın yaklaşık 1 milyar 42 milyon lira olduğunu açıkladı.

"En büyük tesellimiz can kaybı yaşanmaması"

Vali Baydaş, afetin boyutunun büyüklüğüne dikkat çekerek, en sevindirici noktanın can kaybı olmaması olduğunu vurguladı. Vali Baydaş, "Sevindiğimiz mesele burada can kaybının yaşanmamasıdır. Afetin büyüklüğüne rağmen, ki metrekareye yer yer 200 kiloya yakın yağışın düştüğü bir afetten bahsediyoruz. Herhangi bir can kaybının olmayışı bizim açımızdan sevindirici husustur. Geri kalan hasar tespitleri ve hasarlı olan yerlerin tadili, tamiri de o gün itibarıyla başlamıştı. Şimdi tespitler gerçekleştikçe devam ediyoruz" dedi.



200 noktada çalışma

Sahadaki ekiplerin şu ana kadar 200 ayrı noktada incelemelerini sürdürdüğünü belirten Vali Baydaş, "AFAD İl Müdürlüğümüz, Karayolları, Devlet Su İşleri, Defterdarlığımız, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğümüz, Tarım Müdürlüğümüz, bu saha tespitlerini yapan ekiplerimiz ve İl Özel İdaremiz bütün tespit ve değerlendirmelerinin ilk etabını gerçekleştirdiler. 200 noktada çalışma yaptı arkadaşlarımız. Şu ana kadar tespit edilen hem hasar hem de zarar noktasında araç, iş yeri ve ev zararları gibi maddi kayıplar ile istinat duvarı, menfez, yol ve konut hasarları yer alıyor. Önümüzde şu ana kadar tespit edilen 1 milyar 42 milyon liralık bir rakam var. Çalışmalar devam ediyor; cuma gününe kadar ekiplerimiz sahada olacak ve nihai icmali çıkaracağız. Bunun ödenek boyutuyla ilgili taleplerimizi de ivedilikle gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı.

Riskli bölgelere teknik rapor ve tedbir çağrısı

Heyelan riski altındaki yerleşim yerlerinde sürekli teyakkuzda olunduğunu belirten Baydaş, vatandaşların birebir telefonla dahi uyarıldığını ifade etti. Riskli sahalara ilişkin sürecin teknik heyetler tarafından titizlikle incelendiğini söyleyen Vali Baydaş, "Yaklaşık 30 hanenin bulunduğu bir bölgede alt tarafın tamamen heyelan gördüğünü tespit ettik. Vatandaşımızı yerinden etmek istemeyiz ancak orası bizim açımızdan artık bir risk bölgesidir. Bilim insanları, jeoloji ve inşaat mühendislerinden oluşan teknik heyetin raporu tamamlanıncaya kadar o bölgeyi riskli kabul ediyor ve yağışlar öncesinde gerekli tedbirlerin alınmasını sağlıyoruz" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü

24.09.2026 12:13:00
AA
 
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 81. Genel Kurulu'na katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği ABD'nin New York şehrinde Genel Kurul başta olmak üzere birçok toplantıya katıldı, ülke liderleri ve uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisiyle önemli görüşmeler gerçekleştirdi.

BM Genel Merkezi karşısında yer alan Türkevi'nde yoğun diplomatik görüşmeler yapan Erdoğan'ın görüşme ve kabullerinde ikili ilişkiler ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.

Türkiye'nin barış, istikrar ve diyalog temelindeki yaklaşımını muhataplarıyla paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 Eylül'de Vietnam Devlet Başkanı To Lam ile görüştü.

Türkiye'nin, iki ülke ilişkilerinin "Stratejik Ortaklık" seviyesine yükseltilmesi önerisine Vietnam'ın olumlu yanıt vermesinden memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, Vietnam ile yatırım, ticaret, savunma sanayisi başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmek için çalıştıklarını ifade etti.

Erdoğan, iki ülkenin uluslararası alanda da birlikte çalışmaya devam etmesinin önem arz ettiğini ve bunu sürdürmek gerektiğini belirtti.

Vietnam Devlet Başkanı To Lam'in ardından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Yunus el-Menfi ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Libya'da istikrarın devamı için gayret gösterdiğini, diyalog ve uzlaşıyı amaçlayan sürecin devamının önemli olduğunu, Türkiye'nin Libya'nın menfaatine olmayan hiçbir formüle rıza göstermeyeceğini kaydetti.

Erdoğan, Menfi ile görüşmesinde iki ülkenin enerji, savunma ve madencilik alanlarındaki işbirliğini artırmak için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Menfi ile görüşmesinden sonra Kuveyt Veliaht Prensi Sabah Halid el-Hamed es-Sabah'ı kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, bölgedeki zorlu ve çatışmalı süreçte Kuveyt gibi kardeş ülkelerin yanında olduğunu belirtti.

