logo
21 MAYIS 2026

İnsan iradesi ve özgürlüğü

İnsanın irade ve özgürlüğü, kesin ve açık bir gerçektir ve insan aşağıda işaret edeceğimiz çeşitli yollarla bunu anlayabilir

23.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İnsan iradesi ve özgürlüğü
İnsan iradesi ve özgürlüğü
İnsanın irade ve özgürlüğü, kesin ve açık bir gerçektir ve insan aşağıda işaret edeceğimiz çeşitli yollarla bunu anlayabilir:

A- Herkesin vicdanı, insanın bir şeyi yapıp yapmamaya karar vermekte serbest olduğuna tanıklık eder ve bu apaçık konuda şüphe eden kimsenin, hiçbir açık hakikati kabul etmemesi gerekir.

B- Herhangi bir toplumda -ister dindar olsun ve ister olmasın- çeşitli kişiler hakkında yapılan övgü ve kınamalar, öven veya kınayan kişinin, fâilin kendi işlerinde serbest ve özgür kabul ettiğini göstermektedir.

C- İnsanın irade ve serbestliği görmezlikten gelinirse, din ve şeriat düzeni de boş ve faydasız olacaktır. Çünkü eğer her insan, daha önce kendisi için belirtilen yolu izlemek zorundaysa ve ondan bir kıl payı sapamazsa, bu durumda emir ve nehiy, vaad ve vaîd, mükâfat ve cezanın hiçbir anlamı olmayacaktır.

D- Tarih boyunca sürekli birey veya beşer toplumunu ıslah etmeye çalışan, bu yolda planlar hazırlayıp sonuca varan insanların olduğunu görmekteyiz.







Açıktır ki, bu konu insanın mecbur oluşuyla bağdaşmamaktadır; çünkü cebir görüşüne göre, bu çabaların tümü boş ve sonuçsuz olacaktır.

Bu dört delil, irade ve serbestlik ilkesini sağlam ve şüphe edilmez bir gerçek kılmaktadır.

Elbette, beşerin irade ve serbestlik ilkesinden, onun tamamen kendi başına bırakıldığı ve Allah-u Teâlâ'nın onun fiilinde hiçbir etkisi olmadığı sonucunu almamak gerekir.

Çünkü tefviz olan böyle bir inanç, insanın sürekli Allah'a muhtaç olduğu ilkesiyle çelişmekte ve yine Allah'ın güç ve yaratıcılık dairesini sınırlandırmaktadır.







Bu konuyu İmam Câfer'in ifadeleri ile açalım. Salih b. Nili şöyle der:

Ebu Abdullah'a (Câfer-i Sâdık) dedim ki: Kullar için yapabilirlikten bir pay var mıdır?"

Bana şu karşılığı verdi: "Bir fiil işledikleri zaman Allah'ın, fıtratlarına (varoluşlarına) yerleştirdiği yapabilirlikle muktedirdirler."

Dedim ki: "Bu nedir?"

Buyurdu ki: Zina eden biri mesela... Zina, fiili açısından bir alet konumundadır. Zina ettiği zaman, zina ederken zinayı yapabilen konumundadır. Eğer zinayı terk etse, terk ettiği anda onu terk etmeyi yapabilendir."

İmam ardından şunları söyledi: "Fiilden önce yapabilirlikten az veya çok bir şeye sahip değildir. Fakat fiili işlerken veya terk ederken yapabilendir."

Dedim ki: "Peki, Allah onu niçin azaplandırır?"

Buyurdu ki: "Meseleyi apaçık zihninde canlandıran kanıt ve insanların varoluşlarına yerleştirdiği işleyici alet ile...







Çünkü Allah hiç kimseyi kendisine karşı günah işlemeye zorlamaz. Hiç kimsenin küfür işlemesini istemez. Fakat kişi kafir olunca, Allah'ın iradesinde kafir olması gerçekleşir. Onlar, Allah'ın iradesinde ve ilminde hayırdan herhangi bir şeye ulaşamayacaklardır."

Ben dedim ki: "Allah onların küfür işlemelerini irade etti mi?"

İmam buyurdu ki: "Ben böyle söylemiyorum. Bilakis şöyle diyorum: Allah onların kafir olacaklarını bildi. Onlar hakkındaki bilgisinden dolayı onlar için küfür diledi. Ama bu kesin irade değil, serbestlik iradesidir." 

Hz. Resulûllah'ın (s.a.v.) vefatından sonra Müslümanlar arasında söz konusu olan meselelerden biri de; insanın fiilinin nasıl gerçekleştiğiydi. Bir grup cebir görüşünü seçerek insanı mecbur bir fâil kabul ederken, diğer bir grup da, bu görüşün zıddını kabul ederek insanın kendi başına bırakılmış bir varlık olduğunu ve onun fiillerinin Allah Teâlâ'ya isnat edilmeyeceğini savundular.







Her iki grup da gerçekte fiilin ya insana ya da Allah'a isnat edilmesi gerektiğini, ya insan gücünün ya da Allah'ın gücünün etkili olması gerektiğini düşünüyorlardı.

Oysa, burada masum Ehl-i Beyt İmamlarımızın gösterdiği üçüncü bir yol daha vardır. İmam Câfer Sâdık (a.s.) şöyle buyuruyor: "Ne cebir söz konusudur ne de tefviz; bu ikisinin arasında bir şeydir." 

