logo
28 EYLÜL 2026

Her satırı vahşet: Satırla parçalayıp asitle erittiler

Darp edildikten sonra halıya sarılarak otomobilin bagajında Kocaeli'ye getirilen ve cesedi parçalara ayrılıp, asitle eritilen Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör'ün cinayetine ilişkin 6 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanıkların çoğu cinayeti itiraf edip, maktulün çocukluk arkadaşı Işık E.'yi işaret ederken, baş sanık Işık E. ise suçlamaların hiçbirini kabul etmedi.

09.12.2024 20:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
Her satırı vahşet: Satırla parçalayıp asitle erittiler
Her satırı vahşet: Satırla parçalayıp asitle erittiler
Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör'den (56) 7 Kasım 2023'den itibaren haber alamayan yakınları durumu polise bildirmişti. Polis ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde Nurhan Ör'ün otomobilini Gebze'de terk edilmiş halde bulmuştu. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince bin saatlik kamera kaydı incelenerek olay aydınlatılmıştı. İstanbul Sultanbeyli'de bulunan oto galeriye getirilen Nurhan Ör'ün darp edilerek bayıltıldığı, daha sonra halıya sarılıp otomobilinin bagajına konularak Kartepe ilçesindeki çiftliğe getirildiği belirlenmişti. Ör'ün vücudunun parçalara ayrılarak, asitle eritildiği tespit edilmişti. Polis ekiplerinde gözaltına alınan Işık E. (56), Ahmet T. (57), Bahadır T. (30), Ceyhun A. (57), Emrah D. (34), Ferdi G. (37) tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kan dolduran cinayette zanlılardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A'nın lise yıllarından Nurhan Ör ile arkadaş olduğu öğrenilmişti.

"Nurhan ile aynı sofrayı paylaştık"
Olayla ilgili duruşma Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanıklar, maktulün ailesi ve taraf avukatları katıldı. Duruşma 9 saat sürdü. Ahmet, Nurhan ve Işık ile okul arkadaşı olduğunu söyleyen Ceyhun A., "Çok üzgünüm, Nurhan'ın ailesinden özür diliyorum. Asitle erittiğimiz kişinin Nurhan olduğunu bilmiyordum. Nurhan'ı 35 senedir görmüyordum ama liseden arkadaşımdı. Ahmet, Nurhan ve Işık ile çok yakın arkadaştık ama Nurhan ile ayrı bir arkadaşlığımız vardı. O dönem zarfında Nurhan ile aynı sofrayı paylaştık. İyi bir arkadaşlığımız vardı. Olayın olduğu dönem paraya ihtiyacım olduğu zamanlardı. Işık'a da borcum vardı. Işık bana, başkası ile alacak verecek meselesi olduğunu, 'Tansiyon yükselebilir, yüksek sesten kimse rahatsız olmasın, senin çiftliği kullanalım. Bunun karşılığında sana para vereceğim' dedi. Ben de bunu kabul ettim" diye konuştu.

"Olaydan bir gün önce elektrikli testereyi odun kesmek için aldım"
Ahmet ve Ferdi'nin çiftliğe asit getirdiğini söyleyen Ceyhun A., "Gübre yığınında çok fazla böcek vardı, Işık ile Ahmet 'Asit onları yok eder' demişti, ben onun için getirdiler sandım. Adaklık hayvan kestiğim için çiftlikte satır, bıçak gibi şeyler vardı. Çiftlikte tadilat yapacağım için de Işık bana para verdi. Balta, satır, testere, naylon, eldiveni çiftliğime lazım olması sebebiyle aldım. Olaydan bir gün önce elektrikli testereyi odun kesmek için aldım. Olay günü Ahmet ve Işık bana geldiler, beraber yemek yedik. Üstüme başıma kıyafet alacaktım. Önce Işık'ı Körfez'e bıraktık. Beni de İstanbul'a götürdüler. Ahmet bana cep telefonu verdi, 'Arayınca arabayı alır, çiftliğe geçersin' dedi. Eski tip telefonlardandı. Aramışlar ama duymamışım. Ahmet yanıma geldi, 'Çabuk her şey hazır, galeriye git arabayı al. Paketledik, sana bir şey olmayacak' dedi. Galeriye gittiğimde Işık kapıda, Ferdi ise dışardaydı. 'Araba hazır kaç saattir seni bekliyoruz. Ahmet seni yolda karşılayacak' dediler" şeklinde konuştu.

