logo
22 MAYIS 2026

Hakkari'de çatışma: 1 şehit

15.09.2009 00:00:00
Hakkari'nin Çukurca ilçesinde sürdürülen operasyonda, 1 uzman onbaşı şehit oldu. Şehit Piyade Uzman Onbaşı Mustafa Güler'in (23) yaklaşık 1 ay önce göreve başladığı öğrenildi.

 

Alınan bilgiye göre, Kavşak köyü Kazan Vadisi'nde terör örgütü PKK üyelerine karşı sürdürülen operasyonlarda, Ordu nüfusuna kayıtlı Uzman Onbaşı Mustafa Güler (23) şehit oldu.Şehit askerin cenazesi, helikopterle Fatih Kışlası'na getirildikten sonra ambulansla Hakkari Askeri Hastanesi'ne gönderildi.Kazan Vadisi'ndeki operasyonların devam ettiği bildirildi.Öte yandan, bölgede 4 günden bu yana sürdürülen operasyonlarda 8 teröristin ölü ele geçirildiği bildirilmişti.

Şehit Piyade Uzman Onbaşı Mustafa Güler'in (23) yaklaşık 1 ay önce göreve başladığı öğrenildi.

Çukurca ilçesi Kavşak köyü Kazan Vadisi'nde terör örgütü PKK üyelerine karşı sürdürülen operasyonlarda şehit olan Güler'in, Ordu'nun Ünye ilçesi Yeşilkent beldesindeki baba evinde hüzün yaşanıyor.

Şehit oğlu için ağıtlar yakan acılı anne Fadime Güler'i akrabaları ve komşuları teskin etmeye çalışıyor. Çiftçilikle uğraşan baba Zekai Güler de acısını yakınlarıyla paylaşıyor.

112 Acil Servis ekipleri, muhtemel sağlık sorunlarına karşı evin önünde bekletiliyor.

Şehit askerin, yaklaşık 3 ay önce uzman onbaşı olmak için başvurduğu, talebinin onaylanması sonrasında da 1 ay önce göreve başladığı öğrenildi.

Aileye, evlatlarının şehit olduğu haberini, Ünye Kaymakamı Dr. Osman Günaydın ve askeri yetkililerin haber verdiği kaydedildi.

Öte yandan, Çukurca ilçesi Kavşak köyü Kazan Vadisi'nde 4 günden bu yana sürdürülen operasyonlarda dün itibarıyla 8 teröristin ölü ele geçirildiği bildirilmişti.

Rüşvet iddiası davasında karar çıktı

Antalya'da denetime gittikleri özel hastaneden 90 bin euro rüşvet aldıkları iddiasıyla tutuksuz yargılanan eski Antalya SGK İl Müdürü Selim E. ile SGK iş başmüfettişleri Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin davasında karar çıktı

22.05.2026 15:50:00
İhlas Haber Ajansı
Rüşvet iddiası davasında karar çıktı
Rüşvet iddiası davasında karar çıktı
Antalya'da denetime gittikleri özel hastaneden 90 bin euro rüşvet aldıkları iddiasıyla tutuksuz yargılanan eski Antalya SGK İl Müdürü Selim E. ile SGK iş başmüfettişleri Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin davasında karar çıktı. Mahkeme heyeti, rüşvet suçunun teşebbüs aşamasında kaldığını dikkate alarak 3 sanık hakkında takdiri indirimle 2 yıl 11 ay hapis cezasına hükmetti.

Önceki celsede tahliye kararı verilmişti

Davanın önceki duruşmasında Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıklamış, sanıklar hakkında rüşvet teklifinin kabul edilmemesine ilişkin düzenleme kapsamında "rüşvete teşebbüs" suçundan ceza uygulanması yönünde görüş bildirmişti. Mütalaanın ardından mahkeme heyeti, tüm delillerin toplanmış olmasını dikkate alarak tutuklu sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar vermişti.

