ABD ekonomik olarak dünyanın enerji ve ticaret trafiği açısında en önemli noktalarından olan Hürmüz ve Babülmendep Boğazı'nı kontrol altına almak, siyasi olarak yeniden tek güç haline gelmek, inanç olarak da İsrail'in Nil'den Fırat'a Arz-ı Mevut hayalini gerçekleştirmek için bölgeye geldi.
Ama kaybetti, kaybediyor. Haliyle taktik değişikliğine gittiler.
Taktik bildiğimiz taktik
Yıl 1982
İsrail için strateji üreten beyinlerden biri olan Oded Yinon, '1980'lerde İsrail için Milli Strateji' başlıklı raporunun amacını şöyle açıklıyordu;
"Bugün bizim en yüce ve en temel amacımız başta Ortadoğu olmak üzere Müslüman ülkelerin demografik, stratejik, etnik ve ekonomik bakımından yeni bir dengeye oturtmasını sağlayacak stratejiler geliştirmektir…
Aynı şahsın 1982 yılında Enformasyon Dairesinin İbranice Yayın organı olan Kivunim'de yazdığı raporda ise özetle şöyle diyordu: "Orta doğu bölgesi, her biri, birbirine düşman azınlıklardan ve etnik gruplardan oluşturulmuş 19 devlete bölünmüştür. Dolayısıyla her Müslüman Arap devleti içten etnik ve mezhepsel bölünme tehdidi altındadır.
Sosyolojik anlamda Suriye milleti ya da Irak milleti gibi bir millet olgusu yoktur. Bu devletlerin sınırları içinde farklı dini ve etnik guruplar vardır.
Irak, Suriye'den daha güçlüdür. Yakın gelecekte İsrail için en büyük tehdit Irak'ın gücüdür. Bizim için Irak'ın bölünmesi, Suriye'nin bölünmesinden daha önemlidir…
Irak, zengin petrol ve doğal gaz kaynakları, etnik ve mezhepsel farklılıklarıyla İsrail için sağlam bir hedef olmaya adaydır.
İsrail için Irak'ın bölünmesi, Suriye'nin bölünmesinden çok daha önemlidir. Irak, çoğunluğun Şii, yönetici azınlığın ise Sünni olmasına karşı özde komşularından farklı olmayan bir ülkedir.
Nüfusun % 65'nin iktidara hiçbir katılımı yoktur. İktidar % 20'lik bir seçkin Baas partisinin elindedir. Irak-İran savaşı, Irak'ı parçalanmaya götürecek güç kayıplarına ve çökmesine sebep olacaktır.
Ayrıca Irak'ın kuzeyinde büyük bir Kürt nüfusu vardır. Yönetimin, ordu üzerindeki hakimiyetini ve petrol gelirini kaybettiği takdirde, Irak'ın geleceği Lübnan'ın geleceğinden farksız olacaktır.
İktidar % 20 Sünni grubun elindedir. Irak etnik ve mezhepsel olarak parçalanacaktır; kuzeyde bir Kürt Devleti, ortada bir Sünni ve güneyde Şii devleti…" (Gerçekleştirdiler)
Yıl 2012
İsrail'in eski iç istihbarat teşkilatı eski başkanı Ami Ayalon'un 8 Ağustos 2012'de Charlie Rose'a verdiği röportajda Şiiler ile Sünnileri karşı karşıya getirme planlarını şöyle özetleniyor:
1. ABD'nin ve uluslararası toplumun desteğiyle İran'a karşı koyabilecek bir bölgesel koalisyon oluşturmak…
2. Türkiye'yi; Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan'la birlikte kurulması önerilen ittifakın merkezine yerleştirmek…
3. Önerilen koalisyonun Amerikan öncülüğündeki uluslararası toplum tarafından desteklenmesini sağlamak...
4. Ortadoğu'daki temel çatışmanın İsrail-Filistin meselesinden ziyade İran öncülüğündeki Şii güçlerle Sünni ülkeler arasında şekillendirmek… (Gerçekleştirmek üzereler)
Türkiye
Ülkemizi 25 yıldır Erdoğan ve partisi yönetiyor. Afganistan'da, Irak'ta, Libya'da, Mısır'da, Suriye'de, Lübnan'da ve Filistin'de, Gazze'de ya ABD ile oldular ya da ABD çizgisini hiç zorlamadılar.
AKP'nin Yemen'deki U dönüşleri
26 Mart 2015'te Anadolu Ajansı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransız haber kanalı France 24'e verdiği röportajı manşetine taşımıştı.
Röportajda Sayın Erdoğan, Suudi Arabistan'ın öncülüğündeki Arap ülkelerinin, Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik başlattığı "Kararlılık Fırtınası" adlı askeri operasyonu desteklediğini belirterek, '"Suudi Arabistan'ın müdahalesini destekliyoruz. Durumun gidişatına bağlı olarak lojistik destek vermeyi düşünebiliriz' diyordu.