"Işık, cesedi asitte eritmemizi söyledi"
Sanık Ferdi'yi de yoldan aldığını söyleyen Ceyhun A., "Ahmet bizi arayarak İzmit'te karşılayacağını söyledi. Bizi yönlendirdi. Ferdi ile birlikte çiftliğe geldik. Ferdi halıya sarılmış paketi aldı, aynı zamanda halı bantlanmıştı. 'Ferdi, 'Bu zaten ölü' dedi. Üzerine su falan attık, 'Galerideyken ölmüş' dedi. Işık'ı aradım, öldüğünü söyledim, 'Biliyorum gerekeni yapın' dedi. 'Gereken ne' deyince, asite atmamızı söyledi. Üstümüzü değiştirdik, Ferdi el arabasını getirdi. Arabadaki halıya sarılmış cesedi alıp içeri getirdik. Ben cesedin Nurhan'a ait olduğunu bilmiyordum. Gidip üstümüzü değiştirdik. Ferdi kıyafet getirmiş, o da değiştirdi. Kafasında kar maskesi vardı, maskeyi hiç açmadım. Cesedin kafasında kırıklar doluydu, sırtı mosmordu. Kafasının arkası kan içindeydi. Ağzında pamuk vardı. Cesedin kime ait olduğunu hiç merak etmedim, aklımda sadece ondan kurtulmak vardı" ifadelerini kullandı.

"Işık bana naylon ve eldiven gibi malzemeler almam için 400 dolar nakit para verdi"
Emniyette cesedin Nurhan'a ait olduğunu öğrendiğini söyleyen Ceyhun A., "Cesedi parçalamaya ve asite atmaya Ferdi yardımcı oldu. 100 litre asit vardı. Cesedi yok ettikten sonra Işık telefonla aradı, polisin kendisini aradığını söyledi. Malzemeleri yok etmemi istedi. Tüm eşyaları yaktım. Daha sonra polisler geldi ve olanları anlattım. Işık bana naylon ve eldiven gibi malzemeler almam için 400 dolar nakit para verdi. Çiftliği hazırlamam gerektiğini söyledi. Parayı bunun için mi verdi bilmiyorum. Nurhan'ı ben öldürmedim, arabada ceset olduğunu bilmiyordum, çiftlikte öğrendim. Basiretim bağlandı. Işık bana 20 bin lira para da vermişti ama o para tadilat içindi" dedi.
Savunması alınan Ferdi G., "Işık bana; 1980'lerde bazı olaylara karıştığını, örgüt adına çalıştığını, cinayetler işlediğini söyledi. Beni korkuttu ve tehdit etti. Işık Eren 100 kişilik bir ölüm listesi hazırlamış. İntikam alacakmış. Işık bana, Nurhan'ı paketleyeceklerini söyledi. Olaydan bir gün önce Işık çağırdı, Ahmet ile çiftliğe gideceğimi söyledi. Malzemeleri ben, Ceyhun, Ahmet aldık. Sonra onları çiftliğe götürdük. Ceyhun daha sonra testere, naylon poşetler aldı. Sonrasında ben Ahmet ile İstanbul'a döndüm. Olay günü Işık silahını çıkarıp temizledi, Nurhan'ı kaçırırsak beni vuracağını söyledi" diye konuştu.

