logo
09 EYLÜL 2026

İstanbul tarihi 'yarı maraton'a hazır

 
 
Spor İstanbul Genel Müdürü  i. Renay Onur, 28 Nisan'da gerçekleştirilecek 19. İstanbul Yarı Maratonu öncesinde "yenimesaj.com.tr"nin sorularını cevapladı. 10K ve 21K için 8'er bin kişilik kontenjan ayırdıklarını dile getiren Onur, "Biz toplamda 14 bin kişinin yarışı tamamlamasını bekliyoruz" diye konuştu. Yenikapı-Balat arasındaki parkurda güçlü sporcular kürsüde yer almak için mücadele edecek.

26.04.2024 01:00:00
RUHİ SARI
 
İstanbul tarihi 'yarı maraton'a hazır
İstanbul tarihi 'yarı maraton'a hazır

Foto Altı: Renay Onur (Soldan İkinci Sırada)

Spor İstanbul Genel Müdürü  i. Renay Onur, 28 Nisan'da gerçekleştirilecek 19. İstanbul Yarı Maratonu öncesinde "yenimesaj.com.tr"nin sorularını cevapladı. 10K ve 21K için 8'er bin kişilik kontenjan ayırdıklarını dile getiren Onur, "Biz toplamda 14 bin kişinin yarışı tamamlamasını bekliyoruz. Ki bu da geçen seneye göre rekor olacak. 2023'te 12 bin kişi yarışı bitirmişti. Gönlümüz kayıt yaptıran tüm insanların aynı zamanda fiilen de Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu'na katılması ve hatta yüksek oranlarda da bitirmesi yönünde. Türkiye'de özellikle bitirme konusunda Batı'dan biraz gerideyiz ancak her geçen yıl bu konuda da ilerleme sağlıyoruz" dedi.

Geleceğin milli sporcuları buradan çıkacak

İstanbul Maratonu'na ve İstanbul Yarı Maratonu'na 18 yaş altındaki gençler alınmıyordu. Ancak bu yıl Spor İstanbul, Yarı Maraton'da kapılarını 16-18 yaş grubuna da açtı. Renay Onur, "Bu yıl 2 bine yakın 16-18 yaş arası sporcu kayıt yaptırdı. Birebir bir bilgimiz olmasa da bu katılımcıların arasında gelecek vaat eden atletler elbette olacaktır. Çünkü matematiksel bir hesaplama var. Bin, onbin, yüzbin, milyon kişiye doğru giderken, normal bir sporcudan olimpiyat sporcusuna kadar uzanan bir yetenek havuzu oluşuyor. 10 bin kişilik sporcu havuzundan uluslararası, 500 bindeyse olimpiyat seviyesinde bir sporcu çıkabiliyor. Bin kişiden de ulusal düzeyde başarıya ulaşabilecek bir sporcu çıkabiliyor. Bu çerçevede 2 bin genç koşucu arasından da en azından ulusal düzeyde başarıya ulaşma potansiyeli olan iki sporcu yakalayabiliriz" şeklinde konuştu.


Yavaş ve hızlı sporcular birbirinden ayrılıyor

Her sporcunun en iyi derecelerine göre pace (hız) kapılarının belirlendiğini dile getiren Renay Onur, şunları söyledi: "Bir sporcu iyi bir derece hedefliyorsa ön kapılardan etkinlik alanına gelebiliyor. Bizde Yarı Maraton'da yarışacak koşucu sayısı 6 bin seviyesinde olduğu için Avrupa'daki bazı yarışlarda olduğu gibi 'dalga' yapmıyoruz. Ancak etkinlik alanında 4 farklı kapıdan girişlerini sağlıyor ve yavaş/hızlı sporcuyu birbirinden ayırıyoruz. Öte yandan İstanbul Yarı Maratonu'nun tarihi parkuru rekor ve sporcuların en iyi derecelerini yapmaya çok uygun. Parkurun düz olması sebebiyle hem elit atletlerin hem de rekreasyonel (bireysel gelişim) koşucuların en iyi derecelerini yapmalarına olanak veriyor. Parkurun sportif yönü dışında tarihi yönünden de ayrıca söz etmeli. Adı üstünde yarış tarihi yarımadada yapılıyor. Üç büyük imparatorluğun ve Cumhuriyet'in bir çok eserini üzerinde taşıyan bir parkur. Yeni Camii, Mısır Çarşısı, Rum Ortodoks Patrikhanesi, Sveti Stefan Kilisesi, Haliç Sanat Merkezi'ne dönüştürülen Fener Evleri ve Feshane ilk ağızda sayacağımız çok sayıdaki tarihi yapı. Bir yanda binlerce yıllık tarih diğer yanda muhteşem İstanbul Boğaz ve Haliç… Özetle Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu, bir yarı maratondan çok daha fazlası."


