logo
23 TEMMUZ 2026

Fas’ta ağaçlara tünemiş keçilerin sırrı!

Fas’ın kurak ve yarı çöl iklimine sahip güneybatı coğrafyasında, görenleri önce şaşırtan ardından gülümseten, dünyanın başka hiçbir yerinde kolay kolay karşılaşamayacağınız ikonik bir manzara vardır: Argan ağaçlarının dallarına tünemiş keçiler

23.07.2026 12:26:00
Hasan Gündoğdu
 
Fas’ta ağaçlara tünemiş keçilerin sırrı!
Fas’ta ağaçlara tünemiş keçilerin sırrı!
İlk bakışta montaj ya da illüzyon gibi duran bu olay, aslında doğanın sunduğu çetin şartlara karşı hayvanların geliştirdiği olağanüstü bir uyum başarısıdır. İşte Fas'ın "uçan keçileri" veya "ağaç keçileri" olarak bilinen bu canlıların ilginç hikayesi:






Doğal Bir Hayatta Kalma Mücadelesi

Bu fenomene imza atan canlılar, bölgeye özgü yerli Tamri keçileridir. Fas'ın Souss Vadisi ve Atlas Dağları'nın eteklerinde yaz aylarında sıcaklıklar aşırı yükselir, otlaklar kurur ve zemin seviyesinde yiyecek bulmak imkansız hale gelir.

Açlıkla karşı karşıya kalan keçiler, çareyi gözlerini yukarıya, bölgenin tek hakim bitki örtüsü olan argan ağaçlarına (Argania spinosa) dikmekte bulmuştur.






Tırmanma Yeteneğinin Arkasındaki Biyoloji

Bir keçinin 8 ila 10 metre yüksekliğindeki bir ağaca tırmanması şans eseri değildir; vücut yapıları adeta bu iş için evrimleşmiştir:

Yarık ve Esnek Tırnaklar: Keçilerin tırnakları ortadan ikiye yarıktır ve her bir parça birbirinden bağımsız hareket edebilir. Bu durum, pürüzlü argan dallarını bir kıskaç gibi kavramalarını sağlar.

Sert ve Nasırlaşmış Tabanlar: Tırnaklarının tabanındaki yumuşak ve kauçuksu doku, kaygan veya eğimli dallarda çekiş gücünü artırır.

Mükemmel Denge Tesisatı: İki arka ayak üzerinde durarak üst dallara uzanabilir, daracık dalların üzerinde adeta bir ip cambazı gibi dengede kalabilirler.






Nedir Bu Argan Tutkusu?

Keçileri bu tehlikeli tırmanışa iten ana sebep, argan ağacının etli, yeşil-sarı meyveleridir. Zengin bir besin kaynağı olan bu meyveler, keçiler için çölün ortasında adeta birer lezzet ziyafetidir.

Keçiler yalnızca meyveleri yemekle kalmaz; meyvenin altındaki taze yaprakları ve sürgünleri de tüketerek kurak dönemi yüksek enerjiyle atlatırlar.






Argan Yağı ve Keçiler Arasındaki Tarihi İlişki

Eski dönemlerde bu keçiler, geleneksel argan yağı üretiminde önemli bir role sahipti:

1. Keçiler argan meyvelerini yer, meyvenin etli kısmını sindirir ancak ortasındaki aşırı sert çekirdeği sindiremezlerdi.

2. Çekirdekler dışkı yoluyla veya geviş getirme sırasında dışarı atılırdı.

3. Yerel Berberi halkı, doğada zaten kabuğundan yumuşamış ve temizlenmiş bu çekirdekleri toplayarak ezilmesini kolaylaştırır ve argan yağı elde ederdi.

Günümüzdeki Durum: Günümüzde hijyen standartları, gıda güvenliği ve yüksek kalite gereksinimleri nedeniyle ticari argan yağı üretiminde keçi sindiriminden geçmiş çekirdekler kesinlikle kullanılmamaktadır. Günümüzde meyveler insan eliyle toplanıp modern veya geleneksel soğuk pres yöntemleriyle işlenmektedir.






