logo
24 HAZİRAN 2026

Haydar Baş dinlenseydi 15 Temmuz yaşanmazdı

Atatürk Vatandır Sempozyumu'ndaki konuşmasında, "FETÖ konusunda Prof. Dr. Haydar Baş dinlenseydi; ne 15 Temmuz yaşanırdı, ne de devlet bugün böyle bir acziyet içine düşerdi" tespitini yapan hukukçu yazar Lütfullah Önder, "Haydar Baş'ın FETÖ ile mücadelesi ve zaferi çok büyük bir hayat dersidir. Hak üzere olanlara kimsenin zarar veremeyeceğini garanti eden ayetin tecellisidir" dedi.

12.10.2017 00:00:00
Hukukçu yazar Lütfullah Önder'in, Bursa'da düzenlenen Atatürk Vatandır Sempozyumu'nda yaptığı konuşmayı, önemine binaen aynen aktarıyoruz:

Bugün tabular bir bir yıkılıyor. Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu sayesinde, yıllardır doğru bilinenlerin yanlış, yanlış bilinenlerin ise doğru olduğu, tarihi belgelerle gün yüzüne çıkarılıyor.

3-5 yıl öncesine kadar Fetullah Gülen konusu da Türkiye'de adeta bir tabu idi. Ona CIA ajanı demek, Hıristiyanlığın Truva atı demek şöyle dursun onu eleştirmek bile adeta yasaktı. Ona dokunan yanıyordu. Öyle diyorlardı.

3-5 sene önce Türkiye'de 3 grup insan vardı.

- Ona tabi olan, bağlıları, şakirtleri,

- O harekete sempati duyanlar,

- Onları sevmese de güçlerinden korkup ses çıkarmayanlar.

Herkesin malumu olduğu üzere, bir de onu deşifre edip, onunla mücadele eden Prof. Dr. Haydar Baş ve ekibi vardı.

Onun dışında Gülen hareketini eleştiren çok sınırlı sayıda insan olmuştur. Onlar da, Fetullah Gülen'i İslam devleti kurmak, gizliden şeriatı getirmek için çalışmak ile suçluyorlardı.

Ancak Haydar Baş; tam da bu gün insanların gördüğü FETÖ'nün yüzünü 20 yıl önce gören ve görmek isteyenlere gösteren isimdir.

20 yıl boyunca; Fetullah Gülen hareketinin "CIA ile birlikte çalıştığını", "Vatikan'nın Hıristiyanlıştırma projesinin bir parçası olduğunu" anlattı.

Ülkede etkinliği olan herkese gönderdiği heyetlerle; "Fetullah Gülen hareketine engel olunmaz ise hem dini varlığımız hem de milli varlığımız zarar görecek" uyarısında bulundu.

Bugün ülkemizde hiç kimse; "Fetullah Gülen konusunda beni uyaran olmadı" diyemez. 

FETÖ'nün dinler arası diyalog projesini üstlendiği dönemde, 1998 yılında Haydar Baş tarafından oluşturulan ikaz ekipleri, ülkedeki tüm siyasetçilere, kanaat önderlerine, STK temsilcilerine, cemaat/tarikat lideri, ileri geleni olarak bilinen tüm etkin isimlere, hatta cami imalarına varıncaya kadar insanlar üzerinde etkinliği olan hemen herkese gidip "Fetullah Gülen hareketinin dini ve milli bütünlüğümüzü bozmaya yönelik eylemleri"ni anlatmış ve karşı çıkılması, engellenmesi çağrısında bulunmuştur.

Cumhurbaşkanı bizzat ikaz edildi

Ve Sayın Cumhurbaşkanını Prof. Dr. Haydar Baş, kendisi bizzat uyarmıştır.

2001 yılında parti kurma çalışmaları esnasında, Sayın Cumhurbaşkanı kendisinden destek istediğinde, saatlerce FETÖ'nün hem inancımız hem de devletimiz ve vatanımız için zararlı ve tehlikeli olduğunu anlatmıştır.

Prof. Dr. Haydar Baş, Sayın Cumhurbaşkanına, "FETÖ'cüleri uzak tut, onlara fırsat verme" dedi, o ise, Yargı'yı FETÖ'cülere teslim etti. Emniyet'i, TSK'yı, üniversiteleri, TÜBİTAK'ı teslim etti. Devletin her yerine onları yerleştirdi.

Telekomünikasyon ve İletişim Başkanlığı'nı tümden teslim etti. Sonra TİB üzerinden kendisinin kriptolu telefonlarının dahi dinlediğini  açıklayarak kurumu lağvetti. Çünkü bu kurumun başkanından, kapıdaki görevlisine kadar FETÖ'cü idi.

Haydar Baş, Sayın Cumhurbaşkanına, "FETÖ'nün fikirleri zehirlidir. İnsanımızın tevhid inancına teslisi karıştırmak istiyorlar sakın buna fırasat verme" dedi. O ise, bu tarihi uyarının tam tersini yaparak FETÖ'nün fikirlerini ve çalışmalarını devlet politikası haline getirdi. 

