logo
19 AĞUSTOS 2026

'Etil alkol yüzünden gelen acı haberler azalacak'

Evsel amaçlı etil alkolün kasım sonu itibarıyla raflardan kalkacağını hatırlatan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Yeni düzenleme ile birlikte artık etil alkole kolay yoldan ulaşmanın önü kesilmişti. Kasım ayı sonu itibarıyla da evsel amaçlı etil alkol artık raflardan kaldırılacak. Vatandaşlarımız daha bilinçli olmalı ve merdiven altı sahte alkol yerine bandrollü şişeleri tercih etmeli' dedi

22.11.2020 11:40:00
 
'Etil alkol yüzünden gelen acı haberler azalacak'
'Etil alkol yüzünden gelen acı haberler azalacak'
Evlerde merdiven altı yapılan kaçak alkollü içkinin çok can aldığını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Son zamanlarda birçok ilde sahte alkolden hayatını kaybeden vatandaşların haberleri peş peşe geldi. Aynı zamanda görme kaybı gibi birçok sorun yaşayan vatandaşlar da oldu. Etil alkole ulaşımın kolay olması, bandrollü alkolde ÖTV ve dolayısıyla fiyatın yüksek olması gibi birçok neden bu tür ağır sonuçlara neden oldu. Fakat yeni düzenleme ile artık etil alkole kolay ulaşımının önü kapandı. Dezenfektan yapımı amacıyla etil alkole ulaşıp vatandaşın canına kast edenler artık amaçlarına ulaşamayacak. Emeği geçen herkese TESK adına teşekkürlerimi iletiyorum. Artık etil alkolün internetten satışının yasaklanmasıyla bu gibi kötü haberlerin azalacağını düşünüyorum. Kasım sonu itibariyle de evsel kullanım amaçlı etil alkol raflardan tamamen kalkacak, bunun yerine yalnızca denatüre edilmiş yani acılaştırılmış ve alkol yapımına uygun olmayan genel kullanım amaçlı etil alkolün satışı yapılabilecek' diye konuştu.İHA

Metropol cephaneliğe döndü

İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı

19.08.2026 22:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
Metropol cephaneliğe döndü
Metropol cephaneliğe döndü
İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuyla mücadele kapsamında Zeytinburnu Telsiz Mahallesinde silah atölyesi olduğu düşünülen bir iş yerine operasyon düzenlendi. Adreste yapılan aramalarda, 100 ruhsatsız tabanca, 100 tabanca şarjörü, 895 gram narkotik madde ve bir hassas terazi ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüpheliler sorgulanmak üzere İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Şüpheliler hakkında tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ettiği öğrenildi.

Son 1 yılda bilanço katlandı



İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü verileri, kentte yasa dışı silahlanmaya karşı yürütülen mücadelenin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Son 1 yıl içerisindeki kararlı saha denetimleri ve nokta operasyonlarla ilgili öne çıkan başlıklar şunlar:

Önceki dönemlerde ortalama 12 bin seviyesinde olan yıllık ruhsatsız silah yakalama oranı, son bir yılda yürütülen sıkı denetimlerle 14 bin 200'ün üzerine çıktı.

Ruhsatsız silah taşıma, bulundurma ve ticaretini yapma suçlarından adli işlem gören ve tutuklanarak cezaevine gönderilen şüpheli sayısında yüzde 100'ün üzerinde bir artış kaydedildi.

İstanbul genelinde iş yeri kurşunlama, haraç toplama, yağma ve kasten yaralama suçlarına karışan organize suç şebekelerine yönelik son bir yılda 1600'den fazla operasyon yapıldı.

Silah ticaretinin arkasında ne var?



Güvenlik uzmanları ve adli birimlerin hazırladığı raporlara göre, İstanbul'da ruhsatsız silah sirkülasyonunun ve ele geçirilen silah sayısındaki artışın temel nedenleri şu şekilde sıralanıyor:

Sokak suç örgütlerinin ve yeni türeyen çetelerin, kendi aralarındaki çatışmalarda ve iş yeri kurşunlama gibi eylemlerde kullanmak üzere yasa dışı atölyelerde üretilen veya kaçak yollarla getirilen silahlara talebi artırması.

Yasa dışı silah ticaretinin, uyuşturucu ticaretiyle doğrudan bağlantılı olması. Suç şebekelerinin uyuşturucu nakliyatını ve bölgelerini korumak amacıyla aynı ağlar üzerinden silah tedariki sağlaması.

