logo
28 EYLÜL 2026

İBB, Elazığ’da okul temeli attı

İBB, depremde ağır hasar gören Elazığ Sürsürü Mahallesi'ndeki Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin yeniden yapımına başladı. Okulun temeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından atıldı

20.09.2022 14:53:00
 
İBB, Elazığ’da okul temeli attı
İBB, Elazığ’da okul temeli attı
Elazığ'da, 24 Ocak 2020'de meydana gelen deprem sonrasında ağır hasar gören Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yenilenecek binasının temeli; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu, CHP TBMM Grup Başkanvekilleri, CHP Genel Başkan Yardımcıları ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından atıldı. Temel atma töreninde sırasıyla; CHP Elazığ milletvekili Gürsel Erol, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu birer konuşma yaptı.


KILIÇDAROĞLU: TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ ADINA GÜZEL BİR ŞEY YAPIYORUZ


Konuşmasına, "Türkiye'nin geleceği adına güzel bir şey yapıyoruz" sözleriyle başlayan Kılıçdaroğlu, "Gençlerin daha iyi yetişmeleri, daha iyi koşullarda okumaları için, güzel bir şey yapıyoruz. Ve bu güzelliği bir acı üzerine, acının unutulması üzerine inşa ediyoruz.

Deprem oldu, evet. İnsanlar hayatını kaybetti, evet. Binalar yıkıldı, evet. Okullar yıkıldı, evet. Ama Türkiye, güçlü bir ülke. Ve Türkiye, yaralarını saran bir ülke. Deprem sonrası hemen geldim. Burada bulunduk.

Elazığlı hemşehrilerimle kucaklaştım. Acılarını dinledim. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Bey de geldi. Aynı şekilde o da vatandaşları dinledi. Ve onların acılarını nasıl giderebiliriz diye, yardım kampanyaları açtık. Yardım kampanyalarını, sadece Cumhuriyet Halk Partisi değil, bütün partiler açtılar. Çünkü deprem, bizi bir araya getirdi. Acılarımızı gidermek için, bir arada ortak mücadele etmek zorundaydık" dedi.


'LİSEYİ ELAZIĞ'DA BİNASIZ OKULDA OKUDUM'


Kendisinin liseyi Elazığ'da okuduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Sayın İmamoğlu, ben burada Ticaret Lisesi'ni bitirirken, bizim okulumuzun binası yoktu. Lisenin bir bölümünde, kentin üst tarafında, o zamanki adıyla Devrim Ortaokulu'nda Ticaret Lisesi'ni bitirdim ve oradan üniversiteye geçtim. Ticaret Lisesi, sonradan oldu. Şimdi depremden hemen sonra, bu kadar güzel, aydınlık bir binayı burada inşa ediyoruz" bilgilerini katılımcılarla paylaştı.

Okul talebinden Gürsel Erol aracılığıyla haberdar olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Uzun süre çalışıldığını, az önce Ekrem Bey açıkladı binanın mimarisiyle ve donanımıyla ilgili olarak. İnşallah açılışında da geleceğiz ve açılışını da yapacağız. O zaman binanın güzelliğini, öğrencilere neler verdiğini hep beraber bir şekliyle de görmüş olacağız" şeklinde konuştu.


İKTİDAR OLDUĞUMUZDA, 'NE İKTİDAR NE MUHALEFET' DİYECEĞİZ; HERKESİ KUCAKLAYACAĞIZ


"Başkan bir şeye değindi; 'Keşke burada, Elazığ'ı yöneten insanlar da burada olsaydı, Elazığ'a hizmet veriyorlar' dedi" diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Baskıdan ve korkudan gelemiyorlar. Allah nasip eder, iktidar olduğumuzda, 'Ne iktidar ne muhalefet' diyeceğiz. Herkesi kucaklayacağız. Bu millet artık kavgadan bıktı. Niye kucaklaşmıyoruz Allah aşkına?

Aynı topraklarda yaşıyoruz. Vatan, bizim vatanımız. Bayrak, bizim bayrağımız. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir, ama bu kavga nedeni değil ki. Bu bir hizmet aracıdır. Hizmet için biz düşüncelerimizi ifade ediyoruz.

Adalet; onu gayet iyi biliyorum. Adalet konusunda benim neler düşündüğümü de sadece Türkiye'deki 85 milyon değil, dünyada aklı eren herkes de bunu biliyor. Devletin dininin adalet olduğunu, adaletsiz bir dünyanın inşa edilemeyeceğini ve adalet olmadan da bu evlatlarımızın doğru dürüst bir iş bulamayacaklarını da biliyorum. O nedenle gençler, adalet istiyorlar. Niçin? Eğer matematikte Türkiye 7'si sözlü sınavda eleniyorsa, bir sorunumuz var demektir.