Dünyanın en iyileri gelecek


"Bu yıl Olimpiyatların olması üst düzey elit koşucuların İstanbul Maratonu'na ilgisini azalttı mı? Geçen yılın birincisi Kenyalı Daniel Ebenyo, Dünya Atletizm Şampiyonası'nda 10 bin metrede ikinci oldu, bu yıl 14 Nisan'da Berlin Yarı Maratonu'nu kazandı. Bu da gösteriyor ki İstanbul Yarı Maratonu çok iyi sporcuların katıldığı bir etkinlik" şeklindeki sorumuza ise Spor İstanbul Genel Müdürü  İ. Renay Onur şu şekilde cevap verdi: "Dediğiniz gibi yarı maratonlara artık çok iyi sporcular katılıyor. Elit dışında rekreasyonel katılımda da büyük ilgi var. Çünkü yarı maraton artık dünyada 'yeni maraton' olarak görülüyor. Hazırlığı daha kolay ve aynı şekilde bitirme şansı da büyük maratona (42.2 kilometrelik koşu) göre daha yüksek. Bu da yarı maratonların cazibesini her geçen gün artırıyor. Gerek Paris Yaz Olimpik ve Paralimpik Oyunları gerekse bizden çok daha önce yapılan maratonların takviminden ötürü Türkiye İş Bankası İstanbul 19. Yarı Maratonu etkilendi. Ancak yine de çok önemli isimler rekorlu tarihi parkurumuzda koşacak. Ve umarım yeni bir rekora daha tanıklık ederiz. Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu'na bu yıl, kişisel en iyi dereceleri 1:01:00'ın altında olan 17 erkekle, 1:08:00'ın altında olan 7 kadın atlet katılacak. İstanbul Maratonu'nun son şampiyonu Kenyalı Panuel Mkungo burada olacak. Eğer yarı maratonu da kazanırsa iki maratonumuzu da kazanan ilk erkek atlet olacak. Biliyorsunuz Kenyalı Ruth Chepngetich 2018'de İstanbul Maratonu'nu, 2021'de de parkur rekoruyla İstanbul Yarı Maratonu'nu kazanarak kadınlarda duble yapan ilk atlet olmuştu. Geçen yılın ikincisi (59:58) Faslı Hicham Amghar; 2019'daki 59:17'lik derecesiyle dikkatleri üzerine çeken Etiyopyalı Solomon Berihu; listemizdeki 59.25 ile en iyi ikinci dereceye sahip olan Kenyalı Edmond Kipngetich, Barcelona'da 59.30 ile kariyerinin en iyi derecesini koşan Etiyopyalı Dinkalem Ayele; sürpriz beklenen Kenyalı Solomon Kipchoge ve Afrikalılara rakip olması umulan Kanadalı Cameron Levins de İstanbul'da koşacak. Kadınlarda ise geçen yıl Barselona'daki 1:05:46'lık derecesiyle yıldızı parlayan Gladys Chepkurui, derecelerini sürekli geliştiren Etiyopyalı Ftaw Zeray; listede derecesi en iyi Avrupalı olan İtalyan Giovanna Epis de İstanbul'da bizimle olacak."

Spor İstanbul, koşucular için ne yapıyor?


Renay Onur'a "⁠Avrupa yakasında koşu antrenmanı yapacak yer sıkıntısı yaşanıyor. ⁠İki açık atletizm pisti de Asya yakasında. Ataköy-Yenikapı arasındaki bisiklet yolu yoğunlukla kullanılıyor ancak zemini beton olduğu için koşucular sakatlık sorunu yaşıyor sık sık… Bu yolun asfalt zeminle kaplanıp koşuculara tahsis edilmesine önayak olma düşüncesine sıcak bakar mısınız?" sorusunu ise şu şekilde cevapladı: "Ben gerek siz değerli medya mensuplarıyla gerek çeşitli seminerlerde ve hatta ziyaretlerdeki sohbetlerde ortaya atılan her türlü eksikliği ve öneriyi not ediyorum. Bunu kendime bir 'ev ödemi' olarak alıyorum. Bu önerinizi de aynı şekilde kaydediyorum ve olanakları araştıracağım."

Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davasında tutuklu kamu görevlileri savunma yaptı

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin öldüğü, 6 kişinin yaralandığı kozmetik fabrikasındaki yangına ilişkin aralarında şirket ve belediye yetkililerinin de bulunduğu 10'u tutuklu, 1'i firari 23 sanığın yargılandığı davanın dördüncü duruşması başladı

09.09.2026 00:10:00
AA
 
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davasında tutuklu kamu görevlileri savunma yaptı
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davasında tutuklu kamu görevlileri savunma yaptı

Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan duruşmaya, tutuklu sanıklar, bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Duruşma, dosyaya gelen belgeler ile görevli ve eski belediye çalışanı 5'i tutuklu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamenin okunmasıyla başladı.

Söz verilen tutuklu sanık eski Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz, 31 Mart 2024'teki yerel seçimlerden sonra göreve geldiğini, söz konusu işletmeye eski belediye başkanı döneminde ruhsat verildiğini, kendisinin, işletmenin adres değişikliği nedeniyle yenilenen ruhsatı imzaladığını söyledi.