Kırsal bölgelerde ya da merdiven altı imalathanelerde üretilen kurusıkıdan bozma veya parçalı üretim tabancaların, illegal lojistik kanallarla İstanbul gibi metropollere taşınarak piyasaya sürülmek istenmesi.

İstanbul Emniyeti, huzur ve güvenliği tehdit eden illegal silahlanmaya karşı 39 ilçede denetimlerin, şok yol uygulamalarının ve organize suç örgütlerine yönelik operasyonların hız kesmeden devam edeceğini vurguladı.

Başkentte "vicdan barikatı"

Ankara'da eşit özlük hakları talebiyle 38 gündür Güvenpark'ta oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve er gaziler, sabaha karşı düzenlenen şafak operasyonuyla alandan uzaklaştırıldı. Yaşananlara tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek ve basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis müdahale etti. Çıkan arbedede gaziler fenalık geçirirken, emniyet güçleri ile vatan için bedel ödeyen kahramanların karşı karşıya geldiği anlarda bazı polis memurları gözyaşlarını tutamadı

19.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Başkentte "vicdan barikatı"
Başkentte "vicdan barikatı"
Türkiye'nin 81 ilinden gelerek başkent Ankara'da bir araya gelen er ve erbaş statüsündeki terörle mücadele gazileri ile er şehit yakınlarının adalet ve eşit özlük hakları arayışı, Ankara sokaklarında hafızalardan silinmeyecek dramatik görüntülere sahne oldu.

Günlerdir Güvenpark'ta kararlılıkla sürdürülen oturma eylemi, sabaha karşı saat 04.45 sıralarında yüzlerce polisin katılımıyla gerçekleştirilen şafak operasyonuyla sonlandırıldı. Parktan karga tulumba çıkarılarak Bilkent Gazi Uyum Evi'ne götürülen gaziler ve şehit aileleri, duruma tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek isteyince başkentin göbeğinde ikinci bir bariyer engeliyle karşılaştı.

Güvenpark kapatıldı

Güvenpark'ta 38 gündür devam eden barışçıl eyleme, sabahın ilk ışıklarında yüzleri maskeli ve şapkalı çok sayıda emniyet mensubu tarafından müdahalede bulunuldu. Yerdeki yataklarında uyuyan şehit yakınları ve gaziler zorla otobüslere bindirildi. Operasyonun ardından Ankara'nın sembolik noktalarından biri olan Güvenpark, tamamen boşaltılarak demir bariyerlerle abluka altına alındı.

Sürece sert tepki gösteren Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, maruz kaldıkları muameleyi kınayarak şu açıklamalarda bulundu:

"Sabah 5'e çeyrek kala bu ülkenin onurunu, namusunu korumak için askere gidip gazi olanlarla, şehit ailelerinin kaldığı alana çok ağır bir müdahale yapıldı. Alanda 300-400 polis vardı. Sanki terörist alıyorlarmış gibi davrandılar; teröristlere bile böyle müdahale edilmiyorken bu vatanın gazilerine yapılanlar reva değildir. En az 10 kişi üstüme çullandı, darp edildik, hastaneye gidip darp raporu alacağız."

İçişleri Bakanlığı önünde arbede

Götürüldükleri uyum evinden kendi imkanlarıyla çıkarak seslerini duyurmak adına İçişleri Bakanlığı önüne gitmek isteyen gazilerin önü çevik kuvvet barikatlarıyla kesildi. Bakanlık binası yakınlarında basın açıklaması yapılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine, çok sayıda gazi protez bacaklarıyla beton zemine uzanarak oturma eylemi başlattı.

Polis barikatına yüklenilmesiyle başlayan arbede sırasında, uzun süredir ağır ilaçlar kullandığı belirtilen gazilerden bazıları fenalık geçirerek yere yığıldı. Çevredekilerin ve sağlık ekiplerinin müdahale ettiği o anlarda, sinir krizi geçiren bir başka gazi ise yol üzerindeki bir köprünün korkuluklarına tırmanarak yaşamına son vereceğini haykırdı. Çevredeki silah arkadaşlarının yoğun çabası ve ikna girişimleri sonucunda gazi köprüden indirildi.