Yani, fiil insana isnat edilmesine rağmen, Allah'a da isnat edilmektedir. Çünkü fiili yapan fâildir fakat buna rağmen fâili ve sahip olduğu gücü Allah yarattığı için de fiil Allah'tan ayrılmaz.







Ehl-i Beyt Ekolü'nün insanın fiilinin gerçeğini beyan etmekteki metodu, Kur'an-ı Kerim'de açıklanan şeydir. Bu semavî kitap, bazen fiili fâile isnat ettiği halde Allah'a da isnat etmektedir; yani, her iki nispeti de kabul etmektedir.

Nitekim şöyle buyuruluyor: "Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı." 

Bundan maksat şudur: Hz. Resulûllah (s.a.v.) bir şeyi yaptığın-da, bu işi kendinin müstakil gücüyle değil, Allah'ın gücüyle yapmıştır. Dolayısıyla, her iki isnat da doğrudur.

Başka bir ibareyle, her şeyde Allah'ın güç ve kudreti vardır; tıpkı elektrik kablosundaki elektrik santralinden kaynaklanan elektrik akımı gibi.

Elbette elektrik düğmesine bizim basmamızla lamba yanmaktadır. "Lambayı biz yaktık" diye söylememiz doğru olduğu gibi, "Lambanın aydınlığı elektrik akımından kaynaklanmaktadır" dememiz de doğrudur.







Biz, insanın irade ve serbestliğine inanmakla birlikte, Allah Teâlâ'nın ezelden beri işlerimizden haberdar olduğuna ve bu iki inanç arasında bir çelişki olmadığına inanıyoruz. Bu ikisinin bir araya toplanmayacağına inananlar, Allah Teâlâ'nın ezelî ilminin insanın fiilini "iradî olarak" gerçekleşeceğine taalluk ettiğine ve doğal olarak da böyle ezelî bir ilmin, insanın özgürlüğüyle çelişmeyeceğine dikkat etmeleri gerekir.

Başka bir tabirle, Allah'ın ilmi, insanın fiilinin gerçekleşeceğine taalluk ettiği gibi, onun fiilinin nasıl (insanın irade ve isteğiyle) gerçekleşeceğine taalluk etmiştir.







Böyle bir ezelî ilim, insanın irade ve serbestliğiyle çelişmesi bir kenara dursun, onu sağlamlaştırmaktadır da. Çünkü eğer fiili insanın irade ve isteğiyle gerçekleşmezse, bu durumda Allah'ın ilmi gerçeği göstermeyecektir. Çünkü ilmin gerçek görüntüsü, bir şeye taalluk ettiği şekilde gerçekleşmesidir.

Doğal olarak eğer Allah'ın ilmi, insanın fiil ve eyleminin onun iradesiyle gerçekleşmesine, yani, insanın yapmak istediği eylemi serbest ve özgürce yapmasına taalluk etmişse, bu durumda fiil zorunluluk ve cebirle değil, bu özellikle gerçekleşmelidir." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)

Tokat'ta 15 bin kişi güvenli alanlara tahliye edildi

Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Tokat'ta ön görülen sel ve taşkınlar öncesi 15 bin kişinin güvenli bölgelere nakledildiğini söyledi

21.05.2026 13:43:00 / Güncelleme: 21.05.2026 13:46:24
İHA
Tokat'ta 15 bin kişi güvenli alanlara tahliye edildi
Tokat'ta 15 bin kişi güvenli alanlara tahliye edildi
AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Yeşilırmak'ta su seviyesinin ve debisinin atması sonucu ön görülen taşkın ve sel öncesi alınan tedbirleri yerinde inceledi. AFAD Tokat İl Müdürlüğü'nde ilgili birim amirleriyle de toplantı yapan Pehlivan, toplantı sonrası yaptığı açıklamada önleyici tedbirler kapsamında 15 bin kişinin güvenli bölgelere nakledildiğini söyledi. Pehlivan, bölgede bulunan barajlardaki doluluk oranının maksimum seviyelere ulaştığını hatırlatarak, "Meydana gelen taşkınlar ve barajlarda doluluk oranının maksimum seviyeye ulaşmasıyla birlikte oluşan risklere ve buna istinaden alınan tedbirlere, önlemlere, risk azaltma çalışmalarına ve ihale çalışmalarına ilişkin bu toplantıyı gerçekleştirdik. Bütün afetlerde olduğu gibi burada sadece müdahale değil, müdahale çalışmalarıyla risk azaltma çalışmaları eşgüdüm içerisinde gerçekleştirildi" dedi.

Ön görülen taşkınlarla ilgili alınan tedbirlere değinen Pehlivan, "Bu sene özellikle kış mevsimi ve bahar mevsimi yağışları, yağmurları bol şekilde aldığımız bir mevsim oldu. Tabii bunun öncelikle şükrünü yaşıyoruz. Bunun öncesinde kurak aylar, yıllar yaşadık. Elbette bu nimetin birtakım yan etkileri de olabiliyor. Bize düşen elbette tedbirleri almak ve uygulamak. Tokat özelinde de bu anlamda bir yandan müdahaleyle ilgili ekipler sahada çalışırken, bir yandan da işte ÇEDAŞ Köprüsü'nde kontrolü yıkım DSİ'nin bilimsel verileri ışığında gerçekleştirilirdi. Devamında yeni sanayi sitesinde yine sıkıntı oluşturabilecek bir köprünün yıkımı gerçekleştirildi. Yine DSİ Müdürlüğümüz tarafından bütün nedir boyunca, özellikle de Turhal ilçesinde tahkimatlar gerçekleştirilirdi" diye konuştu.

