Şahit olmuşsunuzdur! Bazı din adına öne çıkan isimler ayet ve hadisleri örnek göstererek fakirliği överler. Peygamberimizin çektiği yokluğu örnek gösterip, fakirlerin cennete kaç yıl önce gideceklerini ve oradaki mülakatlarını anlatarak iman edenleri adeta açlığa, fakirliğe imrendirmeğe kalkarlar.
Ama Peygamberimizin mesleğinin ticaret olduğunu, tüccar olduğunu, devlet başkanı olduğunu, zengin-fakir herkese devlet malından maaş verdiğini yani maddi olarak da güçlü olduğunu ve bu gücü nasıl kullandığını anlatmazlar.
İslam coğrafyası dünyanın yeraltı ve yerüstü kaynakları açısından en zengin en stratejik coğrafyası. Ülkemiz ve İslam coğrafyasında dini ve siyasi olarak öne çıkanlar müthiş bir zenginlik içinde.
Ama milletimiz ve ümmet açlık, yokluk ve zulüm altında ise ve birileri de çıkıp yokluğu, fakirliği övüp, sabrı tavsiye ediyor ise bilin ki bunlar, Allah ile aldatanlardır.
İslam'da övülen fakirlik değildir. Mülkün sahibi Allah'tır. Dilediğine dilediği kadar verir. Övülen az nimet kulun gösterdiği sabrı ve Yüce Allah'a teslimiyetidir.
Yani fakirlik övülecek bir sosyal düzen değildir. Müslüman hem kendi geçimini sağlamaya çalışmalı hem de toplumdaki yoksulluğu azaltmaya çalışmalıdır.
Malını kaybetmekten, imanını ve ahlakını kaybetmekten daha fazla korkmamalıdır. Çünkü para, mal, mülk geri kazanılabilir ama haramla bozulan imanın düzelmesi çok zordur. Çiğnenen kul hakkının bedeli de çok ağırdır.
Maksat Allah rızası olacak
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocam şöyle diyor: 'Kul, Allah'ı sevecek. Dünyayı, Allah'a beni taşıyor diye seversen o olur. Maksadın, Allah rızasına endeksli olacak. Öyle olursa her işin Allah rızası için olur. 'Hocam, o zaman insan dünyayı kazanabilir mi?'. Elbette kazanır…
Mustafa Hayri Hazretleri (rh.a) derdi ki, 'Oğlum! Dünya servetinin yeri cebindir. Burası, yani kalbin ise Allah'a aittir. Kalbe koydun mu gemi delinir. Gemi batar'.
Cenab-ı Hak buyurmuyor mu ki, 'Ben bu aleme sığmam. Ama mümin kulumun kalbine nazar eder, oraya sığarım. Onun gönlüne bakarım.' O halde her şeyi yerine koyacaksın.
Dünya sevgisi, mal sevgisi bu kalbe girmeyecek. Ama cebine dolduracaksın. Allah'ı sevebilmen için, ibadetlerini yapabilmen için, dünya mülküne de ihtiyacın var. Bu dengeyi iyi koruyacaksın. Bir elimiz dünyada, bir elimiz ahirette olacak.'
Abdülkadir Geylani diyor ki:
'Akıllı olunuz. Rabbinize dönünüz. Allah'a karşı olarak, malınızı çıkarmayınız. Allah'ı bırakıp mülke bel bağlamayınız. Hakk'ı bırakıp mülke dayanmayınız. Kalbinize, Allah sevgisini koyunuz, mülk sevgisini çıkarınız'.
Dünya malı deniz
Eşrefoğlu Rumi hazretlerimden; 'Bu dünya da mal, mülk sahiplerinin hali, derin sularda yüzmekte olan gemiye benzer. Gemi suyun içinde olduğu müddetçe, su ne kadar derin ve ne kadar çok olursa olsun gemiye zararı dokunmaz. Gemi hep yüzer.
Fakat su geminin içine girecek olursa, o zaman iş değişir ve gemi kısa sürede batabilir. Geminin emin adımlarla hedefe ulaşabilmesi için gemi daima suyun üstünde, yani gemi suyun içinde, su geminin içinde olmamalıdır.
İşte dünya malı da böyledir. Eğer o kişinin gönlüne dünya malı, sevgisi girerse zararlı olur. Çünkü onun girdiği yerde Allah sevgisi kalmaz. Fakat kişinin içi hep Allah sevgisi ile dolu olurda, mal hep dışarıda kalırsa, yani gönlüne girmezse, ne kadar çok olursa olsun, ona zarar vermez.