Kalkanların ardındaki gözyaşları

Haber kameralarına yansıyan en çarpıcı ve yürek burkan anlar ise polis memurları ile gazilerin karşı karşıya geldiği dakikalarda yaşandı. Bir gazinin, "Ben bu vatan için Kuzey Irak'ta bedel ödedim, bedenimi verdim. Karşımıza polisi dikiyorsunuz. Nedir bu çektiğimiz, getirin kafama sıkın artık" feryatları yükselirken, ön safta ellerinde kalkanlarla barikat oluşturan bazı genç polis memurlarının gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Kalkanlarının ardına saklanarak ağlayan ve şapkalarıyla yüzlerini kapatmaya çalışan emniyet mensuplarının bu görüntüsü, hem alandakilerin hem de sosyal medyanın vicdanını yaraladı.

Eylemciler, "Bu çocukları niye bizim karşımıza dikip ağlatıyorsunuz? Yarın onlar da gazi olduğunda aynı muameleyi mi görecekler?" diyerek emri veren siyasi iradeye seslendi.

Siyasi alandan tepkiler

Ankara'da infial yaratan görüntülere muhalefet partilerinden destek ve sert tepkiler gecikmedi. Eylem alanına giden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları, gazilerin taleplerinin barikatla değil masada çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Yapılan ortak siyasi açıklamalarda ve TBMM'ye sunulan soru önergelerinde şu ifadelere yer verildi:

"En ağır olanı, Türk polisi ile Türk gazisinin karşı karşıya getirilmesidir. Polisi gazinin önüne diktiğinizde yalnızca gazinin onurunu incitmezsiniz; o üniformanın vicdanını da yaralarsınız. Dağda teröristle çatışırken kurşun, bomba, mayın askerin rütbesini sormadı. Devletin vefası da rütbe sormamalıdır. Rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal hakların derhal teslim edilmesi gerekir. Gazinin hakkının karşılığı polis barikatı veya şafak baskını olamaz."

Gaziler ve şehit aileleri, İçişleri Bakanlığı önünde taleplerini doğrudan bir yetkiliye iletene ve eşit hakları güvence altına alınana kadar Ankara'dan ayrılmayacaklarını ilan etti.

Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı

Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen yapının eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada feth-i kabir kararı uygulandı. Soruşturma kapsamında Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabri açılan Denizolgun'un naaşından alınan örnekler, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'na götürüldü

19.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2026/8086 sırasına kayıtlı soruşturma dosyası kapsamında, sabah saatlerinde Karacaahmet Mezarlığı'nda hareketli dakikalar yaşandı. Polis ekipleri, feth-i kabir (mezar açma) işlemi öncesinde mezarlığın etrafını demir bariyerlerle kapatarak geniş güvenlik önlemleri aldı.

Başsavcıvekili, soruşturma savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) uzmanları ve olay yeri inceleme ekiplerinin nezaretinde açılan mezardan yaklaşık 4 saat süren titiz bir çalışmayla ceset parçaları ve DNA örnekleri alındı. Toplanan deliller, ölümün arkasındaki sır perdesini aralamak üzere adli tıp nakil aracıyla laboratuvar incelemesine gönderildi.

Yeğenlerin suç duyurusu ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan başvurular üzerine ölümün ve dönemin otopsi işlemlerinin mercek altına alınması amacıyla adli inceleme talebinde bulunmuştu.

Bu hamle, cemaatin mevcut lideri olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen ana soruşturma ile eş zamanlı olarak yürütülüyor. Yapılan incelemelerde, Kuriş'in 2016'da yapının başına geçmesinin ardından devasa para ve mal varlığı hareketlerinin yaşandığı saptanmıştı.

Raporu veren doktorlar "FETÖ" üyesi çıktı

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun, 6 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki evinde ölü bulunmuş ve kayıtlara "beyin kanaması/kalp krizi sonucu normal ölüm" olarak geçirilmişti. Dosyanın 10 yıl sonra yeniden açılmasında dikkat çeken en çarpıcı detay ise, o dönem "doğal ölüm" raporunu düzenleyen Adli Tıp heyetindeki bazı doktorların daha sonra FETÖ üyeliği gerekçesiyle ceza almış olması.

İddialara göre Denizolgun, hayatının son döneminde örgüt içindeki finansal sistemde FETÖ bağlantılı isimleri tespit etmiş ve bir toplantıda "Bana ihanet ettiniz, sizinle değilim" diyerek rest çekmişti. Denizolgun'un vefatının hemen ardından, henüz cenazesi bile kaldırılmadan Alihan Kuriş'in hızla yeni lider ilan edilmesi de şüpheleri artıran diğer bir unsur olarak dosyada yer alıyor.

