logo
10 TEMMUZ 2026

İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney Meşhed'de toprağa verildi

ABD ve İsrail'in saldırılarında hayatını kaybeden İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney'in naaşı, aile üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen özel merasimin ardından ülkenin Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbesi'ne defnedildi

10.07.2026 04:47:00
İHA
 
İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney Meşhed'de toprağa verildi
İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney Meşhed'de toprağa verildi
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney son yolculuğuna uğurlandı. İran basınında yer alan haberlere göre; Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbesi'nin Peygamber-i Azam avlusunda kılınan cenaze namazının ardından, Hamaney'in aile üyelerinin katılımıyla özel bir veda merasimi düzenlendi. Hamaney'in naaşı daha sonra aynı türbenin Dar'üz Zikr salonunda toprağa verildi. Hamaney'in defnedilmesiyle birlikte, İran'ın yanı sıra bölge ülkelerinden milyonlarca kişinin katılımıyla gerçekleşen ve günler süren cenaze törenleri sona ermiş oldu.


Cenaze namazı kılınmıştı



Hamaney için düzenlenen cenaze törenleri kapsamında İran'ın Meşhed kentinde cenaze namazı kılınmıştı. Yoğun katılımın sağlandığı cenaze namazını Hamaney'in en büyük oğlu Mustafa Hamaney kıldırmıştı. Eski dini liderin, cenaze namazının ardından aile üyelerinin katılacağı özel bir merasim sonrasında İmam Rıza Türbesi'ndeki bölümlerden birine defnedileceği açıklanmıştı.


Yakınlarıyla birlikte hayatını kaybetmişti



İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta gerçekleştirdiği saldırılarda hayatını kaybetmişti. Aynı saldırıda, Ali Hamaney'in damadı, bir kızı, 14 aylık torunu ve İran'ın şimdiki dini lideri Mücteba Hamaney'in eşi de yaşamını yitirmişti.İHA

MSB: 'CAATSA yaptırımları kaldırılmalı'

MSB, Ankara'da gerçekleşen NATO Zirvesi'ne ilişkin, "İttifakın karşı karşıya bulunduğu güncel tehditlerin kapsamlı şekilde ele alındığı, ortak caydırıcılık ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik stratejik kararların değerlendirildiği tarihi bir buluşma olmuştur" açıklamasında bulundu

09.07.2026 23:10:00
AA
 
MSB: 'CAATSA yaptırımları kaldırılmalı'
MSB: 'CAATSA yaptırımları kaldırılmalı'
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Ay Yıldız Müşterek Karargahı'nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Aktürk, MSB, Genelkurmay Başkanlığı ile Kuvvet Komutanlıklarını aynı yerleşkede buluşturacak şekilde inşa edilen Ay Yıldız Karargahı'nın yalnızca modern askeri yerleşke değil, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerinin müşterek harekat kabiliyetini, kurumsal bütünleşmesini ve değişen güvenlik ortamına uyum yeteneğini yansıtan stratejik bir vizyon projesi olduğunu söyledi.

Karargahın, sahip olduğu ileri teknolojik altyapı, çağdaş komuta kontrol imkanları ve sürdürülebilir yapısıyla Türkiye'nin savunma alanındaki güçlü iradesinin somut göstergesi olduğunu belirten Aktürk, "Aynı zamanda ülkemizin harekat ihtiyaçlarını bugünden planlayan proaktif savunma ve güvenlik anlayışının da en önemli sembollerinden biridir." dedi.

Aktürk, inşası devam eden Ay Yıldız Karargahı projesini yürüten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) başta olmak üzere katkı sağlayan herkese teşekkür etti.

Ankara'da düzenlenen 36'ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin, 360 derece güvenlik anlayışı çerçevesinde gerçekleştirildiğini dile getiren Aktürk, "İttifakın karşı karşıya bulunduğu güncel tehditlerin kapsamlı şekilde ele alındığı, ortak caydırıcılık ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik stratejik kararların değerlendirildiği tarihi bir buluşma olmuştur." ifadelerini kullandı.

Aktürk, zirvenin müttefikler arasındaki dayanışmayı pekiştirirken, değişen güvenlik ortamına yönelik ortak vizyonun geliştirilmesine, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğine ilişkin müşterek yaklaşımın güçlendirilmesine de önemli katkılar sağladığını vurguladı.

Zirve kapsamında icra edilen Savunma Sanayi Forumu ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in ev sahipliğinde gerçekleştirilen Savunma Bakanları Resepsiyonu'na da değinen Aktürk, şunları kaydetti:

"Müttefikler arasında savunma sanayinde ortak üretim ve teknoloji iş birliğinin geliştirilmesine, ortak güvenlik anlayışının pekiştirilmesine ve Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayiinde ulaştığı yüksek teknolojik yetkinlik, güçlü üretim kapasitesi ve yenilikçi vizyonunun uluslararası platformda bir kez daha ortaya konulmasına vesile olmuştur. Türkiye güçlü ordusu, gelişen yerli ve milli savunma sanayii, etkin savunma diplomasisi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen çok boyutlu dış politika anlayışıyla, krizlerin çözümüne katkı sunan, diyalog kanallarını açık tutan, bölgesel ve küresel barış ile istikrarı destekleyen yapıcı yaklaşımını kararlılıkla sürdürmektedir. Bu anlayış doğrultusunda ülkemiz, NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşuna katkı sağlayan güvenilir ve sorumluluk sahibi bir müttefik olarak uluslararası barış, güvenlik ve istikrara katkı sunmaya devam edecektir."

İkili görüşmeler

Bakan Güler'in NATO Liderler Zirvesi kapsamında 6 Temmuz'da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ABD Ticaret Odası tarafından düzenlenen Savunma Sanayi Çalışma Yemeğine katıldığını anımsatan Aktürk, şunları kaydetti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın, NATO Genel Sekreteri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeye, 7 Temmuz'da, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) iş birliğinde düzenlenen 'Müttefikler Ankara'da' programına, Ankara Ticaret Odası Kongre ve Sergi Merkezinde gerçekleştirilen Savunma Sanayi Forumu ile NATO Projeleri Tanıtım Töreni'ne, sayın Cumhurbaşkanımızın, ABD Başkanı ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeye, Ay Yıldız Müşterek Karargahı'nda konuk savunma bakanları ve NATO üst düzey temsilcileri için verilen resepsiyona ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Savunma Bakanları çalışma yemeğine katılmıştır."

