logo
15 TEMMUZ 2026

HOŞGELDİN YA ŞEHR-İRAMAZAN

27.11.2001 00:00:00
 
Ramazan YazılarıORUÇLU PSİKOLOJİSİ

İnsanoğlunun sıhhatinde ve rahatsızlıklarında, vücut fonksiyonları ile öfke, üzüntü, sıkıntı, korku, heyecan, sevinç... gibi emosyonların -psikolojik durumların- iç-içe olduğu tıbben bilinmektedir.

Psişik ve ruhsal bozukluklara sebep olan rahatsızlıklar kadar bugün, dikkatler bazı fizikî durumların ve rahatsızlıkların husulünde psikolojik faktörlerin katkısına yönelmektedir. Nitekim bugün, otonom sinir sistemi kontrolü altında bulunan bir organ sisteminde meydana gelen ve ruhi olarak bilinen hastalıklara psiko-somatik (psiko-fizyolojik) hastalıklar denmektedir.

Stresin, çağımızdaki hastalık ve ölüme sebep olan bir faktör olarak önemli rol oynadığı bilinmektedir. Bu bakımdan streslerden, huzursuzluk ve mutsuzluktan uzak bir insan tipi oluşturulmaya eğilim vardır. İnsanı maddeten ve manen güçlü, iradeli kılacak, huzur ve itminana erdirecek bir yaklaşıma özenilmektedir. Bu, aslında insanı vücut ve ruhu ile bir bütün olarak kabul eden tıbbi anlayışın, bedeni ve ruhi hastalıklarında ona yaklaşmanın ana esasıdır.

Bu meyanda, ibadetin insan hayatındaki mutlak olan olumlu etkilerini, Ramazan ayında ve müteakiben yıl boyunca nafile olarak tutulacak oruçla elde edilecek maddî ve manevî faydalarda müşahade etmeye çalışalım.

Oruç insan sağlığını koruyucu faktörlerin başında gelir. Beden ve ruh sağlığımız üzerindeki faydalı tesirleri onun maddi ve manevi cephemizi ilgilendiren bir ibadet olmasından kaynaklanıyor. Ramazan ayında ve bilahare yıl boyunca tutulması teşvik edilen oruçla, vücuttaki besin depoları harekete geçirilmekte, yağ yakımı süratlenmekte, şişmanlık, damar sertliği, tansiyon yüksekliği gibi kalb, böbrek beyin... rahatsızlıklarına sebep olan ve hayatı tehdit eden zararlı unsurlardan korunma temin edilmekte, birikmiş metabolik ve toksik artıklar atılmakta, organlar faydalı bir nisbî istirahate geçmektedir.

Bütün bunların daha önemlisi orucun kişide psikolojik büyük bir inkılâbı gerçekleştirmesidir. Bu inkılâb insanda oluşan manevi huzur ve ruhî itminan bütün vücut sistemleri ve fonksiyonları üzerinde tam bir kontrol ve hakimiyet etkisi olan beyin ve sinir sistemini olumlu yönde etkilemektedir. Bunun tıbbî açıdan pek büyük önemi vardır. Zira psikolojik etkilerin tesirinde kolaylıkla kalan sinir sistemi, vücudun kontrol fonksiyonlarının büyük bir bölümünü sağlar. Genel olarak kas kasılmasından, hızla değişen iç organ olaylarına ve hatta bazı iç ve dış salgı bezlerinin salgı temposu gibi vücudun hızlı aktivitelerine kadar pek çok fizyolojik ve organik olayı kontrol eder. Bu önemli sistem üzerinde, manevî huzur ve ızdırabın, sevinç veya üzüntünün, stres veya itminanın, korkunun veya ümidin birinci derecede belirgin etkileri vardır. Merkezî sinir sisteminin (beynin) anormal çalışması veya istenmeyen psikolojik etkiler altında kalması, değişik organların ağır fonksiyon bozukluklarına sebep olduğunu, tıbben bilmekteyiz. Meselâ, çok defa kalp krizinin üzüntü, sıkıntı, kızma, öfkelenme, ani heyecan gibi psikolojik olayları izlediği müşahade ediliyor. Yani psikolojik etkiler beyin ve sinir sistemi yoluyla hayati organlar üzerinde istenmeyen organik bozukluklar tevlid edebiliyor. Dinimizde emredilen orucun sadece tan yeri ağarmasından güneşin batmasına kadar yemekten, içmekten, cinsî münasebetten kaçınmak olmadığını İslami kaynaklardan öğreniyoruz. Evliyanın lisanı ile; "Hakk'a vuslatın sebeplerinden biri olan orucu, bütün uzuvlara tutturmak zaruridir. Zira gözün orucu, dilin orucu, kulağın orucu, ağzın orucu, kısaca her organın orucu vardır. Kendileri ile ilgili yasaklardan şüpheli şeylerden organlarımızı korumak ile istenilen ve emredilen orucu tutmuş oluruz." Oruç bütün uzuvlara, bu arada asıl olarak merkez nokta olan kalbe tutturulmalıdır. İftarı cennet ve cemalûllah olan oruç kalb orucudur, ömür boyu tutulur.

Devamı yarın

Dr. Abdullah TERZİ

Ramazan'ın faziletleri

Dünden devam

Daha sonra Peygamber (sav) Efendimiz şöyle devam etti:

"Bu ay öyle bir aydır ki: Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennem azabından kurtulmaktır.

Bu ayda, bir kimse kölesinin (hizmetini görenin) yükünü hafifletirse Allah onu bağşılar; Cehennem'den azad eder.

Bu ayda şu dört huyu çoğaltınız ki, onların ikisi ile, Rabbinizin rızasını alırsınız. Kalan ikisine de mutlaka ihtiyacınız vardır.

Şunlarla Rabbinizin rızasını kazanırsınız:

La ilahe illallah (Allah'tan başka ilah yoktur) deyiniz,

Allah'tan günahlarınızın bağışlanmasını isteyiniz.

Muhtaç bulunduklarınız şunlardır:

Yüce Allah'tan cenneti istemeniz,

Cehennem azabından da Allah'a sığınmanız.

Her kim bu ayda bir oruçlunun karnını doyurur ise... Allah-ü Teala onu Kevser havuzundan içirir ki.. ondan içtikten sonra bir daha susamaz..."

