HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 AĞUSTOS 2022, SALI

Hakkı haykırmak ilkeli olanların işidir

26.07.2012 00:00:00
İslam dini ve akli kavramlara göre haktan, haklıdan yana olmak, hakkı, haklıyı görmek kadar hakkı söylemek de önemsenmiştir. Elbette hakkı söylemek hakka yabancı olan insanlar için acı olacaktır. Halk arasında "hak daima acıdır" tabiri aslında hakkın bazı kişilere acı olduğunu vurgulamak içindir. Zira hak kendi haddi zatında asla acı olmaz. Birisi tarafından çok sevilen lezzetli bir yemeği hasta olduğu zaman o kişinin yanına getirdiklerinde o yemekten yemek istemez, az biraz bile yemiş olsa ona lezzet vermez. Bu durum kişinin hastalığından kaynaklanmaktadır. Bu örnekte görüldüğü gibi maddi hastalıktan dolayı kişi sevdiği lezzetli yemeği aç olmasına rağmen sevmediği gibi, ruh mizacı bozuk olup kalp aynasını şeytani mikroplarla bulaştırıp tozlandıranlar da hakkı acı kabul edecek, haktan hoşlanmayacak hatta hakka karşı mücadele içerisinde bile olacaklardır.
Ancak ne olursa olsun yeri ve zamanı geldiğinde insanın hakkı söylemesi ve hatta bazı zamanlar hakkı haykırması bir iman tezahürüdür. Çünkü haksızlığın, batılın, yanlışın karşısında susan dilsiz şeytandır sözü çok meşhur bir sözdür ve ilkeli olan hiçbir Müslüman ise asla bu söze muhatap olmak istemez.
Bu gün ülkemiz insanının ahlaklı, takvalı, insaflı, mert, dürüst, cömert, ilkeli, bilgi donanımlı, iş bilir, kendi işi ile uğraş veren, zamanı çok iyi okuyabilen zeki ilim adamlarına, öğretmenlerine, kanaat önderlerine, siyasetçilere çok ihtiyacı vardır. Her şart ve koşulda, her zaman ve zeminde hakkı ve haklıyı destekleyecek ve savunacak, halkın, toplumun menfaatini kendi çıkarlarından öncelikli sayacak, ilme, bilgiye, emeğe saygılı, kadir kıymet bilir, ama asla ilahi ve insani ilkelerden taviz vermez, hatası söylenince söyleyenleri dinler, eleştirenleri iki dakikada zındık, fasık, münafık kâfir ilan etmez, hatasını gördüğünde vazgeçer, toplumun maddi ve manevi alanlarda ilerlemesi için plan proje üretir, takım tutar gibi adam tutmaz, birlik ve dirliği korumaya çalışır, bilgi ve tecrübe yüklü ehil insanlara çok ihtiyacımız vardır.
Bir toplumda yaşayan insanların çoğunluğu bu erdemli ilkelere sahip olduğu zaman böyle bir toplumda güven, huzur, saadet, sulh ve sefadan başka bir şey olmaz. Ancak birileri yaşadıkları toplumu daha iyi sömürmek, daha güzel kullanmak için toplumun yozlaşması ve dolayısıyla duyarsız hale gelmesi için tüm imkânları bu iğrenç plan için seferber ediyorsa toplumun tamamının bilhusus bilge insanlarının bu duruma dikkat etmeleri gerekir. Dikkat edilmediği takdirde bir zaman sonra toplum çoğunluk olarak duyarsızlaşır. Böyle bir toplumda ahlak, iman, erdem, onur, ilke, hayâ, iffet, mertlik, kardeşlik ölçütlerine aykırı şeyler yapıldığı zaman artık hakkı söyleyen de olmaz. Birileri imanları gereği hakkı söyleseler bile toplum tarafından kınanır ve dışlanırlar. Müslüman bir toplumda durumun bu hale gelmesi o toplumun ölümü demektir. Hz. Peygamber efendimiz doğruların, hakkın konuşulmadığı yalana, yanlışa, batıla karşı çıkılmadığı bir yerde yaşayanlar hakkında "toprağın altı onlar için toprağın üstünden daha hayırlıdır" diye buyurmuşlardır.
Elbette şunu unutmamak gerekir ki doğruların konuşulmasında rahatsız olanlar, hakkın söylenmesinden hoşlanmayanlar kimyaları ve ruhları bozulmuş insanlardır. Hakka inanmayanların, haktan ve haklıdan yana olmayanların tek kutsalı nefis, güç, makam, mevki, kuvvet ve en doruklara ulaşmaktır. İşte böyleleri işlerine gelmediğinde düşünce ve ifade hürriyetini farklı yorumlarlar ve hatta yer yer düşünce ve ifade hürriyetini tanımazlar bile, hakkı, hukuku, kanunu hiçe sayarlar, bir takım mercileri ve odakları baskı altına alırlar, kendileri gibi düşünmeyenlere, kendi saflarında olmayanlara aba altından sopa gösterirler ve insanları zindanlara tıkayarak inim inim inletirler.
Ancak bütün bu olumsuzluklar, özde ve gerçek müminleri asla yıldıramaz, korkutamaz ve sindiremez. İster ilim adamı olsun, ister siyasetçi, ister avam; özde bir mümin asla zulme, zalimlere, haksızlığa, yanlışa meyletmez, onlara karşı sevgi beslemezler. Zira onlar, Allah'ın azabının, insanların azabından daha şiddetli olduğunu çok iyi bilir, aleyhlerine gibi gözükse de hakkın ve hukukun gereğini yaparlar.
İnsan yanlışı gördüğü ve bildiği halde iman zayıflığı veya başka bir sebepten dolayı ona karşı koyamıyorsa, en azından yanlışı, haksızlığı, zulmü yapanlara buğzeder, onları terk eder, onların safında yer almaz, onları desteksiz bırakır.
Elbette bu imanın en zayıf derecesidir. 
 
