logo
07 NİSAN 2026

Eski eşini tandırda yakan kadından ilginç savunma

Eski eşini öldürüp tandırda yakan kadın: 'Tüfeği şakağına dayadı, tetiği zorla bana çektirdi'

08.10.2021 14:16:00
Eski eşini tandırda yakan kadından ilginç savunma
Eski eşini tandırda yakan kadından ilginç savunma
Isparta'nın Senirkent ilçesine bağlı Akkeçili köyünde tartıştığı eski eşini tüfekle öldürdükten sonra tandırda yakan Emel Gür hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Gür, iddianamedeki ifadesinde imam nikahlı olarak yaşadığı eski eşi Ramazan Yılmaz'ın şakağına dayadığı av tüfeğini kendisine zorla ateş ettirdiğini ileri sürdü.

Olay 23 Ekim 2020 tarihinde Senirkent ilçesine bağlı Akkeçili köyünde meydana geldi. 3 çocuk annesi Emel Gür(40) ile boşandıktan sonra imam nikahlı olarak birlikte yaşayan Ramazan Yılmaz(45) arasında tartışma çıktı. Gür, tartışma sırasında Ramazan Yılmaz'ı tüfekle vurarak öldürdü, cesedini de evin altındaki tandırda yaktı. Cinayet, bir süre babasından haber alamayan çiftin Antalya'da yaşayan oğlunun köye gelmesiyle ortaya çıktı. İhbar üzerine köye gelen jandarma ekipleri, Yılmaz'ın yanmış cesedini tandırda buldu. Jandarma tarafından gözaltına alınan Emel Gür, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanacak



Cinayetin ardından Emel Gür hakkında hazırlanan iddianame Isparta 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinde kabul edildi. İddianamede Emel Gür hakkında 'tasarlayarak adam öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Gür, iddianamedeki ifadesinde, Ramazan Yılmaz'la boşandıktan bir ay sonra kendisini tehdit ederek, Antalya'dan Akkeçili köyündeki evine tekrar getirdiğini ve imam nikahlı olarak yaşamaya devam ettiklerini söyledi.

'Av tüfeği ile kolumdan tutup kaldırdı'

Emel Gür, ilk başlarda Ramazan Yılmaz ile aralarının iyi olduğunu daha sonra kavgalarının şiddetlendiğini ve kendisini dövmeye başladığını belirtti. Yılmaz'ı bir kadınla mesajlaşırken yakaladığını belirten Gür, eski eşinin geceleri o kadının adını sayıklamasından dolayı kavgalarının daha da şiddetlendiğini anlattı. 22 Ekim 2020 tarihinde imam nikahlı eşinin eve alkollü ve geç geldiğini söyleyen Gür, eski eşiyle kavga etmelerinden dolayı o gece uyuyamadığını, 23 Ekim sabahı Yılmaz'ın kendisini av tüfeği ile kolundan tutup, kaldırdığını, daha sonra misafir odasına götürdüğünü söyledi. Gür, odada Ramazan Yılmaz'ın av tüfeğini sol şakağına dayayarak, 'ben kendimi öldüreceğim ben ölünce seni sorumlu tutacaklar, sen de yanacaksın' şeklinde sözler söylediğini ifade etti.

'Tetiği bana çektirdi'

Tüfeğin namlusunun Yılmaz'ın şakağındayken, kendi sağ elini, sağ işaret parmağıyla tutarak, namlunun üzerine koydurttuğunu ve tetiği çektirdiğini iddia eden Gür, evdeki oğlunun bu olayı gördüğünü ileri sürdü. Ramazan Yılmaz'ın tüfekle vurulmasının ardından kafasının yatak odasının eşiğine gelecek şekilde düştüğünü ve kan aktığını belirten Gür, çocuklarının yurda gitmesini istememesi üzerine Ramazan'ın kendisine daha önce söylediği 'bir gün başımı alıp gideceğim' sözünü hatırlayarak, cesedi ortadan kaldırma düşüncesinin aklına geldiğini, cesedi kolundan tutarak, tek başına önce bahçeye sonra da evin altındaki tandır fırınına bölümüne götürdüğünü anlattı.

'Kan bulaşan eşyalarla cesedi tandırda yaktım'

Emel Gür, daha sonra evde kan izleri olan yerleri temizlediğini, kan bulaşan halı ve diğer eşyaları yanmakta olan cesedin üzerine attığını ve tandırın üzerini saçla kapatarak yaktığını belirterek, cesedi yaktığını evdeki küçük oğluna anlattığından bahsetti. Evdeki kızının olaydan haberi olmadığını ifade eden Gür, Ramazan Yılmaz'a ait cep telefonunu 'intihar etti' düşüncesi için Eğirdir Gölü'ne attığını söyledi.

