logo
24 HAZİRAN 2026

İmamoğlu lansmanında 'Korkma Erdoğan adayını açıkla' sloganları atıldı

CHP'nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun davetli olduğu halde etkinliğe katılmadığı öğrenildi.

05.01.2024 13:04:00 / Güncelleme: 05.01.2024 14:34:33
Kamil Alili
İmamoğlu lansmanında 'Korkma Erdoğan adayını açıkla' sloganları atıldı
İmamoğlu lansmanında 'Korkma Erdoğan adayını açıkla' sloganları atıldı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Haliç Kongre Merkezi'ndeki yeni dönem aday tanıtım toplantısına katıldı. 

Kılıçdaroğlu davetli olduğu halde katılmadı

CHP'nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun davetli olduğu halde etkinliğe katılmadığı öğrenildi.

Özel'den 'Korkma Erdoğan' sloganı atan partililere mesaj

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in konuşması sırasında tribünlerdeki gençler "Korkma Erdoğan adayını açıkla" diye slogan attı. Slogan üzerine Özgür Özel, "Bir kez daha ertelemezse bir, iki güne kadar adayını açıklayacak. Ama biz açıklayacağı isimle meşgul değiliz. Biz isimlere karşı da değiliz. Bizim karşı olduğumuz şey, bir şehrin iradesini aşıp, o şehrin bir kişinin iradesiyle, o şehre hizmet etmek varken dışarıda söz verdiği yabancı devlet adamlarına, şeyhlere, emirlere o şehrin varlıklarının peşkeş çekilmesidir." dedi.

Özgür Özel, "Bugün şehirlerin sultanı İstanbul'da, Napolyon'un 'Bana dünyayı verseniz, ona başkent yaparım' dediği İstanbul'da, Fatih Sultan Mehmet'in çağ açıp, çağ kapattığı İstanbul'da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Bu devletin ziyneti, bu milletin gözbebeği' dediği İstanbul'da 5 yıldır İstanbul için çalışan, İstanbul için emek veren Ekrem İmamoğlu ve onun değerli ekibinin ikinci 5 yıl için 'Tam yol ileri' dedikleri bugünde hep beraberiz. Hepiniz hoş geldiniz" dedi.

"Gezi, Erdoğan'ın kin davasıdır"

"100 yıllık bir Cumhuriyetiz. 570 yıldır İstanbul'a hükmediyoruz. 953 yıldır Anadoludayız ve 2 bin 200 yıllık bir devlet geleneğinin sahibiyiz" diyen Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Öyle olunca devlet, egemenlik, birlik, beraberlik ne demek en iyi bilenleriz. Bir milletin devlet olması için bir ordusunun, ülkesinin, sınırlarının, kendisine ait parasının olması lazım. Elbette ki bu toplumun ortak sözleşmesi bir anayasası olması lazım. Bir Anayasamız var. Hepimizin çok memnun olduğu, hepimizin üzerinde tam mutabık olduğu bir anayasamız yok, tam ve sivil bir anayasamız yok. Ama değiştirilemez ilk 4 maddesi ile bayrağı, vatanın tanımı, yurttaşlığın tanımıyla hepimizin üzerinde mutabık olduğu maddeleri ile bir Anayasamız var. O Anayasa hepimize yetkiler, görevler, sorumluluklar veriyor. Değiştirilene kadar hepimizi bağlıyor. Tüm kurum, kişileri, yasama, yürütme, yargıyı bağlıyor. Eğer siz Anayasa'nın bir maddesini yok sayar, 'Benim için yok' derseniz bir başkasının başka maddeyi tartışmaya açmasını kabullenirsiniz. Maalesef öyle bir dönemde üretilmiş öyle yapay bir krizle karşı karşıyayız ki birileri çıkıyor Anayasamızın bir maddesine 'Bu madde benim için yoktur' diyor. Sebebi kendi kini, kendi güttüğü kin ve kan davası. Anayasa'nın 153'üncü maddesi hepimize Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğunu söylerken, birisinin  talimatıyla 5 kişi Anayasa'nın o sayfasını yırttı ve attı. Diyorlar ki 'Anayasa Mahkemesi kararı birinin aklına yatmazsa, biz onu uygulamayız.' Bu sefer bir başkasının Anayasa'nın 75'inci maddesini yok saymasına olanak tanır. O buradaki milletvekillerinin, o Devlet Bahçeli'nin, o Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un yok hükmünde olması demektir. Bir başkası bir gün gelir Anayasa'nın 101'inci maddesini yırtıp atar ve o Cumhurbaşkanının olmaması demektir. Bir başkası gelir Anayasa'nın bu sefer 154'üncü maddesini yırtıp atar, o bugün kendini her şeyin üzerinde gören Yargıtay hakimlerinin aslında hiçbir yetkileri olmadığı anlamına gelir. Yani birileri devletin çivisini almış çıkarmaya, devletin temeli olan Anayasa'yı yok saymaya kalkmaktadırlar. O her şeyi bilen ve karar veren, 'Bütün yetki bende' diyen birisini kişisel kini yüzünden olmaktadır. Onun derdi Gezi davasıdır. Gezi, İstanbul'un, hepimizin, Türkiye'nin onurudur ama o birisinin kinidir, kan davasıdır."

