logo
21 TEMMUZ 2026

Geçmişin birleştirici gücü: Kültürel miras ve ortak bellek

Hızla dijitalleşen ve bireyselleşen modern dünyada toplulukları bir arada tutan en güçlü bağ, ortak geçmiş ve kültürel miras olarak öne çıkıyor

21.07.2026 00:30:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Geçmişin birleştirici gücü: Kültürel miras ve ortak bellek
Geçmişin birleştirici gücü: Kültürel miras ve ortak bellek
Hızla dijitalleşen ve bireyselleşen modern dünyada toplulukları bir arada tutan en güçlü bağ, ortak geçmiş ve kültürel miras olarak öne çıkıyor. Nesilden nesile aktarılan gelenekler, tarihi yapılar ve somut olmayan değerler, toplumsal aidiyeti güçlendirerek geleceğe köprü kuruyor.

İnsanlık tarihi boyunca inşa edilen şehirler, söylenen türküler, nesilden nesile aktarılan zanaatlar ve mutfak kültürleri, sadece birer geçmiş zaman hatırası değildir. Bunların her biri, toplumların kimliğini oluşturan ve "ortak bellek" adı verilen devasa bir yapbozun parçalarıdır.

Günümüzde kültürel mirasın korunması, sadece tarihi eserlerin restore edilmesinden ibaret görülmüyor; aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve bir arada yaşama kültürünü besleyen en stratejik unsurlardan biri olarak kabul ediliyor.







Ortak Bellek Toplumları Nasıl Birleştirir?

Ortak bellek, bireylerin kendilerini yalnız hissetmelerini engelleyen, "biz" duygusunu inşa eden görünmez bir çimentodur. Farklı geçmişlere, fikirlere veya yaşam tarzlarına sahip insanlar, aynı tarihi meydanda yürüdüklerinde, yüzyıllık bir ezgiyi dinlediklerinde ya da geleneksel bir lezzeti paylaştıklarında aynı duygu zemininde buluşurlar.

Kültürel mirasın birleştirici gücü şu temel dinamiklere dayanır:

Aidiyet ve Güven Duygusu: Birey, köklü bir geçmişin parçası olduğunu hissettiğinde topluma ve geleceğe daha güvenle bakar.

Kuşaklararası Köprü: Büyükannelerin ve büyükbabaların hikayeleri, zanaatları ve ritüelleri genç kuşaklara aktarıldıkça toplum içindeki bağlar kopmaz, tam tersine perçinlenir.

Evrensel Empati: Kendi kültürel mirasına değer veren toplumlar, diğer toplumların da köklerine ve değerlerine saygı duymayı öğrenir. Bu da barış içinde bir arada yaşamanın kapısını aralar.







Somut ve Somut Olmayan Mirasın Dengesi

Kültürel miras denildiğinde akla ilk olarak antik kentler, saraylar veya camiler gibi görkemli yapılar gelir. Şüphesiz ki bu yapılar ortak belleğin en net vizörleridir. Ancak bir de gözle görülmeyen ama ruhu besleyen "somut olmayan kültürel miras" vardır.

Bir bölgenin tarım ritüelleri, mevsimsel kutlamaları, sözlü halk anlatıları ve geleneksel üretim pratikleri (örneğin imece kültürü, yüzyıllık maya tarifleri veya dokuma teknikleri) toplumsal hafızayı diri tutar. Bu pratikler, insanların zor zamanlarda bir araya gelmesini, yardımlaşmasını ve kolektif bir bilinçle hareket etmesini sağlar.







Mirası Geleceğe Taşımak Bir Tercih Değil, Zorunluluktur

Modernleşme ve küreselleşme, yerel kültürlerin ve tarihi dokunun hızla tek tipleşmesine neden olma riski taşıyor. Ortak belleğin zayıflaması, toplumların köksüzleşmesine ve aidiyet krizlerine yol açabiliyor. Bu yüzden kültürel mirası korumak, sadece geçmişe duyulan bir saygı duruşu değil; toplumsal birliği koruyarak geleceğe güvenle yürüyebilmenin en temel şartıdır.

Geçmişin izlerini koruyan, onları bugünün yaşamıyla harmanlayan ve genç kuşakların kalbine bu sevgiyi aşılayan toplumlar, değişen dünya şartlarında savrulmadan bir arada kalmayı başaracaktır.

