logo
13 TEMMUZ 2026

İmam Ali: 'Hak söz ile batıl irade edilmektedir'

Hz. Ali Hariciler'in "Hüküm sadece Allah'a aittir." sloganı hakkında şöyle buyurdu:

13.07.2026 00:31:00
Haber Merkezi
 
İmam Ali: 'Hak söz ile batıl irade edilmektedir'
İmam Ali: 'Hak söz ile batıl irade edilmektedir'
Hz. Ali Hariciler'in "Hüküm sadece Allah'a aittir." sloganı hakkında şöyle buyurdu:

"Hak-doğru bir söz, ancak onunla batıl irade edilmektedir. Evet, şüphesiz ki hüküm Sadece Allah'a aittir.

Ancak onlar (aslında) "Emretmek-emirlik Allah'a aittir." diyorlar. Oysa insanlara iyi veya kötü bir emir gerekir. Böylece mümin onun emri altında (iyilikle) amel eder ve kâfir onun emri altında faydalar bulur.

Allah onun emri-buyruğu altında (herkesi mukadder kıldığı) ecele ulaştırır. Vergiler onunla toplanır ve düşmanla onun emri altında savaşılır. Yollar onunla güvenli olur. Zayıfın hakkı güçlüden onunla alınır. Böylece iyi kişi huzura erer ve kötüden emin olur, zarar görmez.

Bir başka rivayette ise Hz. Ali bu sözlerini duyunca şöyle buyurmuştur: "İyi bir emirin emri altında takva sahipleri (iyi) amel eder, ama kötü bir emirin emri altında ise müddeti bitinceye veya ölümü gelip çatıncaya kadar sadece kötüler faydalanır."







Hz. Ali nefsin heva hevesine uymayı ve uzun emellere kapılmayı kınayarak şöyle buyuruyor:

"Ey insanlar sizin için korktuğum şeylerin en korkuncu iki şeydir: Heva-heveslere uymak ve uzun emellere-dileklere kapılmak. Heva heveslere uymak insanı haktan alıkoyar. Uzun emeller-dilekler ise insana ahireti unutturur.

Bilin şüphesiz hızla dünya ardını döndü, gitti. Ondan geriye kalan dökülmüş bir bardakta geriye kalan su damlacıklardır.

Bilin ki ahiret yönelmiştir-yakındır. Dünyanın da ahiretin de çocukları vardır. Siz ahiretin çocukları olun, dünyanın çocukları olmayın.

Şüphesiz her çocuk kıyamette annesine katılacaktır. Bugün amel günüdür, hesap değil. Yarın ise hesap günü­dür, amel değil."







Hz. Ali Cerir b. Abdullah-i Beceli'yi biat almak için Şam'a Muaviye'nin yanına gönderdi. Hz. Ali Muaviye'nin biat etmeyeceğini bildiği için bir yandan da ashabına Şam ordusuyla savaşa ha­zırlanmasını söyleyerek şöyle buyurdu:

"Cerir daha (Şam'da) onların yanındayken, benim sava­şa hazırlanmam, onların yüzüne kapıları kapatmak ve eğer irade etmişlerse (ki etmezler), Şam ehlini hayırdan (biat etmekten) vazgeçirtmek-yüz çevirtmek içindir. (Zira onların biatinin de hayrı yoktur.)

Üstelik ben Cerir için bir süre tayin etmişim ki o süreden sonra orada kalması ya (Muaviye'ye) aldandığı, ya da (bana) isyan ettiği içindir. Ben onlarla iyi geçinmek istiyorum, siz de iyi geçinin (Aynı zamanda) onlarla savaş hazırlanmayı da kötü görmüyorum.

Şüphesiz ki ben bu işin burnunu ve gözünü vurdum (bu konuyu defalarca inceledim), içini dışını alt-üst ettim. Kendim için (Muaviye'yle) savaş veya Muhammed'in (s.a.a) getirdiklerini inkâr etmekten başka bir çare göremedim. (Zira Kâfir ve münafıkların sapıklıklarına karşı lakayt olmak ve Allah ve Resulünün emrine itina göstermemek bir çeşit küfürdür.)

Bu ümmetin başında bir vali (Osman) vardı ki bir takım şeyler çıkardı. Bu işiyle de halkın söz söylemesine sebep oldu. Sonunda da onun hakkında söyleyeceklerini söylediler, intikam aldılar ve de­ğiştirdiler."







