logo
24 HAZİRAN 2026

İmam Cafer: ‘Şefaati inkâr eden bizden değildir’

Kur’an-ı Kerim ayetleri, kıyamet gününde “şefaat” olgusunun varlığını kabul ederek şefaatin Allah Teâlâ’nın izin ve rızasına bağlı olduğunu vurgular

08.11.2022 07:41:00
İmam Cafer: ‘Şefaati inkâr eden bizden değildir’
İmam Cafer: ‘Şefaati inkâr eden bizden değildir’
a- Kur'an-ı Kerim'de Şefaat:

Kur'an-ı Kerim ayetleri, kıyamet gününde "şefaat" olgusunun varlığını kabul ederek şefaatin Allah Teâlâ'nın izin ve rızasına bağlı olduğunu vurgular:

"(Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefaat edemezler." 

Başka bir ayette ise buyuruyor ki: "O'nun izni olmadan hiç kimse şefaat edemez." 

Dolayısıyla, şefaat inancı (tabii ki Allah'ın izniyle) Kur'an-ı Kerim açısından kesin bir şeydir.

Şimdi kimlerin şefaat edeceklerine bir bakalım: Bazı ayetlerden meleklerin de şefaatçilerden oldukları anlaşılmaktadır.

"Göklerde nice melekler var ki, onların şefaati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allah'ın (kurtuluşa ermesini) dilediği ve razı olduğu kimseye izin verildikten sonra olsun (Ancak o zaman şefaatin faydası olur)."

Müfessirler, "Belki böylece Rabbin seni, övülmüş bir makama ulaştırır"   ayetinin tefsirinde, övülmüş makamdan maksadın, Hz. Resulûllah (s.a.v.) için şefaat makamı olduğunu söylemişlerdir. 

b- Hadislerde Şefaat:

Kur'an-ı Kerim dışında hadis kitaplarında da şefaat hakkında Hz. Resul-i Ekrem'den (s.a.v.) birçok hadisler rivayet edilmiştir. Onlardan bazıları şöyledir:

1- Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Şefaatim ancak ümmetimden büyük günahlar işleyenlere ulaşacaktır." 

Zahiren, şefaatin büyük günahlar işleyenlere has kılınmasının nedeni, Allah Teâlâ'nın Kur'an-ı Kerim'de açıkça, "İnsanlar büyük günahlardan sakınacak olurlarsa, onları affedeceğim"   diye vaad etmesinden dolayı, artık şefaat ve benzerlerine gerek kalmayışıdır.

2- Yine buyuruyor ki: "Allah Teâlâ tarafından Bana beş şey verildi -ve bu cümleden- Bana şefaat verildi de, Ben onu ümmetim için saklıyorum. Benim şefaatim Allah'a şirk koşmayanlar hakkında olacaktır." 

Tefsiru'l Ayyaşî'de, Ubeyd b. Zurare'nin şöyle dediği rivayet edilir:

"İmam Câfer-i Sâdık'a, "Mü'min için şefaat var mı?" diye soruldu.

İmam, 'Evet' dedi. Bunun üzerine topluluk içinden bir adam İmam'a, "O gün mü'min kimsenin, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) şefaatine ihtiyacı var mıdır?" diye sordu.

İmam yine, "Evet" dedi. Ve devam etti: "Mü'minlerin de birtakım hataları ve günahları olur. O gün Hz. Muhammed'in (s.a.v.) şefaatine muhtaç olmayan hiç kimse yoktur."

Sonra bir adam Resulullah'ın (s.a.v.), "Ben, Ademoğullarının efendisiyim. Ama kibirlenecek bir durum yoktur" şeklindeki sözlerinin ne anlama geldiğini sordu.

İmam, "Evet, Resulullah cennetin kapısının halkasını tutarak açar, ardından secdeye kapanır.

Yüce Allah O'na, "Kaldır başını şefaat et, şefaatin kabul edilsin. İste istediğin verilsin" der.

Bunun üzerine Peygamberimiz başını kaldırır, şefaat eder, şefaati kabul edilir. İstekte bulunur. İstediği şey kendisine verilir" dedi." 

Mahşerde Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) dışında (Ehl-i Beyt İmamları, ulema ve şehitler gibi) kimselerin şefaat edecekleri ve yine kimlere şefaat edileceği hakkında bilgi edinmek isteyenler akaid, kelâm ve hadis kitaplarına bakabilirler.