Oruç Allah katında çok değerli bir ibadettir. Oruç kul ile Allah arasında bir sırdır. Allah rızası için yapılan gizli bir ibadet olduğu için Cenab-ı Hak mükafatını özel olarak vereceğini bildiriyor bize.

Peygamber (sav) Efendimiz "Kıyamet günü Cennet'in duvarları üzerinde kuşlar gibi uçuşan bazı mü'minler geleceklerdir. Cennet kapıcısı bu mü'minlere siz kimsiniz?" diye soracak, onlar da "Biz Muhammed ümmetindeniz!" diye cevap verecekler. Cennet kapıcısı, "Sorgu suale çekildiniz mi?" diye soracak, onlar "Hayır" diye karşılık verecekler. Cennet kapıcısı "Sırat'ı geçtiniz mi" diye yine soracak. Bu defa da mü'minler, "Hayır geçmedik" diyecekler. En sonunda kapıcı, "Öyle ise siz bu erişilmez dereceleri ne ile kazandınız?" diye soracak, onlar da "biz dünyada iken Allah'a, gizlilik içinde yapılan oruç ibadetini sunduk. O da bizi öbür dünyada yine gizlilik içinde Cennetine koydu" karşılığını verecekler" diye buyurmaktadır.

Hakkıyla oruç tutmayı, geceleri ihya edebilmeyi Cenab-ı bizlere de nasip eylesin.

Züleyha Karakuş

Keffareti gerektiren ve gerektirmeyen oruçlar

Ramazan orucundan başka hiç bir orucun bozulmasından dolayı bir ceza ve geçmişteki kusuru düzeltme olarak iki ay oruç tutmak gerekmez. Çünkü Kur'an'ın açık beyanı, yalnız tutulan Ramazan orucunun bozulması üzerine keffareti gerekli kılmaktadır.

Ramazan orucunun bozulmasından dolayı keffaret gerekmesi için, hem şekil ve hem de mana bakımından iftar (orucu bozan bir şey) gerçekleşmelidir. Bu da, âdet olarak gıdalanmak, tedavi olmak veya lezzetlenmek kasdı ile yenip içilen şeylerden birini kendi isteğiyle ve kasten yutmakla veya bir canlı kişiye kendi isteğiyle kasten iki yoldan biriyle cinsel ilişki kurmakla meydana gelir. Bunda inzal olması şart değildir.

Bunun için gıda sayılmayan, beden için elverişli olmayan, aslen murdar olup kendisinden tiksinilen bir şeyin rıza ile ve kasten yenip içilmesinden veya bir ilâcın ağızdan başka bir yerden içeriye akıtılmasından dolayı keffaret gerekmez.

Keffaret, oruç tutumamanın değil, orucu bozmanın bir cezasıdır. Bunun için bir kimse, Ramazanda orucu asla niyet etmediği gibi, asla iftar da etmeyip imsak etmiş bulunsa (oruç tutsa), üzerine yalnız kaza lâzım gelir.

Yine; oruca asla niyet etmediği halde, gündüzün kasden iftar edilse, yalnız kaza gerekir. Böyle bir yersiz davranıştan dolayı, ayrıca sorumluluk doğar. Tevbe edip mağfiret dilemek gerekir. Fakat keffaret gerekmez.

Yine, geceleyin niyet edilmeyip sabahleyin zevalden önce (nehar-i şer'inin yarısından önce) oruca niyet edilip de, ondan sonra kasden iftar edilecek olsa, yine yalnız kaza gerekir, keffaret gerekmez. Bu İmam Azam'a göredir. İki İmama göre (İmam Muhammed-İmam Ebû Yusuf), niyet bulunmaksızın imsak edilse (oruç tutulsa) veya zevalden önce iftar edilse, hem kaza, hem de keffaret gerekir; çünkü zevalden önce oruca niyet edilmesi mümkündür.

Devam edecek

Ömer Nasuhi Bilmen Büyük İslam İlmihali

Lâtifeler

Merhum Sultan Çelebi, kardeşi Mûsa Çelebi üzerine, Anadolu'dan donatılmış bir ordu ve sayısız askerle Rumeli'ye geçerek uzun müddet o diyârda dolaştı. Rumeli beylerinin çoğu ile yiğitlerini yanına katı. O esnada Anadolu vilâyeti uzun zaman padişahsız ve askersiz kaldı. Karamanoğlu Mehmed Bey "Fırsat ganîmettir" diyerek memleketi epeyce hasara uğrattı ve sonra Bursa'yı bir ay kuşattı.

Beyit

Kaçan aslandan olsa bîşe hâli

Görirsin bebr olur her bir şeğali.

"Arslan ormanda bulunmadığı zaman, her çakalın (arslanın bile korktuğu) azgın canavar kesildiğini görürsün."

Neticede, Sultan, kardeşi Musa Çelebi'yi katledip ölüsünü Bursa'ya gönderdi. Bundan sonra büyük bir güçle askerini Anadolu'ya sevketti. Karamanoğlu bu haberi işitmiş fakat, inanmamıştı. O anda Musa Çelebi'nin cenazesi Kaplıca İmâreti'ne geldi. Tabutunu açtırıp ölüyü görünce Karamanoğlu'nu hayret aldı. Çünkü sağlığında görmüş ve bir sohbette beraber oturmuştu. Hemen neye uğradığını anlayarak kuyruğunu kısıp kaçtı.

Karamanoğlu'nun yanında, iri yapılı, büyük cüsseli, yerinde söz söyleyip ince latîfeler yapan Hürmüt Tanası denilen maskarası da vardı. Bu Karamanoğlu'nun ardınca kaçmaktan yorulup dermansız kalınca:

Hey Bey, sen Osmanoğlu'nun ölüsünden böyle kaçarsın, dirisini görsen halin ne olur? Herhalde korkundan eyerine yaparsın.

Lamiizâde Abdullah Çelebi

Gönül DostlarıMevlânâ Hâlid-i Bağdâdî

Mevlânâ Hâlid Hazretleri, memleketi Süleymâniye'ye dönüp ders vermeye başladı. Fakat gece-gündüz Hindistan'ı düşünüyordu. Bir gün bu düşünceler içindeyken, Hindistan'ın Dehli şehrinde bulunan evliyanın en büyüklerinden Abdullah-ı Dehlevi'nin talebelerinden Mirzâ Abdürriham isimli bir zât çıkageldi. O talebe Abdullah-ı Dehlevi; "Mevlânâ Hâlid'e selamımız söyle bu tarafa gelsin buyurdu" dedi. Uzun zaman başbaşa görüştüler. Mevlânâ Hâlid talebelerine ders vermeye gelmez oldu. Talebeler, Hindli'ye kızmaya başladı.