Demek ki esas olan mal, mülk, servet sahibi olmamak değildir. Bilakis mal, mülk ve servet sevgisini gönle sokmamaktır.' (Müzekkin Nüfus sh:99)
Müslümanın dünya malına karşı duruşu
Müslüman Hamd, şükür ve sabır dengesini sağlamalı.
Dünya malını, nimetlerini amaç değil araç olarak görmelidir.
Malı bir imtihan olarak görmelidir.
Malı kalbine değil cebine koymalıdır.
Mal, mülk Allah'ı unutturacak hale getirmemelidir.
Malın çoğalmasını değil, bereketini istemelidir. Malını ahiret yatırımına dönüştürmelidir.
Mal geldiğinde şımarmamalı, gittiğinde yıkılmamalı, Allah'a isyan etmemelidir.
Malı helalinden kazanmalı, haram kazanç, faiz, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık ve kul hakkı üzerinden servet edinmemelidir.
Mal için Allah'ın emrinden vazgeçmemeli, israf etmemeli, cimrilik yapmamalı, zekât, sadaka, infak, akraba ve ihtiyaç sahiplerinin hakkı yerine getirilmelidir.
Malını, servetini insanlara üstünlük taslama, kibirlenme ve başkalarını küçük görme aracı haline getirmemelidir.
Mal uğruna haramı helal hale getirmemeli, 'para kazanacağım' gerekçesiyle haramı meşrulaştırmamalıdır.
Mal uğruna kul hakkına girmemeli, işçinin hakkını, ortağın hakkını, müşterinin hakkını, yetimin hakkını, kamu hakkını ve borçlunun hakkını gözetmelidir.
Ve de kazandığı malın hesabını vereceğini unutmamalıdır.
Yani mal elimizde olacak, kalbimizde değil…
Ama Peygamberimizin mesleğinin ticaret olduğunu, tüccar olduğunu, devlet başkanı olduğunu, zengin-fakir herkese devlet malından maaş verdiğini yani maddi olarak da güçlü olduğunu ve bu gücü nasıl kullandığını anlatmazlar.
İslam coğrafyası dünyanın yeraltı ve yerüstü kaynakları açısından en zengin en stratejik coğrafyası. Ülkemiz ve İslam coğrafyasında dini ve siyasi olarak öne çıkanlar müthiş bir zenginlik içinde.
Ama milletimiz ve ümmet açlık, yokluk ve zulüm altında ise ve birileri de çıkıp yokluğu, fakirliği övüp, sabrı tavsiye ediyor ise bilin ki bunlar, Allah ile aldatanlardır.
İslam'da övülen fakirlik değildir. Mülkün sahibi Allah'tır. Dilediğine dilediği kadar verir. Övülen az nimet kulun gösterdiği sabrı ve Yüce Allah'a teslimiyetidir.
Yani fakirlik övülecek bir sosyal düzen değildir. Müslüman hem kendi geçimini sağlamaya çalışmalı hem de toplumdaki yoksulluğu azaltmaya çalışmalıdır.
Malını kaybetmekten, imanını ve ahlakını kaybetmekten daha fazla korkmamalıdır. Çünkü para, mal, mülk geri kazanılabilir ama haramla bozulan imanın düzelmesi çok zordur. Çiğnenen kul hakkının bedeli de çok ağırdır.
Maksat Allah rızası olacak
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocam şöyle diyor: 'Kul, Allah'ı sevecek. Dünyayı, Allah'a beni taşıyor diye seversen o olur. Maksadın, Allah rızasına endeksli olacak. Öyle olursa her işin Allah rızası için olur. 'Hocam, o zaman insan dünyayı kazanabilir mi?'. Elbette kazanır…
Mustafa Hayri Hazretleri (rh.a) derdi ki, 'Oğlum! Dünya servetinin yeri cebindir. Burası, yani kalbin ise Allah'a aittir. Kalbe koydun mu gemi delinir. Gemi batar'.
Cenab-ı Hak buyurmuyor mu ki, 'Ben bu aleme sığmam. Ama mümin kulumun kalbine nazar eder, oraya sığarım. Onun gönlüne bakarım.' O halde her şeyi yerine koyacaksın.
Dünya sevgisi, mal sevgisi bu kalbe girmeyecek. Ama cebine dolduracaksın. Allah'ı sevebilmen için, ibadetlerini yapabilmen için, dünya mülküne de ihtiyacın var. Bu dengeyi iyi koruyacaksın. Bir elimiz dünyada, bir elimiz ahirette olacak.'
