logo
03 MAYIS 2026

İktidar milleti yoruyor

16.07.2005 00:00:00
AB üyeliği yolunda izlenen tavizkâr, yanlış politikalardan dolayı Türkiye'nin sınırlarının da tartışma konusu haline geldiğini söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Böyle bir hülyanın peşine gidip de ne kendileri, ne millet yorulsun ve ne de sınırlarımız rahatsız olsun" diye iktidarı uyardı

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu haftaki "Haftanın Sohbeti"nin ikinci bölümünde, AB'nin, tam üyelik için "komşularınızla sınır probleminizi halledin" ısrarının sebepleri hakkında bilgi verdi. Daha yılın ilk beş ayında 11 milyar dolara tırmanan cari açığın ne anlama geldiğini ifade etti. Döviz kurlarının yükselmemesinin bir başarı değil bir oyundan ibaret olduğunu belirten Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye'de verilen sağlık hizmetinin hizmet değil hezimet özelliği taşıdığına dikkat çekerek Dinlerarası Diyalog faaliyetlerinin camilerin kapatılıp kilise üstüne kilise ev açılması şeklinde meyve vermesinin bu faaliyetlerin mahiyetini ortaya koyduğuna işaret etti.  n   Hocam, Türkiye 3 Ekim'de AB ile müzakerelere başlayacak. Ama AB'den Türkiye'ye "komşularınızla sınır meselelerinizi halledin" şeklinde ısrarlı talepler var. AB neden sınır konusunu da son dönemde sürekli önümüze koymaya başladı? Sınır bir ülke için ne anlama gelir? AB Türkiye Cumhuriyetinin sınırlarında ne gibi değişiklikler istiyor?Prof. Dr. Haydar Baş- Devlet demek zaten sınır demektir. Eğer sınırınız varsa devletsiniz, yoksa değilsiniz. Yani demek istiyor ki, biz sizi henüz daha devlet olarak kabul etmedik. Halbuki aynı devletler Lozan'da bizim sınırlarımızı kabul edip, deklere ettiğimiz sınır haritasına evet demişlerdi. Yani Türkiye'nin şu anda sınır diye bir problemi yok. Ama o günün şartlarında Türk milletinin bilhassa merhum Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu siyasete hayır diyemeyenler gizliden gizliye bizim Güneydoğu sınırlarımızı, Ege denizindeki  kıta sahanlığı konusunu, Güneydoğu'da kurulmakta olan Kürt devleti meselesini, İstanbul'daki suriçi hadiselerini hep planlarında, programlarında canlı tutmuşlardır. Doğu Anadolu'da Büyük Ermenistan hayalleri hep varolagelmiştir. Ama bunlar sınır meselesi olarak değil yer altı faaliyetleri olarak devam edegelmiştir. Şimdi de tabii şu andaki iktidarın bu konuda baştan itibaren takip ettiği siyaset o kadar laçka konumunda olmuştur ki tavizleri münasebetiyle elbette bu laçkalık bir sınır problemi olarak yansıyacaktır; bunu yapmışlardır. Ama işin odak noktasında meselede Türkiye'nin hiç bir sınır problemi yoktur. Doğu Anadolu'da, Ege'de hiç bir problemi yoktur. Akdeniz'de, İstanbul'da, Güneydoğu'da hiç bir problemi yoktur. Türk siyasetinin gevşekliği ve de zaafiyeti münasebetiyle, hele de AB'ye can ü gönülden katılmak isteyen bir iktidar olursa bu, problem olarak önümüze çıkacaktır ve çıkıyor da. Adam ne diyecektir? Ağrı Dağı, Doğu Anadolu kimindir, diye bulmaca sormaya başlayacaktır. Elbette bu bulmacanın sonunda kârlı çıkacak olan Türk milleti, devleti değildir. "Bölgede bizim hakkımız vardır" diyen, Büyük Ermenistan peşinde koşan Ermenilerdir. Bir Ermeni sınırı meselesi olması bana göre bu AB süreci içerisinde 3 Ekim'den sonra kaçınılmaz olacaktır. Ege'de kıta sahanlığı konusu kaçınılmaz olacaktır. Güneydoğu ve bizi ilgilendiren bölgede bir federasyon kaçınılmaz olacaktır. İstanbul suriçi kaçınılmaz olacaktır. Tabii bu da siyasi iktidarın Avrupa'yı kabul etmekle reddetmek açısından neticeleneceği için bu iktidarın tavır göstereceği kanaatinde değilim. Yine bizim temennimiz, bu arkadaşlar ayıksınlar. Böyle bir hülyanın peşine gidip de ne kendileri yorulsun ne millet yorulsun ve ne sınırlarımız rahatsız olsun. Cari açık çöktüğümüzü gösteriyorn  Hocam, cari açık bir ülkede ekonominin durumunu gösteren göstergelerden bir tanesi. Yıllık hedef 2005 yılında 11 milyar dolar civarında. Ama ilk beş aylık sonuçlara bakıyoruz ki 11 milyarı geçmiş durumda. Yıllık hedef ilk beş ayda aşılmış oldu. Turizm gelirleri ile bunun aşağı çekilme ihtimali var mı? Sizin yıl sonu tahmininiz nedir? Neden cari açık bu kadar çok çıkıyor? Cari açığın bu kadar yüksek olmasının ekonomide anlamı nedir? Bildiğimiz kadarıyla cari açığı sıcak para ile kapatıyorlar. Bu ne kadar daha böyle devam eder? Prof. Dr. Haydar Baş- Olay şudur: Siz şimdi bir aylıkla çalışıyorsunuz. Bugünkü para ile bin lira aylığınız var. Bin lira kazanıyorsunuz. 1500-1600 lira harcıyorsunuz. İkinci ay bin lira kazanıyorsun, 1600 lira harcıyorsun. İki ayda açığın 1200 lira etti. Bir yılda bu 7 200 lira eder. Bu vatandaş bu açığı ne kadar devam ettirebilir, buradan işe başlayalım. Bin lira maaş alan arkadaşımız sene sonunda 7 misli borçlanıyorsa hayatını ne kadar devam ettirebilir? Bunun maaşına haciz gelir, evine haciz gelir, buzdolabına haciz gelir, tarlasına haciz gelir, varsa tavuğuna haciz gelir. Nasıl bu arkadaşın yaşaması mümkün değilse cari açığı olan devletin de ilanihaye hiç böyle gitmesi mümkün değildir. "Biz bunu turizmle kapatırız" diyorlar. Madem kapatıyorsun, bu açık ne. Yani şu ana kadar ülkede turizm yok mu? Sen Temmuz'un ortasına geldin. Bundan sonra zaten turizmin inişe geçtiği dönemlere giriyorsun. Hiç bundan döviz transferi yapman mümkün değil. Biz kalkıyoruz dışarıdan bin liralık mal alıyoruz, dışarıya bin liralık mal satıyoruz. Bin liralık mal alıyoruz, 500 liralık satıyoruz. 