Bir süre sonra, 1809 senesinde ikisi birlikte İran ve Afganistan üzerinden Hind yolculuğuna çıktılar. Umulmadık bir zamanda medreseyi ve talebeyi bırakıp bu ânî ayrılışına şehrin bütün halkı ve talebeleri çok üzüldüler. Yoldan çevirmek için çok ısrar ettiler ve yalvardılarsa da fayda vermedi.

Hindistan'ın karanlıklar ve tehlikeler içinde bulunduğunu söyleyip vazgeçirmek istediler. Onlara; "Âb-ı hayât zulümâtta bulunur" şeklinde cevap veren Mevlânâ Hâlid Hazretleri, arkadaşı Mirzâ Abdürrâhim ile yaya olarak önce Tahran'a geldiler. Burada meşhûr şiî âlimi İsmâil Kâşi'yi, talebesinin önünde rezil etti. Mevlânâ Hâlid, bâzı şiî tefsir kitaplarını okumuş, Kur'an-ı Kerimin birçok Âyet-i Kerimelerinin şiîler tarafından değiştirilip, mânâlarının tahrif edildiğini görmüştü. Meselâ; Enfâl sûresi 70. ayetinde meâlen; "Bedr gazasındaki esirleri salıverdiğin için Allah-ü Teala seni affeyledi" Ayet-i Kerimesi Ebû Bekr-i Sıddîk radıyallahü anh hakkındadır, şeklinde tefsir ediyorlardı. Mevlânâ Hâlid, İsmâil Kâşi'ye; "Peygamberler günah işler mi?" dedi. Kâşî; "Bütün Peygamberler masumdur, günah işlemezler" dedi. Mevlânâ Halid; "Peki, Kur'an-ı Kerîmin; "Bedr gazasındaki esirleri salıverdiğin için Allah-ü Teala seni affeyledi" mealindeki Âyet-i Kerimede; "Af" söylendiğine göre, günah işlemiş manasına gelmiyor mu? Halbuki Peygamberlerden günah olan bir iş meydana gelmemiştir" deyince, Kâşî; "Bu âyet-i Kerime Ebû Bekr'i azarlamaktadır, onun hakkında değildir" dedi. O zaman Mevlânâ Hâlid Hazretleri; "O halde, Allah-ü Teala Ebû Bekr'i affettim buyuruyor da siz niçin affetmiyorsunuz?" dedi. Kâşi cevap veremeyip, mahcup ve rezil oldu.

Mevlânâ Halid, Tahran'dan; Bistâm, Harkan, Semnân ve Nişâbur'a geçti. Geçtiği yerlerdeki evliyâyı, şiirleriyle metheyledi. Âriflerin kutbu Bâyezid-i Bistâmi'nin kabrini ziyaret ettiği zaman meşhûr bir kaside söyledi.

Sonra Tûs (Meşhed) şehrine gitti. Orada, on iki imâmın dokuzuncusu Mûsâ Kâzım'ın oğlu İmâm Ali Rıza'nın türbesini ziyaretinde de, çok güzel bir kaside okuyurak onu medheyledi.

Mevlâna Halid, Ahmed Nâmıkî Camî'nin kabrini ziyaret etti. Onu da Fârisî bir kasideyle medheyledi. Buradan Afganistan'a geçti. Hirat'a uğradı. Hirat'ın bütün alimleri, fazilet sahipleri, ziyaretine geldiler. Gelenler arasında Abdullah-i Hıratî (Hirevi) de vardı. Bu zât sonradan Mevlânâ Halid Hazretlerinin talebesi oldu. Her şehirden ayrılırken; alimler, vâli ve kumandanlar ve halk ona aşık olup, saatlerce yola uğurladılar. Kandehâr, Kâbil, Peşaver alimlerinin suallerine verdiği cevaplarla hepsini hayran bıraktı. Peşâver alimlerine suallerine verdiği cevaplarla hepsini hayran bıraktı. Peşaver'de çok hürmet ve tazime karşılandı. Âlimler onun üstünlüğünü tasdik ve ikrâr ettiler. Sonra Lâhor şehrinin bir kasabasında kâmil bir veli olan Allâme Mevlânâ Senâullah Dehlevi'yi (rahmetullahi aleyh) ziyaret etti. Mevlânâ Senâullah Dehlevi, Mazhar-ı Cân-ı Cânân'ın en üstün talebelerindendi.

Ramazan Sofrası

AYVA DOLMASI

4 Kişilik

Malzeme : 2 ad. Ayva, 2 ad. Elma, 100 gr. Şeker, 100 gr. Yeşil fıstık, 100 gr. Krem şanti.

Tarif : Ayvalar ortadan ikiye bölünüp, içi oyularak tepsiye dizilir. Elmalar soyulup, rendelenir ve ayvaların içine pay edilir. Üzerine şeker dökülür. Ayvalara gelmemek üzere tepsiye su konup fırında hafif ateşte pişirilip, yeşil fıstık ve krem şanti ile servis edilir.

Mâniler

Dut yedim tuttu beniTuttu kuruttu beniBen gurbete gidinceYarim unuttu beniKebabı ince doğraGeçerken bize uğraBaşka bir yar seversenBilinmez derde uğra

FETÖ davalarının bilançosu


 
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin açılan 289 davanın tamamı ilk derece mahkemelerince karara bağlandı. Sanıklardan 1634'ü ağırlaştırılmış müebbet, 1366'sı ise müebbet hapse mahkum edildi.

15.07.2026 01:26:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 FETÖ davalarının bilançosu
 FETÖ davalarının bilançosu

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin açılan 289 davanın tamamı ilk derece mahkemelerince karara bağlandı. Soruşturmaların tamamlanmasının ardından darbe girişimini planlayan ve organize eden FETÖ'nün sivil imamları ve sözde "Yurtta Sulh Konseyi" üyelerinin de arasında olduğu sanıklar hakkında 289 dava açıldı. Davaların tamamı yerel mahkemelerce karara bağlandı. Sanıklardan 4 bin 891'i ceza aldı. Sanıklardan 1634'ü ağırlaştırılmış müebbet, 1366'sı ise müebbet hapse mahkum edilirken, 1891 sanığa da süreli hapis cezaları verildi.

