'Terör örgütleri akrep gibidir. Eninde, sonunda besleyeni sokarlar' tespitini yapanlar bir kez daha terör örgütü ile masaya oturdu.
Denilenleri, yaşananları biliyorsunuz. Geldiğimiz noktayı ise şu cümlelerle özetledi:
'Bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı dönemde, hiç şüphesiz, Terörsüz Türkiye sürecine katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir.
Aynı şekilde süreci zorlaştıran, süreci yokuşa süren, tahrik eden her türlü girişim de tarih karşısında sorumlu olacaktır.
Herkesten bu sorumluluk duygusuyla hareket etmesini, sürecin yükünü artıracak söylem ve eylemlerden özenle kaçınmasını bekliyoruz."
Kritik eşik nasıl aşıldı?
Bu sürecin komisyon başkanı ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise: 'Kritik eşik aşıldı. Süreçte buradan dönüş yok, yarım kalırsa bedeli ağır olur' dedi.
Evet, bu kritik eşik nasıl aşıldı? Eşiğe gelmeden önce neler yapıldı, söylendi? Unuttunuz değil mi?
Bir kaçını hatırlatayım!
2 ay önce 'savaşa da barışa da hazırız' diyen Murat Karayılan şimdi 'yasal güvence olmadan silah bırakmak akıl dışıdır' diyerek silah bırakmadıklarını açıkladı.
Devletten maaş alan, devletin kanunları tarafından dokunulmazlık zırhına bürünen DEM'li Tülay Hatimoğulları: 'İktidara ve devlete sesleniyorum. Kürt halkı, ülkelerinin başkentleriyle entegrasyona hazırdır' dedi.
İmralı canisi: 'Süreç boşa çıkarılırsa İran, Irak krizi sonucu 500 bin Kürt silah altına alınır. Bunu Türkiye'ye yönlendirirler ve onu yıkarlar. Bu tehdit değil, uyarıyorum' sözleri ile Türkiye Cumhuriyetini tehdit etti.
Bölücü odaklarını Diyarbakır'daki toplantısına mesaj gönderen aynı cani, mesajında: 'Önümüzdeki dönem, Kürt toplumu açısından bir yeniden kuruluş dönemidir' dedi.
DEM parti merkez yürütme kurulu 24 Nisan'da ülkemiz ve dünya medyasına, 'Türkler, Ermenileri ve bölgedeki diğer Hristiyanları etnik kimlik, inanç ve kültürel soykırımına tabi tuttu' açıklamasını yaptı, devletimizi bu gerçeklerle (!) yüzleşmeye çağırdı.
Numan Beyin bahsettiği kritik eşikten önce bunlar dile getirildi. Sayın Kurtulmuş, Devlet Bahçeli, AKP, CHP bunları hazmetmiş olacaklar ki, kritik eşiğin aşıldığını açıkladılar.
Sayın Erdoğan'ın 'sürecine katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir' sözleri ise doğrudur. Tarih zaten çoktan kaydetti.
Bölücüler ne istiyor?
Bebek katilinin sürecin baş aktörü olmasını istiyor.
Elinde Müslüman kanı olan tüm teröristlerin affını ve yasal güvence istiyor.
Ademi merkeziyetçilik, demokratik özerklik başlığı altında doğu ve güney doğuda kendi yönetimlerini kurmak, içişlerinde bağımsız, dışişlerinde Türkiye Cumhuriyetine ortak olmak istiyor.
Gerçekten de bu sürece katkı verenleri de, karşı çıkanları da tarih yazdı ve yazacaktır.
Süleyman Soylu
Hakkındaki iddiaları yargı kanalı ile çürütmek yerine haber yasağı getiren son Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku olayı ve sonrasında 'yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü' cümlelerini çok kurdu. Faili meçhul kalmayacak, bütün şüpheli dosyaları inceleyeceğiz' dedi ve 638 dosyayı yeniden inceleneceğini açıkladı.
Gülistan Doku,i Nadire Kadirova, Elazığ'daki gazeteci kısaca bahsi geçen 638 dosyanın çoğu 7 yıl İçişleri Bakanlığı yapmış Süleyman Soylu dönemine ait.
Haliyle bütün gözler Süleyman Soylu çevrildi. 7 Bakanlık yapmış Soylu adeta dünü ve bugünü yalanlayan cümlelerle iddilara cevap verdi.