Ekolojik Denge ve Turizm Etkisi

Ağaçtaki keçiler Fas ekosistemi ve ekonomisi için çift taraflı bir etkiye sahiptir:

1. Ekolojik Hassasiyet ve Tehditler

Keçilerin dallarda dolaşması argan tohumlarının geniş alanlara yayılmasına (tohum dağılımına) katkı sağlasa da, aşırı otlatma ağaçlara zarar verebilir. Keçiler taze sürgünleri yedikçe ağacın kendini yenilemesi zorlaşır ve keskin tırnaklar dalları yıpratabilir. Bu nedenle günümüzde argan ormanları koruma altındadır ve keçilerin tırmanışı belirli alanlarda denetlenmektedir.

2. Turizm ve Yerel Ekonomiye Katkı

Ağaçtaki keçiler, Marakeş ile Suveyre (Essaouira) arasındaki güzergahta Seyahat eden turistler için en büyük çekim noktalarından biridir.

• Otobüslerle bölgeden geçen gezginler bu anı fotoğraflamak için mola verirler.

• Yerel çobanlar, keçilerin ağaçta durmasını sağlayarak veya fotoğraf çekimine rehberlik ederek geçimlerine katkı sağlarlar.

Fas'ın ağaç keçileri, doğanın zorlu şartlarına uyum sağlama zekasının ve renkliliğinin canlı bir göstergesi olarak dünyayı büyülemeye devam etmektedir.

Fethiye'de ekiplerin orman yangını ile ilgili mücadelesi sürüyor

Fethiye Göcek'te dün öğlen çıkan ve yaklaşık 24 saattir devam eden orman yangınını söndürmek için ekiplerin canla başla mücadelesi devam ediyor. Karadan arazözler ve söndürme işçilerinin yanı sıra gönüllü vatandaşlar ve kurumların mücadele verdiği yangında hava araçları da adeta zamanla yarışarak sortilerini sürdürdü. Hava araçlarının mücadelesi ve yanan alanlar dronla görüntülendi

23.07.2026 12:32:00 / Güncelleme: 23.07.2026 12:36:30
İHA
 
Fethiye'de ekiplerin orman yangını ile ilgili mücadelesi sürüyor
Fethiye'de ekiplerin orman yangını ile ilgili mücadelesi sürüyor
Fethiye'nin Göcek Mahallesi'nde öğle saatlerinde çıkan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyerek İnlice Mahallesi'ne kadar ulaşan orman yangınına havadan ve karadan yoğun müdahale gerçekleştiriliyor. Yerleşim yerlerini de tehdit eden yangının enerjisi ekiplerin çalışmaları sonucunda büyük oranda düşürülürken, şu ana kadar ekseriya ormanlık alan olmak üzere yaklaşık 3 bin 200 dönüm civarında alanın yandığı öğrenildi.






"5 uçak 14 helikopter, 126 araç ve 417 personel mücadele veriyor"

Yangının başlamasının ardından İl Afet ve Acil Müdahale Planı kapsamında Kriz Koordinasyon Merkezi'nin yönetimi toplanarak planlı bir şekilde söndürme çalışmaları başlatıldı. Olumsuz hava şartları ve arazinin sarp olması nedeniyle hava araçları yangını söndürmek için zamanla yarışıyor. Orman Bölge Müdürlüğü başta olmak üzere AFAD, Jandarma, Emniyet, Büyükşehir Belediyesi, Devlet Su İşleri, MUSKİ ve diğer kurumlarla koordineli şekilde müdahalelerini sürdürüyor.








5 uçak 14 helikopter, 126 araç ve iş makinesi 53 arazöz, 16 su tankeri, 5 ilk müdahale aracı, 18 iş makinesi, 6 TOMA ile söndürme çalışmalarının devam ettiği yangının boyutu gün ağarınca ortaya çıktı.




















Antalya'da termometreler 44 dereceyi gördü

Antalya'da termometreler 44 dereceyi gösterdi. Deniz suyu sıcaklığının 30 dereceye ulaştığı kentte vatandaşlar serinlemek için Konyaaltı Sahili'ne akın etti

22.07.2026 15:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
Antalya'da termometreler 44 dereceyi gördü
Antalya'da termometreler 44 dereceyi gördü
Meteoroloji'nin günler öncesinden yaptığı yüksek sıcaklık uyarılarının ardından Antalya'da termometreler 44 dereceyi gösterdi. Deniz suyu sıcaklığının 30 dereceye ulaştığı kentte yerli ve yabancı turistler ile vatandaşlar serinlemek için Konyaaltı Sahili'ne akın etti.