Sanıklar beraat talep etti

Mütalaaya karşı savunmaların alındığı duruşmada söz verilen sanık Murat Ayhan B., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Hiçbir şekilde rüşvet almadım, rüşvet anlaşması yapmadım. Suçsuz olduğumu biliyorum, beraatimi istiyorum" dedi. Sanık Erdoğan Ö. ise kamu görevini yerine getirirken menfaat çatışması bulunan kişilerin oluşturduğu sürecin içerisinde kaldığını savunarak, "Kamu görevimi yerine getirirken menfaat çatışması olan kişiler tarafından oluşturulan çatışmanın içerisinde kendimi buldum. Kimseyle rüşvet anlaşması yapmadım. Tapeler incelendiğinde herhangi bir konuşmam bulunmamaktadır. Beraatimi istiyorum" ifadelerini kullandı. Sanık Selim E. de savunmasında, "Suçsuzum, beraatimi istiyorum" diyerek beraat talebinde bulundu.

3 sanığa 2 yıl 11 ay hapis cezası

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuksuz yargılanan sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin "rüşvet almak" ve "rüşvete aracılık etmek" suçları kapsamında cezalandırılmasına hükmetti. Heyet, sanıklar hakkında önce 7 yıl hapis cezası verdi. Rüşvet suçunun tamamlanmayıp teşebbüs aşamasında kaldığını dikkate alan mahkeme, cezayı 3 yıl 6 aya indirdi. Ardından sanıklar hakkında takdiri indirim uygulayan heyet, 2 yıl 11 ay hapis cezasına hükmetti.

Mahkeme ayrıca kamu görevlisi olan Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin 1 yıl 5 ay 16 gün süreyle kamu görevinden uzaklaştırılmasına karar verdi. Karara karşı istinaf yolunun açık olduğu belirtildi.

Avrupa Konseyi raporuna göre Türkiye ve Fransa cezaevi doluluğunda ilk sırada

Avrupa Konseyi raporuna göre Türkiye ve Fransa, cezaevi doluluk oranında ilk sırada yer aldı. Türkiye, 100 bin kişiye 458 mahkumla hapis oranında Avrupa Konseyi ülkeleri arasında açık ara zirvede bulunuyor

22.05.2026 12:25:00
Haber Merkezi
Avrupa Konseyi raporuna göre Türkiye ve Fransa cezaevi doluluğunda ilk sırada
Avrupa Konseyi raporuna göre Türkiye ve Fransa cezaevi doluluğunda ilk sırada
Avrupa Konseyi raporuna göre Türkiye ve Fransa, cezaevi doluluk oranında ilk sırada yer aldı. Türkiye, 100 bin kişiye 458 mahkumla hapis oranında Avrupa Konseyi ülkeleri arasında açık ara zirvede bulunuyor.
Avrupa Konseyi'nin salı günü yayımlanan cezaevi koşullarına ilişkin son raporu, cezaevlerinde aşırı doluluğun kalıcı bir sorun olduğunu ortaya koydu. Rapora göre, Türkiye, Fransa ile birlikte Avrupa Konseyi'ne üye ülkeler arasında cezaevlerinde doluluk oranı en yüksek ülke oldu.

Yapılan araştırmaya göre, Türkiye cezaevlerinde yüzde 131'lik bir kapasite aşımı yaşanıyor. Fransa da ilk sırada Türkiye ile aynı oranı paylaşıyor.

Fransa ve Türkiye'yi, Hırvatistan (123), İtalya (121), Malta (118), Kıbrıs (117), Macaristan (115), Belçika (114) ve İrlanda (112) izledi.

Bazı ülkelerde durum kritik seviyeye ulaşırken, bazıları da maksimum kapasiteye çok yakın.

Strasbourg merkezli örgütün 46 üye devletinin cezaevi idareleri tarafından sağlanan verilere dayanan belge, cezaevi nüfusunun artış eğilimini doğruluyor. Bu eğilim, yalnızca birkaç gün önce kamuoyuna açıklanan son Eurostat araştırmasında da yüzde 2'lik artışla vurgulanmıştı.

Hapis cezasında Türkiye ilk sırada
Avrupa Konseyi'ne üye 46 ülke arasında Türkiye, 100 bin kişiye 458 mahkumla en yüksek hapis oranına sahip ülke oldu. Türkiye'yi Azerbaycan ve Moldova izledi.

