logo
22 EKİM 2026

Halil İbrahim Sofrası

01.02.2002 00:00:00
 
Domates salatasıMalzemeler:* 3 Büyükçe domates* 1 Küçük soğan * 5 adet yeşil biber * 4-5 Dal taze nane * Yarım kahve fincanı limon suyu * Yarım kahve fincanı zeytinyağ * 1 tatlı kaşığı tuz Hazırlanması: Domatesleri, kaynamakta olan suda 1 dakika tutup çıkartın; bu işlem onların kabuklarının kolayca soyulmasını sağlayacaktır. Kabuklarını soyduktan sonra, iri fındık boyunda doğrayın.Sonra bir küçük baş soğanı piyaz şeklinde doğradıktan sonra üstlerine bir çorba kaşığı tuz atarak, beş dakika kadar tuzla bırakın. Tuzlu soğanları ovalayarak öldürdükten sonra yıkayın, sıkın ve kasedeki domateslere katın.Daha sonra tabaktaki bu soğanlı domateslere; kıyılırcasına irice doğranmış nane, biber, tuzu ilave ederek, biraz mıncıklamak suretiyle domateslerin hafifçe suyunu salmasını sağlayın. Salataya zeytinyağı ile limon suyunu ilave ettikten sonra bir kez daha karıştırıp servis yapın.Afiyet olsun

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

22.10.2026 20:44:00
Haber Merkezi
 
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa'nın üç büyük ülkesi Almanya, Fransa ve İngiltere'yi (E3), Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 grubuyla ilk kez aynı formatta buluşturacak toplantılara ev sahipliği yapacak.

Toplantılarda Ortadoğu'daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği, Yemen'deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkileri masaya yatırılacak. Tarafların, önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek iş birliği ve koordinasyon olanaklarını değerlendirmesi bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın aktardığı bilgilere göre, Fidan, bölgesel güvenliğin sağlanmasında bölge ülkelerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiği mesajını verecek. Fidan'ın ayrıca mevcut anlaşmazlıkların birbirini derinleştirmesinin, çatışmaların yeni bölgelere yayılmasının ve bölgesel gerilimlerin daha geniş çaplı istikrarsızlığa dönüşmesinin önlenmesi gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

İsrail'in politikaları ve Suudi Arabistan'ın güvenliği
Toplantının gündeminde Filistin meselesi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri de bulunuyor. Uluslararası toplumun, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve yerleşimci şiddetine karşı baskıyı artırması gerektiği mesajının öne çıkması bekleniyor.

Yemen'deki Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan'ın güvenliğine verilen destek de görüşülecek konular arasında. Fidan'ın Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınması gerektiğini vurgulaması öngörülüyor.

Görüşmelerde ayrıca Karadeniz'deki güvenlik durumu ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de ele alınacak. Son haftalarda Karadeniz'de ticari gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırıların yoğunlaşması, deniz taşımacılığı açısından güvenlik kaygılarını artırmış bulunuyor. Özellikle insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen saldırılarda Türk gemilerinin de hedef hâline geldiği gözlemleniyor.

E3 ve R4 formatları nedir?
E3 formatı, İran'ın nükleer programına ilişkin diplomatik koordinasyonu ilerletmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce Almanya, Fransa ve İngiltere tarafından oluşturuldu.

R4 ise Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'ı bir araya getiriyor. Bu ülkeler, bölgesel güvenlik ve iş birliğini geliştirmeye yönelik girişimler kapsamında ortak hareket ediyor.

Öte yandan Ankara, kısa süre önce İslamabad ve Riyad ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yeni bir güvenlik ittifakı oluşturmuş bulunuyor.

9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te

Dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu, yeni başkanını seçmek için sandık başına gidiyor. İttifakların ve güçlü grupların karşı karşıya geleceği bu tarihi yarışta, 9 farklı aday ve geniş tabanlı koalisyonlar baronun gelecekteki rotasını belirleyecek

22.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te
9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te
Yaklaşık 70 bin avukatın kayıtlı olduğu İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu ve başkanlık seçimleri, 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek. İki yıllık görev süresinin ardından mevcut yönetim ve muhalif gruplar arasında geçecek olan seçimlerde başkanlık koltuğu için 9 aday resmi olarak yarışacak.


