logo
25 MART 2026

Hasta adamın reçeteleri

28.03.2006 00:00:00
Osmanlı için kullanılan 'hasta adam' tabiri bugün Batı Avrupa'nın pek çok ülkesi için geçerli. Ekonomisi durağanlıktan kurtulamayan Avrupa, reçetelere uymadığı için bir türlü iyileşemiyor 'Avrupa'nın hasta adamı'. Tarihsel olduğu kadar güncel bir tanımlama. Bugün bir çok Avrupa ülkesi için kullanılmakta. Özellikle Fransa, İtalya ve Almanya için öne sürülen teşhisler pek iç açıcı değil. Yapılan tahlillerin sonuçlarında ekonomik büyüme, işsizlik, sosyal güvenlik ve emeklilik sistemlerinin açığı gibi sorunlarda iyileşme belirtisi henüz görülmüyor. Hastalar reçetelere uymakta zorlanıyor. Komaya girmeseler de, iyileşme evresine geçemiyorlar. Teşhis var, fakat tedavisi zor bir hastalık söz konusu. Avrupa sancılı Tedavisi zor çünkü, sorunlar yapısal. Yalnızca ekonomik açıdan değil, toplumsal psikoloji açısından da Batı Avrupa derin sorunlarla karşı karşıya. Başta Fransa olmak üzere, birçok ülkede toplumun önemli bir bölümü değişen küresel gelişmelerin günlük yaşamlarına etkisini kabullenmekte zorlanıyor. Endişeler derinleşiyor. Karamsarlık yayılıyor. Bazı kesimler hırçınlaşıyor. Gelecek bir umutsuzluk ufkuna dönüşüyor. Sağ veya soldaki önde gelen siyasi çevreler için ekonomiyi harekete geçirecek reform reçeteleri aşağı yukarı aynı. Amerika'dan Asya'ya dünyada insanlar daha çok çalışır, üretir, risk alır, işinde verimli olmaya çalışır, şirket kurar, batırır, yine dener ve yeni arayışlara açılırken, Batı Avrupa giderek durağanlaştı. Neredeyse durdu. Ekonomik büyüme zayıf. Girişimcilik ve yenilikçilik yetersiz. Uluslararası rekabet için daha geniş ve ortak bir pazar gerekli. Fakat, hizmetlerden enerjiye farklı alanlarda ulusal korumacılık dürtüleri güçlü. Sosyal güvenlik ve emeklilik sistemlerinin finansmanı yaşlanan Avrupa'da iflasa doğru gidiyor. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Günther Verheugen'in üye devletlere uyarısı gayet açık: "Yeni ekonomik ve teknolojik güçlerin yükseldiği değişen dünya düzenine hazır mıyız? Sosyal ve ekolojik standartlarda ulaştığımız standartları mahvetmek istemiyoruz umarım". Küresel kargaşa içinde rakipler değişmeye çabalarken, Batı Avrupa sahip olduğunu koruma telaşında. Toplumların bir bölümü Avrupa sosyal modelinin küresel koşullarda artık eskisi gibi korunamayacağını şımarıkça inkâr ediyor. Diğer ülkeler kalkınırken, hazırdan geçinen mirasyedi durumunu sürdürmenin Avrupa yaşlandıkça olanaksızlaştığını anlayamıyor. Değişime uyumda zorlandıkça, korumaya çalıştığını tamamen kaybetme riski artıyor. Fransa örneği Fransa bu eğilimlere belki de en uç örnek. Toplumsal tepkileri derhal sokaklara yansıtmak, kolektif öfkeyi kutsallaştırmak ve uzlaşma öncesi şiddet evresinden geçmek eğilimleri siyasal kültüründe olan bir ülke. Ne de olsa İngiltere'de yüzyıllar sürmüş olan demokrasiye aşamalı geçiş sürecini, kanlı bir devrim ile dünya tarihine kaydetmiş bir ülke. Sokak işgallerini, öğrenci hareketlerini, üniversite işgallerini, ulusal grevleri icat etmiş olmasa da birer ulusal simge ve ihraç ürününe dönüştürebilmiş bir ülke. Dünyaya 68 kuşağını armağan etmiş ilginç bir ülke. Fakat 2006 kuşağının tepkisi farklı. Devrimci değil, muhafazakâr. Uluslararası değil, ulusçu, yerel. İçine dönük, özgüvensiz, gerçeklerden ve ulusal çıkarların küresel boyutundan kopuk. Çözüm değil, sorun odaklı. Birçok AB ülkesinde olduğu gibi, Fransa'da da şirketler çalışan sayılarını artırmaya çekiniyorlar. Özellikle küçük işletmeler küresel rekabet