Mahkemeler 2 bin 870 sanık hakkında beraat kararı verirken, 964 sanık hakkında ise 'ceza verilmesine yer olmadığına' hükmetti. İlk derece mahkemelerince verilen kararlar temyiz üzerine Yargıtay'a geldi. 241 davayı onayan Yargıtay'ın, diğer dosyalardaki temyiz incelemesi sürüyor.

85 eski general ve amirale ağırlaştırılmış müebbet

Darbe girişiminde bulundukları gerekçesiyle yargılanan ve ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen 1634 sanıktan 85'i general ve amiral, 1116'sı subay, 6'sı polis, 32'si sivil, 395'i ise çeşitli rütbelerdeki askerler olarak kayıtlara geçti. Aynı suçlamayla müebbet hapis cezasına çarptırılan 1366 sanıktan 24'ü general ve amiral, 536'sı subay, 9'u polis, 2'si sivil, 795'i de astsubay ve uzman çavuş rütbesindeki askerlerdi.

Darbe davalarında yargılanarak "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "anayasal düzeni ihlale yardım" suçundan süreli hapse mahkum edilen 1891 kişiden 26'sı general ve amiral, 776'sı subay, 323'ü astsubay, 156'sı polis, 31'i sivil, 579'u ise diğer rütbelerdeki askeri personel oldu.

İşlem yapılan 720 binden fazla kişiden 373 bini KYOK aldı

FETÖ'nün darbe girişiminin ardından ülke genelinde "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla 720 bin 580 kişi hakkında işlem yapıldı. İşlem yapılanlardan 54 bin 27'si hakkındaki soruşturma, 29 bin 909'u hakkında da yargılama devam ediyor.

Tamamlanan soruşturma ve yargılamalarda ise yargı makamlarınca 636 bin 744 kişi hakkında karar verildi. Bu kişilerden 127 bin 102 kişi hakkında mahkumiyet, 124 bin 861 kişi hakkında beraat, 11 bin 107 kişi hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildi. Yargı makamlarınca 373 bin 642 kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı (KYOK), 32 kişi hakkında ise diğer kararlara hükmedildi.

Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?

Yargıtay, boş taahhütname ve eş imzası konularında görüşünü değiştirerek bu unsurları geçerli kabul ederken, kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanan tahliye taahhütnamesini kesinlikle geçersiz saymaya devam ediyor. Taahhütnamenin en erken kira sözleşmesinden bir gün sonra imzalanması gerekiyor. Avukat Büşra Kiraz, Meltem TV’de konuyu tüm detaylarıyla anlattı

14.07.2026 22:00:00
Haber Merkezi
 
Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?
Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?
Kira ilişkilerinde ev sahiplerinin en sık başvurduğu yöntemlerden biri olan tahliye taahhütnamesi, kiracının belirli bir tarihte konutu boşaltacağına dair yazılı taahhütte bulunmasıdır. Bu belge sayesinde ev sahibi, kira sözleşmesinin sona ermesi halinde kiracıyı tahliye etmek için icra yoluyla daha hızlı ve kolay işlem yapabilmektedir. Ancak Yargıtay'ın içtihatları, bu belgenin geçerliliğini sıkı şartlara bağlıyor.

Meltem TV'nin Gayrimenkul Pusulası programında Avukat Büşra Kiraz, Yargıtay'ın tahliye taahhütnamesi konusundaki güncel yaklaşımını değerlendirdi. Kiraz'ın açıklamasına göre Yargıtay, son dönemde "boş taahhütname" (imzalanmadan önce doldurulmamış form) ve evli kiracılarda eşin imzasının bulunması gibi konularda görüş değiştirdi. Bu unsurlar artık geçerli kabul ediliyor.

Ancak Yargıtay'ın tavrında değişmeyen en kritik nokta, taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanmasıdır. Avukat Kiraz, Yargıtay'ın bu durumda tahliye taahhütnamesini kesinlikle geçersiz saydığını vurguladı. Kiraz'a göre taahhütname, kira sözleşmesinin imzalanmasından en erken bir gün sonra imzalanmalıdır.

Bu kuralın temel gerekçesi, taahhütnamenin kiracının özgür iradesiyle verilmiş olmasını sağlamaktır. Kira sözleşmesiyle aynı anda imzalanan bir taahhütname, kiracının konutu kiralama şartı olarak algılanabilir ve bu durum belgenin hukuki niteliğini zedeler. Yargıtay, bu tür taahhütnamelerin "sözleşmenin eki veya koşulu" niteliğinde görülebileceği gerekçesiyle geçersizliğine hükmetmektedir.

Avukat Büşra Kiraz, programda kiracıların ve ev sahiplerinin bu ayrımı dikkatle gözetmesi gerektiğini belirtti. Aynı gün imzalanan taahhütnamelerin ileride tahliye işlemlerinde sorun yaratabileceğini, ev sahibinin icra takibi başlatamayabileceğini ve konuyu mahkemeye taşımak zorunda kalabileceğini ifade etti. Kiraz, taahhütnamenin ayrı bir belge olarak, sözleşmeden sonraki bir tarihte, tercihen kiracının kendi el yazısıyla ve tarih atılarak hazırlanmasının önemine dikkat çekti.

Bu Yargıtay yaklaşımı, hem kiracıları olası baskılardan korumayı hem de ev sahiplerinin usulüne uygun hazırladığı taahhütnamelerle haklarını güvence altına almayı amaçlıyor. Uzmanlar, kira sözleşmesi imzalanırken tahliye taahhütnamesinin hemen aynı anda alınmamasının, ileride yaşanabilecek hukuki ihtilafları önleyeceğini belirtiyor.

Meltem TV'de Av. Büşra Kiraz'ın açıklamalarıyla gündeme gelen bu konu, özellikle yoğun kira uyuşmazlıklarının yaşandığı dönemde kiracı-ev sahibi ilişkilerinde önemli bir hukuki uyarı niteliği taşıyor.