Hz. Ali bu hutbesinde dünyayı ve fesatlarını kınayarak şöyle demektedir:

Hamdolsun Allah'a ki rahmetinden ümit kesilmez, ni­meti her şeyi kuşatmıştır, mağfiretinden-bağışlamasından ümitsizliğe düşülmez, ibadetinden el çekilmez, rahmetini esirgemez ve O'ndan nimet kesilmez.

Dünya öyle bir yurttur ki fani-yok olması ve ehlinin de sonunda onu bırakıp gitmesi-ayrılması takdir edilmiştir. (Dünya, ehli nazarında) Pek tatlı, yemyeşildir. Dünya hemen-hızla kendini talep edene gelir ve kendine bakanın kalbine ( sevgi) katar-karıştırır

O halde dünyadan en güzel azıkla göçün-ayrılın. Dünyadan kendinize yeten şeyden fazlasını istemeyin ve size ulaşan-erişenden fazlasını talep etmeyin." Nehc'ul Belaga 40-45. Hutbe

Gazeteciliğin tarihi ve toplumsal önemi

İnsanoğlunun çevresinde olup biteni öğrenme ve bunu başkalarına aktarma arzusu, insanlık tarihi kadar eskidir

13.07.2026 00:16:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Gazeteciliğin tarihi ve toplumsal önemi
Gazeteciliğin tarihi ve toplumsal önemi
İnsanoğlunun çevresinde olup biteni öğrenme ve bunu başkalarına aktarma arzusu, insanlık tarihi kadar eskidir.

Ancak bu arzunun kurumsal, etik ve profesyonel bir mesleğe dönüşmesi, yüzyıllar süren bir mücadelenin ve teknolojik devrimin sonucudur.

Günümüzde "Dördüncü Kuvvet" olarak adlandırılan gazetecilik, demokrasilerin işlemesi ve toplumların doğru bilgiye ulaşması için hayati bir organ vazifesi görüyor.







Antik Çağ'dan Matbaaya: İlk Adımlar

Gazeteciliğin kökleri, Antik Roma'ya kadar uzanır. M.Ö. 59 yılında Julius Caesar'ın emriyle taş veya metal levhalara kazınarak forumlara asılan Acta Diurna (Günlük İşler), tarihin ilk düzenli haber bülteni kabul edilir.

Bu levhalarda siyasi gelişmeler, askeri zaferler, gladyatör dövüşlerinin sonuçları ve hatta önemli ölüm ilanları yer alırdı. Çin'de ise Tang Hanedanlığı döneminde (M.S. 618-907) saray haberlerini bürokratlara iletmek amacıyla Kaiyuan Za Bao adlı el yazması bültenler saray tarafından dağıtılıyordu.

Ancak haberciliğin kaderi, 1450'lerin ortasında Johannes Gutenberg'in hareketli parçalı matbaayı icat etmesiyle kökten değişti. Bilginin çoğaltılabilir ve ucuz hale gelmesi, haberin kitlelere yayılmasının önünü açtı.







Modern Gazetelerin Doğuşu ve Basın Özgürlüğü Mücadelesi

Düzenli yayınlanan ilk gazete, 1605 yılında Strasbourg'da Johann Carolus tarafından basılan Relation aller Fürnemmen und gedenckwürdigen Historien oldu. İngiltere'de 1702'de çıkan The Daily Courant ise ilk başarılı günlük gazete olarak tarihe geçti.

Bu dönemde gazeteler, kralların ve hükümetlerin sıkı sansürleriyle karşılaştı. Gazetecilik tarihi, aynı zamanda bir basın özgürlüğü ve sansürle mücadele tarihidir.

18. yüzyılda Aydınlanma Çağı ile birlikte gazeteler, sadece haber veren değil, fikir tartışmalarının yürütüldüğü, monarşilerin sorgulandığı siyasi arenalara dönüştü. Amerika ve Fransız devrimlerinde gazetelerin kitleleri harekete geçirmedeki rolü büyüktü.







Telgraftan Dijital Çağa: Teknolojik Dönüşüm

Endüstriyel matbaaların gelişmesi ve telgrafın icadı, habercilikte hız devrimi yarattı. Telgraf sayesinde aylar süren kıtalararası haber akışı dakikalara indi.