500 liralık mal satıyoruz, bin liralık mal alıyoruz. Yani bizim döviz girdimiz 500 lira, döviz çıktımız bin lira. Şimdi bana söyleyin; ne kadar gideriz? Gidemeyiz. Peki biz bu açıkları nasıl kapatıyoruz? Döviz cinsinden borç alıyorsun, açıkları böyle kapatıyorsun. Onun için biz aslında biz çöktük. Bize istediklerini yaptırabilmek için şu anda bizi bir anda kafa üstü yere çakmıyorlar. "Şunu yap, bunu yap. Yapmasan kafanı kırarım" diyorlar. PKK olayı gibi. Hem mali bakımdan, hem sosyal bakımdan, her taraftan Türkiye kuşatma altına alınmıştır. Ve bu arkadaşların hiç bir şey yapması mümkün değildir. Çok samimi konuşuyorum; ne işçi bir şey beklesin,  ne çiftçi bir şey beklesin, ne orman kesimi, ne sanayi kesim bir şey beklesin. Ama bazı arkadaşlar böyle demiyor. Müsaade et de belediyeden maaş alan bazıları da böyle konuşsun. Olayın iç yüzü budur. Kısaca cari açığı turizmle filan kapatmaları mümkün değildir. Şu anda 11 milyar dolar olduğunu söylüyorsun. Yıl sonu itibariyle 20 milyar doları rahatlıkla aşmış olacaklar. 20 milyar dolar cari açık.n   Geçen sene 15 milyar dolardı.Prof. Dr. Haydar Baş- O halde bu yıl dış borç itibariyle en az 20 milyar dolar daha fazla borca girmeleri gerekecek. Döviz cinsinden para almaları gerekecek ki bu açık biraz dursun. Ondan evvelki de borç, ondan daha evvelki de borç. Borç gittikçe katlanıyor. Biz ise bunların faizlerini ödeyemeyecek duruma geldik. Türkiye bu noktaya geldi. Şu anda bizim gelirimiz faizleri ödeyecek durumda değil. Bunları da ödemek için gene borçlanıyoruz. Türkiye'nin kaderi şu anda budur.Ekonomi iflas noktasından  Hocam, son dönemde hükümet, "Biz dövizi yükseltmedik" diyor. Euro 1.600, Dolar 1.340 seviyesinde.Prof. Dr. Haydar Baş- Yükseltmemek onların elinde değil. Adam, dolar cinsinden bankaya yatırsa % 4 faiz alıyor veya % 5. Eğer Türk lirası cinsinden yatırıyorsa alıyor % 25 faiz. Onun için adam doları aynı seviyede tutuyor. Batıda da dövize verilen faiz miktarı bir yılda % 1-1,5'dir. 25 kat fazlasını Türkiye'den alabilmek için onu baskı altında tutuyorlar. Yani Türk milletinin menfaatine değil. Bu yüzden de Türk ekonomisi öyle bir darbe yedi ki vatandaş ihracat yapamıyor. Yapsa da sattığı maldan harcamalarını çıkartamıyor. Yani imalat fiyatına satmış oluyor. hiçbir kârı olmuyor. Artı ihracatçı bu sefer ithal yapıyor. Dışarıda mal ucuz. Dövizin fiyatı da düştü. Getiriyor burada yabancı devletlerin mallarını satıyor. Böylece Türkiye iki türlü darbe yemiş oluyor. Bir, Türkiye bankalarında mevduatı olanlar faizden para kazanıyor. Sene sonunda yurt dışına milyar dolarlar aktarıyorlar. İki, ihracatımız tamamen kısıtlı olduğu için ithalat büyük bir şeyle artıyor. Döviz rezervlerimiz ciddi bir zarar görüyor. Bütün bu ekonomik göstergeler Türkiye'nin iktisadi konuda her gün biraz daha geriye gittiğinin ve iflasa doğru sürüklendiğinin alamet ve işaretlerini taşıyor. Bu gidişle Türk ekonomisi hayırlı bir nefes alamaz. Şu anda piyasada 40 milyar dolar sıcak para var. Ama kimin parası? Yabancı güçlerin parası. Çektiği zaman maliye dibe vurur, bitti. Hepsini değil, 10 milyar dolar, onu bırak 5 milyar dolar çekti, Türkiye'nin işi bitti. Ekonomi bu mudur? Bunun adına dense dense iflas politikası denir. Bunun adına dense dense kuşatma politikası ekonomisi  denir. Başka bir şey denmez.n   Hocam, böylece de Türk parası yabancı para karşısında değer kazanıyor görüntüsü veriliyor. Bu da tabii şöyle bir sonuç çıkartıyor: Sanki Türk ekonomisi diğer yabancı ekonomilere göre daha bir iyi gibi bir sonuç çıkartıyor. Böyle bir şey var mı?Prof. Dr. Haydar Baş- Senin neyin kıymetli ki Türk Liran kıymetli oldu. Neyin var? Almanın Mercedes'i mi elinde? Amerika'nın Boeing'i mi elinde? Hiç birşeyin yok. Bunların hepsi tiyatro. Hiç kimse kendini kandırmasın. Böyle bir şey yok. Kendimizi kandırmayalım. Ben bunları her zaman anlatıyorum. İnşaallah milletimiz bu konuda ayıktı.Tarım kesiminin sorunlarını ancak biz çözerizn  Tarım kesimi oldukça müşteki. Halinden hiç memnun değil. Bu kesimin sorunları nasıl çözülecek?Prof. Dr. Haydar Baş- Tarım kesiminin bu iktidar döneminde halinden memnun olması hiç mümkün değil. Amma ben bunu 3 Kasım'dan evvel aziz milletime söylemiştim. Çok ama çok söylemiştim. Dilimde tüy bitmişti. Diyeceğim ki sakalım yok, sakalım da vardı. Beni dinlemediler. İnşaallah bundan sonra dinlerler. Bu sıkıntılardan kurtulurlar. Endişe etmesinler. Ele ele verelim. Gayret edelim. Çalışalım. Bir elin nesi var iki elin sesi var. Bu hallere hayır diyorsak ki dememeleri mümkün değil, el ele vereceğiz, gönül gönüle, omuz omuza bu işe son vereceğiz. Bu konuda bizim düşüncelerimiz herkes tarafından bilinmektedir. Camiler kapatılıyor, kilise evler açılıyorn  Hocam, Dinlerarası Diyalog meselesinden sonra camiler, kadroları alınmak suretiyle kapatılmaya başlandı. Bunu nasıl değerlendireceksiniz?Prof. Dr. Haydar Baş- Ben bunu da söylemiştim.  Bunlar iktidar oldukları zaman 70 bin kadroyu 40 bine indireceklerini söylediler. Yani "30 bin camiyi kapatacağız, aynı seviyede başka dinlere hak tanıyacağız" dediler. Onun için dikkat ederseniz 36 bin kilise evi açılmıştır. Yani nerede ise cami ile kiliseler başbaşa gelmiştir. Yüzlerce cami kadrosu sadece Trabzon'da kapatıldı. İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de maalesef binlerce cami kadrosu kaldırılmıştır. Bunun Türkçe manası camiler kapatılmıştır. Yani Dinlerarası Diyalog manası Müslümanın dinini başkasına anlatması değil, Müslümanın susması, Türk milletinin de maalesef farklı farklı dinlere girdirilmesi olayıdır. Olay budur. Hiç kimse, kimseyi kandırmasın.

