logo
04 MART 2026


Fonlarında en fazla altın bulunduran ülke

Dünya genelinde yatırım fonlarındaki altın miktarı, geçen ay 2 bin 808 tona ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı

13.10.2019 00:00:00
Fonlarında en fazla altın bulunduran ülke
Fonlarında en fazla altın bulunduran ülke
Küresel fonlar, altın yatırımında rekor kırdı
 
Dünya genelinde yatırım fonlarında tutulan altın miktarı, eylülde 2 bin 808 tona ulaşarak tüm zamanların zirvesine ulaştı.
 
Küresel ekonomide süregelen genişleyici para politikası ile ticaret savaşlarının oluşturduğu belirsizlikler, güvenli liman olarak görülen altına olan talebi artırmaya devam ediyor. 
 
Dünya Altın Konseyi'nin yayımladığı rapora göre, eylülde küresel bazda altın fonlarına yaklaşık 3,9 milyar dolarlık para akışı gerçekleşti. 
 
Fonların tuttuğu altın miktarı, eylülde bir önceki aya göre 75,2 ton artış gösterdi. Böylece fonların portföylerindeki altın miktarı, son 4 ayda kesintisiz artarak yılbaşından bu yana yüzde 13,4 yükseldi.  
 
Global fonların portföyündeki altın miktarı, eylülde 2 bin 808 tonla 2012'deki 2 bin 791 tonluk tarihi zirveyi de aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. 
 
 Altın varlıklarında Kuzey Amerika lider
 
Rapora göre, Kuzey Amerika fonları 62 tonla eylülde altın alımında lider olurken, bu fonlara yaklaşık 3,1 milyar dolar seviyesinde para girişi gerçekleşti. 
 
Avrupa fonları ise eylülde 7,7 ton altın aldı. Bu artışta başı 31 Ekim'deki Brexit kararını bekleyen İngiltereli yatırımcılar çekti. Avrupa fonlarını 3,9 tonla Asya ve 1,7 tonla diğer bölgelerin fonları takip etti.
 
 
Bu yılın 9 aylık döneminde küresel fonların elinde tuttuğu altın miktarı 368 ton artış gösterirken, bu fonlara para akışı 17,9 miyar dolar oldu.
 
Bu yılın ocak-eylül döneminde Kuzey Amerika fonları 214,3 ton, Avrupa fonları 146,4 ton ve Asya fonları 5 ton alım gerçekleştirdi.
 
ABD'li fonlar, 9 ayda bin 381,5 ton altın aldı
 
Ülkeler bazında eylül ayında altın fonlarına gerçekleşen para akışında ilk sırayı yaklaşık 3,1 milyar dolarla ABD aldı. 
 
ABD, aynı zamanda 9 aylık dönemde fonlarında bin 381,5 ton altın toplayarak, fonlarında en fazla altın bulunduran ülke de oldu. ABD'nin altın fonlarına yılbaşından bu yana gerçekleştirilen para akışı ise 10,5 milyar dolara dayandı.
 
Ocak-eylül döneminde altın fon varlıkları sıralamasında ABD'yi 582,7 tonla İngiltere ve 351,5 tonla Almanya takip etti. Türkiye, söz konusu sıralamada 0,6 tonluk altın fonu varlığıyla 15'inci sırada yerini aldı.
 
 Küresel belirsizlikler altın fiyatlarını etkiliyor
 
Eylül ayı boyunca birçok merkez bankası faiz indirimine giderken, özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yıl sonuna kadar bir faiz indirimi daha yapması bekleniyor. 
 
Raporda, altın fiyatındaki hareketlerin, merkez bankalarının para politikası hamlelerine göre şekillenmeye devam edeceği tahminine yer veriliyor.  
 
Para politikası haricinde de altın fiyatlarını yukarı yönlü destekleyen önemli etkenler olduğu belirtilen raporda, halen devam eden küresel belirsizliklerin altın fiyatları üzerinde belirleyici olduğu vurgulanıyor.
 
Raporda, ABD Başkanı Donald Trump'a karşı yürütülen azil sürecinin ticaret savaşlarının gidişatını, dolayısıyla altın fiyatlarını etkileyebileceği belirtiliyor. 
 
Çin'in olası ertelemelerle bu süreci 2020'de yapılacak ABD başkanlık seçimlerine kadar uzatmayı deneyebileceği, bunun da risk algısını artırabileceği ifade edilen raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:
 
"Brexit süreci belirsizlikleri artıran bir başka unsur. Anlaşmasız Brexit ihtimali veya yeni bir erteleme kararı çıkması gibi belirsizlikler yatırımcıları altın varlıklara yönlendirebilir.
 
 Bunların yanı sıra dünya genelinde negatif faiz oranlarının halen ağırlığını koruması durumu altının fırsat maliyetini düşürmektedir. 
 
