İran’dan BM ve BMGK’ya ‘Nükleer Saldırı’ mektubu
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Dönem Başkanı’na hitaben resmi bir mektup kaleme alarak, İsrail ve ABD'nin İran'daki nükleer tesislere yönelik saldırılarını en sert dille kınadı
05.04.2026 10:04:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Dönem Başkanı'na hitaben resmi bir mektup kaleme alarak, İsrail ve ABD'nin İran'daki nükleer tesislere yönelik saldırılarını en sert dille kınadı.
4 Nisan 2026 tarihli mektupta Erakçi, uluslararası toplumu "eşi benzeri görülmemiş bir nükleer felaket" konusunda uyardı.
"Sivil Tesisler Hedef Alındı"

Erakçi mektubunda, son dönemde düzenlenen saldırıların doğrudan barışçıl amaçlı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimindeki tesisleri hedef aldığını belirtti.
Özellikle Buşehr Nükleer Santrali çevresindeki hareketliliğe dikkat çeken Bakan, bu saldırıların sadece İran'ı değil, tüm bölgeyi radyoaktif kirlenme riskiyle karşı karşıya bıraktığını vurguladı.
"Uluslararası Hukuk Ayaklar Altına Alınıyor"
Mektupta, nükleer tesislere yönelik saldırıların "savaş suçu" teşkil ettiği ve BM Şartı'nın açık bir ihlali olduğu hatırlatıldı. Erakçi, ABD'li yetkililerin bu saldırıları meşrulaştıran açıklamalarının "uluslararası kurumların itibarını zedelediğini" ifade etti.
Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin Mektubu

"Sayın Genel Sekreter ve Güvenlik Konseyi Üyeleri,
Bu mektubu, İran İslam Cumhuriyeti'nin egemenliğine ve stratejik altyapısına yönelik artan saldırganlıklar karşısında derin endişelerimizi iletmek üzere kaleme alıyorum. Son 9 ay içinde ülkemiz, İsrail rejimi ve müttefiki ABD tarafından dayatılan iki büyük askeri saldırıya maruz kalmıştır.
Özellikle UAEA denetimi altındaki sivil nükleer tesislerimizin hedef alınması, sadece bir egemenlik ihlali değil, aynı zamanda bölgesel bir radyoaktif felakete davetiye çıkaran sorumsuz bir eylemdir. Bu saldırılar, barışçıl nükleer enerji kullanımını savunan uluslararası normları hiçe saymaktadır.
İran İslam Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını saklı tutmaktadır.
Ancak BMGK ve UAEA'nın, bu tehlikeli saldırıları durdurmak ve sorumluları hesap vermeye zorlamak için derhal harekete geçmesi zorunludur. Sessiz kalmak, saldırganı daha büyük suçlar işlemeye teşvik edecektir. Hukukun ve adaletin tesisi için gereğinin yapılmasını arz ederim."
4 Nisan 2026 tarihli mektupta Erakçi, uluslararası toplumu "eşi benzeri görülmemiş bir nükleer felaket" konusunda uyardı.
"Sivil Tesisler Hedef Alındı"

Erakçi mektubunda, son dönemde düzenlenen saldırıların doğrudan barışçıl amaçlı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimindeki tesisleri hedef aldığını belirtti.
Özellikle Buşehr Nükleer Santrali çevresindeki hareketliliğe dikkat çeken Bakan, bu saldırıların sadece İran'ı değil, tüm bölgeyi radyoaktif kirlenme riskiyle karşı karşıya bıraktığını vurguladı.
"Uluslararası Hukuk Ayaklar Altına Alınıyor"
Mektupta, nükleer tesislere yönelik saldırıların "savaş suçu" teşkil ettiği ve BM Şartı'nın açık bir ihlali olduğu hatırlatıldı. Erakçi, ABD'li yetkililerin bu saldırıları meşrulaştıran açıklamalarının "uluslararası kurumların itibarını zedelediğini" ifade etti.
Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin Mektubu

"Sayın Genel Sekreter ve Güvenlik Konseyi Üyeleri,
Bu mektubu, İran İslam Cumhuriyeti'nin egemenliğine ve stratejik altyapısına yönelik artan saldırganlıklar karşısında derin endişelerimizi iletmek üzere kaleme alıyorum. Son 9 ay içinde ülkemiz, İsrail rejimi ve müttefiki ABD tarafından dayatılan iki büyük askeri saldırıya maruz kalmıştır.
Özellikle UAEA denetimi altındaki sivil nükleer tesislerimizin hedef alınması, sadece bir egemenlik ihlali değil, aynı zamanda bölgesel bir radyoaktif felakete davetiye çıkaran sorumsuz bir eylemdir. Bu saldırılar, barışçıl nükleer enerji kullanımını savunan uluslararası normları hiçe saymaktadır.
İran İslam Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını saklı tutmaktadır.
Ancak BMGK ve UAEA'nın, bu tehlikeli saldırıları durdurmak ve sorumluları hesap vermeye zorlamak için derhal harekete geçmesi zorunludur. Sessiz kalmak, saldırganı daha büyük suçlar işlemeye teşvik edecektir. Hukukun ve adaletin tesisi için gereğinin yapılmasını arz ederim."









































































