logo
24 HAZİRAN 2026

Erdoğan'dan Suriyeli mesajı: Geldiğiniz yere dönün diyemeyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı

21.07.2021 17:04:00
Erdoğan'dan Suriyeli mesajı: Geldiğiniz yere dönün diyemeyiz
Erdoğan'dan Suriyeli mesajı: Geldiğiniz yere dönün diyemeyiz

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda yürütülen müzakerelerin iki toplum arasında değil iki devlet arasında yürütülmesinin zamanının geldiğini belirterek Kıbrıs Türkü'nün müktesep hakları garanti altına alınmadan başlayacak bir müzakere sürecinin başarısızlığa mahkum olacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kurban Bayramı'nı tebrik ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bayramın Alem-i İslam'ın birliğine, beraberliğine vesile kılmasını diledi.

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 47'nci yıl dönümünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde olduklarını anımsatan Erdoğan, "İdrak ettiğimiz Kurban Bayramı'nın birinci gününde burada yaptığımız açılışların Kuzey Kıbrıs halkına yeni bir heyecan, yeni bir aşk getirmesini temenni ediyorum. 20 yıl öncesinin Kuzey Kıbrıs'ı ile bugünün Kuzey Kıbrıs'ı mukayese edilemeyecek derecede değişmiştir, altyapısıyla üstyapısıyla gelişmiştir. Hamdolsun bunları başardık. Bizden önceki iktidarlar bunları maalesef başaramadılar, böyle bir dertleri de zaten yoktu ama bizim derdimiz vardı." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de kendileri için neyi dert edinmişlerse aynısını Kıbrıs'ta da dert edindiklerini ve adımlarını da buna göre göre attıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tabii burada bize hep bazı bariyerler oluşturuldu. Bu bariyerler sebebiyle de burada atılması gereken adımlar gecikti. Düşünün, susuzluğa talim eden bir Kuzey Kıbrıs vardı. Şimdi Türkiye'den buraya denizin altından su getiriyoruz. Ve biz bir meydan okuma da yapıyoruz, Güney'e diyoruz ki 'İsterseniz size de buradan su verebiliriz. Bunun adını da Barış Pınarı koyarız.' İsteyemediler. Şu anda hala tankerlerle Yunanistan'dan Güney'e su getiriyorlar. Tabii biz onların hepsini elhamdülillah aştık. Birlik, kardeşlik ve dostluk hislerinin hakim olduğu mübarek bayram günlerinin manevi iklimini Kıbrıslı kardeşlerimizle paylaşmış olduk. Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmamızı da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne olan desteğimizi de en üst düzeyde sergiledik, sergilemeye de devam edeceğiz."

- Maraş açılımı

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile kapsamlı görüşmeler yaptıklarını, Başbakan Ersan Saner ve bakanlarla da bir araya geldiklerini aktaran Erdoğan, milli Kıbrıs davası, Doğu Akdeniz'deki gelişmeler, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki iş birliğini ve dayanışmayı artıracak adımların bu görüşmelerde ele alındığını, iş birliğinin farklı boyutlarını yansıtan projelerin açılış ve tanıtım törenlerinin yapıldığını bildirdi.

"Maraş açılımının ikinci aşamasını hayata geçirdik." diyen Erdoğan, Cumhurbaşkanı Tatar'ı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti'ni açılım konusunda ortaya koydukları dirayetli duruş ve bu kapsamda aldıkları karar için bir kez daha tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maraş açılımının, bir barış projesi olduğunu ve konuya da böyle bakılması gerektiğini söyledi. Tüm adımların şeffaf şekilde, uluslararası hukuk temelinde atıldığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ada'daki iki halkın da yararına olacak bu girişimin kara propagandaya malzeme yapılması da nafiledir. Mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla çıkılan bu yolda, Kıbrıs Türk makamlarını desteklemeye devam edeceğiz. Şunu inanarak söylüyorum, Türk tarafı Ada'da ve bölgede barış ve istikrar için çaba gösteren tek taraftır. Güney'in böyle bir derdi yok. Garantör ülke olarak maalesef Yunanistan'ın böyle bir derdi yok. Yine garantör ülke olarak İngiltere'nin de böyle bir derdi yok. Bunun dışındaki ülkelere baktığımızda, başta ABD olmak üzere onların da böyle bir derdi yok. İşte bugün bizim bu konuşmamızın haberini almış olacaklar ki onlar da hemen Miçotakis'in önderliğinde ne kadar Türkiye düşmanı varsa onlarla böyle bir toplantıyı düzenlediler. Kim nerede ne yaparsa yapsın, biz bunların karşısında dimdik duracağız."

