HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 24 TEMMUZ 2021, CUMARTESİ

Hodri meydan sayın Çölaşan!

13.06.2001 00:00:00
Pazar günü Ankara Tandoğan'da yüzbinlerin katılımıyla gerçekleşen Ermeni Soykırım İddialarını Red ve Ulusal Bağımsızlık mitingi, sadece oraya gelen vatandaşlarımızı değil, bayraklarını bağırlarına basıp ekranları başından o bayrak şenliğine iştirak eden bütün milletimizi sevindirdi. İştirak edemeyip de etraftan duyanlar ise 'keşke biz de katılsaydık' diyerek hayıflandılar; şimdi onlar da bir sonraki mitinge hazırlık yapıyorlar. Kısaca, Kuvay-ı Milliye ruhu tüm Türkiye'yi sarıyor.

İşte bu sevda selini, bu muhteşem manzarayı, ola ki etkileniriz fobisiyle uzaktan uzağa, gizliden gizliye gözlemleyen bazılarının paçaları tutuştu. Kimlerin paçaları mı? Mitingin adına ve içeriğine bakılırsa yahut 'Bu mitingten kimler rahatsızlık duyar?' sorusunun cevabı bulunursa, paçaları tutuşanların saklı kimlikleri kolayca açığa çıkar.

Mitingin ana temaları ortada... Bayrak, vatan ve din sevgisi. Ulusal bağımsızlık inancı. Ermeni soykırım iddialarının tam bir yalan olduğu vurgusu.

Bu temalardan rahatsızlık duymak için; ya bayrak, vatan ve din sevgisinden mahrum olmak lazım yahut ulusal bağımsızlığı içine sindiremeyen bir mandacı olmak. Veya soykırım iddialarının reddedilmesine rıza gösteremeyen Ermenici-bölücü bir azınlıktan olmak lazım... Yoksa bütün bir milletin, mitingi bir bayram şenliğine dönüştürdüğü ortamda allerjik belirtiler çıkarmanın izahı yapılamaz.

Bu bakımdan Hürriyet'ten sayın Emin Çölaşan'ın rahatsızlığına izah bulabilmiş değilim. Zira o, az-çok bayrak-vatan sevdalısı bilinir, ulusal bağımsızlığa düşkün biri olarak tanınır. Kimseden de onun Ermenici olduğunu duymadım.

Yoksa bizim bu bilgilerimiz mi yanlış?

O halde Çölaşan, dünkü yazısında Ankara Tandoğa'daki mitingin adı dışındaki tüm yalan ve yanlış bilgileri ardarda sıralayarak niçin böyle bir rahatsızlık ortaya koydu? Çölaşan, bu yazısını kimden aldığı talimatla kaleme aldı? Acaba birileri, Çölaşan'ı götürü usulü mü çalıştırmaktadır? Eğer Çölaşan, kalem oynattığı gazetenin künyesinde kaydedildiği üzere basın meslek ilkelerine uyuyorsa bütün bu soruları açık ve net cevaplandırmalı, yanlış bilgi ve iftiralarla süslediği yazısı için Prof. Dr. Haydar Baş bey başta olmak üzere mitinge iştirak eden aziz milletimizden ve okuyucusundan özür dilemelidir.

Prof. Dr. Haydar Baş beyi tanımayan yok ki... O, din konusundan insan hakları sahasına, enflasyonun üretim-emisyon dengesiyle düşürülmesi, dar bölge yaygın kalkınma modeli... vs gibi ekonomik alanlardan uluslararası en stratejik konulara kadar pekçok hususta eser vermiş, makale yazmış bir akademisyen ve aynı zamanda başarılı bir işadamıdır. Olunması gereken kadar dindar ve vatanperverdir. Bu vasıfları herkesçe ma'lumdur. Kendisini 'tarikatçı'... vs gibi yürürlükteki hukukun dışında bir kimlikle tanımlamaya yeltenen Çölaşan, herhalde Prof. Dr. Haydar Baş beyin bu konularda kazandığı tazminat davalarının farkında değildir.

Çölaşan, kendisine yazıyı dikte ettiren tarafından son derece yalan bilgilerle yönlendirildi. Nitekim sipariş yazısında belirttiği radyo ve televizyonların hiçbirinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş değildir. Bu konudaki doğru bilgiler RTÜK'te mevcuttur.

