logo
01 EKİM 2026

Güvenli Sürüş İçin Doğru Oto Yedek Parça Seçimi

01.10.2026 21:09:00 / Güncelleme: 01.10.2026 21:15:12
Reklam
 
Güvenli Sürüş İçin Doğru Oto Yedek Parça Seçimi
Güvenli Sürüş İçin Doğru Oto Yedek Parça Seçimi
Aracınızın ilk günkü performansını ve güvenilirliğini korumak, sadece düzenli bakımlarla değil, aynı zamanda doğru oto yedek parça seçimiyle de doğrudan ilişkilidir. Her parça, aracın genel işleyişinde kritik bir role sahiptir ve herhangi bir bileşenin arızalanması veya ömrünü tamamlaması, sürüş güvenliğinizi ve konforunuzu doğrudan etkileyebilir. Özellikle trafikte beklenmedik durumlarla karşılaşmamak adına, yıpranmış veya arızalı parçaların zamanında ve doğru parçalarla değiştirilmesi büyük önem taşır.

Piyasada bulunan çok sayıda oto yedek parça seçeneği arasından doğru olanı bulmak, bazen kafa karıştırıcı olabilir. Ancak kalitesiz veya uyumsuz bir parça seçimi, kısa vadede maliyet avantajı sağlasa bile uzun vadede daha büyük arızalara ve dolayısıyla daha yüksek maliyetlere yol açabilir. Bu nedenle, aracınızın marka ve modeline uygun, kaliteli ve güvenilir yedek parçaları tercih etmek, hem sizin hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için hayati bir adımdır.



Kaliteli Oto Yedek Parça Kullanmanın Avantajları



Aracınızın mekanik bütünlüğünü korumak ve yola güvenle devam etmek için yüksek standartlarda üretilmiş parçaları tercih etmek kritik bir öneme sahiptir. Kaliteli bir oto yedek parça kullanımı, her şeyden önce aracın fabrikadan çıktığı andaki çalışma prensiplerine sadık kalınmasını sağlar. Standartlara uygun olmayan, ucuz ve kalitesiz malzemelerden üretilen parçalar, kısa vadede tasarruf sağlıyormuş gibi görünse de uzun vadede ciddi mekanik sorunlara yol açabilir. Örneğin uyumsuz bir filtre veya motor bileşeni, yanma verimliliğini düşürerek yakıt tüketiminin artmasına neden olurken motor ömrünün de beklenenden çok daha erken dolmasına sebebiyet verebilir.

Doğru seçilmiş bir oto yedek parça, aracın diğer sistemleriyle tam uyum içinde çalışarak aşınmaları minimize eder. Fren sisteminden yürüyen aksama kadar her bir birimin dayanıklılığı, sürüş konforunu ve güvenliğini doğrudan belirler. Güvenilir tedarik noktalarından destek almak, bu sürecin en önemli ayağıdır. Bu noktada Baaran Otomotiv üzerinden aracınıza uygun seçenekleri inceleyebilir, aracınızın teknik gereksinimlerini karşılayan ürünlere kolayca ulaşabilirsiniz. Kaliteli oto yedek parça yatırımı yapmak, aracınızın ikinci el değerini korurken sizi beklenmedik yüksek tamir maliyetlerinden ve yolda kalma riskinden uzak tutar. Orijinal veya kaliteli muadil parçalar, sürüş sırasında oluşabilecek titreşim ve gürültüyü azaltarak yolculuk deneyiminizi de iyileştirir. Güvenli bir sürüş için periyodik bakımlarda kullanılan sarf malzemelerin kalitesinden ödün vermemek, aracınızın genel sağlığı için en temel kuraldır.



Yedek Parça Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?



Aracınız için yeni bir bileşen satın alırken dikkat etmeniz gereken ilk ve en önemli kural parça uyumluluğudur. Her aracın teknik yapısı ve üretim yılı farklılık gösterir. Şasi numarası üzerinden kontrol yapmak, satın alacağınız oto yedek parça ürününün aracınızla tam uyumlu çalışmasını sağlar. Uyumsuz parçalar montaj sırasında sorun çıkarabileceği gibi sürüş esnasında diğer sistemlere de zarar verebilir. Bu durum, sürüş güvenliğini tehlikeye atarak aracın mekanik dengesini bozar.

Malzeme kalitesi dikkat edilmesi gereken bir diğer kritik unsurdur. Üretim standartlarına uygun, dayanıklılık testlerinden geçmiş ürünler tercih edilmelidir. Düşük kaliteli malzemelerden üretilen parçalar çok daha hızlı aşınır ve ciddi güvenlik riskleri oluşturur. Özellikle fren ve motor gibi hayati sistemlerde kaliteden kesinlikle ödün vermemek gerekir. Yüksek kaliteli bileşenler, uzun vadede daha az değişim gerektirerek maliyet avantajı da sağlar.

Güvenilir tedarikçi seçimi ise sürecin son halkasıdır. Satış sonrası destek sunan, ürünlerine garanti veren ve sektörel tecrübesi olan noktalar tercih edilmelidir. Doğru kaynaktan temin edilen oto yedek parça çeşitleri, uzun vadede hem bütçenizi korur hem de aracınızın performansını en üst seviyede tutar. Belgeli ve sertifikalı ürünlere yönelmek, riskleri minimize etmenize yardımcı olur. Ayrıca satın alınan parçanın ambalajı, üzerindeki seri numaraları ve markalama detayları titizlikle incelenmelidir. Güvenilir noktalar, ürünün teknik özelliklerini açıkça belirterek kullanıcının doğru kararı vermesini destekler.

Erdoğan TBMM’nin açılışında konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında konuştu. Siyasette kutuplaşma döneminin bitmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Büyük Türkiye Mutabakatı" adını verdiği stratejiyle sivil anayasa ve "iç cepheyi tahkim etme" çağrısı yaptı. Erdoğan, son günlerin sıcak maddesi olan fon krizine dair de "Kimsenin hakkını yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz" dedi

01.10.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Erdoğan TBMM’nin açılışında konuştu
Erdoğan TBMM’nin açılışında konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Genel Kurul'a hitap etti.

Yeni yasama yılının ülke, millet, Meclis, demokrasi, gönül coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Sizlerin şahsında, mensubu ve hizmetkarı olmakla şeref duyduğum aziz milletimin her bir ferdine, en doğusundan en batısına, cennet vatanımızın 7 bölgesinde, 81 ilinde, 922 ilçesinde yaşayan tüm vatandaşlarıma, buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Dünyanın farklı ülkelerinde milletimizi en güzel şekilde temsil eden, başarılarıyla iftihar ettiğimiz yurt dışındaki vatandaşlarımıza da en kalbi muhabbetlerimi iletiyorum." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan 106 sene önce Hacı Bayram Veli Camii'nde kılınan cuma namazını müteakip, dualarla, tekbirlerle, istiklal azmi ve aşkıyla, bağımsızlığın kalbi olan Ankara'dan milletin iradesini dünyaya haykıran 115 üye başta olmak üzere, bugüne kadar bu yüce çatı altında millete layıkıyla hizmet edip dar-ı bekaya irtihal eden milletvekillerini rahmetle yad etti.

Uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Ali Şükrü Bey'e, milletin emanetine kastedenlerin, milletin iradesini gasbedenlerin dar ağacına gönderdiği Adnan Menderes'e, Hasan Polatkan'a ve Fatin Rüştü Zorlu'ya da Cenabıallah'tan rahmet niyaz eden Erdoğan, "Yine burada bin yıldır bu coğrafyada milletimizin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden tüm şehitlerimize, gazilerimizden dar-ı bekaya irtihal etmiş olanlara yüce Mevla'dan rahmet diliyorum." diye konuştu.

Sözlerinin başında, bir hakikati tüm kalbiyle ifade etmek istediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bu Meclis, milletimizin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkan müstevlilere karşı Milli Mücadele'yi başarıyla sevk ve idare etmiştir. 80 kilometre öteden top sesleri gelirken bile Yüce Meclis çalışmasını sürdürmüş, milletimizin tevdi ettiği meşaleyi şanla, şerefle taşımaya devam etmiştir. Meclisimizin bu mücadelesi müstevlilerin, işgalcilerin ve emperyalistlerin kıskacından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olmuştur. Bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 1920-1923 arası tutanakları, Türkiye'nin ikinci defa nasıl vatan yapıldığının en canlı şahitleridir."


"15 Temmuz gecesi Gazi Meclisimiz, o ağır sınavı alnının akıyla vermiştir"


Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, 1921'de Büyük Millet Meclisi'nin 2. Yasama Yılı açılışında, Türk Milletinin istiklal ile izmihlal arasına sıkıştırıldığı o sancılı günlerde, Meclis Başkanı sıfatıyla kurduğu, "Muhterem arkadaşlarım. Bütün bir millet, ölümle göz göze baktığımız mütareke günlerinden başlayarak, bugüne kadar katettiğimiz mesafeleri, atladığımız sayısız müşkülatı bir kez daha hatırlayalım. Ne zaman başladığı bilinmeyen zamanlardan beri, şeref-i istiklal ile yaşayan milletimiz, en kötü bir sona, ölüme gidiyor gibi görünmüş iken, tutsaklığa karşı evladını kıyama çağıran ecdadın sesi kalplerimizde yükseldi ve bızi son kurtuluş savaşına davet etti. Artık yeis ve fütur günleri çok arkada kaldı. Memlekete kurtuluşu, gerçek yolu göstermiş ve bütün milleti kendi istiklal bayrağı altında toplamış olan Meclis-i Aliniz, ikinci yasama yılına girerken ben, ufkumuzda inkişafa başlayan ışıkların, bu kadar felaket görmüş olan bedbaht vatanımızda, iyi bir sabah-ı hayır olmasına dua ediyorum" cümlelerini hatırlatan Erdoğan, "Şu cümleler, milletimizin hücrelerinde olan hürriyet aşkının ve Meclisimizin tarihi misyonunun bariz bir ifadesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Sık sık alkışlarla kesilen bu konuşmadan 95 sene sonra Yüce Meclisin, millete öncülük görevini bir kez daha yerine getirdiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"15 Temmuz gecesi bombaların altında milletin emanetini savunan Gazi Meclisimiz, meydanlarda, caddelerde, havalimanlarında darbeye direnen milletimizle birlikte, o ağır sınavı alnının akıyla vermiştir. Bu vesileyle o gece milletin emanetine sahip çıkan tüm milletvekillerimize teşekkür ediyor, Rabb'im, bu Meclisi bir daha aynı mücadeleyi vermek mecburiyetinde bırakmasın, diyorum. Geçmişi bu denli görkemli, vazifesi bu kadar ulvi olan Gazi Meclis'in Genel Kurul Salonu'nda sizlere hitap etmekten duyduğum memnuniyeti hassaten ifade ediyorum."

Erdoğan, TBMM'nin, dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biri olduğunu söyledi.

Meclis'in, 1 Ekim 2025'te başlayıp 10 Ağustos 2026'ya kadar devam eden 4. Yasama Yılı'nda da önemli kararların alındığı, yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdiğini belirten Erdoğan, hem Genel Kurul'da hem de komisyonlarda ülkenin, milletin ve bölgenin geleceğine yön verecek hayati kanunların, kritik meselelerin müzakere edildiğini vurguladı.

Yasama faaliyetleri demokratik bir olgunlukla icra edilirken, parlamenter diplomasinin ise gerek Türkiye'nin ev sahibi olduğu uluslararası toplantılarda, gerekse yurt dışı ziyaretlerde profesyonel ve saygın bir yaklaşımla yürütüldüğünün altını çizen Erdoğan, "Bu anlamda, siyasi parti ayırt etmeksizin, Gazi Meclisimizdeki tüm milletvekillerine çabaları, gayretleri, fedakarlıkları için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'u ve Başkanlık Divanımızın muhterem üyelerini aynı şekilde gönülden tebrik ediyorum. Meclisimizin farklı birimlerinde görev yapan idareci ve çalışanlarımıza, 10 ay 10 gün boyunca ortaya koydukları hummalı ve özverili çalışmalar için şükranlarımı iletiyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün itibarıyla başlayan yeni Yasama Yılı'nın da fikir, tenkit ve tekliflerin özgürce, fakat karşılıklı saygı ve nezaket kuralları dahilinde dile getirileceği, tartışmaların çözüm odaklı bir anlayışla, sağduyu ve suhuletle cereyan edeceği verimli, bereketli bir yıl olmasını yürekten temenni ediyorum. Biz, iktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak her zaman olduğu gibi yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceğiz. Milli iradenin tecelligahı olan TBMM'nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır. Yeni Yasama Yılı'nda bunun yüksek hassasiyeti içinde olacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum."


"Ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık"


"Burada bir hususu öncelikle dikkatlerinize getirmek isterim" diyen Erdoğan, "Siyasetçiler olarak birinci vazifemiz, emanetini taşıdığımız aziz milletimize layık-ı veçhile hizmet etmektir. Şahsım dahil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, dertlerine çare olmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz." ifadesini kullandı.

AK Parti iktidarının bir ay sonra 24. yıl dönümüne kavuşacağını hatırlatan Erdoğan, "İktidarlarımız boyunca kesintisiz biçimde, istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde, biz hep bunu yapmanın mücadelesi içinde olduk. Ekonomiden demokrasiye, iç siyasetten dış politikaya, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan şehirleşmeye, enerjiden tarıma kadar, ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalplerde onulmaz yaralar açan 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçtiğini anımsatarak, hayatını kaybedenlerin acısı hala içlerini yakıyor olsa da bugün 11 ili yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşadıklarını dile getirdi.


"Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz"


Millete verdikleri sözü bir kez daha tuttuklarını ve asrın inşasını tamamladıklarını, toplam 455 bin 357 konut ve iş yerini hak sahiplerine teslim ettiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık. Ekonomide, bölgemizde ardı ardına patlak veren savaş ve krizlere rağmen Türkiye'yi kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı başardık. Füzelerin havada uçuştuğu sıkıntılı bir dönemde tek bir vatandaşımızın dahi kılına zarar getirtmedik. 2026'nın ilk yarısında Türkiye yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız ağustos ayında yıllık 280,3 milyar dolarla rekor kırdı. Geçen sene yaşanan zirai don ve kuraklığın ardından tarımımız hızlı bir toparlanma kaydetti. Turizmde, çevremizdeki çatışmalara rağmen güçlü seyrimizi koruduk. Yılın ilk altı ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı. Savunma sanayisinde ise iki işi birden başardık. Hem yeni ürünlerle milli savunma sanayimizi güçlendirdik hem de bu alanda dünyaya satış yapan bir ülke olduk. Yılın ilk 8 ayında savunma ve havacılık ihracatımız yüzde 16,2 artışla 6,3 milyar dolara çıktı. Dış dengede sürdürülebilir bir noktadayız. Cari açığın milli gelire oranının bu yıl yüzde 2,6'da kalmasını bekliyoruz. Enerji faturasının ağırlaştığı bir yılda bu oran, ekonomimizin ne kadar dayanıklı hale geldiğinin göstergesidir."

Kamu maliyesinde disiplinden sapmadıklarını, bu yıl bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3,1 ile sınırlamayı ve faiz dışı fazla vermeyi hedeflediklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz. Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun, iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet, hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar, çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz."

Erdoğan, TBMM'nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, tarihe kayıt ve not düşmek adına Türkiye için vazgeçilmez olduğunu düşündüğü bazı başlıklara kapsamlı değinmek istediğini belirtti.

Günlük siyasetin gelip geçici gündemlerinden azade iki konunun Türkiye ve Türk milleti için son derece önemli olduğuna inandığını ifade eden Erdoğan, günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında toplumda iç kanamaya sebep olan yapay kutuplaşmanın yer aldığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesinin, değerler, inançlar, hassasiyetler, beklentiler konusunda tamamen birbirine benzemesinin mümkün olmadığını, bunun da doğru ve sağlıklı olmayacağını kaydetti.

"Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Asırlar içinde bu farklılıklar bir uzlaşma zemininde buluşmuş, ortak sınırlar içinde ortak değerler oluşmuştur. Tarih içinde farklılıklar birbirine köklü bir saygı geliştirmiştir. Devletimiz, bayrağımız, mukaddes değerlerimiz ve üzerinde bir arada yaşadığımız vatanımız, tarih içinde bizi tek bir millete dönüştürmüştür. Farklılıklarımızı bir ayrışma vasıtası olarak kullanmak isteyenlere de karşı durduğumuzu milletimiz tek yürek olup her seferinde gereken cevabı vermiştir. Hiç kuşkusuz, siyaset kurumu, farklı beklentilere cevap üretmek için vardır. Ancak siyasetin farklılıklarımızı, renklerimizi, çeşitliliğimizi bir ayrıştırma, yani kutuplaştırma vasıtası olarak kullanması, en başta siyasetin fıtratına aykırıdır. Siyasi partiler arasında tabii ki rekabet olacaktır, yarış olacaktır, belli sınırlar dahilinde çekişme de olacaktır. Fakat bunun kutuplaştırma yoluyla, kamplaşmayı körükleyerek çatışmaya götürülmesi siyasetin varlık sebebiyle uyuşmayacaktır."

Erdoğan, yakın çevredeki hadiselere bakıldığında yerel bazdaki ayrışmaların, siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin "yumuşak karnına" dönüştüğünü ve dönüştürüldügünü gördüklerini dile getirdi.

Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkelerin içeriden çözülmek ve çökertilmek istendiğinin altını çizen Erdoğan, bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde "emperyalist-siyonist ittifakı"nın bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dünyayı takip eden, bölgemizdeki gelişmeleri yakından takip eden herkes inanıyorum ki şu gerçeği görebiliyor, binlerce yıldır bir arada yaşayan, huzur, barış ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada varlığını sürdüren milletimizin, son dönemde artan bir şekilde siyaset ya da siyaset dışı aktörler vasıtasıyla kutuplaştırılması sadece iç dinamiklerle açıklanamaz. İç dinamikler bellidir, tarih içinde asırlar boyunca teşekkül etmiştir. Sünni ile Alevi, Türk ile Kürt, Müslüman ile gayrimüslim, asırlar içinde huzur ve dayanışmayı esas alan müşterek bir yaşam zemini inşa etmiştir. Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye'nin deyim yerindeyse 'fabrika ayarlarını bozmak' demektir. Türkiye'nin ayarlarının bozulması, siyasetin işine yaramaz, sadece ve sadece Türkiye'nin hasımlarının işine yarar. Yakın tarihimizde bunu hep beraber tecrübe ettik."


"Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır"


Çok partili demokrasiye geçişten itibaren bir atılım ve kalkınma hamlesi içinde olunduğunda operasyonların hedefi haline gelindiğine işaret eden Erdoğan, sokakların karıştırıldığını, gençlerin düşmanlaştırıldığını, aynı mahalleyi, aynı caddeyi, aynı binayı paylaşan komşular arasına nefret tohumları ekildiğini, siyasi ve toplumsal huzurun suikasta uğradığını aktardı.

Türkiye ile aynı ligdeki ülkeler koşarken, Türkiye'nin yıllarca başta ekonomi olmak üzere birçok alanda patinaj yaptığını, oyalandığını, irtifa ve ivme kaybettiğini anlatan Erdoğan, bütün bu gerilimlere, çatışmalara, bunların doğurduğu istikarsızlığa bakıldığında her seferinde Türkiye'nin kaybettiğinin, her seferinde milletin kayıplar verdiğinin, ağır bedeller ödediğinin net görüleceğini belirtti.

Millet kaybederken milletin hasımlarının kazandığını, Türkiye kaybederken de kazananın Türkiye'nin rakipleri ve yeminli düşmanları olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şunun bilinmesini isterim, ne Türkiye'nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye'ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Verilen mücadelede en büyük görevin milletin temsilcileri olarak kendilerine, siyaset kurumuna düştüğünü dile getiren Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:

"Türkiye'de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu 'cephe siyasetinin' raf ömrü dolmuştur. Siyaseti, hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir yıpratma savaşına dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır. Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor, ya kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz, ya da asgari müştereklerde buluşmayı, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyaseti Türkiye'ye hakim kılacağız. Eğer Türkiye yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, eğer Türkiye önüne açılan tarihi fırsatları değerlendirecekse, bu paradigma değişimini, hep beraber vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız. Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını asla kastetmiyorum.

Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye'nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak Türkiye merkezli siyaset icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye'nin milli menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz, buna 'iç cephenin tahkim edilmesi' diyoruz. Biz, buna 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz. 'Terörsüz Türkiye' sürecimizin aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu milli mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda 'Terörsüz Türkiye' çabaları, Türkiye'nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye'nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgar estirmiştir."

Erdoğan, son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye'nin, hem gencecik evlatlarını toprağa verdiğini hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olduğunu belirtti.

Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmaların, Türkiye'nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit ettiğini, dış politikada elini zayıflattığını vurgulayan Erdoğan, bugün terörün bitme noktasına geldiğini, terör saldırılarının sona erdiğini, terör örgütünün de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıkladığını hatırlattı.

Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Çerçeve yasanın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihi mutabakat aziz milletimizi, Türkiye'nin dostlarını sevindirirken, hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye'nin hasımlarını üzmüş, onları hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu vesileyle ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşuyla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu'na aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.

Gerek Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda gerekse çerçeve yasanın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve yasada da vazedildiği gibi bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim milli mutabakat daha bir anlam kazanacaktır. Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygıyla tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hale gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye'nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki daha da olgunlaşacaktır."


"Yeni anayasa bahsi, Türk siyasetinin önünde bir 'imtihan kağıdı' olarak halen duruyor"


Yeni yasama yılının Kanun-i Esasi'nin ilanının 150'nci yıl dönümüne tesadüf ettiğini anımsatan Erdoğan, anayasal devlet girişimlerinin biraz daha geriye gittiğini, devlet kudretini hukukla sınırlama tecrübesinin ise bu girişimlere nispetle çok daha eski olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Adalet, eşitlik, iyilik ve insanlık değerleri üstünde yükselen devlet töremiz, aslında modern anlamıyla bir toplumsal sözleşmeden, bireyleri hukukun gücüyle birbirine bağlayan bir anayasadan başka bir şey değildir. Son iki asırda bu hakikati, modern anayasal devlet fikriyle buluşturma teşebbüsleri, başarılı başarısız pek çok sonuç doğurmuş, tartışma ve arayışlarsa hiçbir zaman hız kesmemiştir." diye konuştu.

"Kanun-i Esasi'nin üstünden geçen 150 yıla rağmen yeni anayasa bahsi, Türk siyasetinin önünde bir 'imtihan kağıdı' olarak halen duruyor." diyen Erdoğan, milletin sözü ve mührünü taşıma bahsinde, Türkiye'nin tarihindeki bütün anayasa tecrübelerinde, teknik veya siyasi kusurların, eksiklerin bulunabileceğini söyledi.

Darbe ürünü olan son 70 yılın iki anayasasının, varoluşsal bir krizle mefluç doğduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devlet ile toplum, birey ile devlet arasındaki sözleşme, silah ve süngünün gölgesi altında imzalanmıştır. Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabası ise anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası haline getirmiştir. Burada şu gerçeği özellikle dikkatinize sunmak istiyorum. Darbe dönemi anayasaları, kuvvetler ayrılığının uygulanmasından ziyade sandıktan çıkan iktidar gücünün zapt-u rapt altına alınmasına odaklanmıştır. Milli egemenliğin ve milli iradenin bürokratik oligarşiyle nasıl sınırlandırılacağını tasarlamıştır. Yönetim istikrarını temin etmek yerine, millet egemenliği üzerindeki vesayet araçlarının istikrarını sağlamıştır. Hak ve özgürlükleri kuvvetlendirmek yerine, Anayasa'yı 'ama yasak' lafzına dönüştüren istisnaları genişletmiştir. Devlet ve millet arasındaki birliğin, bütünleşmenin ahdi temeli olamamış, ne yazık ki, gerilimleri ve tarihi çelişkileri derinleştirmiştir. Hasılı siyaset mühendislerine, kaos tüccarlarına, toplumu ve devleti kriz üzerinden terbiye etmeye yeltenenlere kariyer kapıları açmıştır. Darbe anayasalarının kurduğu vesayet mimarisi, sivil siyasetin önünde yeri gelmiş gerçek bir engel olmuş, yeri gelmiş kullanışlı bir mazerete dönüşmüştür."


"Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır"


"Bu vesayetçi sistemden kurumsallaşmış bir demokrasiye geçişte önemli mesafeler aldığımız inkar edilemez." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplum hayatının ihtiyaçlarının zaman içinde pek çok değişikliği, revizyonu, reformu kaçınılmaz kıldığını söyledi.

En kapsamlı değişiklikleri yapmanın kendilerine nasip olduğunu belirten Erdoğan, "Bununla birlikte demokrasi tecrübemizi fasılalara bölen müdahalelerin mirasını reddeden sivil bir anayasa ihtiyacı ise henüz karşılanamadı. Üstelik bugüne kadar yapılan revizyonlarla ortaya çıkan tablo, bütünlüklü bir anayasal mimariye ihtiyacı daha da arttırmıştır. Hepsinden önemlisi, köklü değişikliklerle yapısal kusurlardan geniş ölçüde arındırılan mevcut Anayasamızın hala darbe döneminin tortularını, izini, etiketini taşımasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

12 Eylül'ün lider kadrosunun, darbeden yıllar sonra adalet önünde hesap verdiğini, yargılandığını, mahkum olduğunu ancak yürürlükteki Anayasa'nın müellif olarak onların imzasını taşıdığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Açık söylüyorum, milletimiz buna ne layıktır ne de razıdır. Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi, üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir. Millet egemenliğinin kalpgahı olan bu Gazi Meclisimiz, her dönem ve her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir. Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir.

