logo
22 AĞUSTOS 2026

İstanbul'un en eski irfan ocağı

13.10.2004 00:00:00
 
1975 yılında Divan Edebiyatı Müzesi olarak hizmete açılmış olan Galata Mevlevihanesi, devrinin kültür ve sanatını yansıtan kurumlardan biri olarak biliniyor

Yüzyıllar boyunca musiki ile bilimi bir arada kaynaştıran mevlevihanelerin Türk kültürüne etkileri büyük olmuştur. Mevlevihanelerin çevresinde toplanan pek çok kişi, güzel sanatların pek çok dalında öğrenim görmüş ve bilimsel alanda kendilerinden uzun uzun söz ettirmişlerdir.

Divan Edebiyatı Müzesi ya da İstanbul'un en eski mevlevihanesi

Beyoğlu semtinde Yüksekkaldırım'a inen yokuşun başında yer alan mevlevihane, İstanbul'un en eski mevlevihanesidir. II. Sultan Beyazıt devrinin beylerbeyi olan İskender Paşa'nın av çiftliği üzerine 1491 yılında inşa edilmiştir. İlk muallimi de Mehmed Semâ-i Çelebi'dir. Mevlevihane, Sultan III. Mustafa zamanında (1766) yangın geçirmiş ise de aynı sultan zamanında bugün ayakta olan mevlevihane yaptırılmıştır. Bina, daha sonraki yıllarda Sultan III.Selim, II. Mahmud ve Abdülmecid zamanlarında onarım görmüştür. Faaliyetini 1925 yılına kadar sürdüren mevlevihane 1967-1972 yılları arasında tekrar onarılmıştır. Külliye halinde inşa edilmiş olan mevlevihane; semahane, derviş hücreleri, hünkar mahfeli, bacılar kısmı, kütüphane, sebil, muvakkithane, gibi bölümlerden oluşmaktadır.

Osmanlı mimarî zevkinin bütün inceliğini yansıtıyor

1975'te 'Divan Edebiyatı Müzesi' adını alan Mevlevîhane'nin bu adı almasının nedeni, Divan Edebiyatının büyük ustalarından Şeyh Galib'in buraya gömülmüş olmasıdır.

Büyük bir avlu içerisinde yer alan iki katlı Mevlevîhanenin alt katında, dervişlerin eskiden çile doldurduğu her biri 5 m2 olan hücreler bulunuyor. Üst katında ise sema gösterileri için büyük bir alan ve Mevlevî kültürüne ait çeşitli eşyalardan oluşan bir sergi yer alıyor.

1491'den bu yana var olan Mevlevîhane sekiz dilime ayrılmış tavanındaki pastel renklerin kullanıldığı kalem işleriyle Osmanlı mimarî zevkinin bütün inceliğini yansıtıyor. Özellikle süslemelerdeki ayrıntıları ve büyük kristal avizesiyle Mevlevîhane daha çok, çağdaş sarayları andırıyor. Turistlerin uğrak mekânı hâline gelen Mevlevîhane, özellikle Şeb-î arûs günlerinde ve yaz sezonunda yapılan gösterileriyle çok sayıda turistin ilgi odağı. 500 yıldan beri varlığını koruyan Mevlevîhane'de sergilenmekte olan değerli eserler, İstanbul tarihi açısından önemli bir kaynak teşkil ediyor. Mevlevîhanenin bahçesi de içi gibi ayrı bir güzelliğe sahip. Yüzlerce senelik ağaçlar, suyu halen Terkos gölünden gelen Hasan Ağa Çeşmesi ve Âdile Sultan şadırvanıyla müzeye oldukça ilgi çekici bir görünüm kazandırıyor. Burada bulunan Mevlevî mezarlığı da âdeta bir mezar taşları müzesini andırıyor. İç içe bulunan tüm bu tarihî değerleri ve yeşillikler arasındaki zarafetiyle Divan Edebiyatı Müzesi, Beyoğlu'nda görülmesi gereken yerler arasında en başta geliyor.

