Her şartta hamd ve şükür
Hammad b. Osman rivayet eder: Bir gün Câfer Sâdık Aleyhisselam mescidden çıktı. Bineğini kaybetmişti
Haber Merkezi





Dedi ki: "Elhamdülillah/Allah'a hamd olsun."
Biri dedi ki: "Canım sana feda olsun. "Allah'a hakkıyla şükredeceğim" dememiş miydin?"
Ebu Abdullah buyurdu ki: "Elhamdülillah, dediğimi duymadın mı?"
Musenna el-Hannat rivayet eder: Câfer Sâdık Aleyhisselam şöyle dedi:
"Resulullah (sallallahu aleyhi ve alihi) kendisini sevindiren bir şeyle karşılaştığı zaman, "Nimetten dolayı Allah'a hamd olsun" derdi. Karşısına üzüntü verici bir şey çıktığı zaman da. "Her durumda Allah'a hamd olsun" derdi."
Hafs el-Kunasî rivayet eder: Câfer Sâdık Aleyhisselam buyurdu ki:
"Bir belaya düçâr olmuş birini görüp de "Sana verdiği beladan beni uzak tutan ve verdiği sağlıkla beni senden üstün tutan Allah'a hamd olsun. Allah'ım, bu adama verdiğin beladan beni uzak tut" diyen bir kul, kesinlikle o belaya düşmez."
Halid b. Nacih rivayet eder: Câfer Sâdık Aleyhisselam buyurdu ki:
"Sana verilen nimet noktasında bir başkasının imtihan edildiğini görürsen şöyle de: "Allah'ım! (Bu adamla) alay etmiyorum, (bana bahşettiğin nimetlerden dolayı da) övünmüyorum; fakat bana verdiğin büyük nimetlerden dolayı Sana hamd ediyorum."
Hafs b. Ömer rivayet eder: Câfer Sâdık Aleyhisselam şöyle buyurdu:
"Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) buyurmuştur ki: Belaya düşmüş kimseleri gördüğünüz zaman Allah'a hamd edin, ama onlara sözlerinizi duyurmayın. Çünkü bundan dolayı üzülürler."
Abdullah b. Muskan, Câfer Sâdık Aleyhisselam'dan rivayet eder:
"Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) kısa bir seferde devesinin sırtında yolculuk ediyordu. Birden deveden indi ve beş kere üst üste secdeye gitti. Sonra tekrar deveye bindi. Yanında bulunanlar dediler ki:
Ya Resulullah! Şimdiye kadar yapmadığın bir şey yaptın!
Buyurdu ki: Cebrail (a.s.) karşıma çıktı ve Allah Azze ve Celle'den bana müjdeler (beş müjde) ulaştırdı. Ben de her müjdeye karşılık Allah'ın huzurunda bir kere secdeye gittim.
Yunus b. Ammar rivayet eder: Câfer Sâdık Aleyhisselam buyurdu ki:
"Biriniz Allah Azze ve Celle'nin kendisine yönelik nimetini hatırladığı zaman, Allah'a yönelik şükrünün bir ifadesi olarak yanağını yere koysun.
Eğer binek sırtındaysa insin ve yanağını toprağa koysun. Eğer riyakârlık korkusuyla bunu yapamıyorsa, yanağını hayvanın eyeri üzerine koysun.
Bunu da yapamıyorsa, yanağını avucunun üzerine koysun, sonra kendisine verdiği nimetlerden dolayı Allah'a hamd etsin."
İsmail b. Fadl rivayet eder: Câfer Sâdık Aleyhisselam buyurdu ki:
"Sabah olunca ve akşam olunca on kere şöyle de: Allah'ım! Benimle beraber sabahlayan her nimet, borçtan ve dünyadan her esenlik Sendendir.
Sen bir ve ortaksızsın. Sana hamd olsun. Bunlardan dolayı Sana şükretmek benim görevimdir, ey Rabbim! Sen razı oluncaya kadar ve Sen razı olduktan sonra da devam edeceğim.
Sen bunu söylediğin zaman, Allah'ın o gün ve o gecede sana bahşettiği nimetin şükrünü eda etmiş olursun."
Hafs b. el-Bahterî rivayet eder: Câfer Sâdık Aleyhisselam buyurdu ki:
"Nuh (a.s.) her sabah bunu söylerdi. Bu yüzden, "Abdunşekur/ çok şükreden kul" diye isimlendirildi.
Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) buyurdu ki: Kim Allah'ı tasdik ederse kurtulur." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)





















































