Temiz, imza için getirilen dosyanın içeriğini incelemek gibi bir sorumluluğunun olmadığını savunarak, işletme sahiplerini tanımadığını, daha önce hiç aynı ortamda bulunmadığını belirtti.

Ruhsatı imzalarken yangının meydana geldiği bina hakkında yıkım kararı olduğunu bilmediğini öne süren Temiz, tahliyesini talep etti.

Dönemin Dilovası Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü ve Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Hüseyin Öztürk, görev yaptığı dönemde 264 kaçak bina için yıkım kararı verdiklerini, Dilovası'nda 40 yılı aşkın süredir biriken kaçak yapı dosyaları nedeniyle mevcut belediye yönetiminin ve sanık olarak yargılanan memurların gerçekleştirilemeyen yıkımlardan sorumlu tutulmasını doğru bulmadığını savundu.

Belediyenin yıkımları karşılayabilecek ekonomik ve sosyal güce sahip olmadığını ve mevcut kaçak yapıların 10 yılı aşkın sürede dahi yıkılamayacağını iddia eden Öztürk, yangının çıktığı işletmeye ruhsat verildiği dönemde kaçak yapıyı tespit edip yıkım kararı alarak Fen İşleri Müdürlüğüne yönlendirdiklerini ancak yıkımın gerçekleştirilmediğini kaydetti.

Öztürk, gerçekleşmeyen yıkımdan dolayı mülkiye müfettişlerinin kendisini sorumlu tuttuğunu ancak 2016'da belediye meclisinde kaçak yapılara yönelik alınan karardaki görevlerini yerine getirdiğini belirterek, yıkım kararını verdikten sonraki süreçten sorumlu olmadığını savundu, tahliyesini istedi.

Eski Yapı Kontrol Müdürü tutuklu sanık Cihan Sorgucu ise bilirkişi raporunun teknik açıdan problemli olduğunu savundu.

Davaya konu yapının yapıldığı ve yangının meydana geldiği tarihte görevde olmadığına değinen Sorgucu, bütçe eksikliği nedeniyle görev süresi içerisinde yıkım ihalesi düzenlemeye vaktinin olmadığını, görev yaptığı süre içerisinde tüm kaçak yapıları ilgili yerlere bildirdiğini, yaptığı iş ve işlemlerde görevi kötüye kullanma veya ihmal olmadığını iddia etti.

Dilovası Belediyesi Yapı Kontrol Müdürü tutuklu sanık Muammer Telli de yanan binanın inşaatının başladığı tarihte belediyede çalışmadığını, yıkım kararının çıktığı tarihlerde yapı kontrol müdürü olmadığını söyledi.

Göreve 2024'ün nisan ayında başladığını belirten Telli, ilçe genelindeki kaçak yapıların yıkım ihalesini gerçekleştirebilmek için müdürlüğün 2024'te 3,5 milyon lira olan bütçesini 2025'te yaklaşık 85 milyon liraya çıkardığını ifade etti.

Telli, 2025'in nisan ayında ilçe genelindeki kaçak yapıların yıkımı için ihale dosyası hazırladığını, aynı yılın temmuz ayında 250 milyon lira bedelle yapılan ihalenin katılımcı olmaması nedeniyle iptal edildiğini aktararak, kaçak yapıları belediyenin kendi imkanlarıyla yıkmanın mümkün olmadığını vurguladı.

Eski Yapı Kontrol Müdür Vekili tutuklu sanık Selim San ise 5,5 aylık kısa bir süre görevde kaldığını, bu süreçte yangının çıktığı işletmeyle ilgili herhangi bir işlem yapmadığını ifade etti.

Tutuklu sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından duruşmaya yarın sabaha kadar ara verildi.

Olay ve ceza istemleri

Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki bir kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025'te çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17) ile kuzeni Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31) ve Şengül Yılmaz (59) hayatını kaybetmiş, 7 kişi yaralanmıştı. Kocaeli Şehir Hastanesi'ne kaldırılan Tuncay Yıldız da 15 Kasım'da yaşamını yitirmişti.

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 97 sayfalık iddianamede, tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali ve kardeşi İsmail Oransal ile ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının yetkilileri Aleyna Oransal ve tutuklu sanık Gökberk Güngör hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet, "olası kastla mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 5 ay 10 günden 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Olayın yaşandığı fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren Küresel OSGB firmasının işletmecisi firari Ü.Ç, sorumlu müdürü Ü.A. ile iş güvenliği uzmanları M.D. ve S.Ç, fabrika binasının eski sahibi G.D, binayı satın alan şirketin yetkilileri C.Ö.Y, Ö.Y. ve Ö.Y'nin "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, kozmetik firması yetkililerinin kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle tutuklu Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat ile tutuksuz Ö.A. ve Ö.Y. için "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Ayrıca, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca, görevli ve eski belediye çalışanı 7 kişi hakkında hazırlanan ve mevcut dosyayla birleştirilmesine karar verilen iddianamede, sanıklar hakkında "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası isteniyor. 