Bakanlık da yakından takip ediyor

Süreç, faili meçhul ve şüpheli ölüm dosyalarının incelenmesinde başsavcılıklarla koordinasyon görevi yürüten Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da milimetrik olarak izleniyor. Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek rapor, Denizolgun'un dış bir müdahaleyle zehirlenip zehirlenmediğini ya da ölümüne kastedecek bir müdahale olup olmadığını kesinleştirecek.

Köklü soybağı ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken, Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Hayatını kaybeden Arif Ahmet Denizolgun, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın doğrudan torunuydu. Soruşturma, Tunahan'ın bir diğer torununun oğlu olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan mevcut lider Alihan Kuriş'e yönelik ana soruşturma ile birleştirildi.

Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!

Elektrikli araçların hızla yaygınlaşmasıyla birlikte batarya güvenliği de giderek daha fazla gündeme geliyor

19.08.2026 12:48:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!
Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!
Elektrikli araçların hızla yaygınlaşmasıyla birlikte batarya güvenliği de giderek daha fazla gündeme geliyor. Uzmanlara göre yangın riski yalnızca kaza anıyla sınırlı değil; batarya paketinin ezilmesi, delinmesi veya hücrelerin zarar görmesi gibi durumlar da tehlikeye yol açabiliyor. Olağandışı koku, duman, tıslama ya da fokurdama sesleri sürücüler için önemli uyarılar olarak görülmeli.

Lityum iyon bataryalarda kritik süreçler 
Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryalar yüksek miktarda enerjiyi küçük bir hacimde depolayabiliyor. Bu özellik tek başına yangın nedeni olmasa da, bataryanın normal çalışma koşullarının dışına çıkması "termal kaçak" adı verilen süreci tetikleyebiliyor. Bu süreç kontrol edilemeyen ısınmaya, gaz çıkışına ve yangına dönüşebiliyor.

Kaza ve mekanik darbe riski artırıyor 
Batarya paketinin ezilmesi veya delinmesi iç kısa devreye yol açabiliyor. Elektriksel arızalar, aşırı akım ya da kontrol sistemlerindeki sorunlar da bataryayı normal sınırların dışına çıkarabiliyor. Üretim ve tasarım kusurları ise kullanım sırasında ortaya çıkana kadar fark edilmeyebiliyor.

Şarj güvenliği kritik önemde 
Hızlı şarj tek başına yangın nedeni değil. Ancak uygunsuz ekipman, arızalı sistem veya hasarlı batarya bu süreci tehlikeli hale getirebilir. Evde şarj altyapısının aracın gerektirdiği kapasiteye uygun olması ve hasarlı kabloların kesinlikle kullanılmaması gerekiyor. Şarj sırasında olağandışı koku, duman veya kıvılcım görülürse işlem sonlandırılmalı ve profesyonel yardım alınmalı.

Kaza sonrası gecikmiş yangın ihtimali 
Elektrikli araç kazadan hemen sonra yanmayabilir. Ancak bu durum bataryanın güvenli olduğu anlamına gelmez. Hasarlı batarya hücrelerinde sıcaklık ve basınç kontrolsüz şekilde yükselerek yangına veya yeniden tutuşmaya yol açabilir. Bu nedenle ciddi kazalarda araçların güvenli mesafede muhafaza edilmesi öneriliyor.

Sürücünün görevi can güvenliğini sağlamak 
Elektrikli araç yangınları klasik araç yangınlarından farklıdır. Yüksek voltaj, toksik gazlar ve yeniden tutuşma riski sürücüler için ek tehlikeler oluşturur. Küçük yangın söndürücüler her durumda yeterli olmayabilir. Bu nedenle sürücünün önceliği yangını söndürmek değil, güvenli şekilde uzaklaşmak olmalı. Müdahale ise eğitimli ekipler tarafından yapılmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2018'den sonra riyal olarak almaya başladığı hac ücretlerini 2027 yılı itibari ile dolar olarak alacak

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2018'den sonra riyal olarak almaya başladığı hac ücretlerini 2027 yılı itibari ile dolar olarak alacak

19.08.2026 12:00:00
AA
 
 Diyanet İşleri Başkanlığı, 2018'den sonra riyal olarak almaya başladığı hac ücretlerini 2027 yılı itibari ile dolar olarak alacak
 Diyanet İşleri Başkanlığı, 2018'den sonra riyal olarak almaya başladığı hac ücretlerini 2027 yılı itibari ile dolar olarak alacak
Diyanet İşleri Başkanlığı, bu yıl riyal olarak aldığı hac ücretlerinde ani bir kararla 2027 itibari ile dolara döndü.