20. yüzyılda radyo ve televizyonun hayatımıza girmesi, haberi sesli ve görüntülü olarak evlerin içine taşıdı. Canlı yayınlar, insanlığın küresel olaylara eş zamanlı tanıklık etmesini sağladı.

Bugün ise internet, yapay zeka ve sosyal medya ağları ile "Dijital Gazetecilik" çağını yaşıyoruz. Her bireyin potansiyel bir içerik üreticisi olduğu bu yeni ekosistemde, haber saniyeler içinde milyonlara ulaşıyor. Ancak bu hız, beraberinde ciddi bir dezenformasyon (yalan haber) sorununu da getiriyor.







Gazeteciliğin Hayati Önemi: Neden İhtiyacımız Var?

Gazetecilik, sadece olayları aktaran bir kronikçi değildir. Güçlü demokratik toplumların inşasında üstlendiği kritik roller şunlardır:

Denetleme ve Hesap Sorulabilirlik: Gazetecilik, kamu adına güç odaklarını (siyaset, sermaye, kurumlar) denetler. Yolsuzlukları, adaletsizlikleri ve hak ihlallerini gün yüzüne çıkararak şeffaflığı sağlar. Bu yönüyle yasama, yürütme ve yargıdan sonra "Dördüncü Kuvvet" olarak anılır.







Kamuoyunu Bilgilendirme: Sağlıklı bir demokrasi, doğru bilgilendirilmiş seçmenlere dayanır. Vatandaşların sandığa giderken veya toplumsal olaylar karşısında tutum alırken doğru, tarafsız ve doğrulanmış bilgiye ihtiyacı vardır.

Toplumsal Hafıza ve Farkındalık: Gazeteciler, tarihin ilk taslağını yazar. Azınlıkların, dezavantajlı grupların veya sesini duyuramayanların sesi olarak toplumsal vicdanı ayakta tutarlar.







Dezenformasyonla Mücadele: Bilgi kirliliğinin ve yapay zeka tarafından üretilen sahte içeriklerin zirve yaptığı günümüzde, geleneksel gazetecilik refleksleri olan "teyit etme", "kaynak doğrulama" ve "etik filtreleme" hiç olmadığı kadar değer kazanmıştır.

Özetle; gazetecilik biçim değiştirse, kağıttan ekranlara taşınsa da üstlendiği misyon değişmemiştir. Gerçeğin manipüle edilmeye çalışıldığı her dönemde, bağımsız ve etik gazetecilik toplumların en önemli güvencesi olmaya devam edecektir.

Eskişehir'de şehit olan uzman çavuş Samsun'da toprağa verildi

Eskişehir'de meydana gelen silahlı çatışmada şehit olan Mehmet Demirbaş memleketi Samsun'un Terme ilçesinde toprağa verildi

12.07.2026 15:52:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eskişehir'de şehit olan uzman çavuş Samsun'da toprağa verildi
Eskişehir'de şehit olan uzman çavuş Samsun'da toprağa verildi
Eskişehir'de meydana gelen silahlı çatışmada şehit olan Uzman Jandarma Sekizinci Kademeli Çavuş Mehmet Demirbaş (45) memleketi Samsun'un Terme ilçesinde toprağa verildi.






Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde 2017 yılından bu yana görev yapan Uzman Jandarma Sekizinci Kademeli Çavuş Mehmet Demirbaş, Mihalıççık ilçesine bağlı Narlı Mahallesi'nde dün akli dengesinin yerinde olmadığı iddia edilen İbrahim Günsel'in tüfekle açtığı ateş sonucu ağır yaralanarak, kaldırıldığı Mihalıççık Devlet Hastanesi'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.








Şehidin naaşı, Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı'nda dün düzenlenen törenin ardından askeri uçakla gece saatlerinde Samsun Çarşamba Havaalanına getirildi, buradan da Terme ilçesine götürüldü. Hayatlarını kaybeden Süriye ve Mustafa çiftinin 4 çocuğundan biri olan şehidin Türk bayrağına sarılı naaşı, helallik alındıktan sonra cenaze töreninin düzenleneceği Sakarlı Mahallesi Merkez Camii'ne getirildi. Burada şehidin eşi Mürüvvet ve ailesi gözyaşı döktü. 2 çocuk babası Şehit Mehmet Demirbaş öğle namazı sonrası kılınan cenaze namazının ardından aynı mahallede toprağa verildi.






