logo
04 EYLÜL 2026

Gurbetçilerimiz otizmle mücadelede çareyi Türkiye'de buldu

Kilometrelerce yol gelen aileler, çocuklarındaki gelişimi görünce büyük mutluluk yaşadılar

08.09.2019 00:00:00
 
Gurbetçilerimiz otizmle mücadelede çareyi Türkiye'de buldu
Gurbetçilerimiz otizmle mücadelede çareyi Türkiye'de buldu

 
Oğlunun bir saniye gözünün içine bakmadığı anne, Türkiye'de sevince boğuldu   
   Yabancı ülkelerde yaşayan Türk aileler, otizm teşhisi ve belirli gelişim bozukluğu yaşayan çocukları için umudu Türkiye'de buldu. Zorlu bir sürecin ardından çocuklarının gelişim gösterdiğini gören aileler, büyük sevinç yaşadı.   

  Yaşadıkları ülkelerde çocuklarına otizm ve gelişim bozukluğu teşhisi konulan aileler, çare bulamayınca Türkiye'deki rehabilitasyon merkezlerine yöneliyor. Almanya, Fransa, İngiltere ve Belçika gibi gelişmiş ülkelerde yaşayan aileler, sağlık politikaları nedeniyle çocuklarının iyi bir şekilde eğitim almasını sağlayamıyor.

Bu nedenle Avrupa'nın farklı ülkelerinde yaşayan birçok aile, binlerce kilometre uzaklıktaki Kocaeli'nin Başiskele ilçesinde bulunan Atlantis Özel Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi'ne geldi. Yaptıkları araştırmalar neticesinde Kocaeli'deki rehabilitasyon merkezinde verilen eğitimin yaşadıkları ülkeye göre daha gelişmiş olduğunu öğrenen aileler, merkezde aldıkları eğitimle kısa sürede çocuklarındaki gelişmeyi görünce büyük şaşkınlık yaşadı.

Yaşadıkları ülkelerde verilen eğitimin yüzeysel olduğunu ve eğitim almak için uzun bir süreçten geçmek zorunda kaldıklarını ifade eden aileler, Türkiye'de bireysel, duyu, oyun ve atla terapi gibi yöntemlerle çok kısa sürede çocuklarının gelişim gösterdiklerini söylediler. 
 
  Oğlundaki gelişmeyi görünce tekrar Türkiye'ye geldi 
 
Çocukları için umudu Türkiye'de bulan ailelerden birisi de Almanya'nın Stuttgart kentinde yaşayan Havva ve Servet Ekiz çifti oldu. Ekiz çiftinin 5 yaşındaki çocukları Yavuz Selim için 3 yaşında konuşma geriliği ve gelişim bozukluğu teşhisi konuldu.

Aile, çocuklarının konuşamayacağını ve işaret dili alması gerektiğini öğrendi. Oğlunun konuşamayacak olmasını kabullenemeyen anne Havva Ekiz, umudunu yitirmeyerek Mayıs ayında Türkiye'ye gelme kararı aldı.

Atlantis Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde 10 gün eğitim alan Yavuz Selim, daha önce söyleyemediği birçok kelime ile kendisini ifade etmeye ve iki kelimeli cümleler kurmaya başladı. Yaşanan gelişme üzerine büyük mutluluk yaşayan anne Ekiz, oğlunun eğitimine devam etmesi için tekrar Türkiye'ye geldi. 


Oğlundaki gelişme nedeni ile eğitimine Türkiye'de devam etmek istediklerini söyleyen anne Ekiz, "Yurt dışında oğlum için yapılan terapide çocuğumun işaret dili eğitimi almasını söylediler. Biz bunu kabullenmediğimiz için buraya gelmeye karar verdik. Buradaki eğitimle yaşanan pozitif yöndeki gelişmelerden çok memnun kaldığımız için tekrar gelmeye karar verdik. Buradaki kurumun vermiş olduğu eğitimden çok memnunuz. Çünkü çok gelişmiş. Birebir ilgilenilmesi ve doğa ile iç içe olması, at, havuz terapisinin bir arada olması bize daha çok pozitif gelişmeler sağladı" dedi. 
 
  "Kısa zamanda büyük yol katettik" 
 
Yavuz Selim'in aldığı eğitim ve gelişimi hakkında bilgiler aktaran merkez eğitimcilerinden Ayça Baykal;

"Konuşma bozukluğu ve gelişim geriliği ile kurumumuza Almanya'dan gelen 5 yaşındaki Yavuz Selim, daha önce kurumumuzda 10 gün eğitim almıştı. Aileler gördüğü gelişmeler üzerine tekrar kurumumuzda eğitim alma kararı verdi. İkinci 'kez kurumumuza geldiler. Selim'e yurt dışında yoğun olarak işaret dili eğitimi verilmişti.


Bizim burada vermiş olduğumuz at, bireysel, havuz terapisi ile birlikte pek çok kelimeyi söyleyebilmekte ve kendisini ifade edebilmekte. Ayrıca kurumumuzda bulunan hayvanlarla da iletişim kurma şansına sahip olduğu için sosyal gelişiminde de gözle görülür bir gelişim olduğunu gözle görebilmekteyiz. Hayvanlar çocuklarımıza empati ve sorumluluk duygusu kazandırılmasına yardımcı olduğu için Selim de bu yönde de pozitif gelişim gösterdi. Kısa zamanda büyük yol katettik" diye konuştu. 
 