15 bin kişi güvenli bölgelere nakledildi

Pehlivan, 15 bin kişinin güvenli bölgelere taşındığını belirterek, "Malumunuz Almus Barajı yüzde 100 doldu. Dolusavaktan su atmaya başladı. Bununla birlikte Kılıçkaya Barajı da Kelkit Vadisi'nde suyun artmasına neden odu. Dolayısıyla Tokat'ımızın hemen hemen bütün ilçelerinde bir yandan tahkimatlar, tahliyeler yapıldı, bir yandan da müdahaleler gerçekleştirildi. 4 binin üzerinde hanenin tahliyesi gerçekleştirildi. Yaklaşık 15 bin vatandaşımız güvenli bölgelere alındı. Bu konuda vatandaşlarımıza da teşekkür ediyoruz, anlayış gösterdiler. Biz kamu misafirhanelerini sayın valimizin talimatlarıyla açmıştık. Orada bine yakın vatandaşımızı misafir ettik. Zarar tespiti, hasar tespitini çevrecilik ekipleri tarafından gerçekleştiriyoruz. Elektrikle ilgili yine çalışmalar, tahliye konusunda jandarmamız, trafik konusunda emniyetimiz topyekûn bir çalışma gerçekleştiriyor" ifadelerini kullandı.

EFES-2026'da gövde gösterisi: Çelik Kubbe ilk kez sergilendi

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en büyük tatbikatlarından EFES-2026'nın seçkin gözlemci günü başladı. Çelik Kubbe çok katmanlı hava savunma sistemi ilk kez kullanıldı

21.05.2026 13:05:00
Haber Merkezi
EFES-2026'da gövde gösterisi: Çelik Kubbe ilk kez sergilendi
EFES-2026'da gövde gösterisi: Çelik Kubbe ilk kez sergilendi
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en büyük birleşik müşterek tatbikatlarından EFES-2026'nın seçkin gözlemci günü kapsamındaki gündüz faaliyetleri başladı.

CUMHURBAŞKANI DA TAKİP EDİYOR
İzmir'in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi'nde gerçekleştirilen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da izlenen beklenen tatbikatın son günündeki faaliyetleri, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, beraberlerindeki dost ve müttefik ülkelerin savunma bakanları ve genelkurmay başkanları ile TSK komuta kademesi takip ediyor.

50 ÜLKEDEN 10 BİNDEN FAZLA PERSONEL KATILIYOR
Birleşik ve müşterek harekatta katılımcı ülke unsurları ile birlikte oluşturulan müşterek karargah ve birliklerin askeri imkan ve kabiliyetlerinin, verilecek vazifelerin tamamını kapsayacak şekilde geliştirilmesi ve harbe hazırlık seviyesinin idame ettirilmesi amaçlanan EFES-2026 Tatbikatı'na 50 ülkeden 10 binin üzerinde personel katılıyor.

HÜCUM HAREKATI YAPILDI
TB-3 SİHA'nın TCG ANADOLU'dan kalkışıyla başlayan tatbikatın son günü, sırasıyla deniz top ateş desteğinin kara bombardımanı, topçu ve havan atışları ve gece başlayan hava hücum harekatıyla devam etti.

Kütahyalı'nın cezaevi değişti: Gerekçe hamile eş iddiası

Adana merkezli 21 ilde düzenlenen suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yasa dışı bahis, bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına yönelik operasyonda yakalanarak tutuklanan Rasim Ozan Kütahyalı, Adana Kürkçüler E Tipi Cezaevi'nden İstanbul Maltepe Cezaevi'ne nakledildi. Nakil kararının gerekçesi olarak eşinin hamile olması gösterildiği iddia edildi

21.05.2026 13:04:00
İHA
Kütahyalı'nın cezaevi değişti: Gerekçe hamile eş iddiası
Kütahyalı'nın cezaevi değişti: Gerekçe hamile eş iddiası
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'yasa dışı bahis', 'bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık', 'rüşvet' ve 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' suçlarına yönelik Adana merkezli 21 ilde 14 Mayıs günü şafak vakti operasyon düzenlendi.

Operasyonda aralarında örgüt lideri Selahattin A.U. ve gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın da bulunduğu 161 şüpheli gözaltına alındı.

7 şüpheli emniyetteki sorgusunun ardından savcılık tarafından serbest bırakılırken, 154 şüpheli adliyeye sevk edildi Hakim karşısına çıkan Kütahyalı'nın da aralarında bulunduğu toplam 135 şüpheli tutuklanmıştı. 9 kişi ise adli kontrol şartıyla yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

"Kütahyalı'nın cezaevi değiştirildi"

Yasa dışı bahis soruşturması kapsamında tutuklanan Rasim Ozan Kütahyalı, ilk olarak Adana Kürkçüler E Tipi Cezaevi'ne yerleştirilmişti.

