logo
24 HAZİRAN 2026

Gazi'ye kâfir diyen İngiliz işbirlikçileri

Atatürk Vatandır Sempozyumu'nda bir sunum yapan ilahiyatçı yazar Mehmet Emin Koç, "İşgalci İngiliz ve Yunan'a karşı ölüm fetvası vermediler; vatanı müdafaa eden Gazi'ye katl-i vacip eşkıya ve kâfir dediler İskilipli Atıflar ve Said Nursîler" diye konuştu

10.09.2017 00:00:00
Gazetemizin yazarı ilahiyatçı Mehmet Emin Koç Trabzon'da gerçekleştirilen Atatürk Vatandır Sempozyumu'nda belgelere dayanan önemli bir tebliğ sundu. Tarihi gerçekleri gözler önüne seren tebliği aynen yayınlıyoruz:
Üniversite talebeleri, 1918'lerde İstanbul'un İngilizler ve Fransızlar başta olmak üzere Haçlı orduları tarafından işgal edildiğini ve İstanbul'u bu vahim işgalden Atatürk'ün kurtardığını bilmiyor? Nitekim bir ay kadar önceydi. Üniversite son sınıfta okuyan bir genç, telefonda şunu soruyordu: "Hocam, gerçekten İstanbul da mı işgal edilmişti? Padişah ne yapıyordu? Ordusu yok muydu? Şeyhulislam ne yapıyordu?" 
Hayret ve şaşkınlık içindeydi. Gerçekten bilmiyordu. Zira AKP iktidarı kurtuluş kutlamalarını kaldırmıştı.
İlçe ve illerdeki kurtuluş günleri kutlamalarına dair Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın makale ve ikazlarının gençlerimizin milli kimliği ve toplum hafızası için ne kadar ne kadar ehemmiyetli olduğunu bir kez daha anladım.
Dedim ki delikanlıya, İngilizler başta olmak üzere işgalciler, 13 Kasım 1918'de Haydarpaşa önlerine demirleyip İstanbul'a girdiler. Fiilen gerçekleşmiş olan işgal, 16 Mart 1920 tarihinde resmi işgale dönüştü. 
Padişah, Sadrazam ve Osmanlı bürokrasisi mandaya teslim olmuştu. Osmanlı'nın idam fermanı olan Sevr'e imza atmışlardı.
Gazi M. Kemal Paşa ve Kuva-yı Milliye kadrosu, Milli Mücadele ile vatanı kurtarma seferberliği başlatmıştı. İstanbul'u işgalden kurtaran işte bu Gazi ordusudur, Gazi M. Kemal'dir. Türk milletinin bu gerçeği öğrenmesine mani oldular, öğretmediler, öğretmiyorlar.
Gazi kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletinin 3. Kolordu komutanı Şükrü Naili Paşa, devletin tapusu olan Lozan Antlaşmasının tescilinden sonra, 6 Ekim 1923'te İstanbul'un işgalini sonlandırmış. İstanbul'un işgali 4 yıl 10 ay 23 gün sürmüştü.

Türk milletinin idam fermanı Sevr ve işgal günleri

1915 sonrasında Mondros mütarekesi (30 Ekim 1918) ve Sevr'e muhatap olan Osmanlı imparatorluğuna, Anadolu'muza şöyle bir göz atalım: İşgal güçleri çullanmışlar. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Ermeniler, Yunanlılar? 
Boğazları kontrol altına alan İngilizler, Çanakkale'den Kars'a birçok vilayeti işgal ettiler. 
Yunanlılar, Ege Bölgesi'ne konmak üzere 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgale başladılar.
Mondros Ateşkes hükümleri galip devletlere gerekli gördükleri her yeri işgal etme hakkı tanıyordu.
Türk milleti olarak bize de Ankara yakınlarında kabristan mesabesinde bir parça toprak bırakmışlar. 
Devrin yeniyetme Amerikası ise, Deniz Filo'suna ait 5 adet savaş gemisini Dolmabahçe Sarayı önünde demirlerken, "USS Bainbridge (DD-246)" adlı savaş gemisi, işgal edilmiş İstanbul'da Kabataş açıklarındaydı.
İşgalcilerle "işbirliği" içindeki Ermeni ve Rumlar, Ortahisar'daki Trabzon Hükümet Konağına işgal birlikleri gelecek diye onları karşılamak için bekliyordu. Ellerinde ABD bayrakları vardı. (1916).
Tüm Haçlı işgalcileri, kurtlar sofrasına konmuş Osmanlı'dan pay kapmak için çullanmışlar Anadolu'ya.
İşgalin Fransız generalleri, İstanbul'un kalbi Beyoğlu caddelerinde ve Galata'da zafer turları atıyor; camilere kilit vuruyorlardı.
Bu işgal tablosunun şahı olsan, padişahı olsan, halifesi olsan ne olur?!
O dönem İstanbul payitahttır, Osmanlı'nın başkenttir. Lakin İstanbul işgal altındadır. 
Hakikat şu ki, hiçbir işgalci güç, kendine yerli işbirlikçiler ve içeriden taşeronlar edinmeden bir vatanı işgal edemez, işgalde başarılı olamaz. Anadolu'nun işgalinde de bunu yaptılar; sarıklı-cüppeli hocaları ve şeyhülislamları kendilerine taşeron yaptılar, Milli mücadeleye karşı çıkarttılar.