  "3 haftada gözle görülür şeyler olduğunu fark ettik" 

  Fransa'nın Mulhouse şehrinde yaşayan Fatih Erdoğan da teşhis konulan oğlu Batuhan için Türkiye'ye gelme kararı aldı.

Oğlunda 3 haftada verilen eğitimle büyük gelişmelerin yaşanmaya başlandığını söyleyen Erdoğan;

"Otizm teşhisi konuldu. Orada eğitimlere başladık, hala da devam ediyoruz. Ama oradaki eğitimlerde bizi memnun edecek bir gelişme göremediğimiz için araştırma yapmaya başladık. Yaptığımız araştırmalar neticesinde Kocaeli'de bulunan bu eğitim merkezini gördük. Biraz takip ettik ve gördüklerimiz bize mantıklı geldi. Geldik, şu anda buradayız.

Her şey güzel. 3 haftadır burada aldığımız eğitimde gözle görülür gelişimler yaşandığını görebiliyoruz. Biz orada 1 yıldır eğitim alıyoruz. Ama burada daha 3 haftada gözle görülür şeyler olduğunu fark ettik. Bu çok sevindirici, umut ve mutluluk veren bir duygu. Çünkü her şey Batuhan için" şeklinde konuştu. 
 
  "İki saniye de olsa gözüme baktığını fark ettim" 
 
Almanya'da otizm teşhisi konulan ve 7 aydır tedavi olamayan 3 yaşındaki İsa'nın annesi Aygün Yalçın da umudu Türkiye'de arayan aileler arasında yer alıyor.

Kocaeli'de aldıkları eğitimle oğlunun kısa sürede gelişim göstermesinin kendilerini çok mutlu ettiğini dile getiren Yalçın;

"Otizm teşhisini Mart ayında aldı. Almanya'da onun tedavisini başlatabilmek için 7 ay bir süreç veriyorlar. Biz de onu beklemeyip hemen gelip Türkiye'de eğitime başlayalım dedik. Almanya'da bu eğitimi verecek insanlar, terapistler yok. Onun için bekleme süresi çok uzun oluyor. Eğitimler ise haftada 2 gün 1 saat oluyor.

Biz haberlerde İngiltere'den eğitim için gelen bir aileyi görmüştük. İlerlemeyi gördüğümüz için geldik. Bireysel, duyu, oyun, berard, at ve yüzme terapisi gibi eğitimler alıyor. 1 haftadır aldığı eğitimle göz teması kurmaya başladığını, ismine hitap edildiğinde tepki verdiğini ve iki saniye de olsa gözüme baktığını fark ettim. Eskiden bunu yapmıyordu. Bu bizi duygulandırdı. Eşim Almanya'da çalıştığı için gelemedi ve gelişimi göremedi. Görüntülerini gönderiyorum, mutluyuz. Yine tatil olduğunda gelmeyi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. 
 

Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.

Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi

04.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
 Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.
 Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.
Türkiye'de STK'lara yönelik güven, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin ardından sarsıldı. Aksoy Araştırma'nın gerçekleştirdiği "STK'lara Güven" araştırmasına göre katılımcıların yüzde 85,6'sı bu gelişmelerin STK'lara duyduğu güveni azalttığını söyledi. Her iki kişiden birinin bağışlarını azaltmayı ya da tamamen bırakmayı düşündüğü araştırmada belirtildi.

Marketing Türkiye adına Aksoy Araştırma tarafından gerçekleştirilen "STK'lara Güven" araştırması, Türkiye'de STK'lara yönelik güvenin hangi dinamikler üzerinden şekillendiğini, bağış davranışının ne ölçüde karşılık bulduğunu ve son dönemdeki tartışmaların bu güven üzerindeki etkisini ortaya koydu. Araştırmanın saha çalışması, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin kamuoyunda yoğun biçimde tartışıldığı bir dönemde gerçekleştirildi ve araştırma sonucunda Ahbap Derneği, 1,7 güven ortalamasıyla son sırada yer aldı.

STK'lara duyulan güven azaldı
Araştırmaya katılanların, yüzde 64,8'i bu gelişmelerin STK'lara duyduğu güveni "çok azalttığını", yüzde 20,8'i ise "biraz azalttığını" söylüyor. Yüzde 14,4'lük kesim ise güveninin etkilenmediğini belirtiyor. Böylece araştırma, toplamda yüzde 85,6'lık bir kesimin güveninin azaldığını ortaya koydu.

Bağış davranışını olumsuz etkiledi
Katılımcıların yüzde 26,5'i bundan sonra daha az bağış yapacağını, yüzde 22,5'i ise STK'lara bağış yapmayacağını belirtirken, yüzde 27,8'i henüz karar vermediğini ifade etti. Bu tablo, katılımcıların yüzde 49'unun bağışlarını azaltma ya da tamamen sonlandırma eğiliminde olduğunu gösterirken, yüzde 27,8'lik kararsız kesim de gelecekteki bağış davranışlarının güven ortamına bağlı olarak şekillenebileceğini söyledi.