Meteoroloji Bölge Müdürlüğü verilerine göre Antalya şehir merkezinde hava sıcaklığı 41 derece olarak ölçülürken, termometreler 44 dereceyi gösterdi. Deniz suyu sıcaklığı 30 dereceye ulaşırken, nem oranı ise yüzde 18 olarak kaydedildi.








Sıcaktan bunalanlar sahillere koştu

Yüksek sıcaklığı fırsata çeviren yerli ve yabancı turistler ile kent sakinleri, serinlemek için Konyaaltı Sahili'nde yoğunluk oluşturdu. Bazıları Akdeniz'in serin sularına girerek sıcak havadan korunmaya çalışırken, bazıları da şemsiye gölgelerinde vakit geçirdi. Sahilde bulunan bazı vatandaşlar ise falezlerden denize atlayarak serinlemeyi tercih etti. Öğle saatlerinde sahildeki hareketlilik dikkat çekerken, uzmanlar özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği saatlerde uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini hatırlattı.







"Sıcak olsa da Antalya buna değer"

Hatay'ın İskenderun ilçesinden tatil için Antalya'ya gelen Fatma Çürük, sıcak havaya rağmen kentin güzelliğine dikkat çekerek, "Antalya çok güzel. Sıcak olsa da buna değer. Biz de Hatay'dan geliyoruz, orası da çok sıcak. Bugün biraz yürüyelim dedik ama sıcak gerçekten etkiledi" dedi. Eşi Adem Çürük ise, "Antalya vazgeçilmezimiz. İki gündür sıcaklık oldukça yüksek ama her şeye rağmen görülmeye değer bir şehir" ifadelerini kullandı.







Konyaaltı Belediyesi'nden sıcak hava tedbiri

Yoğun sıcaklık uyarılarının yapıldığı günde Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan da sosyal medya hesabından aldığı tedbiri paylaştı. Kotan, aşırı sıcaklar nedeniyle sahada görev yapan belediye çalışanlarının 11.00 ile 15.00 saatleri arasında dinlendirileceğini duyurdu.

Yazıcıoğlu dosyası derinleşiyor: "3 askeri jet, helikopterin etki mesafesine girerek müdahale etti"

Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada ailenin avukatı Kemal Yavuz, soruşturmanın en önemli bölümünü hava hareketlerine ilişkin teknik verilerin oluşturduğunu söyledi. Yavuz, olay günü bölgede bulunan 3 askeri jetin, helikopterin etki mesafesine girerek müdahalede bulunduğunu bu iddiaları doğrulayabilecek radar kayıtlarının bulunduğu hard disklerin ise imha edildiğine ilişkin tutanaklara ulaştıklarını belirtti

21.07.2026 11:05:00 / Güncelleme: 21.07.2026 11:22:13
İHA
 
Yazıcıoğlu dosyası derinleşiyor: "3 askeri jet, helikopterin etki mesafesine girerek müdahale etti"
Yazıcıoğlu dosyası derinleşiyor: "3 askeri jet, helikopterin etki mesafesine girerek müdahale etti"
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmeye devam ediyor. Yazıcıoğlu davasına ilişkin ailenin avukatı Kemal Yavuz, İhlas Haber Ajansı'na (İHA) açıklamalarda bulundu.

Dosyanın yıllar içerisinde önemli ölçüde genişlediğini belirten Av. Yavuz, "Dosyada daha önce 179 klasör vardı. Bugün geldiğimiz noktada bu sayı 190'ın üzerine çıktı. Dosyanın içerisinde bizim açımızdan en önemli iki konu hava hareketleri ve karbonmonoksit meselesidir. Karbonmonoksitin nasıl oluştuğu ve bunun helikopterin düşmesine ya da düşürülmesine etkisinin ne olduğuna ilişkin çalışmalar devam ediyor. Ancak şu anda bizim en fazla üzerinde durduğumuz konu hava hareketleridir. Baştan beri en önemli delil olarak bunu gördük" dedi.