Kritik ittifaklar ve grupların adayları


Seçim atmosferini hareketlendiren en önemli unsur, geçmiş yıllarda ayrı ayrı yarışan bazı güçlü grupların bu yıl geniş tabanlı ittifaklar kurması oldu. Baronun yönetimini belirleyecek öne çıkan adaylar ve onları destekleyen gruplar şu şekilde sıralanıyor:

İbrahim Özden Kaboğlu (Değişim İçin Avukatlar Grubu): İstanbul Barosu'nun mevcut başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, "Değişim İçin Avukatlar Grubu"nun adayı olarak ikinci dönem için yeniden yetki istiyor.

Ümit Kocasakal (Cumhuriyetçi Güç Birliği): Eski baro başkanlarından Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, bu seçimin en büyük koalisyonlarından birinin çatı adayı oldu. Kocasakal'ı; Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu (Ali Gürbüz kanadı), Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG) ortaklaşa destekliyor.

Hasan Kılıç (Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu & Yükseliş Hareketi): Seçim maratonunun bir diğer güçlü ittifakı ise Av. Hasan Kılıç'ın adaylığında kuruldu. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu'nun Filiz Saraç kanadı ile Önce İlke ÇAG Yükseliş Hareketi güçlerini birleştirerek sandığa tek adayla gitme kararı aldı.

Korkut Kanadoğlu (Avukat Hakları Grubu): Avukat Hakları Grubu (AHG), bağımsız duruşunu koruyarak Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu'nu başkan adayı olarak çıkardı.


Yarışacak diğer adaylar ve gruplar


Büyük ittifakların yanı sıra, baro genel kurulunda kendi listeleriyle yer alacak başkan adayları ve temsil ettikleri yapılar da var.

Arife Gökkaya Dinç'i Bağımsız Avukatlar Grubu, Atakan Adem Selanik'i Cumhuriyet Avukatları Grubu, Salih Uçar'ı Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, Metin Üraçin'i İstanbul Avukatlar Birliği Grubu destekliyor. Gülbeyaz Karadeniz de bir diğer başkan adayı.

Seçim öncesinde aday grupların temsilcileri bir araya gelerek genel kurul protokolünü netleştirdi. Yapılan kura çekimi sonrasında, başkan adaylarına kürsüde 20'şer dakika, grubu adına konuşma yapacak olan temsilcilere ise 7'şer dakika konuşma süresi tanınması kararlaştırıldı.

Yaklaşık 70 bin avukatın Haliç Kongre Merkezi'ne ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla İstanbul Barosu yönetimi, şehrin belirli merkezlerinden iki gün boyunca ücretsiz otobüs ve tekne servisleri düzenleneceğini duyurdu. Sandıkların kurulacağı pazar günü geç saatlerde oy sayımının tamamlanmasıyla birlikte İstanbul Barosu'nun yeni başkanı resmen ilan edilecek.

YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi

YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi. Parti kurmayları, 72 ilde il başkanlarının üyelerin oylarıyla belirleneceğini belirtirken genel başkanlık ön seçiminin de kurultaydan bir gün önce yapılmasının planlandığını bildirdi

22.10.2026 13:50:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi
YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi
YENİ Parti'nin 14-15 Kasım'da Ankara Arena'da düzenlenecek Birinci Olağan Kurultayı için hazırlıklar sürüyor. Kurultay Hazırlık Komisyonu, organizasyonun salon, slogan, tema, lojistik ve teknik ayrıntılarını ele almak üzere dördüncü toplantısını gerçekleştirdi.

69 İLDE ÖN SEÇİM YAPILDI
Partinin kongre takvimi kapsamında 17-18 Ekim'de 69 ilde ön seçim düzenlendi. Üyelerin il başkanlarını belirlemek için sandık başına gittiği seçimlerde katılımın yüzde 65 civarında olduğu belirtildi.

Parti kurmayları, ön seçimlerin düzenli ve disiplinli biçimde gerçekleştirildiğini belirterek, "Adeta bir genel seçim havasında ve ciddiyetinde seçimler yaptık. Üçer kişilik sandık kurulları, her adayın temsilcisi, gözlemcisi yer aldı. Bizim için iyi bir deneyim oldu. Üyelerin ilgisi oldukça yüksekti. Yarışlı olan seçimlere katılım çok daha yüksekti. Bazı illerde yüzde 80'leri buldu" ifadelerini kullandı.

Seçimlerde 13 ilin il başkanı değişirken Ankara, İstanbul ve İzmir'de kurucu il başkanları görevlerini sürdürdü.