KKTC Başbakanı Üstel: "Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında batan gemiye yönelik çalışmalarda 2 kadının naaşına ulaşıldığını, faciada toplam can kaybının 12'ye yükseldiğini, kayıp 16 kişiye ulaşılması için arama çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Üstel, kazanın araştırılması amacıyla Cumhuriyet Meclisi'ne araştırma önergesi sunduklarını bildirdi

04.09.2026 12:19:00
İHA
 
KKTC Başbakanı Üstel: "Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi"
KKTC Başbakanı Üstel: "Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi"
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, geçtiğimiz pazar günü Girne Limanı'ndan Mersin Taşucu'na gitmek üzere hareket ettikten sonra alabora olan gemiye ilişkin yürütülen arama çalışmalarına dair açıklamalarda bulundu. Başbakan Üstel, pazar gününden bu yana büyük bir acı yaşandığını belirterek gemide bulunan vatandaşlara ulaşılması amacıyla KKTC ve Türkiye'nin tüm ilgili kurumlarının arama-kurtarma çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Kazada yaşamını yitirenlerin ve kayıp kişilerin bulunduğunu ifade eden Üstel, Türkiye'ye ait arama-kurtarma gemisi TCG Işın'ın KKTC'ye ulaşmasının ardından çalışmalara başladığını kaydetti. Üstel, TCG Işın'ın ardından TCG Alemdar'ın da bölgeye geldiğini belirterek geminin arama çalışmalarını 7 gün 24 saat esasına göre aralıksız sürdürdüğünü ifade etti.

"Çalışmalar robotik sistemlerle yürütülüyor"

Arama çalışmalarının çok zorlu şartlar altında gerçekleştirildiğine dikkati çeken Üstel, geminin 554 metre derinlikte bulunduğunu ve bu derinliğe insanların inemediğini söyledi. Çalışmaların tamamen robotik sistemler aracılığıyla yürütüldüğünü aktaran Başbakan Üstel, aramaların başlamasının ardından önce 1 naaşa, dün ise 2'nci naaşa ulaşıldığını belirtti.

Yılmaz'ın taziye ziyareti

Üstel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın dün KKTC'yi ziyaret ettiğini hatırlatarak Yılmaz'ın hem geçmiş olsun dileklerini ilettiğini hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın süreci yakından takip ettiğini ve taziye mesajlarını ilettiğini söyledi. Yılmaz'ın acılı ailelerle bir araya geldiğini belirten Üstel, ailelere arama-kurtarma çalışmaları hakkında bilgi verildiğini kaydetti.

Faciada can kaybı 12'ye yükseldi

Her sabah hem ailelere hem de basına açıklamalarda bulunduklarını ifade eden Üstel, gece yürütülen çalışmaların sonucunda 2 kadının naaşına daha ulaşıldığını belirterek, "Böylece 554 metre derinlikten çıkarılan naaş sayısı 4'e yükseldi. Yani vefat edenlerin sayısı 12 oldu" ifadelerini kullandı. Arama-kurtarma çalışmalarının devam ettiğini belirten Üstel, kayıp 16 kişiye daha ulaşılması için TCG Alemdar'ın çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'na, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı'na, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı'na, TCG Alemdar'da görev yapan askerlere ve çalışmalara katkı koyan herkese teşekkür etti. Denizin 554 metre derinliğinde yürütülen çalışmaların zorluğuna dikkati çeken Üstel, çalışmalarda zamana ihtiyaç duyulduğunu ailelerle de paylaştığını söyledi.

"Sorumlular hukuk önünde hesap verecek"

Arama çalışmalarının kayıp kişilere ulaşılana kadar devam edeceğini vurgulayan Üstel, kazanın meydana gelmesinde ihmal veya başka bir unsurun bulunup bulunmadığının araştırılacağını kaydetti. Üstel, kazanın yaşanmasında sorumluluğu bulunan kişilerin, görev ve konumlarına bakılmaksızın hukuk karşısında hesap vereceğini belirtti. Kazanın araştırılması amacıyla Cumhuriyet Meclisi'nde de çalışma başlatılacağını açıklayan Üstel, hükümet olarak Meclis'e araştırma önergesi sunduklarını bildirdi. Üstel, "Bu konuda Cumhuriyet Meclisimizde bir araştırma komitesi kurulması ve çalışmaların Cumhuriyet Meclisinde başlaması için dünden itibaren müracaatımızı yapmış bulunmaktayız" ifadelerini kullandı.

Başbakan Üstel, gelişmelere ilişkin akşam saatlerinde yeniden halka ve ailelere bilgi vereceğini kaydederek bütün naaşlara tek tek ulaşmayı ümit ettiklerini söyledi.