"Veriler, askeri jetlerin helikopterin etki mesafesine girerek müdahalede bulunduğunu gösteriyor"

Hava hareketlerine ilişkin yıllardır çalışma yürüttüklerini ifade eden Yavuz, Erzurum Dumlu Radar Mevzi Komutanlığı'nda yapılan keşifte ulaşılan verilerin önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.

Yavuz, "Bölgede 3 askeri jetin olduğu, bunlardan 2'sinin Çukurca tarafından birleşerek kol uçuşuyla olay mahalline geldiği, yaklaşık 24 bin fitten alçaldıkları, bunlardan birinin daha da aşağı kayarak helikopterin üzerinden yaklaşık 560 knot hızla geçtiği, ardından yeniden yükselerek yaklaşık 590 knot gibi çok yüksek bir hızla helikopter enkazının bulunduğu bölgenin üzerinden geçtiği anlaşılıyor. Bu verileri 14 Mart 2014 tarihinde Erzurum Dumlu Radar Mevzi Komutanlığı'nda yaptığımız keşifte elde ettik. Elde ettiğimiz teknik veriler, askeri jetlerin helikopterin etki mesafesine girerek müdahalede bulunduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Bu keşiflerin yargı açısından tartışmasız delile dönüşebilmesi için askeri radar kayıtları ile savaş uçaklarının kendi radar ve görüntü kayıtlarının incelenmesi gerektiğini belirten Yavuz, "Bunun netleşebilmesi radar kayıtlarıyla mümkündür. Hem kara radarları hem de askeri jetlerin kendi radar ve görüntü kayıtları incelendiğinde etki mesafesine girilip girilmediği kesin olarak ortaya çıkacaktır" diye konuştu.








"Radar kayıtlarının bulunduğu hard disklerin imha edildiğine ilişkin tutanak gördük"

Soruşturma kapsamında 2025 yılında Diyarbakır'daki bir ana jet üssünde yapılan keşifte dikkat çekici bir kanıtlara ulaştıklarını ifade eden Yavuz, "Önce radar kayıtlarıyla ilgili farklı açıklamalar yapıldı. Daha sonra 2025 yılında Diyarbakır'da yaptığımız keşifte, olay saatlerine isabet eden radar kayıtlarının bulunduğu hard diskin imha edildiğine ilişkin tutanakları gördük. Bu kayıtların gerçekten imha edilip edilmediğini bilemeyiz ancak elimizde imha tutanağı var. Bu nedenle bu delillerin bizden gizlendiğini, dosyaya gönderilmek istenmediğini açıkça gördük. Burada delil karartma şüphesi bulunduğunu düşünüyoruz" dedi.

"Pilotların kimlikleri belli ama ifadeleri alınmadı"

Yavuz, "Dosyada uçakların kimlikleri de pilotları da belli. Ancak bugüne kadar yalnızca 2 pilotun ifadesi alındı. Diğer pilotların ifadeleri dahi alınmadı. Oysa bu kişilerin olayın aydınlatılması bakımından dinlenmesi gerekiyordu" ifadelerini kullandı.

Av. Yavuz, dosyada bütün bu verilerin önemli ölçüde oluşmuş olduğunu belirterek, "Örneğin Ali Armağan, biz başından beri söyledik, bu şahıs Sivas'tan gelirken de takip etmiş. Bu şahıs FETÖ'nün içerisinde etkin biri. Özellikle Adil Öksüz'le doğrudan 152 kez telefon teması var. 'Bu şahıs bu operasyonu yönlendirmiş, yönetmiştir' diye başından beri iddiamız vardı. Ve bu şahsın gözaltına alınmış olması, şu an tutuklanmış olması. Bu şahsın verdiği ifadelerin mahiyetinin dosyada gizlilik olduğu için bilmemekle birlikte şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, her ne kadar bunlar olayları inkarı seçmişler ise de şu an olayların daha netleştiği veriler itibariyle bunların askeri jetlerin oluşturdukları türbülansta helikopteri kasten, bile isteye düşürdükleri net olarak bize göre anlaşılmış durumda" dedi.








