logo
10 HAZİRAN 2026

İmam Cafer: ‘Şefaati inkâr eden bizden değildir’

Kur’an-ı Kerim ayetleri, kıyamet gününde “şefaat” olgusunun varlığını kabul ederek şefaatin Allah Teâlâ’nın izin ve rızasına bağlı olduğunu vurgular

08.11.2022 07:41:00
İmam Cafer: ‘Şefaati inkâr eden bizden değildir’
İmam Cafer: ‘Şefaati inkâr eden bizden değildir’
a- Kur'an-ı Kerim'de Şefaat:

Kur'an-ı Kerim ayetleri, kıyamet gününde "şefaat" olgusunun varlığını kabul ederek şefaatin Allah Teâlâ'nın izin ve rızasına bağlı olduğunu vurgular:

"(Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefaat edemezler." 

Başka bir ayette ise buyuruyor ki: "O'nun izni olmadan hiç kimse şefaat edemez." 

Dolayısıyla, şefaat inancı (tabii ki Allah'ın izniyle) Kur'an-ı Kerim açısından kesin bir şeydir.

Şimdi kimlerin şefaat edeceklerine bir bakalım: Bazı ayetlerden meleklerin de şefaatçilerden oldukları anlaşılmaktadır.

"Göklerde nice melekler var ki, onların şefaati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allah'ın (kurtuluşa ermesini) dilediği ve razı olduğu kimseye izin verildikten sonra olsun (Ancak o zaman şefaatin faydası olur)."

Müfessirler, "Belki böylece Rabbin seni, övülmüş bir makama ulaştırır"   ayetinin tefsirinde, övülmüş makamdan maksadın, Hz. Resulûllah (s.a.v.) için şefaat makamı olduğunu söylemişlerdir. 

b- Hadislerde Şefaat:

Kur'an-ı Kerim dışında hadis kitaplarında da şefaat hakkında Hz. Resul-i Ekrem'den (s.a.v.) birçok hadisler rivayet edilmiştir. Onlardan bazıları şöyledir:

1- Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Şefaatim ancak ümmetimden büyük günahlar işleyenlere ulaşacaktır." 

Zahiren, şefaatin büyük günahlar işleyenlere has kılınmasının nedeni, Allah Teâlâ'nın Kur'an-ı Kerim'de açıkça, "İnsanlar büyük günahlardan sakınacak olurlarsa, onları affedeceğim"   diye vaad etmesinden dolayı, artık şefaat ve benzerlerine gerek kalmayışıdır.

2- Yine buyuruyor ki: "Allah Teâlâ tarafından Bana beş şey verildi -ve bu cümleden- Bana şefaat verildi de, Ben onu ümmetim için saklıyorum. Benim şefaatim Allah'a şirk koşmayanlar hakkında olacaktır." 

Tefsiru'l Ayyaşî'de, Ubeyd b. Zurare'nin şöyle dediği rivayet edilir:

"İmam Câfer-i Sâdık'a, "Mü'min için şefaat var mı?" diye soruldu.

İmam, 'Evet' dedi. Bunun üzerine topluluk içinden bir adam İmam'a, "O gün mü'min kimsenin, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) şefaatine ihtiyacı var mıdır?" diye sordu.

İmam yine, "Evet" dedi. Ve devam etti: "Mü'minlerin de birtakım hataları ve günahları olur. O gün Hz. Muhammed'in (s.a.v.) şefaatine muhtaç olmayan hiç kimse yoktur."

Sonra bir adam Resulullah'ın (s.a.v.), "Ben, Ademoğullarının efendisiyim. Ama kibirlenecek bir durum yoktur" şeklindeki sözlerinin ne anlama geldiğini sordu.

İmam, "Evet, Resulullah cennetin kapısının halkasını tutarak açar, ardından secdeye kapanır.

Yüce Allah O'na, "Kaldır başını şefaat et, şefaatin kabul edilsin. İste istediğin verilsin" der.

Bunun üzerine Peygamberimiz başını kaldırır, şefaat eder, şefaati kabul edilir. İstekte bulunur. İstediği şey kendisine verilir" dedi." 