- "Üçüncü kişileri kesinlikle aramıza sokmamakta kararlıyız"

"Müzakerelerin iki toplum arasında değil, iki devlet arasında yürütülmesinin zamanı gelmiştir. Bunun için üçüncü kişileri kesinlikle aramıza sokmamakta kararlıyız ve böyle bir şeyi kabul etmemiz de mümkün değil." ifadelerini kullanan Erdoğan, bunu da yeri geldiğinde ilgililere söylediklerini, Türk tarafı olarak yapıcı anlayışlarını değiştirmeden Kıbrıs meselesinde yeni bir sayfa açtıklarını bildirdi.

Çözüm sağlamadığı defalarca kanıtlanmış parametrelere takılıp kalmak yerine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile beraber adil, sürdürülebilir ve gerçekçi bir çözüm vizyonu ortaya koyduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Meselenin özüne inerek, her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit statüsünün tescil edilmesi gerektiğini de savunuyoruz. Kıbrıs Türkü'nün müktesep hakları garanti altına alınmadan başlayacak yeni bir müzakere süreci, başarısız olmaya mahkumdur. Bunun zaman kaybından başka hiçbir anlamı yoktur. Bu mücadelede omuz omuza, el ele yürümeye devam edeceğiz. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin en büyük gücü, birliği, beraberliği ve kardeşliğinden gelmektedir. Bunu bozmaya çalışanlar, ne içeride ne dışarıda hiçbir netice alamayacaklardır. Bunu da çok rahatlıkla söyleyebilirim.

Ben buradaki görüşmelerimizde özellikle de Kıbrıs'ın yarınlarına yönelik, Kuzey Kıbrıs halkının çok daha öz güven kazandığını gördüm. Bunun da bahtiyarlığı içindeyim. Önceki akşam Kuzey Kıbrıslı gençlerle de bir araya geldik. Bu sohbette ve ikili görüşmelerimde de hepsinde yine o özgüveni gördüm. Bu da beni ayrıca mutlu etti. Üniversitelerde de gayet güzel gelişmeler var. Üniversitelerin başarılarının artarak devamı temennimizdir. Bayram namazını kıldığımız caminin adını taşıyan Hala Sultan imam hatip okulu, ilahiyatı da Akıncı döneminde çok sıkıntılar yaşadı. Şimdi elhamdülillah o sıkıntıları aşmış vaziyetteler. Buralardan da inşallah işin manevi mimarları yetişecek. Bu da bizim için ayrı bir sevinç kaynağı."

- "İngiltere kimin garantörü belli değil"

KKTC'deki konuşmalarında Kıbrıs'ın statüsüyle ilgili "Artık güney, kuzey yok" değerlendirmesi yaptığı hatırlatılan Erdoğan'a, "Bu süreç Kıbrıs Türk Devleti'ne mi gidiyor'" sorusu yöneltildi. Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Aslında buraya nereden geldik derseniz, Brüksel'de biz Miçotakis'le bir görüşme yaptık malum. Miçotakis'le yaptığımız görüşmede, kendisine dedim ki 'Bundan sonra üçüncü ülkeyi, dördüncü ülkeyi aramıza koymanın anlamı yok. Yani Yunanistan ve Türkiye var. Senin bir danışmanın var, benim bir danışmanım var. Biz sadece danışmanlarımızı devreye sokalım, onlar kendi aralarında görüşmeleri yapsınlar, bize neticeyi getirsinler, ondan sonra da biz görüşmemizi yapıp işi neticeye bağlayalım.' 'Mutabık mıyız'' 'Mutabıkız.' 'Anlaştık mı'' 'Anlaştık.'