Gezi tutuklularını selemladı: Ağaçaları kesmeyin diyorlardı

"Elbette, 16 milyon İstanbullu olanı ve biteni bilmektedir. Ama burada 16 milyon İstanbullunun temsilcileri var. Burada 2 büyük ailenin temsilcileri var. Bunlardan bir tanesi Türkiye'nin en büyük, köklü Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir. Bunlardan bir tanesi de İstanbul'a hizmet eden her yaştan, inançtan, memleketten koca yürekli, açık alınlı İstanbul Büyükşehir Belediyesi ailesidir. Bu 2 ailenin ortak bir evladı var, Tayfun Kahraman. Buradan Tayfun'u yürekten selamlayarak, Tayfun Kahraman'ın şahsında Osman Kavala'yı, Can Atalay'ı, Bakırköy Cezaevi'ndeki Mine Özerden'i, Çiğdem Mater'i selamlayarak, bütün Türkiye'ye bir şeyi hatırlatmak isterim. Öyle her şeyi bilen, her iyiliği yapan, her kötülükten mağduriyet çıkaran birisi bu insanların kendisine darbe girişiminde bulunduğunu iddia ediyor. Bu insanların her birisi kendi meslek örgütlerinin, kendi temsil ettikleri sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri olarak Taksim Dayanışması'nda yer aldılar. Gezi dayanışmasında, Taksim Platformu'nda yer aldılar. Bu insanlar, Gezi yaşanırken dönemin Başbakanı ile görüşmek istediler, yurtdışındaydı, dönünce görüştüler. Başbakan yardımcıları, AK Parti'nin yöneticileri ile görüştüler. Gezi'de bir kişinin daha burnu kanamasın diye gayret sarf ettiler. Gezi'de herkesin sağlıkla evine dönebilmesi için 5-6 madde istediler. 5-6 maddeden hiçbirisi 'Başbakan istifa etsin, bakanlar istifa etsin, hükümet düşsün, verin devleti biz yöneteceğiz' demiyordu. Ne diyorlardı? 16 milyon İstanbullunun gözünün içine bakarak söylüyorum ki ağaçları kesmeyin diyorlardı. Diyorlardı ki 'Ağaçları kesmeyin, Gazi Parkı'nı kesip de yerine topçu kışlası yapmayın. Atatürk Kültür Merkezi'ni, AKM'yi yıkıp yerine AVM yapmayın. Gençleri nezarethanelerde tutmayın. Söz verin ağaca dokunmayacağız diye, evimize dönelim' diyorlardı. Şimdi bu kent bilincinden bugün Gezi Parkı duruyorsa, sevgili Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Can Atalay sayesinde duruyor.  Atatürk Kültür Merkezi yıkılıp da yerine yenisi yapılmak yerine yandaşlara, o dönemde Suudi Arabistanlı iş adamlarına söz verilen AVM yapılmadıysa, AKM, AKM adıyla yerinde duruyorsa arkadaşlarımız sayesinde duruyor."