Dedi ki: 'Türkiye'de faili meçhulleri AK Parti bitirmiştir. Hele 15 Temmuz'dan sonra devlet FETÖ'den arındıktan sonra 2021-2022-2023-2024-2025'te Türkiye'de polis bölgesinde bir tane faili meçhul yoktur. Dünyada bir tane örneği yoktur, gösterin kellemi keseceğim' diyor.
O, 638 dosya neyin nesi Sayın Soylu? Bugün gündemde olan dosyalar 2018-2019 yıllarına ait. Kelleyi kesecek misin?
FETÖ'yü övdüğünüz günleri ne çabuk unuttunuz?
Bakan Yumaklı
Gazze'de bir soykırım yaşanıyor. Resmi 75 bin gayrı resmi yarım milyon Müslüman katledildi. İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği ve Sayın Erdoğan kınama ve tanımlama dışında bir de miting yapmak dışında hiçbir şey yapmadılar.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı katıldığı bir programda: "Bütün dünyada bu soykırıma sadece ve sadece dur diyen bir tek ülke var: Türkiye. Bir tek lider var dünyada, o da Recep Tayyip Erdoğan'dır" dedi.
Sayın Erdoğan'da: "Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine alışacaksınız' demişti.
Alıştık…
Denilenleri, yaşananları biliyorsunuz. Geldiğimiz noktayı ise şu cümlelerle özetledi:
'Bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı dönemde, hiç şüphesiz, Terörsüz Türkiye sürecine katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir.
Aynı şekilde süreci zorlaştıran, süreci yokuşa süren, tahrik eden her türlü girişim de tarih karşısında sorumlu olacaktır.
Herkesten bu sorumluluk duygusuyla hareket etmesini, sürecin yükünü artıracak söylem ve eylemlerden özenle kaçınmasını bekliyoruz."
Kritik eşik nasıl aşıldı?
Bu sürecin komisyon başkanı ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise: 'Kritik eşik aşıldı. Süreçte buradan dönüş yok, yarım kalırsa bedeli ağır olur' dedi.
Evet, bu kritik eşik nasıl aşıldı? Eşiğe gelmeden önce neler yapıldı, söylendi? Unuttunuz değil mi?
Bir kaçını hatırlatayım!
2 ay önce 'savaşa da barışa da hazırız' diyen Murat Karayılan şimdi 'yasal güvence olmadan silah bırakmak akıl dışıdır' diyerek silah bırakmadıklarını açıkladı.
Devletten maaş alan, devletin kanunları tarafından dokunulmazlık zırhına bürünen DEM'li Tülay Hatimoğulları: 'İktidara ve devlete sesleniyorum. Kürt halkı, ülkelerinin başkentleriyle entegrasyona hazırdır' dedi.
İmralı canisi: 'Süreç boşa çıkarılırsa İran, Irak krizi sonucu 500 bin Kürt silah altına alınır. Bunu Türkiye'ye yönlendirirler ve onu yıkarlar. Bu tehdit değil, uyarıyorum' sözleri ile Türkiye Cumhuriyetini tehdit etti.
Bölücü odaklarını Diyarbakır'daki toplantısına mesaj gönderen aynı cani, mesajında: 'Önümüzdeki dönem, Kürt toplumu açısından bir yeniden kuruluş dönemidir' dedi.
DEM parti merkez yürütme kurulu 24 Nisan'da ülkemiz ve dünya medyasına, 'Türkler, Ermenileri ve bölgedeki diğer Hristiyanları etnik kimlik, inanç ve kültürel soykırımına tabi tuttu' açıklamasını yaptı, devletimizi bu gerçeklerle (!) yüzleşmeye çağırdı.
Numan Beyin bahsettiği kritik eşikten önce bunlar dile getirildi. Sayın Kurtulmuş, Devlet Bahçeli, AKP, CHP bunları hazmetmiş olacaklar ki, kritik eşiğin aşıldığını açıkladılar.
Sayın Erdoğan'ın 'sürecine katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir' sözleri ise doğrudur. Tarih zaten çoktan kaydetti.
Bölücüler ne istiyor?
Bebek katilinin sürecin baş aktörü olmasını istiyor.
Elinde Müslüman kanı olan tüm teröristlerin affını ve yasal güvence istiyor.