Manisa merkezli suç örgütü operasyonunda 36 şüpheli tutuklandı

Manisa merkezli 5 ilde suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 39 şüpheliden 36'sı tutuklandı

22.08.2026 00:10:00 / Güncelleme: 22.08.2026 00:23:39
AA
 
Manisa merkezli suç örgütü operasyonunda 36 şüpheli tutuklandı
Manisa merkezli suç örgütü operasyonunda 36 şüpheli tutuklandı

Soma Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "yağma", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma", "kasten yaralama" ve "tehdit" suçlarına ilişkin soruşturma kapsamında yakalanan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Adliyeye sevk edilen 39 şüpheliden 36'sı çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklandı, 3'ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Operasyon

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve İstihbarat Şubeleri ile İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, 18 Ağustos'ta Manisa, Balıkesir, İstanbul, Mardin ve Kocaeli'de düzenlenen eş zamanlı operasyonda 2'si adli süreçteki çocuk olmak üzere 39 şüpheli gözaltına alınmış, adreslerde yapılan aramalarda ruhsatsız tabanca, 5 fişek, '5 kartuş, 'suçtan elde edildiği değerlendirilen 40 bin lira, dizüstü bilgisayar, tablet, 'bilgisayar kasası ve 'çok sayıda cep telefonu ele geçirilmişti.

Soruşturmada, müştekiler C.E.A, M.S. ve B.H'ye ait ancak başkaları tarafından kullanılan hesaplara yüklü miktarda para gönderildiği ve bu paraların çekildiği belirlenmişti.

Hesaplar arasında para transferi olduğu görülen 67 kişinin MASAK verileri alınarak yapılan incelemede şüpheli olarak tespit edilen 39 kişinin banka hesapları arasında yaklaşık 300 milyon lira para transferlerinin yapıldığı, paraların Coin TR, OKX, OKX GLOBAL gibi kripto varlık platformlarına aktarıldığı tespit edilmişti.
 

100’den fazla madenci gözaltına alındı

Aylardır ödenmeyen ücret, kıdem tazminatı ve sigorta alacakları için Ankara'da eylem başlatan Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerine polis müdahale etti. Aralarında sendika temsilcilerinin de bulunduğu 100'den fazla madenci gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı ve soluğu yeniden bakanlık önünde aldı. İşçiler, "Garantör olan devlet sözünü tutana kadar buradayız" dedi

21.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
100’den fazla madenci gözaltına alındı
100’den fazla madenci gözaltına alındı
Ankara, maden işçilerinin hak arama mücadelesiyle hareketli günler geçirmeye devam ediyor. Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik ve Elazığ Eti Gümüş işletmelerinde çalışan yüzlerce işçi, uzun süredir alamadıkları maaş, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve eksik yatırılan sigorta primleri için seslerini duyurmaya çalışıyor.

Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde yürütülen eylemlerin 11. gününde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde toplanan işçilere kolluk kuvvetleri sert müdahalede bulundu. Müdahale sırasında 100'ün üzerinde madenci ve sendika uzmanı yaka paça gözaltına alınırken, sahada görev yapan basın mensupları da darp edildi.

Geceyi nezarethanede geçiren işçiler yeniden bakanlık önünde

Eylemin 11. gününde akşam saatlerinde yaşanan büyük arbedenin ardından geceyi nezarethanede geçiren işçiler ve Bağımsız Maden-İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, sabah saatlerinde serbest bırakıldı. Yaşanan gözaltılar madencileri yıldırmaya yetmedi. İşçiler serbest kalır kalmaz, eylemlerinin 12. gününde bir kez daha Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde toplanarak oturma eylemine ve nöbete devam etti. Madenciler, maruz kaldıkları baskılara "Hırsızlar dışarıda, madenci içeride!" sloganlarıyla tepki gösterdi.

"Şirket bir işçinin hakkını ödemek için diğerini mağdur ediyor"

Holding tarafından sosyal medyada yapılan "Ödemeler eksiksiz tamamlanıyor" yönündeki açıklamalara işçilerden ve sendikadan yalanlama geldi. Bağımsız Maden-İş yetkilileri, Doruk ve Eti Gümüş işçilerinin alacaklarının sadece çok küçük bir kısmının yatırıldığını deşifre etti. Üstelik bu ufak ödemenin yapılabilmesi için holdinge bağlı Yozgat Rasih ve İhsan Madencilik işçilerinin maaşlarının yatırılmadığı iddia edildi.

Rasih ve İhsan madeninde çalışan işçilerin bu ayla birlikte tam 4,5 aydır maaş alamadığı belirtildi. Sendika, şirketin adeta "bir işçinin hakkını gasp ederek diğerine pay ettiğini" vurguladı.