Şurada daha bir ay olmadı, bizim buradaki görüşmemizden sonra sen hemen kalk, Amerika'da ne kadar Türkiye düşmanı varsa, onları yanına topla. Onlarla beraber güya bize meydan okuma yoluna gitmiş! 'Bu yıl iyi geçecek' diye de öbür taraftan yine mesajlar veriyor. Şimdi Güney'in garantörü o. Kuzey'in garantörü de biziz. İngiltere kimin garantörü belli değil. Şimdi böyle bir durum içerisinde bizim çok çok dikkatli ve hassas olmamız lazım. İşte Doğu Akdeniz'deki gelişmeleri görüyorsunuz. 'Gelin beraberce oturalım, bir yeni konferans düzenleyelim.' teklifimize de hala olumlu cevap veremediler. Bundan da sürekli kaçıyorlar. Tablo bu."

Erdoğan, "Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ndeki temsiliyetten sonra, Kıbrıs Rum kesiminin, adanın tek sahibiymiş gibi NATO'ya üye yapılmasını ihtimal dahilinde görüyor musunuz' Eğer böyle bir gelişme olursa Türkiye'nin buna vereceği cevap ne olur'" sorusuna, "NATO'nun kendi sözleşmesine baktığımız zaman, burada bizim olumlu bir cevap vermediğimiz sürece bir defa Güney Kıbrıs'ın NATO'ya girmesi mümkün değildir. Bunu Yunanistan için yaptılar ama şu anda böyle bir durum söz konusu olamaz. Çünkü artık Yunanistan'ı NATO'ya üye yaptıkları zamanki gibi bir hükümet yok Türkiye'de. Şimdi biz varız. Biz olduğumuz için de hele hele Güney Kıbrıs'ı asla ve kat'a sokamazlar, alamazlar. Burada Türkiye'yi baypas etmeleri mümkün olmadığına göre Güney Kıbrıs'ı almaları da mümkün değildir." cevabını verdi.

- "CHP ve İYİ Parti genel başkanları da davet edildi ama maalesef gelmediler"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in KKTC'deki törenlere davet edilip edilmediğine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Biz Kıbrıs davasına başından beri sahip çıkıyoruz. Rahmetli Ecevit o zamanın başbakanıydı ama başbakan yardımcısı olarak da merhum Erbakan vardı malum. Ben de tabii o zamanlar partimizin içerisinde aktif bir görevdeydim ve süreci iyi biliyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından bu ziyarete, bu kutlamaya, örneğin Oğuzhan Bey davet edildiği gibi Temel Bey de davet edildi, ama Temel Bey maalesef gelmedi. Aynı şekilde CHP ve İYİ Parti genel başkanları da davet edildi ama maalesef onlar da gelmedi.

Öbür taraftan HDP tabii ki davet edilmedi. Çünkü onların millilik diye bir derdi yok. Öyle sayısal duruma da bakılmadı. Sayın Mustafa Destici de davet edildi. Özellikle Erbakan Hoca'mız sebebiyle oğlu Fatih Bey davet edildi. Hakeza Oğuzhan Bey o dönemin içerisinde aktif rol oynadığı için o da davet edildi. Sayın Önder Aksakal, merhum Ecevit'in şu andaki adeta vekili konumunda kabul edilerek o da davet edildi. Sağ olsunlar geldiler. Ben maksat hasıl oldu diye düşünüyorum."