Görüşmede, iki ülkenin ticaret ve enerji başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmek için çalıştığını anlatan Erdoğan, Türkiye'nin bölgedeki zorlu ve çatışmalı süreçte Kuveyt gibi kardeş ülkelerin yanında olduğunu bir kez daha ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in bölgedeki saldırganlığının önünün alınması gerektiğini vurgulayarak, bunu sağlamak için uluslararası gayretlerin desteklenmesinin önemine işaret etti.

İlk günkü temaslarında Kosova Başbakanı Albin Kurti'yi de kabul eden Erdoğan, Türkiye'nin Kosova'ya, uluslararası camiada hak ettiği yeri alması için desteğinin devam edeceğinin, Türkiye'nin Balkan ülkeleri arasındaki diyaloğu da desteklediğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, iki ülkenin ticaret hacmini potansiyeline yakışır şekilde artırmak için adımlar atmayı sürdüreceklerini, güvenlik ve savunma sanayii alanlarındaki işbirliğini de ilerleteceklerini ifade etti.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ı da Türkevi'nde kabul eden Erdoğan, Türkiye'nin Lübnan'da kalıcı huzur ve istikrarın sağlanması için gayret gösterdiğini, BM Lübnan Geçici Görev Gücü'nün yerini almak üzere uluslararası bir girişime ihtiyaç olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zor zamanlarda Türkiye'nin Lübnan halkının yanında olmaya devam edeceğini, Lübnan'a insani yardım ve tıbbi destek göndermeyi sürdüreceğini kaydetti.

Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze'yi kabul eden Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin, Gürcistan'ın 18 yıldır en büyük ticaret ortağı olmasından memnuniyet duyduğunu, ticaret, ulaştırma, güvenlik başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini daha ileri taşıyacak adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti.

İki ülkenin uluslararası alanda dayanışmasını sürdürmesinin önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan işbirliği mekanizmalarından en verimli şekilde istifade edilmesinin de ülkelere fayda sağlayacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk günkü diplomasi trafiğini Doktor Patrick Soon-Shiong ile tamamlayarak, "100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri" etkinliğinde katılımcılara hitap etti.

Türkiye-ABD ilişkilerinin ikinci yüzyılına girerken işbirliğinin yeni alanlarda geliştirilmesine yönelik yaklaşımını ortaya koyan Erdoğan, "Bölgemizde ve dünyada karşı karşıya bulunduğumuz çatışmalar, savaşlar ve krizler, Türkiye ile Amerika'nın yakın diyalog içinde olmasını gerektiriyor. Amerika'yla tesis ettiğimiz diyalog ve eş güdüm sayesinde Orta Doğu başta olmak üzere Afrika'dan Asya'ya küresel etkilerine tanık olduğumuz birçok meselede ülkelerimiz için olumlu neticeler alıyoruz. Önümüzdeki dönemde de gayretlerimizi artırarak bunu sürdürmekte kararlıyız." ifadelerini kullandı.

BM Genel Kurulu'na hitap
New York'taki temaslarının ikinci gününde BM Genel Kurulu'na hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmiş yıllarda başbakan, ardından cumhurbaşkanı sıfatıyla katıldığı 16'ncı BM Genel Kurulundaki hitabını 4'üncü sırada yaptı.

Konuşmasına BM'nin 81'inci Genel Kurulu'nun başta mazlumlar olmak üzere, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Erdoğan, konuşmasının büyük bölümünü Filistin'e, Gazze'de devam eden soykırıma ayırdı.

Bir gün herkesin, insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacağına işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz. Çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Fakat yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki Genel Kurul temasını fevkalade isabetli buluyorum."

Erdoğan, "190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi, 'Dünya 5'ten büyüktür' ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hitabında, "Tayyip Erdoğan olarak vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabb'im ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onlar için de konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim." ifadelerini kullandı.

Guterres ile görüşme
BM 81. Genel Kurul görüşmelerinde katılımcılara hitabının ardından ikili temaslarını sürdüren Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görev süresinin sonuna yaklaşan Guterres ile küresel barış ve güvenliği ilgilendiren pek çok konuda yakın çalıştıklarını söyledi.

İsrail'in Gazze'de barış istemediğinin bir kez daha ortaya çıktığını, Batı Şeria'daki yerleşimci terörü ile Kudüs'teki kutsal mekanlara yapılan saldırıların durumu daha da kötüleştirdiğini belirten Erdoğan, iki devletli çözüm zemininin korunması gerektiğini bildirdi.

Erdoğan, İran ve Ukrayna'da tansiyonun düşürülmesi gerektiğini, Türkiye olarak diplomatik sürece bağlı kalınması için gayret gösterdiklerini, Hürmüz konusunda bölge içinden doğacak bir sürecin fayda sağlayabileceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliği için taraflardan sorumlu tutum sergilemelerini beklediklerini, Türkiye'nin Karadeniz'de ticaret gemilerinin hedef alınmasından rahatsız olduğunu vurguladı.

