logo
12 MART 2026


Gülen gündem

16.11.2011 00:00:00
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, bugünlerde gerek yandaş medyada, gerek çağdaş (!) medyada illa ki bir F. Gülen haberi veya yorumu var. Yani Gülen ismi hep önümüzde reklam ediliyor. Ordu hakkında konuşuyor, siyasilere nasihat ediyor, siyasilerin övgüsüne mazhar oluyor, darbeler hakkında önceki karakterini gizleyip yeni karakterini ortaya koymaya çalışıyor, dünya barışından (!), kardeşlikten (!), diyalogdan (!) vs. bahsettiği haberleri her gün gazetelerde, internette, televizyonlarda. Hakkında bu kadar çok iddia olan (olumlu veya olumsuz) bir kişi hemen hemen her konuda ülkenin gündeminde nasıl bu kadar yer alabiliyor? Neticede bu şahıs (birilerinin zannettiği gibi İslami)  bir cemaatin ülkesine dönmeyen lideri. Hiçbir resmi vasfı yok. Ama ne hikmetse Devlet Bahçeli'den bile çok gündeme geliyor. Neden? Yoksa Erdoğan'ın laiklik anlayışının bir yansıması mı? Hele son günlerdeki manşetler çok ilginç; Erdoğan ile cemaatin arası mı açıldı? Erdoğan cemaate mesafe koydu? Vs. gibi. Başa dönelim. Malum 24 askerimizi şehit verdik. Cumhurbaşkanı "Bunun intikamı misliyle alınacak" dedi. Benzer tehditler iktidardan da geldi. 22 taburla sınırı geçmişiz haberleri, çatışma görüntüleri yayınlandı. Taş üstünde taş bırakmıyorduk K. Irak'ta. Meğer hepsi yalanmış. Genelkurmay sınırda sadece tatbikat yaptıklarını açıkladı. ABD, 'sınırlara dikkat edin' dedi. Barzani Ankara'ya gelip; 'Benden izinsiz sınırı bir adım geçemezsiniz' postasını koydu. İşte bu sürece F. Gülen'de ortak oldu. Hangi sıfatla bilmiyorum.  F. Gülen ilk önce Abdullah Gül'ü uyardı. Öyle misliyle mukabele vs. sözleri yanlış, ne biçim konuşuyorsunuz, der gibi ikaz etti. Sonra sınır ötesi operasyonun Türkiye'ye maddi zararlar getireceği dillendirildi. Sonradan öğrendik ki, cemaate ve AKP'ye yakın yaklaşık 500 firma Irak'ta iş yapıyor. Haliyle birilerinin dikkat etmesi lazım (!)      Gülen, bir internet sitesine yaptığı açıklamada (www.herkul.org 1 Kasım 2011) aynen hükümetin yaptığı gibi doğuda yaşanan olayları PKK ve terör olarak değil bir Kürt sorunu olarak dillendirip, kendince çözümler getiriyor. Artı askere epeyce ithamlarda bulunuyor.  Gülen TSK' ya; "27 Mayıs ihtilalinde kendi milletinin başına binmiş ve 25-30 milyon insanı teslim almıştır. Her on senede bir, binlerce insanı ezmiş, zindanlara atmış, sürgünlere yollamıştır. Otuz senedir dağdaki bir avuç şakinin hakkından gelemiyorsun. Bir avuç eşkıyanın hakkından gelin, lokalize edin, kuşatın onları toplum üzerindeki tesirlerini kırın, topluma emniyet ve güven vaat edin, baskı altında dağa gitmelere meydan vermeyin" diyor. Kime? Orduya. Ama bu görev siyasetin. Karıştırdı herhalde! İlginçtir, on sene evvelinde bu ülkeyi idare edenlerin (terörü bitirme konusunda) akıllarının ermediğini iddia ediyor. On sene önce sıfırlanmış bir terör hareketinin son on senede nereye çıktığını ve kimin idarede olduğunu her ne hikmetse bu aciz kul yine görmüyor.  Tabi süslü cümlelerin sonuna "insan öldürerek bir yere varılmaz, cümlesini de koydun mu barış elçisi (!) oluyorsun bir anda.  Sonra Van'da deprem oldu. Yaşanan bu felaket ülkemiz adına bir yüz karası oldu. Neler yapıldı veya yapılmadı, neler söylendi veya gizlendi biliyorsunuz. Yağmalamaydı, adam kayırmaydı, sağlam denilen yerlerin çökmesiydi vs. Tabi bu süreçte yine Gülen piyasaya çıktı. Depremle ilgili röportaj verdi. Başbakan'a mesaj gönderdi. Bu mesaj ve röportajlarda PKK hakkında söyledikleri örgütün canını sıktı. Çünkü Gülen, Erdoğan'a gönderdiği mesajda (PKK'ya yönelik)  "Onların altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir?" ifadelerini kullanmıştı. Tabi örgüt Gülen'i hedefe koydu. PKK'ya yakınlığı ile bilinen Fırat Haber Ajansı'nda, Fethullah Gülen Gönüllüleri ve kurumlarının top yekûn hedef olduğunu belirten bir açıklama yayımladı ve "Ferman ve fetva sahiplerinin tüm kurum ve kuruluşlarını başlarına çalmak gerekir" açıklaması yapıldı. Ama bu noktada ne, nerede, kim, kiminle soruları akla geliyor. Malum bebek katili Öcalan Gülen için; "Fethullah Hoca'yı takip ediyorum, okuyorum. Olumsuz değerlendirmiyorum. Kürdistan'da okulları, cemaatleri var, örgütlüler. Demokratik temelde, karşılıklı yaklaşımlar olabilir" diyordu.Ama Kandil hem cemaate, hem Öcalan'a karşı geldi. M. Karayılan, Ahmet Altan'a gönderdiği mektupta "Gelinen aşamada eğer AKP ve Fethullah Bey şiddette ısrar eder, bizi yok etmekten vazgeçmezse savaş tırmanır ve biz kazanmak için kararlıca direnmek durumunda olacağız" diyordu.Ayrıca Cemil Bayık'ın (PKK'lı yönetici) şu değerlendirmesi Türk siyasetinin hangi noktada olduğu konusunda çok düşündürücü sanırım; "Cemaat biterse AKP biter" diyor Bayık. İşte bu süreçte başta belirttiğim gibi Erdoğan ile Cemaatin arası mı açıldı, haberleri yapılmaya başlandı. Tam bu günlerde Papaz duasıyla 12 Haziran seçimlerine giren baş müzakereci Egemen Bağış'tan bir Gülen haberi daha geldi. İddia yenilir, yutulur cinsten değildi. Ama birileri hep yedi bu tür iddiaları, halada yiyor. Bağış diyor ki; "Mustafa Kemal'in hayalini cemaat gerçekleştiriyor."   Belçika'da Gülen'in okullarından birini ziyaret ediyor. Okulu öve öve bitiremiyor. Okul defterine M. Kemal'in şu tarihi tespitini yazıyor;  "Sovyetler bir gün çökecek, orada bizimle aynı dili, aynı dini, aynı değerleri paylaşan insanlar vardır. Onlarla şimdiden kültürel köprüler kurun" ve bu tespite binaen cemaati kutsuyor. Atatürk'ün tespiti muhakkak ki çok doğru. Ama Bağış hangi pencereden bakıyor bilmiyorum çünkü Rusya ve Orta Asya Cumhuriyetlerinde ki birçok okul ABD ajanlarının yuvası olduğu için tek tek kapatılıyor. Bizi bile bu kadar meşgul ettiklerine göre gerisini düşünün?
 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.