Türkiye'den 85 bin kişinin gitmesinin beklendiği hac organizasyonunda dolar kullanılması kararı tartışmalara neden oldu.

BirGün'ün haberine göre, başkanlık kaynakları, hac ücretlerinde ciddi artış yapıldığını öne sürerek "2026 hac başvuruları için 24 bin 500 riyal olan ücret, 280 bin TL'ye denk geliyordu. 2027 hac başvuruları için ise yüzde 30 oranında zam yapıldı. Ücretler riyal üzerinden açıklansaydı, zam daha görünür olacaktı. Dolara geçilerek artışın daha az fark edilmesi sağlandı. Hac paralarıyla beş yıldızlı otellerde program yapmak yerine maliyetleri düşürseler daha doğru olur" değerlendirmesinde bulundu.

2027 hac organizasyonu kapsamında, "Normal konaklama" kategorisindeki iki kişilik odalarda kişi başı ücret 9 bin 200 dolar olarak belirlendi. Hac organizasyonu kapsamındaki konaklama ücreti, güncel kurla 440 bin TL olarak hesaplandı. Eşlerin birlikte hacca gitmesi halinde ödenecek toplam tutar ise 18 bin 400 dolar, 880 bin TL olarak öngörüldü. Hacda, "Lüks" kategorisinde yer alan ve "Yakın mesafe" olarak tanımlanan programlarda ise kişi başı ücretin 1,2 milyon TL'ye kadar çıkacağı belirtildi.

Beyoğlu'nda otel yangını: 17 kişi tahliye edildi

İstanbul Beyoğlu'nda bulunan bir otelde henüz belirlenemeyen bir sebeple yangın meydana geldi. Yangın olay yerine gelen itfaiye ekipleri tarafından söndürülürken, otelde konaklayan 17 kişi ekipler tarafından tahliye edildi. Yangın sonucunda can kaybı veya yaralı olmadığı öğrenilirken, yanan otelde maddi hasar meydana geldi

19.08.2026 11:58:00
İHA
 
Beyoğlu'nda otel yangını: 17 kişi tahliye edildi
Beyoğlu'nda otel yangını: 17 kişi tahliye edildi
Yangın, saat 09:00 sıralarında Beyoğlu Dolapdere Taksim Caddesi'nde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre otelin çamaşırhanesinde henüz belirlenemeyen bir nedenle otelde yangın çıktı.

İhbar üzerine olay yerine Polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucunda yangın söndürüldü.

Otelde konaklayan 17 kişi itfaiye ekipleri tarafından tahliye edildi. Yangında can kaybı veya yaralanma yaşanmazken, otelde maddi hasar meydana geldi.

Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için çalışma başlatıldı.

Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç'i bıçaklayan şüpheli yakalandı

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'i bıçaklayarak ağır yaraladığı belirtilen eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı S.A.K. ve beraberindeki 4 şüpheli yakalandı

19.08.2026 05:38:00 / Güncelleme: 19.08.2026 05:45:35
İHA
 
Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç'i bıçaklayan şüpheli yakalandı
Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç'i bıçaklayan şüpheli yakalandı
Olay, Şahinbey ilçesine bağlı İbni Sina Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, bir ziyaret sırasında eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı S.A.K. ile tartıştı. Tartışmanın ardından S.A.K., Meriç'e bıçakla saldırdı.



Saldırıda yaralanan Milletvekili Melih Meriç, çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.


Saldırgan eski CHP ilçe başkanı yakalandı



Meriç'e yönelik saldırıyı gerçekleştirdiği öğrenilen S.A.K.'in yakalanması için çalışma başlatıldı.

Emniyet güçlerinin çalışmaları neticesinde, bıçaklı saldırı olayının şüphelisi S.A.K., şüphelinin olay yerinden bindiği özel araç şoförü A.Ç., araç değişiminden sonra bindiği ticari araç şoförü E.D., şüphelinin yakını H.K. ve olay yerinde bulunan özel güvenlik görevlisi R.Ç. olmak üzere toplam 5 şüpheli gözaltına alındı.



Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ederken olayla ilgili soruşturmanın da sürdüğü öğrenildi.