İşgalciye değil; vatanı savunana ölüm fetvası

Bu işgal tablosu ortasında Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit, Gazi M. Kemal Atatürk ve arkadaşları için idam fermanı çıkartırken; Şeyhulislam Dürrizade, eski Şeyhulislam ve İngiliz Muhipler Cemiyeti kurucu üyesi Mustafa Sabri, Teâli-i İslam şemsiyeli İskilipli Atıf ve Said Nursîler de Haçlı işgalcilerine karşı Milli Mücadeleyi başlattığı için Gazi M. Kemal hakkında cani, eşkıya ve katl-i vacip fetvaları çıkartıp İkdam gazetelerinde yayınlıyor. Bu fetvalar ise İngiliz ve Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya dağıtılıyor. (Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Milli Mücadelede Din Adamları, c.2, s.27-55, Ankara, 1999; Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Ulusal Bağımsızlık Savaşında Milli Varlığa Düşman Cemiyetlerden Teali-i İslam'ın Bir Bildirisi, Tarih ve Toplum Dergisi., sy. 102, s. 19-22).
Padişah-halife Vahdettin efendi, Şeyhulislam Dürrizade ve Mustafa Sabriler, İskilipli Atıf ve Said Nursiler, vatanı işgal eden Haçlılar hakkında idam ve katl-i vacip fetvası çıkartmak yerine; İngiliz, Fransız, Yunan Haçlı işgalcilerine karşı çıkıp vatanı kurtarmak için Nutuk'taki ifadesiyle "Milli Mücahede" başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları hakkında ölüm fermanı ve katl-i vacip eşkıya ve kafir fetvası çıkartıyorlar?
Dün vatanı müdafaa edenlere karşı bu fetvaları verip ölüm fermanları çıkartanların çağdaş uzantıları, bugün Amerikan, Vatikan, AB, Rum, Yunan ve BOP yanlısı söylem ve siyasetleriyle aynı kuyuya taş atıyor; bugün de Ehl-i beyt nefesiyle Atatürk gibi elbette Bağımsız Türkiye, elbette önce vatan, elbette önce birlik ve kardeşlik diyen Prof. Dr. Haydar Baş'ı güya dillerine dolamaya kalkışıyorlar. 

Dünden bugüne azınlık sevdalıları hep var?