Ocak 2024-Ocak 2025 döneminde mahkum sayısının en fazla arttığı ülke de yüzde 29 ile Türkiye olurken, en büyük düşüş yüzde 18 ile Ukrayna'da kaydedildi.

Rapora göre Avrupa Konseyi ülkelerindeki toplam mahkum sayısı bir yılda yüzde 8,5 artarak 1,1 milyonu aşarken, kadın mahkumların oranı da yüzde 4,8'den yüzde 5,2'ye yükseldi.

Diğer ülkelerde durum nasıl?
31 Ocak 2024 ile 31 Ocak 2025 arasında, mevcut 100 yer başına düşen mahkum sayısı 94,7'den 95,2'ye yükseldi. Bu artış, bölgesel farklılıklara rağmen kaydedildi. Bir önceki değerlendirmede altı ülke ciddi aşırı doluluk bildirmişti; bu sayı şimdi dokuza çıktı.

Beş ülke daha kapasitenin üzerinde bulunuyor ve "orta düzeyde aşırı doluluk" olarak tanımlanan durumla karşı karşıya: Finlandiya (110), Yunanistan (108), Birleşik Krallık'ın İskoçya bölgesi (106), Kuzey Makedonya (104) ve İsveç (103).

Portekiz cezaevi sistemi ise kapasiteye çok yakın çalışıyor (99). Portekiz, Romanya'dan (100) daha iyi durumda olsa da Azerbaycan (98), Birleşik Krallık'ta İngiltere ve Galler (96), Sırbistan (96), Çekya (95), Hollanda (95), Danimarka (95) ve İsviçre'den (95) daha yüksek doluluk oranına sahip.

Avrupa Konseyi, yüzde 90 doluluk oranının bile yüksek risk göstergesi ve ciddi operasyonel baskı anlamına geldiğine dikkat çekiyor.

Toplamda, 31 Ocak 2025 itibarıyla Avrupa Konseyi'ne üye 46 devlette 1 milyon 107 bin 921 kişi cezaevindeydi. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 8,5'lik artış anlamına geliyor. Ortalama hapis oranı ise 100 bin kişi başına 110 mahkum olarak kaydedildi.

Cezaevlerindeki kadınların oranı yüzde 4,8'den yüzde 5,2'ye yükseldi. Nüfusu 500 binden fazla olan ülkeler arasında en büyük artışlar Macaristan (yüzde 8,8), Çekya (yüzde 8,6), Malta (yüzde 8) ve İsveç'te (yüzde 7,9) görüldü. En düşük oranlar ise Arnavutluk (yüzde 1,6), Ermenistan (yüzde 2,6), Karadağ (yüzde 2,8) ve Azerbaycan'da (yüzde 3,1) kaydedildi.

Hapis oranları Doğu Avrupa'da daha yüksek kalmaya devam ediyor. 100 bin kişi başına 458 mahkumla ilk sırada olan Türkiye'yi, Azerbaycan 271, Moldova 245 ve Gürcistan 232 mahkumla takip ediyor.

Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise Macaristan (206), Polonya (189), Çekya (178) ve Slovakya (151) en fazla kişiyi hapseden ülkeler arasında yer alıyor.

Rapor ayrıca cezaevi sistemlerinde yabancı uyrukluların varlığının arttığını ortaya koyuyor. Mahkûmların yüzde 17'si vatandaş olmayan kişilerden oluşuyor. 65 yaş üstü mahkûmların sayısında da artış var. Ancak Avrupa Konseyi uzmanları, genel olarak bu yaş grubunun oranının hâlâ "mütevazı" seviyede olduğunu belirtiyor.

Portekiz ve İtalya, 42 yaşla en yüksek ortalama mahkûm yaşına sahip ülkeler. Bu ülkeleri Karadağ, Estonya ve Sırbistan (41) izliyor. En genç cezaevi nüfusuna sahip ülkeler ise Moldova (30), İsveç (34), Fransa, Kıbrıs ve Danimarka (35).

Uzun cezalar ve tutukluluk
Bu yıl şubat ayında Lusa haber ajansına konuşan Cezaevi ve Yeniden Topluma Kazandırma Hizmetleri Genel Müdürü Orlando Carvalho, ülkedeki 49 cezaevinde o ay 13 bin 302 mahkûm bulunduğunu söyledi. Ocak 2025 ile Şubat 2026 arasında cezaevi sistemine 850 mahkûm girdi.