Kütahyalı'nın daha sonra İstanbul'daki Maltepe Cezaevi'ne nakledildiği, bu kararın gerekçesi olarak ise eşinin hamile olmasının gösterildiği öne sürüldü.

Çerkes sürgününün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen acıları unutulmuyor

Çarlık Rusyası'nın, stratejik açıdan önemli gördüğü Kafkaslar'dan Çerkes halkını sürgün etmesinin üzerinden 162 yıl geçti

21.05.2026 12:25:00
AA
Çerkes sürgününün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen acıları unutulmuyor
Çerkes sürgününün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen acıları unutulmuyor
Rusya'nın Karadeniz sahiline inme politikasının gereği olarak Kuzey Kafkasya'yı ele geçirme amacıyla 1556'da başlattığı Kafkas-Rus Çarlığı Savaşı, 308 yıl sürdü.

Çerkesleri yok ederek Kafkas Dağları'nın iç kesimlerine ilerleyen Ruslar, teslim olan Çerkesleri ya Çarlık ordusuna katılmaya ya da göç etmeye zorladı.

Çerkes toplulukları, 21 Mayıs 1864'ten itibaren başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere, dünyanın çeşitli bölgelerine sürgüne mecbur kaldı.

Resmi olmayan rakamlara göre 1,5 milyona yakın Çerkes bir ay içinde sürgün edildi. Yol şartları, salgın hastalıklar ve açlık gibi nedenlerden ötürü yaklaşık 500 bin Çerkes hayatını kaybetti.

Sürgüne tabi tutulanlar Anapa, Novorossiysk, Gelincik, Soçi ile Adler gibi Karadeniz limanlarından gemilere bindirilerek gönderildi.

Çerkeslerin birçoğu Anadolu'da Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Yozgat, Düzce, Adapazarı ve Kocaeli'de iskan edildi, bir kısmı ise Suriye ve Filistin başta olmak üzere Orta Doğu'ya yerleştirildi. Sürgün edilen Çerkesler zamanla yerli halka karıştı.

Osmanlı İmparatorluğu'na sürgün edilemeyen Çerkesler ise Orta Laba ve Orta Kuban nehirleri bölgesindeki Rus Kazak köylerine yerleştirildi.

Rus Çarlığı'nın çok önceden planladığı "Çerkes halkını öz vatanlarından sürgün etme operasyonu", adım adım gerçekleştirilen bir eylem olarak değerlendiriliyor.

Osmanlı topraklarına bile ulaşamadan binlerce kişinin öldüğü bu sürgün, "tarihin en acı olaylarından biri" olarak nitelendiriliyor.

İnsanlık tarihine kara leke olarak geçen Çerkes sürgünü, her yıl Türkiye'de yaşayan Çerkesler tarafından gözyaşı ve hüzünle anılıyor.

Türkiye'deki Çerkesler, sürgünü anmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor. Deniz kenarında "Nart ateşi" yakıp çevresinde "mezar taşı nöbeti" tutulan anma törenleri, "Sürgün Andı"nın okunmasıyla sona eriyor.

Sumud Filosu aktivistleri Türkiye'ye getiriliyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na müdahalesi sonrası alıkonulan vatandaşların güvenli şekilde Türkiye'ye dönüşü için çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Bugün düzenleyeceğimiz özel uçak seferleriyle vatandaşlarımızı ve üçüncü ülkelerden katılımcıları Türkiye'ye getirmeyi planlıyoruz" dedi.

21.05.2026 11:21:00
İhlas Haber Ajansı
Sumud Filosu aktivistleri Türkiye'ye getiriliyor
Sumud Filosu aktivistleri Türkiye'ye getiriliyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, sosyal medya hesabından Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu'na gerçekleştirilen müdahalenin ardından yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Fidan, alıkonulan vatandaşların güvenliğini ve Türkiye'ye sağ salim dönüşlerini sağlamak için ilgili tüm kurumlarla koordineli şekilde çalıştıklarını ifade ederek, "Küresel Sumud Filosu'na gerçekleştirilen hukuka aykırı müdahale sonucunda alıkonulan vatandaşlarımızın güvenliğini ve ülkemize sağ salim dönüşlerini sağlamak için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

Bugün özel uçak seferleri düzenleneceğini kaydeden Fidan, "Bugün düzenleyeceğimiz özel uçak seferleriyle vatandaşlarımızı ve üçüncü ülkelerden katılımcıları Türkiye'ye getirmeyi planlıyoruz" dedi.

Türkiye'nin Filistin halkına desteğinin süreceğini vurgulayan Fidan, "Vatandaşlarımızın haklarını gözetmeyi ve Gazze'deki sivillere karşı insani sorumluluğumuzu yerine getirmeyi sürdürecek, Filistin halkına desteğimizi kararlılıkla devam ettireceğiz" dedi.

Sakarya'da silahlı kavga: 2 ölü

Sakarya'da çıkan silahlı kavgada 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. Jandarma ekipleri, olayla ilgili L.M. A.Y. ve E.Ş'yi gözaltına aldı 

 

21.05.2026 10:50:00
Anadolu Ajansı
Sakarya'da silahlı kavga: 2 ölü
Sakarya'da silahlı kavga: 2 ölü

Sakarya'nın Hendek ilçesinde çıkan silahlı kavgada 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.