Bu Meclis, Türkiye'nin milli ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir. Bilhassa 'huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el' ile sivil siyaset, vesayetin ördüğü psikolojik duvarları yıkmış, ön yargıları tuz buz etmiştir. Bunu Türk demokrasisi adına, milletimizin gelecek umutları adına tarihi bir kazanım, büyük bir başarı olarak görüyoruz. Temennimiz, bu başarının, gündelik çekişmelere kurban edilmeden, Türk siyasetinde yeni bir dönemin müjdecisi olmasıdır. Burada şunun da altını çizmek istiyorum: Türkiye'nin ufkunu genişletecek yeni bir anayasa, kutuplaşma siyasetinin değil 'mutabakat içinde rekabeti' esas alan yeni siyasetin eseri olacaktır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun başarılması halinde devlet ve millet arasındaki köprülerin daha sağlam şekilde kurulmuş olacağını, güçlü devlet-özgür toplum idealini, birini diğerine tercih etmeden birlikte yaşatmanın yolunun açılacağını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bunu başardığımızda, hem hukuku anlamlı kılacak bir demokratik zemine hem de demokrasiyi koruyacak bir 'üstün hukuk mantığı'na kavuşmuş oluruz. Bunu başardığımızda, kazanımlarımızı kalıcı hale getirir, çoğulcu demorasiyi kurumsallaştırır ve gerçek anlamıyla halkın yönetimine dönüştürürüz. Toplumu, kontrol altında tutulması gereken bir tehdit alanı olarak gören vesayetçi anlayışın reddi bunu gerektirir. Siyaseti ve toplumu refahın, ilerlemenin, gelişmenin dinamik gücü olarak kabul eden demokratik bir anayasa anlayışı da bu sayede yeşerir. Sesi, milletin sesiyle hemavaz olanların bu süreçte korkacağı, çekineceği bir tartışma olamaz, olmamalıdır. "

Demokraside, hiç kimsenin hakikat tekeline sahip olmadığını belirten Erdoğan, her düşüncenin kıymetli, her önerinin değerli olduğunu vurguladı.

Her fikirden, her özgün tekliften istifade edilmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, "Diğer taraftan milletimizin yeni bir anayasa özlemi de üretilmiş korkuların, vehimlerin esiri haline getirilmemelidir. Anayasa'nın yürürlükteki ilk 4 maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir. Türkiye Yüzyılı'na yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır. Milletimizin bu büyük özlemini gidermek üzere siyasi partilerimizin, taahhütlerine uygun olarak, harekete geçmelerinde fayda görüyorum. İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye'nin imkan ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum." dedi.

Erdoğan, TBMM'nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın hayırlara vesile olması temennisinde bulundu, milletvekillerine yeni yasama yılında yapacakları çalışmalarda Cenabıallah'tan muvaffakiyetler niyaz etti.

Soma'da 1 işçinin cansız bedenine ulaşıldı

Manisa'nın Soma ilçesinde bir maden işletmesinde meydana gelen göçükte mahsur kalan 5 işçiden birinin cansız bedenine ulaşılırken, diğer 4 işçiye ulaşmak için arama kurtarma çalışmaları sürüyor

01.10.2026 18:38:00 / Güncelleme: 01.10.2026 18:43:17
İhlas Haber Ajansı
 
Soma'da 1 işçinin cansız bedenine ulaşıldı
Soma'da 1 işçinin cansız bedenine ulaşıldı
Soma ilçesinde faaliyet gösteren İmbat maden işletmesinde bugün saat 14.00 sıralarında meydana gelen göçüğün ardından başlatılan çalışmalar devam ediyor. Bölgeye sevk edilen ekiplerin sürdürdüğü arama kurtarma faaliyetleri neticesinde mahsur kaldığı değerlendirilen 5 işçiden Halit Ersay'ın cansız bedenine ulaşıldı. Göçük altında bulunan diğer işçiler Ramazan İnce, İsa Olcay, Kerim Ören ve Ömer Karakaya'yı kurtarmak için ekiplerin zamana karşı yarışı hız kesmeden sürüyor. Sağ olarak kurtarılan Süleyman Şakrak ve İbrahim Çimen'in ise hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi.

Manisa Valiliği'nden açıklama

Manisa Valiliği tarafından yapılan açıklamada, "İlimiz Soma ilçesinde faaliyet gösteren bir maden işletmesinde bugün saat 14.00 sıralarında meydana gelen göçük olayında 1 maden işçimizin cansız bedenine ulaşılmıştır. Göçük altında olduğu değerlendirilen 4 işçiye ulaşmak için arama ve kurtarma çalışmaları ekiplerimiz tarafından aralıksız sürdürülmektedir. Hayatını kaybeden işçimize Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı diliyor, yaralı işçilerimize acil şifalar temenni ediyoruz. Göçük altında bulunan işçilerimizin de bir an önce sağ salim kurtarılmalarını temenni ediyoruz" denildi.



Savcının hesabından 640 milyon TL çıktı

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından yapılan finansal analiz, yargı dünyasında büyük ses getirdi. Mardin'de görev yapan Cumhuriyet Savcısı Y.D. ve eşinin banka hesaplarında toplamda 900 milyon lirayı aşan olağan dışı bir para trafiği saptandı. HSK, raporun ardından düğmeye basarak savcıyı açığa aldı

01.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Savcının hesabından 640 milyon TL çıktı
Savcının hesabından 640 milyon TL çıktı
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Türkiye genelinde yürüttüğü finansal takip çalışmaları kapsamında, yargı teşkilatında dikkat çeken bir dosyayı ortaya çıkardı. Mardin'de görevli Cumhuriyet Savcısı Y.D.'nin ve eşinin şahsi banka hesaplarında, resmi gelirleriyle uyuşmayacak büyüklükte ve yüz milyonlarca lirayı bulan olağan dışı hareketlilikler saptandı.

İnceleme raporunun yargı organlarına ulaştırılmasının ardından idari mekanizmalar hızlıca devreye sokuldu.


Hesaplardaki hareketlilik yaklaşık 640 milyon lirayı buldu


MASAK uzmanları tarafından hazırlanan finansal analiz raporundaki detaylara göre, Savcı Y.D.'nin şahsi banka hesaplarına 2017 ile 2026 yılları arasındaki dönemde toplam 629 milyon 434 bin TL tutarında para girişi yapıldı.

Aynı zaman dilimi içerisinde söz konusu hesaplardan yapılan nakit ve transfer çıkışlarının ise 640 milyon TL sınırına dayandığı tespit edildi.


Eşinin hesapları da mercek altında


Soruşturmayı derinleştiren müfettişler, savcının eşine ait banka hesaplarındaki mali aktiviteleri de yakın takibe aldı. Yapılan incelemelerde, eşinin hesaplarında sadece 2025 yılında yaklaşık 83 milyon 500 bin TL, içinde bulunulan 2026 yılında ise 287 milyon TL'lik çok ciddi bir işlem hacminin oluştuğu raporlandı.


Milyonlar kripto ve kuyumculara akmış


Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise fonların transfer edildiği adresler oldu. Hesaplardan çıkan yüksek meblağlı paraların önemli bir kısmının kripto para platformlarına ve kuyumculuk faaliyeti yürüten ticari işletmelere aktarıldığı belirlendi.

Yapılan çok sayıda para transferinin bankacılık sistemindeki "açıklama" kısımlarının boş bırakılması ve herhangi bir ticari veya hukuki gerekçe gösterilmeden taşınması, şüpheleri daha da artırdı.


