HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 AĞUSTOS 2022, PERŞEMBE

Hürriyet ve esaret cepheleri

24.05.2017 00:00:00
Ölçüler, fikirler ve gönüller saflara dizildiğinde ortaya çok basit bir denklem çıkıyor.
Ülkemiz açısından meseleyi ele aldığımızda çok taş böylece yerine oturmuş, mevzu berraklığına kavuşmuş oluyor.
İki saf var!
Bir saf hürriyet!
Bir saf esaret!
Bu kadar açık ve net.
Niçin böylece ayrılıyor yurdumuzda iki saf?
Sebebi basit: Yurdumuzun üzerinde birtakım güçlerin hesabı ve art niyeti var; içimizden fena ve kötü olanlar, hakikate değer vermeyip maddenin esiri olanlar da kolayca satın alınabilir olduğundan, güç, para ve itibar karşılığı, kendi yurdunu esarete götürme yoluna giriyor.
Şahsını abat etmek adına milletini dünyada cehennem hayatına sürüklüyor!
Bir de hürriyet kısmı var tabii; onlar da doğru, dürüst ve mert kimseler; öyle hakikat, ateşi bağırda tutmaya denk olsa dahi şaşmıyorlar, sindirilmiyorlar; "ne satılacak imanı, ne verilecek vatanı var" onların, o yüzden bu yurdun hür oluşunu cesur bir dikilişle savunuyorlar.
Esaret, hayvandan aşağı; hürriyet melekten üstün!
Milletimiz de vakit vakit tercihlerde bulunuyor, esaret safının kirli ama görünürde parlak ve süslü, zira o riya ile bezeli duruyor, aldatmacasına düştüğü vakit esarete adım adım yaklaşıyor.
Ama ne vakit ki, hürriyet yolunda şeref ve namus ile koşan delikanlıların, yiğitlerin peşinden koşuyor, hür ve insan oluşuna o denli yaklaşıyor.
Esaret dedikse, boynuna zincir takılma değil; keşke öyle olsa...
Türkiye'de esareti kabulleniş yok olmak demektir!
Bir kez esir düştük mü, bir kez "yok olduk" mu; yıllar sonra kemiklerimizin tozlarını bulamazlar, Allah korusun!
(Tabii Allah da kimi korur, hak edeni; esareti sunan vahşetin kirli ve kanlı dişlerinin arasında durmayı kendimize keyif bellersek hürriyete atılmak yerine, sanmayın ki Allah bizi korur).
Safları az buz tanıtmaya ve tarif etmeye gayret ettik, şimdi biraz da isimler üzerinden gidelim mi?
Hürriyet cephesine bakıyoruz:
Yanıp kül olmuş bir gemiden yepyeni ve sapasağlam bir gemiyi çıkaran Mustafa Kemal Atatürk'ü görüyoruz.
Sonra aynı vakitte, Ata'nın peşinden giden kimseleri görüyoruz.
Kuva-yı Milliye'nin zatında yurdum insanını görüyoruz.
Libyalı Şeyh Ahmet Sunusi'yi görüyoruz.
Rıfat Börekçi Hoca'yı görüyoruz.
Sütçü İmam'ı, Şahin Bey'i görüyoruz.
Velhasıl; o gün, o koşullarda gâvur ile korkusuzca savaşan milyonları görüyoruz.
O, o gün.
Peki ya bugün?
O günki esarette bahşedilen hürriyet emsalleri bugün yok mu?
Elbette var, her devir ve an bu safların ikisini de bağrında barındırıyor.
Bugün de bu yurdun hürriyeti adına başat isim olarak Prof. Dr. Haydar Baş'tan gayrisini görmemiz mümkün değil.
(Allah rahmet eylesin, Attilâ İlhan ne demişti: "Prof. Dr. Haydar Baş, ulusalcı hareketin merkezidir").
Zira O, bu yurdu her başlık altında esir alan zihniyete her başlık altında bir hürriyet tarifi, cevabı ve direnişi ile karşı koyuyor.
Prof. Baş ve peşindekiler, yarın düne bakıldığında "hürriyetin o yıllardaki safı" olarak şüphesiz herkesçe bilinecektir.
Hürriyet safı böylece.
Gelgelelim esaret safına.
Orayı da anlamak istiyorsak, kolay bir kopyamız var: Yanlış doğrunun karşıtıdır; doğru yanlışın değil.
Yani, kim Atatürk'e karşı, kim Prof. Dr. Haydar Baş'a karşı, bilin ki kasıtlı veya kasıtsız o, esaretin tellalı, esaretin borazanı.
Bizler de fert olarak, kimseye kulak asmaksızın her koşul ve devirde hürriyetin şerefli birer temsilcisi olmak için hürriyetin timsallerinin peşinde durmalıyız.
 
