logo
24 HAZİRAN 2026

İmam Cafer mü’minin kardeşi üzerindeki haklarını anlatıyor

Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam)’a dedim ki: Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı nedir

17.09.2022 19:56:00
İmam Cafer mü’minin kardeşi üzerindeki haklarını anlatıyor
İmam Cafer mü’minin kardeşi üzerindeki haklarını anlatıyor
Kûfe'de yaşayan Abdul A'la A'yen şöyle der:

"İmam Sâdık'ın ashabından bazıları ihtiyaç duydukları meseleler hakkında İmam'a bir mektup yazarak o mektubu bana verdiler. Ve bir Müslümanın diğer Müslüman kardeşi üzerindeki hakları konusunda da İmamdan sözlü olarak soru sormamı rica ettiler. Dostlarımın mektubunu İmam'a takdim ettim ve "Müslümanın Müslüman kardeşinin üzerindeki hakkı nedir?" diye sordum.

İmam, dostların mektubunun cevabını verdi ve şöyle buyurdu: "Allah'ın kullarına farz kıldığı en önemli ve zor şeylerden bir kısmı şu üç şeydir:

1- Kendisiyle başkaları arasında insaflı davranması, öyle ki kendisi için beğendiği şeyi kardeşi için de beğenmelidir.

2- Malında kardeşiyle eşitliği sağlamalı ve hiçbir şeyi ondan esirgememelidir.

3- Her halde (her işte) Allah'ı anmalı, Allah'ı anmaktan maksat "Subhanallah velhamdülillah" demek değil, Allah'ı anmaktan maksat, Allah'ın haram kıldığı şeylerle karşılaştığında Allah'ı anmak ve böylece o haram şeyleri terk etmektir." 

Mualla b. Huneys rivayet eder:

"Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam)'a dedim ki: Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı nedir?

Buyurdu ki: "Müslümanın Müslüman üzerinde, yerine getirilmesi zorunlu olan yedi hakkı vardır. Bu hakların her birinin yerine getirilmesi vaciptir. Eğer bu haklardan birini yerine getirmezse, Allah'ın velayetinden ve itaatinden çıkar. Onda Allah'ın hoşnut olacağı bir şey olmaz."

Dedim ki: "Canım sana feda olsun. Bunlar (haklar) nelerdir?"

Buyurdu ki: "Ey Mualla! Sana şefkat duyuyor, bunları zâyi etmenden, gereği gibi korumamandan, öğrendikten sonra uygulamamandan korkuyorum."

Dedim ki: "Güç ancak Allah'tandır."

Dedi ki: "Hakların en basiti, kendin için istediğin şeyi onun için de istemen, kendin için hoşlanmadığın şeyi onun için de hoşlanmamandır."

İkinci hak: Müslüman kardeşini kızdırmaktan sakınman, onun rızasına uygun ve emrine itaat etmendir.

Üçüncü hak: Canınla, malınla, dilinle, elinle ve ayağınla ona yardım etmendir.

Dördüncü hak: Onun gözü, rehberi ve aynası olmandır.

Beşinci hak: O açken doymaman, o susuzken suya kanmaman ve o çıplakken giyinmemendir.

Altıncı hak: Eğer senin hizmetçin varsa ve Müslüman kardeşinin hizmetçisi yoksa hizmetçini ona göndermen, onun elbiselerini yıkaması, yemeğini yapması ve yatağını hazırlamasıdır.

Yedinci hak: Ona ettiğin yemine bağlı kalman, davetine icabet etmen, hastasını ziyaret etmen, cenazesine katılman, bir ihtiyacının olduğunu duyduğun zaman derhal bu ihtiyacını gidermeye çalışman, onu senden istemek zorunda bırakmaman, bilakis ondan önce davranıp ihtiyacını gidermendir.

Bunları yaptığın zaman, kendi velayetini, onun velayetine; onun velayetini de kendi velayetine bağlamış olursun." 