Avrupa'da birçok ülkenin devlet tahvilleri halen negatif faiz vermeye devam ederken, yatırımcılar aldıkları tahvilden faiz almak yerine tahvil süresi dolduğunda faiz ödemek durumunda kalıyor."
 
 
 
 
 
 

Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi

Antalya'da 1 yaşındaki bebeğine şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan anne 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı

 

04.03.2026 11:12:00
Anadolu Ajansı
Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi
Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi

Antalya 34. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, yabancı uyruklu tutuklu sanık İ.M, çocuğun babası müşteki Osman Vesek ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada son savunmasını yapan sanık İ.M. pişman olduğunu dile getirerek, beraatini talep etti.

Mahkeme heyeti sanık anneyi "alt soya karşı eziyet" suçundan 6 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, cezada indirim uygulamadı.

"Çocuğumun öldürülme kastının olduğunu düşünüyorum"

Müşteki Osman Vesek, duruşmanın ardından gazetecilere, yapılan eylemin ve çocuğa karşı işlenen suçların ortada olduğunu söyledi. Vesek, "Bazı taleplerimiz yine reddedildi. Bu konularda itirazlarımız olacak. Yaşanan olaylarda çocuğumun öldürülme kastının olduğunu düşünüyorum. Bunun da vicdanen göz önünde bulundurulmasını istiyorum." dedi.

Müşteki avukatı Onurcan Eroğlu ise mahkemenin, sanığın gerçekleştirdiği şiddet eylemlerinin öldürmeye elverişli olup olmadığına ilişkin rapor istemediğini öne sürerek, şöyle konuştu:

"Sanığa üst sınırdan ceza uygulamadı. Oysa kendi çocuğuna birden fazla kez ve öldürmeye elverişli olacak şekilde şiddet uygulayan bir kişi hakkında en üst sınırdan ceza verilmeyecekse, kime verileceği konusu kamuoyunun takdirine bırakılmış bir husustur. Bu karara itiraz edeceğiz."

Olay

Çevresinden gelen uyarılar ve kızının vücudundaki morluklar nedeniyle endişe duyan Osman Vesek, evine gizli kamera yerleştirmiş, kameranın kaydettiği görüntüleri izleyen Vesek, kızının Fas uyruklu annesi İ.M'nin şiddetine maruz kaldığını tespit etmişti.

Vesek'in şikayeti sonrası gözaltına alınan İ.M. 2 Ocak'ta tutuklanmıştı. 

Fidan'dan önemli açıklama


 
Katıldığı canlı yayında gündemi değerlendiren Dışişleri Bakanı Fidan, "27 Ocak'ta yaptığı telefon görüşmesinde (Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın) Sayın Trump'a teklif ettiği 'Siz, biz ve Pezeşkiyan görüşelim' teklifi eğer İran tarafında da kabul görseydi bir oyun değiştirici alan olacaktı" dedi.

04.03.2026 01:21:00 / Güncelleme: 04.03.2026 01:31:29
AA
Fidan'dan önemli açıklama
Fidan'dan önemli açıklama

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "27 Ocak'ta yaptığı telefon görüşmesinde (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın) Sayın (ABD Başkanı Donald) Trump'a teklif ettiği 'Siz, biz ve (İran Cumhurbaşkanı Mesud) Pezeşkiyan görüşelim' teklifi eğer İran tarafında da kabul görseydi bir oyun değiştirici alan olacaktı. Türkiye'nin, Cumhurbaşkanımızın, bizlerin yaptığı müdahaleler bu yönde oldu. Savaşı bir müddet ertelettirmeyi başardık ama bir noktadan sonra taraflar istediklerini alamadılar" dedi.

Rejim değişikliği çok zor

Bazı aktörlerle yaptıkları görüşmelerde oluşan birtakım fikirlerin bir zeminde bir araya getirilebileceğini aktaran Fidan, ABD ve İsrail tarafının önünde iki senaryo olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi: "Birisinde İran'a ait askeri imkanların yok edilmesi, diğerinde rejim değişikliği. Bu hedeften hangisini tercih edeceğinize göre harekatın süresi değişecek ve çapı da değişecek. Oluşturacağı artçı riskler de değişecek. Umalım ki Amerikalıları birincisinde sabit tutalım çünkü diğerine gitmek demek daha farklı senaryoların ve risklerin bölge açısından işin içine dahil olması demek." Fidan, müzakerenin en azından buradan başlatılabileceğine işaret ederek, "Belki İran'daki yeni liderlik bu noktada daha esnek bir tavır ortaya koyabilir. Ben yeni liderliğin de açıkçası savaşı durdurmak için bir fırsat olabileceğini değerlendiriyorum" dedi.
İran'ın, ülkede yeni lider seçilene kadar geçici üçlü heyet tarafından yönetileceğini anımsatan Fidan, "Burada bir fırsat penceresi olabilir diye düşünüyorum, iyi değerlendirilirse. Tabii İranlıların hani çok aşağılanmayacağı ama başkalarının da endişelerinin bir noktada karşılanacağı bir denkleme gidilmesi lazım. Yoksa savaşın kendisinin bizatihi uzaması, her türlü vereceğiniz tavizden çok daha kötü bir sonucu getiriyor" ifadelerini kullandı.