Aktürk, Güler'in zirve çerçevesinde çeşitli müttefik ve ortak ülkelerin Savunma Bakanları ile ikili ve heyetler arası görüşmeler yaptığını da söyledi.

Bölgesel ve küresel güvenlik konuları ele alındı

Güler'in ikili ve askeri ilişkilerin geliştirilmesi, savunma ve güvenlik alanındaki iş birliği imkanları, savunma sanayi alanındaki ortak çalışmalar ile NATO gündeminde öne çıkan bölgesel ve küresel güvenlik konularına ilişkin görüş alışverişinde bulunduğunu aktaran Aktürk, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda Japonya, Letonya, Yeni Zelanda, Macaristan ve Kanada Savunma Bakanları ile görüşen Sayın Bakanımız, Kanadalı mevkidaşı ile Savunma İş Birliğine İlişkin Niyet Beyanı'nı imzalamış, ayrıca BAE Systems'in CEO'sunu kabul etmiştir. Ayrıca Romanya ve Bulgaristan Savunma Bakanlarıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdiği görüşmede, Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubunun (MCM Black Sea) görev kapsamını Karadeniz'de üç ülkenin kritik deniz altı altyapılarının korunmasını da içerecek şekilde genişleten Mutabakat Muhtırası Değişikliği'ni imzalamıştır. 8 Temmuz'da, Sayın Cumhurbaşkanımız ile zirve oturumlarına katılan Sayın Bakanımız ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın Fransa ve Suriye Cumhurbaşkanları, İtalya, Almanya ve Birleşik Krallık Başbakanları ile yaptığı görüşmelere iştirak etmiştir."

Aktürk, Güler'in yarın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılmıyla Milli Savunma Üniversitesi'nde yapılacak "16'ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi" ile "8'inci Dönem Komuta ve Kurmay Eğitimi" mezuniyet törenlerine katılacağını bildirdi.

Terörle mücadele

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiye'nin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ile tehlikeye karşı mücadelesini kararlı şekilde sürdürdüğünü vurguladı.

Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla yürütülen operasyon, arama tarama ve hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin bilgi veren Aktürk, "Son bir hafta içerisinde, 4 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, harekat bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir." dedi.

Aktürk, ayrıca, 2'nci Ordu İstihkam Tugay Komutanlığınca, Suriye Deyrizor'da Fırat Nehri'nin üzerine 240 metre uzunluğunda yüzer köprü kurulumu tamamlandığını, köprünün, kontrol geçişlerinin yapılmasının ardından 10 Temmuz'da hizmete açılacağını belirtti.

"Eğitim ve tatbikat faaliyetleri aralıksız devam ediyor"

Aktürk, hudut güvenliğine ilişkin 1'i terör örgütü mensubu olmak üzere 316 kişinin yakalandığını bildirdi.

Sınırlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısının 1 Ocak'tan bugüne kadar 5 bin 615 olduğunu aktaran Aktürk, "Engellenen 995 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 41 bin 129'a ulaşmıştır. Hafta içerisinde Van hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde 109 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir." ifadelerini kullandı.

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kara, deniz, hava, uzay ve siber alanda daha etkin, caydırıcı, hazır hale getirilmesi amacıyla milli ve uluslararası eğitim ile tatbikat faaliyetlerinin aralıksız devam ettiğini söyledi.

Bu kapsamda, 22 Haziran'da Konya'da başlayan "Türkiye-Azerbaycan-Mısır Üçlü Kartal Tatbikatı"'nın 3 Temmuz'da başarıyla tamamlandığını hatırlatan Aktürk, yarın Bulgaristan'da başlayacak Breeze 2026 ile, 13-24 Temmuz arasında İngiltere'de gerçekleştirilecek Sea Breeze II tatbikatlarına katılım sağlanacağını aktardı.

TCG Oruçreis tarafından NATO Daimi Deniz Görev Grubu-1 (SNMG-1) görevi bitiminde 18-22 Temmuz'da Dublin İrlanda'ya liman ziyareti yapılacağını aktaran Aktürk, " İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda inşa edilerek 20 Haziran'da Romanya'ya teslim edilen CAm. August Roman için 10 Temmuz'da Romanya'da icra edilecek karşılama törenine İstanbul Tersanesi Komutanımız ile Deniz Hava Komutanımızın katılması planlanmaktadır." dedi.

Envantere yeni giren silah sistemleri

Aktürk, yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin imkan ve kabiliyetlerinin artırılması çalışmalarının devam ettiğini vurguladı.

Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığınca, muhtelif miktarda, TB-3 SİHA, 7,62 milimetre Piyade Tüfeği, silah taşıyıcı araç ile, Elektrikli Zırhlı Personel Taşıyıcı'nın (E-ZPT) muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alındığı aktaran Aktürk, şunları kaydetti:

"Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca, 13-17 Temmuz tarihleri arasında muhtelif miktarda SOM-B1T mühimmatının kabul faaliyeti ROKETSAN'da icra edilecektir. Bakanlığımıza bağlı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından yerli ve milli imkanlarla geliştirilen Havadan Taşınabilir Hafif Çekili Obüs BORAN'ın Arnavutluk'a ihracatına yönelik olarak 4 Temmuz'da sözleşme imzalanmıştır. Milli yazılım ve teknoloji alanında hayata geçirdiği projelerle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güç ve etkinliğinin daha da artırılmasına katkı sağlayan HAVELSAN'ın 44'üncü kuruluş yıl dönümünü şimdiden kutluyor, ülkemizin savunma gücüne değerli katkılar sunan tüm çalışanlarına başarılar diliyoruz."

Öğrenci ve personel temini

Aktürk, personel ve askeri öğrenci temin işlemlerinin, planlanan takvime uygun şekilde devam ettiğini söyledi.