Abdülkadir Geylani diyor ki:
'Akıllı olunuz. Rabbinize dönünüz. Allah'a karşı olarak, malınızı çıkarmayınız. Allah'ı bırakıp mülke bel bağlamayınız. Hakk'ı bırakıp mülke dayanmayınız. Kalbinize, Allah sevgisini koyunuz, mülk sevgisini çıkarınız'.
Dünya malı deniz
Eşrefoğlu Rumi hazretlerimden; 'Bu dünya da mal, mülk sahiplerinin hali, derin sularda yüzmekte olan gemiye benzer. Gemi suyun içinde olduğu müddetçe, su ne kadar derin ve ne kadar çok olursa olsun gemiye zararı dokunmaz. Gemi hep yüzer.
Fakat su geminin içine girecek olursa, o zaman iş değişir ve gemi kısa sürede batabilir. Geminin emin adımlarla hedefe ulaşabilmesi için gemi daima suyun üstünde, yani gemi suyun içinde, su geminin içinde olmamalıdır.
İşte dünya malı da böyledir. Eğer o kişinin gönlüne dünya malı, sevgisi girerse zararlı olur. Çünkü onun girdiği yerde Allah sevgisi kalmaz. Fakat kişinin içi hep Allah sevgisi ile dolu olurda, mal hep dışarıda kalırsa, yani gönlüne girmezse, ne kadar çok olursa olsun, ona zarar vermez.
Demek ki esas olan mal, mülk, servet sahibi olmamak değildir. Bilakis mal, mülk ve servet sevgisini gönle sokmamaktır.' (Müzekkin Nüfus sh:99)
Müslümanın dünya malına karşı duruşu
Müslüman Hamd, şükür ve sabır dengesini sağlamalı.
Dünya malını, nimetlerini amaç değil araç olarak görmelidir.
Malı bir imtihan olarak görmelidir.
Malı kalbine değil cebine koymalıdır.
Mal, mülk Allah'ı unutturacak hale getirmemelidir.
Malın çoğalmasını değil, bereketini istemelidir. Malını ahiret yatırımına dönüştürmelidir.
Mal geldiğinde şımarmamalı, gittiğinde yıkılmamalı, Allah'a isyan etmemelidir.
Malı helalinden kazanmalı, haram kazanç, faiz, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık ve kul hakkı üzerinden servet edinmemelidir.
Mal için Allah'ın emrinden vazgeçmemeli, israf etmemeli, cimrilik yapmamalı, zekât, sadaka, infak, akraba ve ihtiyaç sahiplerinin hakkı yerine getirilmelidir.
Malını, servetini insanlara üstünlük taslama, kibirlenme ve başkalarını küçük görme aracı haline getirmemelidir.
Mal uğruna haramı helal hale getirmemeli, 'para kazanacağım' gerekçesiyle haramı meşrulaştırmamalıdır.
Mal uğruna kul hakkına girmemeli, işçinin hakkını, ortağın hakkını, müşterinin hakkını, yetimin hakkını, kamu hakkını ve borçlunun hakkını gözetmelidir.
Ve de kazandığı malın hesabını vereceğini unutmamalıdır.
Yani mal elimizde olacak, kalbimizde değil…
Akın Aydın / diğer yazıları
- Fakirlik övülecek bir sosyal düzen değildir / 10.10.2026
- Mal ile imtihan... Ümmet ve millet çobansız / 09.10.2026
- İslam Dünyasının utanç günü: 7 Ekim / 07.10.2026
- Fatma Betül Kaya kurban mı seçildi? / 06.10.2026
- Bu ülkeyi bu hale ben mi getirdim? / 05.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -2- / 04.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -1- / 03.10.2026
- Kalplerimiz neden huzursuz? / 02.10.2026
- Yalnızca fon değil yandaş medyada patladı / 30.09.2026
- İktidar durumu toparlamaya yandaşlar aklamaya çalışıyor / 29.09.2026
- Mal ile imtihan... Ümmet ve millet çobansız / 09.10.2026
- İslam Dünyasının utanç günü: 7 Ekim / 07.10.2026
- Fatma Betül Kaya kurban mı seçildi? / 06.10.2026
- Bu ülkeyi bu hale ben mi getirdim? / 05.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -2- / 04.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -1- / 03.10.2026
- Kalplerimiz neden huzursuz? / 02.10.2026
- Yalnızca fon değil yandaş medyada patladı / 30.09.2026
- İktidar durumu toparlamaya yandaşlar aklamaya çalışıyor / 29.09.2026


























