Mehdi Aksu / diğer yazıları
- Eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır? / 03.12.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012
- Hz. Hüseyin’in faziletlerinden / 16.11.2012
- “Biz” olmanın gerekleri / 14.11.2012
- Biz!-II / 13.11.2012
- Biz!-I / 12.11.2012
- Ehl-i Beyt’in yüce makamı / 06.11.2012
- Marifet-i Ehl-i Beyt / 05.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-II / 02.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-I / 01.11.2012
- Marifet-i İmam / 31.10.2012
- Tanıma (marifet) / 30.10.2012
- Mürekkebi döken değil, içendir ehil / 29.10.2012
- Anlayış meselesi / 23.10.2012
- Velayet hadislerinden... / 20.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 18.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-II / 16.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-I / 15.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-VI / 13.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-V / 12.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-IV / 11.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-III / 09.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-II / 08.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-I / 06.10.2012
- Rivayetlerde On İki İmamın isimleri / 05.10.2012
- Kaynaklara göre On İki İmam hadisleri / 04.10.2012
- İmamete dair / 03.10.2012
- Zillet bizden uzaktır / 30.09.2012
- Kutsallara saldıran canilere sessiz kalma / 28.09.2012
- Zalim ne anlar masumiyetten / 27.09.2012
- İnkarı mümkün olmayan Gadir-i Hum / 26.09.2012
- Nur ve nar'ın furkanı / 25.09.2012
- Mevla kelimesinin anlamı / 24.09.2012
- İki kanıt / 23.09.2012
- Gelin canlar bir olalım / 20.09.2012
- Ehl-i Beyt sevgisinin faydası nedir? / 19.09.2012
- Allah için sevmenin önemi / 18.09.2012
- Sevgi ve nefret ilkelere göre olmalı / 17.09.2012
- Ehl-i Beyt'i tanıma ve tevhid / 15.09.2012
- Hz. Musa görüntüsünde firavunluk yapanlar / 14.09.2012
- Akıl mı, aşk mı? / 12.09.2012
- Dikkat! Zamanlardan fitne zamanı / 10.09.2012
- Ehl-i Beyt / 09.09.2012
- İcmal gençliği / 06.09.2012
- Barış Günü ve Suriye olayları / 05.09.2012
- Neden cahil kaldık? / 04.09.2012
- Ruhun gıdası ilahi reçetelerde aranmalıdır / 03.09.2012
- İnsan eğitiminde namazın rolü / 02.09.2012
- Maun Suresi ve müslümanların durumu / 01.09.2012
- Kişiler ve olayları analiz terazisi / 31.08.2012
- Akıl cevheri / 30.08.2012
- En şüca insan kimdir? / 29.08.2012
- Büyük cihadın ve küçük cihadın farklılıkları / 28.08.2012
- Neden cahil kaldık? / 27.08.2012
- Kimdir Müslüman? / 22.08.2012
- Midesi için yaşayanlar / 18.08.2012
- Seyr-i Sülukun alemdeki etkinliği / 17.08.2012
- Melekler kimlere nazil olur? / 16.08.2012
- İlim-iman farkı ve insanın tekamülü / 14.08.2012
- Nefis tezkiyesinin yapılmamasının zararları / 13.08.2012
- Emek ve hizmete kadirşinas olmak / 09.08.2012
- Dört kanun / 08.08.2012
- Hidayete vesile olmanın fazileti / 07.08.2012
- Öğretmenler ve öğretenlerin değeri / 06.08.2012
- İlme önem verebildik mi? / 05.08.2012
- Ortak akıl, saadet ve güzellik getirir / 04.08.2012
- Ortak akıl ve istişare / 03.08.2012
- Suriye olayları ve Arakan'da yaşanan vahşet / 30.07.2012
- Ekseni kayan birlik ve Suriye meselesi / 29.07.2012
- Suriye olaylarının analizi ve Müslümanların durumu / 28.07.2012
- Hayır konuşmayan, hayır bulamaz / 27.07.2012
- Hakkı haykırmak ilkeli olanların işidir / 26.07.2012
- Dalkavukluk alçaklıktır / 24.07.2012