Bu kapsamda, Milli Savunma Üniversitesi "2026 Yılı Askeri Öğrenci Temini Seçim Aşaması" faaliyetlerinin 7 Ağustos'a kadar devam edeceğini belirten Aktürk, seçim aşamalarına katılacak adayların 15 Temmuz-31 Ağustos arasında Kredi Yurtlar Kurumunun belirlemiş olduğu yurtlardan istifade edebileceğini kaydetti.

Hazine ve Maliye Bakanlığınca "Mali ve Sosyal Haklar" genelgesi yayımlandığını anımsatan Aktürk, "Buna göre bedelli askerlik tutarı 2026 yılının ikinci altı ayı için 472 bin 653 lira 60 kuruş olmuştur. 7 Temmuz 2026 tarihinden itibaren bedelli askerlik müracaat işlemleri başlamıştır." dedi.

Aktürk ayrıca, yaklaşan "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" vesilesiyle milletin iradesine ve demokrasiye kasteden FETÖ silahlı terör örgütüne karşı dimdik durarak vatanı ve bayrağı için canlarını feda eden şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere sağlıklı ömürler diledi.

"Beklentimiz, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasıdır"

ABD Başkanı Donald Trump'ın 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde CAATSA yaptırımlarına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Bakanlık tarafından, "Türkiye, NATO'nun güçlü ve etkin bir müttefiki olarak İttifak'ın caydırıcılığına ve ortak güvenliğine önemli katkılar sunmaya devam etmektedir. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere beklentimiz, müttefiklik ruhuyla bağdaşmayan CAATSA yaptırımları ile savunma sanayimize yönelik açık veya örtülü tüm kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Bu çerçevede, ABD Başkanı tarafından yapılan açıklamaları memnuniyetle karşılıyor, müttefiklerimizle kısıtlamalar yerine karşılıklı güven ve dayanışmanın güçlendirilmesinden yana bir yaklaşımı benimsiyoruz." açıklaması yapıldı.

Basın mensupları, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in, Türkiye'nin F-35 alma ihtimaline karşı çıktığı açıklamalarını da sordu.

Sorular üzerine Bakanlık tarafından, "Ülkemiz, bölgemizde barış ve istikrarın korunmasından, mevcut meselelerin yapıcı diyalog ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde ele alınmasından yanadır. Bu kapsamda, gerilimi artırabilecek söylemlerden kaçınılmasının ikili ilişkilere olumlu katkı sağlayacağını bir kez daha ifade ediyor, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, kendisine tehdit oluşturmayan hiç kimse için tehdit olmadığını bir kez daha hatırlatıyoruz." yanıtı verildi.

Trafikte selektör terörüne hapis şoku

Yargıtay’dan emsal karar! Yol istemek veya uyarmak amacıyla arkadan sıkıştırıp peş peşe selektör yapanlara TCK 123 uyarınca 1 yıla kadar hapis cezası verilebilecek

09.07.2026 22:10:00
Haber Merkezi
 
Trafikte selektör terörüne hapis şoku
Trafikte selektör terörüne hapis şoku
Trafikte sürücülerin en çok maruz kaldığı psikolojik şiddet ve taciz yöntemlerinden biri olan "ısrarlı selektör" eylemi artık sadece bir trafik kuralı ihlali sayılmayacak. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, trafikte takip mesafesini tehlikeli biçimde azaltarak öndeki araca peş peşe selektör yapmayı doğrudan adli bir suç olarak kabul etti. Alınan emsal kararla birlikte, bu davranışı sergileyen magandalar ceza mahkemelerinde yargılanarak hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya kalacak.

1 yıla kadar hapis istenebilecek

Yüksek mahkemenin kararına göre, direksiyon başında selektör kolunu adeta bir taciz silahı gibi kullananların bu eylemi, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 123. maddesinde düzenlenen "Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma" suçu kapsamında değerlendirilecek. İlgili kanun maddesi uyarınca, trafikte diğer sürücüleri psikolojik baskı altına alıp huzurunu kaçıran kişiler hakkında 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle kamu davası açılabilecek.

"Tek sefer" yasal, "ısrar ve sıkıştırma" suç

Türkiye'deki trafik alışkanlıklarında selektör kolu genellikle sol şeritte yol talep etmek ya da karşı tarafı olası bir tehlikeye karşı uyarmak için kullanılıyor.

Uzmanlar, yol istemek ya da bir tehlikeyi haber vermek amacıyla anlık olarak sadece tek bir sefer selektör yapılmasının gerekli olduğunu, öndeki sürücü reaksiyon göstermediğinde takip mesafesini sıfırlamak, peş peşe ve ısrarlı şekilde selektör yağmuruna devam ederek sürücüyü taciz etmek olduğunu söylüyor.

Panik ve kazalara zemin hazırlıyor

Yargıtay'ın bu kararı almasındaki en büyük etkenlerden biri, arkadan yapılan yoğun selektör baskısının öndeki sürücüde panik ve telaşa yol açmasıdır. Özellikle acemi veya heyecanlı sürücüler bu baskı altında direksiyon hakimiyetini kaybederek ölümcül kazalara sebebiyet verebiliyor. Eylem sadece huzur bozmakla kalmayıp can güvenliğini de açıkça tehdit ettiği için ceza hukuku kapsamına alınmış durumda.

Hukukçular, trafikte bu tarz bir selektör terörüne maruz kalan sürücülerin araç kameraları veya telefon kayıtlarıyla birlikte doğrudan cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunabileceğini belirtiyor.

