logo
16 MART 2026


Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü

09.03.2026 00:00:00
Bağımsızlığımızın ipotek altında olduğunu ne iktidar ne de muhalefet itiraf edemiyor. Ama iliklerine kadar yaşıyorlar.

İşte İslam coğrafyasındaki kan. İşte ABD yanlısı dış politika!

İşte İsveç'in NATO üyelik örneği. AKP-MHP-CHP aynı safta esas duruşa geçti. İşte 'bebek katili' mevzuu. Aynı esas duruş.

İşte AB başlığı. İşte ABD ve Trump'ın ülkemize, iç ve dış işlerimize, hukukumuza aleni baskı ve hakaretleri. İşte NATO gerçeği.

Birbirlerine en ağır itham hatta hakaretleri sıralayanlar bahsettiğim güç odaklarına karşı bırak ses çıkarmayı tam bir teslimiyet içerisindeler.

Neden? Çünkü ekonomik bağımlılığımız, siyasi bağımsızlığımızı kelepçeledi. Yabancı sermaye hastalığı ve borçlanma özgürlüğümüzü kelepçeledi. 'Borç alan emir alır' sözü bir kez daha teyit edildi.   

Ekonomik bağımsızlık şart

Bu sadece bizim sorunumuz değil. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ana sorunu. AB, Çin ve Rusya gibi ülkelerin ise varlıklarını koruma sorunudur.

Peki, sorun nedir? ABD'nin kağıt boyayarak ülkemiz ve dünyayı sömürmesidir. Yani dolardı.

Bağımsızlık için Milli Ekonomi Modeli şart

Viyana'da 11. kez düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresinde ülkemize ve insanlığa tam bağımsızlık çağrısı yapıldı.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın vurguladığı gibi; diller ve dinler farklı olsa da sömürülen halkların dertleri birdir ve bu model sadece teorik bir tez değil, küresel bir ihtiyaçtır.

Dolar sömürü tarihini kısaca bir hatırlayalım

Dünya ekonomisinin son yüzyılına damga vuran dolarının hakimiyeti, tesadüflerle değil, stratejik hamlelerle inşa edildi.

19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başlarında küresel rezerv para olan İngiliz Sterlini, Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı ekonomik sarsıntı ve eriyen altın rezervleri nedeniyle tahtını kaybetti. Bu süreçte ABD, dünyanın en büyük altın rezervine sahip ülkesi olarak öne çıktı.

İkinci Dünya Savaşı ise Avrupa, Rusya ve Çin ekonomilerini yerle bir ederken; savaştan coğrafi olarak uzak kalan ABD, bu yıkımdan güçlenerek çıktı.

Doların "dünya parası" olarak tescillenmesi ise 1944 yılında 44 ülkenin katılımıyla imzalanan Bretton Woods Anlaşması ile gerçekleşti. Bu sistemde dolar altına, diğer tüm para birimleri ise dolara sabitlendi. Böylece dolar, altına dönüştürülebilen tek geçerli rezerv para haline geldi.

Sisteme ilk başkaldırı: Charles de Gaulle

Bu "dolar saltanatına" ilk ciddi itiraz 1960'larda Fransa'dan geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, ABD'nin karşılıksız para basarak dünyayı sömürdüğünü ve kendi savaşlarını (Vietnam gibi) finanse ettiğini savundu.

De Gaulle'ün şu sözleri tarihe geçti:

"Amerikalılar dolar basıyor, biz ise karşılığında gerçek mal ve hizmet veriyoruz. Bu adil değil."

Fransa, elindeki dolarları altına çevirmek için ABD'ye savaş gemileri göndererek altınlarını geri istedi. Bu hamle diğer devletleri de tetikleyince ABD'nin altın rezervleri hızla erimeye başladı.

1971 Nixon şoku ve Petro-Dolar sistemi

15 Ağustos 1971'de ABD Başkanı Richard Nixon, doların altına endeksini kaldırdığını açıkladı. Dolar artık karşılığı altın olan bir kağıt değil, sadece ABD'nin gücüne dayanan bir "itibari para" haline gelmişti.

Altın desteği kalkınca doların değerini korumak için Petro-Dolar sistemi devreye sokuldu. Suudi Arabistan ile yapılan anlaşmayla petrolün sadece dolarla satılması sağlandı. Dünyadaki her ülke petrol almak zorunda olduğu için, dolar stoklamak da zorunlu hale geldi.

Senyoraj hakkı: Modern çağın derebeyliği

Prof. Dr. Haydar Baş, yıllarca ekonomistlerin halktan gizlediği bir gerçeği haykırdı: Senyoraj. Orta Çağ'da parayı basan senyörlerin aldığı "komisyon" hakkı, günümüzde modern bir sömürü aracına dönüşmüştür. ABD, sadece kağıt maliyetiyle bastığı dolarları dünyaya ihraç ederek devasa bir senyoraj geliri elde etmektedir.

Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocamın ifadesiyle; "ABD dünyayı at etmiş biniyor, eşek etmiş sürüyor."

Milli Ekonomi Modeli (MEM) tam da bu noktada, emeğin ve üretimin karşılığı olan milli parayı sisteme dahil ederek bu sömürüyü bitirecek çareyi ortaya koydu.

Milli Ekonomi Modeli'nin modelin temel dayanakları

Sınırsız kaynaklar: Kapitalizmin "kaynaklar sınırlıdır" yalanına karşı, "kaynaklar sınırsız, ihtiyaçlar sınırlıdır" gerçeğini savunur.

Milli paralarla ticaret: Dolar hegemonyasını kırmanın tek yolu, ülkelerin kendi paralarıyla ticaret yapmasıdır. Bugün BRICS ülkelerinin uyguladığı bu sistemin temeli MEM'e dayanmaktadır.

Sosyal devlet (Baba Devlet): Devlet piyasayı izleyen değil, vatandaşının temel ihtiyaçlarını (asgari geçim, sağlık, eğitim) garanti altına alan bir "hamidir".

Senyorajın millete dönüşü: Emek ve üretim karşılığı basılan paranın enflasyon değil, bolluk getirir, üretimi tetikler ve faiz boranlarını devre dışı bırakır.

Neden görmezden geliniyor?

İktidardan muhalefete, akademik çevrelerden medyaya kadar birçok odak, MEM'in getirdiği bu köklü değişime sessiz kalmaktadır.

Bunun temel sebebi, küresel "senyörlere" duyulan biat ve sistemin dışına çıkma korkusudur. Oysa ki bugün dünya ekonomisi 350 trilyon dolarlık bir borç sarmalındayken, MEM insanlık için tek çıkış yoludur.

Kölelik mi, bağımsızlık mı?

Milli Ekonomi Modeli, sadece bir matematiksel formül değil; Hz. Yusuf'un bolluk stratejisinden, Peygamberimizin ekonomik uygulamaları ve Hz. Ali'nin adalet anlayışına uzanan ahlaki bir duruştur.

Bu model; zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan küresel tefecilik sistemine karşı onurlu bir başkaldırıdır.

Sizce de artık kendi alın terimizi, elin "kağıt parçasına" kurban etmekten vazgeçme vaktimiz gelmedi mi?

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.