"Kesin süre veremiyoruz"
Basın mensuplarının arama çalışmalarının ne zaman tamamlanacağına ilişkin sorusunu yanıtlayan Üstel, umudun hiçbir zaman tükenmeyeceğini söyledi. Deniz Kuvvetleri personelinin umutların gerçeğe dönüşmesi için 7 gün 24 saat çalıştığını belirten Üstel, çalışmaların ne zaman sonuçlanacağına ilişkin kesin bir süre verilemeyeceğini ifade etti. Konunun tamamen teknik olduğunu dile getiren Üstel, 554 metre derinlikte çok zor şartlarda yürütülen bir çalışmadan söz edildiğini vurguladı.

Ulaşılan 2 naaşın kimlik tespiti çalışmaları sürüyor

Üstel, ulaşılan 2 naaşın kimlik tespitine ilişkin bir gelişme olup olmadığı yönündeki soru üzerine naaşların Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü açıkladı. Kimlik tespitinin ardından ailelere bilgi verileceğini belirten Üstel, "Kimlik tespiti yapıldıktan sonra ailelerimize duyuracağız" dedi.

Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı

Mersin'in Tarsus ilçesinde 2 ayrı inşaatta yaşanan kazalarda 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi de yaralandı

04.09.2026 12:15:00 / Güncelleme: 04.09.2026 12:17:48
İHA
 
Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Atatürk Mahallesi Atatürk Caddesi üzerindeki inşaatta çalışan T.B. (48) ile M.B. (38) iskeleden düştü. Mesai arkadaşlarının ihbarıyla olay yerine sevk edilen ambulanslarla 2 işçi ilçe devlet hastanesine kaldırıldı.

Kırklarsırtı Mahallesi 2673 Sokak'ta yaşanan kazada da iddiaya göre, inşaatta çalışan Abdülkadir Polat (43), dengesini kaybederek aşağı düştü.



Haber verilmesi üzerine olay yerine sevk edilen ambulansla hastaneye kaldırılan Polat, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Her iki olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı

Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı

04.09.2026 12:09:00
AA
 
Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı
Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı
Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan yazılı açıklamaya göre, Yükseköğretim Genel Kurulunun kararıyla, vakıf yükseköğretim kurumlarının hazırlık ve birinci sınıf dışındaki sınıflarında öğrenim gören öğrenciler için uygulanacak öğrenim ücreti artış oranının 2026-2027 akademik yılında yüzde 25'i geçmemesi kararlaştırıldı.

Bazı vakıf yükseköğretim kurumlarının belirlenen artış sınırına uymadığına yönelik YÖK Başkanlığına ulaşan ihbar ve şikayetler üzerine Kurul tarafından 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlatıldı.

İnceleme kapsamında, söz konusu yükseköğretim kurumlarının 2026-2027 akademik yılı için belirledikleri öğrenim ücretleri ile öğrencilere yansıtılan ücret artışlarının ilgili mevzuata ve Yükseköğretim Genel Kurulu kararına uygunluğu değerlendirilecek.

Öte yandan, Başkanlığa ulaşan, öğrenci aleyhine sonuç doğurduğu değerlendirilen başvuru, ihbar ve şikayetler günlük olarak ivedilikle inceleniyor.

Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü: Milli Mücadele’nin dönüm noktası

Anadolu’nun kalbinde, işgal altındaki bir vatanın kaderini değiştiren ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin harcını karan Sivas Kongresi, Türk tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olma niteliğini koruyor. 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan bu tarihi kurultay, yalnızca yerel bir direnişin organizasyonu değil, milletin kendi geleceğini kendi eliyle tayin ettiği tam bağımsızlık manifestosudur

04.09.2026 11:37:00
Hasan Gündoğdu
 
Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü: Milli Mücadele’nin dönüm noktası
Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü: Milli Mücadele’nin dönüm noktası
Amasya Genelgesi'nden Sivas'a uzanan çetin yol

Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basmasıyla başlayan örgütlenme süreci, Amasya Genelgesi'nde dile getirilen "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" ilkesiyle hukuki ve siyasi bir boyut kazanmıştı.

Bu çağrının en somut adımı olarak planlanan Sivas Kongresi; İstanbul Hükümeti'nin engelleme çabalarına, İtilaf Devletleri'nin baskılarına ve Elazığ Valisi Ali Galip'in kongreyi basma girişimlerine rağmen kararlılıkla toplandı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün dönüştürücü rolü

Mustafa Kemal Paşa'nın kongredeki rolü, askeri bir liderliğin ötesine geçerek diplomatik ve stratejik bir deha sergilemesini sağladı. Sivas Mekteb-i Sultani binasında gerçekleşen görüşmelerde kongre başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Atatürk, birçok başarılara imza attı

Liderlik ve meşruiyet mücadelesi: İstanbul Hükümeti'nin hareketi "yasadışı" ilan etme çabalarına karşı, Anadolu'daki halk iradesini meşru kılacak hukuki zemini inşa etti.

Manda ve himaye fikrine kesin darbe: Kongre süresince en çetin tartışmalar, Amerikan veya İngiliz mandasını savunan delegelerle yaşandı. Mustafa Kemal Paşa'nın kararlı tutumu sayesinde "Manda ve himaye kabul olunamaz" ilkesi nihai olarak benimsendi ve tam bağımsızlık dışındaki tüm formüller reddedildi.