Emekli aylığını artıran düzenleme komisyonda

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, en düşük emekli aylığının 20 bin TL’den 23 bin 552 TL’ye yükseltilmesini de içeren kanun teklifini görüşmeye başladı. Yaklaşık 5,1 milyon emekliyi doğrudan etkileyecek tarihi düzenlemenin bütçeye maliyeti 79 milyar TL olacak

14.07.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Emekli aylığını artıran düzenleme komisyonda
Emekli aylığını artıran düzenleme komisyonda
Milyonlarca emeklinin haftalardır büyük bir merakla beklediği yasal düzenleme süreci Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında resmi olarak başladı. AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, en düşük emekli maaşına artış getiren "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ni masaya yatırdı.

Yüzde 17,76'lık enflasyon artışı doğrudan yansıtılıyor

Teklif sahiplerinden AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, komisyonda yaptığı kapsamlı sunumda düzenlemenin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan yüzde 17,76'lık ilk 6 aylık enflasyon oranının dikkate alındığını belirten Aksu, mevcut taban ücretin bu doğrultuda güncellendiğini ifade etti.

Yapılan yeni düzenlemeyle birlikte, mevcutta 20 bin TL olarak uygulanan en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL'ye çıkartılıyor. AK Partili Aksu, yapılan bu artışla birlikte 2022 yılında 40 dolar seviyesinde olan en düşük emekli aylığının reel olarak 5,5 kat, dolar bazında ise 12,5 kat artarak 500 dolar sınırına ulaştığının altını çizdi.

Bütçeye 79 milyar liralık ek yük, 5,1 milyon hak sahibi

Haber sitelerine yansıyan detaylara göre, kanun teklifinin yasalaşması durumunda Türkiye genelinde tam 5 milyon 100 bin emekli bu düzenlemeden doğrudan faydalanacak. Yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı alan hak sahiplerini kapsayan artışın, 2026 yılının ikinci altı aylık dönemi için merkezi yönetim bütçesine getireceği ilave maliyet ise yaklaşık 79 milyar TL olarak hesaplandı.

Komisyonda usul tartışmaları ve gergin anlar

Görüşmelerin başlangıcında muhalefet milletvekillerinden usul yönünden itirazlar yükseldi. CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı ve İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, torba yasa teklifinde eğitim ve siber güvenlik gibi farklı ihtisas alanlarını ilgilendiren maddelerin de yer aldığını, bu durumun Plan ve Bütçe Komisyonu'nun ana çalışma alanı dışına çıktığını savundu.

Komisyon Başkanı Mehmet Muş ise komisyonun idari ve teşkilatsal düzenlemeleri de inceleme yetkisinin bulunduğunu belirterek görüşmelere devam etti. Maddeler üzerindeki tartışmalarda emeklilerin alım gücü üzerinden iktidar ve muhalefet sıraları arasında tansiyon yükseldi.

Maaşlar ne zaman yatacak, süreç nasıl işleyecek?

Emeklilerin zamlı maaşlarına kavuşabilmesi için gözler Meclis'teki yasama takvimine çevrilmiş durumda. Komisyonda kabul edilmesinin ardından hızla TBMM Genel Kurulu gündemine taşınacak olan teklif, burada da oylanarak yasalaşacak. Cumhurbaşkanı'nın onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek olan düzenleme, Temmuz ayı ödeme döneminden itibaren geçerli olacak.

Kök aylığı 16 bin 920 TL'nin üzerinde olup, normal enflasyon zammıyla zaten bu sınırın üzerine geçen emekliler maaşlarını rutin takvimde (17-28 Temmuz arası) zamlı alabilecekler. Ancak en düşük emekli aylığı alanlar için yasal sürecin maaş günlerine yetişmemesi durumunda, aradaki zam farkının ilerleyen günlerde ek bir takvimle hesaplara yatırılması bekleniyor.

Ahbap Derneği soruşturması derinleşiyor

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 17 kişi daha gözaltına alındı

14.07.2026 10:28:00
Anadolu Ajansı
 
Ahbap Derneği soruşturması derinleşiyor
Ahbap Derneği soruşturması derinleşiyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması", "Vergi Usul Kanunu'na ve Dernekler Kanunu'na muhalefet" suçlarına yönelik soruşturma yürütüldüğü ifade edildi.

Soruşturma kapsamında Haluk Levent'in Şile Belediyesine yönelik rüşvet soruşturmasında tutuklanan kardeşi Berkant Acil'in, Şile Belediyesi tarafından düzenlenen 35. Uluslararası Şile Bezi Festivali'ni, Sur Müzik Yapım Şirketi'ni paravan olarak kullanmak suretiyle doğrudan temin yöntemiyle aldığı aktarılan açıklamada, söz konusu ihalenin usulsüz olduğu, şüphelilerin sahne, ışık ve ses düzeni gibi giderleri sahte fatura almak suretiyle yüksek gösterdiği, mali bilirkişi raporuyla yapılan yolsuzlukların tespit edildiği belirtildi.

Açıklamada, Ahbap Derneğine yapılan bağışların bir kısmının Haluk Levent'in asistanı olan Yeliz Kaya'nın kişisel hesabına aktarıldığı, müteakiben 125 milyon 765 bin liranın Berkant Acil ve bağlantılı olduğu kişi ve şirketlerin hesaplarına aktarıldığı, bu şekilde haksız kazanç elde edilerek bağışların amacı dışında kullanıldığının belirlendiği kaydedildi.

Şüphelilerin yakalanarak yasa dışı eylemlerinin sonlandırılması amacıyla İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla'da 14 şüpheli ve 4 şirkete yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendiği bildirildi.

Açıklamada, şüphelilerin yakalandığı ve çok sayıda dijital materyale el konulduğu ifade edildi.

Öte yandan gözaltı kararı verilen 3 şüphelinin başka suçlardan cezaevinde olduğu öğrenildi.

Böylece toplam gözaltı sayısı 39 oldu.

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına yönelik yürütülen soruşturmada, aralarında derneğin kurucusu şarkıcı Haluk Levent'in de yer aldığı 22 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Soruşturmada, Ahbap Derneği çalışanlarına yönelik hazırlanan MASAK raporları, hesap hareketleri incelemeleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda, şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para hareketlerinin bulunduğu, aralarında yüksek miktarlı para transferleri gerçekleştirildiği, şans oyunları hesaplarına yüksek meblağlarda para aktararak bahis oynadıkları ve bu yolla yüksek miktarlarda para kaybettikleri, ayrıca kısa süre içerisinde aralarında zincirleme şekilde çok sayıda tapu devir işlemi gerçekleştirdikleri tespit edilmişti.

