Fransa bugün yalnızca yeni bir cumhurbaşkanı aramıyor. Ülke aslında yıllardır kendisini taşıyan siyasi merkezin hala ayakta olup olmadığını test ediyor. Çünkü Fransa'da artık sandık yalnızca oyların değil, öfkenin de toplandığı bir yere dönüşmüş durumda.
2027 seçimleri yaklaşırken mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yeniden aday olamıyor. Nedeni siyasi değil, anayasal. Fransa'da bir cumhurbaşkanı arka arkaya en fazla iki dönem görev yapabiliyor. Macron 2017 ve 2022 seçimlerini kazandığı için üçüncü kez yarışa katılamıyor. Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: Macron sonrası Fransa nasıl bir ülkeye dönüşecek?
Macron ilk seçildiğinde birçok kişi onu eski siyasetin yorgun yüzlerini değiştirecek genç bir lider olarak gördü. Ne tam sağdaydı ne tam solda. Avrupa yanlısıydı, reform vaat ediyordu ve merkez siyaseti yeniden ayağa kaldıracağı düşünülüyordu. Bir dönem bunu başardı da.
Ama sonra sokakların sesi değişti.
Paris kafelerinde konuşulan Fransa ile küçük şehirlerde yaşayan insanların Fransa'sı birbirinden uzaklaştı. Akaryakıt fiyatlarına tepki olarak başlayan Sarı Yelekliler protestoları kısa sürede daha büyük bir öfkeye dönüştü. Emeklilik yaşının yükseltilmesi ise bu kırılmayı daha da büyüttü.
Bugün Fransa'nın birçok kasabasında aynı cümle duyuluyor: "Kim gelirse gelsin hayatımız değişmiyor."
İşte merkez siyasetin en büyük sorunu burada başladı.
Çünkü insanlar artık yalnızca ekonomik sıkıntı yaşadıklarını düşünmüyor. Aynı zamanda görülmediklerine inanıyorlar. Paris'te kurulan siyasi dil ile market kuyruğundaki insanın hayatı arasında büyük bir boşluk oluşmuş durumda.
Fransa bugün iki farklı öfkenin arasında sıkışmış halde.
Bir tarafta kapanan fabrikaların gölgesinde yaşayan küçük şehirler var. Ay sonunu getirmekte zorlanan, çocuklarının eskisinden daha kötü yaşayacağından korkan insanlar… Diğer tarafta ise Paris, Marsilya ve Lyon'un banliyöleri bulunuyor. İş bulmakta zorlanan, kendisini dışlanmış hisseden göçmen kökenli gençler…
Sorunları farklı ama hissettikleri duygu aynı: Unutulmuşluk.
Aşırı sağ tam da bu zeminde büyüyor. Marine Le Pen ve Jordan Bardella, göç, güvenlik ve ulusal kimlik üzerinden konuşarak destek topluyor. Özellikle taşrada yaşayan seçmen için onlar artık yalnızca bir protesto hareketi değil; "bizi duyan son ses" gibi görülüyor.
Öte yandan radikal solun lideri Jean-Luc Mélenchon da başka bir öfkeye hitap ediyor. Özellikle gençler ve banliyölerde yaşayan seçmenler arasında güçlü bir destek buluyor. Büyük şirketleri, gelir adaletsizliğini ve mevcut düzeni hedef alıyor.
Yani Fransa'da artık klasik sağ-sol yarışı yaşanmıyor. Bugün ülkede asıl mücadele sistem ile öfke arasında geçiyor.
Tam da bu ortamda Macron'un eski başbakanı Edouard Philippe öne çıkıyor. Philippe sakin, kontrollü ve deneyimli bir profil çizmeye çalışıyor. Destekçilerine göre Fransa'yı yeniden merkeze çekebilecek son güçlü adaylardan biri o.
Fakat onun da taşıdığı ağır bir yük var.
Çünkü Fransız halkının önemli bir bölümü Philippe'i yeni bir başlangıç olarak değil, eski düzenin devamı olarak görüyor. O nedenle Philippe'in yükselişi büyük bir heyecandan değil, daha çok korkudan besleniyor. İnsanlar değişim istiyor ama ülkenin tamamen savrulmasından da çekiniyor.
Bugün Fransa'nın siyasi tablosu, çatlayan bir aynaya benziyor. Herkes aynı ülkeye bakıyor ama bambaşka bir Fransa görüyor.
Ve belki de asıl tehlike burada.
Çünkü bir ülkede insanlar artık ortak bir gelecek fikrini kaybetmeye başladığında, seçimler yalnızca iktidarı değiştirmez. Devletin ruhunu da değiştirir.
Bugün Paris'in üzerinde dolaşan soru tam olarak budur:
Fransa yeniden ortak bir merkez bulabilecek mi, yoksa öfke artık ülkenin yeni pusulası mı olacak?
Çünkü tarih gösteriyor ki, merkez çöktüğünde boşluğu her zaman en sakin olanlar değil, en öfkeli olanlar doldurur.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Barış konuşulurken Lübnan'da bombalar / 14.06.2026
- İngiltere'de ne oluyor? / 13.06.2026
- Güvenilirliğin temeli tutarlılıktır / 11.06.2026
- Ermenistan seçmeni Paşinyan'ı değil, yeni bir yönü onayladı / 09.06.2026
- Mesele İran değil / 07.06.2026
- Erivan sandığı, Moskova'nın Orta Asya yönelimi / 06.06.2026
- Yeni küresel denge ve Türkiye'nin konumu / 04.06.2026
- GKRY–Hindistan savunma hattı / 03.06.2026
- Hayalden zorunluluğa: Türkiye–Avrupa dengesi / 02.06.2026
- Lübnan'da bitmeyen denklem / 27.05.2026
- İngiltere'de ne oluyor? / 13.06.2026
- Güvenilirliğin temeli tutarlılıktır / 11.06.2026
- Ermenistan seçmeni Paşinyan'ı değil, yeni bir yönü onayladı / 09.06.2026
- Mesele İran değil / 07.06.2026
- Erivan sandığı, Moskova'nın Orta Asya yönelimi / 06.06.2026
- Yeni küresel denge ve Türkiye'nin konumu / 04.06.2026
- GKRY–Hindistan savunma hattı / 03.06.2026
- Hayalden zorunluluğa: Türkiye–Avrupa dengesi / 02.06.2026
- Lübnan'da bitmeyen denklem / 27.05.2026



























































