logo
24 HAZİRAN 2026

IRAK'TA BİLİNMESİ İSTENMEYEN GERÇEKLER-

02.01.2003 00:00:00
Denetçiler Casusluk Yapınca

Kamil BAYRAKTAR

ABD'nin bir gerekçesi de Irak'ın BM silah denetçilerine izin vermediği şeklinde ortaya sürüldü, durdu. Gerçekten Irak, BM silah denetçilerini ülkesinde istemiyor muydu? Ülkede 7 yıl görev yapan ve içinde W. Scot Ritter'in de bulunduğu silah denetçileri, 1998 yılında, başlangıç olmak üzere Irak'ı neden terk etmiş, bu terk ediş Irak topraklarının bombardıman üstüne bombardımana tutulmasına sebep olmuş, sonra da Bush'un savaş tamtamlarına çanak tutma özelliği taşımıştı. Bu olayın arka planını da açıklıyor Ritter ve çarpıcı, ilginç ve Irak olayında ne kadar da büyük bir oyun oynandığını gösteren şu sözleri sarfediyor:

"Esasında Irak silah denetçileriyle işbirliği yapmaya istekli olduğunu defalarca gösterdi. Denetimlerin kesilişini ve misyonun sonuçsuz ya da yarım kalışını (bununla Irak'ın silahtan tamamen arındığını kanıtlayamamasını kastediyorum) hafifleten koşullar var. Bu kararları uygulamaya çalışanlar -örneğin ABD- aslında, sadece kendilerine tanınan Irak içinde hareket etme iznini Güvenlik Konseyi'nin kararlarına aykırı bir biçimde kullanarak, sözgelimi casusluk yaparak karar hükümlerini ihlal ettiler."

Casusluk da yetmedi

Ritter'in söylediğine göre denetçiler casuslukla da yetinmemişlerdi. Savaş tamtamları çalanların gerekçelerini boşlukta sallandıracak gerçeklerin ortaya çıkmaması için "biyolojik silah" alanında olduğu gibi, gerekli araştırmayı yapmaktan kaçındıkları bile olmuştu. Çünkü, var olduğunu iddia edip de aradıklarının yoklar listesinde olduğunun ortaya çıkması işlerine gelmiyor, yüzeysel çalışmalar ise iddialarını ve savaş tamtamlarını çalmayı sürdürme imkanı veriyordu. Yani biyolojik silah arama işinde, Ritter'e sorular yönelterek Irak konusunda dünya kamuoyunun aydınlanmasına büyük katkı sağlayan gazeteci William R. Pitt'in, söylediği şekliyle "Bir şey bulamamak korkusuyla arama iznine cinayet silahını arama şıkkını koydurmaya yanaşmayan, sonra da silahı bulamayışlarını kanıt sayan polis dedektifleri gibi" bir örnek yaşanıyordu. Bu örneğin yaşanmaması durumunda işe gelmez, istenmeyen sonuçlar kaçınılmaz olup yine Pitt'in ifadesiyle, "Denetçilere izin verilmesi kesinlikle Iraklıların işine gelirdi, çünkü iddiaları kanıtlanamazsa yaptırımlardan kurtulmak için bir tez oluşturmaya devam edebilirlerdi." Konunun bu ilginç cephesi ile ilgili olarak Ritter'in verdiği bilgiler şöyle:

"Kontroller bazen istismar edildi. Bu istismarlarla ilgili olarak, UNSCOM'un Irak'taki çalışmalarının sonraki bölümünde Birleşmiş Milletler'in biyolojik silah denetimini yöneten Dick Spertzel örneği verilebilir. Spertzel Amerikan ordusunda biyolojik savaş subayı olarak görev yapmış ve ABD'nin biyolojik saldırı silahları üretiminde rol oynamıştı. Bu nedenle konu hakkında bir hayli bilgisi vardır. Kendisi Birleşmiş Milletler'in biyolojik silah örnekleri aramayacağını açıkladı. En berbat olaylardan biri Irak Devlet Başkanlığı saraylarıyla ilgilidir. O saraylara 1998'de, bir torba şekeri havaya kaldırıp, 'Bu şarbon mikrobu olsa Washington D.C'de yaşayanların tamamını öldürebilir' diyen Savunma Bakanı Cohen gibi yönetimde yer alan pek çok politikacının son derece sert bir söylem tutturduğu bir dönemde gittik. Pek çok kişi şarbonun Irak saraylarında imal edildiğini söylüyordu. Dünya bizi oralara sokmak için neredeyse savaşa tutuşacaktı. Saraylara girdik, nükleer ve kimyasal silah testi yaptık, hiçbir şey bulamadık. Ama biyologların herhangi bir test yapması engellendi. Iraklılar bunu Dick Spertzel'in yüzüne vurduklarında, kendisi orada biyolojik silah olabileceğini aklından bile geçirmediğini belirtti. Iraklıların, biyolojik silah iddialarının kanıtlanamamasından faydalanmalarını istememişti..."