Ayrıca DEAŞ konusuna değinen Erdoğan; 'İran'ın, DAEŞ'ı bölgeden kovmaya çalışarak hedeflediği şey onun yerine geçmektir" diyordu. (DEAŞ şimdi Türkiye'de)
Aynı günlerde Dışişleri Bakanı olan Mevlut Çavuşoğlu'da, Yemen'e saldıran koalisyon güçlerini desteklediklerini açıklıyordu.
U dönüşü
10 Ekim 2019 tarihinde aynı Erdoğan bu kez şöyle diyordu:
"Suudi Arabistan aynaya baksın. Yemen'i bu hâle kimler getirdi? Yemen şu an ne durumda? On binlerce insan, Yemen'de ölmedi mi? Ey Suudi Arabistan, siz önce bunun hesabını verin. Şu anda Yemen fakruzaruret içinde. Her tarafı yerle yeksan ettiniz. Bunun hesabını verin."
30 Ekim'de ise dönemin bakanı Çavuşoğlu: 'Başlangıçta olumlu bakıyorduk, sonra insani dram oluştu.
Yemen'de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) bombalamaları neticesinde on binlerce insan öldü. Sivillerden bahsediyoruz. Yine kuşatmalardan dolayı açlıktan ve salgın hastalıklardan ölen yüz binlerce insan var. Önce bunun hesabını versinler…
Yemen'i mahvettiniz! Bombardıman, kuşatma ve açlıkla binlerce insanı öldürdünüz ve Allah sizden hesap soracak' diyordu.
7 yıl geçti
Erdoğan ve partisi yine Suudi Arabistan ile aynı çizgide. Sizce çizgiyi kim çekiyor?
Ama kaybetti, kaybediyor. Haliyle taktik değişikliğine gittiler.
Taktik bildiğimiz taktik
Yıl 1982
İsrail için strateji üreten beyinlerden biri olan Oded Yinon, '1980'lerde İsrail için Milli Strateji' başlıklı raporunun amacını şöyle açıklıyordu;
"Bugün bizim en yüce ve en temel amacımız başta Ortadoğu olmak üzere Müslüman ülkelerin demografik, stratejik, etnik ve ekonomik bakımından yeni bir dengeye oturtmasını sağlayacak stratejiler geliştirmektir…
Aynı şahsın 1982 yılında Enformasyon Dairesinin İbranice Yayın organı olan Kivunim'de yazdığı raporda ise özetle şöyle diyordu: "Orta doğu bölgesi, her biri, birbirine düşman azınlıklardan ve etnik gruplardan oluşturulmuş 19 devlete bölünmüştür. Dolayısıyla her Müslüman Arap devleti içten etnik ve mezhepsel bölünme tehdidi altındadır.
Sosyolojik anlamda Suriye milleti ya da Irak milleti gibi bir millet olgusu yoktur. Bu devletlerin sınırları içinde farklı dini ve etnik guruplar vardır.
Irak, Suriye'den daha güçlüdür. Yakın gelecekte İsrail için en büyük tehdit Irak'ın gücüdür. Bizim için Irak'ın bölünmesi, Suriye'nin bölünmesinden daha önemlidir…
Irak, zengin petrol ve doğal gaz kaynakları, etnik ve mezhepsel farklılıklarıyla İsrail için sağlam bir hedef olmaya adaydır.
İsrail için Irak'ın bölünmesi, Suriye'nin bölünmesinden çok daha önemlidir. Irak, çoğunluğun Şii, yönetici azınlığın ise Sünni olmasına karşı özde komşularından farklı olmayan bir ülkedir.
Nüfusun % 65'nin iktidara hiçbir katılımı yoktur. İktidar % 20'lik bir seçkin Baas partisinin elindedir. Irak-İran savaşı, Irak'ı parçalanmaya götürecek güç kayıplarına ve çökmesine sebep olacaktır.
Ayrıca Irak'ın kuzeyinde büyük bir Kürt nüfusu vardır. Yönetimin, ordu üzerindeki hakimiyetini ve petrol gelirini kaybettiği takdirde, Irak'ın geleceği Lübnan'ın geleceğinden farksız olacaktır.
İktidar % 20 Sünni grubun elindedir. Irak etnik ve mezhepsel olarak parçalanacaktır; kuzeyde bir Kürt Devleti, ortada bir Sünni ve güneyde Şii devleti…" (Gerçekleştirdiler)
Yıl 2012
İsrail'in eski iç istihbarat teşkilatı eski başkanı Ami Ayalon'un 8 Ağustos 2012'de Charlie Rose'a verdiği röportajda Şiiler ile Sünnileri karşı karşıya getirme planlarını şöyle özetleniyor:
1. ABD'nin ve uluslararası toplumun desteğiyle İran'a karşı koyabilecek bir bölgesel koalisyon oluşturmak…
2. Türkiye'yi; Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan'la birlikte kurulması önerilen ittifakın merkezine yerleştirmek…
3. Önerilen koalisyonun Amerikan öncülüğündeki uluslararası toplum tarafından desteklenmesini sağlamak...