Bu tür programlarda hassasiyetlere hep dikkat ettiğini belirten Erdoğan, "Arkadaşlar 'Kimler olsun'' dediklerinde aynı hassasiyeti göstererek yeter ki milli ve yerli bir duruş varsa, değerlerimize karşı düşmanlık duygusu yoksa kesinlikle biz onlarla beraber oluruz, onlarla beraber yola devam ederiz. Sağ olsun zaten Cumhur İttifakı olarak da Sayın Devlet Bey ile bu konularda her zaman görüşmemizi yaparız. O da bu tür hassasiyetlere değer veren bir insan olarak bizimle beraber. Burada da yine birlikte olduk, programlarımızı birlikte icra ettik." ifadelerini kullandı.

- Kapalı Maraş konusunda çağrı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Kapalı Maraş'taki mülkiyet sahiplerinin Kuzey Kıbrıs taşınmaz mal komisyonuna başvurabileceği anımsatılarak bu çerçevede özellikle Kıbrıslı Rumlara yönelik bir çağrısı olup olmadığı sorusu da yöneltildi. Erdoğan, "Burada birinci derecede en ideal çağrımız, keşke Kuzey Kıbrıs'taki kardeşlerimiz bu yerler için müracaatlarını yapıp oraların sahibi olsalar, satın alsalar. Hatta bu konuda Türkiye'den de gelip burada mülk sahibi olma noktasına gelenler de olabilir. Bunların önü açılabilir. Buna mani bir hal söz konusu değil. Hatta şu da söyleniyor, Güney bu işlere herhalde pek talipli de olmaz gibi. Buradaki yetkililerden bunları da duyuyoruz. Şu anda bizim en çok dikkat ettiğimiz konu, hukuk içerisinde, herhangi bir sıkıntıya mahal vermeden bu problemi çözmek." yanıtını verdi.

Afganistanlıların Pakistan ve İran sınırından başka ülkelere geçmek üzere uzun kuyruklar oluşturduğu ve insan kaçakçılığı eliyle ülkeden kitlesel bir göç gerçekleştirildiği anımsatılarak Türkiye'nin kendi sınırında ne gibi tedbirler alındığı sorusunu cevaplayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şu anda özellikle güvenlik noktasında alınması gereken tedbirler neyse bunları alıyoruz. Burada şartları zorluyoruz tabii. Şu anda Pakistan'la bazı görüşmelerimiz de var. İşin bir de Taliban boyutu var. Onlarla ilgili olarak da bazı görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Bu mültecilerle ilgili konuda Dışişleri Bakanlığımız özellikle Afganistan üst yönetimiyle bu konuları masaya yatırıyor. Onların da yapması gerekenleri yapmasını ve devreye girmesini istiyoruz. 'Bu konuda sizler de seyirci olmayın, lütfen halkınıza sahip çıkın.' diyoruz ve bu çalışmaları devam ettiriyoruz. Yoğun bir kampanya içindeyiz. Tabii nereye kadar netice alırız o da ayrı bir konu. Çünkü sıkıntının boyutu gerçekten büyük."

Libya meselesi


Aralık ayında Libya'da seçim yapılacağı hatırlatılarak Türkiye'nin yeni bir politikası olup olmayacağına yönelik soru üzerine Erdoğan, Türkiye'nin en başından beri bu konudaki tutumunun Libya'nın egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunması olduğunu belirtti.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler tarafından tanınan meşru hükümetin daveti üzerine Libya'da bulunduğunu dile getiren Erdoğan, "Libya'da hem diplomatik hem askeri alanda gösterdiğimiz başarılarla ülkenin uzun süreli bir iç savaşa sürüklenmesini engelledik. Böylece BM öncülüğündeki siyasi sürecin de önünü açtık. Libya'nın barış ve istikrarı için, Libyalı kardeşlerimizin refahı ve huzuru için çalışmayı sürdüreceğiz. Tabii bu kritik süreçte Libya'nın kendi içinde birlik ve beraberliğini koruması çok önemli. Libya ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, diğer ülkelerin de aynı samimiyetle gayret göstermesi gerektiğini belirterek, "Libya yönetimi itibarıyla ifade ediyorum, AB ülkelerini kendileri için pek hayırlı bir rüya olarak zaten görmüyorlar." dedi.