'Ceset kokusunu bastırmak için plastik çaput yaktım'

Eve geri döndüğünde Ramazan Yılmaz'ın cesedinin tandırda yanmaya devam ettiğini, ara sıra paspas ve battaniyeler ile ateşi beslediğini kaydeden Gür, ceset kokusunu bastırmak için ateşe plastik çaput atarak yaktığını ifade etti. Gece saatlerinde cesedi çuvala koymak için uyandığında büyük oğlunun eve geldiğini ve babasın ulaşamadığını söylediğini belirten Emel Gür, oğluna da olay anlattığından bahsetti.

Emel Gür'ün Isparta 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına ilerleyen günlerde başlanacak.

Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur

Kocaeli'de vadeli araç alım-satım işiyle faaliyet gösteren işletmenin, vadeli olarak verdiği senetleri ödememesi ve ortadan kaybolması nedeniyle yaklaşık 160 kişi mağdur oldu. Dolandırıldıklarını öne süren mağdurların şikayeti üzerine yapılan operasyonda yakalanan 4 şüpheliden 1'i tutuklandı

07.04.2026 06:50:00 / Güncelleme: 07.04.2026 06:55:06
İHA
Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur
Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur
Darıca ilçesinde faaliyet gösteren ETA Oto Grup adlı firma, vadeli araç alım-satımı üzerinden onlarca kişiyi mağdur etti. İddiaya göre, firma yetkilileri peşinat ve ileri tarihli senet karşılığında araçları satın aldıktan kısa süre sonra dükkanı boşaltarak ortadan kayboldu.

Araç sahipleri, dolandırıldıklarını öne sürerek Gebze Adliyesi'ne gidip yetkililer hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçlamasıyla şikayetçi oldu. Mağdurlar, firmanın uzun süre güven verip al-sat işlemleri yaparak müşterileri kendilerine çektiğini, ardından bir gecede büyük bir vurgun yapmak için paraları topladığını iddia etti.



4 şüpheliden 1'i tutuklandı



160 kişinin mağdur olduğu olayla ilgili Asayiş Şube Dolandırıcılık Büro olarak Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde başlatılan soruşturma kapsamında Kocaeli ve Balıkesir'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında bahse konu şirket ile bağlantısı bulunan 3 şüpheli Kocaeli'de, 1 şüpheli ise Balıkesir yakalanarak gözaltına alındı.



Şüphelilerin yapılan ev aramalarında ruhsatsız tabanca ve 30 fişek ele geçirildi. Gebze Adliyesine sevk edilen 4 şüpheliden 1'i tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları

Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır

07.04.2026 00:17:00
Haber Merkezi
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır.

Roma'da bulunduğu zaman içerisinde Öcalan'a bizzat kiliseler tarafından sahip çıkıldığı kamuoyuna yansıyan bir hakikattir.

Yeni Mesaj Gazetesinin 23/11/98 tarihli haberinden şunları öğreniyoruz: "Kardinal Achilli Silvestrini Abdullah Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Vatikan 'da Doğu Kiliselerinden sorumlu Kardinal, " Kendi bağımsızlığı ve düşünceleri için mücadele veren herkese siyasi sığınma hakkı tanınmalı" diye konuştu.

Kürt sorununun yalnızca Türkiye ve İtalya arasında bir mesele olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Kardinal, sorunun bütün Avrupa'yı ilgilendiren uluslararası bir konu olduğunu vurguladı.



Papa II. Jean Paul Noel konuşmasının bir bölümünde Kürt halkından da söz etti ve "Bütün dünyada özgürlük isteyen in­sanlar Allah'ın kuludur. Bir tek Allah bizi korumak için yaratılmıştır. Burada bulunan Kürt halkını da selamlıyorum" dedi.

3/12/98 Cumhuriyet Gazetesinde, Sn. Aytunç Altında! Öcalan '111 Papa 'ya mektubu üzerine bir değerlendirme yaptı. Altında yazısında:

"Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir."
Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan'a aittir. Ve Papa il.  Jean Paul'e yazdığı mektupta yer almaktadır…

Şimdi sorumuz şudur: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin kiliselerle ne ilişkisi var?