4. Ortadoğu'daki temel çatışmanın İsrail-Filistin meselesinden ziyade İran öncülüğündeki Şii güçlerle Sünni ülkeler arasında şekillendirmek… (Gerçekleştirmek üzereler)
Türkiye
Ülkemizi 25 yıldır Erdoğan ve partisi yönetiyor. Afganistan'da, Irak'ta, Libya'da, Mısır'da, Suriye'de, Lübnan'da ve Filistin'de, Gazze'de ya ABD ile oldular ya da ABD çizgisini hiç zorlamadılar.
AKP'nin Yemen'deki U dönüşleri
26 Mart 2015'te Anadolu Ajansı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransız haber kanalı France 24'e verdiği röportajı manşetine taşımıştı.
Röportajda Sayın Erdoğan, Suudi Arabistan'ın öncülüğündeki Arap ülkelerinin, Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik başlattığı "Kararlılık Fırtınası" adlı askeri operasyonu desteklediğini belirterek, '"Suudi Arabistan'ın müdahalesini destekliyoruz. Durumun gidişatına bağlı olarak lojistik destek vermeyi düşünebiliriz' diyordu.
Ayrıca DEAŞ konusuna değinen Erdoğan; 'İran'ın, DAEŞ'ı bölgeden kovmaya çalışarak hedeflediği şey onun yerine geçmektir" diyordu. (DEAŞ şimdi Türkiye'de)
Aynı günlerde Dışişleri Bakanı olan Mevlut Çavuşoğlu'da, Yemen'e saldıran koalisyon güçlerini desteklediklerini açıklıyordu.
U dönüşü
10 Ekim 2019 tarihinde aynı Erdoğan bu kez şöyle diyordu:
"Suudi Arabistan aynaya baksın. Yemen'i bu hâle kimler getirdi? Yemen şu an ne durumda? On binlerce insan, Yemen'de ölmedi mi? Ey Suudi Arabistan, siz önce bunun hesabını verin. Şu anda Yemen fakruzaruret içinde. Her tarafı yerle yeksan ettiniz. Bunun hesabını verin."
30 Ekim'de ise dönemin bakanı Çavuşoğlu: 'Başlangıçta olumlu bakıyorduk, sonra insani dram oluştu.
Yemen'de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) bombalamaları neticesinde on binlerce insan öldü. Sivillerden bahsediyoruz. Yine kuşatmalardan dolayı açlıktan ve salgın hastalıklardan ölen yüz binlerce insan var. Önce bunun hesabını versinler…
Yemen'i mahvettiniz! Bombardıman, kuşatma ve açlıkla binlerce insanı öldürdünüz ve Allah sizden hesap soracak' diyordu.
7 yıl geçti
Erdoğan ve partisi yine Suudi Arabistan ile aynı çizgide. Sizce çizgiyi kim çekiyor?
Akın Aydın / diğer yazıları
- AKP’nin, Yemen politikası / 13.10.2026
- İktidarın mı dediği olacak yoksa Kandil’in mi? / 12.10.2026
- Erdoğan’a darbe iddiaları ve Gazi Meclisimiz / 11.10.2026
- Fakirlik övülecek bir sosyal düzen değildir / 10.10.2026
- Mal ile imtihan... Ümmet ve millet çobansız / 09.10.2026
- İslam Dünyasının utanç günü: 7 Ekim / 07.10.2026
- Fatma Betül Kaya kurban mı seçildi? / 06.10.2026
- Bu ülkeyi bu hale ben mi getirdim? / 05.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -2- / 04.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -1- / 03.10.2026
- İktidarın mı dediği olacak yoksa Kandil’in mi? / 12.10.2026
- Erdoğan’a darbe iddiaları ve Gazi Meclisimiz / 11.10.2026
- Fakirlik övülecek bir sosyal düzen değildir / 10.10.2026
- Mal ile imtihan... Ümmet ve millet çobansız / 09.10.2026
- İslam Dünyasının utanç günü: 7 Ekim / 07.10.2026
- Fatma Betül Kaya kurban mı seçildi? / 06.10.2026
- Bu ülkeyi bu hale ben mi getirdim? / 05.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -2- / 04.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -1- / 03.10.2026
























































