Bayram değil seyran değil, Başbakan R. T. Erdoğan, önceki gün Ankara'da neden "ülkeyi pazarladığı"na ısrarla vurgu yapmak ihtiyacı hissetti. Partisi AKP kapatma davasıyla, kendisi de "siyasi yasak" ile karşı karşıya olan Erdoğan, "Evet biz ülkemizi pazarlıyoruz" çıkışıyla kimlere mesaj vermeye çalıştı?!Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da üç-beş haftadan beri, şu klasik "satarım, dilediğimi satarım, her şeyi satarım, babalar gibi satarım" nakaratını tekrarlayıp duruyor.Erdoğan, 2005 Ekim'inin sonunda da Gaziantep'te benzer ifadeler kullanarak "Evet ülkemi pazarlıyorum. Kuzey Kıbrıs'ı da pazarlıyorum" çıkışı yapmış, bu yolda kararlı adımlarla yürüyeceklerini deklare etmişti.Ülkeyi pazarlamak, ne var ne yok satmak, Türk milleti nezdinde hiç kimseye "siyasi pirim" kazandırmaz; Erdoğpan ve AKP hükümetine de kazandırmaz, kazandırmadı.AKP hükümeti, satmadık ne bıraktı?!Devlet ve millet adına hangi işletme kaldı?!Ayaklarda çarığın olmadığı Kurtuluş Mücadelesi'nden yeni çıkmış milletimizin, dişinden tırnağından artırarak, gırtlağından geçecek lokmayı tasarruf ederek inşa ettiği fabrikalar ve en kârlı işletmeler, babalar gibi ecnebiye satıldı, satılıyor.Her şey satılıyor da; devletin borcu mu azaldı?Milletin sırtındaki borç yükü mü eksiliyor?!Hayır?Bilakis borç katlanarak büyüyor.200 milyar dolarlık iç-dış borç toplamını devralan AKP hükümeti, iki döneminde bu rakamı 550-600 milyarlara fırlattı.Nereye gitti satılan bunca işletmeler? Ne oldu altın yumurtlayan TÜPRAŞ, TELEKOM, SEKA, TEKEL? vs.Milletin evladı, ya kapı dışarı edilip işini kaybetti yahut Milli Mücadele gazisi dedesinden kalma kendi işletmesinde AKP'nin koltuğa oturttuğu ecnebi patrona üç kuruşluk işçi oldu.Milletin evladı, "Türkiye'yi de pazarlarım, Kıbrıs'ı da; her şeyi satarım, babalar gibi satarım" diyen AKP hükümeti yüzünden hem işini kaybetti, hem de Cumhuriyet mirası işletmesini? Borcu da katlandıkça katlandı.Katlanan bu borç, milletin sırtına zam olarak bindi, vergi olarak bindi, kapısına haciz ve icra olarak dayandı.Milletimiz böylesi bir vahim vaziyette iken, AKP, "ülkeyi pazarlamak veya babalar gibi satmak"tan pirim devşiremeyeceğini, elbette herkes gibi biliyordur. O halde Erdoğan ve AKP kurmayları, bu çıkışlarıyla kimlere mesaj veriyorlar?! Bu bağlamda şu önemli gerçekler göze çarpıyor: AKP, "kapatma davası"nda "uğruna milyonlarca şehit verdiğimiz mukaddes vatan topraklarını ecnebiye satmaktan, Türkiye'yi veya Kıbrıs'ı pazarlamaktan, devlet ve millet malı en kârlı işletmeleri yabancıya peşkeş çekmek"ten hesaba çekilmiyor. Birçok dönemlerde denenen muhafazakar toplumumuzu AKP'nin yanına itecek "dinsel motifli enstrümanlar"dan dava ediliyor. Böylece AKP'nin "topluma mesaj verme ihtiyacı" otomatik olarak karşılanmış oluyor.Dolayısıyla Erdoğan, mangalda kül bırakmayarak, dışarıya mesaj veriyor. Erdoğan ve AKP kurmayları, Türkiye'yi pazarladıkları lobilere, koltuğumuzu korursanız, biz yine pazarlamaya devam ederiz, mesajı veriyorlar.Erdoğan ve AKP kurmayları, kendilerine vatan topraklarımızı sattıkları yabancılara, devlet ve millet malı en kârlı işletmelerimizi devrettikleri ecnebilere, kapatma davasından sıyırırsak, yine satarız, kalan her şeyi de satarız, ne var ne yok devrederiz, mesajı veriyorlar.Bu sebeple Erdoğan'ın "Evet, biz ülkemizi yine pazarlarız" çıkışı öylesine bir çıkış değildir.AB, ABD ve IMF şeflerini, "kapatma davası" sürecinde AKP hükümetine adeta kendi evlatları gibi sahip çıkmaları boş yere mi?Kapatma sürecinde AKP kurmaylarının ve onlara kol-kanat gererek Türk devletinin kurumlarını hedef alan AB-D şeflerinin çıkışlarını algılayamaz, henüz "Leb" derken Çankırı'yı hatırlamazsak; daha çok çoraplar örülür devlet ve milletimizin başına? Daha çok katrilyonluk borçlarımız olur, vergi ve zamlarla ödemek durumunda kalırız. Daha çok iflaslar yaşatırlar. Böylece kendi kendimize etmiş oluruz.Olan bitenleri "basiret"le öngörerek sağlam kararlar alabilmek için, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş beyin model ve projeleri başucu kitaplarımız, açıklamaları da kulaklarımıza küpe olsun, derim? Bakın o zaman, kim ak, kim kara nasıl keşf ediliyor, dahili ve harici figüranların oyunları nasıl bozuluyor, devlet ve millet nasıl kurtuluyor?!
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019































