Hakimlik, savcılık sınavından ikinci olan eğer eleniyorsa, bir sorunumuz var demektedir. Bunları bitireceğiz. Gençlerimizden şunu istiyoruz: Okuyun. Soru sorun. Merak duygunuzu büyütün. Çünkü eğitimin temeli, nitelikli soruyu soracak kişiler yetiştirmektir, öğrenciler yetiştirmektir ve onların merak duygusunu büyütmektir.

Merak duygusunu büyütürseniz, onlar, 'Bu nasıl oluyor' diye düşünecekler ve en azından düşündükleri olayın sırrını çözmeye çalışacaklar. Eğitimin başarısındaki ölçü de zaten budur."


KILIÇDAROĞLU'NDAN GENÇLERE: SAKIN UMUTSUZLUĞA KAPILMAYIN


"Bu ülkeye adaleti getirmek, bu ülkeye demokrasiyi getirmek, bu ülkede herkesin karnını doyurabileceği bir gelir düzeyini kişilere sağlamak, bizim temel görevlerimizden birisidir" diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını, "Gençler; meraklanmayın, bu okulda güzel okuyacaksınız, anılarınız olacak bu okulda.

Öğretmenlerinizle kucaklaşacaksınız. Bizler de sizlerle onur duyacağız. Sizlerle gurur duyacağız. Aileleriniz de sizinle onur ve gurur duyacaklar. Bizler gelip gidiyoruz ama Türkiye'yi yönetecek olanlar sizlersiniz. Sizler ne kadar iyi eğitim alırsanız, Türkiye'nin istikbali o kadar güçlü olacaktır. Hepinize teşekkür ederim.

Gençler, sakın umutsuzluğa kapılmayın, sakın. Tek istediğim var: Umutsuzluğa kapılmayın, umudunuzu büyütün, kucaklaşın ve Türkiye'nin sorunlarına kilitlenin. Demokrasiyi getirecek olan sizlersiniz. Hepinize teşekkür ederim. En başta da Sayın Başkan'a yürekten teşekkür ederim. Elbette ki o, teşekkürü Belediye Meclisi'ndeki bütün üyelere yaptı; aynı teşekkürü ben de yapıyorum" sözleriyle tamamladı.


İMAMOĞLU: ÜSTESİNDEN GELEMEYECEĞİMİZ HİÇBİR ACI YOK


Deprem sonrasında Elazığ'ı ziyaret ettiğini kaydeden İmamoğlu, "Bu coğrafyada kardeşçe yaşamanın ne kadar büyük bir güzellik, huzur, manevi tatmin olduğunu ifade etmek zor. Büyük bir milletiz her şeyden önce. Bu toprakların kıymetini bildiğimiz takdirde, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir acı yok. Her acıyı birlikte tedavi edebilir ve üstesinden gelebiliriz" dedi.

Elazığ milletvekili Gürsel Erol'un bilgilendirmesi ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla, İBB olarak, depremde ağır hasar gören Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin yeniden yapımına talip olduklarını hatırlatan İmamoğlu, "Tabii bürokratik süreçleri var. Öncelikli olarak Milli Eğitim'in bize izin vermesi gerekiyordu. Yazışmaları yaptık. O izin geldikten sonra Meclis'imizden oy birliğiyle kararımızı çıkarttık.

Her şeyden önce burada bu süreci olgunlukla, 16 milyon İstanbullu adına keyifli bir hizmeti, değerli bir hizmeti İstanbul'dan Elazığ'a yapmak adına, bize o izni veren İBB Meclisi'ndeki bütün meclis üyelerimize, bütün parti gruplarına huzurunuzda yürekten teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.


'ÇOCUKLARIMIZ VE GENÇLERİMİZ EŞİT HİZMET ALSIN DİYE…'


"İstanbul'un yanı sıra, Ankara ve İzmir'le birlikte 3 okulun burada yapılacak olması, deprem sonrası okulla, eğitimle ilgili yaşanan sıkıntıyı giderme noktasında hepimizin harekete geçmesi, bizi tabii ki çok heyecanlandırdı" diyen İmamoğlu, "Dün, Gaziler Günü'ydü. Ata'mıza 'mareşal' unvanının verildiği günün yıl dönümünde, gazilerimizle kucaklaştık.

Gazilerimizin aileleriyle buluştuk. Bugün de Elazığ'da, Gazi'nin, yani ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ismini taşıyan bir endüstri meslek lisesinin temelini atmak, büyük bir gurur. O bakımdan nitelikli bir projeyi, ismine yakışır, Elazığ'a yakışır, tabii bir de Genel Başkan'ımızın liseyi okuduğu şehre yakışır bir okulu yapma arzusuyla yola çıktık" ifadelerini kullandı.