"Dick Spertzel'in o zamandan beri elimizde bilgi olmamasından şikayet edip bir yandan da Irak'ın biyolojik silah potansiyelini bir kara delik olarak nitelemesi ironiktir. Saçma. Iraklılar kendisinden tekrar, tekrar, gelişkin algılama cihazları getirip biyolojik silahların olup olmadığını test etmesini istediler. Spertzel ise, Irak'ın bu silahlara sahip olmadığı yolundaki iddiasını destekleyen tali kanıtlar bulunmasına yarayacak araştırmalar yapmayacağını söyledi sürekli olarak."

"Richard Butler'in (Denetçilein başkanı) Dick Spertzel'e bu şekilde hareket etme izni vermesini ne aklım alıyor ne ahlaken kabul edebiliyorum. Sabah toplantılarında araştırma tarzı yüzünden Dick Spertzel'le kaç kez ağız dalaşına girmişizdir neredeyse. Hayatımda profesyonellikten bu kadar uzak bir araştırma görmediğimi tekrar tekrar söyledim. Ama biyolojik silahlar alanında o görevliydi. Benim işim ise gizlenen bir şeyler olup olmadığını öğrenmekti. Ve biyolojik silahların gizlendiğine dair hiçbir kanıt bulamadım."

Yıl 1998; CIA adına istihbarat ve geri çekilen denetçiler

ABD, 1990'daki Körfez Harekâtının ardından, bu harekâtta Irak'a yağdırdığı bombalar yetmiyormuş gibi çeşitli bahanelerle bu ülkeye bomba yağdırmaya devam etti. 1998'den itibaren bu bahanelerin arasına BM denetçilerinin Irak'tan geri çekilişi, Iraklı makamlar tarafından kendilerine izin verilmemesi olayı da eklendi. En son olarak Kasım 2002'de giden ve Güvenlik Konseyi kararıyla 9 Aralık 2002'ye kadar tüm bilgilerin elinin altına verilmesi istenen denetçi olayında da kendini gösterdi ABD ve bu kez işi bombalamadan daha da ileri götürerek hazırlığını yaptığı savaşın nedeni sayacağını açıkladı. Irak, önerileni yaptı. Denetçileri kabul etti. Belirtilen tarihe kadar tüm dosyaları teslim etti. Fakat bu ABD'nin işine gelmemiş olacak ki, bu dosyalardaki bilgilerin eksik olduğunu ileri sürerek savaş tamtamları çalmaya devam etmeyi tercih etti. Etmeye de devam ediyor.

"Irak'ta yürütülen faaliyetler BM kurallarıyla çelişmediği sürece -kitle imha silahlarını aramak- sorun çıkmaz. Bu görevin dışına çıkıp istihbarat toplamaya yarayacak incelemelere izin verdiğiniz anda, denetleme misyonunun bütün güvenilirliğini yok edersiniz" tespitinde bulunan Ritter'in anlattığına göre, CIA'nin bu denetlemelerin arkasında, sırf Saddam hakkında bilgi toplama amaçlı pek çok program yürütmesine izin verilmiş. 1998 yılında istifa etmesinin sebeplerinden biri, bu yöntemin yanlışlığına dikkat çekip terk edilmesi gerektiğini söylemesine rağmen bu isteğini kabul ettirememesi olmuş. Ritter'in istifa ettiği 1998 yılı içinde UNSCOM denetçileri de geri çekildi. Ritter, BM denetçilerinin 1998'de neden geri çekildiğini şöyle kelimelere döküyor:

"O yılın Ağustos ayında, müzakere için Bağdat'a bir heyet gitti. Iraklıların, böyle ayak sürümelerden ve kasıtlı provokasyonlardan sabrı taşmıştı artık. Denetçilerin, Irak'ın ulusal egemenliği, güvenliği ve onuruyla doğrudan ilgili alanlara tamamen uygunsuz bir şekilde girdiklerini düşünüyorlardı. Bu konuların açıklığa kavuşmasını istiyorlardı. Richard Butler elinde çok saldırgan bir programla geldi, Iraklılar artık onu muhatap almayacaklarını açıkladılar. Butler'in artık Güvenlik Konseyi politikasının adil ve objektif bir uygulayıcısı değil, ABD'nin yardakçısı olduğunu düşünüyorlardı. Butler görevden çekildi, ama Iraklılar bundan böyle UNSCOM'u da muhatap almayacaklarını söylediler. Bunun üzerine Richard Butler, Ekim ayında tüm denetçileri geri çekti."