İşgal günlerinde Amerikan bayrağı sallayan azınlıklar vardı; bugün de Amerikan-Vatikan sözcüsü pozunda Yunan ve Rumluk sevdalıları var.
Adamın, pardon koyunun olmadığı yerde, keçiye Abdurrahman Çelebi derler?
Akit'in kalemşörüne de Abdurrahman Dilipak derler? Rumluk ve Rumculuk bağlamında bakın neler diyor:
- Kendimize biraz Latin, biraz Fransız, biraz İngiliziz galiba. (08 Nisan 2013, Akit).
- Anadolu halklarının ortak kimliğidir Rumluk. Rumluk bir etnik kimlik değil. Yunan kimliği de bizim ulus kimlik gibi bir şey, Rum kimliği de öyle? (09 Nisan 2013, Akit).
- Anadolu coğrafyasında yaşayan herkes Rumdur. Müslümanı da, gayrimüslimi de, Türk'ü, Arab'ı, Kürd'ü, Rum dedikleriniz, Ermeni dedikleriniz hepsi Rumdur? Mübadele aslında her iki halka karşı bir tuzaktı. Bana sorarsanız Rumlar evlerine geri dönsünler? Yunanistan'la sınırlarımızı kaldıralım. (13 Temmuz 2015, Akit).
- İşin aslı şu, Anadolu'da yaşayan herkes Rum'dur. Müslümanı da Hristiyanı da, Türk'ü de, Arabı da Kürdü de. Burası Romadır! (11 Mayıs 2017, Akit).
Bu Abdurrahman efendi diyor ki: "Öğretmenler aslında toplumun temel baş belasıdır? Ben çocuklarımın ikisini okula göndermedim. Okula gönderdiklerime de sakın öğretmenlere inanma dedim." (09 Ocak 2016, Akit).
Bunu diyen Abdurrahman çelebi, kızını okula göndermemiş de nereye göndermiş; Vatikan'a? Kimin tavsiye ve koordinasyonuyla? 
Fetullah Gülen'in hamisi Papaz Maroviç'in koordinasyonunda? Kendisi açıklıyor.
İktidarın sakallı-şalvarsız vekili Süleyman Gündüz, ise "Biz, Bizans'ın değil, Roma'nın mirasçısısyız" diyordu, FETÖ'nun Aksiyon dergisine 29 Kasım 2004'te?
Düne kadar Yunan Mezalimi müsveddeleriyle kasaba tarihçiliği yapan kırmızı fesli katırlar ise, bugün keşke Yunan galip gelseydi diyorlar!
Bu zihniyet, Ehl-i Beyt ve Hacı Bektaş Veli nefesiyle Anadolu'da mayalanan ve Gazi M. Kemal Atatürk'ün Lozan'a nakşettirdiği "Müslüman olan herkes Türk milletidir; azınlık ancak gayr-i müslim olanlardır" kimliğini ve temelini yok etmeye dönük anlayıştır. 
FETÖ'nün yürüttüğü diyalog projesinin hedefi de bu kimliği ve birliği yok etmekti. FETÖ'yü semirten ve FETÖ'nün aklı ve sermayesiyle semiren İslamcı kisveli bu Yunancı ve Rumcu anlayışın hedefinde de, bu Türk milleti kimliği ve birliği vardır? Çeyrek asırdan beri devlet-millet topyekun bunların değirmenine su taşırken; bütün bu oyunları bozan tek ilim, gönül ve siyaset adamı olmuştur, o da Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Dün olduğu gibi bugün de Türkiye, bu Bizansçı-Romacı-Rumcu-AB ve ABD'ci zihniyet ile Bağımsız Türkiye anlayışı arasında gidip gelmektedir. 
Kurtuluş ise dün olduğu gibi bugün de Bağımsız Türkiye azmi ve kararıyla mücadelededir. 
Dün bu milli kurtuluş ve kuruluşun adı Gazi M. Kemal idi; bugün ise onun yolunda Prof. Dr. Haydar Baş'tır.

İşgalci Yunan ile aynı fetvada buluşanlar!

16 Mart 1920'de İstanbul'un resmi işgali tescillenirken, 11 Nisan 1920'de Padişah ve Şeyhulislam Dürrizade, Milli Mücadeleyi sürdüren M. Kemal hakkında katl-i vacip eşkıya fermanı ve isyankâr kâfir fetvası çıkartmış, devletin resmi organı Takvim-i Vekayî ve Peyam-i Sabah'ta yayınlamıştı (Bkz. Takvim-i Vekayi, 11 Nisan 1336/1920, No: 3824; Peyam-i Sabah, aynı gün, No:493).
Dürrizade fetvası şunu diyordu: "Padişahın sadık tebasını hile ve yalanlarla aldatan bu kötü kimselerin işledikleri kötülüklerden memleketi temizlemek ve kulları fenalıktan kurtarmak dinimizce gerekli olup, bunların Allah'ın "Öldürünüz" emri gereği öldürülmeleri şeriata uygun ve farzdır? Padişahın bu asilerle savaşmak için verdiği emre itaat etmeyen Müslümanlar da, günahkar ve suçlu sayılıp şeriata göre cezaları tatbik edilmesi haktır." (Bkz. Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Milli Mücadelede Din Adamları, c. 2, s. 30-31).
Fevzi Çakmak Paşa, bu fetvaların İngilizlerin aklı ve baskısıyla çıkartıldığını açıklamaktadır TBMM'de. (TBMM Zabıt Ceridesi, c.1, s.92).