"Gazi Mustafa Kemal'i utanmadan pazarlık konusu yapmaya yelteniyorlar"

"Şimdi dönmüş diyorlar ki 'Efendim orada bize darbe yapmaya çalıştılar, mahkemeler salsa da salmayız. Anayasa Mahkemesi ne derse desin bırakmayız. Kararı ben veririm ben.' Ama geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet'in 100'üncü yılında, İstanbul ve Türkiye'nin gözbebeği 2 takımı Galatasaray ve Fenerbahçe, 100'üncü yılın son derbisini oynayacak. Alıyorlar, Riyad'a, Suudi Arabistan'a götürüyorlar. Sanki bilmezmiş gibi. Bunlar gelince Anıtkabir'e gitmiyorlar, sanki bilmezmiş gibi senin bir adım önünde gelip mehmetçiğin karşısına geçip, 'Merhaba asker' diye selamlamaktan, yani Türkçeyi saygı ile ağzına almaktan imtina edip, kendi dilinde selamlayan birisinin yapacaklarını bilmiyormuş gibi, İstanbul, İzmir, Türkiye'nin hak ettiği Cumhuriyet'in ilk 100 yılının son derbisini alıp götürüyorlar, orada Gazi Mustafa Kemal'i utanmadan pazarlık konusu yapmaya niyetleniyorlar. Sonra biz çıkıp, 'Her şeyden sen sorumlusun da burada niye sorumluluk almıyorsun' deyince açıklama yaptırıyorlar. 'Cumhurbaşkanımızın bu konuya dahli yok, bunu kulüplere sorduk, yaptık' diye. Dahlin yoksa, Gezi'den de elini çek. Dahlin yoksa, bu milletin evlatlarından da elini çek. Yok her şeyi sen biliyorsan, o maçı da oraya sen götürdün, o Suudi Arabistanlıları 'Atatürk'ü istemeyiz, İstiklal Marşı'nı okutmayız' diyecek hadsizliğinin de sorumlusu sensin Recep Tayyip Erdoğan. İşte bu ikiyüzlülüğe 'artık yeter' diyoruz. Artık bu yalana, bu kibre, bu iki yüzlülüğe yeter. Artık biz hep beraber bu güzel ülkenin, bu güzel ülkenin başta kurucu değerlerine, kurucu kadrolarına, Cumhuriyetin temel niteliklerine, laikliğe, Anayasa'ya, gençlerimize, kentlerimize ve geleceğimize hep birlikte sahip çıkıyoruz. O yüzden değerli ilçe başkanlarım, değerli il başkanım, değerli büyük şehrimizin çalışanları. İstanbul'un 16 milyon güzel insanı hepinizi 14 Ocak günü saat 13.00'te, Ata'mızın da ebedi istirahatgahının olduğu Ankara'mızda Cumhuriyet ve Anayasamıza sahip çıkmaya, mitingimize bekliyoruz."

"Bu ülkeye parlamenter demokrasiyi getiren partiyiz"

"Biz CHP'yiz, biz bu ülkeye önce bağımsızlığı getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye çok partili rejimi, parlamenter demokrasiyi getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye sosyal devlet anlayışı ve sosyal belediyeciliği getiren partiyiz. Türkiye'de yerel yönetimler tarafından ilk kez ortaya konulan kentsel dönüşümden toplu konut projelerine, metrodan metrobüse, hafif raylı sistemden biyolojik arıtma tesislerine kadar tamamı bugün bu salonda çoğu olmayan, birkaçı olabilen CHP'li sosyal demokrat belediye başkanlarının ve onların inanmış kadrolarının eseridir. İstanbul'da ilk metronun temeli 1991'de Nurettin Sözen tarafından, İzmir'de Yüksel Çakmur tarafından atılmıştır. İlk tercihli yolu belediye başkanımız Aytekin Kotil hayata geçirmiştir. Yine 1992'de Nurettin Sözen İstanbul'un ilk doğalgaz projesine imza atmıştır. 0-1 yaş arası çocuklara süt dağıtımı aynı yıllarda Nurettin Sözen tarafından başlatılmıştır. İlk tanzim satış mağazası benim doğduğum yıl, 1974 yılında İstanbul Kağıthane'nin belediye başkanı Celal Altınay tarafından başlatılmıştır. İlk halk ekmek fabrikası 1977'de Ahmet İsvan tarafından hayata geçirilmiştir. Katı atık çöp işleme tesisleri, hızlı tramvay, öğrenci yurtları, yapı ve enerji kooperatifleri, çocuk belediyeciliği, ilk güneş santralleri, ilk çocuk ağız ve diş sağlığı merkezi, ilk uzay evi, ilk ekolojik kreş gibi Türkiye'nin ilk kez tanıştığı yerel yönetim hizmetlerinin hepsi bu belediye başkanlarının, sosyal demokratların eseridir. Hepsine minnet duyuyor, teşekkür ediyoruz. Aramızda olmayanlara gani gani rahmet diliyoruz."