İBB davasının 66. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 66. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

19.08.2026 00:24:00
AA
 
İBB davasının 66. duruşması sona erdi
İBB davasının 66. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesinin ardından hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilen eski Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı tutuksuz sanık Veysel Erçevik'in savunması alındı.

Erçevik, etkin pişmanlık başvurusunu kendi rızasıyla yaptığını, iddia edildiği gibi herhangi bir baskı altında ifade vermediğini söyledi.

İddianamede kendisinin sanık Adem Soytekin'e bağlı hareket ettiği ve örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığının ileri sürüldüğünü ifade eden Erçevik, "Dosyaya baktığınızda somut olarak bir şey yok. Geriye dönüp kendi CV'me baktığımda, kendi durumuma baktığımda, pişmanlık... Niye pişmanlık' Buradaki pişmanlık suç işlediğimin pişmanlığı değil, 'Benim burada ne işim var'' pişmanlığıydı." dedi.

Erçevik, geçmişe bakıldığında herhangi bir örgüte bağlı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, şunları kaydetti:

"Adem Soytekin'e baktığınızda, 2019-2024 yılları arasında ihale kayıtları incelendiğinde iki, belki üç - onu bilmiyorum ama - iki ihale almış ve birçok yerde de bu ihalelerden zarar ettiğini beyan etmiş. Şirket kayıtları da belediyenin kayıtları ortada. Eğer ben onun atadığı biriysem, Soytekin'in 5 yıl boyunca sürekli Beylikdüzü'nde çok yüksek karlı iş yapıyor olması gerekiyordu. Soytekin'in ifadesine baktığınızda iddianamede yer alan bir sürü daire, dükkan, çek konuları konuşuluyor. Bunların Beylikdüzü Belediyesine açıktan yaptığı kreş, cami, yol, köprü gibi işlerin karşılığı olduğunu söylüyor ama 2019-2024 dönemine baktığınızda, Soytekin'in Beylikdüzü Belediyesi ile herhangi açıktan bir iş yapmışlığı yok. Dolayısıyla benim de Soytekin'e bağlı bir örgüt üyesi olarak belediyede bulunmadığımın en açık örneği budur."

Üzerine atılı suçlamaları reddeden ve beraat talebinde bulunan Erçevik, "Sayın Mehmet Murat Çalık burada. Ben iş konusunda onunla bile bazen kavga ederken, bağrışırken herhangi birine bağlı hareket edeceğim konusu söz konusu bile olamaz. Hiçbir şekilde bir örgüt bağı içerisinde bulunmadım. Profesyonelce, bana ihtiyacının olduğunu söyleyen bir abimin yanına geçtim ve ona idari, mali konularda bütçesini yönetmesi konusunda danışmanlık yaptım. O nedenle hakkımda iddianamede de sayın savcı rüşvet değil de 'rüşvete aracılık' şeklinde tabirlerde bulunmuş." diye konuştu.

İnşaat sözleşmesi hazırlandığı tarihte öğrenci olduğunu söyledi

Tutuksuz sanıklardan iş insanı Furkan Hamzaoğlu, savunmasında, hakkında "rüşvet verme" suçundan dava açıldığını ifade ederek, "West Side projesine ilişkin inşaat sözleşmesi 2013 yılında imzalanmıştır. Ben o tarihte üniversite öğrencisiydim. Benim sözleşmenin hazırlanması, imzalanması ve uygulanması süreçlerinde herhangi bir görevim veya yetkim bulunmuyordu. Mutlu İnşaat'a 2024 yılı aralık ayında hissedar oldum. 2024 yılına kadar Mutlu İnşaat'ta ortaklık ya da yöneticilik sıfatım yoktu. West Side projesinin başlangıcında inşaat sektörünü öğrenmek amacıyla zaman zaman şantiyelere gidip geldim." dedi.

Hamzaoğlu'nun babası olan iş insanı tutuksuz sanık Yüksel Hamzaoğlu ise herhangi bir kamu görevlisiyle asla menfaat anlaşması yapmadığını ve savcılık ifadesinde, belediye işlemlerinin geciktirilmemesi için talepleri karşılamak zorunda kaldığını anlattığını iddia etti.