İstihbarat ve savunma kapasitesi

Fidan, İran'ın yıllardır bir savaş psikolojisi ve savaş ortamında olduğunu ancak Irak-İran Savaşı'ndan beri kendi evinde bu türden bir saldırıya hiç uğramadığını ve vekil unsurlar üzerinden bir yerlerde bulunduğunu belirterek, ülkenin son bir yıldır büyük taarruz altında olduğunu ve son 6-7 yıldır İranlı nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar düzenlendiğini anımsattı.
"Bunları önlemede başarısız olunması ayrı bir konudur ama faillerin bulunması da en azından beklenir istihbari çalışmalarda. Bunların failleriyle ilgili epey çalışmaları da oldu ama o kadar yoğun bir faaliyet yoğunluğuyla karşı karşıya ki... Sadece İsrail değil, başka ülkelerin de İran'a yönelik çok ciddi istihbari faaliyetleri var, örtülü faaliyetleri var" diyen Fidan, bütün bunlara karşı tedbir alınmasının İran'ın kendi meselesi olduğunu ve nelerin atlandığı konusunda spekülasyona girmek istemediğini kaydetti. Fidan, Türkiye'nin uzun yıllardır istihbari yeteneklerin geliştirilmesine önem atfettiğini anlatarak, savaşa istihbarat, güvenlik, askeri operasyonlar, harekat kararları ve zamanlama gibi konular üzerinden baktığını söyledi. Bakan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Siber istihbarat, sinyal istihbaratı, elektronik istihbarat, önleyici istihbarat, hava izinlerinin bulunması, görüntü istihbaratı uzaydan... Bir defa bu noktalarda sen ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen İsrail'le, Amerika'yla ağız dalaşına bile, orada şey yapmaman lazım. Buralarda kusursuz bir durumda olması lazım bir gücün, eğer gerçekten böyle bir mücadeleye kendisini hazırlıyorsa. Onun dışında hava savunma sistemleri, radar sistemleri, karıştırıcı sistemler konusunda da çok etkili olması lazım ki bir ülke kendi gökyüzünü koruyabilsin. Şimdi senin liderliğin veya diğer insanlar... nerede olduğunu diyelim telefonları hacklediler, buldular. Bu bir yetenek. Ama gelip onu havadan vurması, senin hava sahana girmesiyle mümkün."

Irak ve Suriye'nin hava sahaları işgal altında

Körfez bölgesine seyahat, tatil veya iş amacıyla kısa dönemli giden Türk vatandaşlarının dönüşünde hava sahasının kapalı olması nedeniyle sıkıntılar yaşandığını belirten Fidan, "Günde 3-4 defa İsrail-Amerikan uçakları, Irak ve Suriye hava sahasını geçerek İran'a gidiyorlar, bombalıyorlar, sonra tekrar dönüyorlar üslerine. Çok yoğun bir hava trafiği var" dedi. İran'ın Körfez ülkelerinin tamamına gönderdiği balistik füzeler ve onlara kıyasla daha yavaş giden dronlar olduğuna dikkati çeken Fidan, balistik füze en uzak mesafeye 8-9 dakikada giderken dronların hedefe 3-5 saatte gidebildiğini söyledi.

Fidan, hava sahasının silahlı insansız hava aracı ve uçaklarla kaplı olması nedeniyle bölgede sivil trafiğinin işleme şansının bulunmadığının altını çizerek, operasyonel yoğunluğun azalması veya durması sonrasında hava trafiğinin açılacağını kaydetti.

Olası göç dalgasına yönelik hazırlıklar

"534 kilometrelik bir sınırımız var İran'la. Eğer bu işler uzarsa bir göç dalgası olabileceğine dair iddialar da var. Bununla ilgili hazırlıklarımız var mı?" sorusunu cevaplayan Fidan, şöyle konuştu: "Biz ilgili kurumlarımızla bir araya gelerek koordinasyon toplantılarında bütün senaryoları çalışıyoruz. Bunlarla da ilgili tabii ki hazırlıklarımız var. En kötü senaryo durumunda böyle bir göç dalgası olabilir diye görüyoruz. Bunun karşılanması önemli. Burada ilgili kurumlarımızla konuşuyoruz." Fidan, Türkiye'nin sınır güvenliğinin çok iyi olduğunu dile getirerek, "Özellikle Suriye'de olan olaylardan ders alınarak İran sınırı boyunca da duvarlar örüldü geçtiğimiz yıllar içerisinde. İran da bunu birkaç defa protesto etti, 'Niye buraya duvar örüyorsunuz?' diye. Öyle serzenişleri olmuştu" şeklinde konuştu.