Hizmet değil hezimet

Hocam, sağlık konusu bütün hükümetlerin önemle üzerinde durulması gereken bir konu. Devlet tarafından verilmesi gereken bir konu. Siz, Türkiye'de sağlık hizmetinin yeterince verildiğine inanıyor musunuz? Prof. Dr. Haydar Baş Türkiye'deki sağlık hizmeti bir hezimettir. Böyle hizmet olmaz. Vatandaş gidiyor, hastane kapılarında akşama kadar bekliyor. Bir film çektirecek, bir kan tahlili yaptıracak, bir muayene yaptıracak; anası, dini ağlıyor. Hastalığı bir misli daha artıyor. Bunun yolu şudur: Devlet, aile doktorluğu kurumunu kuracak. Türkiye'de bana göre en fazla bir eğitimciye, bir de sağlık hekimine ihtiyaç vardır. Aile hekimliği kurulacak. Mahallenin büyüklüğüne göre her mahallede biriki aile hekimleri olacak. Bu hekimler telefonla ailelere bizzat gidecekler. Onları ilk anda muayene edecekler. Teşhisini koyabiliyorsa koyacak, tedavisini yapabiliyorsa yerinde yapacak. Nereye gitmesi gerekiyor ise ilgili kuruma havale edecek. Randevusunu alacak. Filan saatte gelecek, diyecek ve o saatte hasta gidecek. Bu kadar başıbozukluk olur mu? Bu dediğim şekilde olaylar organize edilirse hem herkesin hayatı kontrol altına alınır, hem de sağlık hizmetleri görecek insan hiç yorulmadan, vaktinde tedavisini yaptırır.

Yozgat'ta Mayısta kar etkili oldu


 
 
Yozgat kent merkezi, mayısta yağan karla beyaza büründü.

02.05.2026 10:25:00
AA
Yozgat'ta Mayısta kar etkili oldu
Yozgat'ta Mayısta kar etkili oldu

Yozgat kent merkezi, mayısta yağan karla beyaza büründü.

