İmam Zeynelabidin’in Kur’an tefsirlerinden örnekler
İmam Zeynelâbidin (a.s.) şöyle buyuruyor: “Bu ayet İmam Mehdi hakkında nâzil olmuştur”
Hasan Parlak





İmam Zeynelâbidin (a.s.) şöyle buyuruyor: "Bu ayet İmam Mehdi hakkında nâzil olmuştur."
İmam Muhammed Bâkır (a.s.) babasının, "O, yeri sizin için bir döşek yaptı" ayetini tefsiri ile ilgili olarak şunları rivayet etmiştir:
"Yüce Allah, yeryüzünü sizin tabiatınızla uyumlu, bedenlerinizin özelliklerine uyumlu kılmıştır. Sizi yakacak kadar kızgın ve sıcak yapmadığı gibi, sizi donduracak kadar soğuk da yapmamıştır.
Ne başınızı döndürecek kadar hoş kokuludur rüzgârı, ne de sizi öldürecek helak edecek kadar pis kokuludur.
Ne su gibi sizi boğacak kadar yumuşak, ne de evlerinizi, binalarınızı yapmanızı ve ölülerinizin kabirlerini yapmanızı engelleyecek kadar sert yapmıştır.
Aksine, Yüce Allah, yeryüzünü belli bir katılık ve sağlamlığa sahip kılmıştır ki, ondan yararlanabilesiniz. Üzerinde dik ve dengede durabilesiniz, binalarınızı ayakta tutabilesiniz.
Ondan evlerinizi, kabirlerinizi yapabileceğiniz maddeler, daha birçok işinize yarayan şeyler var etmiştir. İşte bu yüzden yeryüzünü sizin için döşek yapmıştır.
Ardından, Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Göğü de bir tavan yaptı." Üstünüzde bir tavan gibi yarattı. Bu, çökmeye karşı korunan bir tavandır ki, güneşi, ayı ve yıldızları sizin yararınıza olacak şekilde dönerler.
Sonra şöyle buyurmuştur: "Gökten su indirmiştir." Yukarıdan yağmur yağdırmıştır ki, su, dağlarınızın ve tepelerinizin zirvelerine, kuytu yerlerinizin en diplerine ulaşsın.
Bu yağmuru da topraklarınız tarafından kolaylıkla emilsin diye çisenti, sağanak ve zayıf yağış gibi kısımlara ayırmıştır. Topraklarınız, ağaçlarınız, tarlalarınız ve ürünleriniz mahvolmasın diye bu yağmuru bir kere de indirmemektedir.
Ardından şöyle buyurmuştur: "Onunla, size besin olsun diye çeşitli ürünler çıkardı." Yağdırdığı yağmur aracılığıyla yerden çıkardığı ürünlerde sizin için rızık olan şeyler vardır. "Allah'a şirk koşmayın..." Allah'a benzerler, misiller yakıştırmayın, düşünemeyen, işitemeyen, göremeyen ve hiçbir şeye güçleri yetemeyen putları O'na eş koşmayın.
"Bunu bildiğiniz halde..." Siz, onların, Yüce Rabbinizin size bahşettiği bunca değerli, yüce nimeti vermeye güç yetiremeyeceklerini biliyorsunuz."
İmam Mâlik (a.s.)'ın şeyhi olan İmam (a.s.), elli dinarlık elbise giyerdi, kışın giydiği bu elbiseyi yazın sadaka verirdi veya onu satar, parasını tasadduk ederdi.
Yazın da Mısır işi kırmızı boyalı iki elbise giyer ve, "De ki: Allah'ın kulları için (ortaya) çıkarmış olduğu o ziynetini (süslü elbiseleri, mubah olan güzellik malzemelerini) ve lezzetli rızıkları kim haram kılmıştır (ki onları giyinmekten imtina ediyorsunuz)" ayet-i kerimesini okurdu.
Adamın birisi İmam (a.s.)'a, "Mallarında isteyene ve mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar" ayetinde geçen belli hakkın ne olduğunu sordu.
İmam (a.s.) cevaben buyurdu ki: "Belli hak, kişinin farz olan zekat ve sadaka dışında malından çıkarıp ayırdığı kısım anlamındadır."
Adam ona şöyle dedi: "Peki bu ayırdığı kısımla ne yapar?"
Cevaben şöyle buyurdular: "Bununla akrabalık bağlarını gözetir, zayıfa destek olur, onun yükünü taşır, din kardeşiyle bağlarını sürdürür veya başına gelen bir felakette kullanır."
Adam, İmam Seccad (a.s.)'ın ilmi karşısında şaşkına döndü ve şöyle dedi: "Allah, risaletini kime vereceğini herkesten daha iyi bilir."
İmam Câfer Sâdık (a.s.), "Kullarının tevbesini kabul eder ve sadakalarını alır" ayeti ile ilgili olarak dedesi İmam Zeynelâbidin (a.s.)'dan şöyle rivayet eder:
"Ben garanti ediyorum ki, sadaka kulun eline geçmeden, Rabbin eline geçer."
Ve şöyle der: "Hiçbir şey yoktur ki, Allah ona bir meleği vekil kılmış olmasın. Sadaka hariç. Sadaka doğrudan Allah'ın eline geçer."
İmam Seccad (a.s.), "Her kim güzel bir işle gelirse, onun için, onun on misli vardır" ayetinde geçen, "hasene" tabirinden maksadın, iman, kelime-i tevhid, kelime-i şehadet mânâlarına geldiğini buyurmuşlardır."
Fatır Sûresi 37. ayet-i kerimede geçen, "Öğüt alacak kişinin öğüt alacağı kadar bir süre sizi yaşatmadık mı?" ifadesindeki süre konusunda, İmam, buradaki ömrün miktarı ile ilgili olarak, "Bu, on yedi yaşlık bir süredir" buyurmuşlardır." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Zeynelabidin eserinden)



























































