Yazıcıoğlu dosyası derinleşiyor: "3 askeri jet, helikopterin etki mesafesine girerek müdahale etti"

Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada ailenin avukatı Kemal Yavuz, soruşturmanın en önemli bölümünü hava hareketlerine ilişkin teknik verilerin oluşturduğunu söyledi. Yavuz, olay günü bölgede bulunan 3 askeri jetin, helikopterin etki mesafesine girerek müdahalede bulunduğunu bu iddiaları doğrulayabilecek radar kayıtlarının bulunduğu hard disklerin ise imha edildiğine ilişkin tutanaklara ulaştıklarını belirtti

21.07.2026 11:05:00 / Güncelleme: 21.07.2026 11:22:13
İHA
 
Yazıcıoğlu dosyası derinleşiyor: "3 askeri jet, helikopterin etki mesafesine girerek müdahale etti"
Yazıcıoğlu dosyası derinleşiyor: "3 askeri jet, helikopterin etki mesafesine girerek müdahale etti"
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmeye devam ediyor. Yazıcıoğlu davasına ilişkin ailenin avukatı Kemal Yavuz, İhlas Haber Ajansı'na (İHA) açıklamalarda bulundu.

Dosyanın yıllar içerisinde önemli ölçüde genişlediğini belirten Av. Yavuz, "Dosyada daha önce 179 klasör vardı. Bugün geldiğimiz noktada bu sayı 190'ın üzerine çıktı. Dosyanın içerisinde bizim açımızdan en önemli iki konu hava hareketleri ve karbonmonoksit meselesidir. Karbonmonoksitin nasıl oluştuğu ve bunun helikopterin düşmesine ya da düşürülmesine etkisinin ne olduğuna ilişkin çalışmalar devam ediyor. Ancak şu anda bizim en fazla üzerinde durduğumuz konu hava hareketleridir. Baştan beri en önemli delil olarak bunu gördük" dedi.






"Veriler, askeri jetlerin helikopterin etki mesafesine girerek müdahalede bulunduğunu gösteriyor"

Hava hareketlerine ilişkin yıllardır çalışma yürüttüklerini ifade eden Yavuz, Erzurum Dumlu Radar Mevzi Komutanlığı'nda yapılan keşifte ulaşılan verilerin önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.

Yavuz, "Bölgede 3 askeri jetin olduğu, bunlardan 2'sinin Çukurca tarafından birleşerek kol uçuşuyla olay mahalline geldiği, yaklaşık 24 bin fitten alçaldıkları, bunlardan birinin daha da aşağı kayarak helikopterin üzerinden yaklaşık 560 knot hızla geçtiği, ardından yeniden yükselerek yaklaşık 590 knot gibi çok yüksek bir hızla helikopter enkazının bulunduğu bölgenin üzerinden geçtiği anlaşılıyor. Bu verileri 14 Mart 2014 tarihinde Erzurum Dumlu Radar Mevzi Komutanlığı'nda yaptığımız keşifte elde ettik. Elde ettiğimiz teknik veriler, askeri jetlerin helikopterin etki mesafesine girerek müdahalede bulunduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Bu keşiflerin yargı açısından tartışmasız delile dönüşebilmesi için askeri radar kayıtları ile savaş uçaklarının kendi radar ve görüntü kayıtlarının incelenmesi gerektiğini belirten Yavuz, "Bunun netleşebilmesi radar kayıtlarıyla mümkündür. Hem kara radarları hem de askeri jetlerin kendi radar ve görüntü kayıtları incelendiğinde etki mesafesine girilip girilmediği kesin olarak ortaya çıkacaktır" diye konuştu.








"Radar kayıtlarının bulunduğu hard disklerin imha edildiğine ilişkin tutanak gördük"

Soruşturma kapsamında 2025 yılında Diyarbakır'daki bir ana jet üssünde yapılan keşifte dikkat çekici bir kanıtlara ulaştıklarını ifade eden Yavuz, "Önce radar kayıtlarıyla ilgili farklı açıklamalar yapıldı. Daha sonra 2025 yılında Diyarbakır'da yaptığımız keşifte, olay saatlerine isabet eden radar kayıtlarının bulunduğu hard diskin imha edildiğine ilişkin tutanakları gördük. Bu kayıtların gerçekten imha edilip edilmediğini bilemeyiz ancak elimizde imha tutanağı var. Bu nedenle bu delillerin bizden gizlendiğini, dosyaya gönderilmek istenmediğini açıkça gördük. Burada delil karartma şüphesi bulunduğunu düşünüyoruz" dedi.

"Pilotların kimlikleri belli ama ifadeleri alınmadı"

Yavuz, "Dosyada uçakların kimlikleri de pilotları da belli. Ancak bugüne kadar yalnızca 2 pilotun ifadesi alındı. Diğer pilotların ifadeleri dahi alınmadı. Oysa bu kişilerin olayın aydınlatılması bakımından dinlenmesi gerekiyordu" ifadelerini kullandı.