Erdoğan, görüşmede, Ada'da Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü tanımayan hiçbir önerinin netice vermeyeceğini bildirdi.

"İsrail saldırganlığının dizginlenmesi için uluslararası toplumun baskı kurması önemli"
Guterres ile görüşmesinin ardından BM Genel Merkezi'nde Senegal Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani ile görüştü.

Türkiye ve Katar olarak ikili ilişkileri yatırım, ticaret, enerji ve savunma sanayisi başta olmak üzere her alanda daha ileri seviyelere taşımak için çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Erdoğan, bölgede enerji arzını olumsuz etkileyen gelişmelerin herkesi sıkıntıya soktuğunu belirtti.

Erdoğan, enerji ve ulaştırma koridorları alanlarındaki işbirliğini ilerletmenin önemli olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in Gazze'de barış yönünde adımlar atmamakta ısrar ettiğine dikkati çekerek, bölgedeki İsrail saldırganlığının dizginlenmesi için uluslararası toplumun güçlü bir şekilde baskı kurmasının önemli olduğunun altını çizdi.

Görüşmenin ardından İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ı da kabul eden Erdoğan, Türkiye-İngiltere ilişkilerinin her alanda güçlendiğini, savunma sanayisi ve ticaret başta olmak üzere, birçok başlıkta atılacak adımlarla işbirliğinin daha ileriye taşınacağına inandığını ifade etti.

İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'da barış istemediğini defalarca eylemleriyle ortaya koyduğunu, buna karşı uluslararası toplum baskısının önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, İran ve Ukrayna'da gerilimin arttığını, Hürmüz konusunda mutabakat sağlanmasıyla müzakere sürecinin yeniden sağlanabileceğini kaydetti.

Erdoğan, Ukrayna konusunda bir yenişememe halinin hakim olduğunu belirterek, Karadeniz'de Türk veya yabancı ticaret gemilerinin hedef alınmasının durumu daha da karmaşıklaştırdığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının Ada'daki egemen eşitliği ve uluslararası statüsünün tanınmadığı hiçbir formülün sonuç vermeyeceğinin altını çizdi.

BM Genel Merkezi'nde Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi de kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Japonya'nın ikili ticaret hacmini kısa sürede dengeli bir şekilde artırma potansiyelinin bulunduğunu, enerji, altyapı ve savunma sanayisi alanlarındaki işbirliği fırsatlarını değerlendirmenin önemli olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin, bölgesinde ve dünyada barış için gayret gösterdiğini kaydeden Erdoğan, savaşların tahrip ettiği Suriye, Gazze ve Ukrayna'nın yeniden imarının da önemli olduğunu belirtti.

Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülke liderleriyle toplantı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülke liderlerinin katıldığı İran konulu toplantıya iştirak etti.

ABD Başkanı Trump, Gazze konusunda önemli adımlar attıkları ve bölgedeki krizi sona erdirmek için çaba gösterdikleri sürece ilişkin konuşurken Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dönerek, "Tam olarak bir yıl önce, birçok ülke Birleşmiş Milletlerin yan etkinlikleri kapsamında burada bir araya gelerek Gazze'deki kanlı savaşı nasıl sona erdirebileceğimizi tartışmıştık ve neredeyse aynı isimler buradaydı. Aralarında Türkiye'den gelen, tam şuradaki dostum da vardı. Kendisi sert bir adamdır. Onunla uğraşmayın. Kendisi gerçekten harika bir adamdır." ifadesini kullandı.

BM Genel Merkezi'ndeki temaslarının ardından Türkevi'ne gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile görüştü.

Türkiye ve Polonya arasındaki ticaret hacmini artıracak adımlar atmanın faydalı olacağını, savunma sanayisi başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini ileri taşımak için çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Erdoğan, Türkiye olarak Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona ermesi için gayret gösterdiklerini, özellikle Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliği için çalıştıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'de barış ve huzurun hakim olması için uluslararası toplumun iki devletli çözüme desteğinin sürmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Nawrocki ile görüşmesinin ardından Erdoğan, Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman'ı kabul etti.

Türkiye ile Bangladeş arasındaki ilişkilerin daha kurumsal zemine taşınması ihtiyacından söz ederek, savunma sanayisi alanında işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini ve karşılıklı ticaret hacminin artırılması için adımlar atılmasının faydalı olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bangladeş'in 1 milyonu aşkın Rohingyalı Müslümana kucak açmış olmasının takdirle karşılandığını, Türkiye olarak barınma, eğitim ve altyapı alanlarındaki insani yardımların süreceğini ifade etti.

Erdoğan, Lotte NY Palace Hotel'de ABD Başkanı Donald Trump tarafından BM 81. Genel Kurulu'na katılan devlet başkanları ve eşleri onuruna verilen davete iştirak ederek ikinci günkü temaslarını tamamladı.

