logo
08 AĞUSTOS 2026

İmam Cafer’in, Süfyan-ı Sevri’ye nasihatleri

İmam Câfer-i Sâdık’ın bazı nasihatleri. İnvan-i Besrî şöyle diyor: “İmam Sâdık’tan bana öğüt vermesini istedim

16.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
İmam Cafer’in, Süfyan-ı Sevri’ye nasihatleri
İmam Cafer’in, Süfyan-ı Sevri’ye nasihatleri
İmam Câfer-i Sâdık'ın bazı nasihatleri. İnvan-i Besrî şöyle diyor: "İmam Sâdık'tan bana öğüt vermesini istedim.

Buyurdular ki: "Dokuz şeyi yapmanı tavsiye ediyorum. Bu tavsiyeler sadece senin için değildir. Allah yolunda adım atmak isteyen herkes içindir.

Allah'tan dileğim, bunları yapmakta sana yardımcı olmasıdır. Onlardan üç tanesi, riyaze (nefsi kötü şeylerden arındırıp, eğitmek) hakkındadır.







Diğer üç tanesi de, sabır ve tahammül hakkındadır. Geri kalan üç tanesi ise ilim ve bilgi hakkındadır. Bunları koru ve gevşeklik yapma."

İnvan-i Besrî der ki: "Ben kalp ve canımla bunları algılamaya hazırlandım."

Sonra, İmam şöyle buyurdular: Riyazet ve nefis tezkiyesi hakkında olan o üç şey şunlardır:

1- İstemediğin bir şeyi yemekten sakın. Zira bu ahmaklık ve aptallığa neden olur.

2- Sadece aç olduğunda yemek ye.

3- Yemek yediğinde ise helal yemek ye, yediğinde de Allah'ın ismini an (Bismillah de).







Sürekli Resulûllah'ın hadisini hatırla. Zira Resulûllah çok yemek yeme hakkında şöyle buyurmuştur: "İnsan karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Eğer yemesi gerekiyorsa (midesinin) üçte birini yemeğe, üçte birini de içilecek şeylere, diğer üçte birini de soluk almaya tahsis etmelidir."






Hilm ve tahammül hakkındaki tavsiyelerim şunlardır:

1- Bir adam sana, "Eğer bir şey dersen on şey duyarsın" derse sen cevabında şöyle de: "Eğer on şey dersen bir şey bile duymazsın."

2- Eğer bir adam sana söver ve kötü laf ederse cevabında şöyle de: "Eğer dediğin şeyler doğru ise, Allah'tan beni affetmesini diliyorum. Eğer yalan ise, Allah'tan seni bağışlamasını diliyorum."

3- Eğer bir kimse sana çirkin söz vaadinde bulunursa, sen ona nasihat et ve saygı gözetme vaadinde bulun.







İlim ve bilgi hakkındaki üç şey şunlardır:

1- Bilmediğin şeyleri bilginlerden sor, sakın eziyet etmek için veya denemek için sorma.

2- Sakın (sadece) kendi görüşünle amel etme. Bütün işlerde mümkün olduğu kadar ihtiyat et.

3- Arslandan kaçtığın gibi fetva vermekten kaçın. Ve boynunu halk için köprü yapma."







İmam bu hikmetli söz ve nasihatlerden sonra şöyle buyurdu:

"Ey İnvan-i Besrî! Artık kalk git, şüphesiz sana nasihatte bulundum. Zikrimi bozma (ibadet vaktidir, vaktimi alma). Zira ben kendi nefsime cimriyim (vaktimi öldürmek ve boşa geçirmek istemiyorum). Allah'ın selat ve selamı hidayete tâbi olan kimsenin üzerine olsun."







Sabır-rıza

İmam Cafer (a.s) buyurdu ki; "Allah'a (c.c) itaatin başı sabır ve istediği veya istemediği şeyleri verdiği için O'na rıza göstermektir. Kul, sevdiği veya sevmediği şeyleri kendisine verdiği zaman Allah'a (c.c) rıza gösterirse, sevdiği veya sevmediği şeylerden mutlaka hayır görür." Sh:539

Üç şey veren

İmam Cafer (a.s) buyurdu ki; "Üç şey veren karşılıksız kalmaz; dua veren, icabet alır. Şükür veren, fazlasını alır. Ve tevekkül veren karşılık olarak yeterlilik alır."

Sonra şöyle dedi; "Allah Azze ve Celle'nin Kitabını okudun mu? "Kim tevekkül ederse, Allah ona yeter" (Talak 3) "Şükrederseniz arttırırım" (İbrahim 7) "Benden isteyin size icabet edeyim" (Ğafir 60) sh:542  






Haramdan kaçınma

İmam Cafer (a.s) buyurdu ki; "Allah'ın (c.c) kullara yüklediği en ağır farz Allah'ı (c.c) çokça zikretmektir."

Sonra şöyle buyurdu; "Bununla "sübhanallah vel hamdulilllah vela ilahe illallah vellahu ekber" denilmesini kastetmiyorum. (Gerçi buda Allah'ı zikretmenin bir parçasıdır) ama helal kıldığı ve haram kıldığı şeyler yanında Allah'ı (c.c) hatırlamayı kastediyorum. Eğer itaatse onunla amel eder, şayet masiyetse (günahsa) ondan kaçınır." Sh:548

Dikkat!

İmam Cafer (a.s) buyurdu ki; "Resulullah (sav) şöyle buyurdu; "Zenginlikten sonra fakirlik ne kadar çirkindir ve fakirlikten sonra günah işlemek ne kadar çirkindir. Bunların en çirkini de Allah'a (c.c) ibadet ettikten sonra ibadeti terk eden kimsenin durumudur." Sh:551

Ölüm

İmam Sadık'ın (a.s) yarenlerinden Kutaybe şöyle anlatır; İmam Cafer Sadık'ın (a.s) hasta oğlunu ziyarete gitmiştik. İmam'ı (a.s) evinin önünde gördüm. Mahzundu, pek üzgün görünüyordu. Çocuğun halini sordum "Vallahi, ölmek üzere" dedi, sonrada içeri girdi. Biraz sonra dışarı çıktığında rahatlamış gibiydi. Çocuğu iyileşmiş olmalıydı.

Tekrar çocuğun durumunu sorduğumda, "Rabbine kavuştu" dedi. Hayretle, canım size feda, dedim. Hayattayken onun için pek üzgündünüz, şimdi üzgün değil misiniz? Şöyle buyurdu;

"Biz öyle bir aileden geliyoruz ki, bir musibetten önce üzgün ve tedirgin olur ama Rabbimizin takdiri vuku bulduğunda da O'na tam bir rızayla teslimiyet gösteririz." Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Cafer eseri sh:909)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.