Bu aşırı doluluğa doğrudan katkı yapan faktörlerden biri, Portekiz'deki ortalama hapis cezası süresi. Uluslararası rapora göre Portekiz, kıtadaki en uzun ortalama hapis cezası süresine sahip: Avrupa ortalaması 9,7 ay iken Portekiz'de bu süre 31,4 ay.

31 Ocak 2025 itibarıyla hüküm giymiş 9 bin 645 mahkûmun 3 bin 741'i 5 ila 10 yıl arasında, bin 423'ü 10 ila 20 yıl arasında, bir diğer bin 423'ü ise 20 yıldan uzun hapis cezalarını çekiyordu.

Portekiz Mahkûmlara Destek Derneği Genel Sekreteri Vítor Ilharco, Euronews'e yaptığı açıklamada ceza indirimi kurallarının uygulanma biçimini eleştirerek, "Kurallarımız Avrupa'nın geri kalanında uygulandığı gibi uygulansaydı, 6 bin 500'den fazla mahkûmumuz olmazdı" dedi.

Ilharco, "Cezanın yarısı dolmadan kimseye geçici tahliye verilmiyor," diye belirtti.

Vítor Ilharco, cezaevi sistemi üzerindeki baskıyı artıran bir diğer uygulamanın da tutukluluğun, hapis dışı tedbirler yerine tercih edilmesi olduğunu söyledi. Ilharco, "Çözüm basit: Önce insanları içeri atıyorsunuz, sonra soruşturuyorsunuz" dedi.

Avrupa Konseyi'nin ceza istatistiklerine göre Portekiz'de daha sonra hüküm giyen kişilerin tutuklulukta geçirdiği ortalama süre 57 gün. Bu, 21 günlük Avrupa ortalamasının iki katından fazla.

Avrupa Konseyi, cezaevi nüfusunun yaşlanmasına ilişkin değerlendirmesinde, gelecekte "sağlık hizmetleri, kronik hastalıklar, bilişsel gerileme ve hareket kısıtlılığı" gibi "çoğu zaman karmaşık ihtiyaçların" dikkate alınması gerekeceği uyarısında bulunuyor.

Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk adım: Üç avukatı azletti

CHP'de mahkeme kararıyla genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ilk icraatını gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, Özel'e yakın üç avukatı azletti

22.05.2026 11:37:00
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk adım: Üç avukatı azletti
Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk adım: Üç avukatı azletti
CHP'de mahkeme kararıyla genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ilk icraatını gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, Özel'e yakın üç avukatı azletti.

Cumhuriyet Halk Partisi'nde mahkemenin mutlak bulan kararı sonrası genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ilk icraatını gerçekleştirdi.

Kılıçdaroğlu, üç parti avukatını azletti. Görevden azlettirilen avukatlar, Özgür Özel'e yakın isimler olarak biliniyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun azlettiği üç parti avukatı arasında avukat Çağlar Çağlayan da bulunuyor.

Alınan bu karara ilişkin Özel cephesinden henüz bir açıklama gelmiş değil.

GÖZLER YÜKSEK SEÇİM KURULU'NDA

CHP'de gözler bir yandan da Yüksek Seçim Kurulu'ndan çıkacak karara çevrilmiş durumda.

Mahkemenin verdiği mutlak butlan kararı, Özel'in kurmayları tarafından YSK'ya taşındı .

Yüksek Seçim Kurulu'nun itirazı bir karara bağlaması bekleniyor.

Gurbetçi sezonu erken başladı

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Kurban Bayramı tatili için Türkiye'ye gelişleri başladı. Gurbetçiler, uzun yolculukların ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan yurda giriş yapmanın mutluluğunu yaşadı

22.05.2026 11:26:00 / Güncelleme: 22.05.2026 11:31:07
Anadolu Ajansı
Gurbetçi sezonu erken başladı
Gurbetçi sezonu erken başladı

Avrupa'nın farklı ülkelerinden yola çıkan gurbetçiler, sınır kapısındaki işlemlerinin ardından memleketlerine gitmek üzere yola çıktı.