Ademi merkeziyetçilik, demokratik özerklik başlığı altında doğu ve güney doğuda kendi yönetimlerini kurmak, içişlerinde bağımsız, dışişlerinde Türkiye Cumhuriyetine ortak olmak istiyor.
Gerçekten de bu sürece katkı verenleri de, karşı çıkanları da tarih yazdı ve yazacaktır.
Süleyman Soylu
Hakkındaki iddiaları yargı kanalı ile çürütmek yerine haber yasağı getiren son Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku olayı ve sonrasında 'yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü' cümlelerini çok kurdu. Faili meçhul kalmayacak, bütün şüpheli dosyaları inceleyeceğiz' dedi ve 638 dosyayı yeniden inceleneceğini açıkladı.
Gülistan Doku,i Nadire Kadirova, Elazığ'daki gazeteci kısaca bahsi geçen 638 dosyanın çoğu 7 yıl İçişleri Bakanlığı yapmış Süleyman Soylu dönemine ait.
Haliyle bütün gözler Süleyman Soylu çevrildi. 7 Bakanlık yapmış Soylu adeta dünü ve bugünü yalanlayan cümlelerle iddilara cevap verdi.
Dedi ki: 'Türkiye'de faili meçhulleri AK Parti bitirmiştir. Hele 15 Temmuz'dan sonra devlet FETÖ'den arındıktan sonra 2021-2022-2023-2024-2025'te Türkiye'de polis bölgesinde bir tane faili meçhul yoktur. Dünyada bir tane örneği yoktur, gösterin kellemi keseceğim' diyor.
O, 638 dosya neyin nesi Sayın Soylu? Bugün gündemde olan dosyalar 2018-2019 yıllarına ait. Kelleyi kesecek misin?
FETÖ'yü övdüğünüz günleri ne çabuk unuttunuz?
Bakan Yumaklı
Gazze'de bir soykırım yaşanıyor. Resmi 75 bin gayrı resmi yarım milyon Müslüman katledildi. İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği ve Sayın Erdoğan kınama ve tanımlama dışında bir de miting yapmak dışında hiçbir şey yapmadılar.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı katıldığı bir programda: "Bütün dünyada bu soykırıma sadece ve sadece dur diyen bir tek ülke var: Türkiye. Bir tek lider var dünyada, o da Recep Tayyip Erdoğan'dır" dedi.
Sayın Erdoğan'da: "Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine alışacaksınız' demişti.
Alıştık…
Akın Aydın / diğer yazıları
- Ruhban Okulu'nun açılmasını kimler istiyor? / 15.05.2026
- Sayın Erdoğan, Hüseyin Baş’ı doğruladı / 14.05.2026
- ‘Tahtakurusu’ kelimesini yasaklatan Cennet Mekan! / 13.05.2026
- Mustafa Çiftçi ve 2. Abdülhamit / 12.05.2026
- ODTÜ'den Amedspor’a / 11.05.2026
- Yuvayı dişi kuş yapar / 10.05.2026
- Deniz Gezmiş’in mücadelesi, mahkemesi ve mektupları -2- / 09.05.2026
- Deniz Gezmiş’in mücadelesi, mahkemesi ve mektupları -1- / 08.05.2026
- Ajax Operasyonu’ndan Hürmüz Boğazı’na İran / 07.05.2026
- Erdoğan: ‘Kızlara erkek, erkeklere kız beğendiremiyoruz’ / 06.05.2026
- Sayın Erdoğan, Hüseyin Baş’ı doğruladı / 14.05.2026
- ‘Tahtakurusu’ kelimesini yasaklatan Cennet Mekan! / 13.05.2026
- Mustafa Çiftçi ve 2. Abdülhamit / 12.05.2026
- ODTÜ'den Amedspor’a / 11.05.2026
- Yuvayı dişi kuş yapar / 10.05.2026
- Deniz Gezmiş’in mücadelesi, mahkemesi ve mektupları -2- / 09.05.2026
- Deniz Gezmiş’in mücadelesi, mahkemesi ve mektupları -1- / 08.05.2026
- Ajax Operasyonu’ndan Hürmüz Boğazı’na İran / 07.05.2026
- Erdoğan: ‘Kızlara erkek, erkeklere kız beğendiremiyoruz’ / 06.05.2026



























