Okulun teknik yapısıyla ilgili detaylı bilgiler paylaşan İmamoğlu, şunları söyledi:

"Bugün tasarlayıp faaliyete geçirdiğimiz okulumuzun, tasarımından bitimine kadar, içindeki her türlü malzemesinden birçok hizmetine kadar; kütüphanesinden spor salonlarına… Bizim çocuklarımızın ve gençlerimizin, ülkemizin her neresinde yaşıyorsa yaşasın, eşit haklara sahip olduğunun ona hissettiren ve devletimizin her çocuğuna, her gencine eğitimle ilgili en üst seviyedeki hakkını teslim edeceği bir okulu yapmanın sorumluluğunu taşıdık. Ve tasarımımızı o şekilde yaptık. Gereken hangi standart varsa da projeye onu yükledik diyebilirim. O bakımdan, çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin, gençlerimizin, hatta okul çalışanlarının keyifle sahip çıkabileceği ve içinde olduğu için de gurur duyacağı bu okulun, her boyutuyla mükemmel olması için gayret gösterdik. Elazığ'a ve Elazığlılara yakışan bir okul olması için gayret gösterdik."


'HIZLI BİTMESİ İÇİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIM'


Düzenledikleri açık ihaleyi bölgede faaliyet gösteren bir firmanın kazanmasından da memnuniyet duyduğunu kaydeden İmamoğlu, "Hem kurum olarak gereken fedakarlığı yapacağız hem de iş takvimini olabildiğince hızlı bitirip, bir an önce bu gençlerimizin okullarıyla buluşması için ben de gün gün bu okulu takip edeceğimin sözünü huzurunuzda Elazığ halkına vermek istiyorum. Bu okuldan hem ailelerini hem bizleri, Türkiye'yi gururlandıracak gençlerimiz çıkacak.

Ülkemizin her gencinin aslında geleceği çok parlak. Çünkü çok zeki bir genç kitlemiz var. Yeter ki, bu ülkenin makam ve mevki sahipleri, gençlerin umutlarını yükseltsinler. Tersini yapmasınlar. Ve yeter ki, bu makam ve mevki sahipleri; bu milleti, bu toplumu, bu gençleri hatta kutuplaştırmasınlar.

Kendi siyasi yöntemleriyle, yollarıyla, ikballeriyle aldatıcı bir dile bu gençleri ya da bu toplumu maruz bırakmasınlar. İnanın topluma bu kadarı yetiyor. Başka bir şeye ihtiyaç yok" dedi.


'RANDEVU VERMEYEN BAŞKANLARIN BAZI TALEPLERİNİ GİZLİ DE OLSA YAPTIRIYORUM'


"Genel Başkanım, başından beri, 'Siz İstanbul'sunuz, Türkiye'nin her yerindeki dertleri dert edineceksiniz' dediniz; ediniyoruz" diyen İmamoğlu, "Ve hangi şehre gidersek gidelim, asla bir siyasi münazaranın parçası olmadan hizmetlerimizi yapmaya gayret ediyoruz. Hatta ben, her yerden şu daveti yaptım: İstanbul'un kapısı, her siyasi partili belediye başkanına açık. Ne yazık ki, ilk başta bize randevu veren, temsilcilerimize randevu veren belediye başkanları, sonradan vermemeye başladı.

İnanın bazı taleplerini, gizli de olsa, yaptırıyorum. Çünkü, onlara bir zarar gelmesin istiyorum. Bunlara ne gerek var? Ben mesela burada şunu arzu ederim Genel Başkanım? Niye etmeyeyim? Gönlümdekini söylemesem, o daha kötü. Tamam, değerli halkımız burada. Ama bu okulu, bu şehrin yöneticileriyle, bu şehrin eğitimle ilgili yöneticileriyle, bu okulun öğrencileriyle hep birlikte, kol kola burada açmamızın kime ne kötülüğü var? Ne mahsuru var?" ifadelerini kullandı.


'BUGÜN ANA MUHALEFET LİDERİSİNİZ, YARIN BU ÜLKENİN BAŞINDASINIZ'


Kılıçdaroğlu'na, "Bugün ana muhalefet liderisiniz, yarın bu ülkenin başındasınız" sözleriyle seslenen İmamoğlu, konuşmasını, "Bugün bu ülkenin başında olan insan, yarın bu ülkenin muhalefeti olacak.

Ben İstanbul'da, ilçe belediye başkanlığım döneminde hep şu özlemi çektim: 5 yıl boyunca bir Büyükşehir Belediye Başkanı'nı makamımda görmediğim için, 'Ben de Büyükşehir Belediye Başkanı olayım, bak size nasıl gelemeyeceğim' demedim.

'Bak size ne kadar çok geleceğim. O kadar çok geleceğim ki; sizi utandıracağım' dedim. Kaldı ki, bu ülkenin her siyasi partisi, iktidarından muhalefetine, ülkemiz için çalışmıyor mu? Ülkemiz için çalışıyor. Şu yaptığımız okul, Cumhuriyet Halk Partisi'nin okulu mu? Değil. Milletimizin okulu, devletimizin okulu.