Kurban Bayramı dolayısıyla bu yıl gurbetçi sezonunun erken başladığı gözlendi.

Almanya'dan ailesiyle birlikte gelen Arkın Fil, Kurban Bayramı'nın yanı sıra yeğeninin düğünü için Türkiye'ye geldiklerini söyledi.

Tatili İstanbul'da geçireceklerini belirten Fil, "Bu bayram bizim için çifte bayram. Hem yeğenimin düğünü hem de Kurban Bayramı var. Bayramı sevdiklerimizle birlikte geçireceğiz. Henüz sınır kapısını geçmeden bayrağı görünce büyük bir gurur yaşıyoruz. Her gurbetçinin gözü yaşarıyor diyebiliriz. Özlem içerisindeyiz, vatanımızı seviyoruz." diye konuştu.

Avusturya'dan gelen Kenan Eyvazo da Kurban Bayramı tatili için Türkiye'ye geldiğini dile getirerek, bayramı Kayseri'de geçireceğini anlattı.

Türkiye'yi çok özlediğini belirten Eyvazo, "Vatanımız dünyada bir numara. Kayseri de öyle biliyorsunuz, sucuğumuz, pastırmamız, mantımız ağzınıza layık. Torunlarım var, akrabalarımız var, onları göreceğim." ifadelerini kullandı.

Bayram boyunca akraba ziyaretleri yapacağını söyleyen Eyvazo, tüm İslam aleminin Kurban Bayramı'nı kutladı. 

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’den “itibarsızlaştırma” tepkisi!

Tutukluluğunun 330. gününde hakkında iddianame düzenlenen tutuklu Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün bir açıklama yaptı

22.05.2026 11:10:00
Haber Merkezi
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’den “itibarsızlaştırma” tepkisi!
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’den “itibarsızlaştırma” tepkisi!
Tutukluluğunun 330. gününde hakkında iddianame düzenlenen tutuklu Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün bir açıklama yaptı. Hayatı boyunca veremeyeceği hiçbir hesabının olmadığını vurgulayan Akgün, "Görev yaptığım süre boyunca attığım her adımın, aldığım her kararın arkasındayım. Tüm görev ve sorumluluklarımı; hukuka, kamu yararına ve milletimize karşı taşıdığım sorumluluk bilinciyle yerine getirdim. Bugün yürütülen dezenformasyon kampanyalarının amacı hakikati ortaya çıkarmak değil; kamuoyu nezdinde bir itibarsızlaştırma zemini oluşturmaktır" dedi.

Hasan Akgün'ün Silivri'deki Marmara Cezaevi'nden avukatları aracılığıyla yaptığı açıklama şöyle:

"Son günlerde, tutukluluğumun birinci yılında tarafıma sunulan iddianame üzerinden kamuoyuna servis edilen bazı haber ve değerlendirmelerin; hukuki gerçekleri aktarmaktan çok, şahsım hakkında peşin hüküm oluşturmayı amaçlayan organize bir algı çalışmasına dönüştüğü açıkça görülmektedir.

Henüz yargılama süreci başlamamış, savunma makamının beyanları dahi ortaya konulmamışken; dosya içeriğinin çarpıtılarak kamuoyuna servis edilmesi, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi, Anayasa'nın güvence altına aldığı masumiyet karinesinin de açık ihlalidir. Yargının görev alanına giren bir sürecin medya manşetleri üzerinden şekillendirilmeye çalışılması; adalete değil, doğrudan kamu vicdanına zarar vermektedir.

"Veremeyeceğim hesabım yoktur"
Şunu açıkça ifade etmek isterim: Hayatım boyunca veremeyeceğim hiçbir hesabım olmadı. Görev yaptığım süre boyunca attığım her adımın, aldığım her kararın arkasındayım. Tüm görev ve sorumluluklarımı; hukuka, kamu yararına ve milletimize karşı taşıdığım sorumluluk bilinciyle yerine getirdim.

Bugün yürütülen dezenformasyon kampanyalarının amacı hakikati ortaya çıkarmak değil; kamuoyu nezdinde bir itibarsızlaştırma zemini oluşturmaktır. Ancak gerçekler; manipülatif manşetlerle değil, bağımsız mahkemeler önünde, somut deliller ve hukuk kuralları çerçevesinde ortaya çıkacaktır.