İşçilerin bu süreçte karşılanmasını istediği temel talepler arasında aylardır ödenmeyen net maaşlar, kıdem ve ihbar tazminatları, eksik yatırılan sigorta primleri ile bakanlığın verdiği garantörlük sözünün tutulması yer alıyor. 12. gününe giren eylemde, 100'den fazla işçinin gözaltına alınmasının ardından Ankara Valiliği 15 günlük bir yasak kararı ilan etse de işçiler 24 saat kesintisiz nöbet tutmaya kararlı görünüyor.

Bürokrasiye ve bakanlığa sert tepki: 'Garantör nerede?'

Serbest bırakılmasının ardından açıklamalarda bulunan sendika örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, Çalışma Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı'nın gözü önünde periyodik ve sistematik olarak işçi haklarının gasp edildiğini ifade etti.

Devlet yetkililerinin holdingleri koruduğunu savunan Aksu, "Madenci burada, garantör olan bakan nerede? Bürokrasinin, valilerin ve yargıçların holdinglerin hışmından korktuğu bir sistemle karşı karşıyayız. Kimseye zararımız yok, hakkımız verilene kadar bu kapıdan ayrılmayacağız" diyerek tepkisini dile getirdi.

Ankara Valiliği'nin eylemlerin yoğun insan sirkülasyonu yarattığı gerekçesiyle aldığı yasak kararına ve kolluk kuvvetlerinin abluka nedeniyle getirdiği kumanya-battaniye engeline rağmen madenciler geri adım atmayacaklarını ilan etti. Siyasi partilerden ve demokratik kitle örgütlerinden de destek alan maden işçileri, talepleri eksiksiz karşılanana kadar Enerji Bakanlığı binası önünde 24 saat baret vurarak bekleyişini sürdürecek.

Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde denizden peş peşe çıkarılan 2'si kadın 3 cesedin kimlikleri belirlendi. Hayatını kaybedenlerin aynı aileden kardeşler olduğu ortaya çıkarken, kayıp olan dördüncü kardeş ise yürütülen arama çalışmaları sonucunda sağ olarak ulaşıldı

21.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Kocaeli'nin Darıca ilçesi Yeni Mahallesi sahil şeridinde dün öğleden sonra yaşanan ve tüm kenti yasa boğan olayla ilgili kahreden detaylar netleşmeye başladı. Edinilen bilgilere göre, Şehit Cevher Dudayev Parkı mevkisinde denizde hareketsiz duran kişileri gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis, sağlık, itfaiye ve Sahil Güvenlik ekibi sevk edildi.

Bir saat arayla 3 cansız beden çıkarıldı

Sahile ulaşan ekipler, ilk etapta denizden kıyafetleri üzerinde olan iki kadının cansız bedenini karaya çıkardı. Bu olaydan yaklaşık bir saat sonra, aynı bölgede kıyıya vuran bir erkek cesedi daha tespit edilerek sudan alındı. Üzerlerinden kimlik çıkmayan cenazeler, savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm nedenlerinin tespiti ve kimliklendirme işlemleri için Gebze Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Acı sır çözüldü: Üçü de kardeş

Emniyet kaynaklarından edinilen son bilgilere göre, adli tıp morgunda yapılan incelemelerde hayatını kaybedenlerin Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli kardeşler olduğu belirlendi. Bir süredir kendilerinden haber alınamayan kardeşlerin günlük kıyafetleriyle denizde bulunması dikkat çekti.

İlk incelemede darp veya boğuşma izi yok

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ve adli tıp uzmanlarının cenazeler üzerinde yaptığı ilk incelemelerde, kardeşlerin vücutlarında herhangi bir kesici-delici alet yarası, darp veya boğuşma izine rastlanmadı. Ölümün boğulma kaynaklı olup olmadığı ya da arkasında başka bir neden bulunup bulunmadığı adli tıp raporunun ardından netlik kazanacak.

Kayıp olan dördüncü kardeş sağ bulundu

Olayın ardından ailenin bir çocuğunun daha kayıp olduğu ve kendisinden haber alınamadığı bilgisi üzerine ekipler alarma geçti. Denizde ve sahil şeridinde gece saatlerinde hava koşulları nedeniyle ara verilen arama çalışmaları, yürütülen teknik takip ve alan taramasıyla birleştirildi.

Yapılan titiz çalışmalar neticesinde, kayıp olan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, deniz dışında tamamen farklı bir noktada sağ olarak bulundu. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Bilgenur Sakar'ın, olayın gizemini çözmek adına ifadesine başvurulacağı bildirildi.