Mahşerde Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) dışında (Ehl-i Beyt İmamları, ulema ve şehitler gibi) kimselerin şefaat edecekleri ve yine kimlere şefaat edileceği hakkında bilgi edinmek isteyenler akaid, kelâm ve hadis kitaplarına bakabilirler.

Ayrıca, dikkat edilmesi gerekir ki, şefaat inancı -ve yine tevbenin kabul oluşu- kişilerin günahlarını sürdürmelerine neden olmamalı; aksine bir ümit kaynağı olmalı ve insanlar affedilmek ümidiyle doğru yola dönmeli ve artık iş işten geçtiğini sanarak hiçbir zaman doğru yola dönmeyi düşünmeyen ümitsizliğe kapılanlar gibi olmamalıdır.

Yukarıdaki açıklamalarımızdan yine şu anlaşılıyor ki, şefaatin açık etkisi, bazı günahların bağışlanmasıdır; dolayısıyla, bazı İslam fırkalarının dediği gibi, onun etkisi, sadece haklarında şefaat edilenlerin makamlarının yükselmesiyle sınırlı değildir. 

Dediğimiz gibi, "ahirette Allah'ın izni dairesinde şefaat ilkesi"ne inanç, kesin İslam akaidindendir ve hiç kimsenin onu zedelemeye hakkı yoktur.

Şimdi bakalım, acaba bu dünyada da, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) gibi şefaatçilerden şefaat istenilebilir mi; başka bir tabirle, acaba insanın, "Ya Resulullah! Allah Teâlâ'nın huzurunda benim hakkımda şefaatçi ol (Ey Allah'ın nezdinde saygın olan! Allah'ın nezdinde bana şefaatçi ol)" demesi doğru mudur?

Bu konunun meşruiyetinde, sekizinci asra kadar bütün Müslümanlar tarafından ittifak edilmekteydi ve sadece sekizinci asrın ikinci yarısından bu yana bazı kişiler buna muhalefet ederek bunu câiz görmediler.

Oysa Kur'an-ı Kerim ayetleri, muteber nebevî hadisler ve Müslümanların süregelen sireti bunun câiz olduğuna tanıklık etmektedir. Çünkü şefaatçilerin şefaati, gerçekte, onların kişiler hakkında dualarıdır ve mü'min bir kişiden bile dua talebinde bulunmak kesinlikle câiz ve iyi bir iştir.

İbn Abbâs'ın Hz. Resul-i Ekrem'den (a.s.) naklettiği hadisten, mü'minlerin şefaatinin, onun diğerleri hakkındaki duası olduğu apaçık bir şekilde anlaşılıyor: "Bir Müslüman ölür de kırk muvahhid mü'min ona cenaze namazı kılarsa, Allah Teâlâ, onun hakkında onların şefaatini kabul eder." 

Çünkü cenaze namazı kılarken kırk mü'min şefaati, onun hakkında duadan başka bir şey değildir.

Tirmizî, Enes b. Mâlik'ten şöyle nakleder:

"Resulullah'tan (s.a.v.) kıyamet gününde benim hakkımda şefaat etmesini istedim. O Hazret, "Böyle yapacağım" buyurdu. Bunun üzerine, "Seni nerede bulayım?" diye sordum. Hazret, "Sırat köprüsünün kenarında" cevabını verdi."
 
Şefaat dilemenin gerçekte, şefaatçi olacak kişiden dua talebinde bulunmaktan başka bir şey olmadığını dikkate alarak, bunun örneklerinin peygamberlerin döneminde vuku bulmuş olduğunu Kur'an-ı Kerim'den anlamak mümkündür:

1- Yâkuboğulları, zulümleri ortaya çıktıktan sonra babalarından, Allah Teâlâ'dan kendileri hakkında bağışlanma talebinden bulunmasını istediler. Hz. Yâkub da onların isteğini kabul ederek belirlenen zamanda vaadini yerine getirdi.