"İrademiz dimdik ayaktadır"
Ben hukuka da milletimizin vicdanına da güveniyorum. Çünkü hakikat, ne kadar üzeri örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, er ya da geç ortaya çıkar. Hiç kimsenin şüphesi olmasın; başımız dik, vicdanımız rahat, irademiz ise dimdik ayaktadır.

Basın açıklamaları, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları ve diğer iletişim mecraları üzerinden şahsıma yönelik yürütülen gerçeğe aykırı, manipülatif ve itibar zedeleyici karalama girişimlerine karşı; tüm hukuki ve cezai haklarımı sonuna kadar kullanacağımı kamuoyuna saygıyla bildiririm.

Dr. Hasan Akgün. Büyükçekmece Belediye Başkanı / Silivri"

Sahte çürük raporu operasyonunda 38 tutuklama

Şanlıurfa merkezli 7 ilde düzenlenen sahte çürük raporu operasyonunda adliyeye sevk edilen 44 şüpheliden 38'i tutuklandı

22.05.2026 10:58:00
İhlas Haber Ajansı
Sahte çürük raporu operasyonunda 38 tutuklama
Sahte çürük raporu operasyonunda 38 tutuklama
Şanlıurfa merkezli 7 ilde düzenlenen sahte çürük raporu operasyonunda adliyeye sevk edilen 44 şüpheliden 38'i tutuklandı.

Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü (KOM) ve JASAT ekipleri tarafından Şanlıurfa merkezli 7 ilde sahte çürük raporu operasyonu düzenlendi.



Askerlik görevinden kaçmak için sahte çürük raporu alan ve düzenleyenlere yönelik operasyon Şanlıurfa merkezli Gaziantep, Muğla, İstanbul, Trabzon, Mersin ve Kahramanmaraş'ta eşzamanlı yapıldı. Operasyonda 44 zanlı gözaltına alındı.

Adliyeye sevk edilen zanlılardan 38'i tutuklanarak cezaevine gönderilirken 6 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Atatürk Barajı'nda tahliye kapakları 7 yıl sonra açıldı

Gövde dolgu hacmi bakımından Türkiye'nin en büyük, dünyanın ise sayılı barajları arasında yer alan Atatürk Barajı'nda, tahliye kapakları 7 yıl sonra açıldı

22.05.2026 10:56:00
AA
Atatürk Barajı'nda tahliye kapakları 7 yıl sonra açıldı
Atatürk Barajı'nda tahliye kapakları 7 yıl sonra açıldı
Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımları arasında yer alan, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Şanlıurfa'da inşa edilen Atatürk Barajı, tarımsal sulama ve elektrik üretimine katkısının yanı sıra ekonomiye alternatif katkılarıyla da dikkati çekiyor.

Bölgede kış ve ilkbahar aylarında etkili olan yağışlarla barajın tam doluluk oranına yaklaşması üzerine, Devlet Su İşleri (DSİ) 15. Bölge Müdürlüğü ekipleri taşkın riskine karşı kontrollü su tahliyesi başlattı.

Fırat Nehri üzerinde bulunan ve tarımsal sulama ile enerji üretiminde kritik öneme sahip barajın kapakları, daha önce 2004 ve 2019'da açılmıştı.

Bölgede kafe işletmecisi Halil Yılmaz, baraj kapaklarının açılmasının ardından insanların su tahliyesini görmek için bölgeye geldiğini belirtti.

Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı

Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli daha tutuklandı

22.05.2026 08:00:00
AA
Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı
Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında "rüşvet almak" ve "mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından gözaltına alınan 3 şüphelinin daha emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne götürüldü.

Savcılıkta ifadeleri alınan şüpheliler Cevdet Çalı, Bülent Karakaş ve İlker Uluer tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

Sulh ceza hakimliği şüphelilerin tutuklanmasına karar verdi.

Başsavcılığın açıklaması

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, başsavcılık koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturma yürütüldüğü belirtilmişti.

