İmam Cafer: ‘Sevenlerimiz bizlerden daha sabırlıdır’
Mü’min kul kabrine konulduğu zaman namaz sağında, zekat solunda durur. İyilik de üzerine uzanıverir. Sabır ise bir kenarda bekler
Haber Merkezi





"Mü'min kul kabrine konulduğu zaman namaz sağında, zekat solunda durur. İyilik de üzerine uzanıverir. Sabır ise bir kenarda bekler.
Sorgu melekleri yanına geldikleri zaman sabır namaza, zekata ve iyiliğe der ki: Sahibinizden ayrılmayın. Eğer onu savunmaya gücünüz yetmezse, benim gücüm yeter."
Abdullah b. Meymun, Câfer Sâdık Aleyhisselam'dan rivayet eder:
"Bir gün Emir'ül-mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib Aleyhisselam) mescide geldi. Birden mescidin kapısında derin düşüncelere dalmış, gamlı, üzüntülü bir adam gördü. Emir'ül-mü'minin ona, "Ne oldu sana?" diye sordu.
Adam, "Ey Emir'ül-mü'minin! Babam, annem ve kardeşim öldü. Korkudan ödümün patlamasından korkuyorum."
Emir'ül-mü'minin dedi ki: "Allah'tan sakın ve sabret. Yarın O'nun huzuruna çıkacaksın. İşler açısından sabır, beden açısından baş gibidir. Baş bedenden ayrılınca, beden bozulur. Aynı şekilde sabır da işlerden ayrılınca bütün işler bozulur."
el-Arzemî, Câfer Sâdık Aleyhisselam'dan rivayet eder:
"Resulullah (sallallahu aleyhi ve alihi) buyurdu ki: "Ümmetimin üzerine bir zaman gelecek ki yönetim (egemenlik) ancak öldürme ve zorbalıkla elde edilecek. Zenginlik ancak gasp ve cimrilikle sağlanacak ve sevgi ancak dinden uzaklaşıp hevâ ve hevese tâbi olmakla kazanılacaktır.
Kim bu zamana yetişir de, zengin olmaya gücü yettiği halde fakirliğe sabrederse, insanların sevgisini kazanmaya gücü yettiği halde onların öfkelerine sabrederse, güçlü olabileceği halde güçsüzlüğe sabrederse, Allah ona, beni tasdik eden doğru sözlü elli kişinin sevabını verir."
Yunus b. Yâkub rivayet eder: "Câfer Sâdık Aleyhisselam, Mufaddal'a gitmemi ve İsmail'den dolayı teselli etmemi emretti.
Dedi ki: Mufaddal'a selam söyle ve ona de ki: İsmail'in ölümüyle bir musibete düçar olduk ama sabrettik. Sen de bizim sabrettiğimiz gibi sabret. Biz bir şey istedik, Allah Azze ve Celle de bir şey istedi. Biz Allah Azze ve Celle'nin emrine teslim olduk."
Ebu Hamza es-Sumalî rivayet eder: Câfer Sâdık Aleyhisselam buyurdu ki:
"Mü'minlerden bir kimsenin başına bir musibet gelir de bu musibete sabrederse, ona bin şehidin sevabı gibi sevap verilir."
Sema'e rivayet eder: Câfer Sâdık Aleyhisselam şöyle buyurdu:
"Allah bir kavme nimet bahşetti ama onlar şükretmediler. Böylece bu nimet onlar için vebale dönüştü. Bir kavme de musibet verdi, onlar da sabrettiler. Böylece bu musibet onlar için nimete dönüştü."
İshak b. Ammar ve Abdullah b. Sinan, Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam)'dan rivayet ederler:
"Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) buyurdu ki: Allah Azze ve Celle buyurdu ki: Ben dünyayı kullarıma borç verdim. Kim, ondan Bana bir borç verirse, buna karşılık bire ondan, bire yedi yüze kadar veririm. Bundan daha fazlasını da dilersem veririm.
Kim, Bana ondan bir şeyi borç vermezse ve Ben onun isteği dışında bir şey alırsa o da buna karşılık sabrederse, ona üç haslet veririm ki, şayet bu hasletlerden birini meleklerime verseydim, benim kendilerine verdiğim bu hasletten memnun olurlardı."
Ravi der ki: "Sonra Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) şu ayeti okudu: O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman, biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler. İşte Rablerinden salavat (üç hasletten biri budur) ve rahmet (ikinci haslet de budur) vardır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır. (Bu da hasletlerin üçüncüsüdür)."
El-Veşşa, bazı ashabından, onlar da İmam Sâdık (a.s.)'dan şöyle rivayet eder:
İmam buyurdu ki: "Biz sabredenleriz; fakat sevenlerimiz bizlerden daha sabırlıdır."
Dedim ki: "Canım sana feda olsun. Sevenleriniz nasıl sizden daha sabırlı olabilirler?"
Buyurdu ki: "Çünkü biz bildiğimiz şeylere karşı sabrediyoruz, sevenlerimiz ise bilmedikleri şeylere karşı sabrediyorlar." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)
















































