Fidan, ayrıca "İran'ın hiçbir ayrım yapmadan bütün buraları (Körfez ülkeleri) bombalaması inanılmaz derecede yanlış bir strateji" dedi.

Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya'dan daha tehlikeli

İstanbul Arel Üniversitesi, Deprem Haftası kapsamında düzenlenen "Deprem Haftası: Risk Alma, Önlem Al!" panelinde Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki'yi ağırladı. Moriwaki, Marmara Bölgesi ve Türkiye'nin deprem gerçeğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler paylaştı

03.03.2026 14:02:00 / Güncelleme: 03.03.2026 14:07:32
İHA
Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya'dan daha tehlikeli
Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya'dan daha tehlikeli
"Deprem Haftası: Risk Alma, Önlem Al!" başlıklı panelde, Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Marmara Bölgesi ve Türkiye'nin deprem gerçekliğine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mehdi Öztürk, genç mühendis adaylarına mesleki etik ve sorumluluk üzerine önemli mesajlar verdi. İstanbul gibi yüksek riskli bir metropolde kentsel dönüşümün ve bilimsel temelli mühendisliğin bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgulayan Öztürk, mühendisliğin yalnızca teknik bir alan olmadığını, aynı zamanda hayati bir sorumluluk taşıdığını ifade etti.

Yapı Kulübü tarafından organize edilen etkinliğe iş dünyasından da katılım sağlandı. İş adamı Okan Hocaoğlu sismik izolatörler hakkında bilgilendirme yaparken Mühendislik Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan (ing) ve Prof. Dr. Mehmet Palancı inşaat yapıları hakkında teknik değerlendirmelerde bulundular.

"Sarsıntı olmadan yıkılan binalar var"

Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan (ing), kentsel dönüşümün önemine vurgu yaparak, "Bugün deprem olmadan, kendiliğinden yıkılan binalar görüyoruz. Kentsel dönüşüm artık bir tercih değil, can güvenliği için zorunluluktur" dedi.



"Marmara'da büyük deprem bekliyorum"

Panelde konuşan Yoshinori Moriwaki, Türkiye'nin deprem kuşağındaki konumuna dikkat çekerek çarpıcı bir kıyaslama yaptı ve "Türkiye, Japonya'dan daha tehlikeli bir deprem riski taşıyor" diye konuştu. Moriwaki, özellikle Marmara Bölgesi'ndeki riskli hatlara işaret ederek Bandırma, Balıkesir ve Demirköprü hattında uzun süredir büyük bir hareketlilik yaşanmadığını, bunun da riskin biriktiğine işaret ettiğini söyledi. Balıkesir'de geçtiğimiz yıl yaşanan sarsıntıların fay hareketinden ziyade magma kaynaklı olduğunu ifade eden Moriwaki, Marmara Denizi içerisindeki fay hatları için ise büyük bir deprem beklentisinin sürdüğünü kaydetti.



"İyi ki 23 Nisan depremi oldu"

Silivri açıklarındaki hareketliliğe de değinen Moriwaki, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kuzey kolunda risk birikimi olduğunu belirterek, Küçükçekmece'den Yalova-Çınarcık hattına kadar uzanan yaklaşık 150 kilometrelik segmentin kırılmayı beklediğini söyledi. 23 Nisan'da meydana gelen depreme de değinen Moriwaki, bu tür orta ölçekli sarsıntıların enerjinin kısmen boşalması açısından önemli olduğunu ifade ederek "İyi ki 23 Nisan depremi oldu" dedi.

Etkinlik sonrası yayımlanan mesajda üniversite yönetimi, deprem bilincinin yaygınlaştırılmasında bilimsel bilginin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık oluşturan öncü yapılar olduğu vurgulandı. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özlem Tarı İlgin, genç mühendislere seslenerek, mühendisliğin teknik yeterlilik kadar toplumsal sorumluluk ve etik bilinç gerektirdiğini hatırlattı.

Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği panelin soru-cevap bölümünde, kentsel dönüşüm süreçlerinden afet sonrası koordinasyon senaryolarına, yapıların deprem direncinin artırılmasından mühendislik uygulamalarına kadar birçok başlık ele alındı. Geleceğin mühendisleri, uzman isimlere merak ettikleri soruları yönelterek sahadan ve bilim dünyasından doğrudan bilgi alma fırsatı buldu.