Açıklamada, soruşturma kapsamında, "rüşvet almak" ve "mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından aralarında eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı ile Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesinin de bulunduğu 5 şüphelinin gözaltına alındığı ifade edilmişti.

Şüphelilerin ikametlerinde ve makam odalarında gerçekleştirilen aramalarda, kullanımlarında bulunan çok sayıda dijital materyale ve suçtan elde edildiği değerlendirilen 90 bin dolar ve 5 bin avroya el konulduğu belirtilmişti.

Açıklamada şüphelilerin isimleri şöyle sıralanmıştı:

"Eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Cevdet Çalı, Beşiktaş Belediyesi Personel Hizmetleri Yöneticisi Bülent Karakaş, Sarbel Organizasyon Büro İşçisi Özlem Demir Karakaş, Eski Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis Üyesi Oylum Işık, Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis Üyesi İlker Uluer."

Soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüpheliler Nazire Oylum Işık ve Özlem Demir Karakaş tutuklanmıştı. 

Dörtyol'da sağanak yağışta yollar göle dönerken, hayvan pazarını sel vurdu

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde etkili olan yağışlı havayla birlikte caddeler göle dönerken hayvan pazarını su bastı. Hayvanlarını can havliyle kurtaran esnaf, bazı hayvanların sel sularında telef olduğunu söyledi

22.05.2026 07:30:00
İHA
Dörtyol'da sağanak yağışta yollar göle dönerken, hayvan pazarını sel vurdu
Dörtyol'da sağanak yağışta yollar göle dönerken, hayvan pazarını sel vurdu
Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay'ın kıyı ilçelerinde, akşam saatlerinde şiddetli yağış etkili oldu. Dörtyol ilçesinde yağışla birlikte caddeler göle döndü ve Kurban Bayramı için kurulan hayvan pazarını su bastı.

Su basan pazardaki hayvanlar, üreticiler tarafından kurtarıldı. Bölgede yağışların yıkıma ve afete yol açtığını ifade eden Utku Kartal, kent genelinde yağışın aralıklarla etkili olduğunu söyledi.



Hayvanların ve yemlerin telef olduğunu belirten bir üretici, "Burası Dörtyol hayvan pazarı. Yağışla birlikte hayvanlarımız ve yemlerimiz telef oldu. Hayvanlarımıza verecek yemimiz bile kalmadı ve mağdur durumdayız" dedi. Derenin taşmasıyla çadırların su içinde kaldığını ifade eden Mehmet Yılmaz ise "Dere taştı, çadırlarımız su içerisinde. Hayvanlarımızı kendi imkanlarımızla kurtardık. Zararımız, ziyanımız sabah belli olacak" dedi.

Türkiye’de artan sel ve taşkınların sebepleri nelerdir?

Son dönemlerde Türkiye, iklimsel salınımların ve fiziksel çevre müdahalelerinin kesişim kümesinde oldukça ağır sel ve taşkın felaketleriyle karşı karşıya kalmaktadır

21.05.2026 18:30:00
Hasan Gündoğdu
Türkiye’de artan sel ve taşkınların sebepleri nelerdir?
Türkiye’de artan sel ve taşkınların sebepleri nelerdir?
Yakın geçmişte tecrübe edilen aşırı kuraklık evrelerinin hemen ardından gelen ve geniş coğrafi alanları etkisi altına alan şiddetli taşkınlar, bu olayların yalnızca sıradan birer meteorolojik şanssızlık olmadığını göstermektedir.

Ülkemizde yaşanan ani sel baskınlarının ve nehir taşkınlarının arkasında, küresel dinamiklerden yerel mühendislik hatalarına kadar uzanan çok katmanlı sebepler yer almaktadır.






1. Atmosferik dengesizlik ve iklim krizinin yağış rejimine etkisi

Sel felaketlerinin birincil tetikleyicisi, küresel iklim değişikliğinin Akdeniz Havzası'ndaki yağış desenlerini radikal bir biçimde bozmuş olmasıdır.

Atmosferdeki sera gazı birikimi küresel sıcaklıkları artırırken, bu durum buharlaşma oranlarını yükseltmekte ve havada çok daha fazla nem birikmesine yol açmaktadır.