İbrahim b. Ömer el-Yemanî rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:

"Müslümanın Müslüman üzerindeki hakları, kardeşi aç iken kendisinin doymaması, kardeşi susuzken kendisinin suya kanmaması, kardeşi çıplak iken kendisinin giyinmemesidir. Müslümanın Müslüman kardeşi üzerindeki hakkı ne büyüktür!"

(İmam Aleyhisselam) devamla şöyle dedi: "Kendin için istediğin şeyi Müslüman kardeşin için de iste.

Bir şeye muhtaç olduğun zaman ondan iste. Senden bir şey isterse, ver; bir hayrın ona ulaşmasını geciktirme, o da sana bir hayrın ulaşmasını geciktirmesin.

Ona destek ol, zira senin desteğin odur. Onun bulunmadığı yerde onun koruyucusu ol, hazır bulunduğu zaman onu ziyaret et, ona saygı göster, ona ikramda bulun.

Zira o senden, sen de, ondansın. Bir şeyden dolayı seni yeriyorsa, ondan özür dileyip gönlünü almadıkça ondan ayrılma.

Ona bir hayır gelirse, Allah'a hamd et. Şayet bir musibete uğrarsa, ona destek ol.

Ona bir tuzak kurulursa, ona yardım et. Kişi kardeşine 'of' dediği zaman aralarındaki dostluk kesilir. 'Sen, benim düşmanımsın' dediği zaman, ikisinden biri kafir olur. Ona iftira atarsa, tuzun suda eriği gibi iman kalbinde erir gider."

(Râvi) der ki: (İmam'ın şöyle dediği) bana ulaştı: "Gökteki yıldızlar nasıl yer halkına parlak görünüyorlarsa, mü'min de gök halkına onun gibi parlak görünür."

Ve dedi ki: "Mü'min, Allah'ın velisidir; Allah'a yardım eder, Allah için iş yapar, Allah hakkında haktan başka bir şey söylemez ve Allah'tan gayrı (bir şeyden) korkmaz." 

Eban b. Tağlib rivayet eder:

"Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) ile beraber (Kâbe'yi) tavaf ediyordum. Bizim ashabımızdan biri karşıma çıktı. Bir iş için kendisiyle beraber gitmemi istemişti. Bana gelmem için işaret etti. Fakat ben, Ebu Abdullah (a.s.)'ı bırakıp onunla gitmek istemedim. Biz tavafa devam ederken, bir daha bana işaret etti. Ebu Abdullah (a.s.) onu gördü ve dedi ki:

"Ey Eban! Bu adam seni mi çağırıyor?"

"Evet" dedim.

Buyurdu ki: "Kim o?"

Dedim ki: "Bizim arkadaşlardan biridir."

Dedi ki: "O da senin yolun üzere midir (senin gibi mi düşünüyor?)"

"Evet" dedim.

Buyurdu ki: "O zaman git onunla."

Dedim ki: "Tavafı yarıda mı bırakayım?"

"Evet" dedi.

Dedim ki: "Farz tavaf olsa da mı?"

"Evet" dedi.

Bunun üzerine adamla birlikte gittim. Sonra tekrar İmam'ın bulunduğu yere geldim ve dedim ki: "Bana, mü'minin mü'min üzerindeki haklarından bahset."

Buyurdu ki: "Ey Eban! Vazgeç bundan ve isteme."

Dedim ki: "Sana feda olayım, bunu anlatmanı istiyorum." Israrla bana anlatmasını istedim.

Dedi ki: "Ey Eban! Mü'minlerin senin üzerinde o kadar çok hakkı var ki, malının yarısını ona vermen bile onun senin üzerindeki haklarından biridir."

Sonra bana baktı ve içine düştüğüm durumu gördü ve dedi ki: "Ey Eban! Allah Azze ve Celle'nin, kardeşlerini kendilerine tercih edenlerden söz ettiğini duymadın mı?"

Dedim ki: "Evet duydum, sana kurban olayım."