İl ve ilçe başkanlarının üyelerin oylarıyla belirlenmesinin yöneticilerin temsil gücünü artırdığını savunan kurmaylar, "Partinin ilçe başkanları binlerce, il başkanları on binlerce üyenin testinden geçmiş oldu, oyunu aldı. Bu il-ilçe başkanlarımızı güçlendirdi. Temsil anlamında da güçlendi. Kimsenin konsolide edemeyeceği bir kalabalık var oy veren; üyeler karar veriyor. Etki altında kalınmadan yapılan bir seçim ve sonucu var karşımızda. Bu da seçilen başkanları daha özgür kılıyor, siyasi gücünü, temsil yeteneğini artırmış oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

72 İLDE BAŞKANLAR ÜYELERİN OYUYLA BELİRLENECEK
Edinilen bilgiye göre, üye sayısı 600'ün altında olan Hakkari, Bayburt ve Muş'ta il başkanları, Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca bu hafta sonu yapılacak resmi kongrelerde üyelerin oylarıyla belirlenecek.

Bu hafta 72 ilde resmi kongrelerin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Kurmaylar, kalan dokuz il için ise özel bir takvim oluşturulacağını belirtti.

Söz konusu illerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunduğunu aktaran kurmaylar, "Parti kurulurken oraya bir hassasiyet göstermiş ve üzerlerinde titiz bir çalışma gerçekleştirerek kurucu il başkanlarını atamayı uzun bir sürece yaymıştık. Oradaki atamalarımız kongre takvimine yetişmediği o dokuz il için özel bir takvim oluşturacağız" dedi.

"PARTİYİ İKTİDARA TAŞIYACAK ÖRGÜTÜ OLUŞTURUYORUZ"
İl ve ilçe yönetimlerinin oluşturulmasında kapsayıcılığa önem verileceğini belirten parti kurmayları, yönetimlerde gençlere, kadınlara ve farklı meslek gruplarına yer verilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Kurmaylar, "Yönetimler kapsayıcı olacak. Yeter sayıda genç ve kadın olacak. O ilin özelliklerine ilişkin meslek gruplarının yönetimde yer almasını önemsiyoruz. Biz partiyi iktidara taşıyacak örgütü oluşturuyoruz şu anda. Partiyi bütün kılacak, vakit ayıracak, liyakatli isimleri bir araya getireceğiz. İlin yükünü il başkanı iki arkadaşıyla kaldırmayacak" diye konuştu.

GENEL BAŞKAN DA ÜYELERİN OYUYLA SEÇİLECEK
YENİ Parti'nin yeni örgütlenme modeli kapsamında genel başkanın da üyeler tarafından belirlenmesi planlanıyor. Edinilen bilgiye göre genel başkanlık ön seçimi, Birinci Olağan Kurultay'dan bir gün önce yapılacak ve tek günlük bir seçim olarak düzenlenecek.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, parti değiştirmelere tepki göstererek iktidara erken seçim çağrısı yaptı

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, parti değiştirmelere tepki göstererek iktidara erken seçim çağrısı yaptı. Olgun, transfer sürecinin yeni iktidarın meşruiyet sorunu yaşamasına sebep olabileceğini söyledi

22.10.2026 13:40:00
Haber Merkezi
 
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, parti değiştirmelere tepki göstererek iktidara erken seçim çağrısı yaptı
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, parti değiştirmelere tepki göstererek iktidara erken seçim çağrısı yaptı
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, son günlerde yaşanan milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyelerinin parti değiştirmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Olgun, gelinen noktada demokrasi ve hukuk yapısının çok değiştiğini söyledi.

'SEÇİLEN MAKAMLARIN MEŞRUİYETİ KALMADI'
Vatandaşların, 2023 milletvekili genel seçimlerinde, 2024 yerel seçiminde kullandığı oyların tamamen değiştiğini belirten Olgun, "Hiçbir meşruiyeti kalmamıştır. Bu sebeple seçilen makamların meşruiyetinin kalmaması demek millete gitmeyi gerektirir. Yani vatandaşın kullandığı oyla şu anki temsil oranında dağlar kadar fark var" dedi.

SEÇİM ÇAĞRISI
"Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir döneminde böyle bir parti değiştirme, milletvekilleri arasında, belediye başkanları arasında bu kadar parti değiştirme yaşamadı" diyen Olgun, en uygun çıkış yolunun seçime gitmek olduğunu belirtti.

