logo
30 TEMMUZ 2026

FETÖ, Said gibilerin milleti getirdiği nokta

30.07.2026 00:00:00
 
Haçlıların Yüce Türk milletinin köklerinden, aslından, dininden kısaca millî ve manevî değerlerinden koparmak için yüzyıllardır başvurmadığı, denemediği yöntem kalmadı. İlk önce 13 Haçlı seferi yaptılar. Baktılar savaşla bu milleti yıkamayız. 

Yapılan onca araştırma ve projelerden sonra İngiliz Müstemlekeler Bakanlığının her Müslüman ülkeye gönderdiği casuslardan biri olan Hempher m. 1713 senesinde Basra'da avladığı 14 yaşındaki Necidli Muhammed'i senelerce aldatarak Vehhabi fırkasını kurdurdular. İngiliz Müstemlekeler Bakanlığının emri ile m. 1737 senesinde tüm dünyaya ilan ettiler. Ajan Hamper 1710 yılında İngiliz Sömürgeler Bakanlığının emriyle Mısır, Irak, İran, Hicaz ve Hilafet merkezi İstanbul'da casusluk yapmak için gönderilen binlerce ajandan biriydi. 

İstanbul'a gelerek bir marangozun yanında çalışmış, bu süre zarfında Ahmet Efendi adındaki hocadan Türkçe, Arapça ve Kur'an, tefsir dersleri almıştır. Türkçe ve Arapçayı mükemmel Anadolu aksanıyla konuşan Hamper, buradan Basra'ya giderek Muhammed Abdülvehhab'ın softasının dostluğunu kazanmış, zehirli fikirlerini ona aşılayarak zehirlemiştir. İnsanlığa umut ve ufuk verebilecek olan tek din İslam dinidir. Batılılar bu gerçeği gördüler ve o yüzden İslam'ı hedef seçtiler. 

Birincisi, ne yapıp edip İslam'ı terörle özdeşleştirerek mahkûm etmek. Müslümanları terörist, zararlı kimseler olarak göstermek. İkincisi de, İslam'ın içini boşaltarak sadece ferdî bir inanç meselesi hâline getirerek dünyaya, hayata ilişkin entelektüel, siyasî, ekonomik, kültürel taleplerini iptal etmeye çalışmak. Bunu sağlamak için de, İngiliz Sömürge Bakanlığı Hıristiyan misyonerlerine üç asır önce şu gizli talimatı verdi: 

1. İslâm âlimleri, toplum nezdinde küçük düşürülerek saf dışı edilmelidir. 

2. Peygamberin dinden maksadı sadece İslâm dini değildir. Hıristiyanların ve Yahudilerin dinleri de Müslümanlıktır. Çünkü kaynakları birdir. Bu konu ısrarla vurgulanmalıdır. 

3. Müslümanlar ibadetlerden alıkonulmalıdır. "Allah'ın ibadete ihtiyacı olmadığı" gibi gerçekler her an onlara telkin edilmelidir. Böylece ibadetten soğumaları sağlanmalıdır. 

4. Müslümanların kılık kıyafetiyle, yaşayışıyla, yazı, karikatür ve fıkralarla alay edilmeli. 

5. Müslümanların ellerinde gerçek Kur'an'ın olmadığı, hadislerin uydurma olduğu söylenmeli. Ve onlar Kur'an, Ehl-i Beyt ve Sünnet hakkında şüpheye düşürülmelidir. Özetlemek gerekirse, Haçlıların hedefi, dinin temeli olan iman esaslarını bildiren ilmini yok edip, İslamiyet'i emir ve yasakları olmayan bir hümanizma, bir felsefî ahlâk sistemi hâline getirmekti. İslam'ı parçalamak için iki önemli nokta olduğunu gördüler: 

A. Müslümanlar arasına nüfuz ederek ayrılık çıkaracak noktaları bulmak. 

B. Zayıf oldukları noktalarda tefrika ve anlaşmazlık icat etmeye çalışmak. Neticede Abdülvehhab'a bir mezhep kurdurarak İslam dünyasını kana buladılar. Arabistan devleti Suudi Arabistan oldu. (Nerede görülmüş ki İslam devletini, Mekke'yi, Kâbe'yi kâfir ordusu ABD askerleri korusun; Müslümanlara ne oldu da bu iş onlara kaldı?) Bu apaçık Vehhabiliğin sahibinin Haçlılar olduğunun ispatıdır. 