İlkin şunu belirteyim: Kiliseler 1965'den bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'den sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel  ayırımcılığı esas alan istihbarat faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardır.

Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular, birçok vatandaşımıza din değiştirme telinleri yaptılar, inanılmaz vaatlerde bulundular ve etnik ve dinsel ayırımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını bilgi haline dönüştürerek ABD'deki çeşitli istihbarat birimlerine aktardılar. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmı da doğrudan doğruya kiliselere gitti…

Son söz

Son söz: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki kilise ve İslam harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması". (Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler eseri yıl 1998 sh;77]

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor" dedi.

06.04.2026 19:16:00
İhlas Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi

Şarkıcı Gülben Ergen, Zeytinburnu Sahili'nde anne ve kızın cesedinin bulunmasıyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan başlatılan soruşturma çerçevesinde savcılıkta ifade verdi. İfade sonrası açıklama yapan Ergen, "Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" dedi

06.04.2026 15:15:00 / Güncelleme: 06.04.2026 15:19:53
İHA
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahilinde, 2 Mart tarihinde balık tutmaya gelen vatandaşlar tarafından cansız bedenleri bulunan F.Ç (30) ve kızı İ.Ş. (8) olayına ilişkin şarkıcı Gülben Ergen hakkında, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan soruşturma başlatıldı.

Ergen, Bakırköy Adalet Sarayına gelerek, 'şüpheli' sıfatıyla Basın Suçları Soruşturma Bürosunda ifade verdi. Yaklaşık 1 saat süren ifadesinin ardından Ergen, işlemlerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

"Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim"

Adliye önünde yaptığı açıklamasında annenin çağrısı üzerine paylaşımda bulunduğunu belirten Ergen, "Sosyal medyada bir paylaşımda bulundum. Bir annenin çağrısı üzerine. O anne, 'Gülben Hanım'a buradan çağrımdır, gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumuzu yerinde görsün' dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar anne ve kızı şu anda hayatta değiller. Can güvenliğimden korkuyorum diyen anne, kız şu anda hayatta değil. Ben bununla ilgili ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da söylediği gibi son derece nezaketle, anlayışlı bir şekilde, ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de ne yaşadığımı ve ne gördüğümü savcı beye dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Ben Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkede bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" şeklinde konuştu.

Ergen, açıklamalarının ardından, adliyeden ayrıldı. Öte yandan anne ve kızın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma devam ediyor.

Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme

Bahçelievler'de bıçaklanan Yonca Kölge'nin otel odasında ölü bulunmasına ilişkin gözaltına alınan eski eşi dahil olmak üzere 3 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi

06.04.2026 14:54:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:57:43
İHA
Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme
Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme
Olay, 3 Nisan Cuma günü akşam saatlerinde Bahçelievler Mareşal Fevzi Çakmak 3. Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 3 Nisan Cuma günü saat 13.30 sıralarında Yonca Kölge (28), Salih B. ile birlikte otele giriş yapmış, odaya yerleştikten sonra Salih B., saat 17.55 sıralarında otelden tek başına ayrılmış, genç kadından haber almayan ailesi ise polisi aramıştı.

Genç kadının, Bahçelievler'de kaldığı oteli tespit edilmiş, otel odasında Yonca Kölge'nin cesedini bulmuştu.

3 yıl önce boşandıkları belirlendi

Yonca Kölge ile otele gelen şüpheli Salih B.'nin 'kasten yaralama' ve 'hırsızlık' suçlarından çok sayıda suç kaydı olduğu tespit edildi, cezaevinden izinli olarak çıktığı öğrenilen Salih B.'yi, "kasten öldürme" suçundan, Burhan B. ve Mehmet B. isimli şüpheliler ise "suçluyu kayırma" suçundan gözaltına alındı.

Salih B. ile Yonca Kölge'nin evli oldukları ve 3 yıl önce boşandıkları öğrenilm.