Paşinyan'ı kabul
Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü günkü temaslarına Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ı kabul ederek başladı.

Görüşmede, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ikili ticaret ve ulaştırma alanlarındaki normalleşme sürecini desteklediklerini, ilişkilerde yakalanan olumlu ivmenin devamının önemli olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye olarak Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecinde karşılıklı adımlar atılmasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Erdoğan, Ermenistan ile uluslararası organizasyonlarda gelişen işbirliğinin, normalleşme sürecine katkı sağladığını söyledi.

Paşinyan'ın ardından Erdoğan'ın Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'yi kabulünden sonra Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, "Türkiye-Irak ortak basın açıklaması"nı paylaştı.

Buna göre, Türkiye ve Irak makamlarının iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri tüm veçheleriyle ele aldıkları görüşmelerde, taraflar güvenlik alanında işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı. Bu çerçevede Sincar'da devlet otoritesinin bütünüyle tesisi ve yasaklı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi konusunda anlaşıldı.

Irak'ın bu güvenlik uygulamalarında kaydettiği ilerleme çerçevesinde, kararlaştırılan mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda, Türk kuvvetleri Başika-Zilkan yerleşkesini Irak Federal Hükümetine kademeli olarak teslim edecek.

Taraflar ayrıca, ikili ticaret ve yatırım hacminin genişletilmesi, imzalanan anlaşmaların derhal uygulamaya konulması ve başta Kalkınma Yolu Projesi olmak üzere ortak stratejik projelerin hızlandırılması hususlarında görüş birliğine vardı.

Türkevi'nde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın kalıcı barışla neticelenmesi için Türkiye'nin elinden geleni yapmaya her zaman hazır olduğunu, doğrudan müzakerelerin canlandırılması için çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliği konusunda adım atılmasının gerekli olduğunu, ticari gemilere saldırının izahının olamayacağını, taraflardan sorumlu davranış beklediklerini ifade eden Erdoğan, Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin geliştirilmesi için de adımlar atmayı sürdüreceklerini söyledi. Erdoğan, enerji, madencilik ve savunma sanayisi başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini artırmanın iki ülke açısından yararlı olacağını kaydetti.

Türkiye-ABD İş Konseyi Toplantısı
Türkiye-ABD İş Konseyi Toplantısı'na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "ABD ile stratejik işbirliğimiz her alanda gelişiyor. Siyasi ilişkilerimizde yakaladığımız ahengi ekonomik, ticari ilişkilerimize de yansıtmayı arzu ediyoruz." dedi.

Sanayide katma değeri artırmak için hedefli ve seçici politikalar uyguladıklarını belirten Erdoğan, "Yapay zekada bize güç katacak ve dijital dönüşümü destekleyecek altyapı yatırımlarını hızlandırıyoruz. Sağlık alanında Ankara'da kurmakta olduğumuz endüstri bölgesiyle yatırımcılara güçlü teşvikler sağlıyoruz. Bölgesel potansiyelimizi harekete geçirmek için Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Kısacası, Türkiye şoklara yalnızca tepki veren değil, şoklara direnç kazanmış, dayanıklılığa, verimliliğe ve ekonomik güvenliğe yatırım yapan bir ekonomidir." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika ile ekonomik münasebetleri yalnızca ticaret rakamları üzerinden okumanın doğru olmayacağını belirterek, "Küresel ekonomik düzenin yeniden kurgulandığı bir dönemde Türkiye ile stratejik bir ekonomik işbirliği modeline ihtiyaç olduğu kanaatindeyim." dedi.

"BM Genel Sekreteri İklim Etkinliği"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, temasları kapsamında BM Genel Merkezi'nde düzenlenen "BM Genel Sekreteri İklim Etkinliği"ne katıldı.

Bu buluşmanın, iklim değişikliğine dair aldıkları kararların uygulamaya geçtiği bir etkinlik olması için çalıştıklarını dile getiren Erdoğan, "Avustralya ile birlikte farklı coğrafyaların beklentilerini gündeme taşıyacak bir anlayışla hazırlıkları yürütüyoruz. Fiji'de düzenlenecek Pre-COP'un ve Tuvalu'daki liderler buluşmasının Pasifik ülkelerinin seslerinin duyurulmasına vesile olacağına inanıyorum." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, COP31 kapsamında bilhassa elektrifikasyon ve sıfır atık gibi öncelikli alanlarda 2035'e giden süreçte yeni hedefler belirlediklerini ve katılımcılardan bu gündeme güçlü destek vermelerini beklediklerini anlatarak, şunları kaydetti:

"İklim hedeflerimizi toplumsal ve ekonomik gerçeklerle buluşturamadığımız her öneri başarısızlığa mahkum olacaktır. Ülkelerin refahını güçlendirecek adımların kendi şartları, imkanları, kalkınma öncelikleri doğrultusunda şekillenmesi gerekiyor. Finansman ve teknolojiye erişimdeki eşitsizlikler sürerken bütün ülkelerden aynı hızla ilerlemelerini beklemek gerçekçi değildir. İklim hedefleriyle kalkınma ve refah arasında güçlü bir bağ kurabildiğimiz ölçüde adil geçişi de kalıcı hale getirebiliriz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "BM Genel Sekreteri İklim Etkinliği" sonrası Türkevi'nin yanında yer alan, Türklere ait bir pastanede vatandaşlarla bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın New York programının son ayağı, TASC, UID, MÜSİAD ve ABD Müslüman Kuruluşlar Konseyince düzenlenen etkinlik oldu.

Programda, "Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde maalesef sorunlar yaşanıyor. Müslümanlardan entegre olmasını değil, asimile olmaları bekleniyor. Biz ise entegrasyona evet, asimilasyonun her çeşidine hayır diyoruz" ifadesini kullanan Erdoğan, ABD'deki ara seçimlerle ilgili de "Yaklaşan ara seçimlerde tüm vatandaşlarımızı demokratik haklarını kullanmaya, seslerini duyurmaya davet ediyorum. İradenizi sandığa en üst seviyede yansıtmanız çok, çok önemlidir. Birlik içinde, beraberlik içinde en önemlisi de kardeşlik içinde buradaki faaliyetlerinizi başarıyla sürdürmenizi gönülden temenni ediyorum." değerlendirmesini yaptı.

Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunda geniş yankı uyandıran fon dolandırıcılığı ve piyasa manipülasyonu soruşturmasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Fon piyasalarında son iki yıldır yaşanan olağan dışı hareketlilikleri yakından takip ettiklerini belirten Gürlek, yurt dışına kaçırılmak istenen 40 milyon dolarlık transferin adli tedbirlerle bankada bloke edilerek engellendiğini açıkladı. Bakan Gürlek, yargı sürecinin öncelikli amacının iyi niyetli vatandaşların mağduriyetlerini gidermek ve kaçırılan paraları ülkeye geri getirmek olduğunu vurguladı

23.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"
Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"
Birleşmiş Milletler zirvesi kapsamında gittiği New York'ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, borsada yaklaşık 8,5 milyon vatandaşın yatırım yaptığını hatırlatarak piyasadaki hareketliliği uzun süredir gözlemlediklerini ifade etti.

Son iki yıllık süreçte bazı yatırım fonları ve bağlı hisselerde orantısız büyümeler yaşandığına dikkat çeken Gürlek, "Bazı hisseler normal seyrinde ilerlerken, bazılarında yüzde 400, yüzde 500 hatta yüzde 5 bin seviyelerine ulaşan anormal, olağan dışı artışlar tespit ettik" dedi.

Bakan Gürlek, başsavcılıkların bu tür sermaye piyasası suçlarında Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) ihbarı veya izni olmadan resen soruşturma başlatamadığını hatırlatarak, yapılan tespitlerin ardından sürecin hızla hukuki boyuta taşınması için SPK ile gerekli koordinasyonun sağlandığını ve adli adımların atıldığını aktardı.

"40 milyon dolarlık transfer bankada engellendi"

Soruşturma kapsamında şüphelilerin mal varlıklarına ve şirketlerine yönelik gecikmeksizin el koyma ve tedbir kararları uygulandığını belirten Gürlek, operasyonun mali ayağına dair kritik bir bilgiyi paylaştı.

Fon sahiplerinin ve yöneticilerinin paraları yurt dışına kaçırma girişiminde bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, "Yurt dışına para çıkarmaya çalıştılar, anlık hamlelerle bunu durdurduk. Tam 40 milyon dolarlık bir para transferi gerçekleştirilmek istenirken, aldığımız mahkeme kararı doğrultusunda banka bu transfere izin vermedi ve para bloke edildi" şeklinde konuştu.

Soruşturma dalga dalga genişliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesinin ardından derinleştirilen soruşturmada gözaltı ve tutuklama sayıları da artıyor.

Bakan Gürlek, dosya kapsamında şu ana kadar toplam 60 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı. Yürütülen operasyonlar neticesinde aralarında fon yönetim kurulu başkanları ve şirket yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapılırken, firari durumda olan şüphelilerin yakalanması için çalışmaların titizlikle sürdüğü belirtildi.

"Cumhurbaşkanımız süreci yakından takip ediyor"

Soruşturmanın sadece adli değil, çok boyutlu bir mali koordinasyonla yürütüldüğünü ifade eden Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da gelişmeleri yakından izlediğini dile getirdi.