Seçmenlerin transferlerin sonucu olarak sandığa gitmeyebileceğine dikkat çeken Olgun, "Seçim yapılsa bile seçilecek mercilerin, organların meşruiyet sorunu olacaktır. İktidara buradan sesleniyorum, bu ülkeye bu kadar zarar vermeye hakkınız yok, derhal seçime gidin. Halkımız yeniden tercihini kullansın ve halk millet ne diyorsa ülkede o şekilde yönetilsin" dedi.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı. Televizyonların, haber sitelerinin ve YouTube kanallarının kapatıldığını savunan İmamoğlu, yurttaşlara gazete satın alma ve bağımsız gazetecilere abone olma çağrısında bulundu

22.10.2026 13:23:00
Haber Merkezi
 
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından açıklama yapan İmamoğlu, halkın haber alma hakkının engellendiğini savunarak yurttaşlara gazete satın alma, bağımsız gazetecileri takip etme ve abone olma çağrısı yaptı.

İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından paylaşılan açıklamasında, medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara tepki gösterdi. Televizyonların, sosyal medya hesaplarının, haber sitelerinin ve YouTube kanallarının kapatıldığını öne süren İmamoğlu, yaşananların halkın haber alma hakkını hedef aldığını ifade etti.

İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Sana savaş açtılar ey halkım! Vurguncular son kozları medya vurgunu ile halkın haber alma hakkını gasp ediyor. Televizyonlar, sosyal medya hesapları, haber siteleri, YouTube kanalları kapatılıyor!"

GAZETE SATIN ALIN, BAĞIMSIZ GAZETECİLERİ TAKİP EDİN
Çağrıda bulunan İmamoğlu, gazete satın alarak medya kuruluşlarına destek verilmesini istedi. Okuma, okutma ve haberleri daha geniş kesimlere ulaştırma çağrısı yapan İmamoğlu, bağımsız gazetecilerin takip edilmesi ve dijital yayınlara abone olunması gerektiğini belirtti.

İmamoğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

"Halk düşmanlarına karşı ayağa kalkın, gazete satın alarak yanıt verin. Okuyun, okutun, anlatın... Konuşun, konuşturun…"

Destek verilmesini istediği yayınlar arasında BirGün, Sözcü, Cumhuriyet, Karar, Tavır, Milli Gazete, Korkusuz, Evrensel, Yeniçağ, Oksijen ve Nefes gazetelerini sıralayan İmamoğlu, bağımsız gazeteci ve habercilerin de takip edilmesi ve yayınlarına abone olunması çağrısında bulundu.

İmamoğlu, açıklamasını "Hep beraber bu kara düzeni bitireceğiz!" sözleriyle tamamladı.

MSB: "Üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleri Libya mutabakatının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"

Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına ilişkin, "Söz konusu karar, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde imzalanan Mutabakat Muhtırası'nın geçerliliğini teyit etmekte ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini güçlendirmektedir" açıklamasında bulundu

22.10.2026 12:34:00
İHA
 
MSB: "Üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleri Libya mutabakatının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"
MSB: "Üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleri Libya mutabakatının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"
Milli Savunma Bakanlığı tarafından haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının gündemdeki konulara ilişkin soruları cevaplandırıldı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatı, Avrupa Birliği (AB) ve Yunanistan temsilcilerinin açıklamaları, Mekke Savunma İttifakı, Bedir Mutabakat Zaptı, Katar'dan Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedariki, Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık ve 2027 yılı savunma bütçesine ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

"Ülkemizin uluslararası alandaki etkinliğinin somut göstergesi"

Türkiye'nin bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlamayı sürdürdüğü belirtilen Bakanlık, "Jeostratejik ve jeopolitik önemi her geçen gün artan ülkemiz, sahip olduğu imkân ve kabiliyetler ile yürüttüğü diplomatik girişimler doğrultusunda bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamayı sürdürmektedir" ifadelerini kullandı.
Libya ile imzalanan mutabakatın onaylanması ve savunma alanındaki uluslararası iş birliklerine dikkat çekilen açıklamada, "Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Mekke Savunma İttifakı ve Bedir Mutabakat Zaptı ile birlikte ülkemizin uluslararası alandaki etkinliğinin ve stratejik iş birliğinin somut göstergesidir" denildi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin dost ve müttefik ülkelerin savunma kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerine de değinilen açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz şanlı tarihimizden aldığı güç ve ilhamla dost ve müttefik ülkelerin savunma ve güvenlik kapasitelerinin geliştirilmesine destek vermekte; ülkemizin bölgesel ve küresel barış ile istikrarın tesisine yönelik yapıcı ve kararlı çabalarına katkı sunmaktadır" ifadelerine yer verildi.

