İmam Hadi’ye fıkhı sorular ve cevapları -1-
Hizmetçi Hayran'dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Adam'a (İmam Hâdî) (a.s.) şarap ve domuz eti bulaşmış elbise ile namaz kılınıp kılınmayacağını sormak üzere bir mektup yazdım
Haber Merkezi





Ve ashabımızın bu konuda ihtilâf ettiklerini, ashabımızdan bazılarının, 'Böyle bir elbiseyle namaz kılabilirsin; çünkü Allah sadece şarabı içmeyi haram kılmıştır' dediklerini, bazılarının ise, 'Böyle bir elbiseyle namaz kılamazsın' dediklerini belirttim.
Bana gönderdiği cevabî mektupta, 'Bu tür bir elbiseyle namaz kılamazsın; çünkü o pisliğe (ricse) bulaşmıştır' buyurdu."
Ali b. İbrahim, Yahya b. Abdurrahman b. Hakan'dan şöyle dediğini rivâyet etmiştir: "İmam Hâdî'yi (a.s.) şükür secdesi ederken gördüm. Dirseklerini yana doğru yaydı, kaburgalarını ve karnını yere yapıştırdı. Niçin böyle yaptığını sordum.
'Böyle yapmayı seviyoruz' dedi."
Ali b. İbrahim, Ali b. Raşid'den şöyle dediğini rivâyet etmiştir: "İmam Hâdî'ye (a.s.) dedim ki: 'Sana feda olayım, Muhammed b. Ferec'e, farz namazlarda okunması en faziletli sûrelerin Kadir ve İhlâs sûreleri olduğunu yazmışsınız. Ama ben bu iki sûreyi sabah namazında okuduğumda göğsüm daralıyor.'
'Bu iki sûreyi okumaktan göğsün daralmasın; çünkü Allah'a yemin ederim ki, fazilet bu iki sûrededir' buyurdu."
Dâvud b. Ebû Zeyd, İmam Hâdî'den (a.s.) yazılı kâğıtlara secde etmenin câiz olup olmadığını sordu.
Cevabî mektupta, "Câizdir" diye buyurdu.
Eyyûb b. Nuh'tan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "İmam Hâdî'ye (a.s.) bir mektup yazarak, 'Bir gün veya daha fazla bir süre bayılan (şuurunu kaybeden) kişinin farz ibâdetlerini kaza etmesi gerekir mi, gerekmez mi?' diye sordum.
Bana,'Orucu da, namazı da kaza etmesi gerekmez' diye cevap yazdı."
Ebû İshak b. Abdullah el-Alevî el-Ueyzî'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
"Ramazan ayı dışında hangi günlerde oruç tutulur diye içimde bir kuşku uyandı. Bunun üzerine Sırba'da bulunan mevlâmız Ebûl- Hasan Ali b. Muhammed'e (a.s.) gittim. Bu meseleyi Allah'ın kullarından hiçbir kimseye açmamıştım.
Beni görünce şöyle dedi: 'Ey Ebû İshak! Hangi günlerde oruç tutulacağını sormak üzere bana geldin. Bunlar dört gündür; ilki, Receb ayının yirmi yedisidir. O gün Yüce Allah, Hz. Muhammed'i (s.a.a.) âlemlere rahmet olarak kullarına elçi gönderdi.
İkincisi, Hz. Muhammed'in (s.a.a.) doğum günü olan Rebiyülevvel ayının on yedisidir.
Üçüncüsü, Kâbe'nin (ilk kara parçası olarak) zâhir olduğu gün olan Zilkade ayının yirmi beşinci günüdür.
Dördüncüsü; Resûlullah'ın, kardeşi Ali'yi (a.s.) insanlar için hidâyet bayrağı ve Kendisinden sonraki İmam olarak atadığı Gadir günüdür.'
'Doğru söyledin, sana feda olayım, bunun için sana gelmiştim. Şahitlik ederim ki sen, Allah'ın kulları üzerindeki hüccetisin' dedim."
Ali b. Mehziyar'dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "İmam'a (a.s.) şöyle bir mektup yazdım:
'Ey efendim! Adamın birine hac yapması için bir miktar para verildi. Para adamın eline geçtiğinde onun humusunu veya hacdan sonra elinde artakalan paranın humusunu vermesi gerekir mi?'
Bana,'O adamın (bu paradan) humus vermesi gerekmez' diye yazdı."
Ahmed b. Hamza'dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "İmam Hâdî'ye (a.s.) dedim ki: 'Senin sevenlerinden bir adamın akrabaları vardır. Hepsi de senin imamlığını kabul ediyor. Bu adamın da vermesi gereken zekâtı vardır, zekâtının tamamını bu akrabalarına vermesi câiz olur mu?'
'Evet' buyurdu."
Ebû Ali b. Râşid'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "İmam Hâdî'ye (a.s.) dedim ki: 'Bize bazen para getiriliyor ve bu, İmam Cevad'ın (a.s.) yanımızdaki hakkıdır, deniyor; bu parayı ne yapalım?'
'İmamlıktan dolayı babamın olan para bana aittir. Bunun dışındaki ise Allah'ın Kitabı'na ve Peygamberinin (s.a.a.) sünnetine göre mirastır' buyurdu."
İbrahim b. Muhammed'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "İmam Hâdî'ye (a.s.) bir mektup yazdım ve 'Arazinin gelirinde farz olan hak nedir?' diye sordum.
Buyurdu ki: 'Masraflar çıkıldıktan sonra humus.'
Bu meseleyi ashabımızla tartıştım. Dediler ki: 'Masraflar, sultanın aldığı vergiden ve adamın kendi ihtiyacını karşılamasından sonra çıkılır.'
Bunun üzerine İmam'a (a.s.) tekrar yazdım ve dedim ki: 'Sen, masraflar çıkıldıktan sonra humus verilir, yazmışsın. Ashabımız masraflar hakkında ihtilâfa düştüler.'
'Humus, sultanın aldığı vergiden ve adamın kendisinin ve ailesinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra verilir' diye cevap yazdı."
Muhammed b. İsâ b. Ubeyd el-Yaktinî, Ebû'l-Hasan Ali b. Muhammed el-Askerî'ye (a.s.), "Bir adam oğlunu bir sene boyunca belli bir ücret karşılığında dikiş yapması için bir adama verip teslim eder. Sonra bir başka adam gelir ve, 'Oğlunu daha fazla ücretle bir seneliğine bana teslim et' der. Adam burada tercih yapma hakkına sahip midir? Adam önceki anlaşmasını feshedebilir mi, edemez mi?" diye bir mektup yazdı.
İmam (a.s.) kendi el yazısıyla şu cevabı yazdı: "Oğlu hastalanmadığı veya zayıf düşmediği sürece adam ilk anlaşmaya bağlı kalmalıdır." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Hadi eserinden)















































