"Elini, ayaklarını ağzını bantladı, kıyafetlerini giydi"
Emrah'ın olaydan 1-2 gün önce sakalını boyattığını, peruk aldığını söyleyen Ferdi G., "Emrah bana fotoğrafını atınca Işık'a gönderdim. Işık, whatsapp fotoğrafını ona attığım için bana kızdı. Olay günü galeride Emrah güvenlik kameralarına yakalanmamak için arabanın bagajına geçti. Güvenlik kameralarında içeri girişi gözükmesin diye, arabanın bagajında içeri girdi. Arabayla geri geri yanaştık. Sonra yukarıya çıktı. Emrah yüzüne kar maskesi taktı. Emrah 4 hat, 4 telefon temin etmişti, nasıl haberleşeceğimiz konusunda konuştuk. Daha sonra Nurhan ve Işık galeriye geldi. Nurhan içeri girince Emrah spreyle gaz sıkmaya başladı. Nurhan'ı etkisiz hale getirdi. Göğsüne, boynuna bastı. Elini, ayaklarını ağzını bantladı, benden de yardım istedi. Emrah'ın sopayla Nurhan'a vurduğunu gördüm. Ya infaz edecek, ya salacak, ya da senet imzalatacaklardı. Emrah kafasındaki kar maskesini Nurhan'ın kafasına geçirdi. Maktul baygınken, Emrah pantolon ve ayakkabısını çıkardı, onu halıya sardı. O kıyafetleri giydi" şeklinde konuştu.

"Satır ve baltayla kafasını ve belden aşağısını kesti"
Daha sonra çiftliğe gittiklerini söyleyen Ferdi G., "Çiftliğe gittik, öldüğüne ihtimal bile vermiyordum. Ceyhun el arabası getirdi, açtı, birkaç tokat attı, 'Ölmüş' dedi. 'Haber vermem gerekiyor' deyip, Işık'ı aradı, 'Kuzu ölmüş' dedi. Kıyafetler giydik, yere muşamba serdik. Ceyhun, 'Biri sorarsa ilaçlama yaptığımızı söylersin' dedi. Satır ve baltayla kafasını ve belden aşağısını kesti. Ben balta ile vurduğu yeri bıçak darbesi ile kesmeye çalıştım, sonra yapamadım, bıraktım. Asite koyarak erittik. Işık'ın bana verdiği silahı masaya bırakarak oradan ayrıldım. Işık, Nurhan ile kaç defa görüştü. 'Senin halılarını yurt dışında satacağım' diyerek halı aldı ama hiç ödeme yapmadı. Işık, halıları piyasaya sürmek için sahte belge hazırladı. 16 halının imzasını Emrah attı. Işık, Nurhan'dan aldığı 145 bin dolarlık halı borcundan kurtulmak amacındaydı. Işık Ceyhun'a, birine senet imzalatacağını, öldüreceklerini söyledi. Ayrıca olaydan bir gün önce Ceyhun, az bir sıvıyla, bir adet kemik eritip, asidin işe yarayıp yaramadığını test ettiğini anlattı. Tehditlerle bu işe başladım ama artık konuşmaya karar verdim, gerekenler cezalarını alsın" ifadelerini kullandı.

"Halıyı Ferdi ile beraber alınca, 'Yavaş' diye ses duydum"
Ferdi'nin kendisinden sprey, hat, telefon istediğini söyleyen Emrah D., "Biber gazı ve hatları verdim. Ferdi ile otururken bana 'Sakallarını boyatırsan nasıl olur' dedi. Olaydan bir gün önce sakallarımı boyattım. Zaten boyatmak gibi düşüncem vardı. Daha önce dizi işi ile uğraştığım, figüranlık yaptığım için sakallarımı boyatmak istedim. Araçtan bagajda değil, arabanın sol arka koltuk kapısından çıktım. Bir süre sonra Ferdi beni ofise çağırdı, halı vardı, arabaya almamı istedi. Halıyı Ferdi ile beraber alınca, 'Yavaş' diye ses duydum. Normal halı zannettim. Ne olduğunu sordum, 'İnsan var' dedi. Korktum, silah çekti, 'Sakın kimseye söyleme' dedi. Halıyı bagaja koyduk. Bagajda Nurhan'ın yüzünü gördüm. Uyuşturucunun etkisinde olduğum için ne yapacağımı bilemedim. Pantolon ve ayakkabımı değiştirmedim. Ferdi bana turuncu renkli mont verdi, sonra aracı Gebze'ye bırakmamı istedi. denileni yaptım. Ferdinin anlatımlarını kabul etmiyorum. Bahadır kamera sisteminin değişeceğini söyledi, ben de değiştirdim. Sadece sakal boyattım, saç boyatmadım" dedi.