Öte yandan Başaran Holding'in, Haluk Levent, Yeliz Kaya ve Esin Önder Çağlayan hakkında 60 milyon dolar değerindeki mal varlıklarının haksız ve hileli yollarla ele geçirildiği iddiasıyla 29 Haziran'da suç duyurusunda bulunmasının ardından başka bir soruşturma daha başlatılmıştı. 

FETÖ'ye 81 ilde dev operasyon: 704 gözaltı

Cumhuriyet başsavcılıklarınca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün deşifresine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, 13 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye genelinde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. 81 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 973 şüpheli hakkında işlem yapılırken, 704 şüpheli gözaltına alındı. Firari 269 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi

14.07.2026 09:00:00
İHA
 
FETÖ'ye 81 ilde dev operasyon: 704 gözaltı
FETÖ'ye 81 ilde dev operasyon: 704 gözaltı
Adalet Bakanlığı tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, İl Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde yürütülen soruşturmalar kapsamında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantılı olduğu değerlendirilen 973 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirildi.

Operasyonlarda 704 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, 269 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi.


Gözaltına alınanların 170'i aktif kamu personeli



Gözaltına alınan 704 şüphelinin 170'inin aktif kamu personeli, 6'sının emekli kamu personeli, 44'ünün ihraç edilmiş kamu personeli, 484'ünün ise özel sektör çalışanı ve sivil şüphelilerden oluştuğu açıklandı.

Aktif kamu personeli olarak gözaltına alınan şüphelilerden 97'sinin İçişleri Bakanlığı personeli olduğu belirtilirken, bunların 1'inin emniyet amiri, 1'inin komiser, 94'ünün polis memuru ve 1'inin jandarma personeli olduğu ifade edildi.

Gözaltına alınan kamu görevlilerinden 14'ünün Adalet Bakanlığı personeli olduğu, bunların 1 zabıt katibi, 8 infaz koruma memuru ve 5 serbest avukattan oluştuğu bildirildi. Kalan 59 kamu personelinin ise Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumlarında öğretmen, doktor, hemşire, diyetisyen ile öğretim ve araştırma görevlisi olarak görev yaptığı kaydedildi.

Yetkililer, firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların ülke genelinde sürdüğünü bildirdi.

Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'

Ahbap Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’a mesaj attığını ve 15 gündür her gün yazmaya devam ettiğini açıkladı. Kişisel borç-alacak ilişkilerinin dernekle ilgisi olmadığını vurgulayan Levent, “Zaman her şeyi gösterecek, yakında asıl bombayı göreceksiniz” dedi

13.07.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla ilk kez kamuoyuna seslenen Haluk Levent, hakkında gündeme gelen iddialara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Levent, "Sevgili dostlarım" diye hitap ettiği mesajında, gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'a bir mesaj gönderdiğini belirtti. Levent, o günden beri her gün aynı talebi ilettiğini ifade ederek şu sözleri kullandı:

"Sayın Bakanım, benim özel hayatımı Ahbap ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Gelin, çok acil gelin; deprem sürecinden bugüne kadar olan her şeyi denetleyin ve kamuoyuyla paylaşın. Kişisel borç-alacak ilişkilerimi Ahbap ile ilişkilendirmeyin."

Haluk Levent, söz konusu denetim talebinin hâlâ geçerli olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkmasının zaman alacağını ancak sonunda haklılıklarının tescil edileceğini kaydetti.

'Asıl bombayı bekleyin'

Mesajında "asıl bomba" vurgusu yapan Levent, yakın zamanda daha kapsamlı açıklamalar yapacağını müjdeledi. "En baştan bu sürece nasıl gelindiğini öğrenecek ve hayretler içerisinde kalacaksınız" diyen Levent, kamuoyunda büyük yankı uyandıracak detayların yakında paylaşılacağını ima etti.

Levent, ısrarla altını çizdiği bir noktayı da şöyle özetledi: 

"Kişisel borç-alacak ilişkilerimde Ahbap tamamen konu dışıdır. Ancak ısrarla bununla ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Zaman her şeyi gösterecek."

Açıklamanın, özellikle 2023 depremleri sonrasında Ahbap Derneği'nin yürüttüğü yardım faaliyetleri ve derneğin mali yönetimiyle ilgili tartışmaların devam ettiği bir dönemde gelmesi dikkat çekti. Levent'in mesajı, hem destekçilerinden hem de eleştirmenlerden yoğun etkileşim aldı.


Soruşturmanın detayları belli oldu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının merhum Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada, şüphelilerin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) faaliyetleri kapsamında "tasarlayarak kasten öldürme" suçunu işlediklerine yönelik kuvvetli şüphenin varlığını gösteren somut deliller bulunduğu öğrenildi

 

13.07.2026 17:00:00
Anadolu Ajansı
 
Soruşturmanın detayları belli oldu
Soruşturmanın detayları belli oldu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini ve 25'inin gözaltına alındığını açıklamıştı.

Adli kaynaklardan alınan bilgiye göre, Başsavcılıkça, konuyla ilgili daha önce görev alan Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı dosyaları incelendi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı mütalaası dikkate alınarak kapsamlı inceleme yapıldı.

Bu kapsamda, helikopterin düştüğü 25 Mart 2009'da olay mahallinde uçuş yaptığı tespit edilen askeri jet pilotları, olay yerine seçilerek gönderildiği değerlendirilen askeri kaza kırım ekibinde görevli personel, olay yerinde görev yapan sivil kırım ekibi ve askeri kaza kırım ekibiyle hareket ederek cihazları söktüğü değerlendirilen personel, koordinat tespitiyle görevli Emniyet Genel Müdürlüğü personeli hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.

Yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu söz konusu kişilerin FETÖ faaliyetleri kapsamında "tasarlayarak kasten öldürme" suçunu işlediklerine yönelik kuvvetli şüphenin varlığını gösteren somut deliller tespit edildi.

Bu doğrultuda Başsavcılıkça 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı alındı.

Şüphelilerden 2'sinin cezaevinde olduğu tespiti üzerine 27 şüpheliye yönelik 10 ilde operasyon düzenlendi. Şüphelilerden 25'i gözaltına alınırken, 2'sinin firari olduğu belirlendi.