Konuyla ilgili olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı, BDDK ve SPK başkanlarıyla düzenli değerlendirme toplantıları yaptıklarını söyleyen Gürlek, "Vatandaşlarımızın dişinden tırnağından artırarak yaptığı birikimlerin iyi niyet suistimaliyle heba edilmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Asıl amacımız, yurt dışına kaçırılan bu paraları geri getirmek ve hak sahiplerinin mağduriyetlerini tamamen gidermektir" diyerek kararlılık mesajı verdi.

Manifest'in kurucusunun uyuşturucu testi sonucu belli oldu

Manifest müzik grubunun kurucusu ve menajeri Tolga Akış'ın uyuşturucu testinin negatif çıktığı öğrenildi

23.09.2026 14:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Manifest'in kurucusunun uyuşturucu testi sonucu belli oldu
Manifest'in kurucusunun uyuşturucu testi sonucu belli oldu
Manifest müzik grubunun kurucusu ve menajeri Tolga Akış, "müstehcenlik", "uyuşturucu madde kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında 28 Ağustos tarihinde gözaltına alınmış, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti. Akış, savcılık işlemlerinin ardından "müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek" suçundan tutuklanmıştı.

Uyuşturucu maddeye rastlanmadı

Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu tarafından Akış'tan alınan kan, idrar ve saç örneklerinin incelendiği öğrenildi. Yapılan incelemelerde söz konusu örneklerde uyuşturucu maddeye rastlanmadığı belirtildi.

İçişleri Bakanı Çiftçi, "Tehlike okula gelmeden tedbir alacağız" dedi

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ankara’da “Göreve Yeni Atanan Emniyet Müdürleri Toplantısı”nda Manisa’da yaşanan okul saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu hadisenin bütün yönleriyle aydınlatılması için gerekli adli ve idari süreçler titizlikle yürütülmektedir. Tehlike okulun kapısına gelmeden tedbirimizi alacağız" dedi

23.09.2026 12:07:00
Haber Merkezi
 
İçişleri Bakanı Çiftçi, "Tehlike okula gelmeden tedbir alacağız" dedi
İçişleri Bakanı Çiftçi, "Tehlike okula gelmeden tedbir alacağız" dedi
İçişleri Bakanı Çiftçi, "Tehlike okula gelmeden tedbir alacağız" dedi

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ankara'da "Göreve Yeni Atanan Emniyet Müdürleri Toplantısı"nda Manisa'da yaşanan okul saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu hadisenin bütün yönleriyle aydınlatılması için gerekli adli ve idari süreçler titizlikle yürütülmektedir. Tehlike okulun kapısına gelmeden tedbirimizi alacağız" dedi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Emniyet Müdürleri Toplantısı'nda konuştu. Çiftçi okul saldırılarına ilişkin kritik mesajlar verdi:

Bu hadisenin bütün yönleriyle aydınlatılması için gerekli adli ve idari süreçler titizlikle yürütülmektedir.
Turgutlu'da yaşanan hadise vesilesiyle özellikle altını çiziyorum; Okul güvenliği konusunda çok hassas olacaksınız.
Tehlike okulun kapısına gelmeden tedbirimizi alacağız.
Hiçbir emniyet müdürümüz bundan sonra okul güvenliğini rutin bir asayiş başlığı olarak görmemeli, değerlendirmemelidir. Çocuklarımızın güvenliği, milletimizin geleceğinin güvenliğidir.
Bu hadisenin bütün yönleriyle aydınlatılması için gerekli adli ve idari süreçler titizlikle yürütülmektedir.

‘Kendine dikkat et, daha gençsin’

Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı

23.09.2026 12:07:00
Haber Merkezi
 
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı.

Altaylı'nın ifade sırasında soruşturmayı yürüten başsavcı vekiline, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" dediği bildirildi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişmeye daha imza attı.

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan eski istihbaratçı ve FETÖ hükümlüsü Enver Altaylı'nın, ifade işlemi sırasında soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcı Vekili'ne yönelik sözleri nedeniyle resen soruşturma başlatıldı.

Başsavcılığın açıklamasına göre Altaylı, savcıya yönelik olarak, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" ifadelerini kullandı.

Bu sözler üzerine Altaylı hakkında "kamu görevlisine karşı tehdit" suçundan ayrıca soruşturma başlatıldığı açıklandı.

Önce tutuklama, ardından tehdit soruşturması



Altaylı, Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında 22 Eylül'de ifadesi alınmak üzere Silivri Adliyesi'ne getirildi. Soruşturmayı yürüten savcılık, ifadesinin ardından Altaylı'yı "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk etti.

Silivri Sulh Ceza Hakimliği, Altaylı'nın tutuklanmasına karar verdi. Böylece Altaylı, 2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada tutuklanan şüpheliler arasına katıldı.

Ancak Altaylı'nın adliyedeki işlemleri bununla sınırlı kalmadı. Savcılığa yönelik sözleri nedeniyle hakkında ikinci bir adli süreç başlatıldı.