Örgütlerin tek çatı altında birleştirilmesi: Doğu ve Batı Anadolu'da bölgesel olarak faaliyet gösteren tüm direniş cemiyetleri, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirildi. Böylece milli mücadele, bölgesel karakterden kurtularak ulusal bir nitelik kazandı.

Halkı bilgilendirme ve basın gücü: Milli iradenin sesini hem iç kamuoyuna hem de dünyaya duyurmak amacıyla Sivas'ta İrade-i Milliye gazetesinin çıkarılması kararlaştırıldı.

Tarihi önemi: Yeni devletin yürütme organı doğdu

Sivas Kongresi'nin en stratejik sonuçlarından biri de Heyet-i Temsiliye'nin (Temsil Heyeti) yetkilerinin tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletilmesi ve başkanlığına Mustafa Kemal Paşa'nın getirilmesi oldu.

Bu gelişmeyle birlikte Temsil Heyeti, TBMM açılıncaya kadar geçici bir hükümet gibi çalışarak milli mücadelenin tek yürütme organı haline geldi.

İstanbul Hükümeti ile her türlü haberleşmenin kesilmesi kararı üzerine, baskılara dayanamayan Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etmek zorunda kaldı. Bu durum, Anadolu hareketinin İstanbul yönetimine karşı elde ettiği ilk büyük siyasi zafer olarak tarihe geçti.

Cumhuriyet'in temelleri Sivas'ta atıldı

Sivas Kongresi, yalnızca bir savaş stratejisinin belirlendiği yer değildir; aynı zamanda Misak-ı Milli sınırlarının çizildiği, halk iradesinin tecelli ettiği ve gelecekte kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuki ve siyasi temellerinin atıldığı bir mutabakat metnidir.

Atatürk'ün daha sonra "Burada bir milletin kurtuluşunu hazırlayan kararlar alındı" sözleriyle önemini vurguladığı Sivas Kongresi, Türk milletinin esaret kabul etmeyen çelikten iradesinin abidesi olarak tarihteki yerini korumaktadır.

İzmir'de belediyeye ait kafeye silahlı saldırı kamerada

İzmir'de belediyeye ait bir kafeye gece saatlerinde kimliği belirsiz bir kişi tarafından silahlı saldırı düzenlendi

04.09.2026 10:28:00
İhlas Haber Ajansı
 
İzmir'de belediyeye ait kafeye silahlı saldırı kamerada
İzmir'de belediyeye ait kafeye silahlı saldırı kamerada
İzmir'de belediyeye ait bir kafeye gece saatlerinde kimliği belirsiz bir kişi tarafından silahlı saldırı düzenlendi. O anlar güvenlik kamerası tarafından kaydedildi.

Olay, gece saatlerinde Çiğli ilçesinde bulunan ve Çiğli Belediyesi'ne ait Akvaryum Kafe'de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kafenin kapalı olduğu saatlerde bölgeye motosiklet ile kimliği belirsiz iki şahıs geldi.



Motosikletten inen şüphelilerden biri, kafeye doğru birkaç el ateş açtı. Saldırganlar, olayın ardından geldikleri motosikletle bölgeden hızla uzaklaştı. Saldırıda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadı. Kurşunlama anı ise güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.

Polis ekipleri, kaçan silahlı saldırganın kimliğini tespit etmek ve yakalamak için çalışma başlattı.

İstanbul'da DEAŞ'la bağlantılı olduğu değerlendirilen zanlı operasyonla etkisiz hale getirildi

İstanbul'da, terör örgütü DEAŞ ile bağlantılı olduğu ve Türkiye'de terör saldırısı planladığı değerlendirilen şüpheli, polis ekiplerince düzenlenen operasyonda etkisiz hale getirildi

04.09.2026 07:00:00
AA
 
İstanbul'da DEAŞ'la bağlantılı olduğu değerlendirilen zanlı operasyonla etkisiz hale getirildi
İstanbul'da DEAŞ'la bağlantılı olduğu değerlendirilen zanlı operasyonla etkisiz hale getirildi

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğünce koordineli olarak yürütülen çalışmalarda, DEAŞ ile bağlantılı olduğu ve ülkede terör saldırısı planladığı değerlendirilen Berkan Ç'nin (21) yakalanmasına yönelik Sultanbeyli'de operasyon düzenlendiği belirtildi.

Şüphelinin görevli polislere ateş açması üzerine karşılık verildiği ifade edilen açıklamada, Berkan Ç'nin etkisiz hale getirildiği bildirildi.

Bu sırada bir kişinin yaralandığı kaydedilen açıklamada, konuyla ilgili tahkikatın sürdüğü bildirildi.

