Gizli tehlike mikroplastik
Bilim dünyasının son yıllarda daha çok tartıştığı mikroplastikler canlı sağlığı ve sürdürülebilir çevre için risk oluşturuyor. Suda, havada, sofra tuzunda, maskede bile mikroplastik var





'Plastik Çağı'nı yaşadığımız bugünlerde hayatımızı kuşatan yeni tehlike mikroplastikler. Bitkiler, kara ve deniz canlıları ile insanlar, çok küçük bu plastik parçacıkları yaygın olarak farkında olmadan yiyor, içiyor ve soluyor. Partiküler olarak 1 milimetre'den küçük plastik parçacıklar mikroplastik olarak tanımlanıyor. Bunu 5 milimetre olarak kabul eden yaklaşımlar da mevcut. Şampuanlar, deterjanlar, yüz temizleme ürünleri, diş macunları, kıyafetler, çantalar, ayakkabılar, araba lastikleri ve hatta bazı gıdalar. Kullandığımız bütün bu ürünler ya mikroplastik içeriyor ya da kullandıkça çevreye mikroplastik saçıyor. Bu parçalar bir şekilde en son adres olan göl, deniz ve okyanuslara kadar ulaşıyor. Sudaki canlılar tarafından yutulan mikroplastikler birincil üreticiden yırtıcılara doğru besin zinciri boyunca geçerek giderek artan bir yoğunlukta birikime (biyomagnifikasyon) neden olabiliyor. Çoğumuz yaygın olarak yiyor, içiyor ve soluyoruz ancak görmüyoruz. Gözle görülemeyen bu parçacıklar yapılan çalışmalara göre, sahil kumunda, deniz ürünlerinde, sofra tuzunda, karton bardaklarda, biberonda ve son olarak plasentada dahi bulundu. Mikroplastik kaynaklı kirlilik üzerine Türk bilim insanları da çalışmalar yürütüyor. Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nde 2015-2016 yılları arasında Sinop Sarıkum Lagünü Sahili'ndeki deniz çöpleri ve mikroplastikler araştırıldı. 2019 yılında ise Sinop şehir merkezinde bulunan sahillerde deniz çöpleri araştırıldı.
Karadeniz'de de rastlandı
Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Bat öncülüğünde yürütülen proje kapsamında Sarıkum sahilden alınan kum örneklerinde ve belirlenen derinliklerden deniz suyu örneklerinde incelemeler gerçekleştirildi. Proje sonucunda bölge sahilinde depolanmış ve denizinde yüzer halde yoğun miktarda mikroplastiğe rastlandı. Karşılaşılan mikro boyuttaki çöplerin yoğun miktarda balıkçılık döneminde kullanılan köpük kutuların parçaları, büyük plastik parçaların zamana ve çeşitli faktörlere bağlı olarak aşınımı sonucu denizel ortamda mikro boyutlara ulaşmasından ileri geldiği tespit edildi.
Giderek artıyor
Kirliliğin giderek arttığını dile getiren Prof. Dr. Bat, "Plastikle alakalı yıllardır atılmasına rağmen çalışmalar son zamanlarda özellikle son 5-10 yıldır artmaya başladı. Bizde kendi fakültemizde burada hem doktora çalışmalarımızda hem de projelerimizde son 5 yıldır yoğun bir şekilde çalışmaktayız. Özellikle denizlerdeki çöplerdeki ya da deniz suyunun üzerindeki ya da deniz diplerindeki mikroplastikleri araştırmaktayız. Maalesef giderek artmaktadır. Sinop ne kadar çok temiz ve ne kadar çok iyi olmasına rağmen turistik bir bölge denilmesine rağmen buralarda mikroplastik veya çöp kirliliği konusunda sınıfta kaldığımızı söyleyebilirim maalesef" dedi.
Her alanda rastlanıyor
Suda, havada, sofra tuzunda, maskeden bile mikroplastiklerin geçebileceğine değinen Levent Bat, "Mikroplastiklerle ilgili yapılan çalışmalara göz gezdiğimizde son zamanlarda plasentada dahi mikroplastik bulunduğu söyleniyor. Yine Avrupa'daki insan gaitalarına bakılmış, insan dışkılarına bakıldığında dahi plastiklerin olduğu söyleniyor. Bunun dışında tabi atmosferden de gözle görülmeyecek olan tozlar içerisindeki plastikleri yutarak da vücudumuza alabiliyoruz. Hatta sofra tuzlarında dahi plastik görüldüğüne dair bazı çalışmalarla karşı karşıyayız. Örneğin şu anda taktığımız maskelerden bile plastikler yayıldığını, üzerimizden bile binlerce mikroplastiğin doğaya gittiğini biliyoruz. Vazgeçilmez bir şey bunu kullanmak zorundayız. Yaşantımıza girmiş arabasından tutun da etrafımızdaki kullanılan eşyaların her birinde plastik var. Sadece bu poşetle ya da şişelerle de bitmiyor" şeklinde konuştu.















































