Hicriye Mahallesi'ndeki otelin eğlence merkezinde gece saatlerinde, işletme sahipleri Cavit Yılmaz (62) ve A.Y. (52) ile müşteriler L.M. (52), M.S. (55), Ufuk Sezer (26) ve E.Ş. (34) arasında tartışma çıktı.

Tartışmanın büyümesi üzerine taraflar silahla birbirine ateş etti.

Olayda Cavit Yılmaz, Ufuk Sezer ile M.S. yaralandı.

İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Sağlık görevlilerince ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılan yaralılardan Yılmaz ve Sezer, hayatını kaybetti. M.S'nin sağlık durumunun ise ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

Jandarma ekipleri, olayla ilgili L.M. A.Y. ve E.Ş'yi gözaltına aldı. 

Malatya'da depremden etkilenen 81 kişi taburcu edildi

Malatya'nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremden etkilenerek hastaneye başvuran 85 kişiden 81'i taburcu edildi

21.05.2026 06:30:00
AA
Malatya'da depremden etkilenen 81 kişi taburcu edildi
Malatya'da depremden etkilenen 81 kişi taburcu edildi

Malatya Valiliğinden yapılan açıklamada, depremden sonra başlatılan saha tarama ve hasar tespit çalışmalarının sürdüğü belirtildi.

Kentteki koordinasyon çalışmalarının devam ettiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"112 Acil Çağrı Merkezi'ne toplamda 137 çağrı gelmiştir. Acil Çağrı Merkezi'ne 73 hasar tespit, 64 bilgi danışma talebi gelmiştir. İlimiz genelinde 3 ahırda kısmi çökme, 1 konutta kısmi hasar ve 1 istinat duvarında çökme olmuştur. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekiplerince 18 ekip, 18 araç ve 36 personelle ön hasar tespit çalışmaları devam etmektedir. Karayolları 82. Şube Şefliğince alınan bilgi doğrultusunda Pütürge il yolu Kubbe Dağı mevkisinde yamaçtan deprem etkisi ile kopan kaya parçaları temizlenmektedir."

Depremde can kaybı yaşanmadığı belirtilen açıklamada, şu bilgiler aktarıldı:

"85 vatandaşımız hastanelere başvurmuş, bunlardan 70'i korku ve panikten, 15'i hafif derecede yaralı olup, 81 vatandaşımızın tedavisi tamamlanmış ve taburcu edilmiştir, 4 vatandaş gözlem altındadır. Deprem sebebiyle iletişim ve enerji hatlarında herhangi bir olumsuz durum bulunmamaktadır. Deprem sonrası Gündüzbey Kaptajı'nda bulanıklık meydana gelmiş, Belediye, MASKİ, Halk Sağlığı Toplum Birimi ekipleri tarafından gerekli inceleme, su analiz çalışmaları devam etmektedir. Tüm afet grupları TAMP kapsamında koordinasyon merkezimizde aktif görevlerine devam etmektedir. AFAD 2 araç, 10 personelle, itfaiye merkez ve kırsal olmak üzere 18 araç, 41 personelle saha taraması devam etmektedir. Sivil toplum kuruluşları, 16 araç ve 120 personelle teyakkuzda beklemektedir." 

BİK Genel Müdürü Çay: Yapıcı çözümler üretmeye odaklandık

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 7. Genel Kurul Toplantısının açılışında konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Şubat ayından bu yana Kurumun yürüttüğü faaliyetleri değerlendirdi

20.05.2026 19:50:00 / Güncelleme: 20.05.2026 19:54:22
Haber Merkezi
BİK Genel Müdürü Çay: Yapıcı çözümler üretmeye odaklandık
BİK Genel Müdürü Çay: Yapıcı çözümler üretmeye odaklandık
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 7. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay'ın konuşmasıyla başladı. Türk basınının dijital dönüşümüne rehberlik eden, genç iletişimcileri sektörün mutfağıyla buluşturan ve medyadaki küresel değişimi doğru okumaya çalışan yoğun bir çalışma dönemini geride bıraktıklarını belirten Çay, toplumsal hafıza açısından anlamlı bir çalışma olan '15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi'ni 7 bölgeyi temsilen, 7 üniversite ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

Milletimizin demokrasi mücadelesini ve hafızasını genç kuşaklara aktardık

Genel Müdür Çay, 'Hafızayı Koru, Hakikati Yaz' temasıyla düzenlenen etkinlikte iletişim fakültelerinde öğrenim gören geleceğin gazeteci adaylarıyla sektörün deneyimli isimlerini buluşturduklarını kaydederek, "Öğrencilerimiz kriz ve afet haberciliğinden doğrulama mekanizmalarına; etik yayıncılıktan medya sorumluluğuna kadar geniş bir yelpazede eğitimler alarak edindikleri bilgileri pratiğe dökme imkânı buldu. Yalnızca akademik bir eğitim faaliyeti yürütmekle kalmadık; aynı zamanda milletimizin demokrasi mücadelesini ve hafızasını diri tutacak bir medya bilincinin genç kuşaklara aktarılmasına öncülük ettik" şeklinde konuştu.