"(Oğulları:) Ey babamız, bizim günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günah işledik, dediler. (Yâkub) sizin için Rabbime istiğfar edeceğim, dedi."

2- Kur'an-ı Kerim buyuruyor ki: Kendi haklarında zulmeden Müslümanlar, Hz. Resulullah'ın (s.a.v.) yanına gelerek ondan, kendileri için Allah'tan bağışlanma dilemesini istedikten sonra, kendileri bağışlanma diler ve Peygamber de onlar hakkında Allah'tan bağışlanma isterse, Allah Teâlâ tövbelerini kabul eder ve onları rahmetinin kapsamına alır.

"Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman Sana gelseler, Allah'tan günahlarını bağışlamasını isteseler ve elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı."

3- Yine münafıklar hakkında şöyle buyuruyor: Onlara, "Gelin de Peygamber'den sizin hakkınızda bağışlanma dilemesini isteyin" denildiğinde, itaat etmez ve başkaldırırlar.

"Onlara, gelin, Allah'ın Resulü sizin için mağfiret dilesin, dendiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün."

Açıktır ki, mahiyeti bakımından şefaat talebiyle aynı şey olan Hz. Resulullah'tan (s.a.v.) bağışlanma dilemekten yüz çevirmek, nifak ve istikbarın nişanesi; doğal olarak bağışlanma dilemek de iman ve Allah'ın huzurunda teslimiyetin nişanesidir.

Maksadımız, şefaat talebinde bulunmanın câiz ve meşru oluşunu ispatlamak olduğu için, bu ayetlerde, şefaat edecek kişinin diri olmayışı amacımıza bir zarar vermez.

Hatta eğer bu ayetin ölüler hakkında değil, sadece diriler hakkında nâzil olduğu farz edilse bile, yine maksadımıza bir zarar vermez.

Çünkü eğer dirilerden şefaat talebinden bulunmak şirk değilse, doğal olarak ölüden şefaat talebinden bulunmak da şirk değildir.

Çünkü şefaatçinin yaşaması veya ölmüş olması, tevhid ve şirkin ölçüsü değildir. Kutsal ruhlardan şefaat talebinde bulunurken gerekli olan tek şey, onların duymasıdır. Biz tevessül konusunda, bu ilişkinin varlığını ve yararlı olduğunu ispatlayacağız.

Burada, mü'minlerin ve muvahhidlerin peygamberlerden ve Allah'ın velilerinden şefaat talebinde bulunmalarıyla, putperestlerin kendi putlarından şefaat ummaları arasında temel bir fark vardır. Çünkü muvahhidler, iki temel konudan kesin emin olarak şefaat talebinde bulunurlar:

1- Şefaat makamı, Allah'a has ve O'nun iradesinde olan bir makamdır. Nitekim şöyle buyuruluyor: "De ki: Bütün şefaat Allah'ındır."  "O'nun izni olmadan, O'nun yanında kim şefaat eder?!" 

Muaviye b. Ammar'dan, İmam Câfer'in şöyle dediği rivayet edilir: "Şefaatte bulunacak o kimseler bizleriz." 

2- Muvahhidlerin kendilerinden sığınma istedikleri şefaatçiler, Allah'a yakın olmalarından dolayı duaları kabul olan O'nun hâlis kullarıdır.

Bu iki şarta dikkat edildiğinde, şefaat konusunda muvahhidlerle, bi'set asrının müşrikleri arasındaki temek fark anlaşılacaktır.

Birincisi: Müşrikler, onların şefaatinin geçerli olması için hiçbir şart ve kaydı kabul etmiyorlardı. Sanki Allah Teâlâ kendi hakkını kör ve sağır putlara bırakmıştı!

Oysa muvahhidler, Kur'an-ı Kerim'in kılavuzluğuyla, şefaat makamını sürekli Allah'a has bilmekte ve şefaatçilerin şefaatinin kabul olmasını Allah'ın izin ve rızasına bağlı kabul etmektedirler.

