Yandaş gazetelerde tam sayfa, "Fetih'in 562. Yılını Kutluyoruz" ilânları var. İlâna göre davetin sahibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan!İstanbul'un fethini kutlamak herhalde İstanbul'u İstanbul olmaktan çıkartıp, şehrin siluetini, sonradan görme petrol zengini Arap şeyhlerin ucu bucağı gözükmeyen gökdelenlerle doldurmaları gibi gökdelenlerle dolduranların hakkı olmamalı. Bunun böyle olduğunu geçtiğimiz ayın 20'sinde, bir metro hattının açılışında bizzat Erdoğan söyledi:"-İstanbul'u sadece siyasi ve ticari rant kapısı olarak görenlerin yol açtıkları rezaletleri her gün görüyoruz!"Neymiş: 1- İstanbul siyasi ve ticari rant kapısı olarak görülüyormuş.2- İstanbul'da siyasi ve ticari rant rezalet derecesine ulaşmış. 3- Ve bu "Rant" rezaleti bitmemiş halen, her gün devam ediyormuş.İşte İstanbul'un Fethi, bu hale getirilmiş bir İstanbul'da kutlanacak. Kutlamada devasa bir mehter takımı olacak, lazer ve ışık gösterileri yapılacak, Türk yıldızları gösteri yapacak? Size tuhaf gelmiyor mu? Bir yandan, "İstanbul'u İstanbul olmaktan çıkarttık, siyasi ve ticari rant kapısı haline getirdik" diyeceksin, diğer yandan "rezalet" sıfatını layık gördüğün bu hali, işte bu tür gösterilerle kutlayacaksın?Böyle bir İstanbul için "kutlama" değil ruhuna hatim indirilip Fatihalar okunması gerekmez mi? Bugün o tarihi İstanbul'la, o manevî atmosferi gül kokan İstanbul'la, sonradan kurulmuş sonradan görmelerin Dubai'si arasında bir fark var mı? Varsa bile o fark, Dubai lehinedir. Orada hiç olmazsa trafik sorunu yoktur, her taraf daha temizdir. İstanbul'da bunlar da hak getire? İstanbul korunamaz mıydı? Tabii ki korunurdu, Venedik duruyor da, İstanbul niye durmuyor?Peki, İstanbul'u bu hale kim getirdi? Muhalefet partileri mi? Yurt dışından yahut uzaydan gelenler mi? Sakın Erdoğan'ın şikâyet ettiği İstanbul gerek Belediye Başkanı, gerek Başbakan ve gerek Cumhurbaşkanı olarak nice on yıllardır İstanbul'a müdahil olduğu İstanbul olmasın?Bunları söyleyince kötü vatandaş oluyoruz. Eleştiriye tahammül sıfırlanmış çünkü. Doğru söyleyenlerin yöneticiler tarafından sevilmediği bahsinde İstanbul'la ilgili bir rivayet vardır; aktaralım, anlayan anlar.İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı askerleri Bizans hapishanelerini kontrol eder. En ücra bir mahzene atılmış üç papaz bulurlar. Zincirlerini çözüp Fatih'in huzuruna çıkarırlar. Fatih kendilerine zindana atılmalarının sebebini sorar.Verdikleri cevap ibretliktir:"- Biz Bizans'ın en ileri gelen papazları idik. İmparatorun zulüm ve işkencelerinden, yaptığı yanlış işlerden dolayı kendisini ikaz edip, sonunun yakın olduğunu söyledik. O da bize kızdı ve zindanlara attırdı."İşin özü şu: Yönetenler, eleştiri yapanı "hain" ve "zindana atılası" insanlar olarak görmemeli. Dinlemeli, eleştiriler haklı ise kendine çekidüzen vermeli, haksız ise, eh, demek ki yaptıklarımız oradan bakınca öyle gözüküyor diyerek yine kendine bakmalı, özüne, nefsine seslenmeli..İslâm'ın eleştiriye bakış açısı budur.Son söz olarak deriz ki..Fethin yıldönümünü kutlayanlar bir "devraldıkları İstanbul'a" bir de "562. Fetih Yıldönümünü kutladıkları İstanbul'a" bakmalı?İstanbul gibi bir şehri ve Fetih gibi bir hadiseyi iç politikaya, seçimlere âlet etmemeli(ydi)?
Hasan Demir / diğer yazıları
- Artık yeter! / 02.11.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015




























