Soruşturma çok yönlü devam ediyor

Cumhuriyet Savcılığı ve Kocaeli Emniyeti, olayın bir toplu intihar mı, kaza mı yoksa cinayet mi olduğunu aydınlatmak için çok yönlü bir soruşturma yürütüyor. Kardeşlerin bölgeye geliş güzergahları, denize giriş anları ve olay öncesinde kimlerle iletişimde oldukları sahil şeridindeki tüm MOBESE ve güvenlik kameraları incelenerek tek tek tespit ediliyor.

Emniyet birimlerinin ilerleyen saatlerde olayın detaylarına ilişkin resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

Antalya Havalimanı'nda kadın cinayeti

Antalya Havalimanı 2. Dış Hatlar Terminali yolcu indirme bölümündeki peronda emekli polis memuru H.D., havalimanındaki bir mağazada satış danışmanı olarak çalışan Elina Ş'yi (38) beylik tabancası ile vurdu

21.08.2026 16:51:00
İHA
 
Antalya Havalimanı'nda kadın cinayeti
Antalya Havalimanı'nda kadın cinayeti
Antalya Havalimanı 2'nci Terminal otoparkında emekli polis memuru, görev yaptığı dönemden tanıdığı kadını beylik silahı ile vurarak öldürdü. Şahsın olaydan önce kadının evine de gittiği ortaya çıktı.

Olay, sabah saatlerinde Fraport TAV Antalya Havalimanı 2'nci Terminal otoparkında meydana geldi. Emekli polis memuru H.D. (51), henüz bilinmeyen bir nedenle aralarında yaşanan sorun nedeniyle, havalimanında görev yaptığı dönemden arkadaşlıkları bulunan Gürcistan uyruklu Elina Ş. ile görüşmek üzere evine gitti. Kadını evinde bulamayan şahıs, çalıştığı Antalya Havalimanı 2'nci Terminal'e geldi.

Otopark kısmında Elina Ş. ile bir araya gelen H.D., burada çıkan tartışmanın ardından beylik tabancası ile 2 çocuk annesi Elina Ş.'ye ateş etti. H.D., havalimanındaki görevli polis memurları tarafından suç aleti ile birlikte yakalandı. Başına isabet eden kurşun ile ağır yaralanan Elina Ş., olay yerine gelen ambulansla ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılırken tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Bunun üzerine Olay Yeri İnceleme Ekibi, Antalya Havalimanı 2'nci Terminal önünde inceleme yaptı

Kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. 

Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, elektrik kesme ve tahliye baskısıyla fahiş kira ödemek zorunda kalan kiracının açtığı davada ezber bozan bir emsal karara imza attı. Yüksek mahkeme, davalarda hukuki etiketlere değil, kiracının maruz kaldığı baskıya ve uyuşmazlığın özüne bakılması gerektiğine hükmetti

21.08.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Türkiye genelinde ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin yargı kanadından milyonları ilgilendiren çok kritik bir hamle geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ev sahibinin tahliye baskısı ve elektrik/su kesme tehditleri doğrultusunda fahiş kira bedelleri ödemek zorunda bırakılan kiracılar için emsal bir karara imza attı.

Ankara'da yerel mahkemenin "icra tehdidi bulunmadığı" gerekçesiyle reddettiği dosyayı inceleyen yüksek mahkeme, haksız alınan fahiş kira farklarının "sebepsiz zenginleşme" kapsamında kiracıya iade edilmesinin önünü açtı.

"Davanın adına değil, özüne bakılması lazım"

Ankara'nın Polatlı ilçesinde bir kiracının, ev sahibinin sürekli tahliye baskısı ve elektrikleri kesme tehdidi üzerine fahiş kira artışını kabul etmek zorunda kaldığını belirterek açtığı "fazla ödenen bedelin iadesi" davası hukuk dünyasında yeni bir dönem başlattı. Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin davanın usul yönünden eksiklikleri nedeniyle verdiği ret kararının ardından, Adalet Bakanlığı devreye girerek dosyayı kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay'a taşıdı.

Dosyayı esastan inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemelerinin "isim ve etiket" takıntısından sıyrılması gerektiğini vurguladı. Kararda, bir davanın hukuken nasıl adlandırıldığından ziyade, davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların ve kiracının üzerinde kurulan psikolojik/ekonomik baskının (tehdidin) gerçek içeriğinin dikkate alınması gerektiği net bir dille belirtildi.