Öte yandan, şüphelilerin ikametlerinde ve iş yerlerinde yapılan aramalarda, 20 tabanca, 2 bin 507 farklı çaplarda mermi, 35 şarjör, 2 av tüfeğinin ele geçirildiği öğrenildi.

Olayın geçmişi

TC-HEK tescil işaretli helikopterin 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi Karayakup sırtlarında düşmesi sonucu dönemin Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki parti yöneticileri Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İHA Muhabiri İsmail Güneş ve Mustafa Kaya İstektepe hayatını kaybetmişti.

Olayla ilgili başlatılan soruşturmalar sonucu bazı kamu görevlileri hakkında "görevi kötüye kullanma" suçu yönünden dava açılmış ve sanıklar çeşitli cezalara çarptırılmıştı.

"Ölüm" olayına ilişkin soruşturmayı yürüten Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı ise "yetkisizlik" kararı vererek dosyayı geçen ay Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişti. 

Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar

İstanbul Ümraniye'de 19 Mart'ta uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı ile ilgili davada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Maktul Kubilay Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ise duruşma sonrası duvara yumruk attı. Kundakçı, "Devlet malına zarar verme" suçundan ifadesinin alınması için karakola götürüldü

13.07.2026 16:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar
Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar
Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye ilçesi Sıddık Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, müzisyen Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kaan Kundakçı'dan (21) yardım istedi. Kubilay Kaan Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte Aleyna Kalaycıoğlu'nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan ve ağır yaralanan Kundakçı, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetti.

Olay sonrası gözaltına alınan aralarında Aleyna Kalaycıoğlu, Alaatin Kadayıfçıoğlu ve İzzet Yıldızhan'ın da bulunduğu 8 kişi tutuklandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada 10 isim sanık sıfatıyla yer aldı.

İstanbul Anadolu Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Hüseyin Can Avci, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu, Ahmet Özkoç, Engin Taşkıran ve tutuksuz sanıklar Zuhal Kalaycıoğlu, Bilal Kadayıfçıoğlu, taraf avukatları ile Kubilay Kaan Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ve annesi Ülker Kundakçı salonda hazır bulundu. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

"Canbay da "Yapma, yapma" diye bağırıyordu"

Yalçınay Yıldız, "Bizi stüdyoya Kubilay'ın götürmesini istedik. O sırada Vahap Canbay'ı temizlikçi aradı ve Aleyna'nın hayatında biri olduğunu söyledi. Canbay ağlamaya başladı. Ben de Aleyna'yı arayıp doğru olup olmadığını sordum. Daha sonra telefonu Canbay aldı ve ağladı. Ardından Kubilay telefonu alarak, "Abla sizi barıştırmak istiyorum" dedi. Sonra stüdyoya gittik. Oradaki bir kadın temizlik olduğunu söyleyerek bizi içeri alamayacağını söyledi. Bu sırada Aleyna ile Canbay'ın ortak köpeği Mokka da oradaydı. Ben de "Gelirler, belki barışırsınız." dedim. Daha sonra Bertin'i aradım ancak telefon meşgule düştü. Bir süre sonra Aleyna bizi arayarak, "Çok geç geleceğiz." dedi. Yanında kimin olduğunu sordu. Ben de "Kubilay var" dedim. "Tamam" dedi. O sırada Kubilay annesiyle telefonda konuşuyordu. Daha sonra Aleyna'yı da aradı. Biz birkaç kez tuvalet ihtiyacı için bulunduğumuz yerden ayrılıp geri geldik. En son Aleyna beni arayarak, "Şarkımı yükledin mi'" diye sordu. Ben de "Yükledim" dedim. Ardından "Eve geçiyoruz" dediler. Biz de beklemeye devam ettik. Bir süre sonra çakarlı bir araç geldi. İlk başta bir milletvekilinin geldiğini sandık. Araçtan beyaz tişörtlü bir kişi indi ve aracın camına vurdu. Canbay kapıyı açmak istedi ancak karşı taraftaki kişi kapıyı sert şekilde çekti. Daha sonra o kişinin sağ elinde silah olduğunu gördüm. Karşı taraftaki kişi, "Bir daha sizi görmeyeceğim" dedi. Ardından silah sesi duydum. Canbay da "Yapma, yapma" diye bağırıyordu" dedi.

"Azmettiriciliğime karşı hiç bir beyan yoktur"

Sanık Aleyna Kalaycıoğlu, "Azmettiriciliğime karşı hiç bir beyan yoktur Herkes benim suçum olmadığını biliyor. Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Ne Alaattin bir insanı durduk yere öldürecek kadar cahil ne de ben böyle bir şey yaptıracak biriyim" dedi.

"Aileden de çok özür dilerim"

Alaattin Kadayıfçıoğlu, "Çok üzgünüm. Olay benim kontrolüm dışında gelişmiş bir olaydır. Aileden de çok özür dilerim" ifadelerini kullandı.

"Çok mağdurum"

İzzet Yıldızhan, "Geçen verdiğim ifadem açık ve net. Çok mağdurum. Konserlerim var yurt dışına gidemiyorum. Biz bu konudan sıyrılmak istiyoruz. Hiç bir şey yapmadığım halde bu mağduriyetimin giderilmesini istiyorum" şeklinde konuştu.

Maktul Kubilay Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ise duruşma sonrası duvara yumruk attı. Kundakçı, "Devlet malına zarar verme" suçundan ifadesinin alınması için karakola götürüldü.

Mahkeme heyeti, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 7 Ekim tarihine ertelendi.

Haluk Levent operasyonunda sıcak gelişme!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen AHBAP Derneği soruşturmasında, "örgüt üyeliği", "kara para aklama" ve "bahis" iddialarıyla gözaltına alınan sanatçı Haluk Levent’in banka hesap hareketleri ve 60 milyon dolarlık vurgun iddiaları gündeme bomba gibi düştü
 

13.07.2026 13:41:00
Haber Merkezi
 
Haluk Levent operasyonunda sıcak gelişme!
Haluk Levent operasyonunda sıcak gelişme!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, AHBAP Derneği'nin siber ve mali süreçlerine yönelik fiziki ve teknik takip başlattı. Soruşturma kapsamında derinleştirilen incelemeler ve MASAK raporları, dernek çalışanları ile yöneticileri arasında mali profillerle uyuşmayan, olağan dışı milyonlarca liralık para trafiğini gündeme taşıdı.