Kocasakal'dan İstanbul Barosu Başkanlığına adaylık ilanı

İstanbul Barosu seçimleri öncesinde üç güçlü avukat grubu, "Cumhuriyetçi Güç Birliği" çatısı altında birleşerek eski Baro Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ı başkan adayı gösterdi. Basın toplantısında konuşan Kocasakal, "Bu adaylık şahsi bir tercih değil, bir zihniyet ve duruş adaylığıdır" dedi

09.07.2026 18:18:00
Haber Merkezi
 
Kocasakal'dan İstanbul Barosu Başkanlığına adaylık ilanı
Kocasakal'dan İstanbul Barosu Başkanlığına adaylık ilanı
İstanbul Barosu'nda Ekim ayında gerçekleştirilecek seçimler öncesinde, hukuk dünyasını hareketlendiren bir iş birliği ilan edildi. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu, Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG), güçlerini birleştirerek "Cumhuriyetçi Güç Birliği"ni kurdu. Birlik, İstanbul Barosu eski Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ı başkan adayı olarak kamuoyuna duyurdu.

Kocasakal'ın adaylığını kamuoyuna duyurmak için Galata Hizmet Binası Kültür Merkezi'nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Kocasakal, adaylığının temelinde "müdafaa-i hukuk, müdafaa-i vatan ve müdafaa-i Cumhuriyet" anlayışının yattığını belirtti. Kocasakal, "1923 Cumhuriyetine, kurucu değerlere, Atatürk'e fikri bağlılık ve hukuk devletine sarsılmaz inanç, İstanbul Barosu'nun tarihsel görevidir" ifadelerini kullandı.

Mevcut hukuk sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunan Kocasakal, Türkiye'de hukuk devletinin ve yargı bağımsızlığının ağır saldırı altında olduğunu söyledi. Hukuk devletini "adeta entübe edilmiş" şeklinde tanımlayan Kocasakal, şunları kaydetti:

"Hukuk ve yargı bağımsızlığı ayaklar altındadır. Kanunilik ilkesinin yok sayıldığı, tutuklamanın esas, özgürlüğün istisna olduğu bir sürek avı ortamındayız. Anayasa Mahkemesi kararlarına mahkemelerin uymadığı, yargısal süreçlere siyasetin gölge düşürdüğü bir ortamda hukuk güvenliğinden söz edilemez."  

Mevcut İstanbul Barosu yönetimini de eleştiren Kocasakal, yönetimin hukuk devletine yönelik saldırılar karşısında "kuzuların sessizliğine büründüğünü" belirtti. Kocasakal, yönetimin Anayasa'nın ilk dört maddesini tartışmaya açan zihniyete karşı takındığı tavrın bilinçli bir sessizlik olduğunu kaydetti.

Cumhuriyetçi Güç Birliği'nin her türlü Cumhuriyetçi ve hukuktan yana olan meslektaşa açık olduğunu vurgulayan Kocasakal, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Bölünmenin getirdiği olumsuz tablodan ders alarak oluşturduğumuz bu güç birliği, Cumhuriyet'in ve hukukun muhafazası içindir. Atatürk'ün dediği gibi; hak kuvvetten üstündür. Hukuksuzluk kimsenin yanına kalmaz; kazanan Cumhuriyet ve hukuk olacaktır."

NATO Zirvesi'nin yemeği Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı

Türkiye'nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen zirvede, ittifak liderlerine sunulan resmi gala yemeği Türk mutfağının köklü mirasını çağdaş gastronomi anlayışıyla buluşturdu

09.07.2026 16:25:00
İhlas Haber Ajansı
 
NATO Zirvesi'nin yemeği Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı
NATO Zirvesi'nin yemeği Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı
Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, ittifak liderleri için 7 Temmuz 2026 Salı akşamı verilen resmi gala yemeği iki Michelin yıldızlı Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı.

İttifakın 32 üye ülkesinin liderleri, davetli devlet başkanları ve üst düzey heyetlerin ağırlandığı zirvede; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald J. Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin de aralarında bulunduğu liderlere Türk mutfağının köklü mirasını yansıtan özel bir gala menüsü sunuldu.

Sunulan menü, Anadolu'nun bölgesel ürün çeşitliliğini, yerel üreticilerle kurulan iş birliklerini ve Türk mutfağının köklü hafızasını merkeze aldı. Geleneksel Türk lezzetleri, çağdaş teknikler ve zarif sunumlarla yeniden yorumlanarak konuklara takdim edildi.

Türk mutfağını liderler masasında temsil etmek

Türk mutfağını uluslararası alanda temsil etmeyi kariyerinin merkezine alan Şef Fatih Tutak, 36. NATO Liderler Zirvesi'nin resmi gala yemeğinde Türkiye'nin gastronomi mirasını dünya liderleriyle buluşturdu. Haftalar süren hazırlık sürecinin ardından oluşturulan menü, geleneksel Türk mutfağının karakterini çağdaş bir teknik anlayışla bir araya getirdi. Ürün seçiminden tabakların kurgusuna kadar her aşamayı bizzat yöneten Tutak, menüyü mevsimsellik, yerel üretim ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda hazırladı.

Menüde kullanılan ürünlerin önemli bir bölümü Türkiye'nin farklı bölgelerindeki üreticilerden tedarik edildi. Böylece gala yemeği, yalnızca resmî bir davet menüsü olmanın ötesine geçerek Türkiye'nin ürün çeşitliliğini, mutfak kültürünü ve üretici emeğini temsil eden bir gastronomi anlatısına dönüştü.

Gala Menüsü: Taş fırında pide, Trabzon tereyağı, Hizan kara kovan balı, zeytinyağlı sebze bayıldı, yanık Denizli yoğurdu, deniz levreği, tarama, Urla sakız enginarı, Tokat asma yaprağı, kuzu göbeği mantarlı firik bulguru, dana kaburga tandır, yanık Trabzon tereyağı, patlıcan, mantı, tütsülenmiş ayaş domates salçası, milk baklava, Antep fıstığı köpüğü, bergamot, Maraş dondurması.

Şef Fatih Tutak, gala yemeğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

"Böylesine özel bir sofrada Türk mutfağını temsil etmek bizim için büyük bir onurdu. Bu menüde Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen ürünleri, üretici emeğini ve mutfak hafızamızı çağdaş bir dille anlatmak istedik. Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu önemli buluşmanın bir parçası olmak bizim için çok değerliydi."