10 günde 2 ton 367 kilo uyuşturucu yakalandı

Bu sabah yapılan operasyonlarda Esenyurt ve Küçükçekmece’de ele geçirilen 26 kilo 200 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. Son 10 günde 71 ilde tonlarca uyuşturucu yakalandı

08.09.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
10 günde 2 ton 367 kilo uyuşturucu yakalandı
10 günde 2 ton 367 kilo uyuşturucu yakalandı
Bu sabah yapılan operasyonlarda Esenyurt ve Küçükçekmece'de ele geçirilen 26 kilo 200 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. Son 10 günde 71 ilde tonlarca uyuşturucu yakalandı.

Ortaya çıkan tablo şu soruyu büyütüyor: Devlet bu kadar uyuşturucuyu yakalıyorsa, piyasaya girebilen miktar ne kadar?

Asıl tablo!

İstanbul'da narkotik ekiplerinin Esenyurt ve Küçükçekmece'de düzenlediği operasyon, Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadelesindeki çarpıcı tabloyu bir kez daha gündeme taşıdı.

İki adres ve bir araca düzenlenen baskınlarda 26 kilo 200 gram metamfetamin ele geçirildi. 3 şüpheli gözaltına alındı. Ele geçirilen maddenin 4 kilo 950 gramı kristal, 4 kilo 600 gramı kristalleşmeye başlamış sıvı ve 16 kilo 650 gramı sıvı halde bulundu.

Ancak İstanbul'daki bu operasyonu asıl çarpıcı hale getiren, Türkiye genelindeki rakamlar.

10 günde 2 ton 367 kilo uyuşturucu!

İçişleri Bakanlığı'nın 7 Eylül'de açıkladığı bilançoya göre, son 10 günde 71 ilde uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyonlarda:

2 ton 367 kilo 634 gram uyuşturucu madde 4 milyon 34 bin 459 uyuşturucu hap ele geçirildi. Operasyonlarda 894 şüpheli yakalandı.

Bu 10 günlük tablo bile Türkiye'deki uyuşturucu piyasasının boyutunu tartışmaya açmaya yetiyor.

Üstelik bundan birkaç ay önce açıklanan başka bir haftalık bilançoda, 69 ilde sadece 7 günde 1 ton 916 kilo uyuşturucu ve 725 bin 312 uyuşturucu hap ele geçirilmiş; 974 şüpheli yakalanmış ve 381 kişi tutuklanmıştı.

Devlet bu kadar uyuşturucuyu yakalıyorsa, piyasaya ulaşabilen miktar ne kadar?

Bu sorunun cevabı ortaya konulmadan Türkiye'nin uyuşturucu sorununu gerçekten çözdüğümüzü söylemek mümkün değil.

26 kilo metamfetaminin yakalanması haberin sonu değil; Türkiye'nin uyuşturucu ekonomisinin büyüklüğünü sorgulamak için başlangıç noktasıdır.

Çünkü mesele artık sadece uyuşturucu yakalamak değil; Türkiye'nin neden uyuşturucu tacirleri için bu kadar büyük bir pazar haline gelebildiğini açıklamaktır.

Kahvaltıyı geç saate bırakmak mantıklı mı?


 
Güne başlarken ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimiz de sağlık açısından önemli. Günlük yaşam temposu, geç saatlere kadar süren uyku, vardiyalı çalışma veya yoğun iş programı nedeniyle günün ilk öğünü kimi zaman öğle saatlerine kadar ertelenebiliyor. Son yıllarda beslenme alanında yapılan çalışmalar ise öğün saatlerinin vücudun biyolojik ritmi ve metabolik süreçlerle ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.
 

08.09.2026 15:48:00
Murat Çorbacı
 
Kahvaltıyı geç saate bırakmak mantıklı mı?
Kahvaltıyı geç saate bırakmak mantıklı mı?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, beslenmenin yalnızca günlük alınan enerji ve besin içeriği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Vücudumuz gün boyunca aynı metabolik koşullarda çalışmıyor. Uyku, uyanıklık, hormonların salınımı ve metabolik süreçler belirli bir günlük ritim içerisinde ilerliyor. Bu nedenle öğünlerin zamanlaması da beslenme düzeninin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardan biri" dedi.

İlk öğünün saati neden önemli?

Yakın zamanda 40 yaş ve üzerindeki 31 binden fazla yetişkinin verileri kullanılarak gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir çalışmada, günün ilk ve son öğün saatleri ile uzun dönemli sağlık sonuçları arasındaki ilişki incelendi. Bulgular, ilk öğününü daha geç saatlerde tüketen kişilerde tüm nedenlere ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin daha yüksek seyrettiğini gösterdi. Ancak bu sonuçların "geç kahvaltı erken ölüme neden oluyor" şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, "Bu tür çalışmalar bize önemli ilişkiler gösterir ancak tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmamızı sağlamaz. Geç saatte ilk öğün tüketen bir kişinin uyku düzeni, fiziksel aktivitesi, çalışma koşulları, mevcut hastalıkları ve genel beslenme alışkanlıkları da sonuçlar üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle tek bir öğün saatinden hareketle kişinin sağlık riski hakkında kesin bir değerlendirme yapmak doğru değildir" ifadelerini kullandı.