"Bedir Mutabakat Zaptı ile ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesi hedefleniyor"

Bakanlık, 21 Ekim'de Katar'ın başkenti Doha'da Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan Bedir Mutabakat Zaptı'na ilişkin de açıklamada bulundu. Dört ülke arasındaki savunma sanayisi iş birliğinin önemine işaret edilen açıklamada, "21 Ekim'de Doha'da Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan Mutabakat Zaptı, ülkelerimiz arasındaki güçlü dostluğun ve birlikte çalışma iradesinin somut bir göstergesidir" denildi.

Mutabakat kapsamında hayata geçirilmesi hedeflenen projelere ilişkin ise şu ifadelere yer verildi:

"Bu mutabakatla savunma sanayisi alanında ortak projelerin hayata geçirilmesi, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin artırılması, altyapı ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesi ile ülkelerimiz arasında uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejik ortaklıkların tesis edilmesi hedeflenmektedir."
Açıklamada ayrıca söz konusu mutabakatın bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

"Libya Temsilciler Meclisinin kararını memnuniyetle karşılıyoruz"

Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakanlık, karardan duyulan memnuniyeti dile getirdi. Bakanlığın açıklamasında, "Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan ve yürürlükte bulunan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından da 20 Ekim 2026 tarihinde onaylanmasını memnuniyetle karşılıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Kararın iki ülke arasındaki stratejik iş birliğine katkı sağlayacağı belirtilen açıklamada, "Söz konusu karar, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde imzalanan Mutabakat Muhtırası'nın geçerliliğini teyit etmekte ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini güçlendirmektedir" denildi.

Açıklamada Türkiye'nin bölgesel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği kaydedildi.

"Üçüncü tarafların değerlendirmeleri mutabakatın hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"

Bakanlık, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatına yönelik AB ve Yunanistan temsilcilerinin açıklamalarına da cevap verdi. Mutabakatın uluslararası hukuk temelinde imzalandığı vurgulanan açıklamada, "Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin meşru hak ve menfaatleri gözetilerek imzalanmıştır" denildi.

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasının kıyı devletlerinin egemen hakları kapsamında olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, ilgili kıyı devletlerinin egemen hakları kapsamında olup, üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleriyle söz konusu Mutabakat Muhtırası'nın hukuki geçerliliği ortadan kaldırılamaz" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini korumaya devam edeceği vurgulanan açıklamada, "Ülkemiz, Doğu Akdeniz'deki meşru hak ve menfaatlerimizi uluslararası hukuk çerçevesinde korumaya, bölgesel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz" denildi.

"Katar'dan Eurofighter tedarikine yönelik çalışmalar devam ediyor"

Bakanlık, Hava Kuvvetleri Komutanlığının harekât ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Katar'dan Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarikine yönelik yürütülen çalışmalarda gelinen son aşamaya ilişkin de bilgi verdi. Açıklamada, "Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekât ihtiyaçlarının karşılanması maksadıyla Katar'dan Eurofighter Typhoon uçağı tedarikine yönelik çalışmalar devam etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Tedarik süreci kapsamında Katar ile gerçekleştirilen görüşmelerin ayrıntılarına değinilen açıklamada, "Bu kapsamda ağustos ve eylül aylarında gerçekleştirilen heyetler arası toplantılarda tedarik edilecek uçak ve mühimmatın kapsamı, pilot ve bakım personelinin eğitimleri ile uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek hususları ele alınmıştır" denildi.

Sürecin sonraki aşamasına ilişkin ise, "Katar tarafından taslak eğitim programı ve satış sözleşmesinin hazırlanarak ülkemize gönderilmesi beklenmektedir" açıklaması yapıldı.

"Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık teşkil edildi"

Bakanlık, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışındaki birlik ve unsurlarının sevk ve idaresinde etkinliğin artırılması amacıyla Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde yeni bir komutanlık teşkil edildiğini açıkladı. TSK'nın bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerini sürdürdüğü belirtilen açıklamada, "Bu kapsamda Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı da dâhil olmak üzere yurt dışında görev yapan birlik ve unsurlarımızın sevk ve idaresinde etkinliğin artırılması amacıyla Ağustos 2026'da Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık (UMSK) teşkil edilmiş ve komutanlığına Korgeneral Sebahattin Kılınç atanmıştır" ifadeleri kullanıldı.

"2027 yılı savunma bütçe ödeneği artırıldı"

Bakanlık, 2027 yılı savunma bütçesine ilişkin açıklamasında, bölgede yaşanan gelişmeler ve değişen güvenlik ortamı doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekât ihtiyaçlarının karşılanması ve savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Açıklamada, "Bölgemizde meydana gelen gelişmeler ve değişen güvenlik ortamı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât ihtiyacının süratle karşılanmasını ve savunma kabiliyetlerimizin sürekli geliştirilmesini gerekli kılmaktadır" denildi.

Savunma sanayisindeki öncelikli projelere ilişkin de açıklamada, "Bu kapsamda kara, deniz, hava, uzay ve siber harekât alanlarında ihtiyaç duyulan silah, sistem ve platformların yerli ve millî imkânlarla geliştirilmesi, başta hava savunma sistemleri, millî savaş uçağı, insansız hava araçları ve gemi inşa faaliyetleri olmak üzere stratejik savunma projelerinin sürdürülmesi önceliklerimiz arasında yer almaktadır" ifadelerine yer verildi.

Bakanlık, savunma bütçesindeki artışın gerekçesine ilişkin, "Bu doğrultuda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin caydırıcılığının güçlendirilmesi ve harekât etkinliğinin artırılması amacıyla Bakanlığımızın 2027 yılı bütçe ödeneği artırılmıştır" açıklamasında bulundu.

Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama

Konya'da sosyal medya üzerinden yayımlanan sahte ev ilanlarıyla 'sazan sarmalı' yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına yönelik 12 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 9'u tutuklandı

22.10.2026 12:15:00
İHA
 
Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama
Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama
Edinilen bilgiye göre, Konya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sosyal medya üzerinden yayımlanan sahte ev ilanları aracılığıyla gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına yönelik çalışma başlattı.

'Sazan sarmalı' olarak tabir edilen yöntemle gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına ilişkin yürütülen çalışmalar çerçevesinde, 12 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonda 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 9'u tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Diğer 8 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Mustafa Sarıgül'ün koruması gözaltına alındı

Sarıgül ailesi yönelik yürütülen "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması" soruşturması kapsamında Mustafa Sarıgül'ün koruması Ömer D.'nin aralarında olduğu 5 şüpheli gözaltına alındı

22.10.2026 11:51:00
İHA
 
Mustafa Sarıgül'ün koruması gözaltına alındı
Mustafa Sarıgül'ün koruması gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Sarıgül ailesi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir operasyon düzenlendi.

Operasyonda Mustafa Sarıgül'ün koruması Ömer D.'nin aralarında olduğu 5 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasındaki müşteki beyanlarında, kaynağı belirsiz paraların yurt dışındaki şirketler aracılığıyla yurt dışına çıkarıldığı, yatırım sözleşmelerinde belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılmadığı ve suçtan elde edilen gelirlere yasal görünüm kazandırılmaya çalışıldığı iddia edildi.

Müştekiler ayrıca, yaşadıkları sorunlara çözüm bulmak amacıyla gazeteci Murat Ağırel aracılığıyla girişimde bulunduktan sonra Abdurrahman Emir Sarıgül tarafından tehdit edildiklerini ileri sürdü.

İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı

İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre yaşanan taşkınları yalnızca yoğun yağışla açıklamak mümkün değil

21.10.2026 18:15:00
Ahmet Turan Yiğit
 
İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı
İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı
İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre yaşanan taşkınları yalnızca yoğun yağışla açıklamak mümkün değil. Plansız kentleşme, dere yataklarının yapılaşmaya açılması ve giderek artan betonlaşma, şehirleri şiddetli yağışlara karşı daha kırılgan hale getiriyor.

Uzmanlar, günümüzde kentleri sellerden korumanın yolunun suyun önüne set çekmekten değil, suyla uyumlu yaşam alanları tasarlamaktan geçtiğini vurguluyor. Çünkü doğanın işleyişini dikkate almayan şehirleşme modelleri, her kuvvetli yağışta benzer manzaraların yaşanmasına neden olabiliyor.