Teal-i İslam şürekasının uydurduğu fetvalar

Bu arada Said Nursî, Teali-i İslam Cemiyeti başkanı İskilipli Atıf, Şeyhulislam Mustafa Sabri ve Cemiyet-i Müderrisin şürekası da, Gazi M. Kemal ve Kuvva kadrosunu kafir, bağiy ve katl-i vacip cani ilan eden benzer fetvaları 16-26 Eylül 1919'da İkdam gazetelerinde yayınlamışlar; uyduruk fetva Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya dağıtılmıştı.
Şöyle deniyordu fetvalarda: "Devletler şimdi bize, 'Eğer Anadolu'da Kuvâ-yı milliye isyanını devam ettirir ve bastıramazsanız İstanbul'u da elinizden alacağız' diyorlar. Kuvâ-yı milliye eşkiyası ise İstanbul'u da elimizden çıkartmak ve memlekete son hizmet şeklinde son ihanetlerini de yapmak için çalışıyorlar? Birkaç kişi arasında Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami gibi zalimler var idi. Siz bu zalimlerin cinayetlerine ne kadar göz yumacaksınız? Elinize aldığınız fetva Allah'ın emridir, okuduğunuz hatt-ı münif ki halifemizin, padişahımızın bir fermanıdır, siz Allah'ın emrine halifenin fermanına ittibâen bu cânileri, bu katil canavarları daha fazla yaşatmamakla mükellefsiniz. Bunların varlıklarını külliyen dünyadan kaldırmak beşeriyet için, Müslümanlık için bir farz olmuştur." (İkdam Gazetesi, 16-26 Eylül 1919, İstanbul; Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Ulusal Bağımsızlık Savaşında Milli Varlığa Düşman Cemiyetlerden Teali-i İslam'ın Bir Bildirisi, Tarih ve Toplum Dergisi., sy. 102, s. 19-22; Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATAŞE) Arşivi Kİ: 86. D: 144 (318) Fh: 240).
Benzer fetvayı işgalci İngiliz ve Yunan işbirlikçisi İskilipli Atıf ve Mustafa Sabrilerin Teâli-i İslâm Cemiyeti dağıtıyordu. (ATAŞE Arşivi, Kls. 525, Ds. 129, F.1-14; Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, "Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'nin Milli Mücadele ve Atatürk İnkılapları Karşıtı Tutum ve Davranışları", Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, s. 39, ss. 804-884).
Yunan ve İngiliz uçakları da, Milli Mücadeleyi sürdüren Gazi ve kadrosunu kafir ve katl-i vacip ilan eden bu uyduruk fetvaları fotokopi edip Anadolu'ya atıyorlar; "?Zabitleriniz ve kumandanları bulunan Mustafa Kemal kendi kanınızla bol bol maaş, rütbe ve nişân ve servet ihrâz için sulhun akdini arzu etmeyip harbin devamını tercih etmektedirler. Yunan ordusu sizleri köle etmek için değil, bilâkis kan ve terinizi emmekte bulunan muhtelif beylerin zulmünden sizleri halas etmek için gelmiştir" diyorlardı. (TİTE Arşivi Kutu No:71, Gömlek No:32, Belge No:1).
Ne tesadüf ki, Halife-padişah, Şeyhulislam Dürrizade ve Mustafa Sabriler, İskilipli Atıflar ve Said Nursiler, Yunan işgalcileriyle aynı fetvada buluşuyorlardı.

Diyanet, tabelasını değiştirse yeridir

Bu aziz vatanı Haçlılardan temizleyip Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran Atatürk'ün oluşturduğu Diyanet İşleri Başkanlığı hangi hakla, hangi iz'an ve hangi akılla, Atatürk'e canî ve katl-i vacip bağiy fetvası veren Said Nursî'nin binbir türlü batılları içeren risalelerini basıp pazarlayabiliyor? 
Aynı Diyanet'in İSAM kuruluşu, kime hizmet ederek Milli Mücadele yıllarında Atatürk'e dinsiz ve kafir fetvası vererek işgalcilerden yana saf tutan İngiliz Muhipler Cemiyeti kurucu üyesi Şeyhulislam Mustafa Sabri için özel çalıştay düzenleyip güzellemeler yapabiliyor?! 
Aynı Diyanet, Vatikan'ın diyalog projesinde de FETÖ ile yarışırcasına hizmet verdi, yirmi yıl boyunca çuvalladı, diyalog imtihanını hep kaybetti. 
Vaziyeti bu iken; bu yanlışları sürdürecekse, Diyanet'in yapması gereken iş, başkanlık tabelasını indirip; yerine, Çağdaş İngiliz Muhipler Cemiyeti ya da Modern Amerikan Mandası Savunucuları Başkanlığı yahut Vatikan Muhipleri Cemiyeti veya Vatanı Savunanları Dinsiz İlan Edenleri Sevenler Derneği tabelaları asmaktır. 
Diyanet'in, asla, vatan ve din eksenli yanlış yapma lüksü yoktur. Bu bağlamda birçok kere Diyanet'in en üst düzey yetkililerini yine Prof. Dr. Baş ve kadrosu uyarmıştır. 
Bütün bunlardan çıkan netice şudur; vatan, devlet, millet ve mukaddesatın gerçek sahipleri, Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosudur.
Toplum, bu hakikati idrak ettiği gün, Türk milleti ve devletinin yeniden kurtuluş ve şahlanış günü olacaktır. OKAN EGESEL


 

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.