logo
23 HAZİRAN 2026

Peygamber Efendimizin son doksan günü -2-

05.06.2026 00:00:00
(Dünden devam ediyoruz) Mescitten, Ebu Bekir'in sesini duyan, Sevgili Peygamberimiz o haliyle Ali b. Ebu Talib ve Fazl b. Abbas koltuğuna girmiş, ayaklarını yerde sürüyerek mescide girdi.

Mihrapta olan Ebu Bekir'e kenara çekilmesi için mübarek eliyle işaret etti. Ebu Bekir kenara çekilince Efendimiz, mihraba geçip yeniden tekbir getirerek namaz kıldırdı. O'nun kaldığı yerden devam ettirmedi.

Bugün bile 'Peygamberimiz Ebu Bekir'in kaldığı yerden devam etti' diyenler var.

Nasıl olabilir ki?

Daha atıyorum 5 dakika öncesinde Hz. Bilal'e, "Bir başkası namazı kıldırsın. Ben, kendimle meşgulüm' diyen Efendimiz, neden ayakta duracak takati olmadığı halde mescide gitmiştir? Asıl soru budur?

Bu sorunun cevabı da Gadir Hum'da verilen sözün tutulmaması, ordunun hareket etmemesi, orduda asker olan Ebu Bekir'in imamlığa geçmesidir.

Namazı tamamladıktan sonra hanesine dönen Sevgili Peygamberimiz Ebu Bekir, Ömer ve onlarla birlikte mescitte olanları huzuruna çağırtarak, "Size, Usame'nin ordusu ile gitmenizi emretmemiş miydim?" buyurdu.

"Evet ya Resulullah, emretmiştin" dediler.

"Peki, niçin emrimi yerine getirmediniz?" buyurdu.

Ebu Bekir, "Ben, gitmiştim fakat sizi bir kez daha görüp ahdimi yenilemek üzere geri döndüm" diye cevap verdi.

Ömer, "Ey Allah'ın Resulü, ben gitmedim. Çünkü Sizin durumunuzu Medine'den gelen süvarilerden öğrenmek istemiyordum" dedi.

Yani Peygamberimizin vefat edeceğini hepsi biliyordu.

Resulullah üç kere, "Katılın Usame'nin ordusuna, ondan geri kalmayın" buyurdu.

Hz. Peygamberin bütün teşvik ve bedduasına rağmen ordu yavaş davranmaya devam ediyordu.

Hareket et, emri

Rebiyülevvel ayının on ikisi, Pazartesi günü Usame, Hz. Peygamber'in huzuruna çıktı.

Peygamber (s.a.a.v) ona, "Yüce Allah'ın bereketiyle yarın erkenden hareket et" buyurarak, hareket etmesini emretti.

Usame, Peygamber'le vedalaşıp ordugâha döndü. Usame ordugâha dönerken Ömer b. Hattab ve birkaç kişi tekrar ordudan ayrılıp Medine'ye geri gitti. (Kaynaklar; Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rahmet-el Lil Alemin 2. cilt ve İmam Ali eserleri başta olmak üzere et-Tabakat'ül-Kübra, Tarih-i Taberî'ye, el-Kâmil'e, es-Siret'ül-Halebiyye'ye, es-Siret'üd-Dehlâniyye'ye, Halebî, Buhari, Vâkıdî, el-Megazî, adlı Sünni eserlerin ilgili bölümlerinden derlenmiştir.)

Peygamberimizin vasiyetine engel

Peygamberimizin bütün müjde, telkin ve bedduasına rağmen hazırlattığı ordu hareket etmedi. Başta Ebu Bekir ve Ömer olmak üzere ünlü sahabeler, ordu ile gitmek yerine Peygamberin evine gittiler.

Hz. Peygamber, 'Bana kalem ve kağıt getirin size öyle bir şey yazayım ki benden sonra asla sapmayasınız' dedi.

Sonra ne oldu biliyor musunuz? Peygamberimizin son vasiyetini yazdırmadılar.

Peygamberin son vasiyetini yazdırmayan kimdi?