Hüseyin Baş: 'Türkiye kendi masasını kurmalı'

7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılan NATO Liderler Zirvesi'ni değerlendiren BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, hükümetin Trump üzerinden diplomatik zafer algısı oluşturacağını belirterek, Türkiye'nin başkalarının masasında yer kapmak yerine, kendi bağımsız masasını kurması gerektiğini vurguladı

09.07.2026 14:40:00 / Güncelleme: 09.07.2026 14:45:26
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: 'Türkiye kendi masasını kurmalı'
Hüseyin Baş: 'Türkiye kendi masasını kurmalı'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş NATO zirvesi üzerine değerlendirmeler yaptı.

Hükümetin Trump'ın gelişi üzerinden bir diplomatik zafer fotoğrafı vermeye çalışacağını belirten BTP lideri, "Oysa dış politikada asıl mesele, kameraların önündeki tokalaşma değil, kameraların arkasında Türkiye adına alınan kararlardır. Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi?" ifadelerini kullandı.

Hüseyin Baş, "Ülkemizin ihtiyacı, bir gün Washington'dan, bir gün Moskova'dan gelecek işarete göre pozisyon alan bir dış politika değildir. Ülkemizin ihtiyacı, başkalarının kurduğu masalarda yer kapmaya çalışan bir dış politika da değildir. Türkiye'nin ihtiyacı, kendi masasını kurabilen, kendi kararını alabilen ve bağımsızlığından ödün vermeyen bir dış politika anlayışıdır" dedi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

"Hünkar İskelesi Antlaşması'nın yıl dönümü…"

"Bugün Hünkar İskelesi Antlaşması'nın yıl dönümüydü. 1833'te Osmanlı, Mehmet Ali Paşa isyanının oluşturduğu tehdidi bertaraf etmek için Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması'nı imzaladı.

Ancak bu antlaşma yalnızca bir güvenlik anlaşması olarak kalmadı. Boğazlar gibi devletin en stratejik meselelerinden biri, Osmanlı'nın tek başına karar verebildiği bir alan olmaktan çıkıp büyük güçlerin pazarlık konusu haline geldi.

"Günü kurtarmak için verilen tavizler, zamanla bağımsızlığı ve devletin temel çıkarlarını tehlikeye atar"

Tarih bize şunu gösteriyor: Günü kurtarmak için yapılan kısa vadeli hesaplar uğruna bağımsızlıktan verilen ödünler, başlangıçta küçük dahi olsa zamanla devletin en hayati meselelerini bile başka devletlerin pazarlık konusuna dönüştürebilir.  Tesadüf o ki, iki hafta sonra yine Temmuz ayı içinde hem Lozan Antlaşması'nın hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin yıl dönümlerini idrak edeceğiz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde cephede kazanılan Kurtuluş Savaşı, Lozan'da tüm kapitülasyonları tarihe gömdü ve boğazlar konusundaki egemenliğimiz Montrö ile de taçlandırıldı. Yani tarih bize sadece zayıflığın bedelini değil, bağımsızlık iradesinin neleri geri alabileceğini de gösteriyor.

"Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi?"

Bugün de benzer bir soruyla karşı karşıyayız. Hükümet muhtemelen Trump'ın gelişi üzerinden bir diplomatik zafer fotoğrafı vermeye çalışacak. Oysa dış politikada asıl mesele, kameraların önündeki tokalaşma değil, kameraların arkasında Türkiye adına alınan kararlardır. Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi? Ülkemizin ihtiyacı, bir gün Washington'dan, bir gün Moskova'dan gelecek işarete göre pozisyon alan bir dış politika değildir. Ülkemizin ihtiyacı, başkalarının kurduğu masalarda yer kapmaya çalışan bir dış politika da değildir. Türkiye'nin ihtiyacı, kendi masasını kurabilen, kendi kararını alabilen ve bağımsızlığından ödün vermeyen bir dış politika anlayışıdır. Bağımsız Türkiye Partisi'nin ortaya koyduğu irade de tam olarak budur."


Milli Eğitim Bakanlığı 81 ile yazı gönderdi: Okullarda yeni kurallar

Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda ve dijital platformlarda kişisel verilerin korunması için yeni bir adım attı. 81 ile gönderilen 10 maddelik resmi yazıyla, internet sitelerinden sosyal medya hesaplarına kadar tüm paylaşımlar mercek altına alındı

09.07.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
Milli Eğitim Bakanlığı 81 ile yazı gönderdi: Okullarda yeni kurallar
Milli Eğitim Bakanlığı 81 ile yazı gönderdi: Okullarda yeni kurallar
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğrenci, veli, öğretmen ve personelin dijital güvenliğini sağlamak amacıyla radikal kararlar aldı. Merkez ve taşra teşkilatları ile tüm eğitim kurumlarına gönderilen resmi yazıyla, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında çok sıkı tedbirlerin hayata geçirilmesi istendi. Yeni kurallara göre, görev ve hizmet sınırlarını aşan, gereğinden fazla veri toplama dönemine tamamen kilit vuruluyor.

Yeni dönemin en dikkat çekici kuralı, geçmişe dönük dijital temizlik kararı oldu. Okul, kurum ve birimlere ait internet siteleri ile sosyal medya hesapları baştan aşağı gözden geçirilecek. Bu platformlarda daha önce yayımlanmış olan ve kişisel veri içeren her türlü liste, belge, fotoğraf, video, duyuru ve dosya kamuya açık erişimden derhal kaldırılacak.

Bakanlığın kesin yasağıyla birlikte artık okul sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında öğrenci sınıf listeleri, öğrenci numaraları, T.C. kimlik numaraları, sınav listeleri, devamsızlık ve başarı bilgileri paylaşılmayacak. Aynı şekilde sağlık ve disiplin bilgileri, veli bilgileri, personel iletişim bilgileri ile öğrenci ve personele ait fotoğraf ve videolar da kamuya açık şekilde yayımlanamayacak. Duyuru ve paylaşımlarda sadece kişisel veri içermeyen yeni yöntemler tercih edilecek.