En uygun zaman ne zaman?

Araştırmada ilk öğününü 07.00–08.00 arasında tüketenlerle karşılaştırıldığında, ilk öğün saati ilerledikçe bazı sağlık risklerinin de kademeli olarak yükseldiği görüldü. Bununla birlikte bu sonuç, herkesin belirli bir saatte kahvaltı yapması gerektiği anlamına gelmiyor. Uyku ve uyanma saati, kişinin çalışma düzeni, günlük enerji gereksinimi, yaş, fiziksel aktivite düzeyi ve mevcut sağlık durumu uygun öğün zamanlamasını değiştirebilir. Gece vardiyasında çalışan bir bireyin beslenme düzeni ile sabah erken saatlerde güne başlayan bir kişinin öğün planının aynı olması beklenmez. Beslenmede tek bir doğru saatten söz etmek yerine kişinin uyku-uyanıklık düzeniyle uyumlu bir plan oluşturmak daha doğru bir yaklaşım olur.

Akşam yemeği için de net bir saat yok

Gece geç saatlerde yemek yeme alışkanlığının uyku düzeni, toplam enerji alımı ve kişinin günlük yaşam biçimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, "Akşam yemeği konusunda da herkese uygulanabilecek kesin bir saat vermek yerine kişinin yatış saati ve günlük düzeni dikkate alınmalıdır. Özellikle gün boyunca yeterince beslenmeyip enerji alımının büyük bölümünü gece saatlerine bırakmak, sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeninin kurulmasını zorlaştırabilir" dedi.
Son yıllarda belirli saat aralıklarında beslenmeye dayanan yaklaşımların yaygınlaşmasıyla birlikte "yeme penceresi" kavramı da daha sık gündeme geliyor. Ancak gün içinde kaç saat yemek yenildiği, beslenme düzeninin yalnızca bir parçasını oluşturuyor. Öğünlerin hangi saatlerde tüketildiği kadar bu öğünlerin içeriği, günlük enerji ve besin ögesi gereksiniminin karşılanması, sebze ve meyve tüketimi, yeterli protein ve lif alımı, uyku düzeni ve fiziksel aktivite de genel sağlık açısından önem taşıyor.

Atlas Çağlayan'ın annesi: "Verilecek ceza beni rahatlatmayacak ama bu cezasızlık algısının da ortadan kalkmasını istiyorum"

İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin görülecek dava öncesi açıklama yapan anne Gülhan Ünlü, "Artık evladımın adaletini istiyorum. Hiçbir verilecek ceza beni rahatlatmayacak bunu da biliyorum ama bu cezasızlık algısının da ortadan kalkmasını istiyorum. '3 yıl, 5 yıl yatarız, ondan sonra hayatımıza devam ederiz' düşüncesi olmasın artık. Biz artık diğer çocuklarımızı da korumak istiyoruz" dedi

08.09.2026 11:38:00 / Güncelleme: 08.09.2026 11:41:55
İHA
 
Atlas Çağlayan'ın annesi: "Verilecek ceza beni rahatlatmayacak ama bu cezasızlık algısının da ortadan kalkmasını istiyorum"
Atlas Çağlayan'ın annesi: "Verilecek ceza beni rahatlatmayacak ama bu cezasızlık algısının da ortadan kalkmasını istiyorum"
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin sanık E.Ç.'nin (14) yargılandığı dava öncesi müşteki anne Gülhan Ünlü Bakırköy Adalet Sarayı önünde açıklamalarda bulundu. Müşteki Gülhan Ünlü'ye çok sayıda vatandaş destek olmak için adliye önüne geldi.

"Verilecek ceza beni rahatlatmayacak bunu da biliyorum ama bu cezasızlık algısının da ortadan kalkmasını istiyorum"

Adliye önünde konuşan Gülhan Ünlü, sanığın en ağır cezayı almasını istediğini belirterek, "İlk duruşmada da söylediğimiz gibi, taleplerimizin hepsi reddedilmişti. Yine bugün aynı taleplerde bulunacağız. Görüntülerin izlenmesini istemiştik ilk duruşmada, maalesef ki reddedilmişti. Duruşmadan beklentim, iştirakçilerin de sanık olarak yargılanmasını istiyorum. Sadece dosyada tanık olarak varlar. Dosyada daha şimdiden çok açık olduğunu söyleyebilirim. Mesajlaşmalar var, katilin silahla fotoğrafları var, olaydan 4 gün öncesinde başkasını bıçakladığına dair mesajlaşması var, uyuşturucu var. İştirakçilerin de artık ceza almasını istiyoruz. 8 ay geçti, ne gecemiz var, ne gündüzümüz var, ne uykumuz var. Artık evladımın adaletini istiyorum. Hiçbir verilecek ceza beni rahatlatmayacak bunu da biliyorum ama bu cezasızlık algısının da ortadan kalkmasını istiyorum. '3 yıl, 5 yıl yatarız, ondan sonra hayatımıza devam ederiz' düşüncesi olmasın artık. Biz artık diğer çocuklarımızı da korumak istiyoruz" şeklinde konuştu.