• Blok yağışlar (bulut patlamaları): Eskiden birkaç aya yayılan yağış miktarı, günümüzde "konvektif (yükselim) yağışlar" şeklinde birkaç saat içinde ve çok dar bir alana düşmektedir. Toprak, bu kadar kısa sürede bu denli yüksek hacimli suyu ememediği için yağış doğrudan yüzey akışına geçmektedir.

• Ani sıcaklık dalgalanmaları ve kar erimesi: Özellikle kış ve ilkbahar geçişlerinde, yüksek kesimlerdeki yoğun kar örtüsü ani sıcaklık artışları ya da ılık yağmurların etkisiyle hızla erimektedir. Bu durum, nehir debilerini bir anda normalin katlarca üzerine çıkararak havzalarda taşmalara yol açmaktadır.






2. Antropojenik müdahaleler ve arazi kullanım hataları

Doğal drenaj sistemlerinin insan eliyle (antropojenik) bozulması, teknik olarak yönetilebilir durumdaki büyük yağışların bile yıkıcı birer afete dönüşmesinin temel nedenidir.

• Dere yataklarının işgali ve yapılaşma: Türkiye'deki en büyük kronik sorunlardan biri, akarsu ve dere yataklarının imara açılması, bu alanlara konut, sanayi tesisi veya yol inşa edilmesidir. Suyun doğal yayılım ve tahliye yolları daraltıldığında, nehirler kendi yataklarından taşarak en yakın yerleşim birimlerini hızla su altında bırakmaktadır.

• Ormansızlaşma ve bitki örtüsünün kaybı: Yamaçlardaki ağaçların kesilmesi ve orman alanlarının tahribi, toprağın üst tabakasının sünger görevi görmesini engeller. Ağaç kökleri suyu tutamadığında ve gövdeler suyun hızını kesemediğinde, yamaçlardan aşağı akan su sadece sel değil, beraberinde çamur ve kaya kütlelerini de taşıyan heyelanlı taşkınlar üretir.

• Havza üzerindeki fiziki yapılar (HES ve köprüler): Özellikle Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde, vadiler boyunca inşa edilen köprülerin, menfezlerin veya Hidroelektrik Santrali (HES) yapılarının hidrolik kapasite hesapları bazen yetersiz kalmaktadır. Yukarı havzalardan sürüklenen ağaç, kütük ve rüsubat (tortu) bu dar geçişleri tıkamakta, yapay barajlar oluşturarak ani ve patlamalı taşkın dalgalarına zemin hazırlamaktadır.






3. Şehirleşme modeli, betonlaşma ve altyapı yetersizliği

Kent merkezlerinde yaşanan ve "şehir seli" (urban flash flood) olarak adlandırılan fenomen, tamamen modern şehircilik politikalarının bir yan ürünüdür.

• Geçirimsiz yüzeylerin artışı: Şehirlerin beton, asfalt ve parke taşlarıyla kaplanması, toprağın gökyüzüyle olan bağını koparmaktadır. Yağan yağmurun toprakla buluşup yeraltına sızabileceği "yeşil altyapı" alanları azaldıkça, düşen her damla su yüzeyde birikerek caddeleri yapay nehirlere dönüştürmektedir.

• Drenaj ve şebeke entegrasyonu sorunları: Pek çok metropol ve ilçede yağmur suyu toplama hatları ile kanalizasyon sistemleri ya birleşiktir ya da mevcut şehir nüfusu ile yağış şiddetine oranla çok geride kalmıştır. Mazgalların ve tahliye kanallarının yetersizliği, suyun tahliyesini imkansız kılmaktadır.






Türkiye'deki sel ve taşkın olaylarının kronikleşmesi, meteorolojik anomalilerin, su yönetimindeki çok parçalı koordinasyon eksikliğinin ve doğanın taşıma kapasitesini göz ardı eden yerleşim tercihlerinin bir sonucudur.

Selleri engellemek, iklim kriziyle makro düzeyde mücadele etmenin yanı sıra, mikrodan başlayarak dere yataklarını özgür bırakmayı, şehirlerde yeşil geçirgen yüzeyleri artırmayı ve havza bazlı entegre bir su yönetim planını tavizsiz uygulamayı zorunlu kılmaktadır.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.