"Bunun üzerine ABD, Irak'ı bombalama hazırlıklarına girişti. Bombardıman uçakları Irak semalarında dolaşmaya başladı. Ardından BM Genel Sekreterliği Iraklıları denetçileri tekrar ve koşulsuz kabul etmeye ikna etti, bombardıman uçakları geri çağrıldı. Ancak Pentagon ve Beyaz Saray BM tarafından yönlendirildikleri hissine kapıldılar, böylece her ne olursa olsun bombalama kararı alındı. Bombalama operasyonu denetleme misyonuyla çakışmalıydı: Denetlemeler bombalamayı başlatmak için tetik olarak kullanılacaktı."

"Sonuçta denetçiler Irak'a gönderildi. Görevleri oldukça hassas alanlarda incelemeler yapmaktı. Silahsızlanmayla filan ilgisi olmayıp Iraklıları provoke etmeye yönelik şeyler."

"...Irak 'Hassas Bölge Denetlemeleri' protokolü diye bir teklif öne sürmüştü. Iraklılar, gayet anlaşılır bir şekilde, yüzlerce istihbarat görevlisinin buralarda dolaşmalarını istemediklerini söylemişlerdi. Rolf Ekeus

(BM Denetçilerinin Başkanı) Haziran 1996'da Irak'a gitmiş, 'Hassas Bölge Denetleme Usulleri' başlıklı bir sözleşme hazırlamıştı. Bu sözleşmeye göre denetçiler Iraklıların hassas kabul ettikleri bir bölgeye geldiklerinde, Irak dört kişiden oluşan bir ekibi derhal içeriye alacak, bu ekip de o bölgenin kitle imha silahlarıyla bir ilgisi olup olmadığını ya da gerçekten hassas olup olmadığını belirleyecekti. Söz konusu mıntıkanın hassas olduğuna karar verilmesi durumunda, denetime derhal son verilecekti."

"Hassas Bölge Denetleme Usulleri, Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmiş ve yürürlükteki kuralların bir parçası haline gelmişti..."

"O Aralık ayında denetçiler Irak'a giderken Hassas Bölge Denetleme Usulleri'ni işlemez hale getirme emrini almışlardı. Bu emir Güvenlik Konseyi'nin bilgisi dışında yerine getirildi. O dönem denetçilerin eşgüdüm içinde çalıştıkları tek ülke ABD'ydi."

"Denetçiler, Irak'a, Bağdat'ın göbeğindeki Baas Partisi merkezine gittiler. Iraklılar buranın hassas bir bölge olduğunu, usuller uyarınca ancak dört kişilik bir ekibin içeri girebileceğini söylediler. Denetçiler, tek yönlü olarak Hassa Bölge Denetleme Usulleri'nin geçersiz olduğunu ilan edip tüm ekibin içeri gireceğini söylediler. Iraklılar uzlaşmacı davranıp içeri altı kişi kabul edeceklerini söylediler. Sonuçta içeri kabul edilen grup hiçbir şey bulamadı. Buna rağmen ekip başkanı daha büyük bir ekibin içeri alınmasını talep etti. Iraklılarsa, içeri bir ekibin daha alınabileceğini ama yine Hassas Bölge Denetleme Usulleri'ne uyulması gerektiğini söylediler. Denetçiler, denetlemeyi o noktada kesip durumu Richard Butler'a bildirdiler. Butler da bu olayı Güvenlik Konseyi hükümlerinin kesin ihlali olarak rapor etti."

"Denetçi ekipleri, Güvenlik Konseyi'nin diğer üyelerine verilmiş bir taahhüdü doğrudan ihlal ederek görevden çekildiler; bu denetçilerin Güvenlik Konseyi'nin bilgisi ve izni olmadan geri çekilmemeleri gerekiyordu. Zira denetçiler Konsey'e bağlıdır. Bu son olaydan iki gün sonra, Richard Butler'ın Güvenlik Konseyi'ne verdiği rapor gerekçe gösterilerek ABD bombardımanı başladı. Elbette raporda Iraklıların denetçilerin görevlerini yapmalarına izin vermedikleri yazıyordu."

Yarın: Körfez'de kıyamet senaryosu

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.