Cenaze törenine Samsun Valisi Orhan Tavlı, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun milletvekilleri, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, şehit yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-

İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir

12.07.2026 04:19:00
Haber Merkezi
 
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir.

Ancak bunların başında bizzat insanın kendisi" gelir. Zira toplumlara yön veren, tarihi seyir içindeki tüm hadiselerin sebebi ve sonucu ya insandır, ya da insan ile alakalıdır. Batı dünyası maddeyi tanımada, fizik, kimya formülleri bulmada zamanla mesafeler kaydetmiştir, ama aynı başarıyı kendini tanımada elde edememiştir.

Batı toplumlarında geliştirilen siyasi ve iktisadi modeller insanı tanımadığı için insandan yola çıkmamış, aksine geliştirdikleri modellere uygun insan tipini tarif etmişlerdir.







İnsan gerçek manası ile tanınmadığı için insan hakları ve insanın ihtiyaçları kavramı da olması gerektiği biçimde ele alınamamıştır. Liberal– kapitalist modeller insan ihtiyaçlarını ve haklarını hedef alarak geliştirilmiş modeller değildir. İhtirasları, bencil kaygıları kendine ölçü alarak yola çıkmış bu tarz modellerin insanlığa fayda vermemesi son derece normaldir.

Sosyalizmin ve onun ilerlemiş aşaması komünizmin netice vermemesinin en temel sebebi de refaha kavuşturmayı düşündüğü insanı tanımamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Adaleti tesis etmede, insanlığın can, mal, namus vb. güvenliğini sağlamada, toplum refahının yükseltilmesinde en mükemmel kural ve kaideleri ortaya koysak dahi, bunları hayata geçirecek olan insanı yetiştiremedikten sonra bu kuralların bir anlamı yoktur. İnsanı tanımadan, ona uygun siyasi iktisadi modelleri hayata geçirmeden ve onu özüne uygun şekilde yetiştirmeden insanoğlunun dertlerinin bitmesi mümkün değildir.







Tarihte İnsanı tanıyan onun yetiştirilmesine önem veren, eğitimini dikkate alan ve bireylerinin kabiliyetlerini doğru bir şekilde değerlendirebilen topluluklar, yeryüzünde adaletin ve insan haklarının tahsisine katkı sağlamışlardır. Türk milletinin tarihindeki altın sayfaların sebebi insanı tanımada ki başarısı ve insan haklarına olan bağlılığıdır.

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğüne göre, "huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kimse" olarak ifade edilen insan tarifini taşıyanların oluşturdukları topluluklar, bu vasıfları taşımayanlar karşısında sayıca her zaman az olsalar da; medeniyetinin bugün geldiği nokta, bu az zümrenin tarih sahnesindeki gayretleri neticesindedir







TARİHTEN GÜNÜMÜZE İNSAN HAKLARI

Esasında insan haklarının tarihi serüveni dünyanın her yerinde homojen olarak gelişmemiştir. Bugün dahi insan haklarına bağlılık açısından bütün dünyanın aynı noktada olmadığını görmekteyiz. Batı toplumlarında kadının ruhu olup olmadığının konuşulduğu dönemde Türk tarihinde kadın toplumun en yetkili makamlarında görev alabiliyordu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Ancak hem liberal–kapitalist modellerin, hem de Marksist düşüncenin insan hakları, özgürlük, adalet vb. temel kavramları nasıl ele aldığını anlamak için; insan haklarının tarihi serüvenini Batı dünyasında yaşanan olaylar açısından değerlendireceğiz.

Batı tarihinde, gücü elinde bulunduran ile, idare edilen arasında sürekli olarak bir kavga söz konusudur. Kral ile halk, derebeyi ile köylü, işçi ile işveren arasında her dönem hakların elde edilmesi ve korunması için bir mücadelenin olduğunu görüyoruz.







Bu mücadele günümüzde de özellikle işçi ve işveren arasında olmak üzere halen bütün sahalarda devam etmektedir. Batı tarihinde insan hakları mücadelesi, bireylerin ellerinden özgürlüklerini alan devlet idaresine karşı verilen bir mücadeledir.

Batı toplumunda insan hakları ile ilgili birçok antlaşmanın yapılması, beyannamelerin yayınlanması bu toplumlardaki yöneten ile yönetilenler arasında süregelen kavgaların varlığına işaret etmektedir.