Eğitim öğretim faaliyetleri sırasında fotoğraf ve video çekimi yapılması gereken zorunlu durumlarda ise kurallar tamamen değişti. Çekim ve paylaşım yapılmadan önce, bu işlemin amacı, paylaşılacağı ortam, verinin saklanma süresi ve bu görsellere kimlerin erişebileceği önceden net bir şekilde belirlenmek zorunda olacak. Özellikle öğrencilere ait görüntülerin paylaşımında maksimum hassasiyet gösterilecek.

Bakanlık, siber güvenliği tehdit eden unsurlara karşı da çok sert yaptırımlar getirdi. MEB sistemlerine erişim sağlayan kullanıcı adı, parola ve doğrulama kodları hiçbir şekilde üçüncü taraflarla paylaşılmayacak. Sistem üzerinden yetkisiz şekilde toplu veri alma, veri aktarma amacıyla kullanılan bot, makro, otomasyon araçları, tarayıcı eklentileri ve yetkisiz üçüncü parti yazılımlar tamamen yasaklandı. Bu kuralları ihlal eden, şifresini paylaşan veya yetkisiz yazılım kullanan personel hakkında idari ve hukuki süreçler anında işletilecek.

Herhangi bir kişisel veri ihlali, yanlış kişiye veri gönderimi, şüpheli yazılım kullanımı veya web sitesinde veri yayımlanması durumunda, durumun vakit kaybetmeksizin okul yöneticisine ve bağlı bulunulan birime bildirilmesi gerekecek. Sürecin sorunsuz yürütülmesi için okul yöneticileri, öğretmenler ve ilgili personel, Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) üzerinden kişisel verilerin korunması ve bilgi güvenliği farkındalık eğitimlerine katılmaya teşvik edilecek.

Erdoğan’dan liderlere sıra dışı hediye

Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Zirvesi'nde geleneksel kültürel hediyelerin dışına çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanına üzerlerinde isimlerinin yazılı olduğu özel üretim yerli revolver ve mühimmat takdim etti. Dünya basınının manşetlerine taşınan sıra dışı hediye, ülkelerin yerel mevzuatları nedeniyle "diplomatik gümrük" krizine de yol açtı

09.07.2026 12:39:00
Haber Merkezi
 
Erdoğan’dan liderlere sıra dışı hediye
Erdoğan’dan liderlere sıra dışı hediye
Ankara'da Beştepe ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, askeri ve siyasi kararlarının yanı sıra liderler onuruna verilen akşam yemeği sonrasındaki hediyeleşme töreniyle diplomasi tarihine geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılan 32 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanına Türkiye'nin yerli savunma sanayisinin önemli simgelerinden olan, özel işçilikle hazırlanmış Sarsılmaz SR 38 model revolver (toplu tabanca) hediye etti.

İsme özel silah, mermi ve ihracat belgesi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki akşam yemeğinin ardından takdim edilen hediyeler, bildirilenden çok daha kapsamlı bir set olarak liderlere ulaştırıldı.

Her bir revolverin gövdesine ilgili liderin ismi el işçiliğiyle özel olarak kazındı. Şık kutularda sunulan tabancaların yanında bir kutu gerçek mermi ve özel temizlik kiti yer aldı. Gümrük ve taşıma süreçlerinde aksama yaşanmaması adına, silahların her biri için özel hazırlanmış ihracat belgeleri ve Cumhurbaşkanlığı muafiyet mektubu paketlere eklendi.

Batılı liderler ülkelerinin "silah kanunlarına" takıldı

Erdoğan'ın bu dikkat çeken hamlesi, uluslararası basının gündem maddelerinden biri haline geldi. Silahların gerçek mühimmatla ateşlenebilir yapıda olması, birçok müttefik ülkenin katı iç güvenlik ve silah ithalat yasalarını harekete geçirdi

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz yasaları gereği ateşli silahı ülkeye sokamayacağı için hediye Ankara'daki İngiltere Büyükelçiliği'ne bırakıldı.

Kanada Başbakanı Mark Carney'e verilen silahın, Kanada Kraliyet Atlı Polisi'ne (RCMP) teslim edilerek ateşlenemez hale getirileceği ve müzede sergileneceği duyuruldu.

Almanya Şansölye Friedrich Merz'in silahı, resmi devlet hediyeleri envanterine kaydedilmek üzere geçici olarak Ankara Büyükelçiliği'ne teslim edildi.

Avrupa Birliği'nden Ursula von der Leyen ve Antonio Costa'ya verilen silahlar güvenlik ekiplerince incelemeye alınırken, hediyelerin değer sınırı konusu gündeme geldi.

Silahın yanında kitap da verildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderler için hazırlattığı pakette sadece yerli silahlar yer almadı. Recep Tayyip Erdoğan Vakfı tarafından hazırlanan "The Politics of Courage: Erdoğan and the Rise of Türkiye" (Cesaretin Politikası: Erdoğan ve Türkiye'nin Yükselişi) adlı İngilizce biyografik ve siyasi çalışma da liderlere sunuldu.

Kitabın içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ıslak imzasını taşıyan, milletle kurulan hayallerden ve bırakılan mirastan bahseden mektup da yer aldı.

Diplomasi kulislerinde nasıl yorumlandı?

NATO zirvelerinde genellikle sembolik kültürel hediyeler sunulurken, doğrudan yerli ve modern bir ateşli silahın seçilmesi uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından Türkiye'nin "kendi kendine yeten savunma sanayisi gücünü ve caydırıcılığını" müttefiklere doğrudan gösterme hamlesi olarak yorumlandı.

Tanju Özcan'ın yargılandığı davada 4'üncü gün

Bolu'da görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 19 sanığın "rüşvet" ve "irtikap" suçlamalarıyla yargılandığı davanın 4'üncü gün oturumu başladı

09.07.2026 11:31:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tanju Özcan'ın yargılandığı davada 4'üncü gün
Tanju Özcan'ın yargılandığı davada 4'üncü gün
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 24 Mayıs 2024 tarihli ihbarı üzerine Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan 178 sayfalık iddianame, Bolu 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede sanıklar hakkında "icbar suretiyle irtikap", "irtikaba teşebbüs", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık" ve "5072 Sayılı Vakıf ve Dernekler Yasası'na muhalefet" suçlamaları yöneltildi.