İstanbul Valisi Davut Gül, NSosyal hesabından operasyonla ilgili yaptığı paylaşımda, "Milletimizin huzuruna, devletimizin güvenliğine kasteden terör odaklarına karşı kararlılıkla mücadele eden Milli İstihbarat Teşkilatımızı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğümüzü yürekten tebrik ediyorum. Gece gündüz demeden, büyük bir cesaret ve fedakarlıkla görev yapan tüm kahramanlarımıza teşekkür ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlediği basın toplantısında, "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" dedi

04.09.2026 03:00:00 / Güncelleme: 04.09.2026 06:03:36
İHA
 
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından taziye ziyaretinde bulunmak üzere geldiği KKTC'deki temaslarının ardından basın toplantısı düzenledi. Ercan Havalimanı'nda KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile düzenlediği ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs Türk halkına selamlarını ve başsağlığı dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, kazanın ilk anından itibaren Türkiye Cumhuriyeti olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve tüm imkanları seferber ettiklerini ifade etti. Yılmaz, "Bugünkü ziyaretimiz kapsamında da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman ile bir araya gelerek yaşanan faciaya ve yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeler yapma imkanı bulduk. İlgili kurumların yetkililerinden arama-kurtarma faaliyetlerinin mevcut durumu ve yaşanan elim kazanın aydınlatılmasına yönelik çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgi aldık" dedi.

Kayıpların aileleriyle bir araya geldiklerini belirten Yılmaz, "Beklentilerini, ifade ettikleri hususları, önerilerini dinleme imkanı bulduk. Ateş düştüğü yeri yakıyor, en büyük acıyı onlar yaşıyorlar. Hepimizi derinden üzen bu hadisede. Ben ailelere bir kez daha sabır diliyorum ve her zaman yanlarında olduğumuzu olacağımızı ifade etmek istiyorum. Yakınlarını kaybetmenin derin acısını ve sebebi var mı' Sevdiklerinden gelecek bir haberi beklemenin ağır yükünü taşıyan ailelerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde acılarını yürekten paylaştığımızı ve bu zorlu süreçte Türkiye Cumhuriyeti olarak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti otoriteleri olarak her zaman yanlarında olduğumuzu ifade ettik" diye konuştu.


"Geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti halen sürdürülmektedir"



Faciaya ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, "30 Ağustos günü Girne'den Mersin Taşucuna hareket eden Filojet isimli yolcu gemisi 259 yolcu ve 8 mürettebatı ile birlikte maalesef Girne açıklarında su alarak alabora olmuştur. Gemide bulunan 239 kişi sağ olarak kurtarılmış, 9 kardeşimiz hayatını kaybetmiş. Kayıp durumundaki 19 vatandaşımıza ulaşılması için geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti başlatılmıştır ve halen sürdürülmektedir" ifadelerini kullandı.

Arama çalışmalarında bugün yeni bir gelişme yaşandığını ifade eden Yılmaz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ercüment Tatlıoğlu'nun çalışmaları bizzat koordine ettiğini söyleyen Yılmaz, "Bugün itibariyle bir haber daha almış bulunuyoruz. Bugün Deniz Kuvvetleri Komutanımız Ercüment Bey bizzat kendisi yapılan çalışmaları koordine etmek üzere buradaki gemilerdeydi. Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Usulünce idari usuller gereğince kimlik tespiti yapıldıktan sonra bu kamuoyuyla paylaşılacaktır kimin naaşına ulaşıldığı. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" şeklinde konuştu.


"Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor"



Arama-kurtarma çalışmalarında ilerleme sağlandığının altını çizen Yılmaz, "Diğer taraftan bu yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri de ilgili kurumlar bu çalışmalar titiz bir şekilde tamamladığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak bir ilerleme sağlandığını bugün rahatlıkla ifade edebilirim. Bu çerçevede Deniz Kuvvetleri Komutanımıza görev yapan bu gelişmelerin sağlanmasında emeği olan tüm yetkililere şükranlarımla sunuyorum" dedi.

Sağ kurtarılan yolcuların sağlık durumlarına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, "Diğer taraftan sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibariyle aldığımız bilgi 2 hastamızın da hayati bir tehlikesinin olmadığı yönündedir. Sağlık Bakan Yardımcımız da bizzat onları ziyaret edip durumları hakkında detaylı bir şekilde bilgi aldı" diye konuştu.


"TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edildi"



İhbarların ardından KKTC makamlarıyla güçlü koordinasyon sağlandığını belirten Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin bütün imkanlarının arama-kurtarma faaliyetleri için bölgeye yönlendirildiğini söyledi. Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıkları başta olmak üzere ilgili kurumların KKTC makamlarıyla tam eş güdüm içerisinde hareket ettiğini ifade eden Yılmaz, "İhbarların alınmasının hemen ardından KKTC makamlarıyla güçlü bir koordinasyon tesis edilmiş. Arama kurtarma faaliyetleri için devletimizin bütün imkanları seferber edilerek bölgeye yönlendirilmiştir. Arama kurtarma koordinasyon merkezi tarafından tehlike safhası ilan edilmiş. Dışişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız KKTC makamlarıyla tam bir eş güdüm ve iş birliği içinde harekete geçmiştir" ifadelerini kullandı.


"Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir"



KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve ekibine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Gece gündüz bu konuda Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumluluklarımızın da çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumlulukla hareket edilmiştir ve çok güçlü bir şekilde bu çalışmaların yapılması için tüm gayret sarf edilmiştir. Sayın Başbakan'ın şahsında emeği geçen herkese ben tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.