İkincisi: Hz. Resulullah (s.a.v.) döneminin müşrikleri kendi elleriyle yapmış oldukları mabutları kendi rab ve ilahları sanarak, beyinsizliklerinden dolayı, bu cansız varlıkların, varlık âleminin yaratılış ve yönetiminde bir payı olduğunu sanmaktaydılar!

Oysa muvahhidler, peygamberler ve imamları Allah'ın seçkin kulları sayarak sürekli, "O'nun kulu ve elçisi" ve "Allah'ın sâlih kulları" sözünü dillerinden düşürmezler; gerçekten de bu ikisi arasında pek büyük fark vardır!

Dolayısıyla, müşriklerin putlardan şefaat dilemelerini reddeden ayetlere dayanarak, İslam dininde şefaat olduğunu reddetmek, tamamen temelsiz bir mugalâta ve yersiz bir kıyaslamadır." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)

Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor

Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturmasında iddianame kabul edildi. 862 sayfalık dev dosyada Bozbey için "suç örgütü kurmak ve yönetmek" ile "rüşvet" suçlarından 402 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem için istenen ceza 946 yılı buldu

10.06.2026 17:20:00
Haber Merkezi
Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor
Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fahiş rüşvet, usulsüzlük ve organize suç örgütü soruşturmasında çok önemli bir eşik daha aşıldı. Geçtiğimiz Nisan ayında tutuklanan ve İçişleri Bakanlığı tarafından geçici tedbirle görevden uzaklaştırılan CHP'li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkındaki iddianame, mahkeme tarafından resmi olarak kabul edildi.

862 sayfalık iddianame kabul edildi

Cumhuriyet savcılarının titizlikle hazırladığı 862 sayfalık kapsamlı iddianame, yargılamanın önünü açtı. Toplam 63 sanığın yer aldığı dev dosyada, Mustafa Bozbey'in yanı sıra eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, belediye çalışanları ve çok sayıda müteahhit hakim karşısına çıkacak. Şüphelilerin, paravan şirketler ve usulsüz imar ruhsatları üzerinden organize biçimde fahiş miktarda haksız kazanç sağladıkları ileri sürülüyor.

Ağır suçlamalar: Örgüt liderliği ve kara para aklama

Mahkeme tarafından kabul edilen dosyada Mustafa Bozbey'e yönelik suçlamalar oldukça ağır. Soruşturma kapsamında "suç örgütü lideri" olmakla suçlanan Bozbey'e şu cezaların verilmesi talep ediliyor:

• Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme

• Rüşvet almak ve usulsüzlük yapmak

• Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aile bireyleri eliyle aklamak

• İmar kirliliğine neden olmak ve kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi

Bozbey suçlamaları reddetti

Daha önce savcılıkta verdiği ifadeleri ortaya çıkan Mustafa Bozbey, hakkındaki tüm iddiaları "iftira" olarak nitelendirmişti. Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ait şirket hisselerini 1999 yılında seçildikten hemen sonra aile bireylerine devrettiğini savunan Bozbey, suç örgütü kurmadığını ve kimseden rüşvet almadığını beyan ederek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini belirtmişti.

Yargılama süreci başlıyor

Nisan ayından bu yana cezaevinde olan Mustafa Bozbey ve diğer tutuklu sanıkların yapılan ara kararda tutukluluk hallerinin devamına hükmedilmişti. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte, davanın önümüzdeki günlerde Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşma takviminin netleşmesi ve yargılamanın başlaması bekleniyor.

Dışişleri Bakanı Fidan, haftaya Rusya'ya gidecek

Nisan ayında Lavrov'u Antalya'da ağırlayan Fidan, Moskova'ya giderek Rus mevkidaşıyla bir kez daha durum değerlendirmesi yapacak

10.06.2026 14:01:00
Haber Merkezi
Dışişleri Bakanı Fidan, haftaya Rusya'ya gidecek
Dışişleri Bakanı Fidan, haftaya Rusya'ya gidecek
Nisan ayında Lavrov'u Antalya'da ağırlayan Fidan, Moskova'ya giderek Rus mevkidaşıyla bir kez daha durum değerlendirmesi yapacak.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın önümüzdeki hafta Moskova'yı ziyaret edeceği açıklandı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Fidan'ın 15-17 Haziran tarihlerinde Moskova'yı ziyaret edeceğini bildirdi.