Av. Yavuz, dosyada bütün bu verilerin önemli ölçüde oluşmuş olduğunu belirterek, "Örneğin Ali Armağan, biz başından beri söyledik, bu şahıs Sivas'tan gelirken de takip etmiş. Bu şahıs FETÖ'nün içerisinde etkin biri. Özellikle Adil Öksüz'le doğrudan 152 kez telefon teması var. 'Bu şahıs bu operasyonu yönlendirmiş, yönetmiştir' diye başından beri iddiamız vardı. Ve bu şahsın gözaltına alınmış olması, şu an tutuklanmış olması. Bu şahsın verdiği ifadelerin mahiyetinin dosyada gizlilik olduğu için bilmemekle birlikte şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, her ne kadar bunlar olayları inkarı seçmişler ise de şu an olayların daha netleştiği veriler itibariyle bunların askeri jetlerin oluşturdukları türbülansta helikopteri kasten, bile isteye düşürdükleri net olarak bize göre anlaşılmış durumda" dedi.








"16 yıldır aynı şeyi söylüyoruz"

Yavuz, yıllardır dile getirdikleri iddiaların bugün elde edilen yeni verilerle desteklendiğini savunarak, "16 yıldır biz bunu söylüyoruz. Bu da bugün daha da netleşmiş oldu. Bu bizim açımızdan sevindirici bir haber. 'Bu dosyada deliller varken bu hususlar neden gelişmiyor' diyecek olursanız, evet etkin bir irade gerekiyordu. Bu etkin iradeyi Adalet Bakanı Akın Gürlek, dosyayı Ankara'ya aldırmak suretiyle böyle bir irade bildirdi. Ve biz şundan memnunuz ki bu dosyaya bir devlet denetleme kurumu samimiyetle bakmıştı, suikast olabilir şüphesiyle bakmıştı. Bir de şimdi dosyayı inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki yetkili savcı arkadaşların bakış açılarının bu yönde olduğunu sevinerek müşahede ediyoruz. Ama burada üzerinde durulması gereken şey sonrasında bir örgütlü yapı var. Bu örgütlü yapının talebiyle, programıyla bunların gerçekleştirdikleri, olayın öncesi hazırlıklar, olay yaşanması, olaydan sonra gerçekleştirdikleri eylemlerle biz bu yapının nedenli olay üzerinde hakimiyet kurduğunu çok net olarak görüyoruz. Çünkü İsmail konuşmaya başladıktan sonra bunlar delil karartma, delilleri yok etmek, canlı kimseye ulaşılmasını önlemek için arama kurtarmaya dönüştürdüler" diye konuştu.








"Bu eylemi FETÖ'nün gerçekleştirdiğini düşünüyoruz"

Ortaya çıkan isimler ve delillerin belirli bir yapılanmaya işaret ettiğini savunan Yavuz, "Bu yapı içerisinde ortaya çıkan kişilere baktığımızda bunların FETÖ bağlantılı isimler olduğu görülüyor. O dönem Hava Kuvvetleri içerisinde en etkin yapılanmanın FETÖ olduğu dikkate alındığında bu eylemin FETÖ tarafından gerçekleştirildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun yanında örgüt mensubu olmayan bazı kişilerin de bu olayda kullanıldığını değerlendiriyoruz. FETÖ'nün çalışma sistemi bunu mümkün kılan bir yapıydı. Bu yapının içerisinde aktif olarak yer almayan kişilerin de bu olayda kullandığını net olarak kullanıldığını biliyoruz. Şuanda üzerinde operasyon yapılan 29 kişi bunlardan tutuklanan 19 kişi var. Bunlarla sınırlı değil bu iş başka unsurlar da var ve daha etkin faillerde var. Bu faillerin üzerine gidilmesi gerekiyor. Biz Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda gördüğümüz irade bunların tamamını gerçekleştirecek iradedir" şeklinde konuştu.

Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik


 
Artvin'in ve Türkiye'nin en görkemli turizm merkezlerinden Borçka Karagöl Tabiat Parkı'nda ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor.

18.07.2026 12:21:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik

Borçka ilçe merkezine 27 kilometre uzaklıktaki Borçka Karagöl Tabiat Parkı, yaz döneminde yurt içi ve yurt dışından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.







Günde binlerce turistin ziyaret ettiği 368 hektar alana sahip tabiat parkı, Karagöl'ü, bozulmamış doğası, yaşlı ormanları, zengin bitki örtüsü ve yürüyüş yollarıyla doğa tutkunlarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.