Sanık ve taraf sayısının fazla olması nedeniyle duruşma, Bolu Sosyal Bilimler Lisesi Kapalı Spor Salonu'nda yapılıyor. Duruşma öncesinde salon çevresinde polis ekipleri tarafından geniş güvenlik önlemi alındı. Girişlerde detaylı arama yapılırken, sanıkların salona alınmasının ardından 4'üncü gün oturumu başladı.

Önceki oturumda savunmalar alındı

Davanın önceki oturumlarında, tutuklu sanıklar Tanju Özcan ve BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız ile tutuksuz sanıklar Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ve CHP'li Belediye Meclis Üyesi Aydan Özdemir'in olay bazlı savunmaları dinlendi.

Ayrıca mağdur ve müştekilerden müteahhit Cenk Erşebetçi, Halis Volkan Akıncı, BİM A.Ş. Mağaza Geliştirme Müdürü Saffet Karadağ, Nuhmar ve 1N Market Genel Müdürü Harun Reşit Kayar ile 21 kurban bağışı mağduru beyanda bulundu. Beyanda bulunan kişilerin sanıklardan şikayetçi olmadıklarını söyledikleri öğrenildi.

Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis talebi

Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, Tanju Özcan'ın her bir mağdura yönelik eylemi ayrı ayrı değerlendirildi. Özcan hakkında 6 kez "icbar suretiyle irtikap", 3 kez "irtikaba teşebbüs", 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" ve 1 kez "rüşvet" suçlarından toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianamede, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can hakkında 5 kez "icbar suretiyle irtikap" ve 2 kez "irtikaba teşebbüs" suçlarından 27 yıl 6 aydan 64 yıla kadar hapis cezası talep edildi. BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız hakkında ise çeşitli suçlardan 72 yıl 7 ay 15 günden 218 yıl 9 aya kadar hapis cezası istendi.

6 sanık tutuklu

Dosya kapsamında, görevinden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız, Bolu Pazarcılar ve Manavlar Esnaf Odası Başkanı ile Bolu Köroğlu Kredi, Esnaf ve Kefalet Odası Başkanı Mustafa Altındal, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ve CHP'li Belediye Meclis Üyesi Cihan Tutal tutuklu yargılanıyor. Soruşturma kapsamında 10 Nisan'da tutuklanan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ile CHP'li Belediye Meclis Üyesi Aydan Özdemir'in ise mahkeme kararıyla 11 Mayıs'ta tahliye edildiği belirtildi. Mahkeme heyetinin 4. gün oturumunda mağdur ve müşteki beyanlarını almaya devam etmesi bekleniyor.

Dev vurgunda firari hoca Paris’te, eşi gözaltında!

Antalya, sağlık dünyasını sarsan dev bir dolandırıcılık iddiasıyla çalkalanıyor

08.07.2026 20:16:00
İhlas Haber Ajansı
 
Dev vurgunda firari hoca Paris’te, eşi gözaltında!
Dev vurgunda firari hoca Paris’te, eşi gözaltında!
Antalya, sağlık dünyasını sarsan dev bir dolandırıcılık iddiasıyla çalkalanıyor. Akdeniz Üniversitesi'nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Fatih A.'nın, "Amerikan borsasında yüksek kazanç" vaadiyle aralarında ünlü profesör ve cerrahların da bulunduğu çok sayıda sağlık çalışanını yaklaşık 225 milyon lira dolandırarak Paris'e kaçtığı iddia edildi.

Skandalın büyümesi üzerine Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü'nden jet hızıyla açıklama geldi: "Olay kurumsal değil, bireysel çıkar ilişkisidir."

"Siz iş yoğunluğundan anlamazsınız" diyerek tuzağa çekti



Edinilen bilgilere göre, üniversitede uzun yıllar anestezi teknikeri olarak çalıştıktan sonra akademik başarılarıyla öğretim görevliliğine kadar yükselen ve çevreye büyük güven veren Fatih A., kendi geliştirdiği bir borsa algoritması ve mobil aplikasyon olduğunu öne sürdü.

Şüpheli, sağlık çalışanlarına "Paranız enflasyonda erimesin. Gece işleyen döviz bazlı ABD borsası var. Siz yoğunluktan yapamazsınız, bu robot yazılım hiç kaybettirmiyor" diyerek milyonlarca lira ve döviz topladı.

Evinin tapusunu bile üzerine yaptırdı!

Vurgunun boyutu şikayetçi ifadeleriyle ortaya çıktı. Yatırım amacıyla sisteme dahil olan bazı hekimlerin yüksek kazanç hırsıyla bankalardan yüklü miktarda kredi çektiği veya evlerini ipotek ettirdiği öğrenildi. Mağdurlar arasında yer alan bir profesörün ise bürokratik işlemlerin uzun sürmemesi gerekçesiyle yeni satın aldığı gayrimenkulün tapusunu doğrudan şüpheli Fatih A.'nın üzerine tescil ettirdiği iddia edildi. Sisteme aktarılan paraların ardından Fatih A.'nın bir anda tüm sosyal medya hesaplarını kapatarak sırra kadem bastığı belirtildi.

Firari hoca Paris'te, eşi gözaltında!

Dolandırıldıklarını anlayan hekimlerin şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde "Nitelikli Dolandırıcılık" suçlamasıyla geniş çaplı soruşturma başlatıldı. İlk belirlemelere göre şüphelinin, topladığı nakit paralar ve üzerine geçirdiği gayrimenkullerle birlikte Fransa'nın başkenti Paris'e kaçtığı tespit edildi ve hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Antalya Emniyet Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda, şüphelinin Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli eşi F.A. gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen F.A., olayla bir ilgisi olmadığını iddia etmesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Akdeniz Üniversitesi'nden dolandırıcılık iddialarına ilişkin açıklama



Akdeniz Üniversitesi, bir öğretim görevlisinin geliştirdiğini öne sürdüğü robot yazılımıyla yüksek kazanç vaadiyle aralarında çok sayıda akademisyenin de bulunduğu kişileri yaklaşık 225 milyon lira dolandırdığı iddiasıyla ilgili, konunun bireysel ilişkilere dayandığını ve gerekli idari ve hukuki işlemlerin sürdüğünü açıkladı.