koşullarını fırsata dönüştürmekte zorlanıyor. Şirketler büyüme hedefinden kopuyor, aşırı temkinli bir yaklaşıma takılıyor. Çalışanları korumaya yönelik yasalar bu ortamda artık ters etki yaratıyor, işe girmeyi engelliyor. Örneğin bir şirket riske girip bir alanda yeni bir atılım denemek üzere insan kaynaklarını genişletmeyi göze alamıyor. Çünkü başarısız olursa, tekrardan kadrosunu küçültmesi zor olduğu için herkesin işsiz kalacağı toptan iflas riski ağır basıyor. İş piyasaları esnek olamayınca bundan en fazla zararı gençler görüyor. İşsizlik oranı yüzde 25 Fransız hükümeti bu sorunu çözebilmek için bir yasa hazırladı. Amaç şirketlerin gençlere ilk işlerini vermekte daha rahat olmaları. İlk iki yıl deneme süresi olacak. Bu süre zarfında işten çıkarmak olağan sözleşmelere göre daha kolay. Aksi takdirde zaten iş bulamayan gençlik için bu yasa önemli bir fırsat olabilir. Aynı zamanda şirketler için de daha girişimci ve risk alıcı olmaya bir teşvik. Fransa'da gençliğin işsizlik oranı yüzde 25 civarında. Benzer esneklikteki ilk iş sözleşmesi yasası, gençlerin işsizliğinin çok daha az, yüzde 13 civarında olduğu Almanya'da onaylandığında toplumun tepkisi genelde makul ve mantıklı oldu. Fransa'daki gibi yer yer kent terörüne dönüşen bir öğrenci hareketi ve toplumsal destek ortaya çıkmadı. Ayrıca, Fransa'da hükümet alışagelmiş toplumsal iletişim mekanizmalarını bu sefer iyi işletemedi. Fakat esas sorun İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ulusal sosyal devlet düzeninin, 21. yüzyılın uluslararası koşullarına uyum sancısı. Tabii Fransa'da şarap kadehi tamamen boş değil. Dolu kısmı son derece nitelikli. Fransa ekonomisinde birçok olumlu gösterge var. Ekonomik büyüme yüzde iki seviyesine erişebilir. Toplam işsizlik yüzde on eşiğinin altına düşüyor. Eğer Almanya'da ekonomik büyüme canlanır ve petrol fiyatları engellemezse, yavaş fakat etkisi hissedilebilir bir iyileşme olası. Fransa halen dünyanın en önemli ekonomik güçlerinden biri. Toplumun önemli bir kesimi küresel koşulları anlıyor, rekabet ediyor, teknoloji üretiyor, ihracatta, yaratıcılıkta, yönetimde dünya çapında başarı elde ediyor. Sorunun röntgeninde aslında Türkiye için de tanıdık bir görüntü beliriyor. Değişimden ve uluslararası açılımdan endişe duyan, veya yenilenen gerçekleri anlayamayan kesimler, liderlik zafiyeti olan siyasetçiler, ülke içi iletişim kanallarının ve uzlaşma kültürünün aksaması sonucunda ülke bir bütün olarak hareket edemiyor. İlerlemeler frenleniyor. AB'nin bahar zirvesi Aslında tüm Avrupa Birliği ülkeleri için bu çerçevede bir kader ortaklığı var. Bu ortaklığın yıllık bilançosu ve yeni projeleri AB Konseyi'nin bahar zirvelerinde tartışılıyor. Fransa'da reform karşıtı gösterilerin gürültüsünde geçen 23-24 Mart 2006 zirvesinde AB liderleri her zaman olduğu gibi hem sürtüştüler, hem anlaştılar. Teşhis belli, tedavi belli. Fakat ülkelerine döndüklerinde kimini zayıf bir iktidar, kimini yaklaşan seçimler, kimini parti içi veya dışı muhalefetin artan gücü, kimini ikna olmamış bir kamuoyu, kimini ise bu etkenlerin birden fazlası bekliyordu. Bahadır Kaleağası/ Radikal

İBB Davası'nın 10'uncu duruşması başladı

İBB Davasına ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın 10'uncu duruşması başladı

 

25.03.2026 10:52:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 10'uncu duruşması başladı
İBB Davası'nın 10'uncu duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan'ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. 

Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde CHP ve AKP üyelerinin komisyonda karar verip UKOME'den oy birliği ile çıkardıkları bir karar ile Adalar'da yasal olan üç tekerlekli araçları yasakladılar, esnafı ve ada halkını mağdur ettiler

24.03.2026 20:22:00 / Güncelleme: 24.03.2026 20:24:12
Hasan Gündoğdu
Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'
Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'
Engelli ve yaşlılar, evi uzak noktada olanlar mağdur oldu. Esnafa ve halka 4 tekerlekli araç alacaksınız diye bir dayatma yaptılar.

Türkiye'nin her yerinde yasal olan bu araçlar Adalar'da neden yasak oldu bunun cevabını hiçbir kurum vermiyor. Yetkililer, yolda yakaladığı her aracı vatandaşın elinden alıyor ya yediemine gönderiyor ya da altından kalkılamayacak bir ceza yazıyor.



Heybeliada'da esnaflık yapan İsmail Kırca, yaşadıkları mağduriyetten şikayetçi oldu ve ada Adalar halkı adına tepkisini şu sözlerle ifade etti:

"400 bin 900 bin arası aracımızı elimizden alıyorlar. Ekonominin bu kadar kötü olduğu esnafın ve halkın kan ağladığı bir yerde bu araçları alacak gücümüz yok. Lütfen yetkililer, bizi yönetenler sesimizi duyun.

Ben üç defa dosya verdim trafik şubeye. Bana en ağır demir işi esnaf olarak sana araç yok diye telefon açtılar.

Burası muz cumhuriyeti mi? Neden bize yazılı cevap verilmiyor? Neden ret olundu?

Ayrıca ben kendim araştırdım, benim dosyadan iş yeri ruhsatım kaybolmuş. İki evrağa sahip olamayan kurum olur mu?

Bu konuda çok mağduruz halkın çoğunluğu çok kızgın ama iki siyasi partiye üyesi oldukları için açık açık eleştiremiyorlar ne yazık ki.

Sesimizi duyun."

Güler'den İngiltere'ye Eurofighter Typhonn çıkarması


 
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İngiltere Savunma Bakanı John Healey'in resmi davetlisi olarak bugün İngiltere'yi ziyaret ederek, Eurofighter Typhonn savaş uçağı tedarikine ilişkin görüşmede bulunacak.
 

24.03.2026 16:25:00
AA
 Güler'den İngiltere'ye Eurofighter Typhonn çıkarması
 Güler'den İngiltere'ye Eurofighter Typhonn çıkarması

Milli Savunma Bakanlığından (MSB) yapılan açıklamaya göre Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İngiltere Savunma Bakanı John Healey'in resmi davetlisi olarak İngiltere'yi ziyaret edecek. Ziyaret kapsamında her iki Bakan tarafından ikili ve bölgesel savunma ile güvenlik ve savunma sanayisinde işbirliği konuları değerlendirilecek.

Türkiye ve İngiltere arasında devam eden ve geçen yıl ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer arasında ilk imzaların atıldığı "Eurofighter Typhonn savaş uçağı tedariki" konusu da gündemde olacak.

Milli Savunma Bakanı Güler, Eurofighter Typhonn savaş uçağının üretim tesislerini de ziyaret edecek.

Güngören'de 'Kentsel çöküntü' tepkisi

Güngören Sanayi Mahallesi'nde kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binaların bulunduğu alanlar, adeta birer harabeye dönüştü. Aradan geçen yıllara rağmen bir türlü yapılamayan inşaatlar nedeniyle araziler moloz ve çöp yığınlarıyla doldu. Bölge madde bağımlıların meskeni haline gelirken, mahalle sakinleri duruma tepki gösterdi

24.03.2026 12:17:00 / Güncelleme: 24.03.2026 12:29:28
İHA
Güngören'de 'Kentsel çöküntü' tepkisi
Güngören'de 'Kentsel çöküntü' tepkisi
Güngören Sanayi Mahallesi'nde kentsel dönüşüm vaadiyle yaklaşık 3 yıl önce yıkılan binaların yerini modern yapılar yerine çöp ve moloz dağları aldı. Belediye ekipleri tarafından temizlenmediği iddia edilen bu alanlar, hem çevre kirliliği hem de ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Mahalle sakinleri, belediyeye defalarca başvurduklarını ancak alanın bakımsız bırakılması nedeniyle tepkilerinin her geçen gün arttığını dile getiriyor.