Basın İlan Kurumu ile üniversiteler arasında kurulan iş birliklerine değinen Çay, İstanbul, Anadolu ve Sakarya Üniversiteleriyle kuramsal bilgi ile sektörel tecrübeyi buluşturacak adımlar attıklarını dile getirdi. Genel Müdür Çay, bu kapsamdaki bir diğer önemli çalışmanın da 'genç iletişimcilerin mesleki gelişimlerine katkı sunma ve sektöre daha donanımlı bireyler kazandırma' hedefi doğrultusunda iletişim fakültesi öğrencilerine yönelik başlatılan staj programı olduğunu hatırlatarak, "Türkiye'nin dört bir yanından 150'ye yakın öğrencimizin başvurusunu aldık.

Genel Müdürlük ve 16 Bölge Müdürlüğümüzün dâhil edildiği programla genç meslektaşlarımıza medya mevzuatını, resmî ilan sisteminin işleyişini ve kamusal yayıncılık bilincini yerinde tecrübe edebilecekleri bir zemin hazırladık" ifadelerini kullandı.



'Dijital telif' konusunun takipçi olmaya devam edeceğiz

"Bugün yayıncılarımız; büyük fedakârlıklarla içerik üretmekte, kamuoyunu doğru bilgilendirmekte ve dijital dünyanın veri akışını beslemektedir" diyen Çay, yayıncıların ürettiği içeriklerin doğurduğu ekonomik değerlerin küresel teknoloji platformlarının tehdidi altında olduğunu söyledi. Genel Müdür Çay, internet haber sitelerinin algoritmik baskılara karşı korunması, özgün içerik üretiminin teşvik edilmesi ve dijital telif mekanizmalarının hukuki olarak güçlendirilmesi gerektiğini her platformda vurguladıklarını; bu konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini kaydetti.

Eskişehir, Tekirdağ ve Konya'da düzenlenen bölgesel basın buluşmalarında 10 farklı şehirden 98 gazete ve internet haber sitesinin temsilcisiyle bire bir görüşme fırsatı bulduğunu aktaran Genel Müdür Çay, "Bu istişare toplantıları sayesinde yerel basının çözüm beklediği temel başlıkları, dijital dönüşüm süreçlerine dair fikirlerini, nitelikli insan kaynağı ihtiyacını birinci ağızdan dinledik. Türk basınının sesine kulak veren ve yapıcı çözümler üretmeye odaklanan kurumsal duruşumuzu, yaptığımız buluşmalarda bir kez daha vurgulamış olduk" açıklamasında bulundu.

İlan ve reklamlarda önemli oranda artışlar gerçekleşti

Basın İlan Kurumu Bölge Müdürlüklerinin faaliyetlerini büyük titizlikle yürüttüklerini belirten Çay, Kurumun taşra teşkilatıyla yaptıkları istişareler ve personelin özverisiyle 2026 yılının ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre resmî ilan adetlerinde ortalama yüzde 17, reklam adetlerinde ise yüzde 13 oranlarında artış sağlandığı bilgisini paylaştı.

Çay, artışların ilan tutar bazında yüzde 45, reklam tutar bazında ise yüzde 64 oranlarında gerçekleştiğini bildirdi. Çay, şöyle konuştu: "Kamu kurum ve kuruluşlarıyla basın kuruluşlarımızın desteklenmesi için yaptığımız çalışmaların ne denli önemli olduğunu da böylelikle görmüş olduk. Sektörümüzün tüm bileşenlerinin sürece verdiği destekler de bir o kadar kıymetlidir."



241 milyon TL tutarında krediye onay verdik

Basın sektörünün kredi ve kefalete erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Garanti Fonu ile Ocak ayında yapılan protokol kapsamında pek çok medya kuruluşunun kredi imkânına kavuştuğunu ifade eden Çay, Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulunun 20 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla süreli yayınların talepleri doğrultusunda 241 milyon TL tutarında krediye onay verdiğini aktardı. 

Mesleki gelişim ve eğitim faaliyetlerini taşraya yayarak sürdürdüklerini kaydeden Çay, Kurumun denetim ve rehberlik fonksiyonu gereğince İzmir, Trabzon, Antalya ve Van Bölge Müdürlüklerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen bölgesel uygulamalı mevzuat eğitimlerinde basın kuruluşlarını bilgilendirdiklerini söyleyerek, yıl genelinde de bu programların devam edeceğini bildirdi.

Genel Müdür Çay, Gaziantep ve Eskişehir'de düzenlenen 'Dijital Habercilik ve Yapay Zekâ Eğitimi Programı'na kurumsal paydaş olarak destek verdiklerini; yapay zekâ teknolojilerinin medya üzerindeki dönüştürücü etkilerini, haberciliğin evrilen üretim süreçlerini ve yeni nesil iletişim pratiklerini sektörün aktörleriyle birlikte mercek altına aldıklarını kaydetti.