Bahar ve yaz aylarında yeşilin, sonbaharda ise sarı, turuncu, kırmızı ve kahverenginin onlarca tonunu sergileyen tabiat parkı, göl çevresindeki ağaçların gölgelerinin suya yansımasıyla ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor.







Göl üzerinde yapılan kayık gezintisi de ziyaretçilerden yoğun talep görüyor.







Bütün güzellikler burada

Çanakkale'den bölgeye gelen ve Karagöl'ü gezen Şükrü Ataç, Karadeniz'in doğal güzelliklerini görmek amacıyla kente geldiklerini ve en çok etkilendikleri yerlerden birinin Karagöl olduğunu söyledi. Bölgenin temiz havası ve eşsiz doğasını çok beğendiklerini dile getiren Ataç, "Karadeniz'in güzelliklerini görmek için geldik. Gerçekten çok mutlu olduk. Cenab-ı Allah tabiatın bütün güzelliklerini buralara vermiş. Çok güzel günler geçiriyoruz" dedi. Ataç, doğal alanların gelecek nesillere aktarılması gerektiğine işaret ederek, "Buraları çok iyi korumalıyız. Dünyanın su sıkıntısı yaşayacağı bir dönemde böyle bir coğrafyaya sahip olmak büyük bir nimet. Karagöl dünyanın cenneti. İnşallah bu güzellikleri korumayı başarırız" ifadelerini kullandı.






Gezi hayatındaki eksik parça tamamlandı

İzmir'den gelen Birol Kutkan da doğal güzelliğine hayran kaldığı Karagöl'ün herkesin rotasında yer alması gerektiğini belirtti. Karagöl'ün beklentilerinin üzerinde bir doğaya sahip olduğunu ifade eden Kutkan, "Buraya gelince sanki gezi hayatımdaki eksik bir parça yerine oturdu. Muhteşem bir manzara, eşsiz bir yeşillik var. Gölün kıyısındaki doğal koylar, balıklarla dolu alanlar insanı adeta büyülüyor" dedi.







Kutkan, uzun yıllar dağcılık ve doğa yürüyüşleri yaptığını, buna rağmen Karagöl'ü daha önce keşfedememiş olmasına şaşırdığını dile getirerek, "Eminim benim gibi burayı henüz bilmeyen çok kişi vardır. Kesinlikle herkesin rotasında olması gereken bir yer" diye konuştu.

Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor

Yaz tatillerini memleketlerinde geçirmek isteyen gurbetçiler, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden çıktıkları binlerce kilometrelik yolculuğun ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapıyor. Uzun yolculuğun yorgunluğunu sınır kapısından geçer geçmez unuttuklarını söyleyen gurbetçiler, Türk bayrağını görmenin ve ezan sesini yeniden duymanın tarifsiz bir mutluluk olduğunu ifade etti

17.07.2026 12:41:00
İHA
 
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en büyük kara hudut kapısı olan Kapıkule Sınır Kapısı'nda yaz sezonuyla birlikte gurbetçi yoğunluğu yaşanıyor. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden yola çıkan gurbetçiler, yıllık izinlerini aileleri ve yakınlarıyla geçirmek için ana vatana geliyor. Kavurucu sıcaklara ve uzun yolculuğun yorgunluğuna rağmen memleketlerine ulaşmanın sevincini yaşayan gurbetçiler, sınır kapısından içeri girdikleri ilk anda hissettikleri duygunun her şeye değdiğini belirtiyor. İlk duraklarının anne-babaları, akrabaları ve yıllardır özlemini çektikleri memleketleri olduğunu söyleyen gurbetçiler, Türkiye ile bağlarının hiçbir zaman kopmadığını dile getiriyor.






"Ezan sesine hasret kalıyoruz"

Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıkan Gökhan Koçak, "Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıktım, Ankara'ya sevdiklerimi görmeye gidiyorum. Ülkeye ilk girdiğimde her zamanki gibi yine çok duygulandım. Yolun verdiği yoğunluğu ve yorgunluğu ülkemize girer girmez unutuyorum. Çünkü bu bambaşka bir duygu. Öncelikle bayrağımızı görmek, ardından ezan sesini duymak insanı çok etkiliyor. Evet, Avrupa'da ezan sesine hasret kalıyoruz. Bazı Avrupa ülkelerinde ezan dışarıya verilmediği için bunu yaşayamıyoruz. Bu yüzden ülkemize geldiğimizde ilk hissettiğimiz şeylerden biri de ezan sesi oluyor. Burada doğup büyüdüm, sonradan yurt dışına gittim. Her sene olduğu gibi bu yıl da ülkeme gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. İnşallah iznim güzel geçer. Sağ salim geldik, dönüşte de yine sağ salim dönmeyi nasip etsin" dedi.