Bu denemeden sonra nurculuk adı altında Said-i Nursi ile paralel Hüseyin Abduh, Celaleddin Afgani her biri bir koldan bazen de birleşerek hem Abdülhamit Han'a karşı, hem de Gazi Mustafa Kemal'e karşı saf tutarak İngilizlerle beraber oldular. 

Mustafa Kemal Atatürk ve Türk milleti bütün bu olumsuzluklara rağmen bunların üstesinden geldi ve Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdu. Ancak Haçlılar durur mu? İçimizde yaşayan, bizden bildiğimiz ne kadar hain ve ajan varsa hepsine bir makam ve mevki kazandırdılar. Kimisi köşe yazarı, kimisi cemaat lideri, kimisi püsküllü tarihçi, kimisi cübbe sahibi, kimisi de siyasî lider oldu. İşte bu hainlerin eli ile insanımızı önce maddî açıdan çökerttiler. Sonra sosyal ve eğitim açısından bitirdiler. En sonda gönlündeki imanın içini boşalttılar. Bugün insanımız haine, hırsıza, darbeciye sahip çıkarken bu hainleri yıllar evvel görüp milletini ayıktıran gerçek iman sahibi, Allah'ın adamı olan, bu millete her zaman sahip çıkan Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'i bir türlü anlayamadı ve ona sahip çıkmadılar. İnsanımız o kadar yıpratılmış ve o kadar aldatılmış ki artık gerçeği göremez, görse bile imanından önce nefsini araya koyduğu için kabullenmez hâle gelmiştir. FETÖ yok ancak temelini attığı dinler arası diyalog, papazlarla iftar ederek, besmele ile kiliseler açılarak tam gaz devam etmektedir. 

Son zamanlarda bir bar ve meyhane müdavimi türedi; kafasına sarık, yüzünde sakal, üzerine cübbeyi giyince hoca olunuyor sandı. Hoca olursun, olursun da sana tasma takanın adamı olursun. Neymiş, Atatürk hocaları asmış. Avam, ahmak seni; senin ya tarih bilgin yok, ya da bile bile ajanlığından saptırıyorsun. Atatürk hocalık yapıyor diye kimseyi asmadı. O devirde aynen senin gibi ABD, İngiliz, İsrail ve Yunan'a itlik ederek hoca kisvesi altında aynen kardeşiniz FETÖ gibi milleti zehirliyorlardı. Bunlar vatan haini olduğu için asıldı. 

Tabii zaman sizin zamanınız; rahat rahat hainliğinizi, ajanlığınızı yapın. Devir hainleri affetme, vatan evlatlarını hapsetme devri; haklısınız. Aman, mutlak galip Allah'tır. Mutlaka hesabını O görür. 

İnsanımızı bu hâle getiren FETÖ'sü, cübbelisi, köşe yazıcısı, diyalogcusu, siyasisi ve bunların arkasındaki güçlerin Allah (c.c.) belasını versin. Yüce Allah (c.c.) milletimizin kapanan basiretini açsın. 

Milletini ve İslam dünyasını ayıktırmak için tüm dünyayı karşısına alarak hakkı kimseden korkmadan Allah'ın davasından taviz vermeden anlatan tek insan Sayın Prof. Dr. Haydar Baş hocamızdı. Siyasiler yıllarca Allah'ın dinini kullanarak insanların duygularını suiistimal ettiler. Allah'tan başka herkesten korktular. Kaybedecekleri makamları, servetleri vs. dünya menfaatleri vardı. 

Haydar Hoca ile bu müsveddeler arasında iman farkı vardı. Neyine güveniyor diyorlardı. Oğlum, sen dünyada güç saydığın, "ben tabii olmazsam beni yok ederler" dediğin, onlar sayesinde mala, mülke ve makama kavuştuğun küresel güçlere taptın. Haydar Hoca tabii ki senin peşine gittiğin, kulları olduğun o küresel güçlerden korkmazdı. Çünkü O en büyük güç, kudret sahibi olan Rabbi ile beraberdi. Ondan saniye bile ayrılmadı ki niye korksun ki. Haydar Baş Hoca'yı anlamaya sizin ne zekânız, ne gönlünüz ne de ömrünüz yetmez. Niye mi? Sizin kulaklarınız sağır, gözleriniz kör ve kalbiniz mühürlenmiş de ondan. "Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir ve gözlerinin üzerine de perde (çekmiştir). Ve büyük azap onlar içindir." (Bakara 7)
 
Gökhan Demir / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.