Genel Müdür Çay'ın konuşmasının ardından Başkanlık Divanı seçimi yapılarak yoklama alındı ve Genel Kurul Gündemi belirlendi. Yönetim Kurulu Durum Raporu ve Denetçiler Raporları okunduktan sonra Yönetim Kurulu'nun tekliflerine ilişkin sunum yapıldı. Akabinde ise üyeleri belirlenen İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonları çalışmalarına başladı. Basın İlan Kurumu 33. Dönem 7. Genel Kurulu'nun 22 Mayıs 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek son oturumunda, komisyonların görüşleri doğrultusunda sunulan teklifler karara bağlanacak.

Ersoy hakkında iddianame hazırlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu gazeteci Mehmet Akif Ersoy ve 7 şüpheli hakkındaki soruşturmayı tamamladı. Hazırlanan iddianamede, Ersoy hakkında "nitelikli cinsel saldırı" ve "örgüt kurma" suçlarından 65 yıla kadar hapis cezası talep edildi

20.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Ersoy hakkında iddianame hazırlandı
Ersoy hakkında iddianame hazırlandı
İstanbul'da yürütülen uyuşturucu ve organize suç soruşturması kapsamında geçtiğimiz aylarda tutuklanan eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy ve beraberindeki 7 şüpheli hakkındaki yargılama süreci başlıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tamamlanan kapsamlı iddianame, incelenmek üzere İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

65 yıla kadar hapis istemi

Savcılık tarafından hazırlanan sevk yazısında, Mehmet Akif Ersoy'un organize bir suç yapısı içinde faaliyet gösterdiği iddia ediliyor. Ersoy hakkında hazırlanan dosyada şu suçlamalar öne çıkıyor:

• 11 kez nitelikli cinsel saldırı,

• Suç örgütü kurma ve yönetme,

• Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama,

• Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma.

Toplanan deliller ve gizli tanık beyanları doğrultusunda savcılık, ünlü gazeteci için toplamda 65 yıl 3 aya kadar hapis cezası verilmesini talep etti.

"Uyuşturucu ile cinsel ilişkiye zorlama" iddiası

Dosyadaki iddialara göre şüphelilerin, mağdur kadınlara uyuşturucu madde temin ederek onları cinsel ilişkiye zorladıkları ve bu süreçler üzerinden maddi ya da sektörel güç elde ettikleri öne sürülüyor. İddianamede Ersoy ile birlikte hareket ettiği savunulan Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik de şüpheli sıfatıyla yer alıyor.

Mehmet Akif Ersoy ise hakimlik sorgusunda ve savcılık ifadesinde tüm bu iddiaları kesin bir dille reddetti. Suçlamaların asılsız olduğunu belirten Ersoy, herhangi bir suç örgütüyle veya iddia edilen eylemlerle bağının bulunmadığını savundu. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesinin ardından önümüzdeki günlerde duruşma gününün netleşmesi bekleniyor.

İstanbul'dan Muş'taki hastaya 5G ile böbrek taşı ameliyatı

5G teknolojisiyle, Muş Devlet Hastanesi'ndeki tedavi gören bir hastanın ameliyatı, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki doktorlar tarafından başarıyla gerçekleştirildi

20.05.2026 15:30:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'dan Muş'taki hastaya 5G ile böbrek taşı ameliyatı
İstanbul'dan Muş'taki hastaya 5G ile böbrek taşı ameliyatı
5G teknolojisi ve yerli-milli cihaz desteğiyle, Muş Devlet Hastanesi'ndeki bir hastanın ameliyatı İstanbul'daki doktorlar tarafından uzaktan başarıyla gerçekleştirildi. Türkiye'de yerli ve milli imkânlarla üretilen bir cihazla yapılan uzaktan operasyon, 5G teknolojisinin sağlık hizmetlerine erişimde sağladığı fırsat eşitliğini ortaya koydu.

Hayatı kolaylaştıran 5G teknolojisinin tıpta; uzaktan teşhis, görüntüleme, operasyon hasta takibi ve eğitim süreçlerinde yeni kullanım alanlarının önünü açtığına işaret eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, uzaktan ameliyatla ilgili olarak, "Sağlık teknolojileri ve telecerrahi uygulamaları, kendilerini insanlığın hayatını kolaylaştırmaya adamış uzman hekimlerimizin elinde ülkemiz için önemli bir bilimsel adımdır" dedi.

5G ile mesafelerin engel olmaktan çıktığının altını çizen Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise "5G'nin sunduğu ultra düşük gecikme süreleri ve yüksek veri iletme kapasitesi, eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar yaşamın her alanında köklü bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Yaklaşık bin 500 kilometre mesafeden gerçekleştirilen bu operasyon da bu kapasitenin çok çarpıcı bir örneği. Turkcell olarak bu sürece liderlik etmenin gururunu yaşıyoruz" diye konuştu.

Yapılan açıklamaya göre; Turkcell gücünde 5G'nin mesafeleri ortadan kaldıran kapasitesi ve sağlık alanına vadettiği dönüşüm, İstanbul ile Muş arasında gerçekleştirilen bir uzaktan ameliyatla ortaya konuldu. Muş Devlet Hastanesi'nde tedavi gören bir hastanın böbrek taşı kırma operasyonu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki deneyimli doktor ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Operasyon, 5G teknolojisinin sağlık hizmetlerine erişimde sağladığı fırsat eşitliğini de ortaya koydu.