Tanju Özcan görevden uzaklaştırıldı

Dün tutuklanan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan geçici bir tedbirle görevden uzaklaştırıldı

03.03.2026 11:35:00 / Güncelleme: 03.03.2026 12:52:54
Haber Merkezi
Tanju Özcan görevden uzaklaştırıldı
Tanju Özcan görevden uzaklaştırıldı
İçişleri Bakanlığı, dün tutuklanan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın geçici bir tedbirle görevden uzaklaştırıldığını duyurdu.

İçişleri Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, hakkında 'İcbar Suretiyle İrtikap' suçu nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında Bolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2 Mart 2026 tarih ve 2026/48 sorgu numaralı kararıyla tutuklanması üzerine, Anayasanın 127'nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 47'nci maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak çişleri Bakanlığı'nca görevden uzaklaştırılmıştır" ifadelerine yer verildi.

ABD Genelkurmay Başkanı'ndan al haberi


 
 
Genelkurmay Başkanı Dan Razin Caine, İran'da işler kaotik hale gelirse müttefiklerin ABD güçlerine yardım etmeyebileceğini, Rusya ve Çin'in ABD'nin bilmediği teknolojilerle İran'ı desteklemesi durumunda işlerin oldukça kötüye gidebileceğini düşünüyor!
 

03.03.2026 01:10:00
ÖNDER YILMAZ
ABD Genelkurmay Başkanı'ndan al haberi
ABD Genelkurmay Başkanı'ndan al haberi

Genelkurmay Başkanı Dan Razin Caine, geçen hafta Trump'ı İran'a karşı bir savaşın Rusya ve Çin gibi diğer büyük güçleri de sahneye çekecek daha geniş bir çatışmaya yol açabileceği konusunda uyarmıştı. General, Trump'a askeri harekatı mümkün olduğunca kısa tutmasını ve bir haftadan fazla uzatmamasını tavsiye etmişti. Ancak Epstein dosyaları yoluyla Yahudi lobisinin köleleştirdiği Trump, Netanyahu'ya daha geniş ve şiddetli bir harekat sözü vererek bunu reddetmişti. Nitekim Amerikan New York Times (NYT) gazetesi, 3 Mart'ın ilk saatlerinde ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırmaya ikna olmasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun etkili olduğunu yazdı.

Sosyal medyada General Caine'in bu anlatımları yankılanırken, Trump da 24 Şubat'ta sosyal medya hesabından cevap vermekte gecikmedi. Generale hayranlığını dile getirdi ve onun dediği gibi yapacağını, ne zaman emrederse Caine'in savaşa önderlik edeceğini söyledi. Trump'ın verdiği cevap, dostane bir iltifattan ziyade bir iddia niteliğindeydi. Tıpkı politikacıların astlarını kibar ve zarif bir şekilde uyardığı gibi!

Caine ne demek istemişti?

General Caine, ABD'nin mühimmatının, özellikle Ukrayna ve İsrail'e büyük ölçüde tedarik ettiği füze önleme ve savunma mühimmatının zaten tükendiğini savunuyordu. Caine ayrıca, İran'ın tüm olumsuzluklara rağmen direnç göstermesinin biraz şaşırtıcı olduğunu düşünüyordu. General, işler kaotik hale gelirse müttefiklerin ABD güçlerine yardım etmeyebileceğini ve Rusya veya Çin'in ABD'nin bilmediği teknolojilerle İran'ı desteklemesi durumunda işlerin oldukça kötüye gidebileceğini düşünüyordu. Özellikle İran'ın Rusya'dan gemisavar füzeleri veya ABD karşıtı ittifaklardan başka gelişmiş teknolojiler edinme olasılığına değiniyordu.
Ancak Trump, ABD'nin hedeflerine ulaşmasını hiçbir şeyin engelleyemeyeceği yönündeki önceki iddiasını yineledi.

İran çetin ceviz çıktı


 
Devlet bozuntusu vahşi şeytanlar ve haydutlar ABD-İsrail ikilisinin ilk saldırı şokunu atlatan İran, 1 ve 2 Mart tarihlerinde İsrail'e, ABD'nin bölgedeki hedeflerine, Orta Doğu'da ABD adına 'karakol' işlevi gören, köpek leşi kadar değeri olmayan yönetimlere sahip sözde İslam ülkelerine füze yağdırdı. İki günde en az üç ABD uçağı düşürülürken, Netanyahu'nun ofisi de vuruldu. Ölen Amerikan askeri sayısı 6'ya çıktı.