Kentte gece başlayan sağanak, sabah yerini kara bıraktı. Kar nedeniyle evlerin çatıları ile araçların üzeri beyaz örtüyle kaplanırken, çiçek açan meyve ağaçları da kar altında kaldı.

Vatandaşlardan Hasan Selvi, Mayısta böyle bir kar yağışı beklemediklerini belirterek, "Bu yıl iklimlerde değişim var. İnşallah bu kar yağışıyla birlikte geçen yıllardaki gibi don olayı yaşamayız. Çiftçilerimiz yağışla rahat eder. Barajlarımız için de güzel oldu. Bu yağışlarla birlikte verimli bir yıl geçireceğimizi düşünüyorum" dedi.

Çapanoğlu Mahallesi esnafından Mesut Aydın ise mayısta sabaha güzel bir kar yağışıyla uyandıklarını söyleyerek, karın rahmet ve bereket getirmesini, kuraklığın yaşanmadığı bir yıl olmasını temenni etti.

Bacaklarda geçmeyen şişliğe ve ağrıya dikkat!


 
Günümüzde özellikle kadınlarda sık görülen varis ve lipödem, dolaşım sistemiyle ilişkili, son derece önemli iki hastalık olmasına rağmen toplumsal farkındalığın az olması nedeniyle sadece estetik bir problem gibi algılanarak göz ardı edilebiliyor.

02.05.2026 10:09:00
MURAT ÇORBACI
Bacaklarda geçmeyen şişliğe ve ağrıya dikkat!
Bacaklarda geçmeyen şişliğe ve ağrıya dikkat!

Son yıllarda hareketsiz (sedanter) yaşam, bilgisayar başında uzun süre kesintisiz oturma, sağlıksız beslenme, fazla kilo, aşırı tuz tüketimi, yetersiz su içme, düzenli egzersiz yapılmaması ve yanlış kıyafet seçimi gibi etkenler, dolaşım sistemini ciddi şekilde bozabiliyor. Günlük yaşamda çoğu zaman fark edilmeyen bu hatalar zamanla bacaklarda şişlik, ağrı ve dolaşım bozukluklarına zemin hazırlayabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Dr. Arzu Ercan, genetik etkenlerin yanı sıra yanlış yaşam alışkanlıklarının da varis ve lipödemin günümüzde hızla yaygınlaşmasına yol açtığını belirterek, erken dönemde müdahale edilmezse tablonun daha da ağırlaşabileceğini söylüyor. Bacaklarda ağrı, şişlik, morarma ve şekil bozukluğu gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınması ve zaman kaybetmeden doktora başurulması gerektiğini belirten Dr. Ercan, "Nasıl olsa geçer, diyerek belirtileri görmezden gelmek ya da doktora gitmeyi ertelemek hastalığın ilerlemesine yol açar. Erken dönemde doktora başvurmak en kritik adımdır" dedi.

'Kilo aldım' sanılıyor, lakin!..

Lipödemin çoğu zaman kilo artışıyla karıştırıldığını vurgulayan Dr. Ercan "Lipödem, vücudun özellikle alt bölgelerinde anormal yağ birikimi ile karakterize kronik bir yağ dokusu hastalığıdır. Hastalar genellikle bunu kilo artışı zanneder ve diyet-egzersize rağmen sonuç alamadıklarında hayal kırıklığı yaşarlar" şeklinde konuştu.
Varisin ise; toplardamarların genişlemesi ve işlevini yitirmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Dr. Ercan, kanın geriye kaçmasıyla damarların belirginleştiğini ifade etti. Hastalığın zamanla ağrı, yanma ve şişlik gibi şikayetlerle ilerleyebileceğini ve özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde riskin arttığını vurguladı.

Modern tedaviler yüz güldürüyor

Günümüzde gelişen tıbbi yöntemlerle hem varis hem de lipödem tedavisinde başarılı sonuçlar alındığını belirten KVC Uzmanı Dr. Arzu Ercan şöyle konuştu: "Lazer ve radyofrekans gibi minimal invaziv yöntemlerle varis tedavi edilebilmektedir. Lipödemde ise manul lenf drenajı, kompresyon tedavisi ve egzersiz temelli multidisipliner yaklaşımlar ön plana çıkmaktadır. Artık ameliyatsız ya da minimal girişimlerle hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebiliyor. Ancak tedavi sürecinde kişiye özel planlama büyük önem taşıyor." RECEP BAHAR

Varis ve lipödeme zemin hazırlayan 8 etken!

KVC Uzmanı Dr. Arzu Ercan, varis ve lipödeme yol açabilen 8 etkeni şöyle açıkladı:
• Uzun süre hareketsiz kalmak
• Dar kıyafetler ve yanlış ayakkabı seçimi
• Düzenli egzersiz yapmamak
• Fazla kilo
• Dengesiz beslenme
• Aşırı tuz tüketimi
• Bilgisayar başında uzun süre kesintisiz oturmak
• Yetersiz su tüketimi

Alerji konusunda DOĞRU bilinen YANLIŞlar!


 
Baharın gelişiyle doğa canlanırken, ağaç, çimen ve yabani ot polenlerinin havadaki yoğunluğu zirveye ulaşıyor, milyonlarca kişi için alerji şikayetleri artıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek, burun akıntısı, uzayan öksürük, hapşırma, gözlerde sulanma, kaşıntı hatta nefes almada zorluk gibi şikayetlerin bahar mevsiminde yaygınlaştığını, bazı kişilerde astım ataklarını da tetikleyebildiğini söyledi.
 