Başbakanlığı döneminde Bakanlar Kurulu'nda karar alıp, on bakanlığın Dinlerarası Diyalog projesine göre şekillenmesi ve faaliyette bulunmasına karar verdi. 

Milli Eğitim, Diyanet, Kültür ve Turizm Bakanlığı? Adeta devlet, FETÖ fikirleri için seferber edildi.

Örneğin, Fetullah Gülen yazdığı kitapta; kelime-i tevhidin ikinci kısmını yani Muhammedün Resûlullah kısmını çıkarmıştı. Bu iktidar FETÖ'nün bu fikrini aldı, okullarda çocuklarımıza okutulan din kültürü kitaplarına koydu, Din dersi kitabında kelime-i tevhidin Muhammedün Resûlullah kısmını çıkarttı. Yıllarca bu kitaplar çocuklarımıza okutuldu.

'Aldatıldık, kandırıldık' bahanesi

Tüm bu yanlışlardan sonra Sayın Cumhurbaşkanı, "biz bunları tanıyamadık. Aldatıldık. Kandırıldık" diyor. Hayır Sayın Cumhurbaşkanım! Siz aldatılmadınız! Sizi Prof. Dr. Haydar Baş bizzat uyardı. Bugün millete ve dünyaya anlatmaya çalıştığınız FETÖ'nün yüzünü AK Parti'yi kurmadan önce Prof. Dr. Haydar Baş sizin önünüze serdi.  Ama siz görmek istemediniz.

Siz kandırılmadınız! Siz bir tercih yaptınız! Arkasında Allah'tan başka bir güç olmayan Prof. Dr. Haydar Baş'ı dinlemeyi reddettiniz. Arkasında ABD olan Fetullah Gülen'i dinlemeyi tercih ettiniz. Siz Prof. Dr. Haydar Baş ile değil, Fetullah Gülen ile beraber olmayı seçtiniz. Ve bu tercihin ağır faturasını hem devlet, hem de millete ödetiyorsunuz.

Eğer bugün yaptığınız tercihin gerçekten yanlış olduğunu düşünüyorsanız,

Prof. Haydar Baş'ı dinlemediğiniz ve Fetullah Gülen'i dinlediğiniz için gerçekten pişman iseniz; bu konuda samimi iseniz, en azından bugün Prof. Dr. Haydar Baş'a kulak vermelisiniz. "Hocam ben yanlış yaptım. Siz bana bunları anlattınız ama ben sizi dinlemedim" demeniz gerekir.

20 yıl boyunca tek başına mücadele eden Haydar Baş'ı FETÖ konusunda en azından bugün dinlemeniz gerekir. Ama siz bunu yapmıyorsunuz. "FETÖ ile mücadele ediyoruz" diyerek, FETÖ konusunda sizi uyaran, 20 yıldan bu tarafa FETÖ ile mücadele eden Prof. Dr. Haydar Baş'ın oğluna FETÖ şüphelisi deyip soruşturma dosyaları açtırıyorsunuz.

FETÖ'nün kurduğu kumpas davalarında Prof. Dr. Haydar Baş'ın avukatlığını yapan, Prof. Dr. Haydar Baş'la beraber 20 yıldan bu tarafa FETÖ ile mücadele eden beni ve eşimi FETÖ'cülük ile suçluyorsunuz.

FETÖ'nun kurduğu ama başaramadığı kumpasları devam ettirerek mi FETÖ ile mücadele edeceksin!

FETÖ ile kol kola yürüyen sizdiniz

Siz FETÖ ile kol kola beraber yürürken, sizin FETÖ'ye teslim ettiğiniz Yargı'da Prof. Dr. Haydar Baş, FETÖ kumpaslarıyla yargılanıyordu.

Alnımız açık ve gururla söyleyebiliriz ki; kumpaslarla herkesi teslim alan FETÖ, Prof. Dr. Haydar Baş'ı teslim alamadı. O, tek başına kalmasına rağmen, bedel ödemeyi göze alıp FETÖ'nün gerçek yüzünü ortaya koymaya devam etti. Neticede FETÖ'ye karşı tüm davaları da kazandı.

Evet, Genelkurmay Başkanı'nı silahlı terör örgütü lideri olarak mahkûm ettirip, üç yıldan fazla bir süre hapis yatırtan ve bunu millete de kabul ettiren FETÖ, Prof. Dr. Haydar Baş'ın karşısında tüm davaları kaybetti.

Bu nasıl olabildi? Şaşılacak bir durum değil mi?

15 Temmuz darbe girişimden sonra FETÖ ile mücadele kapsamında 13 bin hakim/savcının yaklaşık 5 bin tanesi FETÖ'cü olduğu için ihraç edildi. O dönemde geri kalan hakim ve savcılar da FETÖ'yü karşısına almaktan korkuyordu.

Şimdi dönüp baktığımızda Prof. Haydar Baş'ın hukukçuları olarak biz de şaşıyoruz. Biz bu davaları nasıl kazandık! Kazandık çünkü Prof. Dr. Haydar Baş, F. Gülen hareketi ile güç kapma yarışına girmedi. Hiçbir hesap yapmadan, Allah için mücadele etti. Allah da onu yalnız bırakmadı.