Ne mutlu bize ki, Elazığ'a böyle bir hizmeti yapıyoruz. Buna vesile oldunuz. Teşekkür ediyorum Sayın Genel Başkanım. Bu okulun gençlerimize umut, geleceğimize ışık olmasını diliyorum. İnşallah yüklenici işine hızlı devam edecek, biz titizlikle yolumuza devam edeceğiz. Genel başkanım, bir kez daha gelip bu okulu açacağız. İktidar olduğumuzda, sizlerle beraber geldiğimizde, eminim ki siz, bütün muhalefeti davet edersiniz buraya" sözleriyle tamamladı.


EROL: MUHALEFETTEYKEN BUNLARI YAPIYORSAK, İKTİDARDA NELER YAPACAĞIMIZI DÜŞÜNÜN


Elazığ'da bulunan 20 belediyenin tamamının yönetiminin Cumhur İttifakı partilerinde olduğunu aktaran Gürsel Erol, "Bizim, en son seçime kadar, 20 belediyenin 20'sindse bir tane belediye meclis üyemiz bile yoktu.

İlk defa Millet İttifakı'ndan bu seçimde, yalnızca şehir merkezinde 4 tane belediye meclis üyesi seçtik. Yani etki alanımız bu Elazığ'da. Ama düşünün ki, AK Parti'nin Türkiye'nin en güçlü olduğu ilde, yaşanan sorunlar karşısında aciz ve çaresiz kalırken, eğitim hayatına katkı verecek okulları yapmazken; biz, muhalefette olduğumuz halde Elazığ'a belediye başkanlarımız yetişti ve el attı.

Bu ne demek? Bu şu demek: Muhalefetteyken bunları yapıyorsak, iktidarda neler yapacağımızı düşünün" dedi.


'ANKARA VE İZMİR DE ELAZIĞ'A BİRER OKUL YAPACAK'


Okulun yapım hikayesinin Elazığ depreminden sonra başladığını belirten Erol, şu bilgileri paylaştı:

Deprem sonrası, 30 milletvekilimiz Elazığ'a, yerinde incelemeler yapmak üzere sizin talimatınızla geldiler. Burada yaptığımız incelemeler neticesinde ve sürecinde, AK Partili milletvekilleri dediler ki, 'CHP milletvekilleri gezmeye gelmiş, ama biz isteriz ki, gelip de Elazığ kamuoyuna bir söz vererek, 'Bir okul da biz yapıyoruz' desinler diye bir beklentiye soktular.

Ben, arkasından hemen sizi aradım. 'Sayın Genel Başkanım, Elazığ'da böyle bir beklenti var. İzniniz ve talimatınız olursa; İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlarımızı arayarak, sizden aldığımız talimatla, bu talebi iletebilir miyim' dedim.

Siz de bu talimatı bize verdiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyemizi aradık, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'mızı aradık, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı'mızı aradık. Hepsi, 'Sayın Genel Başkanımızın talimatı. Elazığ'a hizmet etmek bizim için onurdur' diyerek, 1 değil, 3 okul yaptırma kararı verdiler."


OKULUN HİKAYESİ


İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 24 Ocak 2020'de Elazığ'da meydana gelen deprem sonrası, il valiliğine başvurup, bölgede okul yaptırma talebini iletti. Talebi olumlu karşılayan Elazığ Valiliği, İBB'ye, depremde hasar gören Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, spor salonu ve atölye binalarının yeniden projelendirilerek inşa edilebileceği yönünde yanıt verdi.

İBB Meclisi, 16 Eylül 2021 tarihli oturumunda, kurumun Elazığ'da okul inşa etmesini onayladı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 15 Ekim 2021'de, "Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 24 derslikli okul binası, atöyle binaları, spor salonu ve müştemilatlarının yapım protokolü imza töreni"ne katılmak üzere Elazığ'a gitti. Protokol, İmamoğlu'nun şahitliğinde, Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk ile İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Alpay arasında imzalandı.

Toplam 17 bin 071 metrekarelik kapalı alanlı olacak okul yerleşkesinde; idari ofisler, 24 derslik ile 6 farklı disiplin altında toplam 30 atölye ve laboratuvar, 330 kişilik konferans salonu, yemekhane ve kantin ile 1250 metrekarelik kapalı spor salonu yer alacak. Temeli atılan okulun yapı cephe malzemesi olarak, Elazığ'ın genel renk hissi ile bütünlük sağlaması için, "renkli pres tuğla kaplama" kullanılacak. Yapı genelinde de ağırlıklı olarak yerel malzemelerin kullanımı sağlanacak.



‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.