"16 yıldır aynı şeyi söylüyoruz"

Yavuz, yıllardır dile getirdikleri iddiaların bugün elde edilen yeni verilerle desteklendiğini savunarak, "16 yıldır biz bunu söylüyoruz. Bu da bugün daha da netleşmiş oldu. Bu bizim açımızdan sevindirici bir haber. 'Bu dosyada deliller varken bu hususlar neden gelişmiyor' diyecek olursanız, evet etkin bir irade gerekiyordu. Bu etkin iradeyi Adalet Bakanı Akın Gürlek, dosyayı Ankara'ya aldırmak suretiyle böyle bir irade bildirdi. Ve biz şundan memnunuz ki bu dosyaya bir devlet denetleme kurumu samimiyetle bakmıştı, suikast olabilir şüphesiyle bakmıştı. Bir de şimdi dosyayı inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki yetkili savcı arkadaşların bakış açılarının bu yönde olduğunu sevinerek müşahede ediyoruz. Ama burada üzerinde durulması gereken şey sonrasında bir örgütlü yapı var. Bu örgütlü yapının talebiyle, programıyla bunların gerçekleştirdikleri, olayın öncesi hazırlıklar, olay yaşanması, olaydan sonra gerçekleştirdikleri eylemlerle biz bu yapının nedenli olay üzerinde hakimiyet kurduğunu çok net olarak görüyoruz. Çünkü İsmail konuşmaya başladıktan sonra bunlar delil karartma, delilleri yok etmek, canlı kimseye ulaşılmasını önlemek için arama kurtarmaya dönüştürdüler" diye konuştu.








"Bu eylemi FETÖ'nün gerçekleştirdiğini düşünüyoruz"

Ortaya çıkan isimler ve delillerin belirli bir yapılanmaya işaret ettiğini savunan Yavuz, "Bu yapı içerisinde ortaya çıkan kişilere baktığımızda bunların FETÖ bağlantılı isimler olduğu görülüyor. O dönem Hava Kuvvetleri içerisinde en etkin yapılanmanın FETÖ olduğu dikkate alındığında bu eylemin FETÖ tarafından gerçekleştirildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun yanında örgüt mensubu olmayan bazı kişilerin de bu olayda kullanıldığını değerlendiriyoruz. FETÖ'nün çalışma sistemi bunu mümkün kılan bir yapıydı. Bu yapının içerisinde aktif olarak yer almayan kişilerin de bu olayda kullandığını net olarak kullanıldığını biliyoruz. Şuanda üzerinde operasyon yapılan 29 kişi bunlardan tutuklanan 19 kişi var. Bunlarla sınırlı değil bu iş başka unsurlar da var ve daha etkin faillerde var. Bu faillerin üzerine gidilmesi gerekiyor. Biz Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda gördüğümüz irade bunların tamamını gerçekleştirecek iradedir" şeklinde konuştu.

Ülkemizde istismar edilen konular

Milli devlet anlayışında millet ile devlet ‘birbiri ile çatışan’ iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir

19.07.2026 00:54:00
Haber Merkezi
 
Ülkemizde istismar edilen konular
Ülkemizde istismar edilen konular
"Milli devlet anlayışında millet ile devlet 'birbiri ile çatışan' iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir…" (Prof. Dr. Haydar Baş Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:23)

"Cumhuriyetin kabulünün ilk döneminde, Cumhuriyetimizin kurucusu M. Kemal, saltanat yerine yeni bir yönetim biçimi olan cumhuriyeti getirirken; saltanatı din biçiminde algılayanlar yeni yönetimi yani cumhuriyeti, saltanat karşıtı algılamak yerine, din karşıtı olarak algıladılar. Milli devlet bu yanılgıyı düzeltmektedir…

Dün krallık sistemi ile demokrasinin yeryüzünde yaşanmasına imkân tanımayan düşünce sistemi, şimdi de dünya krallığı kurma adına devletlerin iç işlerine karışarak, dünya çapında firmalar adeta yeni krallar olarak karşımıza çıkmaktadırlar…