- "İnsana insanca yardım etmenin gayreti içerisinde olmayı sürdüreceğiz"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, iktidara gelmeleri halinde Suriyelileri ülkelerine geri göndereceğine yönelik açıklamaları ile "Dünyaya sesleniyorum, Kuvayımilliye geleneğinden geliyorum, çok çetin müzakereler sizi bekliyor" sözlerine ilişkin değerlendirmesi sorulan Erdoğan, şöyle konuştu:

"(Ben Atatürk'ün partisiyim) diyen bu adam, 'Kuvayımilliye geleneğinden geliyorum' diyor ama bir defa Kuvayımilliye ruhundan haberi yok. Onu bir öğrenmesi lazım. Çünkü ta oralara kadar asker göndermişiz. Tavsiye ediyorum, Misakımilli'yi bir öğrensin. Misakımilli nedir' Misakımilli neyi kapsıyor' O kapsam içerisinde neler vardı' Bunu bir öğrenmesi lazım. Bundan haberi yok.

O 'göndereceğim' diyor. Biz bu ülkede iktidarda olduğumuz sürece bize sığınan Allah'ın kullarını biz katillerin kucağına atmayız. Bu kadar açık söylüyorum. Şu anda bunlar bize sığınmışlar 'elaman' diliyorlar. Bu 'elaman' dileyenlere 'Hadi geldiğiniz yere dönün' diyemeyiz."

Suriyelilerin kaldıkları çadırları gördüklerini, onlara briket evler yaptıklarını ifade eden Erdoğan, hedefin ilk etapta 100 bin briket ev olduğunu, 50 bin civarındaki evin bitirildiğini söyledi.

Erdoğan, buralara sığınmacıların bir kısmını yerleştirmek istediklerini, bunun insani, vicdani ve İslami bir yaklaşım tarzı olduğunu kaydetti. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama bu adamın böyle bir derdi yok ki, böyle bir sıkıntısı yok ki. Bizim derdimiz var, bizim sıkıntımız var. Biz insana insanca yardım etmenin gayreti içerisinde olmayı sürdüreceğiz. Tabii bir de şu var; bu nasıl bir devlet adamı veyahut da nasıl bir siyasetçi, onu da anlamakta zorlanıyorum. Hani yanında güya elçilik falan yapmış olanlar var ya, onlara da bir sor. BM kurallarına göre mülteciler gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde evlerine dönebilir. Bundan da haberi yok. Böyle bir şeyi de zaten yapamazsın. Eğer gönüllü değilse, hele hele mülteci bir de sığınma talebinde bulunmuşsa, belki onu sen kabul etmek zorunda kalacaksın. Öyle bir durum da var. Nasıl siyaset yapıyor, kimlerin eline kaldı siyaset, yandık."

- "Üzerlerine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz"

"Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, PKK'nın Suriye uzantısı YPG'ye bağlı bir oluşumla görüşmesi var. Dışişleri Bakanlığı da bununla ilgili bir kınama yayımladı. Bu konudaki görüşleriniz nedir'" sorusuna ise Erdoğan şu yanıtı verdi:

"Alıştık artık. Macron benimle hem iyi geçinmek istiyor, 'Artık birbirimize böyle yüklenmeyelim' diyor. Ama öbür taraftan da aradan birkaç gün geçiyor, işte PKK'nın, YPG'nin bu tür uzantılarıyla el ele adım atıyorlar. Kaldı ki şu anda zaten bunlar koalisyon güçlerinde Amerika ile beraberler. Amerika ile beraber koalisyon güçlerinde beraber oldukları için de oradan sızma hareketiyle özellikle Irak'tan Suriye tarafına geçiyorlar. Suriye tarafına geçmek suretiyle burada teröristlere ciddi manada destekler veriyorlar. En son Amerikalılarla yaptığımız bir görüşmede de onu kendilerine söyledik, 'Böyle böyle söylüyorsunuz ve bütün bunlara rağmen gerek Obama gerek Trump döneminde binlerce tır araç, gereç, silah, mühimmatı Suriye'ye taşıdınız.' Irak'ta zaten vardı.