02.05.2026 10:06:00
MURAT ÇORBACI
Alerji konusunda DOĞRU bilinen YANLIŞlar!
Alerji konusunda DOĞRU bilinen YANLIŞlar!

Özellikle ilkbaharda artan polenler yalnızca dışarıyla sınırlı kalmıyor. Evin içinde de gizli ve önemli bir tehdit oluşturuyor.  Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülek, "Bahar alerjisinde en büyük sorun; yanlış bilgilerle hareket edilerek alerjenlere maruz kalmaktır. Oysa doğru bilgilenme ve basit önlemlerle alerji yönetimi kolay ve etkili hale gelir" dedi. Prof. Dr. Baykal Tülek, bahar alerjisinde doğru sanılan 8 yanlışı anlattı.

Alerji sadece baharda olur: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Bu en yaygın yanılgılardan biridir. Bahar aylarında polenler arttığı için şikayetler belirginleşse de alerji yılın sadece bu dönemine özgü değildir. Ev tozu akarları, küf, evcil hayvan tüyleri ve hava kirliliği gibi faktörler dört mevsim etkisini sürdürebilir. Bu nedenle yalnızca bahara odaklanmak, alerjinin gerçek kaynağını gözden kaçırmaya neden olabilir.

Polene karşı ev içinde güvendeyiz: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Sanılanın aksine polenler sadece dış ortamda kalmaz. Saç, cilt ve kıyafetler aracılığıyla evin içine taşınır ve özellikle yatak, koltuk ve perdelerde tutunarak etkisini sürdürür. Kişinin dışarı çıkmadığı günlerde bile şikayetlerinin devam etmesine neden olabilir. Bu nedenle eve dönüşte duş almak, kıyafet değiştirmek ve ortam hijyenini sağlamak en az dışarıdaki korunma kadar önemlidir.

Alerji sadece burun akıntısı ve hapşırmadan ibarettir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Alerji, yalnızca basit bir nezle gibi düşünülmemelidir. Gözlerde kaşıntı ve sulanma, uzayan öksürük, göğüste sıkışma, nefes darlığı, uyku bozukluğu ve günlük performansta düşüş gibi çok daha geniş bir etki alanına sahiptir. Özellikle astım ile ilişkili durumlarda, alerji ciddi solunum problemlerine zemin hazırlayabilir.

İlaçlar tek başına yeterlidir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Alerji tedavisinde ilaçlar önemli olsa da tek başına yeterli değildir. Ne bir hava filtresi ne de tek bir ilaç tüm sorunu ortadan kaldırır. Çevresel önlemlerle desteklenmeden, sadece geçici rahatlama sağlar. Kalıcı iyilik hali için; alerjenle temasın azaltılması, yaşam alanının düzenlenmesi ve günlük alışkanlıkların gözden geçirilmesi gerekir. En etkili yaklaşım, doğru tedavi ile doğru yaşam düzeninin birlikte uygulanmasıdır.

Pencereyi açıp evi havalandırmak her zaman iyidir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Temiz hava almak sağlıklı olsa da polen yoğunluğunun yüksek olduğu bahar aylarında açık pencereler tam tersine alerjenleri içeri taşır. Özellikle sabah saatlerinde havalandırma yapmak, evin içindeki polen yükünü artırabilir. Bu nedenle havalandırma saatleri ve yöntemi mevsime göre planlanmalıdır.

Maske sadece viral enfeksiyonlu hastalar için gereklidir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Pandemiyle birlikte hayatımıza giren maskeler, aslında alerji hastaları için de önemli bir koruyucudur. Çoğu kişinin tercih etmediği maske kullanımı, basit ama etkili bir korunma yöntemidir. Özellikle yoğun polen dönemlerinde dışarıda maske kullanmak ya da süpürge filtresi temizliği gibi yoğun alerjene maruz kalma anlarında maskeler solunan alerjen miktarını azaltabilir.

Alerji zamanla kendiliğinden geçer: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Bazı kişiler belirtilerin zamanla azalacağını düşünerek doktora başvurmaz, önlem almayı erteler. Oysa kontrol altına alınmayan alerji, zamanla daha şiddetli hale gelebilir ve alt solunum yollarını etkileyerek astım gibi daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Alerjiye karşı erken önlem almak ve süreci doğru yönetmek bu nedenle büyük önem taşır.

Burun açıcı spreyler ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi gelir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Hızlı rahatlama sağladığı için sık tercih edilen burun açıcı spreyler, bilinçsiz kullanıldığında tam tersi etki yaratabilir. Uzun süreli kullanım burunda "geri tepme" etkisine yol açarak tıkanıklığı artırabilir ve bağımlılık benzeri bir tablo oluşturabilir. Bu nedenle bu tür ürünler kısa süreli ve kontrollü kullanılmalıdır.