Gözaltına alınan 3 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Antalya'daki teleferik kazasında ek bilirkişi raporu hazır

Antalya'da 1 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin yaralandığı teleferik kazasına ilişkin 12 tutuksuz sanığın yargılandığı davada, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nce hazırlanan ek bilirkişi raporu dosyaya girdi. Raporda 5 sanığın birinci derecede, 1 sanığın ikinci derecede sorumlu olduğu belirtilirken, 4 sanık yönünden kusur bulunmadığı kanaatine yer verildi. Raporda, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz bakımından ise kaza tarihinde resmi görevi bulunmadığı, kaza öncesi süreçteki sorumluluğunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi

06.04.2026 14:02:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:05:28
İHA
Antalya'daki teleferik kazasında ek bilirkişi raporu hazır
Antalya'daki teleferik kazasında ek bilirkişi raporu hazır
Konyaaltı ilçesinde 1 kişinin yaşamını yitirdiği, 7 kişinin yaralandığı teleferik kazasına ilişkin, aralarında dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün de bulunduğu 12 sanığın yargılanmasına Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Altıncı duruşmada tutuksuz sanıklar Ahmet Buğra S., Serkan Y. ve Okan E. ile taraf avukatları hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan ve duruşmaya katılma şartı bulunmayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise duruşmaya katılmadı.
Mahkemede, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nce hazırlanan ek bilirkişi raporu dosyaya sunuldu. Tutuksuz yargılanan sanıklar, daha önce hazırlanan rapor ile yeni rapor arasında çelişki bulunduğunu öne sürerek, aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini dile getirdi.

Ek raporda sorumluluk değerlendirmesi yer aldı

Dosyaya giren ek bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; olay İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında "iş kazası" olarak değil, "kaza" olarak değerlendirildi. Raporda, meydana gelen olayda çalışanın yaralanmadığı ve ölmediği için olayın iş kazası kapsamında değerlendirilmediği kaydedildi.

Raporda, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün 15 Aralık 2023 ile 10 Ocak 2024 tarihleri arasında 156 kalemden oluşan yapılacak işler listesini hazırlayıp bildirdiği, ancak listenin kullanım kılavuzu ve ilgili standartlar gözetilerek değerlendirilmesini sağlamadığı ya da sağlatmadığı yer aldı. Aynı raporda, kaza tarihinden 4 ay 15 gün önce ayrıldığı, ayrıca kaza günü itibarıyla herhangi bir resmi görevinin bulunmadığı, bu nedenle kaza tarihinden önce şirketin mali, teknik ve idari organizasyonunun belirlenmesi ve yönetilmesine yönelik etkisinin mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.



5 sanık için birinci derece sorumluluk tespiti

Ek bilirkişi raporunda, Edip Kemal B.'nin asıl işveren(idare) olarak şirketin mali, teknik ve idari organizasyonunu belirlemesi ve yönetmesi nedeniyle 2. dereceden sorumlu olduğu değerlendirmesi yapıldı. Raporda Ahmet Buğra S., Okan E., Serdar T., Özgür E. ve Serkan Y.'nin ise olayda birinci dereceden sorumlu olduğu kanaatine yer verildi. Bu değerlendirmede, şirketin teknik ve idari organizasyonunun belirlenmesi ve yönetilmesine ilişkin sorumlulukların dikkate alındığı kaydedildi.

4 sanık yönünden kusur bulunmadı

Ek raporda Suphi K. ile Kazım K. hakkında, meydana gelen kazaya ilişkin doğrudan hata yaptıklarına dair bilgi ya da belge bulunmadığı, bu nedenle kusurlarının olmadığı belirtilirken, Hüseyin A. ile Aziz A. bakımından da görev tanımları itibarıyla kazaya neden olacak bir görevde bulunmadıkları gerekçesiyle kusur bulunmadığı kanaatine varıldı.

Savcı mütalaasını bir sonraki celsede sunacak

Cumhuriyet savcısının, raporun taraflara tebliğ edilmesinin ardından bir sonraki celsede esas hakkındaki mütalaasını sunmasının beklendiği belirtilirken, duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

Olayın geçmişi

Sarısu mevkiindeki teleferik tesisinde 12 Nisan 2024'te meydana gelen kazada, parçalanan kabinden düşen bir kişi hayatını kaybetmiş, aynı kabinde bulunan 2'si çocuk 7 kişi yaralanmıştı. Sistem durduğu için havada asılı kalan 24 kabindeki 174 kişi ise yaklaşık 22,5 saat süren operasyonla tahliye edilmişti. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, aralarında dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün de bulunduğu 12 sanığın, "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" ile "trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma" suçlarından 27 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaları talep edilmişti.

Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu

Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde özel halk minibüsünün köprü direğine çarpması sonucu hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün kimlikleri belli oldu

04.04.2026 18:11:00 / Güncelleme: 04.04.2026 18:13:55
İHA
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Kaza, Kahramankazan ilçesi Saray mevkiinde meydana geldi. Kızılcahamam istikametine seyreden 06 HO 1460 plakalı özel halk minibüsü, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarptı. Kazanın etkisiyle takla atan otobüs, köprü ayağına çarparak durabildi. Kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 14 kişi de yaralandı. Kazada hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün minibüs şoförü Efe Erdem (31) ile yolculardan Mehmet Sucu ve kızı Safiye Simge Sucu ile Hamiyet Bilge Uslu olduğu tespit edildi.



Hayatını kaybeden diğer kadın yolcunun kimliğini belirlemek için çalışmalar sürüyor. Otobüsün şoförü Efe Erdem'in evli ve 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.



Kazayla ilgili 3 cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 2 bilirkişi de incelemelerini sürdürüyor. 

Gaziantep adliyesinde 'rüşvet' ve 'uyuşturucu' operasyonu

Gaziantep'te adliyede yapılandığı tespit edilen şahıslara yönelik rüşvet ve uyuşturucu operasyonunda aralarında savcı, avukat, polis, katip ve adliye çalışanlarının olduğu 16 şüpheli gözaltına alındı. Yakalanan şahıslardan 2 katip tutuklanırken diğer şüphelilerin işlemlerinin ise sürdüğü belirtildi

04.04.2026 13:00:00
İHA
Gaziantep adliyesinde 'rüşvet' ve 'uyuşturucu' operasyonu
Gaziantep adliyesinde 'rüşvet' ve 'uyuşturucu' operasyonu
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziantep Adliyesi'nde 'rüşvet' ve 'uyuşturucu' suçlarıyla yapılandığı tespit edilen şahıslara yönelik geniş çaplı soruşturma başlattı. Soruşturma çerçevesinde, şüphelilerden zabıt katibi H.İ.U. teknik ve fiziki takibe alındı. Yapılan teknik ve fiziki takip ile şüphelinin telefonundaki dijital incelemeler sonucunda adliye içi ve dışından farklı kişilerin suça dahil olduğu belirlendi.

Aralarında savcı, katip, avukat ve polisin olduğu 16 şahıs yakalandı

Şüphelilere yönelik soruşturmanın ardından İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin desteğiyle operasyon başlatıldı. Savcılık talimatıyla yapılan operasyon sonucunda aralarında 1 Cumhuriyet savcısı, 2 avukat, 2 zabıt katibi, 5 adliye personeli ile 6 sivil vatandaşın bulunduğu toplam 16 kişi gözaltına alındı. Yakalanan şüpheliler hakkında uyuşturucu ticareti, rüşvet, nüfuz ticareti ve soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlamalarıyla işlem başlatıldı.

2 katip tutuklandı, soruşturma derinleştirildi, HSK'ya bilgi verildi

Emniyette tamamlanan işlemler ve sağlık kontrollerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden zabıt katipleri H.İ.U. ve M.Ç. nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine teslim edildi. Diğer şüpheliler hakkındaki yasal işlemler sürerken soruşturma dosyasında adı geçen bazı kişilerle ilgili de Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) gerekli bildirimler yapılarak soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, tutuklandı

04.04.2026 12:12:00 / Güncelleme: 04.04.2026 12:27:43
Ahmet Turan Yiğit
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı
Hafta başında gözaltına alınan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı. Bozbey'in eşi ve kızı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken 53 kişi ise tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmişti.
Savcılık sorgusu yaklaşık 40 saat süren Bozbey'in sorgusu saat 09.00 civarında başladı. Bozbey hakkında 11.50 civarında tutuklama kararı verildi.
Bozbey'in eşi Seden Bozbey, kızı Side Bozbey ve kardeşi Ramiz Bozbey ise adli kontrolle serbest bırakıldı.
 
7 ŞİRKETE KAYYUM ATANDI
 
Öte yandan Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 57 kişinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 7 şirkete dün (1 Nisan) kayyum olarak atandı.
Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğince alınan kararda, şüphelilerle firmalar arasındaki para transferleri, hesap uyumsuzlukları ve bazı şirketlerin "paravan" olarak kullanıldığına yönelik iddialar yer aldı.

Mustafa Bozbey kimdir?
 