03.03.2026 00:44:00 / Güncelleme: 03.03.2026 01:15:54
ÖNDER YILMAZ
İran çetin ceviz çıktı
İran çetin ceviz çıktı

Geçmişi katliamlarla dolu insanlık düşmanı iki devletin, ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırıda 3 Mart saat 00.50 itibariyle 3 tam gün geride kaldı. İlk günkü şoku atlatan Ehl-i Beyt aşıklarının yaşadığı İran, özellikle 2 Mart'ta çok sayıda ABD, İsrail, kukla kadar değeri olmayan sözde İslam ülkelerindeki Amerikan hedeflerini vurdu. İşte savaştaki son bilanço:
• İran'ın füze saldırıları sonrasında İsrail'de ölenlerin sayısı 15'i geçti.
• İran'a yönelik operasyonda 6 ABD askeri öldü, çok sayıda asker ağır yaralandı.
• ABD'nin Amman Büyükelçiliği, potansiyel bir güvenlik tehdidi nedeniyle tüm personelini geçici olarak tahliye etti. Bahreyn'deki ABD Büyükelçiliği de kapalı kalmaya devam edeceğini duyurdu.
• Anket: ABD'lilerin yüzde 47'si Washington'ın İran'a saldırıları durdurması gerektiği görüşünde. destek oranı yüzde 22... Onlar da Trump'ın itleri...

Karakol devletler hedefte

• Kukla devlet Kuveyt'te İran saldırılarında 1 kişi öldü. ABD'nin Kuveyt'teki Ali es-Salem Hava Üssü füzelerle hedef alındı.
• Kuveyt Ordusu, ABD'ye ait birkaç savaş uçağının sabah saatlerinde düştüğünü ve 6 mürettebatın sağ kurtulduğunu açıkladı. İngiliz The Guardian gazetesi uçakların Kuveyt atarfından yanlışlıkla düşürüldüğünü yazdı! ABD'den uçakların dost ateşiyle düştüğü açıklaması geldi. 
•  Kuveyt ordusu, ayrıca hayatını kaybeden Deniz Kuvvetleri personeli sayısının 2'ye yükseldiğini duyurdu.
• ABD'nin ileri karakollarından Birleşik Arap Emirlikleri'nde İran saldırılarında 3 kişi öldü.
• Suudi Arabistan'daki Ras Tanura'daki Suudi Aramco tesislerinde İHA saldırısı sonrası yangın çıktı.
• Umman'daki Sultan Kabus Limanı'nda bir petrol tankeri hedef alındı. Olayda mürettebattan Hindistan uyruklu 1 kişi öldü.
• ABD-İsrail ortak saldırısına karşı İran'ın Körfez ülkelerine misilleme saldırıları devam ediyor. BAE'de Dubai, Bahreyn'de Manama, Kuveyt'in başkentinde pazartesi sabahı şiddetli patlamalar yaşandı.
• İran Devrim Muhafızları Ordusu, 'Hayber Şiken' füzelerinin kullanıldığı Sadık Vaat 4 Operasyonu'nun onuncu dalgası ile İsrail'de Tel Aviv, Hayfa ve Batı Kudüs'teki bazı devlet ve askeri noktalar hedef alındı.
• İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'ye ait istihbarat merkezleri ve askeri lojistik depolarını hedef aldığını açıkladı.

Rum kesimi de vuruldu

• İran, Kıbrıs Rum kesimindeki İngiliz üssünü de İHA'larla vurdu. Rum kesimindeki Baf Havalimanı tahliye edildi.
• Pakistan'da, İran'ın dini lideri 86 yaşındaki Ali Hamaney'in şehit edilmesiyle başlayan gösteriler nedeniyle sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Cesur Pakistanlılar, Karaçi'deki Amerikan Konsolosluğuyla İslamabad'daki ABD Büyükelçiliğini hedef almıştı.
• Bazı denizcilik sigorta şirketleri, ABD ve İsrail'in İran'a ortak saldırıları sonrası bölgedeki gemiler için savaş riski sigortasını iptal ettiklerini açıkladı.
• İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapattıklarını ve geçmeye çalışan gemilere saldıracaklarını söyledi.
• Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yönetim Kurulu'ndaki İran temsilcisi Rıza Necefi, ABD-İsrail saldırılarında Natanz nükleer tesislerinin hedef alındığını belirtti.

İran tarafında son durum


• İran Kızılay Kurumu'ndan dün sabah saatlerinde yapılan açıklamada
ABD-İsrail saldırılarında ölenlerin sayısının 555'e yükseldiği belirtildi.
• Dün öğle saatlerinde Tahran'da çok sayıda noktada art arda şiddetli patlamalar meydana geldi.
• ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarında Tahran'da yaşayan bir Çin vatandaşı hayatını kaybetti. İran'dan 3 binden fazla Çin vatandaşı tahliye edildi.
• Tesnim Ajansı'na göre ABD ve İsrail'in İran'ın sınır karakollarına düzenlediği saldırılarda 41 İran askerin öldüğü belirtildi.

Laricani alttan almadı

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ülkesinin bölge ülkelerine saldırı niyetinin olmadığını, sadece ABD üslerini hedef aldıklarını ifade etti. Laricani, ülkeye saldırılarını sürdüren ABD-İsrail'i 'daha önce hiç karşılaşmadıkları bir güçle vuracaklarını' belirtti.