"Çıkar çevrelerinin İstanbul'un kanını emmesine mani olduk"

CHP Lideri Özel, İmamoğlu'nun yaklaşık 5 yıllık başkanlık dönemine dair şunları söyledi:

"İl Başkanım Özgür Çelik ile birbirimizin elini sıktık. 2019'dan bugüne kadar İstanbul'da, bu güzel kentte neler olmuş hissederek, hislenerek ve gururlanarak izledik. Ben Sayın İmamoğlu, değerli başkanımızın neler yaptığını ve geleceğe nasıl bir vizyonla baktığını kendisinden hep birlikte dinlemek üzere sabırsızlanıyorum ama bir şeyi unutmamak lazım. Biz geldiğimizde, 'İsraf etmeyeceğiz, hortumları keseceğiz, bir sınıfa, küçük bir sınıfa hizmet yerine hizmeti 16 milyona yayacağız' demiştik. Birileri yüzde 89 garibandan vergi alıp, kodamandan yüzde 11 vergi alırken halen vergiyi tabana yaymaktan bahsede dursun, biz hizmeti tabana, hizmeti İstanbul'a, hizmeti 16 milyon kişiye yayıp bir takım çıkar çevrelerinin artık İstanbul'un kanını emmesine mani olduk. Hesabına, kitabına güvendiğimiz her şey gösteriyor ki çok basit bir hesapla İstanbul'a yapılan hizmet, bir önceki döneme göre dolar bazında yarı fiyatına yapılan hizmet olarak tam 2 katına çıkmış. Yani bu 4 katlık fark. Yani hani Rabia yapıyor ya, bu Rabia'nın bir tanesi ile 4 katına hizmet yapılmış. Yani israf, yani kayırmacılık, yani birilerine peşkeş çekilenler 16 milyon İstanbulluya, sizlere hizmet olarak dönmüş. Eskiden olup da şimdi olmayan nedir diye bakarsanız, örneğin pandemide hepimiz canımızla uğraşırken, hepimiz anamızı, babamızı, çocuğumuzu düşünürken birileri İstanbul'u düşündü. O trafiğin azaldığı günlerde İstanbul'un altını üstüne getirip bütün altyapıyı yenilediler. O günlerde bir televizyon programı için tesadüfen buradaydım, İSKİ çalışanlarını gördüm. Onlarla sohbet ettim, şefleri İSKİ Genel Müdürüne haber vermiş. İSKİ Genel Müdürü aradı. Dedi ki 'Başkanımızın talimatıyla bütün yağmur sularını fırsattan istifade denize ulaştırıyoruz. Bütün altyapıyı değiştiriyoruz, göreceksiniz bu iş bittikten sonra bir daha Üsküdar her yağmurda Üsküdar'a deniz yürümeyecek, bir daha hiçbir battı çıktı da sularla dolup da insan hayatını tehdit etmeyecek. Seller ve taşkınlar ne olursa olsun azalacak.' Bu sene yağan her yağmurda bu feraseti, bu öngörüyü, başarıyı görüp hepimiz hem gurur duyuyoruz, hem de CHP'de olmayan büyükşehirler ve şehirler adına İstanbul'a imreniyoruz. Bu kadroyu tebrik ediyoruz."