Akdeniz Üniversitesi, bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında yer alan üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yapan Fatih A.'nın geliştirdiğini öne sürdüğü robot yazılımıyla yüksek kazanç vaadiyle aralarında çok sayıda akademisyenin de bulunduğu kişileri yaklaşık 225 milyon lira dolandırdığı iddiasıyla ilgili açıklama yaptı. Rektörlüğün sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, söz konusu iddiaların Akdeniz Üniversitesinin kurumsal yapısıyla değil, kişiler arasındaki çıkar ilişkileriyle ilgili olduğu belirtildi. Haberlere konu sürecin yalnızca üniversiteyle sınırlı olmadığı, farklı sağlık kuruluşlarından isimleri de kapsadığının anlaşıldığı ifade edilen açıklamada, "İddiaların mevcut yönetim dönemiyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır" denildi.

Açıklamada, iddiaların daha önce başlayan bireysel ilişkilere dayandığı kaydedilerek, konunun adli makamlarca yürütüldüğü, üniversitenin de görev alanı çerçevesinde gerekli idari ve hukuki işlemleri sürdürdüğü bildirildi.

NATO Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı

Ankara'da gerçekleştirilen tarihi NATO Liderler Zirvesi, küresel güvenliğin geleceğini şekillendirecek radikal kararların yer aldığı "Ankara Zirvesi Bildirisi"nin ilan edilmesiyle tamamlandı. İttifakın yük paylaşımında köklü bir dönüşümü başlatan zirvede, 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşması, Ukrayna'ya 70 milyar avroluk dev askeri destek ve transatlantik yapay zekâ hamlesi öne çıkan başlıklar oldu

08.07.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
NATO Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı
NATO Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı
Türkiye'nin ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, küresel istikrarsızlık ve stratejik rekabet ortamına karşı ittifakın en net yanıtlarından biri haline geldi. 32 üye ülkenin liderlerinin katılımıyla tamamlanan kritik oturumların ardından yayımlanan sonuç bildirgesi, savunma sanayisinden yapay zekâ teknolojilerine, bölgesel krizlerden nükleer caydırıcılığa kadar kritik maddeler içeriyor.

Bildirgede öne çıkan tarihi kararlar ve küresel güvenliğe yön verecek başlıklar şu şekilde sıralandı:

1. Savunmada tarihi alım: 50 milyar doları aşan tedarik anlaşması

Ankara Bildirisi'nin en somut ekonomik çıktısı savunma sanayisi alanında oldu. İttifak üyesi ülkeler, kolektif üretim kapasitelerini artırmak, mühimmat stoklarını güçlendirmek ve teknolojik inovasyonu hızlandırmak amacıyla sanayi sektörüyle ortak hareket etme taahhüdünde bulundu.

Bu kapsamda müttefiklerin, toplam değeri 50 milyar doları aşan yeni bir savunma tedarik anlaşması sağladığı resmen duyuruldu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirve kapsamındaki Sanayi Forumu'nda müttefiklerin Airbus'tan 12 adet A400 modeli askeri uçak alarak hava gücü kapasitesini artıracağını da ilan etti.

2. Ukrayna'ya 2026 için 70 milyar avroluk "sarsılmaz" destek

İttifak liderleri, Ukrayna'nın özgürlüğü, egemenliği ve toprak bütünlüğüne olan desteklerini güçlü bir dille yineledi. Rusya'nın oluşturduğu uzun vadeli tehditlere karşı koymak amacıyla müttefikler, 2026 yılı için Ukrayna'ya 70 milyar avro tutarında askeri teçhizat, yardım ve eğitim sağlama sözü verdi.

Bildiride ayrıca, bu desteğin adil ve öngörülebilir olması gerektiği vurgulanırken, 2027 yılında da en az eşdeğer bir seviyenin sürdürüleceği taahhüt edildi. Avrupa Birliği'nin Ukrayna Destek Kredisi vasıtasıyla sağladığı çok yıllı finansman kararı da takdirle karşılandı.

3. Savaş bulutu ve yapay zekâ dönemi

Geleceğin harp teknolojilerine geniş yer ayrılan sonuç bildirisinde, NATO'nun teknolojik üstünlüğünü koruma kararlılığı vurgulandı. Müttefiklerin ortak çalışabilirliğe sahip, güçlü bir transatlantik muharebe bulutu (warfighting cloud) geliştirdiği ve savunma sistemlerinde ileri düzey yapay zekâ modellerini benimseyeceği açıklandı. İttifak, siber ve uzay varlıklarıyla desteklenen entegre hava ve füze savunması ile insansız sistemlere yatırımlarını katlayacak.

4. 5. maddeye "sarsılmaz" bağlılık teyidi

Diplomatik ve askeri caydırıcılık kulvarında, Washington Antlaşması'nın temel taşı olan ve "bir müttefike yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağını" öngören 5. maddeye yönelik bağlılık en üst düzeyde yeniden teyit edildi. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer müttefik liderlerin imzasıyla transatlantik bağın sarsılmaz niteliği dünyaya ilan edildi.

5. İran ve Hürmüz Boğazı uyarıları

Küresel enerji koridorlarının güvenliği ve nükleer silahlanma tehdidi de Ankara'nın ana gündem maddeleri arasındaydı. Bildirgede, İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiği yönündeki kararlılık yinelenirken, Tahran yönetimine son dönemde gerilimin tırmandığı Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer özgürlüğüne tam olarak saygı gösterme çağrısı yapıldı.

6. Türkiye'nin ev sahipliğine özel teşekkür

Liderler, zirve sonuç bildirisinin kapanış bölümünde tarihi organizasyona ev sahipliği yapan Ankara'ya ve Türk hükümetine özel bir parantez açtı. Bildiride, "Türkiye'nin bize gösterdiği cömert misafirperverlikten dolayı minnettarız" ifadesi kullanılarak Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik ve birleştirici rolüne vurgu yapıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.