3 ay süreyle açığa alındı


MASAK'ın elde ettiği somut verileri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla ulaştırdığı Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) konuyla ilgili acil toplandı. HSK İkinci Dairesi, yürüttüğü disiplin incelemesinin selameti ve yargının saygınlığının korunması amacıyla ilgili mevzuat uyarınca radikal bir adım attı. Kurul, Savcı Y.D.'nin 3 ay süreyle tedbiren görevden uzaklaştırılmasına (açığa alınmasına) oy birliğiyle karar verdi.

Olayın adli boyutunun nasıl şekilleneceği, söz konusu yüz milyonlarca liralık kaynağın menşei ve olası bir rüşvet veya usulsüzlük ağıyla bağlantılı olup olmadığı, Ankara ve Mardin Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülecek ceza soruşturmalarının ardından netlik kazanacak.

AJet'in Londra- İstanbul seferini yapan uçakta, alkollü bir yolcu, kendisine müdahale eden kabin memurunu ve başka bir yolcuyu ısırdı. Yolcu, İstanbul'da gözaltına alındı

AJet'in Londra- İstanbul seferini yapan uçakta, alkollü bir yolcu, kendisine müdahale eden kabin memurunu ve başka bir yolcuyu ısırdı. Yolcu, İstanbul'da gözaltına alındı

01.10.2026 13:25:00
Haber Merkezi
 
 AJet'in Londra- İstanbul seferini yapan uçakta, alkollü bir yolcu, kendisine müdahale eden kabin memurunu ve başka bir yolcuyu ısırdı. Yolcu, İstanbul'da gözaltına alındı
 AJet'in Londra- İstanbul seferini yapan uçakta, alkollü bir yolcu, kendisine müdahale eden kabin memurunu ve başka bir yolcuyu ısırdı. Yolcu, İstanbul'da gözaltına alındı
AJet'in Londra- İstanbul seferini yapan uçakta, alkollü bir yolcu, kendisine müdahale eden kabin memurunu ve başka bir yolcuyu ısırdı. Yolcu, İstanbul'da gözaltına alındı.
Londra-İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı seferini yapan AJet uçağında meydana gelen olayda, alkollü olduğu öne sürülen bir yolcu yanında oturan kadın yolcuyu rahatsız etti. Kadın yolcunun durumu kabin memuruna bildirdi. Uyarılara rağmen davranışına devam eden yolcu, kabin memurunu ve kadın yolcuyu ısırdı. Uçak, havalimanına indiğinde ise saldırgan yolcu gözaltına alındı. Ajet, yolcunun kara listeye alındığını duyurdu.

Yanında oturan kadın yolcuyu rahatsız etti iddiası
AJet'in Londra Stansted Havalimanı'ndan Sabiha Gökçen Havalimanı'na gerçekleştirdiği VF-1990 sefer sayılı uçakta meydana geldi. İddiaya göre, alkollü olduğu öne sürülen yolcu, uçuş sırasında yanında oturan kadın yolcuyu rahatsız etti. Kadın yolcu durumu kabin ekibine bildirdi. CNN Türk'ün haberine göre, kabin memurunun uyarılarına rağmen davranışlarını sürdüren yolcu, kabin memuru ile kadın yolcuyu ısırdı. Bunun üzerine pilot, Sabiha Gökçen Havalimanı Hava Trafik Kontrolörü ile iletişime geçerek yaşananları bildirdi ve polis ekiplerinin karşılamasını istedi. Uçak, Sabiha Gökçen Havalimanı'na sorunsuz şekilde inerken, yolcu polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Yolcu 'kara listeye' alındı
Konuya ilişkin AJet tarafından yapılan açıklamada, "Saldırıya uğrayan yolcumuz ve kabin memuru arkadaşımız saldırgandan şikayetçi olmuştur. Saldırgan yolcu, şirketimizin uçuş güvenliği politikası gereği kara listeye alınarak uçuşlarımızdan men edilmiştir" ifadeleri yer aldı.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer gözaltına alındı

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer'in de aralarında olduğu 59 şüpheli gözaltına alındı

 

01.10.2026 10:50:00
Anadolu Ajansı
 
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer gözaltına alındı
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer gözaltına alındı

Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 11 Mart 2026'da Büyükşehir Belediyesi'nde yapılan aramada el konulan 4 şirkete ait 314 ihale ve doğrudan temin dosyası, incelenmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğüne gönderildi.

Muhasebat Genel Müdürlüğünce hazırlanan 14 Temmuz 2026 tarihli bilirkişi raporunda, 13 ihale ve 63 doğrudan temin dosyasında yolsuzluklar tespit edildiği, toplam kamu zararının 330 milyon 945 bin 227 lira olduğu belirlendi.

Raporda, ihale şartnamelerinde belirli marka veya modele yönelik düzenlemeler yapılması, rekabeti sınırlayan uygulamalar, ihale usulüyle yapılması gereken alımların kısımlara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilmesi, limit üzerinde doğrudan temin yapılması ve bazı araç kiralama işlemlerine ilişkin faturaların dosyalarda bulunmaması gibi tespitlere yer verildi.

Teklif kaşeleri ve imzalarda usulsüzlük

İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce 314 dosyada yapılan inceleme sonucunda 51 firma sahibinin ifadesi alındı. Bunlardan 34'ü, ihale veya doğrudan temin dosyalarında kendi firmaları adına bulunan teklif kaşesi ve imzaların kendilerine ait olmadığını beyan etti.

Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında alınan bilgi sahibi ve tanık beyanlarında, belediyedeki bazı ihale ve doğrudan temin süreçlerinin belirli firmalara yönlendirildiği, teklif ve yaklaşık maliyet süreçlerinde usulsüzlükler yapıldığı ve bazı belediye yöneticileri ile şirket yetkililerinin birlikte hareket ettiği belirlendi.

Ayrıca farklı soruşturma dosyalarında belediyenin iştirak şirketleri, araç kiralamaları, organizasyon ve hizmet alımları ile çeşitli ihale ve doğrudan temin işlemlerine ilişkin incelemeler yürütüldü.

Eş zamanlı operasyonda 59 şüpheli gözaltına alındı

Yolsuzluk tespitlerine ilişkin polis ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer'in de aralarında olduğu 59 şüpheli gözaltına alındı.

Tuncer hakkında ayrıca husumetlisi olduğu kişilerin iş yerlerine silahlı saldırı düzenlettirdiği gerekçesiyle "silahlı suç örgütü yöneticiliği" kapsamında soruşturma yürütüldüğü öğrenildi.