Bahar alerjisine karşı 10 etkili önlem!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek, bahar alerjisine karşı 10 etkili önlemi şöyle sıraladı:
• Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde dışarı çıkarken maske ve güneş gözlüğü takmak
• Dışarıdan geldikten sonra duş almak ve kıyafet değiştirmek
• Burun içini salin solüsyonu (serum fizyolojik) ile temizlemek
• Ev ve araçta camları kapalı tutmak
• Polen filtreli hava temizleyicileri kullanmak
• Çamaşırları dışarıda kurutmamak
• Evde nem oranını kontrol altında tutmak
• Nevresimleri en az 60 derecede yıkamak,
• Toz tuttuğu için evde halı ve peluş oyuncak bulundurmamak
• Doktorun önerdiği tedavi yöntemini uygulamak

İşçi bayramında 2 işçi kamyonetin altında kaldı

Ankara'nın Çankaya ilçesinde kontrolden çıkan kamyonetin altında kalan 2 işçi hayatını kaybetti

01.05.2026 18:10:00 / Güncelleme: 01.05.2026 18:12:02
AA
İşçi bayramında 2 işçi kamyonetin altında kaldı
İşçi bayramında 2 işçi kamyonetin altında kaldı
Kırkkonaklar Mahallesi Şemsettin Günaltay Caddesi'nde seyir halindeki özel su firmasına ait 07 FHF 37 plakalı kamyonet, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı.

Yokuş aşağı hızla ilerleyen aracın sürücüsü, iddiaya göre kamyonet hareket halindeyken araçtan aşağı atladı.

Kamyonet, o sırada kanalizasyon hattında Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) adına çalışma yaptığı belirtilen taşeron firma personeli Bayram Demirhan ve Kadir Ortataş'a çarptı.

İşçileri altına alan kamyonet, park halindeki araçlara çarparak durabildi.

İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Demirhan ve Ortataş'ın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.

Polis, kazayla ilgili inceleme başlatırken, sürücü gözaltına alındı.

Sokakta uyuyan yaşlıya tekme atan gençlere tepki yağdı

İzmir Buca’da sokakta uyuyan yaşlı bir adama tekme atan iki genç, görüntüleri sosyal medyada paylaşınca infiale yol açtı. Olay, yaşlılara yönelik şiddeti ve gençlerdeki empati kaybını yeniden gündeme taşırken, soruşturma başlatıldı

01.05.2026 17:36:00
Eyüp Kabil
Sokakta uyuyan yaşlıya tekme atan gençlere tepki yağdı
Sokakta uyuyan yaşlıya tekme atan gençlere tepki yağdı
İzmir'in Buca ilçesinde yaşanan dehşet verici bir olay, Türkiye'nin dört bir yanında büyük tepki çekti. Sokakta uyuyan yaşlı bir adama tekme atan ve bunu sosyal medyada "eğlence" amacıyla paylaşan iki genç, görüntülerin hızla yayılmasıyla birlikte infiale yol açtı.

Olay, Buca'da bir sokakta gece saatlerinde meydana geldi. Görüntülerde, yerde yatan ve muhtemelen evsiz olan yaşlı bir vatandaşın yüzüne tekme atan gençlerin kahkahaları duyuluyor. Saldırganlar, videoyu "komik" bir içerik olarak paylaştı. Ancak paylaşım kısa sürede binlerce kişiye ulaştı ve öfke dalgası yarattı. Sosyal medya kullanıcıları, "Bu ne vicdansızlık?", "Yaşlıya saygı kalmadı" ve "Adalet istiyoruz" gibi yorumlarla tepki gösterdi. Birçok kişi, görüntüleri savcılığa ve polise iletti.

İzmir Emniyet Müdürlüğü, olayla ilgili soruşturma başlattı. Şüphelilerin kimlik tespitinin yapıldığı ve gözaltı işlemleri için çalışma yürütüldüğü öğrenildi. Olayın ardından yaşlı vatandaşın sağlık durumunun iyi olduğu, ancak psikolojik olarak büyük travma yaşadığı belirtildi. Yerel yetkililer, evsiz vatandaşlara yönelik destek çalışmalarını artıracaklarını açıkladı.

Toplumda yükselen endişe

Bu olay, Türkiye'de gençlerde şiddet eğilimi, empati kaybı ve sosyal medya üzerinden "şöhret" arayışının yarattığı tehlikeleri bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle pandemi sonrası dönemde artan yalnızlık, aile içi iletişim eksikliği ve dijital bağımlılığın gençleri böyle davranışlara itebileceğini vurguluyor. Benzer vakalar son yıllarda sıklaşırken, "yaşlılara şiddet" tartışmaları yeniden alevlendi.

Sosyal medyada #İzmirBuca ve #YaşlıyaŞiddet etiketleri trend olurken, birçok influencer ve sivil toplum örgütü konuya dikkat çekti. Bazı kullanıcılar, "Bu sadece iki genç değil, toplumun aynası" yorumu yaparak köklü çözüm çağrısında bulundu.

Polis, olayla ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor. Savcılık soruşturması sürerken, şüphelilerin "kasten yaralama" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamalarıyla yargılanması bekleniyor.

Bu tür olaylar, toplumda dayanışma ve empati ihtiyacını bir kez daha hatırlatıyor. Yetkililerden, özellikle risk altındaki gençlere yönelik eğitim ve farkındalık programlarının artırılması yönünde çağrılar geliyor.

1 Mayıs'a gözaltılar damga vurdu

İstanbul'da 1 Mayıs'ta Taksim'e yürümek isteyen gruplara polis müdahalesi sonucu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltı sayısı İstanbul Valiliği tarafından 575 olarak ifade edilirken, Kadıköy ve Kartal'daki izinli kutlamalar sorunsuz tamamlandı

01.05.2026 16:55:00 / Güncelleme: 01.05.2026 18:40:25
Haber Merkezi
1 Mayıs'a gözaltılar damga vurdu
1 Mayıs'a gözaltılar damga vurdu
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Türkiye'de, özellikle İstanbul'da yoğun güvenlik önlemleri altında kutlandı. Resmi izin verilen Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'ndaki mitinglere on binlerce kişi katıldı. Ancak Taksim Meydanı'na çıkmak isteyen gruplara polis müdahalesi sonucu yüzlerce kişi gözaltına alındı.