Sorun sadece yağmurun şiddeti değil

Uzmanlara göre son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle daha sık görülen aşırı yağışlar, kentlerdeki mevcut altyapı sorunlarını da görünür hale getiriyor.

Eskiden doğal olarak suyu emebilen alanların yerini beton ve asfalt yüzeylerin alması, yağmur sularının toprağa ulaşmasını zorlaştırıyor. Yağışla birlikte oluşan su kütlesi kısa sürede yüzeyde birikiyor ve taşkın riski büyüyor.

Bu nedenle yaşanan afetlerin yalnızca hava olaylarıyla açıklanmasının eksik bir değerlendirme olacağı belirtiliyor.

Dere yataklarına yapılan müdahaleler riski büyütüyor

Uzmanlar, dere yataklarının ve taşkın alanlarının yıllardır yapılaşma baskısı altında olduğuna dikkat çekiyor.

Doğal su yollarının daraltılması veya farklı amaçlarla kullanılması, yağış sırasında suyun yönünü değiştirmesine ve kontrolsüz taşkınlara neden olabiliyor. Suyun doğal olarak akması gereken alanlar ortadan kalktıkça, şehirlerin afetlere karşı direnci de azalıyor.

Bu nedenle dere yataklarının ve taşkın sahalarının doğal işlevlerine yeniden kavuşturulmasının önemli olduğu ifade ediliyor.

Beton yerine suyu emen kentler öneriliyor

Uzmanların dikkat çektiği konuların başında "mavi-yeşil altyapı" yaklaşımı geliyor.

Bu sistemler; yağmur bahçeleri, sulak alanlar, geçirimli zeminler, bitkilendirilmiş su kanalları ve yeşil koridorlar gibi uygulamaları kapsıyor. Amaç, yağmur suyunun hızla akıp gitmesini değil, mümkün olduğunca yerinde tutulmasını sağlamak.

Uzmanlara göre suyu tutan ve yöneten bu sistemler, hem sel riskini azaltıyor hem de yeraltı su kaynaklarının beslenmesine katkı sunuyor.

Parklar sadece dinlenme alanı değil

Şehirlerdeki parklar, korular, kent ormanları ve açık yeşil alanlar çoğu zaman yalnızca sosyal yaşamın bir parçası olarak görülüyor. Ancak uzmanlar bu alanların çok daha kritik görevler üstlendiğini belirtiyor.

Yeşil alanlar yağmur sularını emebiliyor, sıcaklıkları dengeleyebiliyor ve afet risklerinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Bu nedenle kent planlamasında parkların ve doğal alanların yalnızca estetik unsur olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade ediliyor.

İklim krizine karşı yeni planlama anlayışı gerekiyor

Uzmanlara göre iklim krizinin etkileri önümüzdeki yıllarda daha belirgin hissedilecek. Bu yüzden kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli ve bütüncül planlamalara ihtiyaç duyuluyor.

Kentlerin yalnızca insanlar için değil, doğal yaşam ve ekosistemler için de sürdürülebilir şekilde tasarlanması gerektiği belirtiliyor. Su yolları, doğal vadiler, sulak alanlar ve ekolojik koridorların korunması, gelecekte yaşanabilecek afetlerin etkilerini azaltan önemli unsurlar arasında gösteriliyor.

Yağmurun kendisi bir afet değil, ancak yanlış planlanmış kentlerde afete dönüşebiliyor. Uzmanlar, sel ve taşkın risklerinin azaltılması için doğayla mücadele eden değil, doğayla uyum içinde çalışan şehirler tasarlanması gerektiğini vurguluyor. Çünkü suyun doğal akışını engellemek yerine ona yaşam alanı tanıyan kentler, iklim krizinin getirdiği zorluklara karşı çok daha dayanıklı hale gelebiliyor.