- Ehl-i Beyt nimetine nankör olmanın ağır bedelleri / 23.07.2012
- İlim ve özgür ortam / 21.07.2012
- Çanakkale ruhu / 18.07.2012
- Gençlik ve önemi / 17.07.2012
- Gençlerin eğitiminin önemi / 16.07.2012
- Gençlik çağı kazanım dönemidir / 14.07.2012
- Vurdumduymazlık faciası / 13.07.2012
- Burjuvazi ile yozlaşan Müslümanlar / 12.07.2012
- Gösteriş budalası olmanın şekilleri / 10.07.2012
- Adam-adamcık / 09.07.2012
- Nehcü'l-Belağa'ya göre insan sınıfları / 07.07.2012
- Akıp giden ömürler / 06.07.2012
- Müslüman, kendisine kimleri model edinmelidir? / 05.07.2012
- Yanlışa tavır / 04.07.2012
- Şeytanlaşmış insanlar / 03.07.2012
- Allah'ın sevdiğini herkes sever mi? / 01.07.2012
- Allah'ı mı, halkı mı razı etmek? Hangisi kolay? / 30.06.2012
- Değerlerimizden ödün vermemeliyiz / 28.06.2012
- Medya ve Ehl-i Beyt programları / 28.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları ve bardağa dolu tarafından bakmak / 26.06.2012
- Değerlerinden ödün veren toplum gerilemeye mahkumdur / 25.06.2012
- Sığ düşünceler / 23.06.2012
- Vahdeti ilke edinenler / 22.06.2012
- Vahdetsizlik toplumların ecelini getirir / 20.06.2012
- Vahdeti ihlal edenin tevhidi bozulur / 19.06.2012
- Vahdet olgusuna göre yaşamanın önemi / 18.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları birliğimize hizmet ediyor / 17.06.2012
- Hedefsizlik faciası / 14.06.2012
- Terör fitneden kaynaklanır / 12.06.2012
- Fitne: Değerleri öldüren zehirin adı / 11.06.2012
- Fitne / 09.06.2012
- Din tüccarlarına karşı vazifelerimiz / 08.06.2012
- Din tüccarları / 07.06.2012
- Hz. Peygamberin, ümmeti adına korkuları / 06.06.2012
- Nur ile zulmetin savaşı / 05.06.2012
- Allah adına aldatan din tüccarları / 04.06.2012
- İnsan sretindeki şeytanlar / 03.06.2012
- İblis'in avlanma yöntemleri / 02.06.2012
- Hakka karşı batılın mücadele tarzı / 01.06.2012
- Bitmeyen Hak ve batıl mücadelesi / 31.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-2 / 30.05.2012
- Tarih Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-1 / 29.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-6 / 28.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-5 / 25.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-4 / 24.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-3 / 22.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-2 / 21.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-1 Halka hizmet Hakka hizmet midir? / 19.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-III / 18.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-II / 15.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-1 / 14.05.2012
- Köleler ve özgürler-2 / 13.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun önemi / 12.05.2012
- Köleler ve Özgürler - 1 / 09.05.2012
- Hedef gösterme, hedef gösterilme-2 / 08.05.2012
- Hedef gösterme ve gösterilme-I / 07.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 2 / 05.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 1 / 03.05.2012
- Kuran ve Ehli Beyt beraberliği / 01.05.2012
- Vah haset edene, ah haset edilene! / 29.04.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

26.07.2011, 26.07.2010, 26.07.2009, 26.07.2008, 26.07.2007, 26.07.2006, 26.07.2005, 26.07.2004, 26.07.2003, 26.07.2002, 26.07.2001, 26.07.2000, 26.07.1999, 26.07.1998, 26.07.1997, 26.07.1996, 26.07.1995, 26.07.1994, 26.07.1993


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.