Operasyonda, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Tzevat Tefik ile Muş Devlet Hastanesi'nden Op. Dr. Rıfat Burak Ergül görev aldı. Her iki hastanede mevcut olan Turkcell 5G altyapısı, yüksek veri aktarım kapasitesi ve ultra düşük gecikmeyle uzaktan ameliyata imkan verdi. Toplantıda; yaklaşık 4 saat süren ve hastaya herhangi cerrahi müdahale olmadan damar yoluyla yapılan operasyonun, aynı zamanda, böbrek taşı tedavisinde RIRS (Retrograd İntrarenal Cerrahi) ile yapılan dünyanın ilk uzaktan ameliyatı olduğu belirtildi.

5G teknolojisinin; tıp sektöründe uzaktan teşhis, takip, görüntüleme, eğitim ve operasyon gibi süreçlerde yeni kullanım alanlarının önünü açtığına işaret eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "5G destekli bu operasyon, İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nın robot yardımlı Retrograd İntrarenal Cerrahi ve ileri endoüroloji alanındaki deneyiminin farklı merkezlere başarıyla aktarılabileceğini göstermesi açısından son derece önemli. Sağlık teknolojileri ve telecerrahi uygulamaları, kendilerini insanlığın hayatını kolaylaştırmaya adamış uzman hekimlerimizin elinde ülkemiz için önemli bir bilimsel adımdır" dedi.

"Turkcell 5G, mesafeleri engel olmaktan çıkarıyor"

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, 1 Nisan itibarıyla tüm Türkiye'de kullanıma açılan 5G teknolojisinin eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar yaşamın her alanında köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şunları söyledi: "Turkcell olarak 5G'yi Türkiye'nin dijital geleceği için stratejik bir eşik olarak görüyoruz. Bu teknoloji; çok yüksek hız, ultra düşük gecikme ve güçlü veri taşıma kapasitesiyle hayatın her alanında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. İstanbul-Muş arasında yaklaşık bin 500 kilometre mesafeden başarıyla gerçekleştirilen bu operasyon, Turkcell 5G'nin mesafeleri engel olmaktan çıkaran kapasitesinin çok çarpıcı bir örneği. Bu kapsamda yakın gelecekte eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar birçok alanda 5G'nin dönüştürücü etkisini daha da fazla göreceğiz. Turkcell olarak sahip olduğumuz altyapı ve en geniş frekans bandıyla, bu köklü değişime liderlik etmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Bu vesileyle sayın rektörümüze, kıymetli hocalarımıza, tüm paydaşlarımıza ve çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum."

"Hastamızı, aynı ameliyathanede gibi takip edebildik"

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tzevat Tefik de operasyonla ilgili bilgi verdi. Tefik, "Turkcell'in 5G altyapısı ve ELMED'in yerli üretim İbn-i Sina robotu aracılığıyla, Muş'taki hastamızı İstanbul'dan, tıpkı aynı ameliyathanede gibi takip edebildik. Sistemin sağladığı ultra düşük gecikme süresi sayesinde cerrahi sezgimizden hiçbir şey kaybetmeden işlemi tamamladık. Bu çalışma, telecerrahinin yalnızca bir teknoloji demonstrasyonu olmadığını; doğru altyapı, deneyimli ekip ve multidisipliner iş birliğiyle, klinik pratikte güvenle uygulanabilir bir model olduğunu somut biçimde ortaya koydu. Türkiye'de bir ilk olmasının ötesinde, RIRS yöntemiyle gerçekleştirilen dünyanın ilk uzaktan böbrek taşı ameliyatı olması bu başarıyı küresel ölçekte de anlamlı kılıyor. Uluslararası akademik iş birlikleri çerçevesinde robot yardımlı retrodrad intrarenal telecerrahiyi, küresel ölçekte yaygınlaştırmayı ve Türkiye'yi bu alanda uluslararası bir referans merkezi konumuna taşımayı hedefliyoruz" dedi.

Yerli ve milli teknolojiyle uzaktan ameliyat

Türkiye'de yerli ve milli teknolojiyle üretilen bir cihazla yapılan böbrek taşı kırma operasyonunda, ELMED firması tarafından geliştirilen İbn-i Sina adlı cihaz kullanıldı. 1991 yılında Ankara OSTİM'de kurulan ELMED, Türkiye'nin yüksek teknolojili tıbbi cihaz üreticilerinden biri konumunda. Şirket, böbrek taşı kırma cihazını 1992'de üretti. 1994 yılında da ilk ihracatı yapıldı. İlk Türk malı ESWL cihazını 1996 yılında AUA (Amerikan Üroloji Derneği) Kongresi'nde dünyanın farklı ülkelerinden üroloji uzmanlarına tanıtan şirket, üroloji alanında bilinen bir marka olarak 60'tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdi. ELMED 2012 yılında Tübitak projesi ile böbrek taşlarının lazerle kırılarak tedavisinde fURS (flexible ureterorenoskopi) ile kullanılmak üzere Avicenna Roboflex adı verilen İbn-i Sina robotun ilk protipini üretti. Patent alınan bu robot, Avrupa CE işaretine sahip ve ABD'den de FDA onayını aldı. Halen, ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Polonya, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar'da bu robot kullanılıyor. ELMED, bu robota tele-cerrahi özelliğini ve yapay zekâ desteğini de entegre ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.