Mekke İttifakı’nın ardından Bedir Mutabakatı

Ağustos ayında imzalanan Mekke Savunma Paktı'nın ardından İslam dünyasında jeopolitik dengeleri şekillendirecek yeni bir hamle daha geldi. Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında ortak askeri üretim ve teknoloji transferini içeren "Bedir Mutabakat Zaptı" Doha'da resmen imzalandı

21.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Mekke İttifakı’nın ardından Bedir Mutabakatı
Mekke İttifakı’nın ardından Bedir Mutabakatı
Küresel savunma sanayisinde dengeleri değiştirecek çok uluslu dev bir ortaklık için tarihi imzalar atıldı. Yürütülen savunma diplomasisinin en kritik halkalarından biri olan Bedir Mutabakat Zaptı, Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen resmi törenle yürürlüğe girdi. Anlaşma; Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya savunma bakanlıkları arasında askeri üretim, Ar-Ge, teknoloji transferi ve teknik eğitimi kapsayan çok taraflı dev bir sanayi ağı kurmayı hedefliyor.

Ağustos 2026'da Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın (Mekke Savunma Paktı) hemen ardından gelen bu hamle, bölgedeki stratejik ortaklıkları yeni bir boyuta taşıdı.


Stratejik Kurul ve Yürütme Kurulu kuruluyor


Doha'daki imza törenine Türkiye'yi temsilen Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün katıldı. İttifakın diğer ortakları adına ise Katar Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Suud bin Abdurrahman bin Hasan Al Sani, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammed Asıf ve Endonezya Savunma Bakan Yardımcısı Yusuf Jauhari imza attı.

Bedir Mutabakatı, alım-satım ilişkisinin ötesine geçerek ülkelerin özgün askeri yeteneklerini birleştirmeyi esas alıyor. Süreç, Türkiye Cumhuriyeti Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda kurulacak iki ana mekanizma üzerinden yönetilecek.

Yürütme Kurulu, dört ülke arasında hayata geçirilecek ortak üretim, entegrasyon ve Ar-Ge projelerini belirleyecek. Stratejik Kurul ise belirlenen bu projeleri onaylayarak resmi takvime bağlayacak.


Neden "Bedir" ismi seçildi?


Milli Savunma Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından yapılan açıklamalarda, Arapçada "dolunay" anlamına gelen "Bedir" isminin tercih edilme nedeni açıklandı. Mutabakata katılan dört ülkenin savunma sanayisi kabiliyetlerinin birbirini tam bir uyumla tamamlaması ve bu birleşmenin tıpkı bir dolunay gibi bütünü oluşturması nedeniyle bu ismin seçildiği vurgulandı.


Mekke Anlaşması'ndan farkı ne?


Doha'da atılan imzalar, kamuoyunda "Mekke Anlaşması'nın devamı mı?" sorusunu gündeme getirdi. Ancak uzmanlar ve resmi kaynaklar iki metin arasındaki temel yapısal farka dikkat çekiyor.

Mekke Savunma Paktı, taraflardan birine yönelik askeri/silahlı bir saldırıyı tüm taraflara yapılmış sayan "ortak savunma ve askeri müdahale" taahhüdü içeriyor.

Bedir Mutabakatı ise doğrudan savunma sanayisi ve teknoloji üretimine odaklanıyor. Katılımcı ülkelere yönelik bir saldırı durumunda diğer ülkelerin askeri müdahalede bulunmasını zorunlu kılan bir ittifak maddesi barındırmıyor. Tamamen ortak silah üretimi, bilgi transferi ve tedarik zincirlerinin birleştirilmesini düzenliyor.


Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "Kalıcı kabiliyetler hedefliyoruz"


İmzaların ardından değerlendirmelerde bulunan Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Türk savunma sanayisinin son 4 yılda (2023-2026) 30 milyar doları aşan bir ihracat başarısı yakaladığını anımsattı. Görgün, "Günümüzün güvenlik ortamı, ülkelerin savunma ihtiyaçlarını karşılayabilecek güçlü, sürdürülebilir ve teknoloji odaklı sanayi ekosistemlerine sahip olmasını zorunlu kılıyor. Dost ve kardeş ülkelerimizle tesis ettiğimiz iş birliklerinin kalıcı kabiliyetler oluşturmasını hedefliyoruz. Bedir Mutabakat Zaptı ile ortak üretim kapasitemizi çok daha ileriye taşıyacağız" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin halihazırda Katar, Pakistan ve Endonezya ile yürüttüğü Bayraktar TB2, PN MİLGEM korvet projeleri, KAPLAN MT tankı, KAAN ve ATMACA gibi güçlü ikili savunma sanayisi iş birlikleri bulunuyor. Yeni mutabakatla birlikte bu ikili projelerin çok taraflı, büyük ölçekli ve entegre bir savunma sanayii blokuna dönüştürülmesi planlanıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.