Bölgedeki güvenlik sorununa dikkat çeken mahalle sakini Aydın Algün, durumun vahametini belirterek "Buraya akşam saat 10'dan sonra çıkamıyoruz, korkuyoruz; her türlü insan var. Kağıt toplayıcıları sürekli kamyonlarla geliyorlar, her sokaktalar. Tedirginlikten sokağa adım atamaz olduk. Ben çocuğumu bu bölgeden okula tek başına yollayamam, illa eşlik etmem gerekiyor. Burası tam 5 senedir kentsel dönüşüm adı altında bu şekilde terk edildi" şeklinde konuştu.



Kentsel dönüşüm sürecinin yanlış yönetildiğini savunan bir diğer vatandaş Halis Karakulak ise plansız yıkımlara tepki gösterdi. Karakulak, "Kentsel dönüşüm yapıyorsan ada bazlı yapacaksın. Komple yıkıp tek seferde inşaata başlayacaksın ki hem devlet hem de vatandaş kurtulsun. Burada tek bir bina yıkılıyor, bir yıl sonra yanındaki yıkılıyor. Ortaya çıkan manzara berbat. Görüldüğü gibi çevre kirlilik içinde ve burada her türlü asayiş olayı yaşanabilir" dedi.

İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı

24.03.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da küresel terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten teröristlerin ailelerine para aktarmakla suçlanan 9 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bu sabah erken saatlerde İstanbul ve Yalova'daki belirlenen adreslere baskınlar düzenledi.



Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, örgütsel doküman ve para transferlerini belgeleyen kayıtlara el konuldu.
Gözaltına alınan 9 zanlı, ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, şüphelilerin çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten kişilerin ailelerine para aktardığı tespit edildi.

Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde parfüm dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin 16 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde başladı

24.03.2026 10:34:00 / Güncelleme: 24.03.2026 19:15:33
İHA
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi'ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetti.



Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından kabul edildi.



Tutuklu şüpheliler İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal, Gökberk Güngör, Ali Osman Altay, Onay Yürüklü, Ünal Aslan, Güven Demirbaş ve tutuksuz sanık Ömer Aktan ile soruşturma sürecinde cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Kurtuluş Oransal'ın da aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında dava açıldı.



7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin ilk duruşma bugün başladı. Taraf sayısının fazlalığı nedeniyle adliyedeki duruşma salonlarının kapasitesinin yetersiz kalacağından yargılama, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki 250 kişi kapasiteli duruşma salonunda gerçekleştiriliyor.

Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin 7 şüpheli tutuklandı

Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı'nın öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan aralarında şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu, Zuhal Kalaycıoğlu ve Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun da bulunduğu 8 şüpheli sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Savcılık işlemleri tamamlanan 7 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi

24.03.2026 06:16:00
İHA
Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin 7 şüpheli tutuklandı
Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin 7 şüpheli tutuklandı
Ümraniye'de Kars36 Spor futbolcusu Kubilay Kaan Kundakçı'nın öldürülmesine ilişkin soruşturma sürüyor. Kundakçı, rapçi Vahap Canbay ile şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu'nu barıştırmak amacıyla gittiği görüşmede silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetmişti.

Kundakçı'nın cenazesi dün memleketi Sakarya'da toprağa verilmişti.

Cinayetin aydınlatılması için çalışma başlatan polis ekipleri, aralarında Aleyna Kalaycıoğlu, annesi, türkücü İzzet Yıldızhan ile birlikte toplam 10 şüpheliyi gözaltına aldı. Aleyna Kalaycıoğlu, Zuhal Kalaycıoğlu ve Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun aralarında bulunduğu 8 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sabah saatlerinde Kartal Anadolu Adliyesi'ne sevk edildi.