Hüseyin Taşkın / diğer yazıları
- Ölenden borç var doğana borç kalıyor / 08.06.2019
- Eğer başarı aranıyorsa / 10.04.2019
- Enflasyonu da bilmiyorsunuz ki! / 15.03.2019
- Büyük devrim / 14.03.2019
- Çözüm sahibi olmak / 05.03.2019
- Taklit edilmeye çalışılan parti BTP / 26.02.2019
- Hepimiz orada olmak durumundayız / 20.01.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a kim tuzak kurar? / 15.01.2019
- Yarın değil, bugün / 25.12.2018
- Ata’ya vefa borcumuz var / 23.10.2018
- ‘Hoş Geldin Atatürk’ defalarca okunmalı / 22.10.2018
- Huzur ve refah getirecek bakış / 22.09.2018
- Sorundan çözüm beklemeyelim / 05.09.2018
- FETÖ ağzıyla kusan müfteriler / 17.08.2018
- Nedim'in Atatürk'le zoru! / 16.08.2018
- İnsanın insanîleşebilmesinin yolu / 14.08.2018
- Prof. Dr. Haydar Baş neden hedefte? / 11.08.2018
- Can sıkan haberler / 15.05.2018
- İyi olacak demekle olsaydı / 25.04.2018
- Çözümün güneşi doğdu / 23.04.2018
- Vatan en büyük çatımızsa / 22.04.2018
- Prof. Haydar Baş'la olmak / 25.03.2018
- Atatürk dizisi neden yok? / 16.03.2018
- Sistemin odağı insan olmalı / 13.03.2018
- İnsanın yediği kanında gezer / 10.03.2018
- MEM'e genel bir bakış / 07.03.2018
- Milli değil, millî olalım / 05.03.2018
- İlkesel ve caydırıcı duruş / 22.02.2018
- Kafamızdaki namluyla barışmak / 21.02.2018
- Bizi selden gemi kurtarır / 18.02.2018
- Sözlerimiz ve eylemlerimiz / 05.02.2018
- Kilise değil Cemevi açın / 10.01.2018
- Yeni yıl nasıl farklı olur? / 04.01.2018
- Ağlayın doğurduğunuz zifir için / 03.01.2018
- Sınav, sistem ve öğrenci / 30.12.2017
- Asgari ücret / 28.12.2017
- Hür ile esir arasındaki fark / 26.12.2017
- Tercüme olmayın Prof. Baş'la olun / 07.12.2017
- Ha bu eşekleri kimler yedi! / 06.12.2017
- Seçtiğimiz vahamet / 01.12.2017
- Haydar Hoca'yla Hoş geldin Atatürk / 22.11.2017
- Küresel dünyada değişmeyen / 21.11.2017
- Hilafeti çalanlar / 07.11.2017
- Atatürk'e en güzel armağan / 02.11.2017
- Muhtaç olduğumuz / 31.10.2017
- İslam'ın temel gerçeği / 18.10.2017
- İktisadi dertler ve çözüm / 16.10.2017
- Ufkun ötesini gözlere çeken lider / 15.10.2017
- Hedef Türkiye'ymiş Allah Allah / 12.10.2017
- Suya küsen susuzlukla barışır / 11.10.2017
- Zifirdiniz, karanlıklar doğurdunuz / 01.10.2017
- İslam'a neler yaptılar / 10.09.2017
- Padişaha kul olmak / 07.09.2017
- Ya vatansız kalacağız ya zengin olacağız / 15.08.2017
- Atatürk'ün o sözünü işitmiş miydiniz? / 11.08.2017
- Şükür ki; / 10.08.2017
- Çoğunluk ve gerçek / 09.08.2017
- Tarih; dündür bugündür, yarındır / 08.08.2017
- Büyük nasibi tepmek büyük nasipsizliktir / 07.08.2017
- Firavun'a halef padişahlar / 06.08.2017
- Eşsiz lider benzersiz kadro / 05.08.2017
- Kapitalizm ve ülkeler / 31.07.2017
- Yön ve güzergâh / 30.07.2017
- Tehlike siyonist İslamcılıkta / 29.07.2017
- Bataklık bakiyken sinek fani olmaz / 28.07.2017
- Akılcılık akılsızlıktır! / 26.07.2017
- Ah be milletim! / 25.07.2017
- Ölçü / 24.07.2017
- Demokrasi / 22.07.2017
- Burada bir yanlışlık yok mu? / 18.07.2017
- Ne haldeysek gönülden / 17.07.2017
- Kim marjinal? / 08.07.2017
- Kimse hâlâ FETÖ'yü anlamış değil / 05.07.2017
- Bu yurda edilen zulüm / 04.07.2017
- Hâl-i pürmelalimiz... / 30.06.2017
- O tabu yıkılmadan olmaz! / 23.06.2017
- Başkan nasıl olmalı? / 26.05.2017
- Hürriyet ve esaret cepheleri / 24.05.2017
- Türkiye'nin problemi ne? / 20.05.2017
- Hem deva hem deha / 14.05.2017
- Atatürk eşittir millet / 13.05.2017
- İslam ve İslamcılık / 26.04.2017
- İnsan neden aldanır? / 14.04.2017
- Liderin farkı / 24.03.2017
- Atatürk'e saldırmak? / 21.03.2017
- Bir milletin ahvali / 10.03.2017
- Atatürk'e yapılan? / 11.09.2016
- Müslüman Atatürk gerçeği / 07.09.2016
- Ayrıştırma köprüsü / 29.08.2016
- MEM Çağı başlamıştır / 08.05.2016
- Uçurumdan düşmeye başladık / 02.05.2016
- Uyku ölümdür, uyanılmaz! / 28.02.2016
- Kendi kuyusunu kazan millet / 19.02.2016
- Gün birlik günü / 12.02.2016
- İki bağımsız gönül / 06.02.2016

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

24.05.2016, 24.05.2015, 24.05.2014, 24.05.2013, 24.05.2012, 24.05.2011, 24.05.2010, 24.05.2009, 24.05.2008, 24.05.2007, 24.05.2006, 24.05.2005, 24.05.2004, 24.05.2003, 24.05.2002, 24.05.2001, 24.05.2000, 24.05.1999, 24.05.1998


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.