FETÖ'nün Prof. Dr. Haydar Baş'a yaptığı kumpaslar

FETÖ Prof. Dr. Haydar Baş'a neler yapmadı ki?

- Prof. Dr. Haydar Baş'ı Ergenekon davalarında, Balyoz davalarında sanık yapmak istediler ama hep bir hesaplama hatası yaptılar. Bir yerlerde yanlış yaptılar ve başaramadılar.

Örneğin, "Balyoz Darbe planının ekonomik sistemi Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli olacaktı" şeklinde bir yalan ile Balyoz darbe planının içine Prof. Haydar Baş'ın 2005 yılında 1. Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nin kapanış konuşmasını koydular. Bu iddia ile Balyoz davasının sanıkları arasına sokmak istediler. Ancak, iddiaya göre darbe planı 2003 yılında hazırlanmıştı, Konuşma ise 2005'te yapılmış, MEM kitabı da 2005'te ilk kez basılmıştı. Bu nedenle soruşturma dosyasında sayfalarca yer verilmiş olmasına karşın Prof. Haydar Baş'ı sanık yapamadılar.

- Nesep davası açıp ceza yargılaması ile çocuklarının annesini araştırdılar. Hz. Adem'den günümüze böyle nesep davası örneği yoktur. Nesep davalarında baba araştırılır, anne araştırılmaz. Sonra çocuğun itirazı yok, annenin itirazı yok, babanın itirazı yok. Ama dava açılıyor.

Peki kim itiraz ediyor? FETÖ'cü avukat Murat Araç. Neticede Prof. Dr. Haydar Baş beraat etti, davayı kazandı. O Murat Araç ise, ilk genel seçimde AKP tarafından önce ödüllendirildi. 2011'de AKP Ankara 2. Bölge Milletvekili adayı yapıldı. Ancak 15 Temmuz'dan sonra aynı kişinin, FETÖ adına birçok operasyonda kullanıldığı ortaya çıktı. İşte İlahi adalet diyorum buna ben. O Murat Araç şimdi hapiste. Tüm mal varlığına el konuldu, her şeyini kaybetti. Ona bu kumpası kurma talimatını veren Pensilvanya'daki hocası da bugün her şeyini kaybetti; maskesi düştü, rezil rüsva oldu. Allah, bu konuda da Prof. Haydar Baş'ı bir kez daha haklı çıkardı, O'nu mahcup etmedi

- 2004 yılında hazırlanan, FETÖ'yü deşifre eden "Hıristiyanlığın Truva Atı" CD'lerinin dağıtımını engellemek için FETÖ'cüler baskınlar yapıp soruşturma dosyaları oluşturmak istediler. Mahkeme kararları ile, BTP bürolarına baskınlar yapıldı. BTP yöneticilerinin evlerine baskınlar yapıldı. Ancak elleri boş döndüler. 

- 2013'te Fetullah Gülen'in kendisi bizzat dava açtı. Prof. Dr. Haydar Baş tarafından kendisine, "Batı'nın ajanı" dendiği iddiası ile Fetullah Gülen bizzat kendisi Prof. Haydar Baş'a dava açtı. Tazminat davasını Ankara'da, ceza soruşturmasını İstanbul'da açtı. İkisinden birinde muhakkak kendi adamının olmasını bekliyordu. İki davayı da biz kazandık.

FETÖ'nün açtığı davalar 40 bin sayfayı aşmıştır. O kadar FETÖ'cü hakim ve savcının olduğu bir ortamda tüm davaları Prof. Dr. Haydar Baş kazanmıştır.  

- FETÖ, kumpaslardan ve davalardan netice alamayınca, Haydar Baş'ı itibarsızlaştırmak için internet siteleri kurdurttu. Türlü iftiralar ve hakaretler ile ailesine dil uzattılar. İnternette dolaşan Haydar Baş hakkındaki tüm yalan ve çirkin iftiraların FETÖ tarafından yapıldığı istihbarat raporlarına, kitaplara konu olarak ortaya çıktı.

- RTÜK'te FETÖ'cülerin güçlü olduğu dönemde Meltem Medya Grubuna trilyonlarca cezalar kesildi. Halen bu cezalar ödenemedi.

- Türksat'ta FETÖ'cüler hakimken; Meltem Medya Grubuna yaptıkları çifte standart ile 5 yıl içinde yaklaşık 3,5 milyon TL fazla para aldılar, Meltem Medya Grubunu ekonomik olarak adeta çökerttiler.

Bu konuda daha anlatacak çok şey var ancak daha uzatmaya gerek. Prof. Dr. Haydar Baş'ın FETÖ ile mücadelesi ve zaferi çok büyük bir hayat dersidir. En büyük gücün Allah'a sırtını dayamak olduğunun tüm insanlığa ilanı ve ispatıdır. Hak üzere olanlara kimsenin zarar veremeyeceğini garanti eden ayetin tecellisidir.

FETÖ konusunda Prof. Dr. Haydar Baş dinlenseydi; ne 15 temmuz yaşanırdı, ne de devlet bugün böyle bir acziyet içine düşerdi.

OKAN EGESEL


Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.