Haksız kazançlar sebepsiz zenginleşmeyle geri alınacak

Bu kararla birlikte ev sahibinin baskısıyla rayicin çok üzerinde kira ödeyen kiracılar, aradaki fahiş farkı geriye dönük olarak talep edebilecek. Mahkemeler bundan sonra "bu bir uyarlama davası mı, tespit davası mı?" gibi şekilsel tartışmalar yerine direkt mal sahibinin kiracı üzerinde kurduğu baskının boyutunu ve haksız kazancın miktarını inceleyecek.

Hukukçular, bu kararın özellikle son dönemde fahiş kira artışları için ara formüller arayan, abonelik iptali veya tahliye tehdidi savuran mülk sahiplerinin haksız kazanç sağlama girişimlerine büyük bir hukuki bariyer oluşturacağı görüşünde birleşiyor.

Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı

İzmir'de Çiğli Belediye Başkanı'nın park halindeki aracına silahla ateş eden şüpheli gözaltına alındı

 

20.08.2026 20:44:00 / Güncelleme: 21.08.2026 08:01:33
Anadolu Ajansı
 
Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı
Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı

İzmir'de Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına silahla ateş eden şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Çiğli Belediyesi otoparkına çalıntı motosikletle giden K.S. (21), henüz belirlenemeyen bir nedenle Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına silahla ateş etti.

Olayın ardından kaçmaya çalışan şüpheli, güvenlik görevlilerince yakalanıp polise teslim edildi.

Olay anı, otoparkın güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Görüntülerde, otoparka motosikletle gelen şüphelinin, Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına tabancayla defalarca ateş ettiği, ardından kaçmaya çalışırken güvenlik personelince yakalandığı ve diğer görevlilerce etkisiz hale getirildiği yer alıyor. 

Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu

Şişli'de bir binadan yayılan kötü koku ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen ekipler, kokuların geldiği dairede yaptığı incelemede 25 yaşındaki gencin cansız bedeniyle karşılaştı

20.08.2026 20:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu
Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu
Olay, saat 16.30 sıralarında Kuştepe Mahallesi Zeytinlik Sokak'ta bulunan 4 katlı binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir binadan gelen kötü koku üzerine mahalle sakinleri ihbarda bulundu. Kötü kokunun geldiği binanın yöneticisiyle görüşen mahalleli durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi.

Polis ekipleri kötü kokunun geldiği tespit edilen binanın girişinde bulunan daireye çilingir yardımıyla girdi. Sağlık ve polis ekipleri yaptığı incelemelerde, dairede ikamet ettiği öğrenilen Yusuf Dinç'in (25) hayatını kaybettiğini belirledi. Bina önünde ve mahalle girişinde polis ekipleri güvenlik önlemi aldı. İncelemenin ardından şahsın cenazesi otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı. Ekipler, gencin vücudunda herhangi bir darp ve kesici alet izine rastlanmadığı öğrenildi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz

ABD Başkanı Trump’ın Temmuz’daki Ankara ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği sıcak mesajlar ve "yaptırımları kaldıracağız" taahhüdü, Washington bürokrasisinin ve Kongre engellerinin duvarına çarptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Söz aldıktan sonra 40 gün geçti, adım atılmadı" sitemiyle yeniden alevlenen krizde, ABD’nin övgü dolu söylemleri eyleme dönüştürmediği netleşti

20.08.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz
F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz
HABER ANALİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Al Jazeera ve farklı uluslararası mecralara verdiği röportajlarda, ABD Başkanı Donald Trump'tan F-35 savaş uçakları konusunda kesin bir söz aldığını belirterek, Washington yönetiminin bu vaadi yerine getirmesini beklediklerini kamuoyuna duyurdu.

Hatırlanacağı üzere, 7 Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında Trump, Erdoğan'ı ve Türkiye'nin askeri gücünü öven açıklamalarda bulunmuş; Rusya'dan alınan S-400 füze savunma sistemleri nedeniyle Aralık 2020'den bu yana uygulanan CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını ve Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşünü "kesinlikle değerlendireceğini" söylemişti. Hatta Trump, Netanyahu ile yapacağı görüşme öncesinde basına yansıyan demeçlerinde, "Türkiye harika bir müttefik olmuştur, kimse bana ne satıp satmayacağımı söyleyemez" diyerek rest çekmişti.

Ancak zirvenin üzerinden haftalar geçmesine rağmen Washington cephesinden somut hiçbir idari ya da yasal adım gelmedi; aksine tam bir sessizlik hakim oldu.