1962 yılında Bursa'nın Özlüce Mahallesi'nde doğan Bozbey, ilkokul eğitimini Özlüce İlkokulu'nda, orta ve lise öğrenimini ise Bursa Cumhuriyet Lisesi'nde tamamladı.
Anadolu Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nü 1984 yılında bitirdikten sonra, aynı üniversitede yüksek lisans yaparak İnşaat Yüksek Mühendisi unvanı ile mezun olan Bozbey, kendi şirketini kurarak hayatına devam etti.
18 Nisan 1999 tarihinde DSP'nin Nilüfer Belediye Başkan adayı olan Bozbey, Nilüfer İlçesi'nin üçüncü belediye başkanı oldu.
28 Mart 2004 seçimlerinde bir kez daha Nilüfer Belediye Başkanlığı'na aday olan Bozbey, seçime bu kez CHP'den girdi.
2024 yılında yapılan yerel seçimlerde CHP'nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunu açıklayan Bozbey, oyların yüzde 47.62'sini alarak belediye başkanı seçildi.
8 Mayıs 2024 tarihinde yapılan Marmara Belediyeler Birliği'nin (MBB) 17. Başkanı oldu.

Belediye yönetimi el mi değiştirecek?
 
Bursa Büyükşehir Meclisi toplam 106 kişiden oluşuyor. AKP, 50 üyeyle çoğunlukta bulunuyor. AKP'ye ittifak ortağı MHP de sekiz üyeyle eşlik ediyor. Büyük Birlik Partisi ile birlikte Cumhur İttifakı toplam 59 üyeye ulaşıyor.
CHP'nin üye sayısı ise 41. Bursa'daki Meclis'in dağılımı şöyle:
 
AKP: 50
CHP: 41
MHP: 8
İYİ Parti: 3
BBP: 1
Türkiye İttifakı Partisi: 1
Yeniden Refah Partisi: 1
Bağımsız: 1
 
Bu dağılım, Cumhur İttifakı'nın Bursa Belediye Meclissi'nde çoğunluğu elinde bulundurduğunu gösteriyor. Buna göre önemizdeki günlerde belediye meclisinde yapılacak seçimde yönetimin Ak Parti'ye geçmesine kesin gözüyle bakılıyor.
 
Son dönemde CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar sonucu bazı belediyelerin yönetimi el değiştirdi.
 
Esenyurt ve Şişli'de kayyım atamalarıyla, Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa'da tekrar edilen seçimlerle, Beykoz'da ise belediye yönetimindeki değişimle birlikte toplamda 5 belediye AKP yönetimine geçti.
 
Bu süreçlerde yaklaşık 1,5 milyonu aşkın seçmenin oy verdiği belediyelerin yönetiminde değişiklik yaşanması, "seçmen iradesi" tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Adalar'da elektrikli araç krizi

UKOME kararıyla Adalar'da üç tekerlekli elektrikli araçların kaldırılması ve yerine L6-L7 sınıfı araçların zorunlu hale getirilmesi, maliyet ve geçiş süreci nedeniyle tartışmalara neden oldu

03.04.2026 12:51:00
İhlas Haber Ajansı
Adalar'da elektrikli araç krizi
Adalar'da elektrikli araç krizi
UKOME kararıyla Adalar'da üç tekerlekli elektrikli araçların kaldırılması ve yerine L6-L7 sınıfı araçların zorunlu hale getirilmesi, maliyet ve geçiş süreci nedeniyle tartışmalara neden oldu. Konu ile ilgili konuşan AK Parti Adalar İlçe Başkanı Uğur Sina Şen, "Burada bir anda bu kontrolsüz, eksik, bir şeyi kaldırırken yerine getireceğini planlamamaktan, getirilenlerin sayısının yetersiz olması, işlevlerini yerine getirememiş olması burada kendiliğinden bu boşluğun doldurulmasına sebebiyet verecek, ancak Adalar Belediyesi de bu boşluğun kendisine zarar vermemesi için göz ardı edeceği, daha sonrasında sorumluluk almadan kenarda seyredeceği bir burada korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı" dedi.

İstanbul'da UKOME kararı doğrultusunda Adalar'da uzun süredir kullanılan üç tekerlekli elektrikli araçlar kaldırılarak, yerlerine L6 ve L7 sınıfı dört tekerlekli araçlara geçiş zorunlu hale getirildi. Kararın uygulanmaya başlamasıyla birlikte ada halkı ve esnaf, yeni araçların yüksek maliyeti ve geçiş sürecinin kısa tutulması nedeniyle mağduriyet yaşadıkları öne sürüldü. Daha önce aynı bölgede elektrikli araç kullanımının yaygınlaştırılması yönünde adımlar atan Adalar Belediyesi'nin, yeni düzenlemeyle birlikte mevcut sistemi tamamen kaldırması da tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle eski araçların kısa sürede devre dışı bırakılması, birçok kişinin ekonomik olarak hazırlıksız yakalandığı iddia edildi.