ABD'nin silah stokları tükeniyor

Bu arada ABD'de Donald Trump yönetiminin bazı üyeleri ile Savunma Bakanlığında (Pentagon) "İran ile çatışmanın kontrolden çıkabileceğine yönelik derinleşen endişelerin olduğu" öne sürüldü. Washington Post gazetesinin, isimleri açıklanmayan bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, bir kaynağın "Buradaki ruh hali yoğun ve paranoyak" şeklindeki değerlendirmesine yer verildi. Üst düzey yetkililerin, çatışmaların haftalarca sürmesinden kaygı duydukları ve bunun da ABD'nin sınırlı hava savunma stoku üzerinde baskı oluşturduğu öne sürüldü. Haberde bir füzenin durdurulması için genellikle iki veya üç hava savunma önleyicisine ihtiyaç duyulduğuna işaret edildi. ABD'nin stokları Ukrayna'ya ve İsrail'e yapılan sevkıyatlar nedeniyle azalmıştı.

Firari savcı Şadan Sakınan yakalandı

Adalet Bakanlığı, gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan'ın yakalandığını açıkladı

02.03.2026 21:17:00 / Güncelleme: 02.03.2026 21:20:26
İhlas Haber Ajansı
Firari savcı Şadan Sakınan yakalandı
Firari savcı Şadan Sakınan yakalandı
Adalet Bakanlığı, gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan'ın yakalandığını açıkladı.



Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi firari şahısların tespit ve yakalanmasına yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında hakkında Ankara Ağır Ceza Mahkemelerince 'FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak' ve iki ayrı 'görevi kötüye kullanma' suçlarından yakalama emri bulunan ve gri kategoride aranan meslekten ihraç Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan'ın yakalanmasına 2 Mart'ta operasyonel çalışma gerçekleştirildiği belirtildi. Yapılan çalışmalar neticesinde ikamet adresinde yakalanan Sakınan'ın gözaltına alındığı kaydedildi. Sakınan'ın adli işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

KPSS soruşturmasını örtbas etmişti

Eski Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan'ın adı ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010'daki KPSS'de soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddiaları üzerine açılan soruşturma kapsamında gündeme gelmişti.

KPSS soruşturmasını örtbas ettiği öne sürülen Sakınan, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından olağanüstü toplanan HSYK 2. Dairesi tarafından açığa alınmış, ardından KHK ile görevden uzaklaştırılmıştı.

'Valiye şemsiye var, gazilere yok' haberine takipsizlik kararı

Iğdır'da 19 Eylül 2025'te düzenlenen Gaziler Günü törenine ilişkin yayımlanan "Valiye şemsiye var, gazilere yok" başlıklı haber sonrası başlatılan soruşturmada, Cumhuriyet Başsavcılığı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi

02.03.2026 13:19:00 / Güncelleme: 02.03.2026 13:22:20
İHA
'Valiye şemsiye var, gazilere yok' haberine takipsizlik kararı
'Valiye şemsiye var, gazilere yok' haberine takipsizlik kararı
Iğdır'da 19 Eylül 2025 Gaziler Günü dolayısıyla 100. Yıl Halk Kütüphanesi önünde düzenlenen çelenk sunma töreni sırasında etkili olan yağış kamuoyunda tartışma konusu olmuştu. Yağmur nedeniyle dönemin Iğdır Valisi Ercan Turan'ın alana şemsiye ile çıktığı, gazilerin ise yağmur altında kaldığı görülmüştü. O anlara ilişkin görüntüler İhlas Haber Ajansı (İHA) Iğdır muhabiri Sebahattin Yum tarafından "Valiye şemsiye var, gazilere yok" başlığıyla haber yayımlanmıştı.

Iğdır Valiliği, söz konusu haberin gerçeğe aykırı olduğu iddiasıyla muhabir hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusunda, haberin "sırf halk arasında endişe, korku veya panik ouşturmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili" olduğu ileri sürülerek Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesi kapsamında değerlendirilmesi talep etmişti.

Soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Sebahattin Yum, haber içeriğinin doğru olduğunu belirterek suçlamaları kabul etmedi. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan değerlendirmede, isnat edilen "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunun oluşabilmesi için gerçeğe aykırı bilginin sırf halk arasında endişe, korku veya panik oluşturma saikiyle ve ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ya da genel sağlığı ile ilgili olarak paylaşılması gerektiği belirtildi.