"Işık, Nurhan'a senet imzalatacağını söyledi"
Işık ile ortak olduğunu söyleyen Ahmet T., "Bahadır oğlumdur. Okul arkadaşları olarak Nurhan'la biz whatsapp grubundan görüşmeye başladık. Işık, yurt dışında alım satım yaptığını söyledi, Nurhan ile bu konuyu konuştu. İlişkiler bu şekilde başladı. Işıkla bir yerde otururken senet olayı olduğunu, Nurhan'a imzalatacağını söyledi. Beni bu işe bulaştırma dedim, sonra konu kapandı. Bir gün Işık bana kimyasal madde ile ilgili ilgilendiğim için temin edip edemeyeceğimi sordu. Temin edebileceğimi söyledim. Temin edip asiti Ceyhun'un çiftliğine bıraktım ve İstanbul'a döndüm. Sabah ofiste gittiğimde Işık bana, 'Senet imzalatma işini halledeceğim' dedi. 'Sen de yardım et' dedi. 'Ben sadece araba ile gider gelirim başka bir şeye karışmam' dedim, basiretim bağlandı. Akşam annem rahatsızlandığı için eve gittim, öldüreceklerinden haberim yoktu. Senedin amacını bilmiyorum, 1 milyon dolar gibi konuşmalar geçiyordu, olayda menfaatimiz yoktu" diye konuştu.

"Emrah'ın sakalını boyatmasında olayla ilgisi olduğunu düşünmedim"
Bahadır T. ise, "Eylemlerde herhangi bir suçum yoktur. Nurhan aracını bizim galerimize getirip satışa koydurmamızı istedi. Bu şekilde git-geller oldu. Polislere yardımcı oldum, suçsuzum. Emrah, kepengi tamir ettiği için ona 300 TL gönderdim, zaten ona 3-4 bin lira borcum vardı, sakalını boyatması için o parayı vermedim. Emrah'ın sakalını boyatmasında olayla ilgisi olduğunu düşünmedim. Yardımcı oyunculuk yapıyor, ajansa kayıtlı, bunun için yaptığını düşündüm. Suçsuz olduğunu düşünüyorum. Kalp rahatsızlığım var. Operasyon geçirmem gerekiyor ancak cezaevi şartları buna uygun değil" şeklinde konuştu.

"Nurhan'la üniversitede zamanında arkadaşlığımız kesintiye uğrasa bile yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi"
Nurhan'ın çocukluk arkadaşı olduğunu söyleyen Işık E., "27 sene yurt içi ve yurt dışında çalıştım. Bu olay başıma geldiğim için doktora çalışmalarım yarım kaldı. Beni kamuoyunda öcü olarak gösteriyorlar. Kötü imaj oluşturmaya çalışıyorlar. Olaydan bir gün önce Nurhan ve ortak arkadaşımız Fehmi G. ile iş ortaklığımız gereği bir araya geldik. Araçlarının satışı ile ilgili gelişmeler olduğunu, İstanbul'a birlikte gidip gidemeyeceğimizi sordu. Beraber İstanbul'a gittik. Nurhan'la üniversitede zamanında arkadaşlığımız kesintiye uğrasa bile yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Biz İstanbul'a galeriye geldiğimizde sadece Ferdi vardı. Nurhan bir süre yukarıda takıldı ve galeriden ayrıldı. İddianamede bir tane maddi delil görmedim. Diğer sanıkların iddiaları var" ifadelerini kullandı.

"Bunlar normal açıklamalar değil, akli melekelerin yerinde olup olmadığını araştırılmasını istiyorum"
Nurhan'dan senet tahsil etmek gibi şuursuz biri olmadığını söyleyen Işık, "Buna da ihtiyacım yok. Nurhan ticaretinde titiz biriydi. Nurhan'ı kandırmak, senet imzalatmak deliliktir. Nurhan'ın bana ev ve ofis tahsis ettiği doğrudur. Cinayet işleyecek biri olsam kaçardım. Kaçmadığım gibi emniyete her arandığımda yardım ettim. Sanki ben onlara çip taktırdım, robot gibi kullandım gibi konuşmalar var. Madem ben tehdit ettim, neden polise gitmiyorsun' Gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmayan şeyler söylüyorlar. Bunlar normal açıklamalar değil, akli melekelerin yerinde olup olmadığını araştırılmasını istiyorum. Öyle mükemmel planlama yeteneğim var ki; bu adamlar şuursuzca benim dediklerimi yapıyor, bir tane DNA kalmıyor. Senet imzalatacaktı deniliyor, Nurhan ile aramızdaki iş işleyişi bellidir" dedi.