Silahlı saldırı düzenlenen yerler arasında Yeni Parti Mersin İl Başkanlığı binası ve bir medya grubunun iş yeri olduğu bildirildi.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında şarkıcı Nil Özalp gözaltına alındı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında şarkıcı Nil Özalp gözaltına alındı

01.10.2026 00:10:00 / Güncelleme: 01.10.2026 01:20:57
AA / İHA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında şarkıcı Nil Özalp gözaltına alındı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında şarkıcı Nil Özalp gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında, şarkıcı Nil Özalp'te, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız'a ait belgeler olduğuna dair bilgiye ulaşıldı.

Özalp, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.

Nil Özalp'in Kağıthane'deki ikametinde arama yapıldığı öğrenildi.

Mustafa Yazıcı hakkında yurt dışı yasağı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 'fon soruşturması' kapsamında bugün ifadesi alınan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı hakkında yalnızca yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Edinilen bilgilere göre, fon soruşturması kapsamında bugün ifadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Yazıcı hakkında uygulanan tedbirin yalnızca yurt dışına çıkış yasağı olduğu belirtildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Müzekkerede, şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüphelinin tutuklanmasına, 2 zanlının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 şüpheli daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 5'inin tutuklanmasına, 7'si hakkında ise adli kontrol uygulanmasına karar verilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 56'ya ulaşmış oldu.

Daha önce haklarında yurt dışına çıkış yasağı uygulanan ve yakalama kararı çıkarılan Tera Yatırım CEO'su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı.

 

26 hisse senedi inceleme altında

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturmalarında bugün 5'inci dalga operasyon gerçekleştirildiğini ve 34 şüpheli hakkında arama, el koyma ve gözaltı kararı verildiğini bildirdi

30.09.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
26 hisse senedi inceleme altında
26 hisse senedi inceleme altında
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, "Vatandaşımızın hakkı korunacak, piyasaları manipüle edenlere hukuk önünde hesap sorulacaktır." başlığıyla yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yatırımcı vatandaşların haklarının korunması ve sermaye piyasalarının güvenli ve sağlıklı işleyişinin güçlendirilmesi yönünde ortaya koyduğu iradenin net olduğunu vurguladı.

Adalet Bakanlığı olarak, hukukun üstünlüğünden taviz vermeden vatandaşın hakkını korumak için üzerlerine düşen bütün sorumlulukları kararlılıkla yerine getirdiklerini belirten Gürlek, şöyle devam etti:

"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturmalarında bugün 5'inci dalga operasyon gerçekleştirilmiş 34 şüpheli hakkında arama, el koyma ve gözaltı kararı verilmiştir. Böylelikle bugüne kadar hakkında işlem yapılan şüpheli sayısı 217'ye ulaşmış, 56 şüpheli tutuklanmış, 88 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Soruşturmaların kapsamı mevcut fonlar ve şüphelilerle de sınırlı değildir. Spekülatif ve manipülatif işlemlere konu olduğu değerlendirilen 26 hisse senedindeki hareketler ayrıntılı şekilde incelenmekte, kısa süre içerisinde olağan dışı oranlarda kazanç sağlayan kişi ve hesapların işlem geçmişleri, para hareketleri ve bağlantıları da araştırılmaktadır."


"TMSF bünyesinde oluşturulacak fona aktarılmasına yönelik hukuki süreçler işletilecek"


Piyasaları manipüle ederek vatandaşların birikimleri üzerinden haksız kazanç sağlamaya çalışanların, "haksız kazancın izinin sonuna kadar sürüleceğini" bilmesi gerektiğini belirten Gürlek, "Suçtan elde edildiği tespit edilen mal varlığı değerlerinin, kanunun öngördüğü usuller çerçevesinde TMSF bünyesinde oluşturulacak fona aktarılmasına yönelik hukuki süreçler işletilecektir." bilgisini verdi.

Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ortaya koyduğu güçlü irade doğrultusunda, yatırımcı haklarını korumak, sermaye piyasalarına duyulan güveni tahkim etmek ve sorumluluğu bulunanların hukuk önünde hesap vermesini temin etmek için üzerlerine düşeni kararlılıkla yapmaya devam edeceklerini kaydetti.

TBMM’nin tatili sona eriyor. 28. Dönem 5. Yasama Yılı, 1 Ekim Perşembe günü saat 14.00’te yapılacak özel oturumla başlayacak

1 Ekim’de yeni yasama yılına başlayacak olan TBMM'de Erdoğan’ın Genel Kurul’a hitap edeceği açılışın ardından çalışmalara başlanacak. Peki gündemde hangi maddeler var?

30.09.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 
 TBMM’nin tatili sona eriyor. 28. Dönem 5. Yasama Yılı, 1 Ekim Perşembe günü saat 14.00’te yapılacak özel oturumla başlayacak
 TBMM’nin tatili sona eriyor. 28. Dönem 5. Yasama Yılı, 1 Ekim Perşembe günü saat 14.00’te yapılacak özel oturumla başlayacak
TBMM'nin tatili sona eriyor. 28. Dönem 5. Yasama Yılı, 1 Ekim Perşembe günü saat 14.00'te yapılacak özel oturumla başlayacak. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, açılışta Genel Kurul'a hitap edecek. Aynı gün akşam TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ev sahipliğinde resepsiyon düzenlenecek.

Meclis'in açılmasıyla birlikte şu düzenlemeler ele alınacak:

-Çözüm sürecine yönelik yürütülen çalışmaları yakından takip etmek amacıyla Meclis'in açılmasıyla birlikte bir izleme komisyonu kurulacak.

-Genel Kurul'da ilk görüşülecek düzenlemenin, geçen yasama yılında Meclis'e sunulan ancak yoğun gündem nedeniyle görüşülemeyen Türk Kızılay Kanun Teklifi olması bekleniyor. 9 maddelik teklifte, Türk Kızılay'ın görev ve yetkileri ile hak ve muafiyetlerine ilişkin hükümler yer alıyor.

-9 yıldır erişim engeli uygulanan dijital konaklama uygulaması Booking 'in yeniden faaliyet göstermesinin önünü açacak yasa teklifi de Genel Kurul'da görüşülmesi beklenen düzenlemeler arasında.

-13. Yargı Paketi'nin de ekim ayı içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmesi bekleniyor.

-Sosyal medyaya kimlik bilgileri ile giriş yapmayı öngören kanun düzenlemenin yeni yargı paketinde olacağı belirtiliyor.

AYM'den süresiz nafaka kararı

Anayasa Mahkemesi, "süresiz nafaka" uygulamasını taraflar arasındaki makul dengeyi bozduğu gerekçesiyle iptal etti; kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla yeni yasal düzenleme için tanınan 9 aylık süreç başladı

30.09.2026 11:33:00
Anadolu Ajansı
 
AYM'den süresiz nafaka kararı
AYM'den süresiz nafaka kararı

Anayasa Mahkemesinin (AYM), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan boşanılan eşe süresiz nafaka verilmesine ilişkin düzenlemenin iptal kararının gerekçesi açıklandı

Yüksek Mahkeme, 4 Haziran'daki Genel Kurul gündeminde Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine verdiği iptal kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Böylece iptal hükmüyle ilgili yasal düzenleme yapılması adına verilen 9 aylık süre başladı.