Kozinoğlu dosyası yeniden açılmıştı

Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesine ilişkin dosya, Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılması sonrasında yeniden açıldı.

Başsavcılık, olayın tüm yönleriyle yeniden araştırılması amacıyla özel bir soruşturma ekibi oluşturdu. Soruşturma kapsamında ceza infaz kurumunda görev yapan kişiler ile Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.

Soruşturmanın önemli adımlarından biri de Kozinoğlu'nun mezarının açılması oldu. "Feth-i kabir" işlemiyle mezardan alınan örneklerin Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmesi ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesi hedefleniyor. Başsavcılık ayrıca ölümde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının araştırıldığını bildirdi.

Tutuklu sayısı artmıştı

Soruşturma kapsamında daha önce dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve cezaevi savcısı Necip Doğan dahil bazı şüpheliler tutuklanmıştı.

21 Eylül'de ise eski gazeteci Osman Arslan tutuklanırken, dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ile vardiya amiri Kazım Beyke adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Böylece Altaylı'nın tutuklanmasından önce soruşturmadaki tutuklu sayısı 7'ye yükselmişti.

Öte yandan Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli albay Hasan Atilla Uğur ve emekli yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında da ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

Soruşturmanın seyri merak konusu

Kozinoğlu dosyasında yeniden soruşturma başlatılması, mezarın açılması, cezaevinde görev yapan isimler hakkında adli işlemler yapılması ve son olarak Enver Altaylı'nın "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklanması dosyanın kapsamını genişletmiş durumda.

Altaylı'nın savcıya yönelik sözleri nedeniyle başlatılan yeni soruşturma ise ana dosyadan bağımsız olarak kamu görevlisine karşı tehdit iddiasını gündeme getirdi.

Soruşturmaların sonucunda hem Kozinoğlu'nun ölümünün kesin nedeni hem de olayda üçüncü kişilerin herhangi bir rolünün bulunup bulunmadığı belirlenecek. Şu aşamada dosyadaki suçlamalar soruşturma ve yargılama konusu iddialar niteliğinde bulunuyor.

ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

ÖSYM'nin, 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı" başvuruları başladı

 

23.09.2026 11:03:00
Anadolu Ajansı
 
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (2026-EUS) ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı (2026-STS Eczacılık)" başvuruları başladı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, bugün başlayan başvurular 1 Ekim'e kadar sürecek.

Adaylar, başvurularını ÖSYM başvuru merkezlerinin yanı sıra ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" internet adresinden veya ÖSYM aday işlemleri mobil uygulamasından yapabilecek.

Sınavlara ilişkin ayrıntılı bilgi sınav kılavuzlarında yer alıyor.

Kızı ‘güdümlü senaryo’ diyerek isyan etmişti

2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturma 15 yıl sonra yeniden büyüdü

23.09.2026 10:20:00
Haber Merkezi
 
Kızı ‘güdümlü senaryo’ diyerek isyan etmişti
Kızı ‘güdümlü senaryo’ diyerek isyan etmişti
2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturma 15 yıl sonra yeniden büyüdü.

FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı, "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklandı. Altaylı'nın kızı Dilara Yılmaz ise daha soruşturma aşamasında babasının Kozinoğlu'nun ölümüyle ilişkilendirilmesine tepki göstererek süreci "güdümlü bir senaryo" olarak nitelendirmişti.

15 YIL SONRA DOSYA YENİDEN AÇILDI



Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde rahatsızlanmasının ardından hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından soruşturma yürütülmüş, ancak dosya yıllar sonra yeniden kapsamlı biçimde ele alındı.

Son soruşturmayla birlikte dönemin cezaevi yöneticileri, savcıları ve Kozinoğlu'nun çevresindeki bazı isimler yeniden mercek altına alındı. Son olarak eski gazeteci Osman Arslan da tutuklanırken, soruşturmada tutuklu sayısının 7'ye yükseldiği bildirildi.

ALTAYLI İÇİN ÖNCE SEVK, SONRA TUTUKLAMA

Soruşturmanın yeni halkası Enver Altaylı oldu.

82 yaşındaki Altaylı'nın Sincan Cezaevi'nden İstanbul'a getirilerek ifade vermesi planlandı. Ancak doktorun "sevke uygun değildir" raporu üzerine ilk sevk gerçekleştirilemedi.

Altaylı daha sonra Silivri Adliyesi'nde soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Savcılık işlemlerinin ardından "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi ve tutuklandı.

KIZI GÜNLER ÖNCE İSYAN ETMİŞTİ

Altaylı'nın avukatlığını yapan kızı Dilara Yılmaz, tutuklama kararından önce babasının soruşturma kapsamına alınmasına sert tepki göstermişti.

Yılmaz, babasının "mantıksal ve hukuki temeli bulunmayan güdümlü bir senaryonun merkezine yerleştirilerek" Kozinoğlu'nun ölümüyle ilişkilendirildiğini savunmuştu.