"Yorgunluğumuzu ülkeye girince unutuyoruz"

Eda Nur Koçak ise, "Maalesef Fransa'da bunlar yok, hasret kalıyoruz. Çok mutluyuz. Tabii ki yol yorgunuyuz ama ülkeye giriş yaptığımız andan itibaren bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Rabbim, memleketine gelmek isteyen herkese bunu nasip etsin inşallah. Şu anda eşimin ailesinin yanına gidiyoruz. Onları da çok özledik. Çok mutluyuz. Yolumuzun büyük kısmını tamamladık. İnşallah Ankara'ya sağ salim ulaşacağız" dedi.








"Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor"

Fransa'da yaşayan Enes Dağlar, "Fransa'da yaşıyorum, memleketim Sivas'a gidiyorum. Gurbet zor. Anne ve babadan ayrı kalınca daha da zor oluyor. Ama aileniz yanınızdaysa orada da normal bir hayat sürüyorsunuz. Ben beş yıl öncesine kadar Türkiye'de yaşıyordum. İnşaat sektöründe, demir işinde çalışıyordum. Evlendikten sonra Fransa'ya yerleştim. Türkiye'de sabah 08.00'de iş başı yapıyordum. Fransa'da ise sabah 06.00'da kalkıyorum. Patron beni 06.30-06.40 gibi alıyor, yine 08.00'de iş başı yapıyoruz. Orada herkes kendi yemeğini götürüyor. Çalışma düzeni farklı. Maddi anlamda alım gücü biraz daha rahat olabilir ama ben Türkiye'ye para için gelmiyorum. Ben annemle babamı görmek için geliyorum. İki yıldır memleketime gelemiyordum. Bu yıl kavuşacağım için çok heyecanlıyım. Onlar da beni heyecanla bekliyor. İnşallah kazasız belasız varırız. Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor. İnsan 'Çok şükür evime geldim' diyor. Bunu anlatmak gerçekten çok zor. Rabbim bütün gurbetçi kardeşlerimize, ağabeylerimize ve ablalarımıza kazasız belasız memleketlerine gelip dönmeyi nasip etsin" ifadelerini kullandı.

Manavgat Belediyesi'ne gece yarısı haciz operasyonu

Antalya'nın Manavgat ilçesinde kamulaştırma bedellerini alamayan 20 vatandaşın avukatı tarafından Manavgat Belediyesi'nde haciz işlemi gerçekleştirildi. Haciz işlemini gerçekleştiren Avukat Emre Erdoğan, yaklaşık 60 milyon lirayı bulan kamulaştırma bedeline karşılık toplam 7 milyon değerinde 3 aracın yediemine çekildiğini söyledi

16.07.2026 11:29:00
İHA
 
Manavgat Belediyesi'ne gece yarısı haciz operasyonu
Manavgat Belediyesi'ne gece yarısı haciz operasyonu
Kamulaştırma bedellerini alamayan 20 vatandaşın avukatı tarafından Manavgat Belediyesi'nde gece yarısı haciz işlemi gerçekleştirildi. Manavgat Belediyesi üst düzey yöneticilerinin makam aracı olarak kullandığı 3 araç Avukat Emre Erdoğan ve Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği ekiplerinin gözetiminde yediemin otoparkına götürülürken, Side Hizmet binasında haczedilen bir araç ise kapalı otoparkta olması nedeniyle yediemin otoparkına çekilemedi.






Konuyla ilgili kısa bir açıklama yapan Avukat Emre Erdoğan, "20 dolayında müvekkilimin mülkleri otopark olarak kullanılmak üzere Manavgat Belediyesi tarafından kamulaştırılmıştı. Ne var ki Manavgat Belediyesi bugüne kadar kamulaştırma bedellerini ödemedi. Müvekkillerim adına Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açmış olduğumuz dava karara bağlandı. Mahkemenin kararı doğrultusunda haciz işlemi gerçekleştiriyoruz. Müvekkillerimin Manavgat Belediyesinden kamulaştırma bedeli olarak alacağı yaklaşık 60 milyon liradır. Şu an 3 makam aracı yediemin otoparkına çekildi, bir araç ise Side'de bulunan hizmet binasının kapalı otoparkında olması nedeniyle yediemine çekilemedi. Haczedilen araçların tahmini değeri 7 milyon lira dolayındadır" dedi.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.