Buna göre, iptal edilen düzenlemede, evlilik birliğinin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek taraf lehine geçimini sağlamak amacıyla şartları bulunduğu müddetçe süre sınırlaması olmaksızın yoksulluk nafakasına hükmedilmesine imkan tanındığı belirtildi.

Bunun nafaka borçlusu tarafa süresiz olarak mali nitelikte ödeme yükümlülüğü getirdiği kaydedile kararda, "Nafaka yükümlüsü ile yoksulluğa düşen eşin karşılıklı menfaatlerinin, devletin Anayasa'nın 5. ve 17. maddelerinden kaynaklanan pozitif yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir." ifadelerine yer verildi.

"Yapılacak düzenlemeler, her iki tarafın menfaatlerini mümkün olduğunca dengelemeli ve taraflardan biri aleyhine ölçüsüz sonuçlara neden olmamalıdır." hükmüne yer verilen kararda, menfaatler arasındaki makul dengenin bozulmasının taraflardan biri aleyhine aşırı ve olağan dışı bir külfet yükleyebileceği, bunun pozitif yükümlülüklere aykırılık oluşturabileceği ifade edildi.

Kararda, "Kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülüğü incelenirken, boşanmada evliliğin süresi, eşlerin yaşı ve sağlık durumu, ekonomik ve sosyal durumları, bağlanan nafakanın süresinin nafaka borçlusunun boşanma sonrasındaki hayatına etkisi, çalışma hayatına katılma imkanının bulunup bulunmadığı gibi birçok ölçütün dikkate alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekir." değerlendirmesine yer verildi.

İptal edilen "süresiz nafaka" düzenlemesinde, nafaka yükümlüsünün kusursuz olmasının, nafaka yükümlüsü olmasına engel oluşturmadığı aktarılan kararda, "Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi veya taraflardan birinin ölümü gibi hallerden biri gerçekleşmedikçe nafaka borçlusunun bu yükümlülüğü devam etmektedir." tespitine yer verildi.

Belirtilen durumlar dışında nafaka yükümlüsünün söz konusu borcunun hayatı boyunca devam edeceği belirtilen kararda, Yüksek Mahkemenin daha önce yapılan bir başka başvuruya ilişkin kararında, "her durumda süresiz nafaka verilmesi zorunluluğunun öngörülmediği" bildirildi.

AYM'nin daha önceki kararına rağmen, "süresiz nafaka" uygulamasının "emredici nitelikte olduğu yönündeki yaklaşımın sürdüğü" vurgulanan kararda, "Kuralın, yoksulluk nafakasının süresi bakımından hakime herhangi bir takdir yetkisi tanımadığı, nafakanın süresinin somut olayın özellikleri veya haklı sebepler gözetilerek belirlenmesini öngörmediği, anılan Kanun'un yoksulluk nafakasının süresiz olmasını açıkça benimsediği, dolayısıyla nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmasının kanuna açıkça aykırılık teşkil edeceği yönündeki uygulamanın devam ettiği anlaşılmaktadır." değerlendirmesine yer verildi.

Boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusuru olmayan eşe evlilikten kaynaklanan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü çerçevesinde boşanma sonrası belirli bir miktar parasal katkının sağlanmasının beklenebilir olduğu anlatılan kararda, bu yükümlülüğün hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesinin ise kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfete neden olduğu kaydedildi.

AYM'nin kararında, "Kural kapsamında evliliğin sona ermesinden sonra nafaka yükümlüsünün ömür boyu bu evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalmasının, kişilerin ruhsal/psikolojik, ekonomik ve sosyal bütünlüğü üzerinde oluşturacağı olumsuz etki, devletin çatışan haklar arasında sağlaması gereken makul dengeyi ortadan kaldırmaktadır." tespiti yer aldı.

Yoksulluk nafakasının durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabileceği, bazı durumlarda da öngörülecek koşulların varlığı halinde nafaka alacaklısı lehine nafaka süresinin uzatılarak yaşam boyunca nafakaya hükmedilebilmesine imkan sağlanabileceği belirtilen kararda, bunun "devletin çatışan haklar arasında adil bir denge kurma yükümlülüğünün sonucu" olduğu ifade edildi.

Anayasal güvenceler kapsamında, "süresiz nafaka" uygulamasının Anayasa'ya aykırı olduğuna dikkati çekilen kararda, şunlara yer verildi:

"Çatışan çıkarlar arasında dengenin kurulabilmesi için yoksulluk nafakasına 4721 sayılı Kanun'un 176. maddesi kapsamında irat biçiminde hükmedilecek durumlarda (yargılamayı yapan) hakime bunun süresini, evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi birçok unsuru dikkate alarak somut olayın kendi özel şartları içinde belirleme yetkisi tanınması, bu kapsamda belirli ve öngörülebilir bir çerçeve oluşturulması gerekir. Bununla birlikte somut olayın özellikleri gereği nafakanın süresiz olarak hükmedilmesini gerektiren hallere ilişkin kriterlerin de kuralda açık ve net biçimde yer alması makul dengenin sağlanması bakımından kaçınılmazdır. Bu itibarla kuralla kusuru daha ağır olmamak kaydıyla boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında her koşulda süresiz olarak nafaka isteme imkanı tanınması, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır." 

İstanbul'da sağanak yağış etkili oluyor

İstanbul'da sabah saatlerinden itibaren şiddetli yağmur ve rüzgar etkili oldu. Rüzgarın etkisiyle şemsiyelerin ters döndüğü, vatandaşların yürümekte güçlük çektiği megakentte, ana arterlerde de trafik yoğunluğu yaşandı

29.09.2026 14:41:00 / Güncelleme: 29.09.2026 14:44:49
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da sağanak yağış etkili oluyor
İstanbul'da sağanak yağış etkili oluyor
İstanbul, güne olumsuz hava şartlarıyla başladı. Sabah saatlerinde başlayan ve ilerleyen saatlerde şiddetini artıran sağanak yağış ile fırtına, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağmura hazırlıksız yakalanan kent sakinleri, şiddetli rüzgar nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Kentin işlek cadde ve meydanlarında fırtına nedeniyle şemsiyeler ters dönerken, çok sayıda vatandaş duraklara sığındı.

Sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı

Yağışın etkisiyle kayganlaşan yollarda trafikte yer yer yoğunluk yaşandı. Ana arterlerde ve köprü bağlantı yollarında araçlar ilerlemekte zorlanırken, toplu taşıma duraklarında da yoğunluk meydana geldi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.