Yılmaz ayrıca 82 yaşındaki babasının ciddi sağlık sorunları bulunduğunu belirterek, ifadenin cezaevinden SEGBİS aracılığıyla alınabileceğini söylemişti.

Bir başka açıklamasında ise haberlerde kendilerine söz hakkı verilmediğini savunan Yılmaz, "Enver Altaylı hapiste olabilir ama cevap hakkı hapiste değil" ifadelerini kullandı. Bu değerlendirmeler Yılmaz'ın kendi açıklamalarıdır.

DOSYADA DİKKAT ÇEKEN MEKTUP

Soruşturmayı daha da dikkat çekici hale getiren ayrıntılardan biri ise Altaylı'nın geçmişte Fethullah Gülen'e gönderdiği mektuplar.

T24'ün aktardığı mektup içeriğinde Altaylı, Kozinoğlu'nu Orta Asya'daki FETÖ yapılanması ve okulların kapatılması tartışmaları bağlamında suçlamıştı. Altaylı, Kozinoğlu'nun okulların kapatılması sürecinde "en büyük ihanet payına" sahip olduğunu ileri sürmüştü.

Bugün aynı Altaylı'nın, Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturmanın şüphelisi olarak tutuklanması dosyadaki en dikkat çekici bağlantılardan biri haline geldi.

ESKİ DOSYASI DA AĞIR

Enver Altaylı daha önce "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "siyasi ve askeri casusluk" suçlarından 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu karar 2024 yılında onanmıştı.

Şimdi ise Altaylı, bu dosyadan bağımsız olarak Kozinoğlu'nun ölümüyle bağlantılı yeni bir ceza soruşturmasının şüphelisi olarak tutuklu.

ŞİMDİ ASIL SORUŞTURMA BAŞLIYOR

Kozinoğlu dosyasında tablo giderek genişliyor:

2011'de cezaevinde ölüm…

15 yıl sonra yeniden soruşturma…

Dönemin cezaevi yöneticileri ve savcıları hakkında tutuklamalar…

Kozinoğlu'nun çevresindeki isimler…

Ve şimdi Enver Altaylı'nın "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklanması…

Dosyanın bundan sonraki seyri, Altaylı hakkındaki suçlamaların hangi delillere dayandığı ve soruşturmanın Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin hangi yeni bulguları ortaya çıkaracağıyla şekillenecek.

Kozinoğlu'nun 2011'de cezaevinde ölümüyle başlayan soru işaretleri, 15 yıl sonra yeniden Türkiye'nin gündeminde. Bu kez dosyanın adı daha da ağır: "Kasten öldürmeye azmettirme."

İstanbul'da sabah saatlerinde trafik yoğunluğu arttı

İstanbul'da sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle trafik yavaş seyrederken, Anadolu Yakası'ndaki yoğunluk yüzde 85'e ulaştı

23.09.2026 09:00:00
AA
 
İstanbul'da sabah saatlerinde trafik yoğunluğu arttı
İstanbul'da sabah saatlerinde trafik yoğunluğu arttı

Kent genelinde geceden beri etkili olan yağış sabah saatlerinde de devam ederken, ana arter, cadde ve bağlantı yollarında araç yoğunluğu arttı.

Özellikle Anadolu Yakası'nda bazı güzergahlarda trafik yer yer durma noktasına geldi, sürücüler ilerlemekte güçlük çekti.

İBB Cep Trafik Haritası verilerine göre, trafik yoğunluğunun yüzde 85'e kadar çıktığı Anadolu Yakası'nda özellikle köprü girişleri, D-100 kara yolu ve TEM Otoyolu'nda araçlar güçlükle ilerliyor.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü yönündeki trafik yoğunluğu Fikirtepe'ye, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yönündeki yoğunluk Ümraniye'ye, Avrasya Tüneli yönündeki yoğunluk ise Yenisahra'ya kadar uzanıyor.

Şile Otoyolu'nda ise Ümraniye ve Çekmeköy'ün bazı bölgelerinde her iki istikamette yoğunluk oluşuyor.

Avrupa Yakası'nda ise TEM Otoyolu'nda Ankara istikametinde Avcılar, Şişli, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Bahçelievler ve Kağıthane'de yoğunluk yaşanıyor.

D-100 kara yolu Avcılar-Saadetdere mevkisinde çift yönlü yoğunluk yaşanırken, TEM bağlantı noktalarında da araçlar ağır seyrediyor.

İETT'ye bağlı birçok otobüs hattında yoğunluk nedeniyle gecikmeler yaşanırken, otobüslerin rötarlı hareket etmesi sebebiyle toplu taşıma duraklarında da kalabalık oluştu.

İBB Cep Trafik Haritası verilerine göre, Avrupa Yakası'nda yüzde 62'lerde seyreden trafik yoğunluğu kent genelinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.