3 şüpheli serbest bırakıldı



B.K. savcılık ifadesinin ardından herhangi bir adli kontrol tedbiri uygulanmaksızın, Z.K. ve A.Ö. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.


7 şüpheli tutuklandı



Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu, İzzet Yıldızhan'ın da aralarında bulunduğu 7 şüpheli nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Katar şehitlerine hüzünlü tören

Katar'da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can, Ankara'da son yolculuklarına uğurlandı

23.03.2026 15:30:00 / Güncelleme: 23.03.2026 15:32:59
AA
Katar şehitlerine hüzünlü tören
Katar şehitlerine hüzünlü tören
Katar'da düşen helikopterde şehit olan Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can için Çankaya'daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde öğle namazını müteakip cenaze töreni düzenlendi.

Şehitlerin ailesi ve yakınları taziye dileklerini kabul ederken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da aileleri yanlarında bulunarak teselli etti.

Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, bazı kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Kürşad Zorlu ve Ömer İleri, Ankara Valisi Vasip Şahin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, bazı milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, Katar'dan askeri yetkililer ve çok sayıda vatandaş da katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği çelenk de Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nin avlusunda yer aldı.

Şehitlerin cenazesi, cenaze namazının ardından tekbirler eşliğinde cenaze arabasına konuldu.

Polislerden oluşan bando eşliğinde cenaze arabasına taşınan şehitlerden Kahraman'ın cenazesi toprağa verilmek üzere Cebeci Şehitliğine, Can'ın cenazesi ise Güdül'e götürüldü.

Fatih'te çöken binaların çevresinde hasar tespiti yapıldı

Fatih'te doğalgaz patlamasıyla çöken binaların ardından çevrede hasar tespit çalışması başlatıldı

23.03.2026 13:46:00 / Güncelleme: 23.03.2026 13:49:11
İHA
Fatih'te çöken binaların çevresinde hasar tespiti yapıldı
Fatih'te çöken binaların çevresinde hasar tespiti yapıldı
Fatih'te dün Ayvansaray Mahallesi'nde dün doğalgaz patlamasında bitişik olan iki bina çökmüştü. Enkaz altından 10 kişi yaralı olarak kurtarılırken, mahalleli tarafından pamuk teyze olarak tanınan 65 yaşındaki Semra Urunca ise hayatını kaybetmişti.



Fatih Belediyesi Arama Kurtarma (FARK) ekipleri, bugün çevrede hasar tespit çalışması başlattı.



Hasar gören binalarda detaylı inceleme yapılıyor. Evlerine giremeyen vatandaşların barınma ihtiyaçlarının karşılanması için destek sağlandığı öğrenildi.



Mahalle sakini Erkan Karabiga "Yatıyorduk, gürültü sesine kalktık. Baktık bina yıkılmış. Enkaz altında kalan insanlar da oldu. Allah yardımcısı olsun. İçerde tanıdık vardı. Bir tanesi kötü halde, yaşam mücadelesine bağlıymış. Kendisini tanırım mahalle insanıydı. İyi insandı Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun" dedi.



Yetkililer, olayın kesin nedeninin yapılacak teknik incelemelerin ardından netlik kazanacağını belirtti.

Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci tutuklandı

İsmail Arı, 21 Mart akşamı bayram ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış, ardından soruşturmanın yürütüldüğü Ankara'ya getirilmişti

23.03.2026 13:08:00
Haber Merkezi
Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci tutuklandı
Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci tutuklandı
İsmail Arı, 21 Mart akşamı bayram ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış, ardından soruşturmanın yürütüldüğü Ankara'ya getirilmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, Arı'nın katıldığı bir yayındaki ifadelerine ve sosyal medya paylaşımlarına dayanmakta ve İsmail Arı'nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ailesi ve Bilal Erdoğan'ın yönetimindeki vakıfların kamu kaynaklarını kullandığına dair bir yayında sarf ettiği sözler soruşturmaya gerekçe gösterilmiş.

İsmail Arı; kamu kurumlarındaki yolsuzluklar, usulsüzlükler, Menzil Tarikatı'nın ticari ilişkileri (Menzil'in Kasası kitabı) ve son olarak Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasına dair yaptığı haberlerle tanınan bir gazetecidir.

BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, bugün çıkarıldığı mahkemece "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.