"Nurhan'ın mal varlığının ve ölümünden sonra zenginleşen kişileri araştırılmasını talep ediyorum"
Ölüm listesinin olduğu iddiasının yalan olduğunu söyleyen Işık, "Madem bu kadar ince cinayet planım var, senet imzalatacağım bu ülkede polis yok mu' Bu senedin iş sözleşmesi ne olacak. Neye dayandıracaklar, nasıl tahsil edecekler. İddia edilen cinayet var, nerede, ne zaman ve nasıl öldürüldü, bunun maddi delilleri nerede' Bu cinayette fayda görecek insanlar lazım. Nurhan ortadan kalksa ölümünden kim çıkar sağlayacak. Benim iş sözleşmem var, ölmesinden benim çıkarım mı var' Nurhan'ın mirası, mal varlığı kime kalacak. Nurhan'ın mal varlığının ve ölümünden sonra zenginleşen kişilerin araştırılmasını talep ediyorum. Bunların hepsi uyuşturucu etkisinde hayal mi anlatıyor' Aleyhe olan suçlamaları ret ediyorum. Ahmet'in asit alıp Ceyhun'un çiftliğine götürdüğüne ilişkin bilgim var. Ceset yoksa cinayette yoktur gibi bir şey kullanmadım. 145 bin dolarlık halı iddiası var. Nurhan bu halıları satışını yaptı, ben karışmadım" diye konuştu.

"Nurhan'ın Işık'a 145 bin dolar halı verdi ancak paranın ödenmediğini biliyorum"
Maktulün eşi Başak Ör, sanıklardan şikayetçi oldu. Maktulün kardeşi Erhan Ör ise, "Nurhan'ın uyuşturucu ile en ufak ilişkisini görmedim. Nurhan, abim, dostumdu. Hiç kimseyi kırmayan, kimse ile küs duramayan biriydi. Herkese faydası vardı. Çok müstesna bir aileydik. Nurhan, Işık'a 145 bin dolarlık halı verdi ancak paranın ödenmediğini biliyorum. Işık, parayı nakit olarak vereceğini, Arabistan'a satacağını söylemiş. Nurhan'a sorduğumda para gelmeyecek, halıların geleceğini söyledi ama gelmedi. Bunların insan olduğuna inanmıyorum, şeytanın aklına gelmez bu plan, şikayetçiyim" şeklinde konuştu.
Ağabey Serhan Ör de, "Kardeşimin cesedini bile bize bırakmadılar. Kardeşimin ne uyuşturucu kullandığını gördüm ne de duydum. Sanıklardan şikayetçiyim. Nurhan, Işık'ın halıları satamadığını, annesinin evinde olduğunu, geri getireceğini söylemiş ancak getirmedi" ifadelerini kullandı.

"Nurhan'ın çocukluğundan beri yedirdiği, içirdiği, her yerde toparladığı insanlar bunlar"
Duruşmanın ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Nurhan Ör'ün kardeşi Erhan Ör, "Birçok şeyi itiraf ediyorlar. Bazıları hala kendilerini kurtarmak için inkar etmeye çalışıyor ama olay ayan beyan ortada. 6 cani kardeşime kıymışlar. Bundan daha öteye bir şey yok. Adaletin tecelli etmesini bekliyoruz. Mücadelemiz hukuk mücadelesi, Türk adaletine güveniyoruz. Sanıkların çoğu çocukluk arkadaşı, lise arkadaşları. Çoğunu ben bile tanıyorum. Nurhan'ın çocukluğundan beri yedirdiği, içirdiği, her yerde toparladığı insanlar bunlar. Hep de ondan nemalanmış, bir şeyler almış insanlar. Sanıkların söyledikleri şeylere, yazdıkları senaryolara inanmak mümkün değil. Uyduruk uyduruk bir takım bahanelerle suçtan yırtmaya çalışıyorlar" dedi.

Avukatların savunmalarının ardından mahmekem, sanıkların tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.