Mutlu bir azınlığın ihtiras ve zevklerine cevap vermek üzere değil, milletin haklarına ve ihtiyaçlarına odaklanmış olan Milli Devlet, kapitalist anlayışlarda olduğu gibi başkalarının elindekini sömürerek büyüyen değil, aksine vererek, hizmet ve ikram ederek büyüyen bir devlet anlayışını hayata geçirmektir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:24-25)







Etnik farklılıklar

"Devletin parçalanması için istismar edilen değerlerden biride etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında –azınlık hakları- kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır…

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlan-maktadır. Hatta güçlü devletler zayıflatılıp, parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir…"   
                                                               
Dini, dili, tarihi, kültürü vs. medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet –Türk Milleti- olup, bu grupların birinin, diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:33–34)







Müslümanlar, İslam'ı yaşayamıyor

"Özellikle Müslüman ülkelerde dindarların, kendi topraklarında –inançlarını yaşayamadıkları- iddiası ile kitleler önce kendi devleti ile kavgalı hale getirilmiş ancak AB ve ABD gibi sözde uygar toplumlarda yaşanacağı yalanları ile devletten koparılan kitleler emperyal devletlerin istismarına açık hale getirilmiştir.

Bunu izleyen bu sürecin hemen ardından da –dinler arası diyalog- adı altında, kendi kültüründen ve toprağından koparılan kitlelerin dinleri değiştirilerek topraklarının ve kaynaklarının global odaklar tarafından sömürülmesine tepkisiz hale getirilmek istenmektedir…

İşin ilginç tarafı, dün güya din adına kendi devletleri ile kavga edenler, bugün kendi inançları ile taban tabana zıt olmasına rağmen yabancı devletlerle kol kola vaziyettedirler.







CIA ajanı diyor ki;

Eski CIA ajanı Philip Agee diyor ki;-"Liberal demokrasi ve çoğulculuk denen şey sonuçta bu amaçlarımız için bir araçtı. Özgür seçimler demek, gerçekte bizim desteklediğimiz adaylara gizliden para ödeyerek müdahale etmemiz demektir. Hür sendikalar demek, bizim kendimize bağlı sendikalar kurma hürriyetimiz demektir. Basın özgürlüğü demek, bizim hazırladığımız materyalleri kendisi yazmış gibi yayınlanan gazetecilere ödeme yapma özgürlüğümüz demekti." (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:105–06)







İslam coğrafyası üzerine yapılan planlar

"Büyük Ortadoğu projesi (BOP) Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslarda yer alan 22 Müslüman ülkenin rejimlerini, sınırlarını, kimyasını değiştirmek, kaynaklarını sömürmek, bütün bunları gerçekleştirebilmek içinde bu ülkeleri misyonerlik faaliyetleri ile kendi inançlarından kopararak, işgale karşı tepkisiz, ılımlı hale getirmektir. Misyonerlik ile maksatta içi boşaltılmış, dejenere edilmiş bir İslam anlayışını bu ülkelere hâkim kılabilmektir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:342)







İslam dinine karşı oluşturulan projeler

"Üç büyük din imajıyla Hıristiyanlık da, hak din olan İslam'la beraber anılacak böylece meşruet kazanacaktır. Özellikle İslam dünyasında kökleşmiş kin ve acılar unutulacak, böylece Müslümanların, Hıristiyanlara olan tepkileri azalacak, İslam dünyasının hafızası, Hıristiyan dünyasına karşı tepkisiz ve süt liman hale dönüştürülecektir. Böylece Müslümanlara ve İslam coğrafyasına nüfus etme imkân ve fırsatı kazanılmış olacaktır." (Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:188)

"Dini bütünlük zaafa uğrarsa, imandan kaynaklanan vatan sevgisi de zaafa uğrar. İşte bu hal milli bütünlüğün, o da toprak bütünlüğünün tehlikeye düşmesine neden olur…"                                                              (Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:198)

Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik


 
Artvin'in ve Türkiye'nin en görkemli turizm merkezlerinden Borçka Karagöl Tabiat Parkı'nda ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor.

18.07.2026 12:21:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik

Borçka ilçe merkezine 27 kilometre uzaklıktaki Borçka Karagöl Tabiat Parkı, yaz döneminde yurt içi ve yurt dışından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.