"Burada bir mağduriyet var ama bu mağduriyetleri oluşturan Adalar Belediyesi"
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Adalar İlçe Başkanı Uğur Sina Şen, şunları söyledi:
"Adalar'da, ada içindeki yük taşımacılığı, buradaki toplu taşımacılık, bireysel taşımacılık, engelli bireylerin bir noktadan bir noktaya gitmesi gibi pek çok başlık var aslında burada. Ancak bu mağduriyetlerin oluşturulması, bugünün konusu değil. Burada 2009 yılında belediyenin el değiştirmesiyle birlikte bu sorunlar aslında pek çok başlık adı altında sorun yumakları büyüye büyüye bugünlere kadar geldi. Bunlardan bir tanesi de yine 2009 yılında burada sağlık raporlu olan bireylere kişisel araç verilmesiyle ilgili o dönemin belediye başkanı ve ekibinin aldığı kararlarla o gün başladı. Bunlar da yaklaşık o dönemde 500-600 adedi bulan burada golf arabası türü, 4 kişilik, aslında sağlık raporuna ihtiyaç duyan insanlara veriliyormuş gibi gösterilse de bunların yazlıkçı olarak nitelediğimiz, sadece evinden hastaneye, evinden kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bir noktalara değil, bunların plaj, restoran, gezmek, dolaşmak, hava almak gibi pek çok bireysel olarak araçlanma ihtiyaçlarını doğurdu. Burada bir mağduriyet var ama bu mağduriyetleri oluşturan Adalar Belediyesi. Bu Adalar Belediyesi'nin bugüne geldiğimiz noktada sürekli 'Bu bizim dışımızda, biz yapmadık, başkaları karar alıyor, bizim bunda dahlimiz yok, biz bunları yaparken haberimiz yok, bizim haricimizde kararlar alınıyor, engelleniyoruz, önümüz kesiliyor' gibi bahaneler üreterek vatandaşa yanlış bilgiler vererek sürekli bir yanlış algılarla vatandaşlarımızı yönlendiriyorlar."

"Durum korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı"
Şen, ada içi ulaşımda yaşanan değişikliklerin mevcut talebi karşılayamadığını dile getirerek, "2019'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde belediye yönetimi değiştikten sonra Adalar'da faytonların kaldırılması kararı alındı. Bu araçların kaldırılmasıyla birlikte ada içi ulaşımın gerçekleştirilebilmesi için de bir başka ulaşım modeline ihtiyaç duyuldu. Burada alınan kararlar doğrultusunda buraya altını kalın harflerle çizeceğimiz 13+1 kişilik, tescilsiz, herhangi bir muayenesi yapılamayan, Emniyet Müdürlüğü tarafından bir karşılığı olmayan bir golf aracı getirildi. Bunlar 13+1 kişilik olarak burada hizmet vermeye başladı ve Adabüs adı verildi. Bir de bunların 3+1 şeklinde olan taksi modelleriyle birlikte bu hizmetler Adalar'da verilir oldu. Bu verilen hizmetler 40 tane Adabüs, 20 tane Adamini olarak verilen iş, kaldırılan 277 tane faytonun işini görebildi mi' Göremedi. Yazın burası İstanbul'un sayfiyesi olması sebebiyle, İstanbul'dan gelen turistlerin, ülkemizin dışından gelen turistlerin, ziyaretçilerin akınıyla karşılık bulması, burada kışlık yaşayan insanlarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasıyla alakalı olarak bu araçlar bu talebi karşılayamadı. Burada bir anda bu kontrolsüz, eksik, bir şeyi kaldırırken yerine getireceğini planlamamak; getirilenlerin sayısının yetersiz olması ve işlevlerini yerine getirememiş olması burada kendiliğinden bu boşluğun doldurulmasına sebebiyet verecek. Ancak durum Adalar Belediyesi'nin de bu boşluğun kendisine zarar vermemesi için göz ardı edeceği, daha sonrasında sorumluluk almadan kenarda seyredeceği; korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı" dedi.