Diğer taraftan Türk tarihinde böyle bir sürecin yaşanmamış olması, insan hakları ihlallerinin olmadığını; yöneten ile yönetilen arasında kavga yerine kardeşliğin olduğunu bize göstermektedir. Türk hakanları, kendilerini vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamakta sorumlu görürlerdi.

Eğer bunu yapamayacaklarsa o vatandaşların kendilerine başka hakan aramaları istenirdi. Yani Türk tarihinde idareci olmak vatandaşlarına insan haklarını yaşatmak demekti. Elbette hakların yaşanıldığı bir toplumda bu hakların olmadığı toplumlardaki gibi kavgaların olmasını beklemek mümkün değildir." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Aksaray'da feci kaza: 3 ölü

Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi yaşamını yitirdi

10.07.2026 14:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi öldü, 1 kişi de ağır yaralandı.






Kaza sabah saat 07.45 sıralarında Aksaray - Konya kara yolu Yenikent beldesi kavşağı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Konya'dan Aksaray istikametine seyreden Adem Gündüz (55) idaresindeki 50 AEG 167 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak şarampole takla attı. Kazayı gören diğer sürücüler durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. 






Kısa sürede olay yerine gelen ekipler yaralılara müdahale ederken, araçta yolcu olarak bulunan anne Çiğdem Gündüz (52) ve oğlu Emircan Gündüz'ün (25) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralanan araç sürücüsü Adem Gündüz ile araçta bulunan diğer oğlu Bedirhan Gündüz (18) ise ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırıldı.

Burada tedavi altına alınan yaralılardan baba Adem Gündüz de yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından anne ve oğlun cenazeleri otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

Kazayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı

Bağımsız Türkiye Partisinin 2026 Yaz Gençlik Kampı sona erdi. Bu yıl Afyonkarahisar’da düzenlenen ve ülke genelinde yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı kampta seminerler, teşkilat toplantıları, yarışmalar ve gençlik şöleni düzenlendi. 3 gün süren ve renkli görüntülere sahne olan kamp, BTP lideri Hüseyin Baş’ın kapanış konuşmasıyla sona erdi

06.07.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı
BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Geleneksel Yaz Gençlik Kampını bu yıl da Afyonkarahisar'da gerçekleştirdi.

BTP Gençlik Kampına Türkiye'nin dört bir yanından binlerce kişi katıldı.

İlk ziyaret Kocatepe'ye

Kamp, BTP liderinin gençlerle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruzu başlattığı Kocatepe'yi ziyaretiyle başladı.

BTP'liler Kocatepe'de Atatürk ve milli mücadele kahramanları için dua etti.

Hüseyin Baş burada yaptığı açıklamada; "Buradan 26 Ağustos'ta başlatılan taarruz aslında Yunan'a karşı başlatılan bir taarruz değil bütün emperyalist güçlere karşı bir taarruzdur. Çünkü bütün emperyalist güçler o sembol ülke Yunanistan'ın arkasında. Yunanın şöyle özel bir durumu da var; Yunan bütün Avrupa'nın kültür atası olarak kabul edilir. Dolayısıyla Yunanistan'ın galip gelmesi demek bütün batı ve Hristiyan gibi bir algıya da sebep olduğu için bütün dünya arkasında. Atatürk ve yüce Türk milleti, Türk ordusu sadece o küçük bir Yunan ile mücadele etmedi. Buradan başlayan harekat bütün emperyalizmin bağrına bir hançer saplama operasyonudur ve başarıya ulaşmış bir operasyondur" dedi.






"Atamıza söz verdik"

Kampın en coşkulu anlarından biri de BTP liderinin otele gelişiydi.

Gençler Hüseyin Baş'ı sloganlar ve meşalelerle karşıladı.

Kampın başında kısa bir selamlama konuşması yapan Hüseyin Baş, "2026 yılı Bağımsız Türkiye Partisi Geleneksel Gençlik Yaz Kampı'nı açıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Buraya gelmeden önce biz gençlerle birlikte 26 Ağustos 1922 günü Atatürk'ün Büyük Taarruz'u başlattığı Kocatepe'deydik. Orada gençlerimizle Kocatepe'yi gezdik. Oradan inerken şu sözü verip indik; Atamıza ve tarihimize olan bağlılığımızı, onlara olan minnet borcumuzu, kanımızın son damlasına ve son nefesimize kadar ödemek için mücadele etmek üzere söz verdik ve bağımsız Türkiye hayalini hep birlikte gerçekleştirmek için bir kez daha yemin ettik. Hayırlı uğurlu olsun. Hepinizi tebrik ediyorum" İfadelerini kullandı.






