Allah'ın öğrettiği şekilde; "Rabbim, dileseydin bunları ve beni daha önce helak ederdin. Şimdi bizi, içimizdeki o beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helak mı edeceksin?" (A'raf-155) diye nazlanmaktan başka çaremiz kalmadı, farkında mısınız?
"Hâlâ akletmez misiniz?" (Yâsîn-62).
Kulağın her işittiğini sesten sayarsak, akla ve vicdana duyacak söz kalır mı?
Biliriz ki dünyanın her yerinde kapı gıcırdar, kedi mırıldar, it ürür, kurt ulur; rüzgâr fısıldar, şimşek çakar, top patlar, su şırıldar ama dünyanın neresinde olursa olsun eşyanın, hayvanın ve tabiatın sesi ve lisanı tektir. Hepsi sestir işitilir ama sadece insan, dünyanın farklı yerlerinde farklı lisanlarla konuşur ve duyanlar da insanlar olur.
Seslerini işittirenler bağırmaya, gürültüye devam etsinler, sözlerini duyuranlara ve doğru sözü duyanlara selâm olsun...
Sağcı ve solcu gayrı milliler, Türk Milletini 36 etnik parçaya bölemeyince, ikiye ayırmaya karar verdiler ve galiba epeyce de başarılılar!
"Evet"çiler; "hayır" diyenlere "hâin" diyor! "Hayır" diyenler de, "evet" diyenlere!
Kişi herkesi kendi gibi zannedermiş! Aynaya bakan, kendini görür ya! O yüzden, hangi yana dönsek, karşıdan "Hâin" ilan edilenler var!
Bu memleketin vatanperverleri, milliyetperverleri ne oldu?
Ülkü devleri, devrim kahramanları, mücahidler nereye gittiler?
Namuslulardan, şereflilerden hâin çıkmayacağına göre; memleketin namusluları, şereflileri toptan mı öldü, yok oldu? Öldüyse, olduysa ne zaman oldu?
Bu nasıl bir iştir?
Göz göre göre zulmediyorlar!
Haksızlık ediyorlar! Hadsizlik ediyorlar! Millete yazık ediyorlar!
Milleti ikiye böldüler ve her iki tarafı da gerdiler!
"Hayır"cı hâin; "Evet"çi hain!
Aklıma bir asker fıkrası geldi:
Komutan;
- Oğlum! Karşıdan düşman ordusu geliyor, ne yaparsın?
- Savaşırım Komutanım...
- Mermin bitti!
- Geri çekilirim Komutanım...
- Çekilemezsin arkan uçurum!
- Sağa çekilirim..
- Çekilemezsin, sağın çıkılması imkânsız bir sarp kayalık!
- Sola çekilirim Komutanım..
- Sola da çekilemezsin, korkunç bir bataklık..
Asker düşünür, bir çıkış yolu bulamaz;
- Bütün bu kıyamet benim başıma mı koptu Komutanım?...
Üç yanı kapalı, karşıdan mücehhez düşman ordusunun saldırısına muhatap askerin durumundayız!
Ne yana dönsek aynı! Sağımız "Hâin", solumuz "Hâin".. Dinciler kindâr, kindârlar merhametsiz...
Demiştik ya; "İki ucu b.klu değnek" tam da bu işte!..
Taharetimizi, abdestimizi bozmamak için değneğin hiç bir ucundan tutmayalım, ayağımızın ucuyla bir kenara itip meydan açalım ve gergin kalabalıkla bir oyun oynayalım!
Bakalım gülecek miyiz, var mısınız?
Meselâ soralım yüksek sesle:
- Beni işitiyor musunuz?
Hep bir ağızdan bağırsınlar:
- E-VEEEET!
Soralım normal sesle;
- Peki duyuyor musunuz?
Bağırsınlar:
- HA-YIIIIRRR!
Soralım:
- Hayırcı mısınız?
Bağırsınlar:
- E-VEEEET!
Soralım:
- Evetçi misiniz?
Bağırsınlar:
- HA-YIIIIRRR!
Eveeeet derken de, Ha-yııırrr derken de sevinenler olsun; onlar sevinerek tepinirken, biz de gülümseyiverelim biraz. Ortam yumuşasın, gerginler gevşesin diye!..
Derinçek'le Erdoğan arasında bocalayan Firiştek de, dönüp dursun olmaz mı?
Hatırladınız mı; "Evet, Hayır demeyecek, başınızı emme-basma tulumba gibi indirip kaldırmayacaksınız!" diye meşhur bir ekran oyunu vardı; oyunu tersine çevirdiler!
Şimdi sadece "Evet" veya "Hayır" diyeceksiniz! Allah akıl-fikir versin...
"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN" Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...