Ayrıca, dikkat edilmesi gerekir ki, şefaat inancı -ve yine tevbenin kabul oluşu- kişilerin günahlarını sürdürmelerine neden olmamalı; aksine bir ümit kaynağı olmalı ve insanlar affedilmek ümidiyle doğru yola dönmeli ve artık iş işten geçtiğini sanarak hiçbir zaman doğru yola dönmeyi düşünmeyen ümitsizliğe kapılanlar gibi olmamalıdır.

Yukarıdaki açıklamalarımızdan yine şu anlaşılıyor ki, şefaatin açık etkisi, bazı günahların bağışlanmasıdır; dolayısıyla, bazı İslam fırkalarının dediği gibi, onun etkisi, sadece haklarında şefaat edilenlerin makamlarının yükselmesiyle sınırlı değildir. 

Dediğimiz gibi, "ahirette Allah'ın izni dairesinde şefaat ilkesi"ne inanç, kesin İslam akaidindendir ve hiç kimsenin onu zedelemeye hakkı yoktur.

Şimdi bakalım, acaba bu dünyada da, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) gibi şefaatçilerden şefaat istenilebilir mi; başka bir tabirle, acaba insanın, "Ya Resulullah! Allah Teâlâ'nın huzurunda benim hakkımda şefaatçi ol (Ey Allah'ın nezdinde saygın olan! Allah'ın nezdinde bana şefaatçi ol)" demesi doğru mudur?

Bu konunun meşruiyetinde, sekizinci asra kadar bütün Müslümanlar tarafından ittifak edilmekteydi ve sadece sekizinci asrın ikinci yarısından bu yana bazı kişiler buna muhalefet ederek bunu câiz görmediler.

Oysa Kur'an-ı Kerim ayetleri, muteber nebevî hadisler ve Müslümanların süregelen sireti bunun câiz olduğuna tanıklık etmektedir. Çünkü şefaatçilerin şefaati, gerçekte, onların kişiler hakkında dualarıdır ve mü'min bir kişiden bile dua talebinde bulunmak kesinlikle câiz ve iyi bir iştir.

İbn Abbâs'ın Hz. Resul-i Ekrem'den (a.s.) naklettiği hadisten, mü'minlerin şefaatinin, onun diğerleri hakkındaki duası olduğu apaçık bir şekilde anlaşılıyor: "Bir Müslüman ölür de kırk muvahhid mü'min ona cenaze namazı kılarsa, Allah Teâlâ, onun hakkında onların şefaatini kabul eder." 

Çünkü cenaze namazı kılarken kırk mü'min şefaati, onun hakkında duadan başka bir şey değildir.

Tirmizî, Enes b. Mâlik'ten şöyle nakleder:

"Resulullah'tan (s.a.v.) kıyamet gününde benim hakkımda şefaat etmesini istedim. O Hazret, "Böyle yapacağım" buyurdu. Bunun üzerine, "Seni nerede bulayım?" diye sordum. Hazret, "Sırat köprüsünün kenarında" cevabını verdi."
 
Şefaat dilemenin gerçekte, şefaatçi olacak kişiden dua talebinde bulunmaktan başka bir şey olmadığını dikkate alarak, bunun örneklerinin peygamberlerin döneminde vuku bulmuş olduğunu Kur'an-ı Kerim'den anlamak mümkündür:

1- Yâkuboğulları, zulümleri ortaya çıktıktan sonra babalarından, Allah Teâlâ'dan kendileri hakkında bağışlanma talebinden bulunmasını istediler. Hz. Yâkub da onların isteğini kabul ederek belirlenen zamanda vaadini yerine getirdi.

"(Oğulları:) Ey babamız, bizim günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günah işledik, dediler. (Yâkub) sizin için Rabbime istiğfar edeceğim, dedi."

2- Kur'an-ı Kerim buyuruyor ki: Kendi haklarında zulmeden Müslümanlar, Hz. Resulullah'ın (s.a.v.) yanına gelerek ondan, kendileri için Allah'tan bağışlanma dilemesini istedikten sonra, kendileri bağışlanma diler ve Peygamber de onlar hakkında Allah'tan bağışlanma isterse, Allah Teâlâ tövbelerini kabul eder ve onları rahmetinin kapsamına alır.

"Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman Sana gelseler, Allah'tan günahlarını bağışlamasını isteseler ve elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı."

3- Yine münafıklar hakkında şöyle buyuruyor: Onlara, "Gelin de Peygamber'den sizin hakkınızda bağışlanma dilemesini isteyin" denildiğinde, itaat etmez ve başkaldırırlar.

"Onlara, gelin, Allah'ın Resulü sizin için mağfiret dilesin, dendiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün."

Açıktır ki, mahiyeti bakımından şefaat talebiyle aynı şey olan Hz. Resulullah'tan (s.a.v.) bağışlanma dilemekten yüz çevirmek, nifak ve istikbarın nişanesi; doğal olarak bağışlanma dilemek de iman ve Allah'ın huzurunda teslimiyetin nişanesidir.

Maksadımız, şefaat talebinde bulunmanın câiz ve meşru oluşunu ispatlamak olduğu için, bu ayetlerde, şefaat edecek kişinin diri olmayışı amacımıza bir zarar vermez.

Hatta eğer bu ayetin ölüler hakkında değil, sadece diriler hakkında nâzil olduğu farz edilse bile, yine maksadımıza bir zarar vermez.

Çünkü eğer dirilerden şefaat talebinden bulunmak şirk değilse, doğal olarak ölüden şefaat talebinden bulunmak da şirk değildir.

Çünkü şefaatçinin yaşaması veya ölmüş olması, tevhid ve şirkin ölçüsü değildir. Kutsal ruhlardan şefaat talebinde bulunurken gerekli olan tek şey, onların duymasıdır. Biz tevessül konusunda, bu ilişkinin varlığını ve yararlı olduğunu ispatlayacağız.

Burada, mü'minlerin ve muvahhidlerin peygamberlerden ve Allah'ın velilerinden şefaat talebinde bulunmalarıyla, putperestlerin kendi putlarından şefaat ummaları arasında temel bir fark vardır. Çünkü muvahhidler, iki temel konudan kesin emin olarak şefaat talebinde bulunurlar:

1- Şefaat makamı, Allah'a has ve O'nun iradesinde olan bir makamdır. Nitekim şöyle buyuruluyor: "De ki: Bütün şefaat Allah'ındır."  "O'nun izni olmadan, O'nun yanında kim şefaat eder?!" 

Muaviye b. Ammar'dan, İmam Câfer'in şöyle dediği rivayet edilir: "Şefaatte bulunacak o kimseler bizleriz." 

2- Muvahhidlerin kendilerinden sığınma istedikleri şefaatçiler, Allah'a yakın olmalarından dolayı duaları kabul olan O'nun hâlis kullarıdır.

Bu iki şarta dikkat edildiğinde, şefaat konusunda muvahhidlerle, bi'set asrının müşrikleri arasındaki temek fark anlaşılacaktır.

Birincisi: Müşrikler, onların şefaatinin geçerli olması için hiçbir şart ve kaydı kabul etmiyorlardı. Sanki Allah Teâlâ kendi hakkını kör ve sağır putlara bırakmıştı!

Oysa muvahhidler, Kur'an-ı Kerim'in kılavuzluğuyla, şefaat makamını sürekli Allah'a has bilmekte ve şefaatçilerin şefaatinin kabul olmasını Allah'ın izin ve rızasına bağlı kabul etmektedirler.

İkincisi: Hz. Resulullah (s.a.v.) döneminin müşrikleri kendi elleriyle yapmış oldukları mabutları kendi rab ve ilahları sanarak, beyinsizliklerinden dolayı, bu cansız varlıkların, varlık âleminin yaratılış ve yönetiminde bir payı olduğunu sanmaktaydılar!

Oysa muvahhidler, peygamberler ve imamları Allah'ın seçkin kulları sayarak sürekli, "O'nun kulu ve elçisi" ve "Allah'ın sâlih kulları" sözünü dillerinden düşürmezler; gerçekten de bu ikisi arasında pek büyük fark vardır!

Dolayısıyla, müşriklerin putlardan şefaat dilemelerini reddeden ayetlere dayanarak, İslam dininde şefaat olduğunu reddetmek, tamamen temelsiz bir mugalâta ve yersiz bir kıyaslamadır." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.