"Her bulduğu arsaya villa yapan zihniyet yok"

"İstanbullular, daha çoğunu her seferinde görüyorlar ama benim bugün İstanbul'da hem örgütümüz, hem İBB çalışanları, hem 16 milyonun temsilcileri ile karşı karşıya geldiğim ilk büyük tören. Ama bir öncekini,  Atatürk Fidanlığında Genel Başkan olarak ilk kez açılışa katılmıştım. Konum itibariyle inanılmaz bir yer. Alan 85 bin metrekare. Sarıyer'de denizden başlayarak giden muhteşem bir arazi. İlçe belediye başkanımız dedi ki 'Yıllardır bana şunu dediler. Gel buraya belediye binanı yapalım. Gel buraya sana da bir lojman yapalım. Biz burayı yerleşime açalım.' O direndi. Belediye meclis üyelerimiz direndi, İstanbul'un imdadına Ekrem İmamoğlu yetişti. Sarıyer'de o denizden başlayan ve denizi gören o muhteşem arsaya Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği olsa, dün konuşuyorlar ya, 'Yeniden Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği gelecek'miş. Oraya tam 400 villa, 40 milyar liralık bir rant. Bütün hedef oyken, şimdi orada kreşinden meslek edindirme kurslarına kadar, Atatürk'ün emaneti bahçıvanlık okulundan ilave bir tek tuğla konmadan mevcut binalarla İstanbul'a hizmet ve muhteşem bir yeşil alan var. Yani Ekrem İmamoğlu geldi, CHP geldi. Eskiden olan ne var da şimdi yok derseniz, her bulduğu arsaya villa yapan, ranta açan zihniyet yok. Bir de İstanbullular dinlendi biraz yahu. Öyle bir pata pata pata helikopter geziyor ya. Oradan bakıp da Katarlılara, Suudi Araplara, Birleşik Arap Emirliklerine kupon arsalar pazarlıyor ya, Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'un üstünde uçup kupon arsa pazarlayamıyor. Artık bu rant yok."

"Erdoğan, gençler 'adayını açıkla' diyor"

"Erdoğan, gençler 'Adayını açıkla' diyor. Bir kez daha ertelemezse bir, iki güne kadar adayını açıklayacak. Ama biz açıklayacağı isimle meşgul değiliz. Biz isimlere karşı da değiliz. Bizim karşı olduğumuz şey, bir şehrin iradesini aşıp, o şehrin bir kişinin iradesiyle, o şehre hizmet etmek varken dışarıda söz verdiği yabancı devlet adamlarına, şeyhlere, emirlere o şehrin varlıklarının peşkeş çekilmesidir. Bizim karşı olduğumuz şey, Fatih Sultan Mehmet'ten emanet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet, bugüne kadar hangi siyasi partiden olursa olsun, CHP'li, Demokrat Partili, Adalet Partili, Saadet Partili, ANAP'lı, Doğru Yollu, hangi partiden olursa olsun İstanbul'a, devlete hizmet eden, bu şehre hizmet eden belediye başkanlarımızdan emanet bu güzel şehrin, İstanbullunun iradesiyle değil bir tek adamın iradesiyle, 16 milyon için değil belli bir zümre için yönetilmesine itiraz ediyoruz. O yüzden ne yaparsa yapsınlar, kimi getirirlerse getirsinler hiçbir adaydan çekincemiz yok. İstanbul'u, İstanbullular için bir 5 yıl daha, İstanbulluların yüksek teveccühleri ile yönetecek olan Ekrem İmamoğlu'nu hepinizin huzurunda buraya davet ediyorum."

"Artık İstanbul senin"

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise "Beni oy birliği ile aday ilan eden partimizin genel başkanı saygıdeğer Özgür Özel'e parti meclisi üyelerimize ve yetkili karar organlarında bulunan dava arkadaşlarıma gösterdikleri büyük güven ve beni destekledikleri için, yanımda oldukları için hepinizin huzurunda teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum" dedi.

"Artık İstanbul senin. O, 'İstanbul benim' diyen tek kişiden kurtuldu. İstanbul 16 milyonun, İstanbul herkesin" diyen İmamoğlu, konuşmasında ayrıca, "Her türlü engele rağmen az zamanda çok ve büyük işler başardık. Bunca engele rağmen başardıklarımız bize güven ve cesaret veriyor. Bir kez daha İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için karşınızdayım… 1 Mart 2024'te İstanbul'u yeniden kazanacağız. Hizmet ürettik, tecrübe kazandık. Artık küçüldükçe küçüldü o engelleme refleksleri. Toza dönüştü, görmüyoruz onları artık. Başarıya nasıl ulaşacağımızı artık çok daha iyi biliyoruz. Önümüze çıkarılan zorlukları aşa aşa ustalaştık. İstanbul başardı" ifadelerini kullandı.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.