West Side projesinde ruhsatın gecikmesinin inşaata başlama ve bitirme takvimini, bu gecikmenin de doğrudan iskan takvimini etkilediğini belirten Hamzaoğlu, savunmasında şunları söyledi:

"Gecikmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve ödemeler nedeniyle ciddi mali yük altına girdik. Bizim şirketimiz olan Mutlu İnşaat'ın o dönem başka işleri de olduğundan finans yönünden sıkışıklığımız vardı. Belediyeden iletilen maddi talepleri nakden karşılayacak mali imkanımız yoktu. Savcılık ifademde belediyenin arsa sahibinden ve yüklenici firmalardan maddi taleplerde bulunduğunu, taleplerin çoğunlukla Adem Soytekin aracılığıyla iletildiğini, talepler karşılanmadığında ruhsat ve iskan işlemlerimizin sonuçlanamayacağı kanaatine vardığımızı anlatmıştım. Proje ilerlemiş, satışlar yapılmış ve müşterilere karşı ağır yükümlülükler doğmuşken bu talepleri reddetmenin sonucu, hakkımız olan iskanın verilmemesi veya daha geciktirilmesiydi. Önceki ifadelerimde de kullandığım 'Vermek zorunda kaldık' sözü, tam olarak bu baskıyı anlatmaktadır."

Hamzaoğlu, savunmasında, "Adem Soytekin'in şirketlerine devredilen 5 daire ile 6 dükkandan 2 dükkan gerçekten yapılan inşaat işinin karşılığıdır. Diğer devirler ile iskan aşamasında fatura karşılığı verilen yaklaşık 3,5 milyon lira tutarındaki çekleri ise serbest iradeyle yapılmış bir rüşvet anlaşması olarak değil, belediye işlemlerinin sonuçlandırılması için önümüze konulan talepler nedeniyle ve zorunluluk altında verdik. Gayriresmi bir çıkış yapamayacağımızı söylememiz üzerine fatura düzenlemesi de bu kapsamdadır." ifadelerini kullandı.

"Talebi kabul etmek zorunda kaldık"

Tutuksuz sanık iş insanı Zafer Gül, Beylikdüzü'nde bir projeleri olduğunu ve Mehmet Murat Çalık'ın kendilerini makamına çağırdığını dile getirerek, "Binaya Ali Gül (sanık) ile beraber gittik. O görüşmede bir tartışma oldu. Görüşme sırasında bizden 5-6 milyon TL civarında bir para talep edildi. Biz de bunun karşılığında bir bağış yapmayı talep ettik, okul, sağlık ocağı veya işte cami gibi. Fakat burada denildi ki, 'Bunu siz verin, biz yaparız.' Arsa hak paylaşımı sözleşmesinde 24-25 milyon TL civarında bir ön ödeme yaptık arsa sahibine ve tadilatı geçiremezsek bu bedel ile sözleşme askıya düşecekti. Tabii sonrasında bu talebi kabul etmek zorunda kaldık." diye konuştu.

Gül, senedi sanık Fatih Keleş'e Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki ofisinde teslim ettiklerini, bu paranın bir kısmını ödediklerini, bir kısmını ise ödeyemediklerini iddia ederek, "Ödeyemeyince de bunun karşılığında daire konusuna döndü bizim konumuz. Bu daire konusunda da 13 daire mevzubahistir. 'Adem Bey'e devredeceksiniz.' dendi. Biz de senetleri geri iade alıp, arsa sahibinin de isteğiyle Adem Bey'e devrettik." ifadelerini kullandı.

Çapraz sorgusunda kendisine yöneltilen, "Sizden parayı kim istemişti'" şeklindeki soruyu Gül, "Mehmet Çalık." diye cevapladı. '''''''Paranın belediyenin ek binasında istendiğini iddia eden Gül, görüşmede Uğur Güngör (sanık), Ali Gül ve Mehmet Murat Çalık'ın bulunduğunu söyledi.

"Ekrem İmamoğlu'nun konudan bilgisi var mı'" sorusuna Gül, "Yani orada bir tartışma geçti. Tartışmanın geçtiği binada Mehmet Murat Çalık'ın odasının tam karşısındaki oda Ekrem İmamoğlu'nun odasındaydı. Tartışma sonucunda kendisi de çıktı, ne oluyor tarzında konuştu bizimle. Başka bir diyaloğumuz olmadı zaten." yanıtını verdi.

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Oktay Hamzaoğlu, Mustafa Keleş, Dursun Keleş, Fuat Keleş, Cemal Üneş, Esra Huri Bulduk, Adem Ok, Elif Yıldız Kızılca ve Sezgin Paydaş savunma yaptı.