Günde binlerce turistin ziyaret ettiği 368 hektar alana sahip tabiat parkı, Karagöl'ü, bozulmamış doğası, yaşlı ormanları, zengin bitki örtüsü ve yürüyüş yollarıyla doğa tutkunlarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.







Bahar ve yaz aylarında yeşilin, sonbaharda ise sarı, turuncu, kırmızı ve kahverenginin onlarca tonunu sergileyen tabiat parkı, göl çevresindeki ağaçların gölgelerinin suya yansımasıyla ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor.







Göl üzerinde yapılan kayık gezintisi de ziyaretçilerden yoğun talep görüyor.







Bütün güzellikler burada

Çanakkale'den bölgeye gelen ve Karagöl'ü gezen Şükrü Ataç, Karadeniz'in doğal güzelliklerini görmek amacıyla kente geldiklerini ve en çok etkilendikleri yerlerden birinin Karagöl olduğunu söyledi. Bölgenin temiz havası ve eşsiz doğasını çok beğendiklerini dile getiren Ataç, "Karadeniz'in güzelliklerini görmek için geldik. Gerçekten çok mutlu olduk. Cenab-ı Allah tabiatın bütün güzelliklerini buralara vermiş. Çok güzel günler geçiriyoruz" dedi. Ataç, doğal alanların gelecek nesillere aktarılması gerektiğine işaret ederek, "Buraları çok iyi korumalıyız. Dünyanın su sıkıntısı yaşayacağı bir dönemde böyle bir coğrafyaya sahip olmak büyük bir nimet. Karagöl dünyanın cenneti. İnşallah bu güzellikleri korumayı başarırız" ifadelerini kullandı.






Gezi hayatındaki eksik parça tamamlandı

İzmir'den gelen Birol Kutkan da doğal güzelliğine hayran kaldığı Karagöl'ün herkesin rotasında yer alması gerektiğini belirtti. Karagöl'ün beklentilerinin üzerinde bir doğaya sahip olduğunu ifade eden Kutkan, "Buraya gelince sanki gezi hayatımdaki eksik bir parça yerine oturdu. Muhteşem bir manzara, eşsiz bir yeşillik var. Gölün kıyısındaki doğal koylar, balıklarla dolu alanlar insanı adeta büyülüyor" dedi.







Kutkan, uzun yıllar dağcılık ve doğa yürüyüşleri yaptığını, buna rağmen Karagöl'ü daha önce keşfedememiş olmasına şaşırdığını dile getirerek, "Eminim benim gibi burayı henüz bilmeyen çok kişi vardır. Kesinlikle herkesin rotasında olması gereken bir yer" diye konuştu.

Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı

Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı

17.07.2026 11:59:00
İhlas Haber Ajansı
 
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Muş'taki Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı.






Muş merkeze bağlı Özdilek köyünde 10 Temmuz'da Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedeni, arama çalışmalarının 8. gününde düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta bulundu. Karakaya'nın cansız bedeni, düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta kıyı taraması yapan amcası tarafından bulundu. Amcası tarafından kıyıya çıkarılan Karakaya için daha sonra arama kurtarma ekipleri ve aileye haber verildi.








Muş AFAD İl Müdürlüğü koordinesinde 8 gündür yürütülen arama çalışmalarına İl Jandarma Komutanlığı, Van Jandarma Sualtı Arama Kurtarma timleri, Van Emniyet Müdürlüğü dalgıç polisleri, Siirt, Bitlis ve Erzurum AFAD ekipleri ile Diyarbakır jandarma dalgıç ekipleri, aile bireyleri ve köylüler de destek verdi. Yaklaşık 170 personelin görev aldığı arama çalışmalarında Murat Nehri boyunca hem su üstünde hem de su altında kapsamlı tarama faaliyetleri yürütülmüş, çalışmaların daha etkin sürdürülebilmesi amacıyla Alparslan-1 ve Alparslan-2 barajlarındaki su akışı da belirli süreyle durdurulmuştu.








Berat Karakaya'nın cenazesi, olay yerinde yapılan incelemenin ardından otopsi işlemleri için Muş Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.