Sayın Prof. Dr. Baş, Çölaşan'ın yazdığı gibi yurtdışında yaşayan bir ilahiyatçı değil; bilakis herzaman ifade ettiği üzere Sarıkamış'ta şehid olan dedesinden ve dedelerimizden kendisine emanet kaldığına inandığı aziz vatanda yaşamaktadır. Bununla da yetinmeyip bu vatanın bir çakıl taşının dahi yabancıya peşkes çekilmesine gönlü razı olmadığı için ulusal bağımsızlık mitingleriyle karış karış ülkeyi gezmektedir. Çölaşan, takiyye lafını da ağzının içinde yuvarlamaktadır. Yakından tanıdığım ve kendisini tanıyanlar öyle şahitlik ettiği için söylüyorum; eğer Prof. Dr. Haydar Baş bey asaletinin zekatını, kendisine hayali yalanlarla iftira edenlere verse, abâd olurlar.

Diğer yandan Çölaşan, eğer penceresinden Tandoğan meydanına doğru kafasını veya kulağını uzatabilse mitingte sadece Prof. Dr. Haydar Baş beyin değil 15'i aşkın insanın konuştuğunu görecekti. Böylece bir başka yalandan da kendini koruyacaktı. Ancak yazısını, herhalde verilen talimat gereği olacak gözü kapalı kaleme aldığı için 'sadece Haydar Baş'ın konuştuğu miting' yalanıyla süsledi.

Çölaşan'ı çok kötü faka bastırdılar. Çünkü yıllardan beri olduğu gibi Prof. Dr. Haydar Baş bey, Tandoğan meydanındaki konuşmasında da ülkemizin içinde kıvrandığı tehlikelerden ancak ve ancak birlik ve beraberlikle aşabileceğimizin altını çizdi. Bu dönemde dağdaki eşkiyayı bile yanımıza alıp tek bilek tek yürek olmak durumundayız, dedi orada milyonların huzurunda. Çölaşan, güya kendince saflar oluşturmakta; bunlar Erbakan, Tayyip gibilerin amansız karşıtıdır, demektedir. Çölaşan bu uydurmaları kaynağına iade ederek 'Beni çok ama çok yanlış yerde harcadınız' demelidir. Zira Prof. Dr. Haydar Baş beyin birlik ve kardeşlik tezinden habersiz sayın Çölaşan, bu tezde değil sadece Erbakan Hoca'nın, Tayyib'in, Melih'in, onun veya bunun, kendisinin bile bir yeri olduğunu fark etse; yüzü kızarır ve dünkü yazısını kaleme alacak takat bulamaz.

Telefonla kendisini arayıp Çölaşan'ın yazısından haberi olup olmadığını sorduğumda Haydar Baş hocam, gülüp geçerek 'Evladım, biz kimseye karşı değiliz. Bu kardeşlerimizin hepsi bu vatanın evladı. Bilakis, ne adına olursa olsun bölücülük yapılmasına karşıyız. Şahısların günahları Allah ile kendi aralarında. Yıllardan beri ülkede birlik ve beraberliğin zaruri olduğunu anlatan, yazan bir insanı, bu arkadaşlar hala şuna buna karşı göstermeye çalışıyorlarsa; başkalarının ekmeğine yağ sürerler' dedi.

Çölaşan, belediye otobüslerine günlerce güya bedelsiz afişler asıldığını uydurdu. Çölaşan'ın özür yazısını kolayca kaleme alması için veya dağ gibi yalanlarının karnını ağırtmaması için suyun içinde eritip yutucağı netlikte 'asılan 100 afişin ödeme makbuzu'nu köşemde yayınlıyorum. Afiyet olsun sayın Çölaşan.

Halk arasında bir özdeyiş vardır; yalancı korkak olur, yalanı da yüzünün kızarması veya benzinin solmasıyla ortaya çıkar. Sana bu yazıyı sipariş verenlerin sülalesini de yanına alarak istediğin kanalda tartışmak üzere açık davet çıkarıyorum; rengin kızarmayacak veya benzin solmayacaksa hodri meydan sayın Çölaşan.
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.