1 Mayıs öncesi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, "eylem yapma ihtimali" gerekçesiyle 62 kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı. 28-29 Nisan'da düzenlenen eş zamanlı ev baskınlarında 39 kişi gözaltına alındı. Aramalarda dijital materyal ve dokümanlara el konuldu. Gözaltına alınanlar arasında sendika yöneticileri, öğrenci grupları, sol örgüt üyeleri ve gazeteciler yer aldı.

1 Mayıs günü yaşananlar

İstanbul Valiliği, Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş'ta her türlü izinsiz gösteri, yürüyüş ve toplanmayı yasakladı. Taksim çevresi bariyerlerle kapatıldı, bazı metro ve metrobüs durakları devre dışı bırakıldı. Güvenlik için 52 bin 656 polis görev yaptı.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB öncülüğündeki etkinlik Kadıköy'de yaklaşık 35 bin kişiyle, TÜRK-İŞ öncülüğündeki kutlama ise Kartal'da 30 bin kişiyle sorunsuz gerçekleşti. Katılımcılar dağıldı.

Taksim'e yürümek isteyen gruplar ise Mecidiyeköy, Beşiktaş, Barbaros Bulvarı gibi noktalarda polis tarafından engellendi. Biber gazı, tazyikli su ve fiziki müdahaleler yaşandı. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) kriz masası verilerine göre gözaltı sayısı hızla arttı ve 370-421 arasında değişen rakamlar raporlandı. Son olarak İstanbul Valiliği gözaltı sayısını 575 olarak açıkladı.

Gözaltına alınanların bir kısmı emniyet işlemleri sonrası serbest bırakıldı.

Sendikalar Taksim yasağını eleştirdi, "emekçilerin hakkı" vurgusu yaptı. Muhalefet ve insan hakları grupları müdahaleleri "aşırı güç kullanımı" olarak nitelendirdi. Hükümet tarafı ise "huzur ve güvenin sağlandığını" savundu.

1 Mayıs kutlamaları Türkiye'nin diğer illerinde de yapıldı ancak İstanbul'daki girişimler ve gözaltılar gündemin odağı oldu.

TÜRK-İŞ 1 Mayıs'ı Edirne'de kutladı

TÜRK-İŞ, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü Edirne'de kutladı

 

01.05.2026 15:33:00
Anadolu Ajansı
TÜRK-İŞ 1 Mayıs'ı Edirne'de kutladı
TÜRK-İŞ 1 Mayıs'ı Edirne'de kutladı

Konfederasyona bağlı sendikaların üyeleri, Şükrüpaşa İlkokulu önünde toplanarak kortej oluşturdu. Katılımcılar, etkinliğin düzenleneceği Saraçlar Caddesi'ne yürüdü.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programa katılan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, kalabalığı selamladı.

Tüm emekçilerin bayramını kutlayan Dervişoğlu, işçilerin sorunlarını bildiğini ve her zaman yanlarında olacağını söyledi.

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay da yaptığı konuşmada, bugün yaşamını emeğiyle sürdürenlerin hak arama günü olduğunu belirtti.

Fatih Sultan Mehmet'in doğduğu, Gazi Mustafa Kemal'in savaşı yönettiği, Osmanlı başkenti, Mimar Sinan'ın şehri Edirne'de olduklarını ifade eden Atalay, "Bizle uğraşanlar yakınımızda, o yüzden Trakya'dayız, o yüzden Edirne'deyiz." dedi.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün büyüdüğünü savunan Atalay, taşeron işçiler ile kuryelerin yaşadığı sorunların çözümü için düzenleme yapılmasını, staj ve çıraklık sürecinin sosyal güvenlik sistemine dahil edilmesini talep etti.

Atalay, savaşların sadece sınırları değil, insanların hayatlarını da değiştirdiğine işaret ederek, "Savaşın olduğu yerde üretim durmakta, insanlar işsiz kalmakta, emek değersizleşmektedir. Özellikle 168 günahsız kız çocuğunu bombalayanlara lanet olsun." diye konuştu.

Toplumda sevginin üretilmesi gerektiğine dikkati çeken Atalay, "Toplumda sevgi üretilmediği zaman hiçbir güvenlik önlemi işe yaramayacaktır. Eğer sevgi üretmeyen bir toplum haline geldiysek, eğer saygıyı azalttıysak, eğer ayıbı, günahı unuttuysak, öfkeyi büyüttüysek hiçbir güvenlik önlemi tek başına yetmez." ifadelerini kullandı.

Atalay, Türkiye'nin başta komşuları olmak üzere kimseyle sorunu olmadığını ancak Yunan siyasetçilerin ve güvenlik güçlerinin açıklamalarla iki ülke arasındaki ilişkileri germeye çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:

"Yunanistan iki güne bir açıklama yapıyor, diyor ki, 'Kıbrıs bizim, Fransa yanımızda, Amerika yanımızda.' Bizim onlarla sorunumuz yok. Aklınızı başınıza alın, biz dibinizdeyiz. Yarın İsrail'i, ABD'yi bulamazsın. Onun için Edirne'den sesleniyorum, bizim sizle bir işimiz yok, toprağımıza, bayrağımıza, ülkemize göz dikmeyin, sonra zararlı çıkarsınız haberiniz olsun. Biz bu alanda silahsız askeriz, silahsız emekçiyiz, silahsız polisiz. Biz bu ülkede nerede bir sıkıntı varsa oradayız, vatan yoksa parti yok, vatan yoksa sendika yok, vatan yoksa ailen yok. Birinci öncelik her zaman güvenlik ve vatan."