Zaharova, Fidan'ın Moskova'daki temasları sırasında Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'la görüşeceğini kaydetti.

YKS giriş belgeleri erişime açıldı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca (ÖSYM), 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) giriş belgeleri erişime açıldı

10.06.2026 13:56:00 / Güncelleme: 10.06.2026 16:25:20
AA
YKS giriş belgeleri erişime açıldı
YKS giriş belgeleri erişime açıldı
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca (ÖSYM), 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) giriş belgeleri erişime açıldı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 20 Haziran'da uygulanacak 2026-YKS 1. Oturum Temel Yeterlilik Testi (TYT), 21 Haziran'da uygulanacak 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ile 2026-YKS 3. Oturum Yabancı Dil Testi (YDT) adaylarının sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgesini ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'de yaşananları "salon kapma savaşı" şeklinde tanımladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, CHP'de yaşananları "salon kapma savaşı" şeklinde tanımladı

10.06.2026 13:19:00
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'de yaşananları "salon kapma savaşı" şeklinde tanımladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'de yaşananları "salon kapma savaşı" şeklinde tanımladı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, CHP'de yaşananları "salon kapma savaşı" şeklinde tanımladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında CHP'yle ilgili şunları söyledi:

"Kendi aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhulet ve sükûnetle çözmek yerine, kimi zaman bizi, kimi zaman mahkemeleri, kimi zaman da medyayı suçlayarak yine kendilerine toz kondurmuyorlar. Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik. CHP'nin 38. Kurultayı'na ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da, kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de, bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir. Kardeşlerim, "Rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim." diyenler aynı şekilde kendileridir. Dün halkın umudu dediklerine bugün hain damgası vuranlar da kendilerinden başkası değildir.

Tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış, neticede hükmünü vermiştir. Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştir. Dikkat ederseniz, partimize yönelik edep, adap ve siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduk. Hiç elimizi dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirgânlarının sataşmalarına kulak asmadık. Medyadaki silahşorlerin tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik. Aynı tavrımızı koruyoruz.

Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz. Nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. Milletimizin huzuruna, Gazi Meclisimizin mehabetine, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır.

Bakın, açık söylüyorum. Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin terörize edilmesine, Gazi Meclisin nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır.

Burada şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum. CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, millî irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan Jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa, "Boş ver, Araplara paranı kaptırma." diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz Batılı patronlarından aferin alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikâyet eden mandacılarladır. Ellerine fırsat geçse Türkiye'yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm hevesleriyle mücadelemiz sürecektir. Bizim mücadelemiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olanlarla, okullarımızda Ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir. Bizim mücadelemiz Sultan Fatih'in emaneti aziz İstanbul'un duvarlarını "Zulüm 1453'te başladı." yazılarıyla kirleten mankurtlarladır. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe mücadelemiz devam edecektir."

Bayrampaşa'da trafoda yangın çıktı: Tramvay seferleri aksadı

İstanbul Bayrampaşa'da Bosna Çukurçeşme Tramvay Durağı yakınındaki trafoda yangın çıktı. Enerjisi kesilen T4 Topkapı-Mescidi Selam tramvay hattında ulaşım aksadı

10.06.2026 06:00:00
İHA
Bayrampaşa'da trafoda yangın çıktı: Tramvay seferleri aksadı
Bayrampaşa'da trafoda yangın çıktı: Tramvay seferleri aksadı
Olay, İstanbul Bayrampaşa Eski Edirne Asfaltı Caddesinde meydana geldi. İddiaya göre, Topkapı-Mescidi Selam Tramvay Hattı'na enerji sağlayan, Bosna Çukurçeşme Durağı yakınındaki trafoda henüz bilinmeyen nedenle dumanlar yükselmeye başladı.








İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık, itfaiye ve doğalgaz ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri yolu trafiğe kapatırken, itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. Trafoda çıkan yangın nedeniyle T4 Topkapı-Mescidi Selam tramvay hattında ulaşım aksadı. 






Tramvaylardaki yolcular, inerek ray üzerinde yürümeye başladı. Yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesinin ardından söndürüldü.

Trabzonspor her yerden çıkıyor


 
Trabzonspor yeni sezon öncesi sol kanat hücum hattını güçlendirmek için İtalya'da yeri yerinden oynattı. Bordo-mavili yönetimin bu bölge için ilk tercihi sezonu Cagliari'de tamamlayan Semih Kılıçsoy. Semih'i kadroda tutamayacağını anlayan Cagliari, milli oyuncunun yerini Bologna'nın 22 yaşındaki Arjantinli oyun kurucusu Benjamín Domínguez ile doldurmak istedi. Ancak Trabzonspor, Semih'in alternatifi olarak Dominguez için de Bologna ile temas kurdu.

09.06.2026 18:37:00 / Güncelleme: 09.06.2026 18:52:10
Haber Merkezi
  Trabzonspor her yerden çıkıyor
  Trabzonspor her yerden çıkıyor

Gelecek sezon iddialı bir kadro kurmak için hırs ve azimle çalışan Trabzonspor, transfer hattında Serie A ekiplerinden Cagliari ile karşı karşıya geldi. Bordo-mavili yönetimin sol kanat forvet pozisyonu için belirlediği yol haritası, İtalyanlarla kafa kafaya geldi.
Karadeniz devinin bu bölge için ilk tercihi geçtiğimiz sezon Beşiktaş'tan Cagliari'ye kiralanan Semih Kılıçsoy. Trabzonspor, milli oyuncuyu için şartları zorlarken, bu hamle Cagliari'nin planlarını tamamen altüst etti.







Cagliari, Semih'ten vazgeçmedi

İtalya'dan gelen bilgilere göre; Semih Kılıçsoy'u geri almak için indirim isteyen Cagliari milli oyuncuyu beklerken B planını da devreye soktu. İtalyan ekibinin yeni sportif direktörü Pietro Accardi, Semih'in yerine Bologna'nın 22 yaşındaki Arjantinli oyun kurucusu Benjamín Domínguez'i gözüne kestirdi. Ancak İtalyan ekibi ikinci bir Trabzonspor şokuyla daha sarsıldı. Çünkü sol kanat forvet havuzunu geniş tutan Trabzonspor, Semih olmazsa diye Benjamín Domínguez için de Bologna'nın kapısını resmen çaldı.







Alternatif Dominguez

Bordo-mavililerin, Bologna forması giyen genç Arjantinli için ilk resmi teklifini sunması Çizme basınına bomba gibi düştü. Cagliari, Semih'in gidişiyle doğacak boşluğu Domínguez ile kapatmak isterken; Trabzonspor'un bu transfere de somut ve agresif bir şekilde dahil olması İtalyanların elini kolunu bağladı.







Trabzonspor'un bu güçlü varlığı, Bologna'nın iştahını kabartırken transfer maliyetlerini de Cagliari'nin karşılayamayacağı seviyelere çekme riski taşıyor. Çizme ekibi şimdi hem Semih Kılıçsoy'un durumunu yakından takip etmek hem de B planı olan Domínguez'i Trabzonspor'a kaptırmamak için yoğun bir strateji savaşı vermek zorunda.

BİK Analitik’te yeni dönem: Versiyon 2, Temmuz ayında devreye alınıyor

Basın İlan Kurumu tarafından internet haber sitelerinin ziyaretçi trafiğinin ölçümlenmesi amacıyla geliştirilen BİK Analitik sistemi, dijital yayıncılık ekosisteminin değişen dinamikleri ve güncel ihtiyaçlar doğrultusunda güncelleniyor. Yeni versiyon, Temmuz ayı itibarıyla kademeli olarak uygulamaya alınacak

09.06.2026 17:23:00
Haber Merkezi
BİK Analitik’te yeni dönem: Versiyon 2, Temmuz ayında devreye alınıyor
BİK Analitik’te yeni dönem: Versiyon 2, Temmuz ayında devreye alınıyor
Basın İlan Kurumu görev alanındaki internet haber sitelerinin ziyaretçi trafiklerini ölçümleyen BİK Analitik sistemi; ziyaretçi davranışları, cihaz çeşitliliği ve erişim kanallarında yaşanan gelişmeler dikkate alınarak yeniden yapılandırıldı.