Çok enteresandır, Trump'la Hamburg'da bir G20 toplantısında bir görüşme yaptık. O zamanlar 1200 tır ve kamyon gelmişti. Dedim ki 'Bir taraftan terörle mücadele diyorsunuz, öbür taraftan da bu kadar tır Suriye'ye girmiş vaziyette.' En çok güvendiklerinden bir tanesini çağırdı. 'Nedir bu hal'' diye sordu. 'Bak bu kadar tır silah gitmiş' dedi. İnanır mısınız, en ufak bir 'hayır' filan diye bir şey yok.

Dedim 'Hayır' diyemez çünkü bizim elimizde belgeler var. Eğer vakti el verirse onu gönderin veyahut Dışişleri Bakanı'nız Türkiye'ye geldiğinde biz de kendisine bunların hepsini belgelerle gösterebiliriz.' Bir ara ben o belgelerle sunum da yaptım bunlara. Fakat bunların hiçbirisi ne belgeye inanır ne bilgiye. Bunda da yine aynı durumla karşı karşıya kaldık.

Kendilerine şunu söyledim; 'Bakın böyle böyle diyorsunuz ama daha yeni şu anda Irak'ta da Suriye'de de maalesef terör örgütüne ciddi manada silah gönderiyorsunuz. Bizim haberimiz olur, çünkü terörle mücadeleyi veren biziz. Sizin de haberiniz var, çünkü işin başında sizsiniz' dedim. Ses yok.

Türkiye gibi bir ülkenin bunlardan haberi olmayacağını zannediyorlar. Ama biz bunların bütün olanını bitenini her şeyini biliyoruz ve üzerlerine üzerlerine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz."

- "Biz o gece de her zaman olduğu gibi sadece Rabbimize güvendik"

"15 Temmuz törenlerinde muhalefet partilerinin törenlere neredeyse hiç iştirak etmediğini gördük. Bir de hafta içinde CHP genel başkan yardımcısı bir hanımefendinin 'KHK'lıların haklarında yargı kararı olsa dahi dosyalarına yeniden bakılacak ve görevlerine iade edilecek' anlamında bir açıklaması oldu. Bunu nasıl yorumluyorsunuz'" sorusu üzerine Erdoğan, "Bunlar bunları nasıl söyleyebiliyorlar anlamıyorum. Olabilir mi böyle bir şey' 'Yargı kararı bile olsa' ne demek' Yargı kararı varsa bitmiştir o zaten. Öyle bir şey olabilir mi' Bunlar nerede geziyor, nerede dolaşıyor' Yargı kararı varsa zaten bitmiştir o iş. Hele hele KHK." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi için "tiyatro" tanımlaması yapanlar olduğu hatırlatılarak, "Hatta biraz daha ileri giderek sizin o gece, 'uçan sarayla semalarda olduğunuzu' söylediler. Muhalefetin 15 Temmuz konusundaki bu sulandırma, hafifleştirme söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz' sorusunu da şöyle yanıtladı:

"Bizim o gece geldiğimiz uçak, 14 kişilik bir uçaktı. Üstelik o gece F-16'lar bizim üzerimizden gidip geliyorlardı. Bunlar ise tankların arasından Bakırköy Belediye Başkanı'nın evine gitti. Orada da kahvesini yudumlarken, bir taraftan da ne zaman vurulacak diye herhalde bizi izliyordu. Derdi oydu. Ama kudret, kuvvet sahibi olan Allah'tır. Orada on binler bizi bekliyordu. Biz on binlerle buluştuk, on binlerle kucaklaştık. On binlerle beraber üzerimizden geçen F-16'lar da oldu, helikopterler de oldu. Bunları bir taraftan takip ettik. Bu işi yaşayanlardan bir tanesi de Ümit Paşa'ydı, o zaman Birinci Ordu Komutanı'ydı. Önce ona bir açıklama yaptırdık, ardından da biz basın açıklamamızı yaptık. Biz oradaydık ve noktayı koyacağım zamana kadar biz Atatürk Havalimanı'ndan ayrılmadık. Noktayı koyduk ve ertesi gün oradan o şekilde ayrıldık.

Bunların hayatından, bunların başından geçmiş böyle bir şey yok, olmamış zaten. Bunların sadece yalan üzerine kurulu bir hayatları var, bir düzenleri var. Akşam bir başka yalan, sabah bir başka yalan' Hele bunları konuşan zatın zaten siyasette bir dünyası yok. Biz tabii hayatımızı siyasetin içinde bu tür olaylarla yaşayarak geçirdiğimiz için böyle bir farklılığımız var. Onun için de hayata bakışımız çok çok farklı. Biz o gece de her zaman olduğu gibi sadece Rabb'imize güvendik."

Ankara'daki 15 Temmuz Müzesi'nin görülmesini tavsiye eden Erdoğan, güzel bir eserin ortaya çıktığını söyledi. Erdoğan, "Adeta o geceyi canlandırıyor. Sizi alıp beş yıl önceye götürüyor." dedi.

- "Cumhur İttifakı'nın mutabakatı olmadan bir karar açıklanmaz"

"Bir süre önce başlayan seçim yasalarına yönelik bir çalışma vardı. Son durum nedir' Baraj kaça düşecek' Aynı zamanda dar ve daraltılmış bölge tartışmaları var. Bununla ilgili bir değerlendirmeniz olur mu'" sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Konuyla ilgili Genel Başkan Yardımcım Hayati Yazıcı Bey başkanlığında bir ekip bu çalışmayı yaptı. Bu konuyla ilgili olarak da aynı zamanda Cumhur İttifakı olarak MHP ile de bir görüşme yürüyor. O görüşmelerden sonra da işi belli bir yere oturtacağız. Dar bölge, daraltılmış bölge vesaire, bunlar hep o görüşmelerin ardından gelebilecek şeyler. Ama nihai olarak şunu söyleyeyim, Cumhur İttifakının mutabakatı olmadan bizim tarafımızdan bir karar açıklanmaz. İttifakı sağlayıp ondan sonra açıklamamızı inşallah yapmış olacağız.

- "Ekim ayından itibaren Meclis'te bir çalışma yürütülecek"

"Medya ve sosyal medyada yer alan yalan haberlerle ilgili ciddi cezai müeyyide öngören bir yasa çalışmanız var mı'" sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Büyük Millet Meclisi'miz sosyal medya ile alakalı bir yasa geçirdi. Fakat bu yasanın devamında özellikle yalan terörü hususunda bir adım daha atılması gerekiyor. Bu konuda da yaptığımız bir çalışma var. Uluslararası alanda özellikle bu yalan teröründe ne tür adımlar atılıyor, ne tür düzenlemeler, ne tür müeyyideler getiriliyor, karşılaştırmalı bir çalışma yaptık. Ekim ayından itibaren bununla ilgili de Meclis'te bir çalışma yürütülecek. Fakat sorun bizim açımızdan çok daha can yakıcı. Çünkü bizdeki muhalefet partisi bu yalan terörünü siyasetinin tek malzemesi yapmış durumda. Dolayısıyla bizdeki durum çok daha ciddi ve demokrasimiz adına çok daha büyük bir tehdit. Daha fazla katlanamayız. Çünkü bu da bir terör. Onun için üzerine gitmemiz lazım."

 

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.