Kongre'ye gönderilen S-400 mektubu


Yunan ve Amerikan basınına sızan 22 Temmuz 2026 tarihli resmi yazışmalar, Trump'ın kameralar önündeki "sözlerinin" arka plandaki kurumsal devlet mekanizmasıyla çeliştiğini gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kongre üyelerine gönderdiği bilgilendirme mektubunda, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilebilmesi için gerekli hukuki şartları henüz karşılamadığı açıkça belirtildi.

Mektupta yer alan detaylara göre, ABD yasaları, Rus menşeili S-400 sistemleri Türkiye mülkiyetinde ve toprağında kaldığı sürece Pentagon'un F-35 transferi yapmasını kesin bir dille yasaklıyor. Trump yönetimi bürokrasisi, S-400 krizinin çözülmesi için bu sistemlerin tamamen Türkiye dışına çıkarılmasını ve gelecekte benzer alımlar yapılmayacağına dair yazılı ve bağlayıcı taahhütler verilmesini talep ediyor.

Bunun yanı sıra İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Kongre'deki güçlü Yunan-İsrail lobileri de Ankara'nın Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikalarını gerekçe göstererek Türkiye'ye radara yakalanmayan 5. nesil jetlerin teslim edilmesini engellemek için baskılarını sürdürüyor.


F-16 Blok 70 sözleşmesinde fiyat ve teslimat çıkmazı


F-35 programına alternatif olarak yürütülen ve görece daha kolay çözülmesi beklenen 40 adet yeni F-16 Blok 70 savaş uçağı ile modernizasyon kitleri tedariki de Washington'un oyalama taktiklerinden nasibini almış durumda.

2024 yılında ön sözleşmesi imzalanan 23 milyar dolarlık dev pakette, ABD'li üretici Lockheed Martin ile Ankara arasında ciddi bir fiyat ve maliyet krizi yaşanıyor. ABD'nin Türkiye'ye sunduğu yüksek maliyetler ve üretim yoğunluğunu öne sürerek teslimat takvimini sürekli ertelemesi üzerine, Milli Savunma Bakanlığı geçtiğimiz süreçte F-16 modernizasyon kitlerinin bir kısmından vazgeçildiğini açıklamıştı. Tayvan gibi ülkelere F-16V teslimatları tam gaz devam ederken, Türkiye'nin taleplerinin pazarlık masalarında kilitlenmesi, ABD'nin "müttefiklik" samimiyetini bir kez daha sorgulatıyor.


Ankara'nın alternatif hamleleri


Washington'dan istediğini alamayan ve Trump'ın "övgü dolu sessizliğiyle" karşı karşıya kalan Ankara, hava gücünü tahkim etmek için çoklu bir strateji izliyor.

İlk olarak Türkiye, Birleşik Krallık ile imzaladığı 20 adet yeni Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik süreci kapsamında, uçuş ve bakım personelini Ağustos 2026 itibarıyla kademeli olarak eğitim için İngiltere'ye göndermeye başladı. İkinci olarak, ABD'den gelecek yeni F-16'ların gecikmesi, ASELSAN imzalı MURAD AESA radarı ve milli görev bilgisayarlarını içeren ÖZGÜR modernizasyonu ile telafi edilmeye çalışılıyor. Bu yerli hamle sayesinde envanterdeki mevcut F-16'lar 4,5. nesil seviyesine yaklaştırılıyor. Son olarak, Milli Muharip Uçak KAAN'ın seri üretim takvimi için kritik öneme sahip olan ABD menşeili General Electric F110 motorlarının tedarik süreçleri de Ankara tarafından yakından takip ediliyor.

Özetle; Trump liderliğindeki Beyaz Saray, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kurduğu kişisel dostluk köprülerini ve kamuoyu önündeki jestleri bir dış politika enstrümanı olarak kullanırken, kurumsal planda Türkiye'ye yönelik askeri ambargoyu gevşetmeye niyetli görünmüyor. Ankara ise Washington'un bu oyalama siyasetine karşı, "Trump'ın sözünü tutmasını beklerken" bir yandan da kendi yerli savunma sanayii ekosistemini ve alternatif ittifaklarını güçlendirerek jet açığını kapatmayı hedefliyor.