Üye kampanyasında dereceye girenlere plaket verildi

Seminer, eğlence ve yarışların düzenlendiği kampta yapılan teşkilat toplantısında da parti faaliyetleri değerlendirildi.

Bu kapsamda gündem 6 aydır devam eden üye seferberliğiydi.

BTP, Yargıtay verilerine üye sayısını bu yılın ilk 6 ayında yüzde 263,49 artırarak tüm partiler arasında en yüksek oransal büyümeyi gerçekleştirdi. BTP'nin üye sayısı Yargıtay verilerine göre 14 bin 450'den 6 ay içerisinde 52 bin 525'e yükseldi.

Toplantıda üye çalışmalarında başarı gösteren teşkilat mensuplarına plaketleri verildi.

Türkiye genelinde dereceye girenler plaketlerini BTP lideri Hüseyin Baş'ın elinden aldı.






Penaltı ve halat çekme yarışında kıyasıya mücadele…

BTP Gençlik Kampının ikinci günü de renkli etkinliklere sahne oldu.

Çocuklar için düzenlenen etkinlikle başlayan 2. Gün programı penaltı turnuvası ve halat çekme yarışıyla devam etti.

Büyük çekişmelere sahne olan yarışları BTP lideri Hüseyin Baş da izledi, kendisi de penaltı atışı yaptı.

Birinci olan takıma ve yarışmacılara kupa ve madalyalarını BTP lideri takdim etti.






Satranç ve bilgi yarışması da düzenlendi

Satranç turnuvasının da düzenlendiği BTP kampı, akşam saatlerinde bilgi yarışmasıyla devam etti. Yarışma kıyasıya bir rekabete sahne oldu.

Gençler şölende kıyasıya eğlendi

Kampın 2. Gününün en coşkulu anı düzenlenen gençlik şöleniydi.

Türkiye'nin dört bir yanından gelen gençler şarkı, türkü ve marşlarla coşup eğlendi.






Kapanış konuşmasını BTP lideri yaptı

BTP Afyon kampı, 3. gününde BTP lideri Hüseyin Baş'ın yaptığı kapanış konuşmasıyla sona erdi.
Hüseyin Baş konuşmasında şu mesajları verdi:






"Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir"

"Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir. Bu kamplar, bundan tam 25 yıl önce ebedi Liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş tarafından başlatılmış büyük bir geleneğin devamıdır.

Bu kamplar, sadece eğlenmek için yapılan buluşmalar değildir. Burada dostluklar kurulur.

Burada kardeşlikler güçlenir. Burada yarının kadroları yetişir. Burada fikirler üretilir. Burada Türkiye'nin meseleleri konuşulur. Burada gelecek planlanır. Bir gün bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak insanların birbirini tanıdığı, birbirine inandığı ve birlikte yol yürümeyi öğrendiği bir mekteptir burası. İşte bu yüzden BTP gençlik kampları bizim için çok değerlidir.






"Sorun çok ama çözümsüz değiliz!"

Kıymetli gençler, Ülkemizde çok ama çok sorun var, iç karartıcı tablolarla dolu bir sürecin içindeyiz. Sorun çok ama çözümsüz değiliz! Çünkü biz bu milletin potansiyeline inanıyoruz.
Biz Türk gençliğine inanıyoruz. Biz bu toprakların yeniden ayağa kalkacağına inanıyoruz.

Çünkü bu millet büyük bir millettir. Çünkü bu millet tarih boyunca bütün zorlukları aşmayı başarmıştır. Ve inanıyorum ki bu salonda bulunan gençler, yarının daha güçlü Türkiye'sini inşa edecek kadrolardır. Sizler yalnızca bir siyasi partinin gençleri değilsiniz. Sizler bir medeniyet yürüyüşünün temsilcilerisiniz. Sizler bir bağımsızlık idealinin temsilcilerisiniz. Çünkü siz Mustafa Kemal'in askerlerisiniz, Prof. Dr. Haydar Baş'ın evlatlarısınız. Çünkü siz Bağımsız Türkiye gençliğisiniz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.