Buyurdu ki: "Sen, malının yarısını mü'min kardeşine verdiğin zaman, onu kendine tercih etmiş olmazsın, yalnız onunla eşit olursun. Ancak malının sana kalan diğer yarısından da ona verdiğin zaman onu kendine tercih etmiş olursun."

İsa b. Ebu Mansur rivayet eder:

"Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam)'ın yanındaydık. Ben, İbn-i Ebu Ya'fur ve Abdullah b. Talha...

Buyurdu ki: "Ey İbn-i Ebu Ya'fur! Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) şöyle buyurmuştur: Altı haslet vardır ki, bunlar kimde olursa, o, Allah Azze ve Celle'nin önünde ve sağında olur."

İbn-i Ebu Ya'fur dedi ki: "Bunlar nelerdir? Canım sana kurban olsun."

Buyurdu ki: "Müslüman kişi, ailesinin en aziz ferdi için istediği şeyi Müslüman kardeşi için de ister.

Ailesinin en aziz ferdi için hoşlanmadığı şeyi Müslüman kardeşi için de hoşlanmaz. İhlaslı ve samimi bir dostluk kurar onunla.

İbn-i Ebu Ya'fur ağladı ve şöyle dedi: "Samimi ve ihlaslı dostluğu nasıl kurar?"

Buyurdu ki: "Ey İbn-i Ebu Ya'fur! Eğer Müslüman kardeşine karşı bu düzeyde bir dostluk ve sevgi içinde olursa, onun derdiyle dertlenir. (Müslüman kardeşi) sevindiği zaman, sevindiği için kendisi de sevinir. Üzüldüğü zaman da, o üzüldüğü için kendisi de üzülür.

Eğer yanında Müslüman kardeşini sıkıntıdan kurtaracak bir şey varsa, bununla onu bu sıkıntıdan kurtarır, yoksa onun (kurtulması) için Allah'a dua eder."

Sonra Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) şöyle buyurdu: "(Şu hasletlerin) üçü sizin, üçü de bizim içindir. Bizim faziletimizi bilmeniz gerekir. Bizim izimizi takip etmeniz lazımdır ve bizim işimizin akıbetini beklemeniz gerekir. Kimde bu özellikler varsa, o, Allah Azze ve Celle'nin önünde olur. Onlardan daha aşağı olanlar onların nuruyla aydınlanırlar.

Allah'ın sağında olanlar ise, eğer onların dışındakiler onları görselerdi, onların bu faziletleri karşısında içinde bulundukları nimetlerden mutmain olmazlardı."

İbn-i Ebu Ya'fur şöyle dedi: "Allah'ın sağında oldukları halde neden onları göremiyorlar?"

Buyurdu ki: "Ey İbn-i Ebu Ya'fur! Allah'ın nuru onların önünü kapatır. Yoksa Resulûllah'ın şu hadisini duymadın mı: Allah'ın bazı kulları vardır, bunlar Arş'ın sağında, Allah'ın önünde ve Allah'ın sağındadırlar. Yüzleri kardan beyaz ve güneşten daha parlaktır.

Biri sorar: Bunlar kimlerdir?

Denilir ki: Bunlar Allah'ın Celali hürmetine birbirlerini seven kimselerdir." 

A'la b. Fudayl rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki: Ebu Câfer (Muhammed Bâkır Aleyhisselam) şöyle derdi:

Arkadaşlarınıza saygı gösterin, onları büyük sayın. Birbirinize karşı surat asmayın, birbirinize zarar vermeyin. Birbirinizi kıskanmayın. Cimrilikten sakının. Allah'ın ihlaslı kılınmış kulları olun." 

es-Sekunî rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:

Resulullah (sallallahu aleyhi ve alihi) şöyle buyurmuştur: Bir Müslümanın sefere çıktığı zaman kardeşlerine haber vermesi ve geri döndüğü zaman da kardeşlerinin ona gidip ziyaret etmesi bir hak (ve görevdir)." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.