"Hakkımızı alana kadar buradayız"

Güvenpark'ta 38 gün süren oturma eylemine sabaha karşı yapılan polis müdahalesinin ardından er şehit aileleri ve er gaziler, eylemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önüne taşıdı. Mağduriyetlerinin çözülmesini isteyen gaziler, "Biz öcü değiliz, haklarımızı alana kadar hiçbir yere gitmiyoruz" diyerek kararlılık mesajı verdi

20.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
"Hakkımızı alana kadar buradayız"
"Hakkımızı alana kadar buradayız"
Türkiye'nin 81 ilinden hak arayışı için başkente gelen er şehit aileleri ve er statüsündeki gazilerin adalet çığlığı büyüyor. Ankara Güvenpark'ta tam 38 gündür rütbe farkı gözetilmeksizin eşit özlük hakları talebiyle nöbet tutan aileler ve gaziler, sabaha karşı düzenlenen bir şafak operasyonuyla alandan uzaklaştırıldı. 
 
Karga tulumba otobüslere bindirilerek Bilkent Gazi Uyumevi'ne götürülen gazi ve şehit yakınları, buradaki kısıtlamalara ve barınma sorunlarına tepki göstererek eylemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önüne taşıdı.

Park bariyerlerle kapatıldı

Ağustos ayının ortasından bu yana Ankara'nın göbeğinde seslerini duyurmaya çalışan gazilere, dün sabah saat 04.45 sıralarında yüzlerce polisin katıldığı bir operasyon yapıldı. Yataklarında uyuyan şehit anaları ve uzuvlarını terörle mücadelede kaybetmiş gaziler, polis zoruyla parktan çıkarıldı. Müdahalenin ardından tarihi Güvenpark tamamen boşaltılarak demir bariyerlerle abluka altına alındı.
 
Operasyonun ardından açıklama yapan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, yaşanan muameleye sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

"Sabahın köründe sanki terörist alıyormuş gibi çok ağır bir müdahaleyle karşılaştık. Biz bu ülkenin onuru için askere gittik, bedel ödedik. Bizi kaldırıp Bilkent Gazi Uyumevi'ne kilitlediler, orada adeta rehin tutulduk. Biz öcü değiliz, diyaloğa kapalı değiliz. Bu sorun çözülene kadar alanlardayız. Ya öleceğiz ya da hakkımızı alacağız."

"Sosyal haklara gelince herkes sırtını dönüyor"

Eyleme katılan er gaziler ve destek veren polis gazileri, TSK bünyesindeki rütbeli subay/astsubay gaziler ile er/erbaş gaziler arasında yaratılan derin uçuruma dikkat çekiyor. Güneydoğu'da ve sınır ötesi operasyonlarda aynı kurşuna göğüs gerdiklerini belirten kahramanlar, sağlık ve protez yardımlarında dahi ayrımcılık yapıldığını vurguluyor.
Alana destek için gelen bir polis gazisi, içerideki durumu şu sözlerle özetledi:
 
"Bu çocuklar 20 yaşında, fidan gibi askere gitti; dağda bacağı, kolu, gözü koptu. Sosyal haklara gelince herkes sırtını dönüyor. Bir subay gazi en iyi sağlık koşullarından, göz, diş, ayak protezi imkanlarından sonuna kadar faydalanıyor. Bizim er gazimiz ise protezini kredi kartından borç alarak yaptırmaya çalışıyor. Şehit erin annesi orduevine kapıdan giremezken, rütbeliler yedi göbek ailesini sokuyor. Adalet bunun neresinde?"

Bakanlık önünde kamp kuruluyor

Bilkent'teki uyumevinden çıkışları yapılan ve kalacak yer bulamayan gaziler ile şehit yakınları, eylemlerinin 39. ve 40. gününde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı binası önünde toplandı. 
 
Bakanlık yetkilileriyle görüşmek üzere gazi ve şehit yakınlarından oluşan küçük bir heyet binaya kabul edildi. Bakanlık içinde müzakereler sürerken, dışarıda bekleyen kitle sorunlarına kesin bir çözüm getirilmediği takdirde bakanlık önüne kamp kuracaklarını ilan etti.

Gazilerin temel talepleri neler?

Meclis'ten geçen son kanun tekliflerinin beklentilerini karşılamadığını ve adeta "bir parmak bal çalmaktan" ibaret olduğunu belirten Er Şehit ve Gaziler Platformu taleplerini şu şekilde sıralıyor:
 
Emsal Statü ve Hak Eşitliği: Rütbe ayrımı yapılmaksızın tüm şehit yakınları ve gazilere eşit özlük, maaş ve tazminat haklarının verilmesi.

