15 Temmuz'un 9. yılında tek parti iktidarı yine iyi (!) hazırlık yapmış. Yalnız Diyanet'in hutbesi hariç.
Köyde camide dinliyorum. Hutbenin başlığı, hutbedeki ayet ve hadisler akledebilenler için 15 Temmuz'un faillerini ve akıbetlerini haber verir niteliktedir.
Diğer taraftan bu hutbeyi hazırlayanlar ya İslam, sahih bilgi nedir bilmiyor ya da iktidar sahiplerini din konusunda cahillikle suçluyorlar. İşte o hutbe:
Sahih dini bilginin önemi
Muhterem Müslümanlar!
Önümüzdeki Salı günü, milletimizin birliğinin, vatanımızın bölünmez bütünlüğünün FETÖ tarafından hedef alındığı hain darbe girişiminin yıldönümü. Allah'ın inayeti, devletimizin dirayeti ve aziz milletimizin cesaretiyle hainlerin tuzaklarını bertaraf ettiğimiz şanlı direnişimizin üzerinden tam dokuz yıl geçti.
O gece; istiklâl ve istikbalimize kast eden dâhili ve hârici şer odaklarına karşı kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla el ele, omuz omuza verdik. Minarelerden yükselen salâlar eşliğinde; birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla vatanımıza göz dikenlerin kirli emellerini boşa çıkardık.
"Ey iman edenler! Eğer Allah'ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar." ayetinin tecelli ettiği o gece şanlı bir destanla düşmanlara ve bölücülere asla geçit vermedik elhamdülillah…
Aziz Müminler!
Yüce dinimiz İslam, insana; izzet ve şeref kazandıran, güven ve istikamet veren barış ve selamet dinidir. Hal böyleyken; tarih boyunca bazı kişi ve gruplar, İslam'ı ve onun mukaddes değerlerini kendi çıkarlarına alet etmekten geri durmamışlardır. Hain planlarını gerçekleştirmek için insanların en saf ve temiz duygusu olan dini inançlarını istismar etmekten çekinmemişlerdir. Allah'ın adını, Kur'an-ı Kerim'i, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)'i ve ibadetleri bile amaçlarına ulaşmak için bir araç olarak kullanmışlardır.
Kıymetli Müslümanlar!
15 Temmuz ihaneti bize göstermiştir ki, temelini Kur'an ve sünnetin oluşturduğu sahih dini bilgi vazgeçilmezdir…
Aile yapımızı, ibadetlerimizi, mukaddes değerlerimizi istismar etmek isteyenlere karşı bilinçli, sağduyulu ve ferasetli olmaktır.
Allah'ın bizlere emaneti olan çocuklarımızla ve gençlerimizle bizzat ilgilenmek, onları istismarcıların ve sapkın ideolojilerin insafına terk etmemektir. Onların sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, sağlam kaynaklardan, ehil ve liyakatli kişilerden almalarına özen göstermektir.
Bu vesileyle geçmişten günümüze din, vatan ve mukaddesat uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, ayrıca bu hafta Pençe-Kilit Harekât bölgesinde şehadet şerbetini içen vatan evlatlarını rahmetle anıyor, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Hutbemi Allah Resûlü (s.a.s)'in şu hadisiyle bitiriyorum:
"Dini, dünya işlerine alet eden insan ne kötüdür! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!"
Bu hutbe kasıtlı mı?
Dedim ya! Bu hutbeyi hazırlayanlar ya İslam'ı bilmiyor, sahih bilgiden haberleri yok! Ya da tek parti iktidarını zora sokmak istiyorlar.
Hutbede "Ey iman edenler! Eğer Allah'ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar" okundu.
Niye yardım etmediniz?
O melun, Papa'ya her satırı küfür, şirk kokan mektubu yazdığında Allah'ın dinine neden yardım etmediniz?
Aynı melun, Vatikan'a gidip Papa'ya teslimiyet sunup, İslam'ı suçladığında neden Allah'ın dinine neden yardım etmediniz?
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş, alayınıza heyetler göndererek, 'bu Deccal fitnesidir. Gelin Allah'ın dinine hep beraber yardım edelim' dediğinde, neden kaçtınız?