Arama-kurtarma çalışmalarına katılan unsurlara ilişkin bilgi veren Yılmaz, "KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemiyle katıldığı çalışmalara sahil güvenlik komutanlığımız üç gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle destek vermektedir. Deniz Kuvvetlerimizin sekiz gemi ve üç insansız hava aracıyla, hava kuvvetlerimizin ise bir helikopter ve bir insansız hava aracıyla yer aldığı operasyon 24 saat esasına göre sürdürülmektedir" dedi.

Kıbrıs Kıyı Emniyeti'ne ait römorkör ve dalış ekipleri ile özel tekneler ve balıkçı teknelerinin de çalışmalara destek verdiğini belirten Yılmaz, gönüllülere teşekkür ederek, "TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edilmiş, TCG Alemdar da uzaktan kumandalı su altı aracıyla batığın içinde ve çevresinde yürütülen arama çalışmalarına katılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda yaklaşık beş yüz elli metre derinlikte bulunan geminin enkazına ulaşılmış, batığın çevresinde ayrıntılı görüntüleme ve arama faaliyeti başlatılmıştır. Nitekim az önce belirttiğim gibi bunun sonuçlarını da görmeye başladık" diye konuştu.


"Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş"



Arama-kurtarma çalışmaları neticesinde dün ulaşılan naaşın kimlik tespit çalışmalarına başladığını belirten Yılmaz, "Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş, yararlarımızın tedavi süreçleri yakından takip edilmiş, hayatını kaybeden kardeşlerimizin naaşlarının nakli konusunda ailelerimize gerekli destek sağlanmıştır. Ülkemize dönen vatandaşlarımızın ve yakınlarının karşılanarak illerine ulaştırılması için ilgili valiliklerimizle gerekli koordinasyon kurulmuştur. Diğer taraftan ilgili kurumların yetkililerinden kazanın meydana gelişine, sahadaki faaliyetlere ve yürütülen soruşturmalara ilişkin bilgi aldık. Az önce Sayın Başbakan'ın da ifade ettiği gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da çok net, altını çizdiği gibi bu konuda gerekli tüm soruşturmalar yapılacak KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti makamlarının iş birliğiyle ve kimin ihmali varsa, kimin sorumluluğu varsa elbette hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapılmaktadır, yapılmaya devam edilecektir" ifadelerini kullandı.


"Tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir"



Geminin sefere çıkış şartlarından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarına, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlarına kadar tüm sürecin inceleneceğini belirten Yılmaz, "Geminin hangi şartlarda sefere çıktığından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarını, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlılığını, tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir. KKTC makamlarınca başlatılan adli, idari ve teknik soruşturmanın sağlıklı biçimde tamamlanması için Türkiye Cumhuriyeti olarak gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız. Kazaya ilişkin soruşturma büyük bir titizlikle sürdürülecek, facianın yaşanmasında ihmal veya kusuru bulunanların tespit edilmesi halinde, hukukun gerektirdiği adımlar inanıyorum ki kararlılıkla atılacaktır" şeklinde konuştu.

Soruşturma sonucunda ortaya çıkacak tespitlerin gelecekte benzer faciaların yaşanmaması açısından da önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, "Üç önemli adım, görev var karşımızda. Birincisi bu arama kurtarma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdürülmesi, ikincisi sorumlulardan hesap sorulması, üçüncüsü de gelecekte bir daha böyle hadiseler yaşanmaması adına sistemde olabilecek eksikliklerin giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınarak adımların atılmasıdır. Kıbrıs ile Anavatan Türkiye, geçmişten bugüne karşılaştığı her zorluğa omuz omuza göğüs germiş, bu sarsılmaz kardeşlik böylesi ağır günlerde sahadaki dayanışma ve paylaşılan sorumlulukla güçlü karşılığını bulmuştur. Sayın Başbakan'ın az önce ifade ettiği gibi biz tasada da kıvançta da biriz, zor günlerde de geniş günlerde de bir aradayız ve böyle olmaya da devam edeceğiz" dedi.


"Gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız"



Girne'de yaşanan acının Türkiye'nin tamamında hissedildiğini belirten Yılmaz, "Bugün yine bir, bilgi olarak şunu paylaşabilirim. Kıbrıs'la Türkiye arasında bir adli yardımlaşma anlaşmamız söz konusu. Bu çerçevede bugün itibariyle bu konuda Kıbrıs Yargısı tarafından Adalet Bakanlığımıza iletilen bir talep söz konusudur. Bu çerçevede de Adalet Bakanlığımız gerekli tüm teknik desteği sunacaktır. En kısa sürede bu konudaki hazırlıklar, tamamlanarak soruşturma sürecine gerekli teknik destek sağlanacaktır" diye konuştu.

Yılmaz, konuşmasının sonunda hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve Kıbrıs Türk halkına başsağlığı dileyerek, "Kayıp yolcular için yoğun gayretlerin süreceğini bir kez daha ifade ediyorum. Büyük bir fedakarlıkla bu süreçte görev yapan bütün arama kurtarma ekiplerimize ve diğer alanlarda çaba sarf eden, katkı sunan tüm kişi ve kurumlara, KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti'nden tüm katkısı olanlara gönülden teşekkür ediyorum. Şükranlarımı sunuyorum. Hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.

Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin gözaltına alınan Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanları tutuklandı. 4 mürettebat ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

03.09.2026 23:33:00
İHA
 
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında ALSU isimli gemiden bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9 kişiden, 6'sı ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilmişti.

Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden, geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklama talebiyle, 4 kişi ise adli kontrol istemiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Mahkeme, şüphelilerden geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman hakkında tutuklama kararı verdi. Mahkeme, 4 kişiyi ise adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

İBB davasında 2 sanık tahliye edildi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasında, aylık tutukluluk incelemesi kapsamında 2 sanığın tahliyesine karar verildi

03.09.2026 22:05:00
AA
 
İBB davasında 2 sanık tahliye edildi
İBB davasında 2 sanık tahliye edildi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.

Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.

Sanık Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini öne sürdü.

Boğazından haram lokma geçmediğini, hiçbir suç işlemediğini, örnek bir yaşam sürdüğünü savunan Gökçe, tahliyesini talep etti.

Bir diğer tutuklu sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün de bilirkişi raporlarını eleştirerek, bu raporların maddi hatalar ve hukuki çarpıtmalar içererek hazırlandığını ileri sürdü.

Akgün, ihalelerin yapılış yöntemlerini anlatarak, üzerine atılı eylemlerin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirtti.

Yaptığı görev boyunca kamu yararına çalıştığını ifade eden Akgün, "Kişisel menfaat peşinden koşmadım. Sözde örgütün çıkarları için bir eylemde bulunmadım, bulunmam." dedi. Sanık Akgün, tahliyesini istedi.

İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, iddianameye göre cezalandırıldığını öne sürdü.

Sanık Ongun, atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmaması gerektiğini savunarak, "Ben burada haklı olarak yatıyorum demem lazım ama ben şu an haksız olarak yatıyorum." beyanında bulundu. Mahkemenin adil olmasını isteyen Ongun, tahliyesini talep etti.

Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları da tahliye talebinde bulundu.

En son söz verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu da Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük duruşma salonunda olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:

"Asıl soru şu, böylesine büyük bir salon acaba ne kadar büyük bir adalete ev sahipliği yapıyor ya da yapabilecek' Yanıtını elbette ki kıymetli milletimiz verir. Eninde sonunda milletimiz bunun yanıtını verir ve elbette gereğini de yapar. Bu salona baktığımızda, esasında 'örgüt' diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan, başta kadın arkadaşlarımız olmak üzere burada tutsak bulunan kıymetli kader arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Bakmaz ise, görmek istemezse, zaten ona biz zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. Burada bir suç örgütü yok. Gerçekten büyük bir zalimlikle mücadele eden kader arkadaşlarım var."

Duruşmaların canlı yayınlanmasını istediğini ifade eden İmamoğlu, duruşmaların başladığı ilk günden, bugüne geçmiş duruşmaların da yayınlanmasını istediğini söyledi.

Özgürlüğü, itibarını ve emeğini savunduğunu aktaran İmamoğlu, "Bütün iddialar çöptür ve çökmüştür. Hani 'Delillere göre savunma yapılsın.' deniyor, 6 ay bitti, bir tek delili şu mahkemede huzurda kimse görmedi, ben de görmedim. Gören varsa şimdi yansıtsınlar, ben özür dileyeceğim." beyanında bulundu.

Savunma hakkına ilk müdahalenin avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutuklandığında başladığını ve sonrasında Silivri'de savunma hakkının elinden alındığını savunan İmamoğlu, savunmasını 7-8 saatte bitirmesinin istendiğini, süre sınırlaması getirildiğini ve savunmasına engel olunduğunu öne sürdü.

Hak yemediğini ve hakkını da yedirmeyeceğini belirten İmamoğlu, "Mahkeme salonundan çıkarıldım. Duruşmaya getirilmeme kararı usulsüzce uygulandı." beyanında bulundu.

Sanık İmamoğlu, tüm arkadaşlarının özgürlüğüne kavuşmasını isteyerek, "Bu davanın şahidi millettir. Bu hukuksuzlukların şahidi millettir. Cumhuriyet, demokrasi, adalet için bedeli hayatım da olsa sonuna kadar mücadele edecek bir Ekrem İmamoğlu buradadır. Ben bu iddianameyi yazanları burada yargılamaya devam edeceğim." dedi.

Aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tutuklu sanıkların taleplerinin alınması tamamlandıktan sonra mahkeme, cumhuriyet savcısına görüşünü sordu.

Cumhuriyet savcısı, tüm tutuklu sanıkların bu hallerinin devamını istedi.

Mahkeme, inceleme için duruşmaya ara verdi.

51 sanığın tutukluluğunun devamına karar verildi

Mahkeme heyeti, aranın ardından, tutuklu sanıklar Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz ile reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliyesine karar verdi.

Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve Medya''''''' AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 51 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.