İddialara göre, hakkında yurt dışı çıkış yasağı konulan Haluk Levent, ilk olarak İstanbul Havalimanı üzerinden Almanya'ya kaçma girişiminde bulundu. Havalimanında yasağı öğrenmesi üzerine rotasını değiştiren Levent, teknik takibi atlatmak amacıyla Yalova üzerinden Bursa'daki bir TIR garajına geçti. Sanatçının buradan bir TIR'a binerek İzmir'e gitmeyi, ardından bir yat vasıtasıyla illegal yollardan yurt dışına kaçmayı planladığı tespit edildi. Planı önceden fark eden güvenlik güçleri, operasyonu öne çekerek ünlü şarkıcıyı Bursa'daki tır parkında yakaladı. Operasyon kapsamında Ahbap Derneği genel merkezine de baskın düzenlenirken, aralarında yöneticilerin de bulunduğu 21 şüpheli gözaltına alındı.

Vahim iddialar: Deprem bağışlarıyla 990 milyon TL'lik bahis!

Soruşturma dosyasında yer alan iddialar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Açıklamalara göre Levent'e yöneltilen suçlamalar şunlar:

• Dernekler Kanunu'na Muhalefet, Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama ve Örgüt Üyeliği.

• Şahsi banka hesaplarını kullanamayan Levent'in, dernek kurucularından A.Ç.'nin hesapları üzerinden 2020-2026 yılları arasında 990 milyon TL yasal bahis oynadığı ve bu süreçte yaklaşık 390 milyon TL para kaybettiği ileri sürüldü.

• Depremzedeler için toplanan bağışların yurt dışına kaçırıldığı veya amacı dışında kullanıldığı şüphesi üzerine yapılan incelemede, AHBAP Derneği hesaplarından Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın şahsi hesabına 120 milyon TL aktarıldığı saptandı.

• Farklı bir dosya kapsamında ise dernek adı ve bağış vaadi kullanılarak mağdurlardan "kız yurdu yapma" gibi gerekçelerle alınan gayrimenkullerin, asistanı ve üçüncü şahıslar adına tescil ettirilerek 60 milyon dolarlık dev bir vurguna imza atıldığı iddia ediliyor.

Geçmişteki ipuçları ve kamuoyunun tepkisi

Haluk Levent, son dönemde ticari hayatındaki usulsüzlükler ve karşılıksız çek davalarıyla sıkça hakim karşısına çıkmıştı. İstanbul Anadolu 24. İcra Ceza Mahkemesi, geçtiğimiz haftalarda iki farklı çekin karşılıksız çıkması nedeniyle ünlü sanatçıya 70 milyon TL adli para cezası vermiş ve çek hesabı açmasını yasaklamıştı. Bu gelişmenin ardından Levent, "Sağlık sorunları ve denetim süreçleri" gerekçesiyle AHBAP başkanlığını devredeceğini açıklamıştı.

Gözaltı haberinin ardından, Kahramanmaraş depremleri döneminde AHBAP ile ortak yardım projeleri yürüten Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur sessizliğini bozarak, "Gerçek neyse ortaya çıkmalı, kuruş kuruş hesabı verilmelidir" açıklamasında bulundu. Soruşturma kapsamında ismi geçen eski bağışçılardan Avukat Ece Güner ise sosyal medyadan yaptığı açıklamada derneğin hiçbir zaman resmi avukatlığını yapmadığını, geçmişte Levent'e verdiği şahsi borcu dahi almakta çok zorlandığını ve o günden sonra bağışlarını kestiğini duyurdu.

Bursa'da gerçekleştirilen sağlık kontrolünün ardından sorgulanmak üzere İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü yerleşkesine getirilen Haluk Levent ve diğer şüphelilerin ifade işlemlerine başlandı. Emniyet önünde ve dernek binasında geniş güvenlik önlemleri alınırken, soruşturmanın seyrine göre gözaltı sayısının artabileceği belirtiliyor.

Havaların ısınmasıyla, vatandaşlar klima ve vantilatörlere yöneldi

Elazığ'da etkisini arttıran sıcak hava dalgalarından dolayı, vatandaşlar klima ve vantilatörlere yöneldi

13.07.2026 12:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Havaların ısınmasıyla, vatandaşlar klima ve vantilatörlere yöneldi
Havaların ısınmasıyla, vatandaşlar klima ve vantilatörlere yöneldi
Yaz döneminde hissedilen bunaltıcı sıcakların artmasıyla yaşam alanlarında serin hava isteyenlerin klima ve vantilatör arayışları da hız kazandı. Elazığ'ı etkisi altına alan sıcak hava dalgasının ardından serinlemek isteyen vatandaşlar, soluğu klima ve vantilatör satan yerlerde aldı. Avrupa'da yaşanan klima sıkıntısının aksine Türkiye'de stokların fazla olduğunu aktaran işletme müdürü Ulaş Millioğlu, "Klima ve vantilatör ihtiyacı olanlar geç kalmadan alsınlar" dedi.

Klimalara yoğun bir talep olduğunu aktaran işletme müdürü Ulaş Millioğlu, "Özellikle son dönemlerde havaların ısınmasıyla beraber çok ciddi bir talep var. Biz de müşterilerimize bunun karşılığını vermeye çalışıyoruz. Vatandaşlar klima olarak 18 ve 12 binlik İhlas aura ürünlerini talep ediyor. Onun dışında ekonomik şartların zorluğu nedeniyle vantilatör talepleri de oldukça fazla.

Klima fiyatları 30 bin liradan başlıyor 50 bin liraya kadar gidiyor, vantilatörler ise bin liradan başlayarak 5 bin liraya kadar yükseliyor. Şu anda Türkiye'de klima stoku yeterince var. Türkiye'de üretim kapasitesi ve ithalatın olması Avrupa ülkelerindeki sıkıntılar gibi olmadı. Biz Türk milleti olarak işlerimizi son dakikalarda yaparız. Klima alacak vatandaşlara tavsiyem bu işleri son dakikalara bırakmamalarıdır. Öyle olunca montaj ve servisler yoğun oluyor. Ondan dolayı çok fazla sıcaklar gelmeden klima veya vantilatör ihtiyacı olanlar bir an önce alsınlar" ifadelerini kullandı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.