Açıklamasının devamında ceza miktarlarına da değinen anne Gülhan Ünlü, "Bu canilerin, katillerin cezaları, aldıkları ceza gibi olsun. 21 yıl diye ceza veriliyor fakat yatarı 5 yıl oluyor. Bu ceza, mağdur ailelere verilmiş gibi oluyor. Dosyamızda başından beri çok fazla açık var, delil karartma var. Hanginiz, cinayetin işlendiği aleti elinize alırsınız' Almak için bir sebebiniz olması gerekiyor. Biz bu sebebin peşinden koşturuyoruz. Buradan çıktığımda daha umutlu çıkmak istiyoruz" diye konuştu.

Açıklamanın ardından karar çıkması beklenen duruşmanın görülmesine başlandı.

İstanbul'da 3 farklı çeteye operasyon: 21 gözaltı

İstanbul'da işletmelere yönelik kurşunlama, tehdit ve yaralama olaylarına karıştıkları belirlenen 3 farklı yeni nesil suç örgütüne düzenlenen operasyonda 21 şüpheli gözaltına alındı

08.09.2026 10:16:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da 3 farklı çeteye operasyon: 21 gözaltı
İstanbul'da 3 farklı çeteye operasyon: 21 gözaltı
İstanbul'da işletmelere yönelik kurşunlama, tehdit ve yaralama olaylarına karıştıkları belirlenen 3 farklı yeni nesil suç örgütüne düzenlenen operasyonda 21 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çalışma yürüttü.

Yapılan çalışmalarda şüphelilerin Avcılar, Beylikdüzü, Küçükçekmece, Gaziosmanpaşa ve Kağıthane'de çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren işletmelere yönelik 3 kurşunlama, 1 tehdit ve 1 kasten yaralama olayına karıştıkları belirlendi. Ayrıca planlanan bir kurşunlama eyleminin de gerçekleşmeden engellendiği bildirildi.

Polis ekiplerince 8 Eylül 2026 tarihinde düzenlenen operasyonda 21 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler hakkındaki soruşturma devam ediyor.

7 ev kül oldu, Kozan'da orman yangını devam ediyor

Adana'nın Kozan ilçesinde çıkan orman yangınına 5 helikopter, 2 uçakla mücadele sürüyor

08.09.2026 10:13:00
İhlas Haber Ajansı
 
7 ev kül oldu, Kozan'da orman yangını devam ediyor
7 ev kül oldu, Kozan'da orman yangını devam ediyor
Adana'nın Kozan ilçesinde çıkan orman yangınına 5 helikopter, 2 uçakla mücadele sürüyor. Bölgede 7 ev yanarak kullanılamaz hale geldi.

Yangın, Kozan ilçesine bağlı Doğanalanı Mahallesi'ndeki ormanda çıktı. Ormanda alevlerin yükseldiğini gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. Bölgeye çok sayıda Orman Genel Müdürlüğü ekipleri ve itfaiye ekipleri sevk edildi.



Yangın rüzgarın etkisiyle büyürken bölgedeki bazı yerleşim yerleri tedbir alınarak tahliye edildi. 7 ev yanarak kullanılamaz hale geldi. Ekiplerin 5 helikopter, 2 uçakla yangına müdahalesi sürüyor.



Doğanalanı Mahallesi Muhtarı Yunus Bekçi ise yangın haberini alıp bölgeye geldiklerini söyleyerek, "Mahallenin kuzey kısmında tepenin alt eteğinden ateş yükseldi. Zaten poyrazında çok fazla olması nedeniyle bir anda sağa sola savruldu. Her tarafa yayıldı bu hale geldi. Birkaç tane evde hasar olduğu söyleniyor" dedi.

Enizçakırı Mahallesi Muhtarı Ahmet Avcı da "Rüzgarın etkili olması nedeniyle yangın büyüdü. Öncelikle insanları, hayvanları tahliye ettik. Yangının olduğu alanda 15 kadar ev vardı. Yangının içinde kaldılar diye konuştu.

Avcılar'da facia yaşanabilirdi


 
 
Avcılar'da İBB'ye bağlı asfalt kamyonu virajı alamayarak alt geçit yoluna düştü. Kaza sırasında alt geçitte araç olmaması büyük bir faciadan dönülmüş oldu.
 

08.09.2026 07:53:00
AA
 
  Avcılar'da facia yaşanabilirdi
  Avcılar'da facia yaşanabilirdi

Avcılar'da virajı alamayan İBB'ye bağlı asfalt kamyonunun alt geçit yoluna düşmesi sonucu sürücü yaralandı. Cihangir Mahallesi D-100 kara yolunun yan yolunda seyreden İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) bağlı 23 LF 218 plakalı asfalt kamyonu, virajı alamayarak sürücüsünün kontrolünden çıktı.