O melun, 'Yahudi ve Hristiyanlar hakkındaki Kuran ayetleri çok sert… O ayetler o günkü Yahudi ve Hristiyanları kapsıyor, bugünküleri değil' sözleri ile Yüce Allah'a iftira attığında sahih dini bilginiz yok muydu?
Yahu! O melun, (haşa) ilah gibi herkese cennetin kapılarını açtı. İnanmıyorsanız Başkan Ali Erbaş'a sorun. O da, o toplantıların baş konuşmacılarından biriydi.
Dinler arası diyalog kapsamında AB istedi diye 2006-2010 yılları arasında hutbelerde 'Allah katında tek din İslam'dır' ayetini okutmayan siz değil miydiniz?
Şimdi 15 Temmuz hutbenizde: 'Hutbemi Allah Resûlü (s.a.s)'in şu hadisiyle bitiriyorum: "Dini, dünya işlerine alet eden insan ne kötüdür! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!' diyorsunuz.
Allah Resulü (s.a.a.v) haberi vermiş. Bana laf düşmez…
Sızma
Diyorlar ki FETÖ devlet kurumlarına sızmış! Nasıl?
İşte askeri okullarını bitirenler orduya…
Hukuk okuyanlar yargıya…
Polis okulunu bitirenler emniyete
Sağlık okuyanlar sağlığa…
İlahiyat okuyanlar Diyanete…
Hadi tamam (!) diyelim.
Peki, bizzat FETÖ'nün okullarında okuyanlar, o okulları açanlar şimdi nerede?
Köyde camide dinliyorum. Hutbenin başlığı, hutbedeki ayet ve hadisler akledebilenler için 15 Temmuz'un faillerini ve akıbetlerini haber verir niteliktedir.
Diğer taraftan bu hutbeyi hazırlayanlar ya İslam, sahih bilgi nedir bilmiyor ya da iktidar sahiplerini din konusunda cahillikle suçluyorlar. İşte o hutbe:
Sahih dini bilginin önemi
Muhterem Müslümanlar!
Önümüzdeki Salı günü, milletimizin birliğinin, vatanımızın bölünmez bütünlüğünün FETÖ tarafından hedef alındığı hain darbe girişiminin yıldönümü. Allah'ın inayeti, devletimizin dirayeti ve aziz milletimizin cesaretiyle hainlerin tuzaklarını bertaraf ettiğimiz şanlı direnişimizin üzerinden tam dokuz yıl geçti.
O gece; istiklâl ve istikbalimize kast eden dâhili ve hârici şer odaklarına karşı kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla el ele, omuz omuza verdik. Minarelerden yükselen salâlar eşliğinde; birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla vatanımıza göz dikenlerin kirli emellerini boşa çıkardık.
"Ey iman edenler! Eğer Allah'ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar." ayetinin tecelli ettiği o gece şanlı bir destanla düşmanlara ve bölücülere asla geçit vermedik elhamdülillah…
Aziz Müminler!
Yüce dinimiz İslam, insana; izzet ve şeref kazandıran, güven ve istikamet veren barış ve selamet dinidir. Hal böyleyken; tarih boyunca bazı kişi ve gruplar, İslam'ı ve onun mukaddes değerlerini kendi çıkarlarına alet etmekten geri durmamışlardır. Hain planlarını gerçekleştirmek için insanların en saf ve temiz duygusu olan dini inançlarını istismar etmekten çekinmemişlerdir. Allah'ın adını, Kur'an-ı Kerim'i, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)'i ve ibadetleri bile amaçlarına ulaşmak için bir araç olarak kullanmışlardır.
Kıymetli Müslümanlar!
15 Temmuz ihaneti bize göstermiştir ki, temelini Kur'an ve sünnetin oluşturduğu sahih dini bilgi vazgeçilmezdir…
Aile yapımızı, ibadetlerimizi, mukaddes değerlerimizi istismar etmek isteyenlere karşı bilinçli, sağduyulu ve ferasetli olmaktır.