"Bireysel araç sahiplenmesinde belediye zabıtalarının hiçbir kontrolü daha önce yapmadığını söyleyen Şen, şunları kaydetti:
Buradaki insanların bir noktadan bir noktaya gidilmesiyle ilgili denetleme yapılmadan, izin verilmeden bu araçların plakasız, tescilsiz, ruhsatsız bir şekilde adaya girişleri sağlandı. Ve bunların kontrolünü yapması gereken Adalar Belediyesi'nin zabıtası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin zabıtası bu işin hiçbir tarafında olmadı. Dolayısıyla bunlarda yine kendilerinin deniz araçlarının marifetleriyle buralara temin edildi. Peki buraya gelen bu araçların sayıları nerelere varıldı' Resmi olmayan rakamlara göre 12 bin 800 adetle 18 bin sayısı konuşulur hale gelen; burasını Hindistan'a, Pakistan'a benzeten, 10 yaşındaki çocuktan 90 yaşındaki büyüğümüze kadar hiçbir kontrolü ve belgesi bilgisi olmadan bu araçlar kullanılır hale geldi. Dolayısıyla burada kazaların ve kayıt dışı bir gelirin oluşması üzerine burada kamunun, belediye ve diğer partnerlerin UKOME tarafından ulaşım ve lojistik yönergesiyle birlikte disiplin altına alınması öngörüldü. 2021 yılındaki 2021'e 4-4 UKOME kararıyla bu lojistik yönerge hayata geçti. Bu yönergede de buradaki Adalar özelinde bir komisyon oluşturulması hasıl oldu. Buradaki komisyon 5 kişiden oluşuyor: Adalar Kaymakamlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Daire Başkanlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü, İlçe Toplum Sağlığı Müdürlüğü ve Adalar Belediye Başkanlığı'nın temsilcileriyle bu komisyon oluşturuldu. Burada gerek bireysel, gerek engelli, gerekse yük taşımacılığıyla ilgili bireysel olarak müracaat edenlerin ön müracaatlarını kabul etmek, buradaki komisyonda bunları değerlendirmek ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Toplu Ulaşım Müdürlüğü'ne göndermek, orada da UKOME kararları neyse bunların alınması doğrultusunda hareket ediliyor. Bu doğrultuda kimlere verileceği ve denetlemelerin nasıl yapılacağı hepsi bu kararların içerisinde belli. Dolayısıyla buranın içerisinde AK Parti hiçbir şekilde yok."

"Adalar Belediyesi'nin istek ve talepleriyle 361 kişiye şahsi olarak plaka verilmesi gündeme getirilmiş"
Adalar Belediyesi'nin UKOME kararıyla araç azaltmaya gidilecek olmasına rağmen bunun aksi şekilde hareket ettiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
"Burada bu kadar aracın olması, bu kadar aracın Hindistan'a benzemesi, Pakistan'a benzemesi, geceleyin korsan taşımacılıklar yapılmasının sebeplerinden sonra 2025 yılının Ocak ayında alınan kararla ne yapıldı' Dediler ki, ' Burada aldığımız kararlara istinaden artık araç modellerinin yenilenmesi, güvenlik, korsan taşımacılığın önüne geçilmesi ve yük taşımacılığının saatlerinin belirlenmesi için bir yönergelerde değişikliğe gidildi.' Bu değişikliklerle beraber 2025 yılının 6 Ocak'ında 2025'e 1-4 UKOME kararıyla burada bahsettiğim sebeplerden dolayı araç modellerinin L2'den L6 ve L7 şekline dönüştürülmesi öngörüldü. Ve vatandaşlarımıza da dendi ki, 'Ey vatandaşlarımız bu kararı aldık, üstünden bir yıl geçiyor; 31 Aralık 2025 tarihine kadar da biz size müsaade ediyoruz, bu değişim ve dönüşümünüzü gerçekleştirin.' Ama bugüne kadar UKOME'den çıkan kararların tamamına yakını oy birliğiyle alınmış kararlar. Yani kimsenin burada 'Benim haberim yoktu, benden habersiz yapıldı' söylemleri çok doğru ve hakkaniyetli değil. Buna karşılık da yine 2025 yılında bu UKOME toplantısına Adalar'dan gelen talepler doğrultusunda bir yandan sayısı 18 bine kadar çıktığı söylenen araçların azaltılması ve esnafın araçlarının modellerini düşürmesi gündemdeyken; yine Adalar Belediyesi'nin istek ve talepleriyle 361 kişiye şahsi olarak plaka verilmesi gündeme getirilmiş. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin UKOME meclisinde de ' Siz bir yandan araç azaltmaya çalışıyorsunuz bir yandan da 361 tane de yeni öneride bulunuyorsunuz' diyerek bu reddediliyor."
İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.