Kutlama programına, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ile TÜRK-İŞ'e bağlı sendikaların temsilci ve üyeleri katıldı.

1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış annelerin 10 gün içinde başvuru yapmaları halinde 8 haftalık ek ilave izin hakkından yararlanabileceğini belirtti.
 

01.05.2026 10:30:00
AA
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
Bakan Göktaş, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, doğum izni sürelerini artıran yeni düzenlemeyle annelerin ve ailelerin yanında olduklarını ifade etti.

Göktaş, paylaşımında şunları kaydetti:

"1 Nisan 2026 itibarıyla doğum yaptığı tarihin üzerinden 24 hafta geçmemiş anneler, çalıştıkları kuruma 10 iş günü içinde başvurmaları halinde 8 haftalık ilave doğum izni hakkından yararlanabiliyor. Aile ve Nüfus On Yılı'nda, iş-aile yaşamını dengesini sağlamaya yönelik uygulamalarla aile kurumumuzu güçlendirmeye ve her koşulda annelerimizi desteklemeye devam edeceğiz."

3 soruda 8 haftalık ek ilave doğum izni
Bakan Göktaş, ayrıca paylaşımında, "3 soruda" başlığıyla 8 haftalık ilave doğum iznine ilişkin merak edilenlere de yer verdi. Buna göre 3 soru ve cevapları şöyle:

Kimler yararlanabilir?

1 Nisan 2026 itibarıyla, doğum iznini tamamlamış, ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler bu haktan yararlanabilir.

8 haftalık ilave doğum izni nasıl hesaplanır?

Hedef tarih, 1 Nisan 2026 (Kanun'da esas alınan tarih). Hedef süre, 24 hafta eşittir 168 gün. 1 Nisan 2026'dan geriye doğru 168 gün sayılır. 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapan anneler izinden yararlanabilir. Yasal şart, 1 Nisan 2026 itibarıyla 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış olan anneyi kapsar.

Başvuru süreci nasıl işler?

1 Nisan 2026 itibarıyla doğum iznini tamamlamış ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 10 iş günü içinde çalıştıkları kuruma başvuruda bulunabilirler."

İstanbul'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü tedbirleri

İstanbul'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasına izin verilmeyen bölgeler ile kutlama alanları başta olmak üzere birçok noktada güvenlik önlemleri uygulanıyor

01.05.2026 10:08:00
AA
İstanbul'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü tedbirleri
İstanbul'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü tedbirleri

İstanbul Emniyet Müdürlüğünce Taksim Meydanı çevresi başta olmak üzere kentte yoğun güvenlik önlemi alındı.

Beyoğlu'nda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasına izin verilmeyen Taksim Meydanı'na çıkan sokaklar demir bariyerlerle kapatıldı, meydana çıkılan bazı yerlerde kontrol noktaları oluşturuldu.

İstiklal Caddesi'nde yaya ve araç trafiğine izin verilmezken, Tarlabaşı Bulvarı'ndan İstiklal Caddesi'ne çıkan yollarda bölgedeki işletmelerde görev yapan çalışanların kontrollü olarak geçişlerine müsaade ediliyor.

Taksim Meydanı'na sadece Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakmak isteyen sendikaların temsilcilerinin girmesine izin veriliyor.

Beşiktaş Meydanı ve Barbaros Bulvarı'nda ise polisler yol kenarında tedbir amaçlı bekleyişini sürdürüyor.

Şişli Mecidiyeköy'de Halaskargazi Caddesi trafiğe kapatılırken, polis ekipleri araçlarla güvenlik önlemi aldı. Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) da çevrede hazır bulunuyor.

Emniyet ekipleri, Kadıköy'e yürüyüş yapacak grupların toplandığı Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde ve çevresinde de yoğun güvenlik önlemi aldı. Grupların, Kadıköy Rıhtım Meydanı'na ineceği yol araç trafiğine kapatıldı.

Kutlama alanı olarak belirlenen Kadıköy Rıhtım Meydanı'na sendikaların gelmesi beklenirken, alanda sahne kuruldu, flamalar asıldı. Bölgede çok sayıda çevik kuvvet ekibi görev yaparken, TOMA'lar da belirlenen noktalarda hazır bekletiliyor.

Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Balıkesir'in Bandırma ilçesinde devrilen yolcu otobüsündeki 3 kişi öldü, 30 kişi yaralandı

01.05.2026 09:52:00 / Güncelleme: 01.05.2026 09:57:00
AA
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Muğla'ya gitmek için Tekirdağ'dan yola çıkan Pamukkale firmasına ait K.U. idaresindeki 35 PK 328 plakalı yolcu otobüsü, Bandırma-Çanakkale kara yolunun Külefli Mahallesi mevkisinde, kontrolden çıkarak refüje çarptıktan sonra devrildi.

Kazada, otobüsteki yolcular Nazire Akova, Elif Kel ve Kemal Can Sert olay yerinde yaşamını yitirdi, 30 kişi de yaralandı.



İhbar üzerine olay yerine gelen polis, itfaiye ve sağlık ekiplerince araçtan çıkarılan yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

Cenazeler, Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.



Ulaşıma kapanan yol, otobüsün kaldırılmasının ardından açıldı.

Otobüs sürücüsü K.U. gözaltına alındı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.