Kararda, habere konu edilen olayın ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığı ile ilgili olmadığı; ayrıca içeriğin halk arasında endişe, korku veya panik oluşturmaya elverişli bulunmadığı ifade edilerek suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varıldı. Bu doğrultuda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172/1. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

'İki habere de kovuşturmaya yer yok kararı'

Iğdır'ın Aralık ilçesinde, 2015'te Dilucu Sınır Kapısı saldırısında şehit olan polisler anısına yapılan anıtta 9 Eylül 2025'te düzenlenen anma töreni sonrası alanın temizliğiyle ilgili çekilen görüntüler tartışmaya sebep olmuştu. İHA muhabiri Sebahattin Yum, "Şehitler için yapılan anıtta utandıran ihmal" başlığıyla haberi yayımlamış, Iğdır Emniyet Müdürlüğü suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılık soruşturmasında, olay yerinde kasten kirletme deliline rastlanmadığı ve haberin kamu düzenini bozacak nitelikte olmadığı tespit edildi. Haber sahte olmayıp basın özgürlüğü kapsamında değerlendirildi. Ayrıca tören alanında alınan parmak izleri görevli personele ait bulunmuş, savcılık ise şüpheliye ilişkin kasten kirletme delili olmadığını açıklamıştı. Böylelikle, Iğdır Valiliği ve Iğdır Emniyet Müdürlüğü'nün İhlas Haber Ajansı (İHA) Iğdır muhabiri Sebahattin Yum, hakkında yaptığı iki suç duyurusuna da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş oldu.

Kayseri'de deprem

Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde 3.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi

02.03.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
Kayseri'de deprem
Kayseri'de deprem
Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde 3.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'ndan (AFAD) alınan bilgiye göre, Pınarbaşı ilçesinde saat 08.55'te yerin 12.02 kilometre derinliğinde 3.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde ilçede bir olumsuzluğun olmadığı öğrenildi.

Kayseri, Türkiye Deprem Tehlike Haritası'na göre üçüncü derece riskli deprem bölgesinde yer alıyor. Büyük fay hatları üzerinde bulunmasa da yerel fay hatlarına sahip olduğu için zaman zaman bu tür sarsıntılar yaşanabiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İran diplomasisi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik başlattığı saldırılar kapsamında, ABD, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Kuveytli mevkidaşları ile Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'le telefonda görüştü

 

02.03.2026 10:03:00
Anadolu Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İran diplomasisi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İran diplomasisi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Körfez ülkeleri liderleri ve ABD Başkanı Trump ile görüştü.

Erdoğan'ın, ABD Başkanı Donald Trump'la görüşmesinde, İran ve Körfez ülkelerindeki son durum ve güncel gelişmeler ele alındı.

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile de görüşen Erdoğan, Katar'a yapılan saldırılar nedeniyle geçmiş olsun dileklerini ifade ederek, bu ülkedeki son duruma ilişkin bilgi aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan'la görüşmesinde, Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırılar nedeniyle üzüntülerini dile getirdi.

Görüşmede bölgedeki son durum ele alındı.

Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la yaptığı görüşmede, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar nedeniyle geçmiş olsun dileklerini aktarıp, son durumu değerlendirdi.

Gerekli müdahalede bulunulmaması halinde çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından çok ciddi neticeleri olacağı endişesini taşıdığını belirten Erdoğan, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi için ciddi emek sarf ettiğini, diplomasiye şans verilmesinin en akılcı yol olduğunu ifade etti.

Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah'la da görüşen Erdoğan, Kuveyt'e yönelik saldırılar nedeniyle duyduğu üzüntüyü ve geçmiş olsun dileklerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunların diplomasi ve müzakereler yoluyla çözülmesinin en akılcı seçenek olduğunu, Türkiye'nin barış ortamının süratle tesisi için elinden geleni yapmayı sürdüreceğini dile getirdi.

Erdoğan'ın, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'le görüşmesinde, İran'a yönelik saldırılar ve sonrasındaki çatışmalı süreç ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin tüm tarafları diplomasiye ve müzakere zeminine dönüşe davet ettiğini, barış sürecine her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu belirtti.

Erdoğan, bu süreçte Türkiye ile AB arasında yakın eş güdümün sürmesinin önemli olduğunu vurguladı.

İran lideri Hamaney için taziye

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD-İsrail saldırılarında yaşamını yitiren İran lideri Ayetullah Ali Hamaney için taziye mesajı yayımladı.

Erdoğan, NSosyal'deki hesabından yaptığı paylaşımda, komşu ülke İran'ın dini lideri Hamaney'in, gerçekleşen saldırılar sonucunda hayatını kaybetmesinden üzüntü duyduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Hamaney'e Cenabıallah'tan rahmet, kardeş İran halkına başsağlığı diliyor, ülkem ve milletim adına taziyelerimi iletiyorum. İran halkıyla birlikte bölgedeki tüm dostlarımızın, kardeşlerimizin hak ettiği huzura ve istikrara yeniden kavuşması, bölgemizde cereyan eden çatışma ortamının son bulması ve diplomasiye dönüş için Türkiye olarak çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.