Ümmeti Muhammed için en büyük musibetlerden biri olan 'kırtas' olayı Kütübü Sitte, diğer sünen kitapları ve tarih alanında yazılmış kitapların tamamında var.

Bütün kaynaklarda geçen ve Peygamberin vasiyetinin yazılmasına engel olan isim Ömer bin Hattab'tır. Daha sonraları kendisi de, vasiyetin yazılmasına engel olduğunu itiraf etmiştir.

Bazı Sünni alimler bu durumu aklamak için olayda geçen lafızlarla oynamaya kalkışmışlar, 'Ömer'in celalli bir kişi olduğu, Hz. Peygamberden ayrılma üzüntüsüne kapıldığı için o sözleri söyledi' gibi bir mantıksızlığa sığınmışlardır.

Ne olmuştu?

'Abdullah İbn Abbas'dan rivayet edilmiştir: 'Peygamber (son hastalığında) ağrısı şiddetlenince: 'Yazı yazacak şey getiriniz, size öyle bir kitap (vasiyet) yazayım ki, ondan sonra hiç dalalete düşmeyesiniz' buyurdu.

Ömer: Peygamber sayıklıyor, hezeyan içindedir. Bizim elimizde de Allah'ın Kitabı vardır. O bize yeter, dedi. 

Bunun üzerine oradaki sahabeler ihtilafa düştüler. Bazıları, 'Peygamberin emirinin yerine getirilmesini' isterken bazıları da, Ömer'in dediklerini tekrarladılar. Sözleri birbirine karıştı, gürültü arttı.

Resulullah: 'Yanımdan çıkın; benim yanımda tartışmak olmaz' buyurdu.

İbn Abbas, bu sözleri ravi Ubeydullah ibn Abdullah'a naklettikten sonra odadan çıkmaya davranıp: Ah ne büyük musibettir o musibet ki,  Resulullah ile yazmak istediği kitap arasına engel oldu' diyerek dışarı çıktı.  (Buhârî, İlim,114; Müslim, Vasiyet, 1637)

Olay net! İtaat farz olan Hz. Muhammed'e itaat edilmemiş, sözü dinlememiş, emri yerine getirilmemişti.

Bütün bunlar Kur'an'a ve İslam'ın temel ilkeleriyle asla bağdaşmamaktadır. Çünkü

"Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resulüm." (Şuarâ 125)

"Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin." (Şuarâ 131)

"Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne itaat edin. Söylediklerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!" (Enfal 20)

"Peygamber'e itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur. Kim de itaatten yüz çevirirse aldırma! Çünkü biz seni, onların üzerine bekçi olarak göndermedik." (Nisa 80)

"Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve onlara itaatsizlikten sakının. Eğer itaatten yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen açıkça tebliğ etmekten ibarettir." (Maide 92)

"Peygamber, size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun." (Haşr, 7)

"Bu (Kur'ân), pek değerli, çok güçlü, Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerin arasında) sözü dinlenilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) sözüdür. Arkadaşınızı da (uzun süre bir arada bulunup iyice tanıdığınız Muhammed) cin çarpmış değildir." (Tekvir, 19- 22)

"Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz. O, ancak (kendisine) vahyedilen bir vahiydir" (Necm, 2-4)

"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin de sakın amellerinizi boşa çıkarmayın!" (Muhammed 33)

"Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Şâyet yüz çevirecek olursanız bunun zararı sizedir. Çünkü Peygamberimize düşen Allah'ın buyruklarını açıkça bildirmekten ibarettir." (Teğabun 12)

"Allah'a ve Resul'e itaat edin ki merhamet olunasınız." (Al-i İmran 132)

"Kim, Allah'a ve Resulüne itaat ederse doğru yolu bulmuştur. Kim onlara isyan ederse ancak kendisine zarar verir. Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez." (Ebû Dâvûd, Salât, 221, 223)

"Size bir şeyi yasakladığım zaman ondan kaçının. Bir şey emrettiğim zaman gücünüzün yettiği ölçüde onu yerine getirin." (Buhârî, İ'tisâm, 2)

"Bana itaat eden, Allah'a itaat etmiştir. Bana isyan eden, Allah'a isyan etmiştir..." (Müslim, İmâre, 33) devam edecek

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.