Allah'ın bizlere emaneti olan çocuklarımızla ve gençlerimizle bizzat ilgilenmek, onları istismarcıların ve sapkın ideolojilerin insafına terk etmemektir. Onların sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, sağlam kaynaklardan, ehil ve liyakatli kişilerden almalarına özen göstermektir.
Bu vesileyle geçmişten günümüze din, vatan ve mukaddesat uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, ayrıca bu hafta Pençe-Kilit Harekât bölgesinde şehadet şerbetini içen vatan evlatlarını rahmetle anıyor, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Hutbemi Allah Resûlü (s.a.s)'in şu hadisiyle bitiriyorum:
"Dini, dünya işlerine alet eden insan ne kötüdür! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!"
Bu hutbe kasıtlı mı?
Dedim ya! Bu hutbeyi hazırlayanlar ya İslam'ı bilmiyor, sahih bilgiden haberleri yok! Ya da tek parti iktidarını zora sokmak istiyorlar.
Hutbede "Ey iman edenler! Eğer Allah'ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar" okundu.
Niye yardım etmediniz?
O melun, Papa'ya her satırı küfür, şirk kokan mektubu yazdığında Allah'ın dinine neden yardım etmediniz?
Aynı melun, Vatikan'a gidip Papa'ya teslimiyet sunup, İslam'ı suçladığında neden Allah'ın dinine neden yardım etmediniz?
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş, alayınıza heyetler göndererek, 'bu Deccal fitnesidir. Gelin Allah'ın dinine hep beraber yardım edelim' dediğinde, neden kaçtınız?
O melun, 'Yahudi ve Hristiyanlar hakkındaki Kuran ayetleri çok sert… O ayetler o günkü Yahudi ve Hristiyanları kapsıyor, bugünküleri değil' sözleri ile Yüce Allah'a iftira attığında sahih dini bilginiz yok muydu?
Yahu! O melun, (haşa) ilah gibi herkese cennetin kapılarını açtı. İnanmıyorsanız Başkan Ali Erbaş'a sorun. O da, o toplantıların baş konuşmacılarından biriydi.
Dinler arası diyalog kapsamında AB istedi diye 2006-2010 yılları arasında hutbelerde 'Allah katında tek din İslam'dır' ayetini okutmayan siz değil miydiniz?
Şimdi 15 Temmuz hutbenizde: 'Hutbemi Allah Resûlü (s.a.s)'in şu hadisiyle bitiriyorum: "Dini, dünya işlerine alet eden insan ne kötüdür! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!' diyorsunuz.
Allah Resulü (s.a.a.v) haberi vermiş. Bana laf düşmez…
Sızma
Diyorlar ki FETÖ devlet kurumlarına sızmış! Nasıl?
İşte askeri okullarını bitirenler orduya…
Hukuk okuyanlar yargıya…
Polis okulunu bitirenler emniyete
Sağlık okuyanlar sağlığa…
İlahiyat okuyanlar Diyanete…
Hadi tamam (!) diyelim.
Peki, bizzat FETÖ'nün okullarında okuyanlar, o okulları açanlar şimdi nerede?
Akın Aydın / diğer yazıları
- PKK ile müzakere ve uyuşturucu ile mücadele! / 05.04.2026
- Türkiye'de ne var ne yok, diye soracak olursanız! / 03.04.2026
- Bu savaşın öğrettikleri / 02.04.2026
- Hey hey, Başkan, bugün kaç çocuk öldürdün? / 01.04.2026
- Mazlumun olduğu yerde tarafsızlık, zalime ortaklıktır / 31.03.2026
- Ben, senin gibi değil Mezhep İmamlarımız gibi Sünni’yim / 30.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Türkiye'de ne var ne yok, diye soracak olursanız! / 03.04.2026
- Bu savaşın öğrettikleri / 02.04.2026
- Hey hey, Başkan, bugün kaç çocuk öldürdün? / 01.04.2026
- Mazlumun olduğu yerde tarafsızlık, zalime ortaklıktır / 31.03.2026
- Ben, senin gibi değil Mezhep İmamlarımız gibi Sünni’yim / 30.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
























