"Hâlâ akletmez misiniz?" (Yâsîn-62).
Kulağın her işittiğini sesten sayarsak, akla ve vicdana duyacak söz kalır mı?
Biliriz ki dünyanın her yerinde kapı gıcırdar, kedi mırıldar, it ürür, kurt ulur; rüzgâr fısıldar, şimşek çakar, top patlar, su şırıldar ama dünyanın neresinde olursa olsun eşyanın, hayvanın ve tabiatın sesi ve lisanı tektir. Hepsi sestir işitilir ama sadece insan, dünyanın farklı yerlerinde farklı lisanlarla konuşur ve duyanlar da insanlar olur.
Seslerini işittirenler bağırmaya, gürültüye devam etsinler, sözlerini duyuranlara ve doğru sözü duyanlara selâm olsun...
Sağcı ve solcu gayrı milliler, Türk Milletini 36 etnik parçaya bölemeyince, ikiye ayırmaya karar verdiler ve galiba epeyce de başarılılar!
"Evet"çiler; "hayır" diyenlere "hâin" diyor! "Hayır" diyenler de, "evet" diyenlere!
Kişi herkesi kendi gibi zannedermiş! Aynaya bakan, kendini görür ya! O yüzden, hangi yana dönsek, karşıdan "Hâin" ilan edilenler var!
Bu memleketin vatanperverleri, milliyetperverleri ne oldu?
Ülkü devleri, devrim kahramanları, mücahidler nereye gittiler?
Namuslulardan, şereflilerden hâin çıkmayacağına göre; memleketin namusluları, şereflileri toptan mı öldü, yok oldu? Öldüyse, olduysa ne zaman oldu?
Bu nasıl bir iştir?
Göz göre göre zulmediyorlar!
Haksızlık ediyorlar! Hadsizlik ediyorlar! Millete yazık ediyorlar!
Milleti ikiye böldüler ve her iki tarafı da gerdiler!
"Hayır"cı hâin; "Evet"çi hain!
Aklıma bir asker fıkrası geldi:
Komutan;
- Oğlum! Karşıdan düşman ordusu geliyor, ne yaparsın?
- Savaşırım Komutanım...
- Mermin bitti!
- Geri çekilirim Komutanım...
- Çekilemezsin arkan uçurum!
- Sağa çekilirim..
- Çekilemezsin, sağın çıkılması imkânsız bir sarp kayalık!
- Sola çekilirim Komutanım..
- Sola da çekilemezsin, korkunç bir bataklık..
Asker düşünür, bir çıkış yolu bulamaz;
- Bütün bu kıyamet benim başıma mı koptu Komutanım?...
Üç yanı kapalı, karşıdan mücehhez düşman ordusunun saldırısına muhatap askerin durumundayız!
Ne yana dönsek aynı! Sağımız "Hâin", solumuz "Hâin".. Dinciler kindâr, kindârlar merhametsiz...
Demiştik ya; "İki ucu b.klu değnek" tam da bu işte!..
Taharetimizi, abdestimizi bozmamak için değneğin hiç bir ucundan tutmayalım, ayağımızın ucuyla bir kenara itip meydan açalım ve gergin kalabalıkla bir oyun oynayalım!
Bakalım gülecek miyiz, var mısınız?
Meselâ soralım yüksek sesle:
- Beni işitiyor musunuz?
Hep bir ağızdan bağırsınlar:
- E-VEEEET!
Soralım normal sesle;
- Peki duyuyor musunuz?
Bağırsınlar:
- HA-YIIIIRRR!
Soralım:
- Hayırcı mısınız?
Bağırsınlar:
- E-VEEEET!
Soralım:
- Evetçi misiniz?
Bağırsınlar:
- HA-YIIIIRRR!
Eveeeet derken de, Ha-yııırrr derken de sevinenler olsun; onlar sevinerek tepinirken, biz de gülümseyiverelim biraz. Ortam yumuşasın, gerginler gevşesin diye!..
Derinçek'le Erdoğan arasında bocalayan Firiştek de, dönüp dursun olmaz mı?
Hatırladınız mı; "Evet, Hayır demeyecek, başınızı emme-basma tulumba gibi indirip kaldırmayacaksınız!" diye meşhur bir ekran oyunu vardı; oyunu tersine çevirdiler!
Şimdi sadece "Evet" veya "Hayır" diyeceksiniz! Allah akıl-fikir versin...
"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN" Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...
Mustafa Aslan / diğer yazıları
- Atatürk'ün anlatımıyla Çanakkale savaşları / 20.03.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017




























