BİK Analitik Versiyon 2'de ölçümleme yöntemleri; yeni nesil cihaz ve uygulama mimarileri ile güncel izleme ve doğrulama ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde revize edilirken, ziyaretçilerin haber okuma davranışlarını ve etkileşim düzeyini yansıtan parametreler ölçümleme kriterlerine dâhil edildi.

Yeni altyapının geliştirme ve test süreçleri, ölçümleme işleyişinde herhangi bir kesintiye yol açılmaması amacıyla mevcut sistemle eşgüdümlü şekilde yürütüldü. Bu kapsamda internet haber siteleri, eş zamanlı olarak Versiyon 2 altyapısı üzerinden de izlenerek sistemin işleyişi değerlendirildi.

Yeni versiyona ilişkin politika belgesi 6 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanacak. Geçiş süreci ise yayın kategorileri dikkate alınarak Temmuz ayı boyunca kademeli şekilde yürütülecek. Genel Kategoride yer alan internet haber sitelerinde Versiyon 2 ölçümleri 10 Temmuz'dan itibaren esas alınmaya başlanacak olup, diğer Kategorilerdeki geçişlerin ise ay sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.

Teknik yönlendirmeler, uygulanacak işlemler ve geçiş takvimine ilişkin internet haber sitelerine ayrıca yazılı bildirim yapılacak.

Yağmur Ünal iddialara isyan etti

Ünlülere yönelik genişleyen soruşturmada adı geçen ve saç örneği testinin pozitif çıktığı öne sürülen yapımcı Yağmur Ünal, sessizliğini bozarak bir açıklama yaptı. Türkan Şoray'ın kızı Ünal, iddiaları kesin bir dille yalanladı

09.06.2026 15:00:00
Eyüp Kabil
Yağmur Ünal iddialara isyan etti
Yağmur Ünal iddialara isyan etti
Magazin gündemini sarsan ünlülerin adli tıp test sonuçları tartışılmaya devam ederken, hakkında şok iddialar ortaya atılan yapımcı Yağmur Ünal'dan ilk resmi hamle geldi.

Adli Tıp Kurumu'nun analiz raporunda yasaklı madde kullandığı öne sürülen Ünal, magazin basınında yer alan haberlerin ardından sessizliğini bozarak avukatı aracılığıyla basın açıklaması yayınladı.

"Büyük bir yanlışlık olduğunu umuyorum"

Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray ile Cihan Ünal'ın kızı olan Yağmur Ünal, adının böyle bir soruşturmada pozitif sonuçlarla anılmasından derin üzüntü duyduğunu belirtti. Dosyadaki verilerle ilgili konuşan ünlü yapımcı, "Hakkımda ortaya atılan bu iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Büyük bir yanlışlık olduğunu umuyorum. Temiz olduğumdan eminim ve bu yanlışlığın düzeltilmesi için gereken her şeyi yapacağım," diyerek iddialara sert tepki gösterdi.

Hukuki süreç başlatıldı

Yağmur Ünal, test sonuçlarına itiraz etmek ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesini sağlamak adına vakit kaybetmeden hukuki süreç başlattığını duyurdu. Avukatlarının adli tıp raporunun detaylarını incelediğini ve numunelerin karışma ihtimali dahil tüm seçeneklerin masada olduğunu belirten Ünal, asılsız karalama kampanyası yürüten mecralara karşı da tazminat davaları açacağını vurguladı.