13 saat süren, tutuksuz 15 sanığın ve avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada, duruşmada toplam 20 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Milletvekili Meriç'in bıçaklanma anı kamerada

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'in bıçaklanma anına ait güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı

19.08.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Milletvekili Meriç'in bıçaklanma anı kamerada
Milletvekili Meriç'in bıçaklanma anı kamerada
Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'in bıçaklanma anına ait güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı.

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Şahinbey ilçesi İbni Sina Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, CHP Oğuzeli eski ilçe başkanı S.A.K. ile tartıştıktan sonra şahsın bıçaklı saldırısına uğradı.

Olay sonrasında yaralanan Meriç, olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı. Meriç'in hastanede ameliyata alındığı öğrenilirken, olay alanlarına ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Görüntülerde, Milletvekili Melih Meriç'in, saldırgan S.A.K. ile bir süre tartıştıktan ve tekme tokat kavga ettikten sonra bıçaklama anları yer aldı.

Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı ALDAŞ şirketine yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame kabul edildi

18.08.2026 16:30:00
AA
 
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek ile ASAT'ın eski Genel Müdürü İbrahim Kurt'un da bulunduğu 21 sanık hakkında "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından hazırlanan iddianame, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, soruşturmanın İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan tevdi raporuna dayandığı belirtildi.

Raporda, Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ALDAŞ'ın 2020-2025 yılları arasındaki hesaplarının denetlendiği, şirketin ASAT ile gerçekleştirdiği ihale, satın alma ve harcamalara ilişkin bazı usulsüzlüklerin tespit edildiği kaydedildi.

İddianamede, Mülkiye müfettişleriyle bilirkişi raporlarına da yer verildi.

Buna göre, lüks seyahat ve konaklama giderleri ile yüksek tutarlı temsil ve ağırlama harcamalarının, 1995 tarihli "müşavirlik sözleşmesi" kapsamında ASAT'a yansıtıldığı ileri sürüldü.

ALDAŞ'a ait kredi kartlarıyla bazı sanıklar ve yakınları tarafından kişisel harcamalar yapıldığı, alınan lüks araç ve demirbaşların kişisel kullanıma tahsis edildiği, şirket bünyesinde sigortalı gösterilmesine rağmen fiilen çalışmayan kişilerin bulunduğu da iddianamede yer aldı.

Bazı harcamalara yüzde 15 kar payı eklenerek ASAT'a fatura düzenlendiği öne sürülen iddianamede, bu işlemler kapsamında ALDAŞ tarafından ASAT'a yansıtılan faturaların toplamının 785 milyon lirayı aştığı belirtildi.

İddianamede, söz konusu işlemler nedeniyle 29 milyon 500 bin lira kamu zararı oluştuğu ve bazı denetçilerin aileleriyle birlikte ALDAŞ bütçesinden ağırlandığı iddia edildi.

Sanıklardan Muhittin Böcek'in 2 milyon 472 bin 111 lira, İbrahim Kurt'un 3 milyon 17 bin lira, Murat Zeydanlı'nın 4 milyon 382 bin lira, Merve Doğruöz'ün 1 milyon 845 bin lira, Pınar Büyükçakıroğlu'nun 67 bin 282 lira, Lütfi Ergen'in 2 milyon 598 bin lira, Yüksel Özdoğan'ın 1 milyon 178 bin lira, Selahattin Artun'un 1 milyon 595 bin lira, Oktay Özalp'in 1 milyon 126 bin lira, Nurhan Ermiş'in 2 milyon 686 bin lira ve Melek Kurukama'nın 1 milyon 912 bin lira tutarındaki kamu zararını, kamu davası açılmadan önce Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı hesabına yatırdığı bildirildi.

İddianamede Muhittin Böcek için "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar, "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan da 10 yıla kadar hapis istendi. ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt için ise "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapis talep edildi.

İddianamede diğer sanıklar için de "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezaları talep edildi.

Olay

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı "Altyapı Yönetim ve Danışmanlık Ticaret AŞ (ALDAŞ) üzerinden usulsüz harcamalarla yaklaşık 399 milyon 507 bin lira kamu zararına yol açıldığı" iddialarıyla ilgili 14 Ocak 2026 tarihinde aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek'in de bulunduğu 21 şüpheli hakkında işlem başlatılmış ve 5 kişi tutuklanmıştı.

Tutuklanan ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt, 27 Ocak 2026'da tahliye edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.