Medikal ve Protez Güvencesi: Uzuv eksikliği bulunan gazilerin ihtiyaç duyduğu yüksek teknolojili protez ve medikal ürünlerin, hiçbir Contribution (katkı payı) veya borçlanma olmaksızın devlet tarafından karşılanması.

Cumhurbaşkanlığına Bağlı Daire Başkanlığı: Şehit ve gazi işlemlerinin siyaset üstü bir anlayışla yürütülmesi amacıyla, Aile Bakanlığı bünyesinden çıkarılarak doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı müstakil bir daire başkanlığı kurulması.

Rojin’in dosyasında 59 dakikalık gizem

Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş soruşturmasında sarsıcı bir son dakika gelişmesi yaşandı. Genç kızın cep telefonunda, kaybolduğu anlarda tam 59 dakika boyunca hiçbir veri akışı olmadığı, ardından sabaha kadar internet kullanımının devam ettiği ortaya çıktı. Aile avukatı, "O saatten sonra telefonu katiller kullandı" dedi

20.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Rojin’in dosyasında 59 dakikalık gizem
Rojin’in dosyasında 59 dakikalık gizem
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş'in ölümünün üzerindeki sır perdesi, dijital incelemelerden elde edilen yeni bulgularla aralanıyor. İspanya ve Çin'deki siber laboratuvarların ardından şifresinin kırılması için Mersin'deki adli bilişim uzmanlarına gönderilen cep telefonuna ait internet trafik dökümleri, soruşturmanın seyrini kökten değiştirecek cinsten.

Tam 59 dakika sustu, sabaha kadar çalıştı

Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut'un kamuoyuyla paylaştığı son verilere göre, Rojin'in kaybolduğu gün cep telefonunda 19.04 ile 20.03 saatleri arasında hiçbir veri akışı gerçekleşmedi. Genç kızın sahilde kaybolduğu ana kadar aktif şekilde sosyal medya (WhatsApp veya Instagram) üzerinden görüşmeler yaptığı belirlenirken, bu bir saatlik dilimde cihaz tamamen sessizliğe gömüldü.

Asıl dikkat çeken ayrıntı ise bu sessizliğin hemen ardından başladı. Saat 20.03'ten ertesi sabah 09.00'a kadar Rojin'in internet paketi üzerinden yoğun bir veri akışı tespit edildi.

"Telefonu Rojin değil, onu kaçıranlar kullandı"

Bulguları değerlendiren avukat Abdurrahman Karabulut, cinayet şüphesini açıkça ortaya koyan şu açıklamayı yaptı:

"Rojin son kaybolduğu noktaya gidene kadar telefonla görüşüyordu. Ancak 19.04 ile 20.03 arası bir kesinti var. Ne olduysa tam o esnada oldu. Saat 20.03'ten sonra sabaha kadar kendisini arayan onlarca kişi olmasına rağmen bu aramalar yanıtsız kaldı ancak internetten veri akışı devam etti. Bu durum, telefonun o dakikadan itibaren Rojin'i kaçıran veya öldüren faillerin elinde olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Telefon açık olsaydı, Rojin gelen aramalara mutlaka yanıt verirdi."

Aileden "JASAT" ve deniz araçları talebi

Soruşturmada çember daralırken aile, dosyanın emniyetten alınarak bu tür spesifik olaylarda uzmanlaşmış olan JASAT'a (Jandarma Suç Araştırma Timi) devredilmesini talep etti. Ayrıca olayın yaşandığı saatlerde Van Gölü'nde bulunan tüm deniz araçlarının ve teknelerin de şüpheli sıfatıyla mercek altına alınması istendi.

DNA soruşturması genişliyor: Hedef 2 bin 500 kişi

Daha önce Adli Tıp Kurumu raporlarında Rojin Kabaiş'in kıyafetlerinde ve mahrem bölgelerinde iki farklı erkeğe ait DNA kalıntıları saptanmıştı. Bugüne kadar şüpheli sıfatıyla 600'e yakın kişiden alınan DNA örnekleri bu kalıntılarla eşleşmedi. Cumhuriyet Savcılığı'nın, bölgedeki şüpheli profilini büyüterek DNA incelemesini 2 bin 500'ün üzerinde kişiye yaymayı hedeflediği öğrenildi.

Kilitlenen 10 haneli ekran şifresi nedeniyle küresel siber firmalarının dahi açmakta zorlandığı telefonun, Mersin'deki yerli teknik bilirkişiler tarafından tamamen kopyalanması halinde, 27 Eylül'deki o karanlık gecenin tüm sorumlularının açığa çıkarılması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.