Mabel Matiz de sessizliğini bozdu

Soruşturma dosyasında adı geçen bir diğer popüler isim olan şarkıcı Mabel Matiz de hakkındaki pozitif test iddialarının ardından bir açıklama yaptı. Sanatçı, adli tıp raporuna yansıyan iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve yasal haklarını sonuna kadar arayacağını belirterek suçlamaları reddetti.

Ege Üniversitesi'nde milyarlık yolsuzluk operasyonu

İzmir merkezli 6 ilde gerçekleştirilen eş zamanlı şafak operasyonunda, Ege Üniversitesi'ni organize şekilde 3 milyar 100 milyon lira kamu zararına uğrattıkları iddia edilen, aralarında eski başhekim ve hastane genel sekreterinin de bulunduğu 44 şüpheli yakalandı

09.06.2026 13:50:00
Haber Merkezi
Ege Üniversitesi'nde milyarlık yolsuzluk operasyonu
Ege Üniversitesi'nde milyarlık yolsuzluk operasyonu
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından bu sabah cumhuriyet tarihinin en büyük kamusal yolsuzluk operasyonlarından birine imza atıldı. Sayıştay raporlarındaki usulsüzlük tespitleri üzerine başlatılan geniş çaplı soruşturma kapsamında, Ege Üniversitesi bünyesinde milyarlarca liralık kamu zararı oluştuğu belirlendi.

Şafak vakti 6 ilde eş zamanlı baskın

Mali polis ekipleri, aylarca süren teknik ve fiziki takibin ardından İzmir merkezli olmak üzere toplam 6 ilde belirlenen adreslere eş zamanlı şafak baskınları düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı verilen 45 şüpheliden 44'ü yakalanarak emniyete götürüldü. Firari olan 1 şüphelinin yakalanması için ise çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Sağlık kıskacında tanıdık isimler

Operasyonun hedefindeki isimler ise kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yolsuzluk ağı içerisinde yer aldıkları gerekçesiyle gözaltına alınanlar arasında; eski Ege Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Devrim B. ile eski Hastane Genel Sekreteri Muhterem A. gibi dönemin en üst düzey idari yöneticilerinin yer aldığı öğrenildi.

3.1 milyar TL kamu zararı ve ihale usulsüzlükleri

Operasyonun temelini 3 milyar 100 milyon liralık devasa bir kamu zararı oluşturuyor. Soruşturma dosyasında yer alan iddialara göre; Ege Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ile satın alma birimlerindeki bazı kamu görevlileri, medikal ve hizmet sektöründeki çeşitli firma yetkilileriyle organize şekilde hareket etti.

Kamu ihalelerinde, doğrudan temin süreçlerinde ve malzeme alımlarında fiyat oyunları ve usulsüzlükler yapılarak belirli firmalara haksız kazanç sağlandı.

Emniyetteki işlemler devam ediyor

Gözaltına alınan eski yöneticiler, kamu personelleri ve firma yetkililerinin İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki sorgu işlemleri devam ediyor. Şüphelilerin, ifadelerinin tamamlanmasının ardından "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "ihalede usulsüzlük", "kamu zararına nitelikli dolandırıcılık" ve "rüşvet" suçlamalarıyla adliyeye sevk edilmeleri bekleniyor.

Soruşturmanın genişletilerek devam edeceği ve operasyonun diğer ayaklarına ilişkin yeni gözaltıların da yaşanabileceği belirtiliyor.

Ahmet Minguzzi'nin annesinden Atlas Çağlayan davasına destek

Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Minguzzi, İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın davasına destek için Bakırköy Adliyesi'ne geldi

09.06.2026 12:54:00
İHA
Ahmet Minguzzi'nin annesinden Atlas Çağlayan davasına destek
Ahmet Minguzzi'nin annesinden Atlas Çağlayan davasına destek
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı.

Çok sayıda izleyici, çeşitli partilerden milletvekilleri ve mağdur aile de Çağlayan'ın ailesine destek için adliyeye geldi.

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Minguzzi de destek amacıyla adliyede hazır bulundu.

Yasemin Minguzzi, Atlas Çağlayan'ın ailesi ve arkadaşlarına sarılarak destek oldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.