Yoldan çıkan kamyon, Avcılar Ambarlı Alt Geçidi'nin yoluna düşerek yan yattı. İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan sürücü, sağlık ekiplerince ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
Kaza nedeniyle alt geçit yolu çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı.

Kamyonun kaldırılmasına yönelik çalışma başlatıldı.

Yazın kulaklarımızdan niye daha çok çekiyoruz?


 
 
Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte kulak sağlığını olumsuz etkileyebilecek bazı yanlış alışkanlıklar daha sık görülüyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ecem Sevim Akı, “Kulak kanalında gelişen dış kulak yolu enfeksiyonları (yüzücü kulağı) yaz aylarında belirgin artış gösterirken, bazı durumlarda orta kulak enfeksiyonları da görülebiliyor" dedi. 

08.09.2026 01:24:00
Murat Çorbacı
 
Yazın kulaklarımızdan niye daha çok çekiyoruz?
Yazın kulaklarımızdan niye daha çok çekiyoruz?

Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte kulak sağlığını olumsuz etkileyebilecek bazı yanlış alışkanlıklar daha sık görülüyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ecem Sevim Akı, "Kulak kanalında gelişen dış kulak yolu enfeksiyonları (yüzücü kulağı) yaz aylarında belirgin artış gösterirken, bazı durumlarda orta kulak enfeksiyonları da görülebiliyor. Her iki tabloda da şiddetli kulak ağrısı, işitme kaybı, kulakta akıntı ve ateş gibi yakınmalar ortaya çıkarak hem çocukların hem de yetişkinlerin yaşam kalitesini düşürebiliyor" dedi. Dr. Akı, tatilde kulak enfeksiyonuna yol açan 6 hatayı ve alınabilecek basit ama etkili önlemleri açıkladı.

1. Havuz hijyenine dikkat etmemek... Yeterince dezenfekte edilmeyen havuzlarda bakteri, mantar ve bazı mikroorganizmalar kolayca çoğalabiliyor ve halk arasında 'yüzücü kulağı' olarak bilinen dış kulak yolu enfeksiyonuna (otitis eksterna) yol açabiliyor.

2. Kulağı uzun süre ıslak bırakmak ve yıkamaya çalışmak. Sudan çıktıktan sonra kulağın dış kısmının yumuşak bir havluyla nazikçe kurulanması, başın sağa ve sola eğilerek içeride kalan suyun kendiliğinden boşalmasının sağlanması kulak sağlığının korunmasına yardımcı olur.

3. Kontrolsüz kulak temizleme çubuğu kullanımı. Toplumumuzda kulak kirini pamuklu çubukla temizlemeye çalışmak çok sık yapılan hatalardan biri... Kulak kiri (serumen) aslında kulağı mikroplardan koruyan doğal bir bariyer görevi görür. Ancak pamuklu çubukla kiri dışarı çıkarmaya çalışmak, aksine kirin kulak kanalında daha derinlere itilmesine sebep olur ve dış kulak yolu cildinde hasar oluşturarak bakterilerin ve mantarların kolayca yerleşmesine zemin hazırlayabilir.

4. 'Basit bir su kaçması' diyerek önemsememek.

5. Kulaktaki tıkanıklığa müdahale etmek. Toplumda sık yapılan hatalı davranışlardan biri de; kulakta dolgunluk veya tıkanıklık hissedildiğinde zeytinyağı, sirke, alkol ya da farklı sıvılar damlatmak, yabancı cisimlerle kulağı temizlemeye çalışmak. Oysa bu yanlış uygulamalar kulak kanalını tahriş edebilir, mevcut enfeksiyonu ağırlaştırabilir ve kulak zarında hasara yol açabilir.

6. Kulak zarı deliklerinde ve ventilasyon tüp uygulamalarında önlem almamak. Kulak zarında delik bulunan veya ventilasyon tüpü uygulanmış kişilerde dış kulak yolu ve orta kulak arasındaki bariyer ortadan kalkar. Orta kulağın su ile teması halinde enfeksiyonlar görülebilir. Hastanın kulağı sudan koruması ya da özel kulak tıkacı kullanması gerekir.

Yargıda bitmeyen ‘çifte standart’ tartışması

Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma ve uyuşturucu ticareti suçlarından 40 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan eski Habertürk Genel Müdürü Veyis Ateş, davanın ilk duruşmasında tahliye edildi

07.09.2026 22:10:00
Haber Merkezi
 
Yargıda bitmeyen ‘çifte standart’ tartışması
Yargıda bitmeyen ‘çifte standart’ tartışması
Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma ve uyuşturucu ticareti suçlarından 40 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan eski Habertürk Genel Müdürü Veyis Ateş, davanın ilk duruşmasında tahliye edildi.

Karar, Türkiye'de gazetecilere ve kamuoyunca tartışmalı isimlere yönelik yargı uygulamalarında "çifte standart" eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.

Uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan eski Habertürk Genel Müdürü Veyis Ateş, 7 Eylül Pazartesi günü ilk kez hakim karşısına çıktı. Ateş hakkında uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma ve uyuşturucu ticareti suçlarından 40 yıla kadar hapis cezası talep ediliyordu.

Mahkemenin ilk duruşmada tahliye kararı vermesi, kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Türkiye'de özellikle siyasi iktidarı eleştiren gazeteciler hakkında yürütülen soruşturma ve davalarda tutukluluk kararlarının uzun sürmesi, buna karşılık iktidara yakın olduğu değerlendirilen isimler açısından verilen daha hızlı tahliye kararları, uzun süredir muhalefet ve basın örgütleri tarafından eleştiriliyor.

"Aynı hukuk, farklı uygulama mı?"

Tartışmanın merkezinde ise aynı suçlama karşısında sanığın kimliği ve siyasi çevresi yargı kararlarının uygulanmasında etkili oluyor mu, sorusu var.

Bir tarafta yazdıkları, söyledikleri veya yaptıkları nedeniyle tutuklanan ve aylarca hatta yıllarca tutuklu kalan gazeteciler bulunurken, diğer tarafta siyasi iktidara yakınlığıyla bilinen bazı isimlerin daha kısa sürede tahliye edilmesi kamuoyunda "hukuk herkese eşit mi uygulanıyor?" sorusunu gündeme getiriyor.

Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonunda verilen karardan ibaret değildir. Adalet, aynı durumda bulunan herkes için aynı ölçünün uygulanmasıdır.

Tek parti iktidarı kendi dönemindeki sırları (!) araştırmaya başladı

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde ölümüyle ilgili yıllardır kamuoyunun zihnindeki soru işaretleri yeniden masada. 2012’de verilen takipsizlik kararı kaldırıldı, dosya yeniden açıldı

07.09.2026 20:00:00
Haber Merkezi
 
Tek parti iktidarı kendi dönemindeki sırları (!) araştırmaya başladı
Tek parti iktidarı kendi dönemindeki sırları (!) araştırmaya başladı
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüyle ilgili yıllardır kamuoyunun zihnindeki soru işaretleri yeniden masada. 2012'de verilen takipsizlik kararı kaldırıldı, dosya yeniden açıldı. Olay tarihinde cezaevinde görev yapan 11 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. 10 şüpheli gözaltında, 1 şüpheli ise yurt dışında firari durumda.

15 yıl sonra perde yeniden açıldı

Türkiye'nin yakın tarihindeki en çok tartışılan cezaevi ölümlerinden biri yeniden soruşturuluyor.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu, 12 Kasım 2011'de tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda rahatsızlandı. Hastaneye sevk edilen Kozinoğlu'nun, Silivri Devlet Hastanesi'ne ulaştırıldığında hayatını kaybettiği tespit edildi.

O dönemde yürütülen soruşturmada kamera kayıtları, tıbbi belgeler ve tanık ifadeleri incelendi. Cezaevi personeli, jandarma ve sağlık görevlilerinin yanı sıra koğuş arkadaşlarının ve Kozinoğlu'nun eşinin ifadeleri alındı.

Ancak soruşturma 10 Nisan 2012'de takipsizlik kararıyla kapatıldı. Şimdi o dosya yeniden açılıyor.

"Kapandı" denilen dosya yeniden masada



Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının dosyayı yeniden incelediğini açıkladı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın değerlendirmesinin ardından Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos tarihli kararıyla takipsizlik kaldırıldı. Böylece 15 yıl önce kapatılan soruşturmanın kapısı yeniden aralandı.

Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınırken, olayın bütün yönleriyle araştırılması amacıyla özel bir ekip oluşturuldu.

11 şüpheli, 10 gözaltı



Soruşturmadaki en çarpıcı gelişme ise cezaevi personeline yönelik adli işlemler oldu. Olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. 10 kişi gözaltına alınırken, 1 kişinin FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu belirlendi.

Bu gelişme, Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yıllardır cevapsız kalan soruların yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

ŞİMDİ EN KRİTİK SORU: O GECE NE OLDU?

Kozinoğlu'nun cezaevinde rahatsızlanmasından hastaneye ulaştırılmasına kadar geçen süreç yeniden mercek altında.

Kamera kayıtları, sağlık belgeleri, cezaevi uygulamaları, görevli personelin işlemleri ve daha önce alınan ifadelerin yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.

Soruşturmanın sonucunda, Kozinoğlu'nun ölümünde herhangi bir ihmal, kusur veya başka bir sorumluluk bulunup bulunmadığı ortaya konulmaya çalışılacak.

Şimdilik hiçbir şüpheli hakkında kesinleşmiş bir suçluluk hükmü bulunmuyor. Ancak 15 yıl sonra soruşturmanın yeniden açılması, dosyanın üzerindeki soru işaretlerini bir kez daha Türkiye'nin gündemine taşıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.